{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1892 <br>KARAR NO:2025/870<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8.ASLİYETİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04.07.2024<br>NUMARASI:2016/594 E. 2024/557 K.<br>DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat <br>Taraflar arasındaki asıl ve  birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, birleşen davada davalı vekili ile asıl davada davalı- birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin elektrik malzemeleri üretim ve satımı alanında önde gelen firmalardan olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında ...Şirketinin hisselerinin satın alınması hususunda ön mutabakata varıldığını, bu hususta yapılan görüşme ve yazışmalar sonucunda 28.04.2014 tarihli süreç mektubunun müvekkiline gönderildiğini, süreç mektubunu müteakip müvekkili şirketin talimatıyla ... Elektrik kayıtları üzerinde hukuki ve finansal inceleme yapıldığını (...), bu inceleme sonucunda davalılar tarafından temin edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde diğer tüm hususlara ek olarak, ... Elektrik'in sahibi olduğu ve fiilen kullandığı \"...\" markası ve buna bağlı birçok marka ile ilgili markaların mülkiyeti dâhil herhangi bir konuda sorun, kısıtlayıcı bir durum veya ihtilaf bulunmadığı, bu markaların sorunsuz bir şekilde kullanılabildiğinin anlaşıldığını, bu incelemenin sonucunda taraflar arasında düzenlenen 11.08.2014 tarihli hisse alım sözleşmesi uyarınca ... Elektrik'in hisselerinin 138.379.702,00 USD ilk alım fiyatı ve  4.097.367,00 USD kapanış tarihi fazlası bedeli karşılığında devralındığını, sözleşme ile müvekkilinin, ... Elektrik'in tüm hisselerini aldığını, hisse alım sözleşmesi uyarınca davalıların, diğer birçok hususa ek olarak ... Elektrik'in sahibi olduğu ve fiilen kullandığı \"...\"markası ile buna bağlı birçok markanın mülkiyeti ve markalara ilişkin bir sorun, kısıtlayıcı bir durum veya ihtilaf, lisans sözleşmesi bulunmadığı, tüm bu markaların sorunsuz bir şekilde kullanılabildiği, aksi hâlde doğacak zararları ödemeyi kabul ettiklerini, davalıların bu taahhütlerini teminat altına almak  amacıyla, müvekkiline 01.12.2015 tarihli 10.000.000,00 USD ve 01.12.2014 tarihli 4.000.000,00 USD bedelli ... AŞ tarafından düzenlenen teminat mektuplarının verildiğini, hisse alım sözleşmesinin davacıların bu taahhütleri nedeniyle müvekkilince imzalandığını ve alım bedelinin ödendiğini, sözleşme sonrasında, ... Şirketi tarafından ... Elektrik'e gönderilen Üsküdar 14. Noterliğinin 08.01.2015 tarihli ihtarnamesi ile ... ve ... Elektrik arasındaki Ankara 49. Noterliğinin 04.10.2001 tarih ve ... yevmiye numaralı marka lisans sözleşmesinin feshedildiğinin bildirilerek, bu ve benzer markaların kullanılmamasının ihtar edildiğini, daha sonra ... Elektrik aleyhine, ... tarafından ... Elektrik'in sahibi olduğu \" ...\", \"...\", \"...\", \"...+Şekil\", \"...\" ve \"...\" markalarının hükümsüzlüğü istemiyle İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, anılan davada ... Elektrik'in ... Elektrik'e Ankara 49. Noterliğinin 04.10.2001 tarihli marka lisans sözleşmesi \"...\" markasının münhasıran kullanımına dair verdiği lisansın ve buna bağlı olarak kötü niyetli diğer marka tescillerinin hükümsüzlüğünün talep edildiğini, bu davanın davalılara bildirildiğini ve davalıların ... Elektrik yanında müdahil olduklarını, dava ile ... başta olmak üzere ... Elektrik'in sahip olduğu tüm markalara sorunsuz ve hiçbir kısıtlama olmadan sahip olduğunu taahhüt eden davalıların esasında ana marka olan \"...\" markasının sahibi olmadıkları, ... Elektrik'ten marka lisans sözleşmesi çerçevesinde kullanım hakkı aldığının öğrenildiğini, Ankara 49. Noterliğinin 04.10.2001 tarihli marka lisans sözleşmesinin hisse alım sözleşmesinin eki olan ifşa mektubu ve eklerinde ifşa edilmediğini, davalıların bu marka lisans sözleşmesini gizlediklerini, eylemlerin hisse alım sözleşmesinin 10.1/L ve W maddelerine  aykırı olduğunu, sözleşmenin 11. maddesi gereğince davalıların bunun neden olduğu zarardan sorumlu olduklarını, söz konusu marka lisans sözleşmesinin, hisse alım sözleşmesi uyarınca hem değeri hem de dağıtım ile ilgili olması nedeniyle önemli sözleşmelerden olduğunu, ancak bu durumun müvekkili şirkete ifşa edilmesi gerekirken edilmediğini, ayrıca aynı sözleşme uyarınca ... Elektrik'in önemli sözleşme sayılabilecek sözleşmeler ile birlikte marka lisans sözleşmelerinin de olmadığının davalılar tarafından taahhüt edildiğini, bu sözleşmenin, aynı sözleşme uyarınca faaliyet konusunu gerçekleştirmesini sınırlandırabilecek bir sözleşme olduğunu ve böyle bir sözleşmeye taraf olunmadığının davalılarca taahhüt edildiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirkete verilen bilgilerin tam ve eksiksiz olması gerekirken ve ifşa edilmemiş önemli bilgi olmadığı taahhüt edilmişken, çok önemli konuda bilgi verilmeyerek müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olunduğunu, müvekkili şirketin, söz konusu marka lisans sözleşmesinden ve diğer markalara ilişkin muhtemel ihtilaftan haberdar olması durumunda, ödeyeceği hisse bedelinin bu kadar yüksek olmayacağını, müvekkili şirket ile davalılar arasında hisse bedeli belirlenirken davalıların tüm taahhütleri ve ... Elektrik tarafından kullanılan markaların dikkate alındığını, ... Elektrik'in sahibi olduğu markaların mülkiyeti hususunda herhangi bir ihtilaf, sorun ve kısıtlayıcı bir husus olmamasının hisselerin yeni sahibi müvekkili şirket için önemli olduğunu, aksi takdirde müvekkili şirketin hisselerini devraldığı şirketin ürünlerinde kullandığı ve piyasada tanındığı markayı kullanamayacağını, esasen ... Elektrik tarafından açılan davada bunun talep edildiğini,... Elektrik tarafından açılan davadan önce ... Elektriğin, söz konusu markanın ... Elektrik tarafından kullanılmaya devan edilmesi için hisse bedelinin yarısı yani yaklaşık 70.000.000,00 USD talep edildiğini, bununla birlikte müvekkili şirketin, söz konusu dava nedeniyle harç, masraf ve vekalet ücretleri olmak üzere oldukça yüksek tutarda masraf yaptığını, bu masrafların bugün itibariyle yaklaşık 51.953,20 USD olduğunu ileri sürerek, şimdilik hisse bedeli farkı ve üçüncü kişi ... Elektrik tarafından açılan dava için yapılan masraflar için 14.000.000,00 USD'nin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalılar vekili, savunmasında özetle; sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminata karar verilebilmesi için davacının zarara uğraması ve davalıların kusuru bulunduğunun kanıtlanması gerektiğini ancak davacının zarara uğradığını ve müvekkillerinin kusurlu bir fiilinin bulunmadığını, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyasında henüz karar verilmediğinden bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini,  \"...\" markasının TPE nezdinde ... Elektrik adına tescilli  olmaması sebebiyle bir zarara uğrayıp uğramadığının, marka hükümsüzlüğü davasında erilecek kararın kesinleşmesi ile ortaya çıkacağını, marka lisans sözleşmesinin ... Elektrik tarafından feshedilmesinin ... Elektrik açısından bir zarar doğurmadığını, zira ... Elektrik'in marka lisans sözleşmesine konu olan \"...\" sözcük markası üzerinde gerçek hak sahipliği bulunduğunu ve bu markayı kullanmak için bir lisans sözleşmesine ihtiyaç bulunmadığını, piyasaya sunulan malların hiçbirinde tek başına sadece \"...\" markasının bulunmadığını, aksine piyasadaki tüm ürünlerin \"... \",... \"...\", \"... \" veya \"... ...\" gibi ... Elektrik'e ait tescilli markalarla piyasaya arz edildiğini, Due diligence kapsamında sunulan belgelerde 2013 yılında ... Elektrik tarafından elde edilen satış hasılatının %79,1'inin anılan dört markadan elde edildiğinin görüleceğini, \"...\" markasının yalnız başına kullanılmadığını, şirket açısından önem arz eden kullanımların, ... Elektrik adına tescilli olan diğer markalar olduğunu, kaldı ki kullanılacak olsa bile ... Elektrik'in buna yetkili olduğunu, \"...\" markasının ... Elektrik'e ait olduğunun ... tarafından 08.01.2015 tarihinde çekilen ihtarname ile öğrendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, \"...\" markasının TPE'de ... adına tescilli olduğunun ... kapsamında davacıya bildirildiğini, hisse alım sözleşmesinin imzalanmasından önce ... Danışmanlık Hizmetleri Tic. AŞ. tarafından davacı şirketin başkan yardımcısı Junmin Shen'e gönderilen 28.04.2014 tarihli yazıda, ... Elektrik'in finansal, vergisel, hukuki ve operasyonel durumuna ilişkin ayrıntılı evrakların bulunduğu sanal veri odasına 02.05.2014 tarihinden 20.06.2014 tarihine kadar toplam 50 gün erişme ve inceleme yapma imkanı tanındığını, 11.08.2014 tarihli hisse alım sözleşmesinde bu sürenin 05.05.2014 tarihinden 31.07.2014 tarihine kadar toplam 87 gün olarak uygulandığının belirtildiğini, davacı için bu kadar önemli ve değerli olduğu belirtilen \"...\" markasının durumunun 87 günlük ... sürecinde kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına, ticari dikkat ve basirete uygun olmadığını, davacı vekilinin beyanlarında da şirket tarafından kullanılan markaların durumunun, ... yetkisi kapsamında incelendiğinin ifade edildiğini, dava dışı ... tarafından dürüstlük kuralına aykırı olarak açılan dava dolayısıyla hiçbir kusuru bulunmayan müvekkillerinin sorumlu tutulmayacağını, hisse alım sözleşmesi kapsamına, davacının alım tercihini etkileyen, ... Elektrik bakımından yükümlülük getiren veya kısıtlayıcı durum doğuran sözleşmelerin girdiğini, marka lisans sözleşmesinin alıcının alım tercihlerini etkilemediğini ve ... Elektrik'e herhangi bir yükümlülük getirmediğini, 04.10.2001 tarihli marka lisans sözleşmesi ile ... Elektrik'in, sahibi olduğu bir marka üzerinde başka bir kişiye münhasır olarak lisans hakkı vermediğini, tam tersine ... Elektrik'in, anılan sözleşme ile \"...\" markası üzerinde münhasır lisans hakkı elde ettiğini, davacının bizzat kendisinin önemli olarak görmediği bir hususu, önemli sözleşmeler kapsamına sokarak bir talepte bulunmasının çelişkili davranış olduğunu ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hisse alım sözleşmesinin önemli sözleşmelere ilişkin düzenlenmesinin, bir bildirimin mükerrer yapılmasını gerektiren bir hüküm olmadığını, davacının hisse alım sözleşmesini imzalamasının, markanın TPE nezdidne... Elektrik'e ait olmasından doğan tüm hüküm ve sonuçları kabul ettiği anlamına geldiğinden bu davanın açılmasının çelişkili olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilllerinin ... Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Tic. AŞ'nin hisselerinin davacıya devrine ilişkin 11.08.2014 tarihli hisse alım sözleşmesi imzalandığını ve müvekkillerinin şirketteki paylarını davalıya devrettiğini, müvekkillerince sözleşme kapsamında 01.12.2016 tarihine kadar geçerli olan 10.000.000,00 USD tutarındaki ve 01.06.2016 tarihine kadar geçerli 4.000.000,00 USD tutarındaki teminat mektuplarının, sözleşme hükümlerine göre sadece kabul edilen bir tazminat yükümlülüğünden kaynaklanan tazminat taleplerini temin etmek amacıyla sunulduğunu, bunun yanı sıra alıcının uğradığı zararların, teminat mektuplarının süresi içerisinde yani hisse alım sözleşmesinden itibaren 18 ay ve 2 yıllık süreler içerisinde gerçekleşmesi gerektiğini, teminat mektuplarının süresinin dolmasından sonra gerçekleşecek zararlar bakımından müvekkillerinin yeni mektup sunma yükümlülüğü bulunmadığını, dava dışı ... Elektrik ile hisseleri devredilen ... Elektrik arasında, \"...\" markası üzerinde ... Elektrik'e inhisari kullanım hakkı sağlayan, Ankara 49. Noterliğinin 04.10.2001 tarihli marka lisans sözleşmesi bulunduğunu, 11.08.2014 tarihli hisse alım sözleşmesi imzalandıktan sonra, ... Elektrik tarafından, ... Elektrik'e gönderilen Üsküdar 14. Noterliğinin 08.01.2015 tarihli ihtarı ile marka lisans sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini, ... Elektrik'in fesih bildiriminde bulunduktan sonra, ... Elektrik aleyhine, bu şirket adına tescilli esas unsuru \"...\" olan bir kısım markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebiyle, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, ...Elektrik tarafından kötü niyetle açılan davadan sonra, davalı şirketçe de hisse alım sözleşmesinin ihlal edildiği gerekçesiyle tazminat davası açıldığını ve bu davanın İstanbul 8. ATM'nin 2016/594 Esasında derdest (asıl dava) olduğunu, davada müvekkillerinin \"...\" markasının ... Elektrik adına tescilli olduğunu gizleyerek hisse alım sözleşmesindeki yükümlülüklerini ihlal ettiklerinin iddia edilerek satım bedelinin indirimi nedeniyle tazminat talep edildiğini, oysa müvekkillerinin hisse alım sözleşmesine aykırı davranmadıklarını, \"...\" markasının ... Elektrik adına tescilli olduğunun, hisse alım sözleşmesi imzalanmasından önce davalıya bildirildiğini ve iddia edilen zararlardan müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, zarar ile müvekkillerinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, ancak davalının zarara oluşmuş gibi işlem başlatarak, teminat mektuplarının yenilenmesinin istendiğini, mektuplarının yenilenmesi şartlarının oluşmadığı bildirilmesine rağmen 10.000.000,00 USD tutarındaki teminat mektubunun davalı tarafından irat kaydedildiğini, \"...\" markasının tescil malikinin ... Elektrik olduğunun... kapsamında davalıya bildirildiğini, davalının önemli görmediği bir hususu önemli sözleşmeler kapsamına sokarak bir talepte bulunmasının çelişkili davranış ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hisse alım sözleşmesinin önemli sözleşmelere ilişkin düzenlenmesinin, bir bildirimin mükerrer yapılmasını gerektiren bir hüküm olmadığını, davalının hisse alım sözleşmesini imzalamasının, markanın TPE nezdidne ... Elektrik'e ait olmasından doğan tüm hüküm ve sonuçları kabul ettiği anlamına geldiğini, ... Elektrik'in finansal, vergisel, hukuki ve operasyonel durumuna ilişkin ayrıntılı evrakların bulunduğu sanal veri odasına 02.05.2014 tarihinden 20.06.2014 tarihine kadar toplam 50 gün erişme ve inceleme yapma imkanı tanındığınını, hatta 11.08.2014 tarihli hisse alım sözleşmesinde anılan sürenin 05.05.2014 tarihinden 31.07.2014 tarihine kadar toplam seksen yedi gün olarak uygulandığını, davalı için bu kadar önemli olduğu belirtilen \"...\"markasının seksen yedi günlük due diligence sürecinde kontrol edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hisse alım bedelinin yanı sıra, sözleşme kapsamında davalıya verilen teminat mektuplarının kapsayacağı risk ve zararların da yine davalıya due diligence sürecinde sunulan bilgiler ışığında belirlendiğini, davalının öne sürdüğü zarar iddialarının dayanaklarının, hisse alım sözleşmesi kapsamında davalı tarafından öngörülen ve kabul edilen risklere dayandığını, teminat mektuplarının kapsamına  ancak davalı şirketçe öngörülemeyen ve kabul edilmeyen zararların girdiğini, ... markasının 1985 yılında müvekkillerinden ...'ün de katılımı ile tescil edildiğini, 1996 yılında ... ile ... tarafından benzer unvanlı... Elektrik ile ... Elektrik şirketlerinin kurulduğunu, daha sonra gerçekleştirilen hisse devirleri ile ... Elektrik'ten ...'ün, ... Elektrik'ten ise ...'ün ayrıldığını, ancak söz konusu hisse devrinden sonra da \"...\" markasının, ... Elektrik tarafından kullanılmaya devam edildiğini, bu şirketlerin kurulmasından sonra da devamlı markaların birbirleri arasında değiştirildiğini ve aynı kullanımlara devam edildiğini, marka lisans sözleşmesinin de bu ilişkinin devamı olduğunu, önce ... Elektrik'in markayı ... Elektrik'e devrettiğini ve marka üzerinde aynı gün inhisari lisans aldığını, hatta bu sözleşme ile ... Elektrik'in, \"...\" markasının kullanım hakkını bile devrettiğini ve kendisinde yalnızca çıplak mülkiyet kaldığını, ... Elektrik'in, 2001 yılından sonra unvanını değiştirmediğini, \"...\" ibaresini markasal kullanımına devam ettiğini, davalının teminat mektubunu irat kaydederek müvekkillerinin ticari itibarının zedelediğini, kredi ve güven opsiyonlarına zarar geldiğini ve ileriye yönelik olarak da ciddi manevi zarara uğramalarına neden olduğunu ileri sürerek, şimdilik hisse alım sözleşmesi kapsamında davalı tarafa verilen 10.000.000,00 USD tutarlı ve 266.89689.536 referans numaralı teminat mektubunun sözleşmeye aykırı şekilde irat olarak kaydedilmesi nedeniyle, müvekkillerinin uğradığı 10.000.000,00 USD zararın, mektubunun irat kaydedildiği 01.12.2016 tarihinden itibaren; müvekkillerinin, vade başı 28.10.2016 brüt faiz oranı %2,90 vade sonu 02.12.2016 olan vadeli hesabın 01.12.2016 tarihinde vadesinden önce bozulması nedeniyle uğradığı net 22.286,30 USD faiz kaybının 01.12.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a faiziyle birlikte tahsiline, müvekkillerinin yüklendiği dış kaynaklı kredi ödemesi için 110.510,00 TL ile 37.131,36 TL ve 1.943,76-TL cezalı KKDF ödemesi, damga vergisi, komisyon ücreti gibi tüm masraf ve munzam zararlar için toplam 149.585,12 TL'nin avans faizi ile davalıdan tahsiline; ticari itibarı ve saygınlığı zedelenen müvekkillerinin uğradığı manevi zararın tazmini maksadıyla her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00 TL'den toplam 100.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; sözleşmede bulunan yetki şartı nedeniyle İstanbul merkez mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, müvekkili ile davacıların dava dışı ... Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret AŞ'nin hisselerinin satın alınması hususunda ön mutabakata varıldığını, yapılan görüşmeler sonucunda 28.04.2014 tarihli süreç mektubunun müvekkiline gönderildiğini, mektubu müteakip müvekkilinin talimatıyla ... Elektrik kayıtları üzerinde hukuki ve finansal inceleme yapıldığını, inceleme sonucunda davacılar tarafından temin edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde diğer tüm hususlara ek olarak, ... Elektrik'in sahibi olduğu ve fiilen kullandığı \"...\" markası ve buna bağlı birçok marka ile ilgili markaların mülkiyeti dâhil herhangi bir konuda sorun, kısıtlayıcı bir durum veya ihtilaf bulunmadığı, bu markaların sorunsuz bir şekilde kullanılabildiğinin anlaşıldığını, inceleme sonucunda imzalanan 11.08.2014 tarihli hisse alım sözleşmesi ile ... Elektrik'in hisselerininin 138.379.702,00 USD (İlk alım fiyatı+4.097.367,00 USD Kapanış tarihi fazlası) bedel karşılığında devralındığını, sözleşme ile davacıların diğer birçok hususa ek olarak ... Elektrik'in sahibi olduğu ve fiilen kullandığı \"...\" markası  ile  buna bağlı birçok marka hakkında, markaların mülkiyeti dâhil herhangi bir konuda sorun, kısıtlayıcı bir durum veya ihtilaf bulunmadığı, herhangi bir lisans sözleşmesinin olmadığı, tüm bu markaların sorunsuz bir şekilde kullanılabildiğini, aksi halde bundan doğacak zararları karşılamayı taahhüt ettiklerini, davacıların taahhütlerinin teminatı olarak 01.12.2015 tarihli 10.000.000,00 USD ve 01.12.2014 tarihli 4.000.000,00 USD bedelli... AŞ tarafından düzenlenen teminat mektuplarının verildiğini, hisse alım sözleşmesindeki taahhütler dikkate alınarak, sözleşmenin müvekkilince imzalandığını ve hisse alım bedelinin davacılara ödendiğini, hisse alım sözleşmesi sonrasında, ... Elektrik Şirketince ... Elektrik'e gönderilen Üsküdar 14. Noterliğinin 08.01.2015 tarihli ihtarı ile ... ve ... Elektrik arasında düzenlenen Ankara 49. Noterliğinin 04.10.2001 tarihli marka lisans sözleşmesinin feshedildiğini, marka ile aynı/benzer markaların kullanılmamasının ihtar edildiğini, daha sonra ... Elektrik aleyhine ... Elektrik'in sahibi olduğu \" ...\", \"... \", \"... \", \"...+Şekil\", \"...\" ve \"... \" markalarının hükümsüzlüğü talebiyle İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın, davacılara ihbar edildiğini ve davacıların ... Elektrik yanında müdâhil olduklarını, bu dava ile ... başta olmak üzere ... Elektrik'in sahip olduğu tüm markalara sorunsuz, hiçbir kısıtlama ve ihtilaf olmadan sahip olduğunu taahhüt eden davacıların esasında ana marka olan \"...\" markasının sahibi olmadığı, ... Elektrik'ten marka lisans sözleşmesi çerçevesinde kullanım hakkı aldığının öğrenildiğini, hisse alım bedeli belirlenirken, davacıların markalar ile ilgili herhangi bir sorun olmadığı yönündeki taahhütlerinin dikkate aldığını ve davacıların beyanlarına güvenildiğini,  bununla birlikte İstanbul 2. FSHHM'nin 2015/62 Esas sayılı dosyası nedeniyle müvekkilinin masraf yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin, davacıların sorumlu oldukları en az 14.000.000,00 USD zararlarının tazmini talebiyle İstanbul 8. ATM'nin 2016/594 Esas sayılı asıl davanın açıldığını, hisse alım sözleşmesinde muhatapların, hisse alım sözleşmesi kapsamında kendilerinden talep edilen zararla ilgili adli ya da tahkim işlemleri sırasında sona erecek olan teminat mektuplarının, adli ya da tahkim işlemleri kesinleşene kadar bir yıl süreyle alınacak ilave banka teminat mektuplarının temin edileceğini kabul ettiklerini, sözleşmede ilave teminat mektubunun, teminat mektuplarının sona ermesinden beş iş günü önce usulüne uygun olarak düzenlenmediği veya yenilenmediği takdirde müvekkili şirketin talep edilen zararlarını teminat mektuplarıyla karşılamak için uygun tutardaki teminat mektubunu derhal irat kaydetme hakkına sahip olduğunu,  davacılardan ...'ün, müvekkili tarafından keşide edilen ihtarname üzerine Ankara 10. Noterliğinin 06.06.2016 tarihli  cevabi ihtarı sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerine aykırı ve asılsız beyanlarda bulunduğunu, müvekkilince gönderilen Beşiktaş 11. Noterliğinin 10.06.2016 tarihli ihtar ile davacı ...'e sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğün hatırlatılarak verilen sürede ilave teminat mektubunun tesliminin istendiğini, dava dilekçesi ve eklerinin henüz iletilmemesinin davacıların sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini ihlaline gerekçe olamayacağı, istediği takdirde dava bilgilerinin kendisi ile paylaşılacağı, 02.06.2016 tarihinde vekili tarafından dosyaya vekalet sunularak dosyadan suret alındığı, bu itibarla davadan da haberdar olduğunun izah edildiğini, ayrıca müvekkilinin teminat mektubunu irat kaydetme hakkına sahip olduğunun belirtildiğini ve 10.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubunun yerine ilave teminat mektubu verilmesinin ihtar edildiğini, davacılardan ...'ün  Ankara 10. Noterliğinin 24.06.2016 tarihli cevabi ihtarı ile 4.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubunun süresinin dolduğunu ve yeni teminat mektubu verilemeyeceğini, söz konusu talebin teminat mektubunun süresi dolmadan önce yapılması gerektiğini belirterek, ilave teminat mektuplarını temin etmeyi reddettiğini, davacılara gönderilen Beşiktaş 11. Noterliğinin 17.11.2016 tarihli ihtarı ile 4.000.000,00 USD tutarındaki teminat mektubu yerine ilave teminat mektubu düzenleyerek teslim etmemesi nedeniyle müvekkil şirketin süresi 01.12.216 tarihinde sonra erecek teminat mektubunu irat kaydetme hakkının doğmuş olduğu toplam 14.000.000,00 USD tutarındaki ilave teminat mektubunun temininin istendiğini, aksi takdirde süresi 01.12.2016 tarihinde sona erecek olan 10.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubunun irat kaydedileceğinin ihtar edildiğini, verilen sürede ilave teminat mektubunun verilmediğini, Ankara 40. Noterliğinin 25.11.2016 tarihli ihtarı ile haksız gerekçelerle süresi dolan 4.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubu yerine ilave teminat mektubu temin etmediğini, davacıların kendilerine ait olmayan bir markayı kendilerininmiş gibi göstererek, sahip olduğu markalar ile ilgili herhangi bir sözleşme olmadığını beyan etmeleri neticesinde müvekkilinin zararı oluştuğunu, müvekkilinin bu nedenle yüksek bir hisse bedeli ödediğini, markalar nedeniyle açılan davada yapılan ve halen artarak devam eden yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin doğduğunu, müvekkili şirketin alacak ve tazminat taleplerine ilişkin yargılama devam etmesine rağmen, davacılar tarafından müvekkili şirketin teminatsız bırakıldığını, bu nedenle müvekkilinin 10.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubunu irat kaydetmesinde kusuru bulunmadığını, müvekkilinin baştan beri iyi niyetli hareket ettiği ve son çare olarak sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullandığını, davacılar tarafından bulunmadığı taahhüt edilen sözleşmelerin daha sonra ortaya çıktığını, davacıların bu sözleşmeleri ifşa etmediklerini, ifşa ettikleri iddiasını ise kanıtlayamadıklarını, davacıların sadece ... çalışması sırasında temin ettiklerini iddia ettikleri bir tabloda \"...\", \"...\" olarak belirtilen marka sahiplik bilgilerinden hareket ederek, müvekkili şirketin söz konusu markanın ... Elektrik'e ait olduğunu bilerek şirketin hisselerini aldığını iddia ettiklerini ancak bu iddianın asılsız olduğunu, müvekkilinin söz konusu markanın başka bir şirkete ait olduğu hususunda bilgisinin olmadığını, müvekkilince bilgi talep edilmesine rağmen bu hususun gizlendiğini, sözleşmede aksinin taahhüt edildiğini, davacının teminat verdiği bir tutarları hesaplarında bulundurmakla yükümlü olduklarını, bu tutarı bulundurmayıp vadeli hesaba aktarmaları halinde müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacıların ödedikleri KKDF ödemesi ve cezalı ödemelerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, iddia edilen zarar kalemleri ile teminatın  irat kaydedilmesi arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacıların manevi zararı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı/birleşen davada davalı vekili, birleşen davada sunulan cevap dilekçesinin ıslahına ilişkin 11.11.2020 tarihli dilekçede özetle; önceki beyanlara ek olarak, birleşen dava yönünden sözleşmenin davalı/karşı davacılar tarafından ihlal edildiği ve teminat mektuplarının haklı şekilde irat kaydedildiği hususları bakımından ıslah yoluyla ilave iddia ve açıklama yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki 14.08.2014 tarihli hisse alım sözleşmesi uyarınca birleşen davada davacıların, müvekkili şirket ile rekabet etmeme yükümlülüğünü üstlendiklerini, kendilerinin ya da sözleşmede orta düzey aile ferdi olarak tanınan bir hısımlarının vasıtasıyla müvekkili şirket ile rekabet içinde olmayacaklarını taahhüt ettiklerini, ancak birleşen davada davacıların yakın akrabaları ...'ün kardeşi olan ...'ün, çoğunluk pay sahibi ve tek yöneticisi olduğu ... Elektrik'in, sözleşmenin imzalanmasının ardından müvekkili şirkete şantajda bulunarak kadim \"...\" markasının kedileri adına tescilli olduğundan bahisle, 70.000.000,00 USD talep ettiğini, talebin kabul edilmemesi üzerine davacıların sözleşme aşamasında gizledikleri 2001 tarihli marka devir sözleşmesinin feshedildiğini, ...'in fesih beyanında, ... Elektrik'in hisselerinin devri ve ... Elektrik şirketinde hiçbir yakın akraba kalmaması nedeniyle bu fesih bildiriminin yapıldığının ifade edildiğini, sürecin sonrasında aralarında ciddi bir uyuşmazlığın vuku bulduğunu, ... Elektrik'in, müvekkili şirket ve ... Elektrik'in faaliyet alanına giren konularda müvekkili şirket ve ... Elektrik ile doğrudan rekabet içinde bulunduğunu, ilaveten müvekkili şirketin, \"...\" ve türev markalarını kullanmaması için bir taraftan ... Elektrik adına kayıtlı markalar aleyhine hükümsüzlük davaları açıldığını, diğer taraftan ise \"...\" ibaresiyle kendi adına birçok marka tescili başvurusu yaptığını, tüm bu hususların, birleşen davada davalıların, kardeşleri tarafından idare edilen ... Elektrik ile danışıklı işlem yapıldığını gösterdiğini, ... Elektrik'in yıllarca süren hisse devir sürecinden bir anda sözleşmenin imzalanması ile haberdar olmasının mümkün olamayacağını, davacıların da bu süreçten ... Elektrik'i haberdar etmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacılardan ...'ün, ... Elektrikte kurucu ve yönetici olarak faaliyet gösterdiğini, ... Elektrik ile karşı taraf arasında müvekkili şirket aleyhinde bir işbirliğinin bulunduğunun ortada olduğunu, öte yandan birleşen dosyada davacıların sözleşmedeki taahhüdünün, aynı zamanda kendi akrabaları yönünden üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğunu, davacıların akrabalarının rekabet etme bir yana, müvekkiline ciddi şekilde şantaj yaptıklarını, sözleşme uyarınca birleşen davada davacıların, rekabet yasağını ihlal etmeleri durumunda 10.000.000,00 USD tutarında ceza koşulu ödemek zorunda olduklarını, sözleşmede bu ceza koşulunun kusura bağlı olmadığının düzenlendiğini, birleşen dosyada davacılar tarafından verilen teminat mektubunun, öncelikli olarak bu rekabet yasağının ihlali neticesinde haklı olarak irat kaydedildiğini, birleşen davada davacıların ilave teminat mektubu verme yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, ilave teminat mektubu verilmemesi yoluyla teminat mektubunun irat kaydına ilişkin şartın oluştuğunu, birleşen davada davacıların, \"...\" markasının devri sözleşmesine, önemli sözleşmeler listesinde yer vermediğini, bu sözleşmenin belki de ... Elektrik'in taraf olduğu en önemli sözleşme olduğununu, salt bu sözleşmeden kaynaklı ve \"...\" markası temelli ... Elektrik ile ... Elektrik arasında İstanbul 2. FSHHM'nin 2015/62, Ankara 2. FSHHM'nin 2017/112, 2017/424, Ankara 4. FSHHM'nin 2017/463 ve İstanbul Anadolu 2. FSHMM'nin 2018/99 Esas sayılı dosyalarında davalar bulunduğunu, sözleşmenin ihlali sonucunda müvekkilinin zarara uğradığını ve devam eden davalar nedeniyle ilave zararalar oluşacağını, teminat mektubu tutarlarının ceza koşulu bedeli niteliğinde olduğunu, müvekkilinin teminat mektuplarını sözleşmeye uygun şekilde irat kaydettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir..<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; taraflar arasında düzenlenen ... Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin hisselerinin devrine ilişkin 11/08/2014 tarihli hisse alım sözleşmesi ile ... Elektrik hisselerinin ... şirketine devredilmesine, hisse alım/satım sözleşmesinden önce, taraflar arasında Due Diligence aşamasının gerçekleşmesine, davalı/birleşen dosyada davacılar tarafından takribi 87 günlük inceleme süresi içinde davacı/birleşen dosyada davalı şirketin incelemesine sunulan CD içindeki ... bilgilerinin yer aldığı,hukuk klasörü altında '3.5.2 Onaylı Yerli Markalar' başlıklı listenin 13. satırında ... <br>markasının sahibi olarak ...yazmakta olmasına, bu durumun açık ve net olarak görünmesine, davacı/birleşen dosyada davalı şirketin incelemesine sunulmuş olan toplam 55 adet marka listesindeki toplam 44 adet markanın marka sahibi olarak ... Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin yer almasına, aynı marka listesinde dava konusu  marka dışında, marka sahibi başkaları olan başka markaların da bulunmasına, listede marka sahibi ... olan 3 adet (Sıra 34,35 ve 42), ... olan 3 adet (Sıra 41,47 ve 48), ... Kablo olan 1 adet(sıra 8), ... olan 1 adet (sıra 49) markaların yer almasına, hisse alım/satım sözleşmesi öncesi markaların önemli olduğu dikkate alındığında, davalı/birleşen dosyada davacılar  tarafından davacı/birleşen dosyada davalı incelemesine sunulmuş olan bilgi/belgenin doğruluğunu teyit etme imkânı olup, bu hususta davacı/birleşen dosyada davalı tarafından eksik inceleme veya denetim yapılmış olmasının, davalı/birleşen dosyada davacılara sorumluluk atfedilmesini gerektirmemesine, davalı/birleşen dosyada davacılar tarafından ...  markası ile ilgili marka sahipliği ve ilgili marka lisans sözleşmesinin,davacı/birleşen dosyada davalıya ayrıca bildirilmiş olmamasına rağmen, marka hak sahipliğinin dava dışı ... Elektrik'e ait olduğunun belgelerde açıkça yer almasına, bu kapsamda ... sürecinde <br>davacı/birleşen dosyada davalının bu durumu bilecek durumda olmasına, bu konuya dair ek bilgi/belge talep etme <br>hakkı/imkanı olduğu halde buna ilişkin bir talebinin olmamasına, marka sicilinin aleni olduğu gözetildiğinde, esas itibariyle davalı/birleşen dosyada davacıların  sözleşmeye aykırı davranışından veya kusurundan söz edilemeyeceğinin açık olmasına, davacı/birleşen dosyada davalı şirketin, marka sahibi devralınan ... Elektrik olan marka listesindeki 16,24,25,27,30,31 ve 50. sıralarda ' ...', '...', '... ', '...', “...+Şekil”, '...+Şekil', 'C-...'  şeklinde <br>... esas unsurlu başkaca markaların sahibi olduğu ve bu markaları kullanmasına bir engel bulunmadığının açık olmasına, dava dışı ... Elektrik Malzemeleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, 18/03/2015 tarihinde İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/62 esas sayılı dosyası ile, davalı ... Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine,..., ...,, ..., ... Elektrikli Kontrol Sistemleri+Şekil, ...+Şekil, ... ve ... markalarının hükümsüzlüğünün tespiti talebiyle açılan dava sonucunda, Mahkemenin 08/05/2018 tarih ve 2015/62 E., 2018/124 K. sayılı kararıyla asıl ve karşı davanın reddine karar verilmesine, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 30/06/2022 tarihli, 2020/1133 esas ve 2022/1126 karar sayılı kararıyla istinaf taleplerinin reddine karar verilmesine ve verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/03/2024 tarihli, 2022/5700 esas ve 2024/2164 karar sayılı kararıyla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 30/06/2022 tarihli, 2020/1133 esas ve 2022/1126 karar sayılı kararının onanmasına karar verilerek, Mahkemece verilen kararın kesinleşmiş olmasına, Mahkeme kararı dikkate alındığında, ... markasının asıl davada davacı, birleşen davada davalı şirketin mülkiyetinde olduğunun tespit edilmesine, bu anlamda davacı/birleşen dosyada davalı tarafın ... markasını kullanamamaktan kaynaklı bir hak kaybının/zararının söz konusu olmamasına, dava konusu 181105 sayılı markaya ilişkin lisans sözleşmesinin feshinin şirket değerini olumsuz etkilediğine dair delile rastlanmamasına, asıl davada davacı tarafın uğramış olduğu bir zararın bulunmaması ve İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/62 esas sayılı dosyası nedeniyle yapıldığı belirtilen masrafların, söz konusu dosya kapsamında değerlendirilmesi gerekmesi de dikkate alındığında, dava dosyası kapsamında yapılan masraflara ilişkin zararın tazmini talebinin yerinde olmamasına, asıl davadaki davacı taleplerinin yerinde olmaması ve birleşen dosya kapsamına sunulan  11/11/2020 tarihli cevap dilekçesinin ıslahına ilişkin dilekçe kapsamında yapılan değerlendirmeye göre, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/62 esas sayılı dosyası kapsamında verilen kararın gerekçesi de dikkate alındığında, ... ve...şirketlerinin kurucuları ... ve ... tarafından ... ve... markalarının birlikte yaratılmış olmasına, markaların yine taraf şirketler kurularak şirketlere devredilmesine, ... markasının ... şirketi tarafından, ... markasının ise ... şirketi tarafından fiilen kullanılmasına ve ticaret unvanı olarak seçilmesine, 1996 yılından itibaren ticaret unvanı ve marka olarak kullanılmalarına, taraflarca fiilen ayrı ayrı kullanılan ... ve ... marka tescillerinin 2001 yılına kadar marka sahipliğinin ... şirketinde toplanmış olmasına, bu tarihten sonra markaların marka sahipliğinin devir ile ... şirketine geçmesine, ancak yapılan inhisarı süresiz lisans sözleşmesi ile yine kullanımın tamamen ... şirketine bırakılmış olmasına, bu nedenle ... markasının ... şirketi tarafından, ... markasının ise ... şirketi tarafından kullanımına devam edilmesine, 2007 yılından sonra tarafların farklı sınıfları da kapsama alarak başka markalar da tescil ettirmeye başlamalarına, ... şirketi tarafından ... kaynak unsurlu markaların, ... tarafından da ... kaynak unsurlu markaların tescil ettirilmesine, bu durumun da hem tarafların marka paylaşımına devam ettikleri hem de birbirlerinin tescillerinden haberdar olduklarını göstermesine, dolayısıyla tescillerin kötü niyetle yaptırıldığından bahsedilmeyecek olmasına, zira karşı tarafın kullanıma ve tescile onayının olduğu varsayımı ile hareket edildiği, ayrıca devir ve aynı tarihte yapılan lisans sözleşmesinin tarafların fiili durumu korumaya yönelik iradelerini göstermesine, bu nedenle taraf şirket kurucularının 1991 yılında yaptıkları ortak marka kullanım sözleşmesinin 2015 yılına kadar devam etmesine, bu tarihe kadar taraflar arasında hiçbir hukuki ihtilafın yaşanmamasına, tarafların bu kadar uzun süre ihtilaf yaşamayarak markaların birlikte kullanmalarına, piyasada aynı tüketici gurubuna hitap etmelerine ve kardeş şirketler olarak anılmalarına, tarafların bu kanının oluşmasına sessiz kalarak izin vermelerine, davalı/birleşen dosyada davacılardan ... ile dava dışı ...’ün kardeş olmasından başka teminat mektubunun paraya çevrilmesi işlemi tarihinde aralarında organik bağı gösteren başkaca somut bir delilin dosya kapsamında bulunmamasına, sözleşmede öngörülen rekabet yasağının dolaylı şekilde ihlal edildiğinin birleşen dosya davalısı tarafından ispat edilememesine, bu anlamda öngörülen cezai şartın uygulanma koşullarının ve teminat mektubunun irat kaydı için sözleşmede öngörülen koşulların oluşmadığının açık olmasına, bu alamda davacı/birleşen dosyada davalı ... tarafından 10.000.000,00-USD bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız olmasına, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız olması nedeniyle, birleşen dosyadaki, teminat mektubu bedeli ile, hesabın vadesinden önce bozulmasına dayalı zararın,yüklenilen dış kaynaklı kredi ödemelerine ilişkin masraf ile munzam zararın tazmini talebinin yerinde olmasına göre, asıl davada davacı tarafça açılan davanın reddine, birleşen davada davacı tarafça, teminat mektubu bedeli ile, hesabın vadesinden önce bozulmasına dayalı zararın, yüklenilen dış kaynaklı kredi ödemelerine ilişkin masraf ile munzam zararın tahsili talebiyle açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Birleşen davada, davacılar tarafından ayrıca, teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini talebinde bulunulmuşsa da, dava konusunun niteliği, tarafların şirket ve şirket ortakları oluşu, davacılar tarafından, teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle ne şekilde bir manevi zarara uğranıldığının ispat edilememesi hususları dikkate alınarak, birleşen davadaki manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine...\" gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1373 Esas sayılı davanın kabulü ile 10.022.286,30 USD'nin 01.12.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 149.585,12 TL alacağın dava tarihi olan 15.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davalı davalı vekili ile birleşen davada davacılar vekilince vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Zararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hisse alım sözleşmesinden anlaşılacağı üzere ... Elektrik'in hisselerini şirketin ana markası olan \"...\" markası üzerinde kısıtlama bulunduğunu ve bu markanın üçüncü bir kişiye ait olduğunu bilmeyerek satın aldığını, müvekkilinin bu nedenle ödemesi gereken tutardan çok fazla hisse alım bedeli ödediğini, \"...\" ve \"...\" markalarına ilişkin olarak \"...\"/\"bir arada var olma\" kararından müvekkil şirketin herhangi bir zararı olmadığı sonucu çıkarılamayacağını, her iki marka hakkında bir arada var olma kararı verilmesine rağmen bu durumun teminatın haksız yere irat kaydedildiğini göstermediğini, teminatın irat olarak kaydetmesinin birden fazla sebebi bulunduğunu, bunlardan ilkinin bahse konu marka ihtilafının devam ediyor olması nedeniyle hisse alım sözleşmesinin 11.6-(c) maddesi uyarınca teminatın yenilenmemesi, ikincisinin ise aynı sözleşmenin 12.  maddesi uyarınca davalıların müvekkil şirketle rekabet etmeme kuralını ihlal etmesi olduğunu,Payın satın alınması sırasında ön mutabakata varılarak yapılan görüşmeler sonucu 28.04.2014 tarihli süreç mektubunun müvekkiline gönderildiğini, ardından müvekkilinin talimatıyla ... Elektrik kayıtları üzerinde hukuki ve finansal inceleme yapıldığını, inceleme sonucunda davalı/karşı davacılar tarafından temin edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde diğer tüm hususlara ek olarak ... Elektrik'in sahibi olduğu ve fiilen kullandığı \"...\" markası ve buna bağlı birçok marka ile ilgili markaların mülkiyeti dâhil herhangi bir konuda sorun, kısıtlayıcı bir durum veya ihtilaf bulunmadığı, bu markaların sorunsuz bir şekilde kullanılabildiğinin anlaşıldığını,Bu nedenle hisse alım fiyatının 138.379.702 USD ilk alım fiyatı + 4.097.367 USD kapanış tarihi fazlası  olarak belirlenip ödendiğini, süreç boyunca \"...\" markası üzerinde herhangi bir kısıtlamanın veya takyidatın olmadığının bildirildiğini, markanın lisans sözleşmesi ile kullanıldığının kasten gizlendiğini,  pay devri öncesi yapılan hukuki ve mali inceleme sürecinde oluşturulan ...'a ilgili şirketçe belge ve bilgilerin yüklendiğini, hisseleri satına alacak kişinin ise belgeleri inceleyerek şirketin genel bir fotoğrafını çektiğini, bu süreçte şirket üzerinde alıcının kontrolü bulunmadığından verilen belgelerin incelenebildiğini, devredilen şirket bakımından devir eden davalıların beyan ve taahhütlerde bulunduğunu, müvekkilinin alıcı olarak bunların doğruluğunu teyit etme yükümlülüğü bulunmadığını, aksi takdirde ... sürecinin herhangi bir anlamının kalmayacağını, sunulan her belgenin teyidinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aksi halde ...'a yüklenen her belgenin teyidi halinde sürecin yürümeyeceğini, bu nedenle satıcı tarafından ...'a yüklenen evrakın doğru ve gerçek olduğunun satın alan kişi tarafından kabul edildiğini, davalıların \"...\" markası üzerinde herhangi bir kısıtlamanın olmadığını ifade etiğini, sözleşmenin 10. maddesinde belirtildiği üzere ilgili sözleşmeyi imzalayan davalıların markalar konusunda herhangi bir kısıtlama olmadığı belirttiklerini ve hisse alım sözleşmesinin ekinde sayıldığı üzere \"...\" markalarının müvekkiline sunulduğunu, böylece ... Elektrik'in \"...\" markasının mülkiyetini haiz olduğu ve faaliyetlerini bu marka ile yürütebildiği izlenimi yaratıldığını, pay devrindeki esas amacın da ... Elektrik'in faaliyetlerinin bu marka ile yürütülmesi olduğunu, sözleşmenin 10. maddesinin fikri mülkiyet başlıklı maddesinde söz konusu markalar üzerinde herhangi bir kısıtlamanın olmadığı ve bunlara karşılık olarak herhangi bir yaptırım, karar alınmadığının kabul edildiğini, şirket faaliyetlerinin kesintisiz devamı için markalar üzerinde kısıtlama bulunmamasının devir sözleşmesindeki en önemli nokta olduğunu, takyidat bulunmadığının müvekkiline bildirildiğini, defalarca istenmesine rağmen ... Elektrik'in tarafı olduğu marka lisans sözleşmeleri konusunda cevap dahi verilmediğini, bu hususun başlı başına davalıların kötü niyetini gösterdiğini, markanın Ankara 49. Noterliğinin 04.10.2001 tarihli marka lisans sözleşmesi kapsamında kullanıldığı bilgisinin bilerek  saklandığını, bu nedenle müvekkilinin ... markasını da devir alınacak şirkete ait olduğu düşüncesiyle daha fazla bedel ödediğini, bu durumun hisse alım sözleşmesinin 10.1 (L) ve (W) maddelerine aykırı olduğunu, davacıların sözleşme görüşmeleri sırasında \"...\" markasının kendi adlarına tescilli olduğu izlenimi yarattıklarını, bu durumda ... Elektrik'in hisselerinin satış değerinden çok daha az bir değere satılacağı riski ortadan kaldırmak istediklerini, devir edilen şirketin mülkiyetinde olmayan bir şeyin satılamayacağının bilinmesine rağmen bu hususun bilerek saklandığını, sözleşmenin 10.maddesinde ifade edildiği üzere ... Elektrik'in markaları üzerinde herhangi bir sınırlama olmadığının belirtildiğini ve atıf yapılan tablo 2'de belirtilen markaların ... Elektrik'e ait olduğunun ifade edildiğini, satın alama  sürecinde hazırlanan ... raporunun 35. sayfasında ... ana markasının ... Elektrik'e ait olduğu belirtildiğini, müvekkilinin de bu şekilde bilgilendirildiğini, sözleşme sırasındaki kasıtlı davranışla müvekkilinin iradesinin sakatlandığını ve zarar oluşturulduğunu, bir çok yüksek yargı kararında bu şekilde ayıplı satımda alıcının amaçladığı nedenin ortaya çıkması halinde ortaya çıkacak zararın talep edilebileceğinin kabul edildiğini, <br>... ile ... Elektrik arasındaki, İstanbul 2. FSHHM'nin 2015/62 E. sayılı dosyasında verilen coexistence kararının müvekkilinin zararını ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin marka ile ilgili sözleşmelerin gizlenmesi sonucunda yüksek bedel ödeyerek zarara uğradığını, bu zararın doğmaması için söz konusu sözleşmelerin ifşa edilmiş olması, buna uygun olarak hisse alım sözleşmesinde marka ile ilgili sözleşmeler olduğunun belirtilmesi ve devir bedelinin  buna göre belirlenerek ödenmesi gerektiğini, davalıların daha önce lisans sözleşmesini ifşa etmeyerek, sanki bu sözleşmeler yokmuş gibi sözleşmeyi imzaladıklarını, müvekkilinin de lisans sözleşmesi olmadığı hususunda verilen taahhütlere güvenerek hisse alım sözleşmesini imzaladığını,Hisse alım sözleşmesinin 11.6-(c) hükmü uyarınca teminatın yenilenmesini talep edilmesine karşın bu talebin yerine getirilmemesi üzerine mevcut teminatın irat olarak kaydedildiğini, sözleşme uyarınca adli ya da tahkim işlemleri kesinleşene kadar 1 yıl süreyle alınacak yeni banka teminat mektuplarıyla yenileneceğinin kabul edildiğini, ... A.Ş aleyhinde ...Elektrik Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan ve \"...\" markasının hükümsüzlüğü talep edilen davasının sürmesi nedeniyle mektup istendiğini, markanın gerçek sahipliğinin müvekkilinden gizlenmesi ile bu davaya muhatap olunduğunu, teminatın tamamlanması için müvekkilince gönderilen Beşiktaş 11. Noterliğinin 01.06.2016 tarihli ihtarı ile sözleşmenin 11.6.(c) maddesi uyarınca 4.000.000 USD tutarında ilave teminat mektubu vermelerinin istendiğini, davalıların edimlerini yerine getirmemesi üzerine teminat mektubunun irat kaydedildiğini, sözleşmenin 12. maddesi uyarınca davalıların rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle ödemesi gereken 10.000.000 USD tutarındaki cezai şart  nedeniyle mektubun irat kaydedildiğini, Sözleşmenin 12.1. maddesi uyarınca kendilerinin ya da sözleşmede orta düzey aile ferdi  \"...\" olarak tanınan bir hısımlarının vasıtasıyla müvekkili ile rekabet içinde olmayacağının taahhüt edildiğini, ikinci derece hısımlara davalılar veya eşleri ile yakınlığı bulunan kişilerin ifade edildiğini, davalıların yakın hısımları  ...'ün kardeşi olan ...'ün  çoğunluk paysahibi ve tek yöneticisi olduğu ... Elektrik Şirketinin sözlemeden sonra müvekkilinden \"...\" markasının kendi adına tescilli olduğundan bahisle 70.000.000 USD tutarında talepte bulunduğunu, taleplerin karşılanmaması üzerine 2001 tarihli marka devir sözleşmesinin feshedildiğini, ... şirketinin hisselerinin devri ve ... şirketinde hiçbir yakın akraba kalmaması nedeniyle bu fesih bildiriminin yapıldığının ifade edildiğini, ardandan ...Şirketinin müvekkili ile rekabete girdiğini, müvekkilinin \"...\" ve türev markalarını kullanmaması için ... şirketi adına kayıtlı markalar aleyhine hükümsüzlük davaları açıldığını, diğer taraftan ise \"...\" ibaresiyle kendi adına birçok marka tescili başvurusu yaptığını, davalılardan ...'ün ...'da kurucu ve yönetici olarak faaliyet gösterdiği gözetildiğinde ... ile karşı taraf arasında müvekkil şirket aleyhine bir  iş birliğinin bulunduğunun anlaşılacağını, davalıların sözleşmenin 12.1.maddesindeki taahhüdü aynı zamanda kendi hısımları yönünden üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğunu ve TBK'nın 128. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, anılan maddede  ki rekabet yasağının ihlali nedeniyle 10.000.000 USD cezanın ödenmesi gerektiğini ve bu cezanın kusura bağlı olmadığını, teminat mektubunun da bu alacak için haklı olarak irat kaydedildiğini, ... markasının, müvekkil şirketin ana markası olduğunu, bu nedenle markanın kullanımının takyidatsız bir biçimde müvekkiline devri gerekirken  davalılar kusurlarıyla bu borca aykırı hareket ettiklerini, müvekkilinin de olması gerekenin çok üzerinde ödeme yaparak zarar uğradığını, mahkeme ve bilirkişinin müvekkilinin marka nedeniyle fazladan ödediği miktar hususunda bir inceleme yapmadıklarını, ... markasının değeri ve markanın kullanılacak olması nedeniyle bu miktarın satım bedeli olarak ödendiğini, markanın bulunmaması ve lisans sözleşmesi bulunması halinde şirketin paylarının müvekkilince devir alınmayacağını, <br>Sadece marka hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararından yola çıkarak müvekkil şirketin zararının bulunmadığı sonucuna varmasının hatalı olduğunu, markanın devir alınan şirkete ait olması ve üzerinde kısıtlama bulunmamasının devir sözleşmesinde oldukça etkili olduğunu, ... Şirketince marka için 70.000.000 USD istenmesinin bu durumu doğruladığını, bilirkişilerin bu hususu dikkate alarak rapor düzenlemelerinin HMK'nın 266.maddesine aykırı olduğunu, davalıların sözleşmeye aykırı şekilde teminat mektubu vermemesi ve yargılamalar nedeniyle müvekkilinin zararının artması, davalıların kendilerine ait olmayan bir markayı kendilerinmiş gibi göstererek lisans veya kullanım sözleşmesinden söz etmemeleri nedeniyle üçüncü kişi tarafından açılan fikri mülkiyet davası nedeniyle müvekkilinin masrafının her geçen gün arttığını, müvekkilinin bu davaların devamına rağmen teminatsız bırakılması nedeniyle teminat mektubunun irat kaydının yerinde olduğunu, cezai şart talep edilmesi için zarar şartı bulunmadığını, alınan uzman görüşünde de bu hususun belirlendiğini, bilirkişilerin sözleşmenin bu hükümlerini yorumlarken mantık hatasına düştüklerini ve sözleşmenin açık hükmünü göz ardı ettiklerini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.Asıl davada davalılar- birleşen davada davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Asıl davada davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükümde davalılar hakkındaki davanın ayrı ayrı reddine rağmen AAÜT'nin 13/4. maddesi gereğince belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin asıl davada davacıdan alınarak davalılara verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların ihtiyari dava arkadaşı olması nedeniyle her bir dosya için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece asıl davada tek bir vekalet ücretine karar verilmesine rağmen, birleşen davada manevi tazminat taleplerinin reddine dair karar yönünden her bir davacıya ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, bu nedenle manevi tazminatta uygulandığı gibi asıl davadaki manevi tazminat yönünden de bir ayrıma gidilmeksizin her bir davacı için Tarife'nin 22. maddesinin dikkate alınarak vekalet ücreti takdiri gerektiğini, asıl dava talep edilen 14.000.000 USD üzerinden davalılar lehine AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca tek bir maktu vekalet ücretine hükmedilmişken, birleşen davada 100.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddi üzerine ayrı ayrı toplam 89.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece  asıl davaya ilişkin olarak aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,Birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, bu davada davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, mahkemece hükmünün 2/b bendinde davacılar lehine 655.283,67-TL nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak nisbi vekalet ücreti hesaplanırken yabancı para cinsinden dava konusu edilen dava değeri karar tarihindeki kura göre güncellenmeden dava tarihindeki değerinin esas alınarak hesaplama yapılmasının hattalı olduğunu,Birleşen davada manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, toplanan delillerden asıl davadaki iddiaların gerçeğe aykırı olduğu, davacının müvekkillerin hisse alım sözleşmesine aykırı davrandığı, \"...\" markasına ilişkin olarak dava açan ... şirketinin ortakları ile müvekkillerin birlikte hareket ederek davacıyı yanılttığına ilişkin iddialarının asılsız olduğunun kanıtlandığını, haksız iddiaların müvekkillerinin kişilik haklarına zarar verdiğini, sözleşmeye aykırı bir şekilde teminat mektubunun nakde çevirmesi ile müvekkillerinin ticari itibarlarının zedelendiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve istinaf sebepleri doğrultusunda asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, davacı şirket ile asıl davada davalılar arasında dava dışı ... Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin paylarının davacıya devrine ilişkin 11.08.2014 tarihli hisse alım satım sözleşmesine aykırılık nedeniyle, hissenin alıcısının uğradığı maddi zararların, hisse devredenlerden tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava ise aynı sözleşme kapsamında, birleşen davada davalı alıcının sözleşmeye aykırı şekilde, birleşen davada davacıların verdikleri teminat mektubunu irad kaydetmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davadaki maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, her iki dava yönünden, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı şirket ile asıl davada davalılar arasında, payları davalılara ait olan ... Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret AŞ'nin paylarının devrine ilişkin satım sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Pay devir sözleşmesi temelinde bir satım sözleşmesidir. Bu nedenle tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde sözleşme hükümleri ve gerektiğinde satım sözleşmesine ilişkin yasa hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesi, yargılama sırasındaki beyanları ve istinaf başvuru dilekçesinde, ... Elektrik Şirketinin paylarının davalılar tarafından müvekkiline devri sırasında, payları devir edecek şirketin markaları ve mal varlığı ile ilgili bilgilerin verildiğini, 28.04.2014 tarihli süreç mektubu ile başlayan hukuki ve finansal inceleme süreci sonucunda 11.08.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında bildirilen tüm markalar üzerinde herhangi bir takyidat veya mülkiyet iddiası bulunmadığını, davalılarca taahhüt edildiğini, müvekkilinin satım sözleşmesindeki temel amacının, devir edilecek şirketin temel mal varlığı ve en önemli değeri olan ... markası ile birlikte, şirketin devir alması olduğunu, satım bedelinin buna göre belirlendiğini, hisse alım sözleşmesinin 10.1-L ve W maddelerinde bu hususun taahhüt edildiğini ancak devirden kısa bir süre sonra davalıların yakın aile bireylerinin ortağı olduğu ...Şirketinin, devir alınan şirketin en önemli mal varlığı olan \"...\" markasının kendisine ait olduğu ve markanın Ankara 49. Noterliğinin, 04.11.2001 tarihli marka lisans sözleşmesi ile kullanıldığını belirtilerek önemli miktarda para talep edildiğini, talep edilen miktarın da markanın devir alınan şirket açısından önemini gösterdiğini, davalıların, davalıların bu markanın şirkete ait olmadığını bilmelerine rağmen, bu durumu kasten müvekkilinden gizleyerek müvekkilinin fazla satım bedeli ödemesine ve açılacak davalar nedeniyle zarara uğramasına sebep olduklarını, sözleşme gereğince oluşacak zararların giderilmesi için verilmesi gereken teminat mektubunun uyarıya rağmen verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin elde kalan teminat mektubunu nakde çevirdiğini, davalıların kasten bilgi saklamak eylemlerinin yanı sıra, yakın akrabaları olan ... Şirketinin ortakları ile birlikte hareket ederek sözleşmenin rekabet yasağı maddesini ihlal etmeleri nedeniyle cezai şart borçları bulunduğunu, ayrıca sözleşmede üçüncü kişinin fiilinin üstlendiğini ve davalıların yakın akrabaları olan ... şirketinin ortaklarının, davalılarla birlikte hareket ederek müvekkiline zarar vermesi nedeniyle sözleşmedeki ceza koşulunun gerçekleştiğini, teminat mektubunun zarar ve cezai şart kapsamında irat kayıt edildiğini, cezai şart alacağının tahsili için TBK'nın 180.maddesine göre zarar şartı bulunmadığını ileri sürülmüştür.Davalılar, asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı aleyhine açılan marka hükümsüzlüğü davasının henüz sonuçlanmadığını ve davanın sonucu beklenmesi gerektiğini, tazminat davası açılması için davacının zarara uğraması gerektiğini, zararın hükümsüzlük davası sonucuna göre belirlenebileceğini, lisans sözleşmesinin feshedilmesinin tek başına zarara neden olmadığını, devir edilen şirketin \"...\" sözcük markası üzerinde hak sahipliği bulunması nedeniyle lisans sözleşmesine ihtiyaç bulunmadığı, ürünlerin \"...\" ibaresi temelinde ek markalarla satıldığını ve bu markaların devir edile şirket adına tescilli olduğunu, sözleşme öncesi .... kapsamında sunulan belgelerden ... A.Ş.'nin 2013 yılı satışlarının %79,1'inin \"...\", \"... \", \"... \" veya \"... \" gibi ... Elektrik'e ait markalarla satıldığınınanlaşılacağını, \"...\" sözcük markasının lisansla kullanıldığının davacıdan gizlenmediğini, hisse alım sözleşmesi öncesi ... A.Ş. tarafından davacı  şirketin başkan yardımcısına gönderilen 28.05.2014 tarihli yazı ile ... A.Ş.'nin finansal, vergisel, hukuki ve operasyonel durumuna ilişkin ayrıntılı evrakların bulunduğu sanal veri odasına 50 gün süreyle erişim ve inceleme imkanı sağlandığını, sözleşmenin 6. sayfasında ise ... sürecinin 05.05.2014 tarihinden 31.07.2014 tarihine kadar toplam 87 gün uygulandığının kabul edildiğini, sunulan \"...\" adlı klasörün içerisinde yer alan 3.5.2 Aprovet ... başlıklı belgede ... markasının ... nezdinde ... şirketi adına kayıtlı olduğunun yazdığını, ... A.Ş.'nin, \"...\" sözcük markası üzerinde hak sahibi olmasına rağmen esas unsuru ... olarak çok sayıda markasının bulunduğun, ... markasının tescil ve kullanımına ilişkin süreç dikkate alındığında, bu durumun rahatlıkla anlaşılacağını, sözleşmenin 11.L maddesine göre lisans sözleşmesinin alıcının alım tercihini etkileyen önemli sözleşmelerden olmadığını, davacının önemli görmediği bir sözleşme ile ilgili talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin sözlemenin 10.1.W maddesine aykırı davranmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiştir. Taraflar arasında düzenlenen 14.08.2014 tarihli hisse alım sözlemesinin incelenmesinde; sözleşmenin \"Taraflar\" başlıklı maddesinde, davalıların satıcı, davacı şirketin ise alıcı olarak tanımlandığı, sözleşmenin giriş kısmında ... AŞ'nin sermayesinin %100'üne denk gelen 25.000.000 itibari değerdeki 250.000 hissesinin davalılara ait olduğu, hisselerin tamamının davacıya satılacağı belirli şart ve koşullar altında alıcının 5.2. maddesinde belirlenen fiyatı ödeyeceği, kapanışın ardından ilk alım fiyatının bu sözleşmenin hükümleri uyarınca ayarlanacağı düzenlenmiştir.Sözleşmenin 2. maddesinde tanımlar düzenlenmiştir. Buna göre önemli sözlemeler kavramının, sözleşmenin 10.1-L maddesindeki anlamı ifade edeceği belirlenmiştir. Sözleşmede veri odası da tanımlanmış olup, imza tarihinden önce şirketin hukuki incelemesinin yapılması için alıcıya ve temsilicilerine şirketin yasal, vergisel, finansal ve ticari kayıtlarına erişim imkânı verileceği, 05.05.2014 ila 31.07.2014 tarihleri arasında elektronik veri odasında kayıtların inceleneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 3. maddesinde, şirketin tüm paylarının devri temel amaç olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 5. maddesinde ilk alım fiyatı 138.379.702 USD olarak belirlenmiş, maddede ayrıntılı bir şekilde hesaplama yapılarak bedelin ve sermayenin ne şekilde belirlendiği hesaplanmıştır. Sözleşmenin 6. maddesinde satıcıların genel taahhüdü düzenlenmiş olup, satıcıların satım sürecinden kapanış tarihine kadar şirketin işlerinin yürütülmesi için makul sürede hareket edecekleri kabul edilmiştir. Maddede genel olarak devir sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için şirketin iş ve işlemlerinin önceki gibi basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin tarafların beyanları ve taahhütleri başlıklı 10. maddesinin alt bentlerinde satıcıların beyanları ve taahhütleri bulunmaktadır. Anılan maddede satıcılardan her birinin sözleşme tarihi itibariyle beyan ve taahhütlerinin gerçek olduğu, yanıltıcı olmadığı belirtilmiştir. 10.1.E.i maddesinde ifşa mektubunun eki olan şirket adına geçerli biçimde tescil edilen veya tescil aşamasında olan tüm fikri mülkiyet haklarının eksiksiz bir listesinin yer aldığı belirlenmiştir. \"iii\" bendinde ise ifşa mektubunun ekindeki öngörülenler saklı kalmak kaydıyla şirketin herhangi bir üçüncü tarafın fikri mülkiyetini ihlal etmediği, başkaları tarafından şirketin fikri mülkiyet haklarına maddi bir ihlal bulunmadığı kabul edilmiştir. \"iv\" maddesinde ise devam eden tesciller dışında fikri mülkiyeti veya kullanımı kısıtlayan bir taahhüt bulunmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle, öncelikle fikri mülkiyete ilişkin hususların sözleşme öncesi due diligence sürecinde sunulan ifşa belgesinde, markaya ilişkin doğru bilgi verilip verilmediği ve alıcının iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığının belirlenmesi gerekir. TBK'nın 219. maddesinde, satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davacı, ... sözcük markası üzerinde, ... şirketinin mülkiyet hakkı bulunduğu veya en azından markanın lisans sözleşmesi ile kullanıldığı konusunda bilginin gizlenerek ayıplı mal satıldığı ileri sürülmektedir. Oysa sözleşme öncesi şirketin tüm bilgi ve belgelerinin  due diligence kapsamında davacı şirketin kullanımına açıldığı ve inceleme süresinin yaklaşık üç ay sürdüğü anlaşılmaktadır. Davalı tarafından gönderilen listelerde de ... sözcük markasının dava dışı ... şirketi adına kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Bu durumda basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olan davacının, kendisine sunulan belgeleri kontrol etmesi mümkün olduğu gibi, satım sözleşmesi yönünden satım bedelinin yaklaşık yarısı değerinde olduğu ileri sürülen ... markası bakımından, markanın dava dışı ... şirketine ait olduğunun deklare edilmesine rağmen bağlayıcı bir taahhüt alınmadan satım sözleşmesinin sonuçlandırılması nedeniyle davalıların herhangi bir kusuru bulunduğundan söz edilemez. Sözleşme görüşmeleri aşamasında gönderilen 28.04.2014 tarihli teklif mektubu üzerine sözleşme görüşmelerinin başladığı, sözleşme hazırlığı aşamasında veri odasına davacının erişiminin kısıtlanmaksızın sağlandığı ve erişime sunulan belgeler arasında sunulan Projekt Knight klasörü içerisinde ... markasının malikinin ...duğunun belirtildiği görülmektedir. Bu durumda sözleşme öncesi aşamada davacının iradesinin fesada uğratılmadığı, TBK'nın 30 vd. maddelerinde düzenlenen yanılma ve aldatma olgusunun somut olayda gerçekleşmediği, satılandan vaat edilen tüm özelliklerin bulunduğu, vaat edilen herhangi bir niteliğin satılanda eksik olmadığı ve bu nedenle TBK'nın 219. maddesine göre satıcıların ayıba karşı sorumlulukları bulunmamaktadır.HMK'nın 266. maddesine göre hâkimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözülmesi mümkün olmayan durumlarda hâkim, kendiliğinden veya tarafların talebi üzerine bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verebilir. Hâkim, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki konularda bilirkişi incelemesine başvuramaz. Taraflar arasındaki yazılı, hisse alım sözleşmesi hükümlerinin yorumlanması ve bu sözleşme kapsamında payı devredilecek şirketin mal varlığına ilişkin sözleşmenin 6. sayfasında veya 10. maddesinin alt bentleri kapsamında satıcıların bir taahhüdü bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi hukuki nitelikte olduğundan, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak hâkim satıcıların sorumlu olduğunu değerlendirdiği takdirde TBK'nın 114/son maddesi yollamasıyla TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri de dikkate alınarak alıcının uğradığı zararın belirlenmesi için hesaplama yaptırabilir. Somut olayda satıcıların kusuru bulunduğu kanıtlanmadığından, mahkeme ve bilirkişilerce zararın hesaplanmamış olması, ilk derece mahkemesinin varmış olduğu sonuca göre bir eksiklik olarak değerlendirilmemiş, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere sözleşmeler hakkında, TBK'nın 114/son maddesi yollamasıyla haksız fiile ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanabilir. Alıcının zarara uğradığının kabul edilebilmesi için satıcıların sözleşmeye aykırı bir eylemlerinin bulunması, bu eylem nedeniyle zarar oluşması, eylemde kusur bulunması ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması gereklidir. Yukarıda belirtildiği üzere, sözleşme öncesi aşamada ...... Şirketi'nin tüm mali verileri uzun bir süre davacının incelemesine açılmış ve markalara ilişkin olarak davacıya bilgi verilmiştir. Sözleşme öncesi sunulan belgelerden \"...\" sözcük markasının, ... şirketine ait olduğu davacının bilgisine sulunmuştur. Satım sözleşmesi açısından önemli olduğunun düşünülmesi hâlinde, alıcı, bu markaya ilişkin bedeli sözleşme bedeli kapsamında müzakere edebilecektir. Diğer yandan, anılan markaya ilişkin olarak ... şirketi tarafından lisans sözleşmesinin feshedilmiş ve İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyasında dava açılmıştır. Davalılardan ... anılan dosyada, ... Elektrik Malzemeleri...Şirketi'nin yanında feri müdahil olarak katılmıştır. Davada \"...\" markası ile birlikte ... Elektrik San. ve Tic. AŞ'nin kullandığı \" ...\",  \"... \", \"...\", \"... + Şekil\" ve \"... \" markalarının hükümsüzlüğünün tespiti ve terkini istenmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen 08.05.2018 tarihli kararla, \"...\" markasının, satıcılardan ... ile ... şirketinin kurucusu... tarafından birlikte yaratıldığı, markaların taraf şirketlere devredildiği, ... markasının ... şirketi tarafından, \"...\" markasının fiilen ... şirketi tarafından kullanıldığı, başlangıçta marka sahipliğinin ... şirketine ait olduğu, sonradan ... şirketine geçtiği, tarafların ... ibaresi içeren farklı markalarda tescil ederek kullandıkları, kullanımda tarafların  karşılıklı muvafakatleri olduğunu, 1991 yılından 2015 yılına kadar hiç bir sorun bulunmadan kullanılan marka bakımından taraf şirketler arasında bir arada varolma sözleşmesi bulunduğu kabul edilmiş ve karar, Yargıtay onayından geçerek kesinleşmiştir. Bu durumda yukarıda belirtildiği üzere davacının sözleşme öncesinde markanın mülkiyetine ilişkin bilgisi bulunmakla birlikte, marka üzerinde payları devir edilen ... Elektrik şirketinin kullanım hakkı bulunduğuna ilişkin İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyası dikkate alındığında, davacı şirketin tazmini gereken bir zararının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Herhangi bir zarar bulunmadığından, TBK'nın 50, 51 ve 52. maddelerine göre de herhangi bir zarar ve tazminat belirlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda, irat kayıt edilen teminat mektubu bedelinin, satım sözleşmesine konu hisselerin bedelini etkileyecek sözleşme takyidatının gizlenmesi nedeniyle alındığı kabul edilemeyeceğinden, bu yönlere ilişkin ilk derece mahkemesi tespit ve değerlendirmesi isabetli bulunmuştur.Taraflar arasındaki sözleşmenin 10.1-L maddesinde, ifşa mektubuna ek olan ek-8'de şirketin taraf olduğu ilgili mali yıl içinde toplam değeri 500.000 TL'nin üzerinde olan veya dağıtım ile ticari temsile ilişkin olan, ilgili taraf sözleşmelerini oluşturulan bir kontrol değişikliği hükmü içeren sözleşmeler önemli sözleşmeler olarak yer almaktadır. L/ii alt bentlerinde ise ifşa mektubunun ek-8 de belirtilen sözleşmeler ve düzenlemeler hariç olmak üzere şirket aşağıda belirtilen hiç bir sözleşme ve/veya konu değildir, düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan maddenin alt bentlerinde herhangi bir ticari markanın veya fikri mülkiyet hakkının devrinin veya münhasır olarak lisans vermesini düzenleyen sözleşmeler veya diğer düzenlemeler hükmü bulunmaktadır. Buna göre bildirilenler dışında, şirketin tarafı olmadığı kabul edilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi ... markasına ilişkin 2001 yılında düzenlenen lisans sözleşmesinin sözleşme öncesi aşamada davacının bilgisine sunulduğu, kaldı ki davacı alıcı açısından son derece önemli olan markaların şirkete ait olup olmadığının en basit bir araştırmayla dahi bilinebilecek durumda olması nedeniyle, anılan madde kapsamında da davacının tazminat talep hakkının bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesi isabetli bulunmuştur.Yukarıdaki gerekçelere göre asıl davada davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı kanaatine varıldığından, satıcılar tarafından ek teminat mektubu sunulmamasının sözleşmeye aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Zira teminat mektubuna ilişkin hükümlerde herhangi bir teminat açığının ortaya çıkması gerekmektedir.Davacı vekili, davacılar ile ... şirketi ortaklarının akraba olduklarını ve sözleşmenin 12. maddesi kapsamında satıcıların rekabet yasağına aykırı davranmaları nedeniyle 10.000.000 USD cezai şart ödemeleri gerektiğini ileri sürmektedir.Sözleşme maddesinde düzenlenen ceza koşulunun talep edilebilmesi için, anılan madde kapasımında davalıların sözleşmeye aykırı davrandıklarının ve davacının cezai şart alacağının bulunduğunun usulüne uygun deliller ile kanıtlanması gerekir. İstinaf başvurusunda ilk bilirkişi raporunda, haksız rekabet olgusunun kabul edilebileceğinin belirtildiği görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere sözleşme hükümlerinin yorumlanması hâkimlik mesleğinin bilgisi ile çözülecek işlerden olduğundan bu konularda hâkim, bilirkişi raporu ile bağlı değildir. ... şirketi ile ... şirketinin aile şirketi olduğu ve süreç içerisinde bir kısım aile bireylerinin ... şirketi bir kısmının ise... şirketinin ortakları olarak ticari faaliyetlerini devam ettirdikleri, ... ibareli markaların süreç içerisinde şirketler arasında el değiştirdiği, dava dosyasından ve  İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/62 Esas sayılı dosyasından anlaşılmaktadır. Davalılardan ... ile ... şirketi ortaklarından ...'in kardeş olduklarına ilişkin bilgi de dosyaya yansımıştır. Sözleşmenin rekabet etmeme ve aracılık etmeme başlıklı 12. maddesinde, \"Her bir satıcı kapanış tarihinin 4.yıl dönümüne kadar doğrudan ya da dolaylı olarak kendi namına veya başkalarının nam ve hesabına; a-Doğrudan rakebet teşkil eden işlemlere katılmamayı; doğrudan rekabet içerisinde olabilecek üçüncü şahıslar ile ortaklık kurmamayı; doğrudan rekabet içinde olan bir kuruluş ya da ortaklığa doğrudan ya da dolaylı olarak katılmamayı, yönetmemeyi, işletmemeyi, kontrol etmemeyi ve dahil olmamayı;b-Şirketin çalışanlarının doğrudan ya da (yakın aile üyeleri vasıtasıyla veya başka şekillerde) dolaylı olarak şimdi ya da gelecekte şirketteki pozisyonlarından ayrılmaları için teşvik etmeyi ya da aracılık etmeyi veya; c-İşle ilgili olarak hiçbir müşteriyi/tedarikçiyi doğrudan ya da (Yakın aile üyeleri vasıtasıyla veya başka şekillerde) dolaylı olarak teşvik etmemeyi, yaklaşmamayı, ilişki kurmamayı ya da işlemde bulunmamayı münferiden kabul ederler\" düzenlemesi bulunmaktadır. Davalıların, ... şirketi ortakları ile akrabalık dışında, onlarla birlikte hareket ederek davacı şirketi zarara uğrattıkları, haksız rekabet oluşturdukları, ortaklık kurdukları, kurulmuş ortaklığa dâhil oldukları, davacının çalışanlarını ayarttıkları veya müşterilerini ayarttıklarına ilişkin soyut iddia dışında hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Davalıların anılan madde kapsamında haksız rekabet oluşturan herhangi bir eyleminin bulunmadığı dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır. Kaldı ki sözleşmede yer alan yakın aile üyeleri ibaresinin, sözleşme tarihinde varolduğu bilinen ... şirketi ortaklarını kapsadığı da anlaşılmamaktadır. Sözleşme tarihinde varolan ve benzer alanda faaliyet gösteren ... şirketinin faaliyetlerini durduracağı veya davacının ticari faaliyetlerini yürüteceği alanlarda bundan böyle herhangi bir faaliyette bulunmayacağının taahhüt edilmediği de anlaşılmaktadır.Dairemizce davacı ve davalı vekillerinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusu nedenleri ile sınırlı ve kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınmak suretiyle yapılan istinaf incelemesi sonucunda; taraflar arasındaki hisse alım sözleşmesi öncesi ... Elektrik şirketinin her türlü bilgi, belge ve sözleşmesinin uzun süre davacı şirketin davacı şirketin incelemesine sunulduğu, söz konusu olan ... markasına ilişkin 2001 yılında düzenlenen lisans sözleşmesi kapsamında markanın kullanıldığının davacıya iletildiği, ... Elektrik ile... şirketi arasındaki yargılama sonucu ... Elektrik'in, ... markası üzerinde hakkının bulunduğunun tespit edildiği, ... şirketinin, ... sözcük markasının başka ibare ve şekillerle tescil ettirerek kullandığı ve bu kullanımın hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin talebin mahkemece reddedilerek kesinleştiği, bu nedenle sözleşme öncesi aşamada davalıların herhangi bir bilgiyi gizleyerek alıcıyı zarara uğrattığının kanıtlanmadığı, sözleşmenin 11. maddesi gereğince teminat tamamlanması koşullarının gerçekleşmediği, sözleşmenin 13. maddesi kapsamında satıcıların haksız rekabet teşkil edecek bir davranışlarının bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesinin tespit ve değerlendirmeleri yerinde bulunmuştur. Mahkemece hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde tarafların iddia savunmalarının değerlendirildiği, fikri ve sınai mülkiyet hakkına ilişkin davanın sonucunun beklendiği, usulüne uygun toplanan delillerin sözleşme ve yasa hükmüne uygun şekilde değerlendirilerek gerekçesi de gösterilerek tarafların talepleri hakkında karar verildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 293.maddesi gereğince uzman görüşü de deliler arasında sayılmıştır. Hâkim HMK'nın 282. maddesi gereğince bilirkişi oy ve görüşünü diğer deliler ile birlikte serbestçe değerlendirdiği gibi uzman görüşünü de diğer deliller gibi serbestçe değerlendirebilir. Satım sözleşmesinin hukuki niteliği, tarafların sözleşmedeki gerçek amacına ilişkin TBK'nın 19. maddesine göre sözleşmenin yorumlanması, mahkemeye ait hukuki değerlendirmeler olup mahkemece Türk hukukunun resen uygulanarak sözleşmenin usulüne uygun şekilde yorumlanarak doğru sonuca varıldığı kanaatine varılmıştır.Sözleşmenin 12. maddesindeki düzenlemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğu belirtilmiştir. TBK'nın 128. maddesi uyarınca, üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen kişi, bu fiilin gerçekleşmesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Davacılar sözleşmenin hiç bir hükmünde akrabalarının ortak olduğu ... şirketinin ticari faaliyetlerini sona erdireceğine, faaliyet alanını değiştireceğine veya mevcut ticari faaliyetlerini payları devir edilen ... şirketi yararına azaltacaklarına ilişkin bir taahhütleri bulunmamaktadır. Bu tür bir üstlenmenin somut ve açık olması gerekmektedir.Bu nedenle asıl davada davacı vekilinin bu  yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Asıl davada davalılar- birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalardaki vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; asıl davada satıcı olan davalıların tamamına karşı dava açılarak tek bir tazminat talep edilmesi ve davanın tazminat davası olması nedeniyle tek bir vekalet ücretinin tarifenin 13/4.maddesine göre tahsiline karar verilmesi yerindedir. Diğer yandan birleşen davada her bir davalı için ayrı ayrı manevi tazminat talep edilmesi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle her bir davalının ayrı ayrı reddedilen manevi tazminat yönünden vekalet ücretine mahkum edilmesi de yerindedir.Birleşen davadaki manevi tazminat talebinin reddine ilişkin birleşen dosya davacıları vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; birleşen davada davalının, sözleşme hükmüne aykırı şekilde teminat mektubunu paraya  çevirmesi nedeniyle davacıların ticari itibarının zedelendiği iddia edilmiştir. TBK'nın 114/2. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Sözleşme nedeniyle verilen bir teminat mektubunun paraya çevrilmesi kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece birleşen davada talep edilen manevi tazminatın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan, birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Ayrıca, yabancı paranın dava tarihindeki kur değeri üzerinden Türk lirasına çevrilerek harç yatırılması nedeniyle bu miktar üzerinden vekalet ücreti hesaplanması da isabetli olmuştur.Birleşen davada davalı şirket vekilinin, birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; her iki dava arasında sıkı irtibat bulunması nedeniyle asıl dava bakımından yukarıda belirtilen hususların tamamı birleşen dava bakımından da geçerli olduğundan, yeniden tekrarına ihtiyaç bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, birleşen davada davacıların gerek sözleşme öncesi dönemde ve gerek sözleşme sonrası dönemde satım sözleşmesine aykırılık oluşturan veya haksız rekabet oluşturan herhangi bir eylemleri tespit edilmemiştir. Bu nedenle birleşen davada davalı şirket vekili ıslah edilen cevap dilekçesi de dikkate alındığında, gerek haksız rekabetten kaynaklı cezai şart ve gerekse sözleşme öncesi görüşmeler sırasında devredilen paya ilişkin vaat edilen niteliklerin bulunmaması nedeniyle asıl davada davacının cezai şart veya tazminat alacağı bulunmamaktadır.Bu nedenle teminat mektubunun paraya çevrilmesi sözleşme ve yasaya aykırı bulunduğundan, irat kayıt edilen 10.000.000 USD tutarlı teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Ayrıca mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davalı tarafından yapılan işlemle davacıların banka hesaplarının bozulduğu ve davacıların zararının oluştuğu belirlenmiştir. TBK'nın 114/son yollamasıyla 51 ve 52. maddelerine göre mahkemece oluşan zarar miktarı yasa ve sözleşmeye uygun şekilde denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenip hüküm altına alındığından, birleşen davada davalı vekilinin, birleşen davaya yönelik tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, her iki taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalara ilişkin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki  hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,2-Asıl davada davacı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının bu davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen davada davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.799.286,16‬ TL nispi istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Asıl davada davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının, asıl davada davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Birleşen davada davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının birleşen davada davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,6-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,8-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.05.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7eb075c08bf4f5a6","SID":"d770130d08142039"}}