{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/216 <br>KARAR NO:2025/835<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/10/2022<br>NUMARASI:2018/1383 E. - 2022/750 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının muhatabı ... Bankası, ... Şubesi, keşidecisi ... Şirketi olan  ... seri numaralı, 64.149,54.-TL değerindeki 23.05.2018 tarihli çeki ... sayılı icra takip dosyası ile icra takibine konu ettiğini, çekteki ciro silsilesinde müvekkilin de sözde cirosu bulunduğunu, icra takibine konu edilen çekte yer alan müvekkilinin cirosunun müvekkilin imzası ve kaşesi taklit edilerek kullanılan sahte ciro olduğunu, dava konusu çekte yer alan keşideci,lehtar ve cirantalarla müvekkilinin hiçbir ticari bağı olmadığını, çekte gerçek bir imzası olmayan müvekkili şirketin bu çekte yer alan hiçbir kişiye, şirkete ve bu arada davalı bankaya da bir borcu bulunmadığını,  icra takibinde ödeme emrinin müvekkili şirketin eski işyeri adresine TK 21.maddesine göre tebliğ edilmiş olduğunu, bu tebliğden geç haberi olan müvekkilinin icra mahkemesine imza itirazında bulunmak için itiraz süresini kaçırdığını savunarak;  müvekkilin ... sayılı icra takip dosyası ile takip edilen alacak için borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davanın tarafı olmadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, çek keşidecisi ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan defilerin ve itirazların iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin davalı sıfatına sahip olmadığını bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  dava konusu çekin  müvekkili bankanın kredili müştesi... Ltd.Şti   tarafından kullanmış oldukları kredilerden mahsup edilmek üzere temlik cirosuyla müvekkil Bankaya verilmiş olan çek olduğunu, çekin incelenmesinde görüleceği üzere müvekkil banka çeklerde  yetkili hamil olduğunu, çekin bir ödeme aracı olduğunu, keşideci ve lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların iyi niyetli 3.kişiyi cirantaları bağlamayacağını, çekin müvekkili bankanın zilyetliğinde olduğunu ve müvekkil bankanın iyi niyetli hamil olduğunun açık olduğunu, müvekkili bankanın elinde bulunan çekin ... Ltd.Şti firmasının borçlarına karsılık olduğunu, senet metninden anlaşılmayan dava konusu itiraz sebebinin müvekkili bankaya karşı ileri sürülebilme olanağının olmadığını, müvekkilinin dava konusu çekleri temlik cirosu ile teslim ve devir aldığını savunarak; davanın reddini, %20'den icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile;\"Davanın KABULÜ ile, davacının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile takip edilen alacak nedeniyle borçlu olmadığının TESPİTİNE,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; kambiyo senetleri illetten mücerret olduğundan çek keşidecisi ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan def'i ve itirazların iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyeceğini, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ATK raporunun imzaya ilişkin kanaat içermekte olup kesin bir tespit ortaya koymadığını, aynı zamanda imzaya esas belgelerin içerisinde bulunan fotokopi belgeler esas alınarak imza incelemesinin Yargıtay uygulamasına aykırı olduğunu,  ATK raporunda sınırlı sayıda mukayeseye esas belge üzerinde inceleme yapıldığı gibi incelemeye fotokopi belgelerin de dahil edildiğini,  Adli Tıp Kurumları'nın imza incelemesinde son mercii olmadığını, raporun Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilmesinin de rapora üstünlük tanınması sonucu doğurmadığını, mahkemece rapora karşı itirazlarının  dikkate alınmadığını, eksik incelemeye dayanarak hüküm tesis eden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini,  dava konusu çekin davacının defterlerinde kayıtlı olduğunun, davacının çekte yer alan dava dışı şirketlerle gerçek bir ticari ilişkisinin olduğunun ve defterleri ile uyumlu ciro silsilesine göre dava konusu çekten davacının borçlu olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bu tespitlere rağmen dosyada davacının borçlu olmadığını gösteren davacı lehine  delil bulunmazken ve davacı tarafından çekin elinden rıza dışı çıktığı/çalındığına dair yapılmış bir şikayet ya da açılmış bir hukuk davası bulunmazken dosyadaki en önemli delillerden biri olan ve davacının açık bir şekilde çek nedeniyle borçlu olduğunu ortaya koyan bilirkişi raporunun huzurdaki etkisinin nasıl olmadığını anlamlandıramadıklarını, bilirkişi raporunun davacı ikrarı ile örtüştüğünü, dava konusu çeki kendi rızasıyla dava dışı ... Şti.'ye verdiğini kabul ettiğini, bilirkişi tarafından yapılan tespitin de davacının bu beyanını doğruladığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunsa da senet üzerindeki imzanın inkar edildiğinin açıkça görüldüğünü, bu itirazın mutlak defi olarak herkese karşı ileri sürülebileceğini, davalı tarafından fotokopi evrak ile imza incelemesi yapıldığı ATK raporunun kesin kanaat içermediği iddiasının bir mesnedi bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu raporu ile müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, davaya konu çek üzerindeki cironun sahte olduğunu, davalının hayatın olağan akışına uygun böyle bir durumda mağdurun şüpheliler hakkında şikayette bulunmasını beklediğini söylediğini, davalının salt algı değiştirmeye çalıştığını, müvekkilleri tarafından şüpheliler hakkında Gaziantep CBS 2018/36496 Sor. numaralı dosya ile görülen şikayette bulunduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı vekili ,  uyuşmazlık konusu  çekteki  imzanın  davacı şirket yetkilisine  ait olmadığını beyanla  borçlu olunmadığının  tespitini talep etmiştir. ... sayılı icra takip dosyasında,  davalı tarafından   ...Bankası, ... Şubesine ait , 23.05.2018 tarihli , keşidecisi... Şirketi, lehtarı davacı şirket  olan  ... seri numaralı, 64.149,54.-TL bedelli çeke dayalı olarak  kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapıldığı,çekin arka yüzünde sırasıyla davacının  ve ... Şirketi cirosunun bulunduğu, çekin  ibrazında  işlem yapılmadığı görülmektedir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin  19/10/2021 tarihli raporunda ; \" İnceleme konusu çek arka yüzde \" ... \" kaşe izi üzerinde 1. ciroya atfen atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı\"  bildirilmiştir. İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişiler  tarafından çeklerin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan ve  keşide tarihine yakın belgele asıllarının  mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun   yapıldığı ,imzanın basit tersimli olmakla birlikte kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği, raporun denetime elverişli ve  yeterli olduğu , hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 19/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Davacının dava dışı ... Şirketi’nin davacıya keşide ettiği, ... Bankası ... Şubesinin ... nolu 23.06.2017 vadeli 64.149,54 TL tutarlı çeki dava dışı ... Şti.’ne verdiği, dava dışı ... Şirketi’nin davacıya keşide ettiği aynı tutarlı ... Bankası ... Şubesinin ... nolu 27.07.2017 vadeli 64.149,54 TL tutarlı çeki de dava dışı ... Şti.’ne verdiğinin  tespit edildiği,  davaya konu ... Bankası ... Şubesinin ... nolu 23.06.2017 vadeli 64.149,54 TL tutarlı çekin 23.05.2018 tarihinde Bankamıza ibraz edilmiş ... Şirketi' ne T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi' nce denetim ve onay kayyumu atanmış olduğundan ödenmediği, çekteki ciro silsilesine göre davaya konu çekten dolayı davacının borçlu olduğu, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu' nun ...-..../... nolu raporunda “çek üzerindeki imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...' ın eli ürünü olmadığı yönünde kanaat belirttiğinin davacının çekten dolayı borçlu olup olmadığının Mahkemenin takdirinde\" olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili 21.07.2022  tarihli rapora karşı beyan dilekçesinde, müvekkilinin çek üzerinde yer alan şirketlerle ticari ilişkisinin bulunduğu, ancak takibe konu olan çekin borcuna karşılık olarak cirolama işlemi yapılmaksızın, teminat amacıyla ... Şirketi’ne verildiği , bu teminat çekinin geri istendiği ve başka bir müşteriden alınan aynı meblağlı çekin bu kez cirolama işlemi yapılmak suretiyle ... Şirketi’ne verildiği,  bu işlemle birlikte teminat olarak verilen ilk çekin iadesinin talep edildiği , bilirkişi raporunun 5. sayfasında yer alan “Tablo-3” incelendiğinde,... firmasına alacağına karşılık olarak aynı miktarlı iki farklı çekin teslim edilmiş olduğu (20.03.2017 ve 30.06.2017 tarihli), ... firmasının, müvekkili şirketten borcunu ikinci cirolu çekle tahsil etmiş olmasına rağmen, teminat olarak verilen çeki  iade etmediği ve söz konusu çeki sahte imza ve kaşe kullanmak suretiyle piyasaya arz ettiği beyan edilmiştir.Menfi tespit davasında “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Davalının husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre ; dava,  imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim  imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekin lehtarı olan davacı şirket yetkilisi adına atılmış 1.ciranta imzasının davacı şirketin  yetkilisinin eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davacıya ait defter incelemesinde davacının dava dışı ... Şirketi’nin davacıya keşide ettiği,...Bankası .... Şubesinin... nolu 23.06.2017 vadeli 64.149,54 TL tutarlı çeki dava dışı ... Şti.’ne verdiği, dava dışı ... Şirketi’nin davacıya keşide ettiği aynı tutarlı ... Bankası ... Şubesinin... nolu 27.07.2017 vadeli 64.149,54 TL tutarlı çeki de dava dışı ... Şti.’ne verdiğinin bilirkişi tarafından  tespit edildiği, davacının defterlerinde kayıtlı olan çekin düzenleme tarihinin 23.06.2017 olduğu, takibe konu çekin ise 23.05.2018 düzenleme tarihli olduğu ve düzenleme tarihinin düzeltilip paraflandığı, davacı vekilinin rapora karşı beyanında açıkladığı üzere ... firmasına iki adet çek verildiği hususunun raporla doğrulandığı netice itibariyle davacının defterlerinde kayıtlı olan çekin takip konusu çek olmadığı ve üzerindeki lehtara ait 1. Ciro imzasının  sahte olduğu,  bu durumda  çekin lehtar tarafından ciro edilmemiş olması nedeniyle davacı lehtarın çek bedelinden sorumlu tutulamayacağı, imzanın  sahteliği  iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak  defilerden olup çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamalarının  hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden  davalı savunmasının yerinde olmadığı,davacının çekten kaynaklı olarak davalıya borçlu bulunmadığı anlaşıldığından  menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2022 tarih ve 2018/1383 E., 2022/750 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.163,24 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan1.295,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.918,54 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30b0e53509bc671f","SID":"a59cb8f3655bef07"}}