{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/717 <br>KARAR NO:2025/1276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/12/2021<br>NUMARASI:2020/113  E. -  2021/985  K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacılar vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ... <br>ile davalılardan ... arasında yapılacak bir ticari iş için sözlü anlaşma yapıldığını, bu iş için diğer davalı şirket adına bir takım paralar alınıp verildiğini, daha sonra davalıdan kaynaklanan sebeplerle işin gerçekleşmediğini ve bunun karşılığında tarafların anlaşarak davalı tarafından davacı müvekkillerine ödenen miktarın iadesi konusunda anlaşıldığını, 05.09.2017 tarihinde yapılan sözleşme ile banka yoluyla davalılara ödenen 50.000 USD ile elden alınan 147.000 USD’nin iadesi için anlaşıldığını, bu sözleşme gereğince işbu dava konusu icra takibinin dayanağı 50.000 USD ve elden alınan 147.000 USD karşılığında davacılardan ... tarafından toplam 62.000 TL değerinde 8 adet senet davalı... adına yazıldığını ve imzalanarak davalılara verildiğini, 15.09.2017 vadeli 25.000 TL bedelli senet, 08.10.2017 vadeli 30.000 TL bedelli senet, 08.11.2017 vadeli 25.000 TL bedelli senet, 20.11.2017 vadeli 75.000 TL bedelli senet, 20.12.2017 vadeli 120.000 TL bedelli senet , 20.01.2017 vadeli 110.000 TL bedelli senet, 08.12.2017 vadeli 115.000 TL bedelli senet , 08.01.2018 vadeli 120.000 TL bedelli senet  7. ve 8. senetlerin 30.08.2017 tarihli protokolle iptal edildiğini 6 adet senede bölündüğünü, 05.09.2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile ilgili olarak verilen 8 adet senedin 6 tanesinin  ödendiğini, geriye toplam 115.000,00 TL bedelli ve 110.000,00 TL bedelli 2 adet senet kaldığını, bu senetlerin müvekkili davacı Cabbar ödemeyince tarafların bu 2 senede ilişkin olarak yeniden anlaştığını ve bu son 2 senedi iptal etiğini, yeni  6 senet imzalandığını, yeni  30.08.2018 tarihli sözleşme imzaladığını ve bakiye 225.000 TL borcu 6 adet senede böldüklerini, davalı şirket ... tarafından bu kez 26.09.2019 tarihinde borçlu olarak müvekkili davacıları gösterildiğini ... sayılı dosyası ile takip dayanağı olarak bahsedilen ve 50.000 USD bedelli banka ödeme dekontu dayanak gösterildiğini, ilamsız takip başlatıldığını, müvekkili davacılardan ...Ticaret Ltd. Şti. ve ... adına başlatılan takibin itiraz sonucunda durdurulduğunu, fakat <br>davacılardan ... adına yapılan tebligatın müvekkilin fark etmemesi nedeniyle icra takibini durdurmak için 7 günlük itiraz süresinin kaçırıldığını ve takibin kesinleştiğini bu nedenle işbu menfi tespit davasını açmak zorunlu olduğunu, sözleşmelerde gerek ... sayılı dosyasının takip dayanağı olan ve davacılardan ...'in hesabına gönderilen 50.000,00 USD dekontun gerekte davacılar tarafından davalılardan elden alınan 147.000 USD olmak üzere toplam 197.000 USD borcu davacı ...'in üstlendiğini ve bu üstlenme karşılığında 8 adet senedin verildiğini bu senetlerden 6'sının ödendiğini, ödenmekte zorluk yaşanan son 2 tanesinin yeni bir protokolle 6adet senede bölündüğünü bu senetlerinde tamamen ödendiğinin görüldüğünü, davalıların açıkça daha önceden tahsil ettikleri alacaklarının tekrar tahsil etmek için kötü niyetli olarak icra dairelerini kullandıklarını ve müvekkili  ... ile ilgili haciz işlemleri tesis ettiğini, dava konusu icra takibinin dayanağı olan banka dekontunun karşılığının da tam olarak ödendiğini iddia ederek, davacı ... adına açılan icra takibi dosyasının ihtayati tedbir yoluyla durdurulmasına, davacıların ... sayılı dosyasında davalılara borçlu olmadıklarının tespitine, davalının ödendiğini açıkça bildirdikleri borç için tekrardan icra takibi yapıldığı ve haciz işlemlerine devam etmeleri nedeniyle kötü niyetli olmaları dikkate alınarak, takip konusunun %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle;  davacılar vekilinin davalı müvekkilinden kaynaklanan sebeplerle işin olmadığını belirtmesinin gerçek dışı bir iddiadan ibaret olduğunu, makine alımı müvekkilinden kaynaklanan sebeplerle değil borçlu davacıların sözlerini yerine getirmeyişinden dolayı söz konusu olduğunu, makinenin Türkiye'ye gelmeden makinenin toplam bedelinin davacı yan ...'e sırf aradaki güven ilkesi ve iyi niyete dayanarak ödendiğini, müvekkilinin hep iyi niyet gösterdiği davacı ...'in arkadaşı olması hasebiyle tüm sorunlara, yaşatılan mağduriyetlere rağmen davacılar ile ortak bir payda da buluşmayı tercih ettiğini, 235.000,00 TL senetten kalan tutar olmasına rağmen davacı ...'in bunu protokolde 225.000,00 TL olarak gösterdiğini ve müvekkilinin buna itiraz etmediğini, makinenin Kasım 2016'da talep edildiğini ve bedelini de ödemiş olmasına rağmen davacılardan ...'in bu talebinin Azerbaycan Bakü Baş Gümrüğüne Temmuz 2017 tarihinde sunduğunu, davacı yanın müvekkilinden ilk imzalanan sözleşmeyi yırtmasını istediğini, müvekkilinin bunu gözünün önünde yırttığını ancak karşı tarafın söz verdiği hâlde sözleşmeyi yırtmadığını, sözleşmede senetlerin ödemeleri bittikten sonra... şirketinin görmüş olduğu zararında ... tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiğini ancak ödenmediğini ve buradan hareketle müvekkilinin zararının tazmini için davaya dayanak icra takibinin başlatıldığını, davacıların müvekkile karşı borçlu olmadıklarını iddia ettiklerini, müvekkili şirketin avans hesabında bulunan ödemelere ilişkin hesaplanan kur farkı gelirine istinaden 2016-2017-2018-2019 yıllarında toplamda hesaplanan ve devlete ödenen 62.313,72 TL vergi tutarı, davacı yan tarafından yapılan bir kısım ödemelerin TL olarak yapılmasının ve vadesinde ödenmemesinden kaynaklı 43.130,71 USD kur farkı ve kullanılan kredi nedeniyle 301.824,52 TL faizinden kaynaklı müvekkili şirket aleyhine zararlar doğduğunu savunarak,  davanın usulden reddine, usulü itirazlarının kabul görmemesi hâlinde davanın esas bakımından reddine, davacıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere tazminatın davacılardan tahsiline verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı davacı aleyhine İstanbul 37.İcra Dairesinin ...sayılı dosyası ile icra takibine girişmiş, davacı 05/09/2017 tarihli anlaşma ve 30/03/2018 tarihli protokol doğrultusunda davalıya borcu olmadığını iddia etmekte, davalı ise 05/09/2017 tarihli sözleşmede zararların davacı tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı ve kur farkı ve kullanılan krediden dolayı zararının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.Davacı dava dilekçesinde harca esas değer olarak 50.000-USD göstermişse de İstanbul 37.İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından davalıların tamamına borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, takip dosyası incelendiğinde, takip talebinin 50.000-USD asıl alacak ve 20.042,47-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.042,47-USD alacağa ilişkin olduğu ve bu nedenle davacının 20.042,47-USD üzerinden harç ikmal etmesi gerektiği anlaşılmakla 06/10/2021 tarihli celsede Harç ikmali için kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilmiştir.Bilirkişi raporu 2 seçenekli hazırlanmış ve davacı vekili ile davalı vekili rapora itiraz dilekçelerinde lehlerine olan değerlendirme yönünde karar verilmesini talep etmiş, yeni bir rapor veya ek rapor talebinde de bulunmamışlardır. Bilirkişi raporu, takip dosyası ve dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme neticesinde; 05/09/2017 tarihli sözleşmedeki ifadeden, davacının davalının zararlarını karşılaması gerektiği kanaatine varıldığından, davalının zarar olarak kur farkı hususuna cevap dilekçesinde değindiğinden ve raporda da davalının kur farkı nedeniyle zararının doğduğu belirlendiğinden, rapora göre davacının davalıya kur farkından dolayı 43.103,71-USD borcu olduğu anlaşılmış, takipte işlemiş faiz talep edilmişse de davalı alacaklının davacı borçluyu takip öncesi temerrüte düşürdüğüne dair gerek takip dosyasında gerek dava dosyasında bir ihtarname veya bildirimin bulunmadığı anlaşılmakla davalı borçlunun işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda netice olarak davacının davalıya 43.103,71-USD borçlu olduğu tespit edildiğinden (50.000-USD-43.103,71-USD=) 6.896,29-USD asıl alacak ve 20.042,47-USD işlemiş faiz yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacı tarafça kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de davalı alacaklının davacı borçlu aleyhine başlattığı takibe konu borç taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklandığından ve Mahkememizce alınan raporda da davalının talebinden daha az olsa da alacaklı olduğu belirlendiğinden davalının takipte kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davacı kötü niyet tazminat talebinde haklı görülmediğinden...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul 37. İcra Dairesinin ... takip dosyasında 6.896,29 USD asıl alacak ve 20.042,47 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.938,76 USD tutarındaki kısım yönünden davacıların davalılara borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine,  karar  verilmiştir Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacılardan ... ile davalılardan ... arasında yapılacak bir ticari ilişki (hidrofil pamuk ve kasarlama tesisi makineleri alımı) için sözlü anlaşma yapıldığını, diğer davalı şirket adına bir takım paralar alınıp verildiğini, daha sonra davalıdan kaynaklanan sebeplerle işin gerçekleşmediğini, bunun karşılığında tarafların anlaşarak davalı tarafından müvekkillerine ödenen miktarın iadesi konusunda anlaşmaya varıldığını, 05.09.2017 tarihli protokol imzalandığını, ödenen 50.000,00 USD ile elden alınan 147.000,00 USD'nin iadesi için anlaşıldığını, sözleşme gereğince takibin dayanağı 50.000,00 USD ve elden alınan 147.000,00 USD ile zarar karşılığında borcun TL'ye çevrilerek davacılardan ... tarafından toplam 620.000,00 TL değerinde 8 adet senedin davalı ... adına yazıldığını ve imzalanarak davalılara verildiğini, dikkat edilmesi gereken hususun burada borcun Türk Lirasına çevrildiğini, kur farkı talebinin olmaması olduğunu, bu senetlerin müvekkili tarafından ödenemeyince iki senede karşılık (115.000,00 ve 110.000,00 TL bedelli ) yeniden anlaşmaya varıldığını, iki senedin iptal edilip altı adet senet verildiğini, 30.08.2018 tarihli sözleşme imzalandığını, bakiye 225.000,00 TL borcun altı adet senede bölündüğünü, senetlerin faiziyle ödenerek borcun kapatıldığını, senet asıllarının davalıdan ve icra dairesinden alındığını, 30.08.2018 tarihli protokol ile birbirlerinden her ne isim adı altında olursa olsun borç ve alacakları olmadan ilişkilerinin kesildiğini, tarafların birbirini ibra ettiğini, davalı şirket tarafından bu kez 26.09.2019 tarihinde borçlu olarak müvekkili davacılar gösterilerek ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, protokole bağlanıp ödenen 50.000,00 USD bedelli banka ödeme dekontunun gösterilerek ilamsız takip başlatıldığını, davacılardan... Ltd Şirket ve ...'in itiraz sonucunda takibin durdurulduğunu fakat davacılardan ... adına yapılan takibin yedi günlük itiraz süresi geçmiş olduğundan kesinleştiğini, menfi tespit davasının açılması gerektiğini, davalının icra takibinde talep etmediği gerçekte olmayan kur farkı talebini cevap dilekçesi ile ileri sürdüğünü, dosyada bir adet bilirkişi raporu alındığını, raporda davacıların iddialarının kabulü halinde borcun olmadığı, davalının kur farkı talep edilebilir kabul edilirse bir miktar kur farkı olacağı yönünde iki yönlü tespit yapıldığını, taraflarınca raporun lehine olan kısmının kabul edildiğini, kur farkı talebine Yargıtay kararları ve deliller  ışığında itiraz edildiğini, davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğunu, dava dilekçesinin sonuç kısmında belirtildiği gibi borçlu olmadıklarının tespiti istenen ... sayılı dosyasında başlatılma nedeni takip miktarı, faiz işletilme tarihi ve ödenen 50.000,00 USD'nin iadesi olduğunu, söz konusu bedelin protokolle ödendiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, kur farkı nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, borcun protokollerle TL'ye çevrildiğini, her nam altında olursa olsun hiçbir alacaktan kalmadığının imza altına alındığını, davalının şimdiye ileri sürmediği takip dosyasında da talep etmediği, davaya cevap dilekçesi ile sunmuş olduğunu, davacının talep edebileceği bir kur farkı alacağının olmadığını, tarafların iki sözleşmede görüleceği üzere Dolar olan borcu Türk Lirasını çevirdiklerini, 05.09.2017 tarihli yapılan sözleşmede açıkça Dolar ödemelerinin Türk Lirasına çevrildiğini yazılı olduğu, iş bu çevirmede kur farkı alacağının saklı tutulmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının kusuru ile gerçekleşmemiş olduğunu, ödediği miktarın kendisine iade edildiğini, yapılan iadenin protokolle yapıldığını, davalının kabulü ile bu rakam belirli bir kur üzerinden yapıldığını, ödemelerin yapılmış olduğunu, protokolden sonra kur farkı talep ettiğini beyan etmesinin yerinde olmadığını, protokollerde her ne isim  altında olursa olsun alacağının olmadığının imza altına alındığını, mahkeme gerekçesinde bir çok hususu görmezden geldiğini, davalının ödediğine ilişkin ikrarı olduğunu, bütün bunlara rağmen mahkemenin salt bilirkişi raporunun davaların iddialarının hukuken doğru kabul edilirse diye yapılan hesaplamaya istinaden davanın kısmen reddedildiğini, deliller incelenmeden hatalı karar verildiğini belirterek hatalı ve eksik inceleme sonucu verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin mevcudiyeti, senetlerle birlikte sözleşme ve protokol düzenlenmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacıların davalılara olan borçlarının tamamını ödeyip ödemedikleri, taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme ve protokol kapsamında davacının takibe konu etmiş olduğu alacak hakkının olup olmadığı, kur farkı alacağına dair kabul şeklinin ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığıhususlarına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 15.11.2016 tarihinde davacılardan ...'den satın alınacak olan hidrofil pamuk ve kasarlama tesisi makineleri yönünden yapılan anlaşmanın 05.09.2017 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşme ile iptal edildiği, sözleşmenin davacılardan ... ve kefil olarak davacı ... ile davalılardan ... Ltd. Şirketi tarafından imzalandığı, söz konusu sözleşmede, satış sözleşmesinin iptal olduğu belirtildikten sonra, makineler için 50.000,00 USD'nin  banka aracılığı ile ve 147.000,00 USD'nin elden olmak üzere  ödendiği, ... adına ödenen para karşılığında... Ltd. Şirketi'nin %100 sahibi olan ...'in sekiz  adet senet imzaladığı, senetlerin bedelinin 620.000,00 T L olduğu, 05.09.2017 tarihinde... Ltd. Şirketi adına ...'ün makine alımı ile alakalı hiçbir hak iddia etmeyeceği, bu süreç içerisinde ... Ltd. Şirketi'nin görmüş olduğu zarar olarak belirlenen senetlerin ödemeleri bittikten sonra ... tarafından ödeneceğinin ve taahhüt edildiğinin belirtildiği, taraflar arasında 30.03.2018 tarihinde alacaklıların davalılar, borçlar olarak ise davacıların yer aldığı protokol başlıklı sözleşmenin düzenlenmiş olduğu, söz konusu protokolde; \"Taraflar arasındaki iş bu protokole göre borçlu... Ltd. Şti. ve ...'in kalan 225.000 TL lik borcu şu şekilde ödenecektir; 1)06.04.2018 tarihinde 40.000 TL2)29.04.2018 tarihinde 40.000 TL 3)09.05.2018 tarihinde 40.000 TL 4)29.05.2018 tarihinde 40.000 TL  5$)09.06.2018 tarihinde 30.000 TL 6)29.06.2018 tarihinde 35.000 TL Borcu ...Şti. ve ... bu protokol gereği yukarıdaki belirtilmiş 6 adet senedi ... Şti. yetkilisi olan ...'e imzalayıp vermiştir. ... ve ... Şti. Bulunan ve iptal edilen diğer senetler geri almış ve hükümsüz kalmıştır. Yukarıda bahsedilen senetlerin gününde ödenmesi haline mahsus olmak üzere ; Borçlular ..., ... (hem şahsi bem şahıs şirketi olarak) ve ... Şti. ; Alacaklı ... ve ... Ltd. Şti. tarafından en geniş şekilde ve gayrıkabili rücu olarak ibra edilmiş kabul edilir(Senetler en geç vadeyi takip eden 3 iş günü içinde ödenecektir) Senetlerin vadesinde ödenmesi halinde, senetlerde isim olarak geçmese de (...) ... Şti'nin ...'den her ne isim altında olursa olsun hiçbir alacağı da kalmamıştır. Uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir.\" düzenlemelerine yer verildiği, davacılardan Medican.... Ltd. Şirketi tarafından davalı ... adına kefil ... olan senetlerin düzenlendiği, senetlerin Türk lirası şeklinde düzenlenmiş oldukları, davalılardan... Şirketi tarafından davacılar aleyhine ... sayılı dosyasında 50.000,00 USD asıl alacak 21.042,47 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.042,47 USD harca esas değeri 399.942,50 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe konu olarak 15.11.2016 tarihli 50.000,00 USD tutarlı asıl alacağın gösterildiği, takip talebine ekli olarak davalı şirketin Amerikan Dolarına dair hesap hareketinin gösterilmiş olduğu, davacılardan ... ve ... Şirketi tarafından takibe itiraz edildiği, davacı ... tarafından ise takibe itiraz edilmeyeceği, takibin kesinleştiği ve her üç davacı tarafından iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dava, İİK'nın 72/3. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar vekili dava dilekçesinde; gerek konu başlığında, gerekse dilekçenin sonuç ve istem kısmında,... sayılı dosyası yönünden borçlu olmadıklarının tespitini talep ve iddia etmiştir. Dava konusu  icra takip talebindeki alacaklı, davalı şirkettir. Davalı ... takip dosyasında alacaklı konumunda olmadığı gibi takibe dayanak yapılan 15.11.2016 tarihli dekontta da adı yer almamaktadır. Hesap hareketleri davalı şirket adınadır. İcra takibi sonrasında açılmış olan menfi tespit  davasında husumetin takip alacaklısına karşı yöneltilmesi gerekmektedir. Somut olayda, takip alacaklısı olmayan davalı ... aleyhine açılan menfi tespit davasında pasif husumet ehliyetinin resen incelenmesi gerekmiştir. Davalı ... yetkilisi olduğu davalı şirketin alacaklı olduğu takip talebinde şahsen alacaklı olarak yer almadığından, mahkemece adı geçen davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın talebin esası hakkında hüküm tesis edilmiş olması isabetli görülmemiş, hükmün HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri akabinde bilirkişi raporu alınmıştır. 25.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı Medican Sağlık ürünleri ticari defterlerinin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı y.TTK'nın 64.maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış/ kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden davacı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığının görüldüğü, davacı taraf ....şti. ticari defter ve kayıtlarında davalı ... Şti. nin 120.alıcılar hesabı altında ...hesap kodu ve... kodu ile takip edildiği, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi incelemesinde; taraflar arasında fatura ve ödeme hareketleri gerçekleştiği, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarında 31.12.2016 tarihinde 120 hesabının alacak bakiyesi vererek 336 hesaba virman yapıldığı, 336 hesabın 31.12.2016 tarihli cari hesap bakiyesinin 89.613,42 TL  bakiyesi ile davalının alacaklı göründüğü, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi 31.12.2017 tarihinde davacı tarafın davalı ... Ticaret” ten 43.877,01 TL alacaklı görüldüğünün tespit edildiği, davalı ticari defterlerinin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış/ kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden davalı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığının görüldüğü, taraflar arasında borç alacak ilişkisi bulunduğu, tarafların incelemeye sundukları belgelerin incelenmesinde davaya konu edilen senetlerin ve ödemelerin büyük kısmının elden yapılması nedeni ile davacı kayıtlarında görülmediği, davalı kayıtlarında 50.000 USD * 70.000 USD olmak üzere iki kayıt bulunduğunun tespit edildiği, davalı tarafından sunulan kur hesaplama tablolarının incelenmesinde; davalı tarafından davacı ...” e Banka aracılığı ile 15.11.2016 tarihinde 50.000,00 USD, elden 16.11.2016 tarihinde 20.000 USD, 17.11.2016 tarihinde 10.000 USD, 11.01.2017 tarihinde 70.000 USD, 26.04.2017 tarihinde 47.000 USD olmak üzere toplam 197.000 USD ödeme yapıldığı, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan 197.000 USD” nin taraflar arasında 05.09.2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile ... tarafından 8 senet ile 620.000 TL olarak ödenmesi kararlaştırılarak imza altına alındığının görüldüğü, taraflar arasında 30.03.2018 tarihinde imzalanan protokolde ... tarafından önceki sözleşmeye istinaden ödenemeyen 225.000 TL lik borcun 6 senet ile 29.06.2018 tarihine kadar ödeneceği imza altına alındığının görüldüğü, davalı tarafından sunulan hesap tablosunda; davacı ... tarafından ilk sözleşmeye istinaden ( 620.000 TL tutarlı sözleşme) 385.000 TL ödeme yapıldığı, ödeme tarihlerinde ki döviz kurları üzerinden TL yapılan ödemenin USD ye dönüştürülerek arada ki kur farkını talep ettiği, davacı ...” in ilk sözleşmeden kaynaklı ( 620.000.-TL) borcun 385.000,00.-TL” sini ödediği, kalan 235.000.-TL” nin taraflar arasında  yapılan protokol ile 225.000,00 TL üzerinden 6 taksitle ödenmesine karar verilerek ödemelerin yapıldığı, davalı tarafından TL olarak yapılan ödemelerin, ödeme gününde ki kurlar baz alınarak USD karşılıkları hesaptan mahsup edildiği, davacı taraftan kur farkı talebinde bulunduğunun tespit edildiği, davalı tarafın Kasım/2016 döneminde davacı tarafa 80.000 USD, Ocak/2017 döneminde 70.000 USD ve Nisan/2017 döneminde 47.000 USD ödeme yaptığı, davacı tarafından davalıya teslim edilmesi gereken makinenin teslim edilmemesi nedeni ile davacının 05.09.2017 tarihli sözleşme ile 197.000 USD karşılığı 620.000 TL ödeyeceği, bu tutarın 235.000,00 TL kısmının vadesinde ödenememesi nedeni ile Nisan/2018 döneminde Haziran/2018 dönemine kadar 225.000,00 TL olarak ödendiğinin tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmede TL bedel belirlenmiş olduğu, aynı sözleşmenin son cümlesinde; “ Bu süreç içerisinde ...Dış Ticaretin görmüş olduğu zarar olarak belirlenen senetlerin ödemeleri bittikten sonra ... tarafından ödenecektir ve taahhüt edilmiştir” şeklinde olduğunun tespit edildiği, mahkemece; davacı tarafın iddia ve taleplerine kanaat getirilmesi durumunda; taraflar arasında imzalanan sözleşme ve protokol gereği tüm senetlerin ödenmiş olduğundan davacının davalı tarafa borcu olmadığı, davacı tarafın cevap ve hesap tablolarına kanaat getirilmesi durumunda; davalı tarafından 2016/Kasım - 2017 /Nisan dönemlerinde davacı tarafa 197.000 USD ödeme yapıldığı, belirlenen makinenin teslim edilmemesi üzerine taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davacının davalı tarafın zararını karşılayacağı imza altına alındığından kur farkı hesaplaması yapılarak davacının davalı tarafa; 197.000,00 USD - 153.896,29.-USD - 43.103,71 USD Kur farkından kaynaklı alacaklı olacağının tespit edildiği, davalı tarafından davacı adına başlatılan ... sayılı dosyasında 135.000.-TL tutarlı 4 senedin ödenmediği, davacı ... tarafından 184.149,16.-TL olarak 5 taksitte ödeneceği taahhüt edildiği ve davalı beyanına göre ödendiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından davacı adına başlatılan ... tarih ... sayılı dosyasında; davalı ...Ticaret'ten davalı ... adına gönderilen 15.11.2016 tarihli 50.000 USD ödemeye istinaden takip başlatıldığının tespit edildiği,  dosyadaki bilgi ve belgelerin, davalı defterli tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olmak kaydıyla nihai takdirin mahkemeye ait olmak üzere; davacı taraf iddia ve taleplerine kanaat getirilmesi durumunda davalı tarafa borçlu olmayacağı, davalı taraf cevap ve taleplerine kanaat getirilmesi durumunda davalının davacı taraftan 43.103,71 USD kur farkı alacağı olacağı tespit edildiği belirtilmiştir. <br>Davacılar vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçelerinde; davanın menfi  tespit davası olduğunu, takip konusu banka dekontuna dayalı borcun müvekkilleri tarafından eksiksiz ödendiği ve borcun tahsil edildiğinin açıkça ikrar edildiğini, müvekkillerinin borçlu olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davalı tarafça zarar olarak gösterilen garanti fonu adı altında ödenen bir ödeme olduğunu, bir nevi devlet teşviki olduğunu, müvekkillerinin ticari katkıları ile bu teşvikin alındığını, tevkifat işlemlerinden ötürü uğranıldığı iddia edilen %7 zararın tamamen asılsız olduğunu, tevkifatlı fatura kesildiği için %1 + %7 olarak fatura kesildiğini ve davalı tarafça KDV iadesi olarak geri alındığını,d avalının zarara uğradığını iddia etmesi durumunda neden zarara ilişkin dava açmadığının sorulması gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu makinelerin Azerbaycan ilgili mevzuatında meydana gelen değişiklik dolayısıyla getirtilemediğini, bilirkişi tarafından davalının kur farkı taleplerinin incelemeyeceğini,icra takibinin davalı tarafından gönderilen 50.000,00  USD değerindeki dekonta ilişkin olduğunuf, geri ödendiğinin ispat edildiğini belirterek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili rapora karşı  beyan ve itiraz dilekçesinde; bilirkişi tarafından alacak olan kur farkının tespit edildiğini, davalı tarafından 2016 Kasım -  2017 Nisan dönemlerinde 197.000,00 USD ödeme yapıldığı, belirlenen makinenin teslim edilmemesi üzerine imzalanan sözleşme gereği davacının davalı tarafın zararının karşılayacağının imza altına alındığından 197.000,00 USD - 153.896,29 USD = 43.103,71 USD kur farkından kaynaklı alacak olacağının tespit edildiğini, davacının müvekkiline borcu bulunduğunu bu konudaki haklılıklarının tespit edildiğini, davacı defterlerinde elden yapılan ödemelerin kayıt altına alınmadığının tespit edildiğini, davacının 197.000,00 USD ödemeyi elden aldığını kabul ettiğini ama defterlerine yansıtmadığını, sözleşmeden süreç içerisinde şirketin görmüş olduğu zarar olarak belirlenen senet ödemeleri bittikten sonra ... tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiği şeklinde düzenleme karşısında alacaklı olduklarının ortaya konulduğunu belirterek ,rapora itiraz etmişlerdir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, davalının alacaklı olduğu tespit edilen bedelden takip konusu bedelin mahsubu sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamından ve özellikle taraflar arasında gerçekleştirilen 05.09.2017 tarihli adi yazılı sözleşme kapsamında taraflar arasındaki 15.11.2016 tarihli anlaşmaya konu hidrofil pamuk ve kasarlama tesisi makinesinin satımının USD bazında gerçekleştirilmesi üzerine anlaşmanın yapılmış olduğu tespit edilmiştir. 05.09.2017 tarihli sözleşmede, anlaşma kapsamında davalı tarafça 50.000,00 USD ve 147.000,00 USD'nin ödenmiş olduğu belirtilmiştir. Senetler Türk lirası cinsinden düzenlenmiştir.  Sözleşmenin son cümlesinde süreç içerisinde davalı şirketin görmüş olduğu zarar olarak belirlenen senetlerin ödemeleri bittikten sonra ... tarafından ödeneceği belirtilerek taahhüt edildiği ifadelerine yer verilmiştir. Sözleşme ile belirlenen senetlerin vadelerinde ödememesi üzerine taraflar bu kez 30.03.2018 tarihli protokol düzenlemiştir. Protokolde kalan 225.000,00 TL'lik borcun ne şekilde ödeneceğine dair düzenlemeye yer verilmiştir.Davalı tarafça, ticari ilişki kapsamında kur farkından dolayı alacaklı olduğu iddiası ile icra takibini başlatıldığı savunulmakta ise de takip talebinde \"15/11/2016 tarihli 50.000,00 USD tutarlı alacak\" açıklamasına yer verilmiştir. 15/11/2016 tarihli belge banka dekontu olup takip konusu alacağın dayanağının bu dekont olduğu anlaşılmaktadır. Dekonttaki 50.000,00 USD tutarındaki ödemenin 15.11.2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı tedarikçi-satıcıya banka aracılığı ile yapılan avans ödemesi olduğu ve söz konusu ödeme dâhil diğer ödemelerin 05.09.2017 tarihli sözleşme ve daha sonra 30.03.2018 tarihli protokol kapsamında geri ödendiği ve sözleşme ve protokal kapsamında borcun Türk lirası olarak karşılığının gösterilerek düzenlenen senetlerin tamamının ödenmiş olduğu anlaşılmaktadır.Son protokolde, senetlerin gününde ödenmesi hâline mahsus olarak borçlu davacıların, alacaklı davalılar tarafından gayrikabili rücu olarak ibra edileceği, senetlerin vadesinde ödenmesi hâlinde her ne isim altında olursa olsun davalıların hiçbir alacağının kalmayacığı belirtilmiştir. <br>Takip tarihi 26.09.2019'dur. 30.03.2018 tarihli düzenlenen protokole göre son vade tarihli senet 29.06.2018'dir. Son protokol kapsamında verilen senetlerin ödenmediğine dair bir savunma da yoktur. Davalı, zaten ödenmeyen senetten dolayı takip başlatmamıştır. Takibe konu olan belge, ticari satım konusu makine için gerçekleştirilen ödemeye dair banka dekontudur. Takip konusu yapılan dekonttaki borcun, taraflar arasında düzenlenen protokoller kapsamında verilen senetlerle ödenmiş olduğu sabittir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile senetlerin gününde ödenmemesi nedeni ile takip başlatıldığını savunmuştur. Bilirkişi raporunda davalının yapılan ödemeler ve ödemelerin mahsubu neticesinde davalı şirketin kur farkından kaynaklı alacağının olduğu tespit edilmiştir. Ne var ki takip konusu kur farkı alacağı değildir. Dekontla davacıya yapılan avans ödemesidir. İİK'nın 58. maddesinde, talepte nelerin gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Anılan maddede, talepte gösterilecekler arasında senet, senet yoksa borcun sebebine de yer verilmiştir. Somut olayda olduğu üzere, icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında alacaklı, takip konusu alacak iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Davalı alacaklı tarafından takipte gösterilen dekont ödemesine dair bakiyebir alacak iddiasını ispatlayamamıştır. Kur farkı alacağı ve/veya zarar iddiası takip konusu alacak olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki taraflarca imzalanan son protokolde, senetlerin ödenmesi hâlinde, bu ilişkide davacıların hiç bir borcunun kalmayacağı davalı tarafça kabul edilmiş, davalıların hiç bir ad altında alacak talep etmeyecekleri açıkça belirtilmiştir. Bu durumda davalıların bu ilişki kapsamında davacı tarafı ibra ettiğinin ve başka ad altında bir alacak talep etme hakkının bulunmadığının kabulü gerekir.Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince menfi tespit talebinin tam kabulüne karar verilmesi gerekirken, kapsamına, takip talebi içeriğine ve taraflar arasındaki protokolde yer alan açık hükümlere uygun olmayan gerekçeyle davanın kısmen reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun menfi tespit talebi bakımından kabulü gerekmiştir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak menfi tespit talebinin tam kabulüne karar verilmiş, davaya konu takibin haksız olmasına karşın, davalı tarafın icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu sabit görülmediğniden, İİK'nın 75/5 maddesindeki yasal şartların mevcut olmadığı kanaatine varılmış ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer taraftan, dava tarihinde menfi tespit davasında TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa başvurulması dava şartları arasında yer almasa da davacı tarafça dava tarihinden önce arabuluculuğa başvurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olduğundan ve HMK 327/1.fıkrası gereğince gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraftan, yapılan giderin tahsili gerekeceği resen dikkate alınmış ve hüküm bu yönden de düzeltilerek, kamudan harcanan arabuluculuk giderinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ve resen gözetilen sebeplerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davacıların davalı ...Şirketi aleyhine açmış olduğu davanın kabulü ile davacıların, ... sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, <br>4-Yasal şartları oluşmadığından, davacıların kötü niyet tazminatı taleplerinin  reddine, 5-Alınması gereken 56.789,87 TL harçtan, peşin alınan 7.093,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 49.696,70 TL harcın davalılardan ... Şirketi'den tahsili ile  Hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından harcanan  7.093,17 TL peşin harç gideri, 750,00 TL bilirkişi ücreti, 289,10 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 8.132,27 TL yargılama giderinin davalı .... Şirketi'nden alınarak davacılara verilmesine,7-Kendini vekille temsil ettiren davacılar lehine iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 47.440,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ... Şirketi'nden alınarak davacılara verilmesine,8-Davalı ... aleyhine açılan dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş ise de söz konusu hata resen düzeltildiğinden ve istinafa gelenlerin sıfatı da dikkate alınarak, bu davalı lehine ayrıca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştiğinde, yatırana tarafa iadesine,11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine, b-Davacılar tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 60,50 TL kanun yolu gideri olmak üzere toplam 281,20 TL kanun yolu giderinin davalı ... Şirketi'nden  alınarak davacılara verilmesine, 12-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,13-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5c79580e94b5123","SID":"e6b7daa8a2ec725c"}}