{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/576 Esas<br>KARAR NO: 2025/916<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/04/2023<br>NUMARASI: 2023/13 E. - 2023/312 K.<br>DAVANIN KONUSU: Borçtan Kurtulma Davası<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı  şirketin, ticari ilişki nedeniyle kestiği çekleri ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye verdiğini, ...’ın da bu 5 adet çeki ihbar olunan ... Bankası A.Ş’ye verdiğini, çeklerin bankanın elinde iken 07.10.2016 tarihinde bankanın kuryesinden çalındığını, banka tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/92210 Soruşturma dosyası ile şikayette bulunulduğunu ve İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1155 E. sayılı çek iptal davasının açıldığını, bu dosyada “ödemeden men” kararı verilerek çek bedellerinin üçüncü şahıslara ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alındığını, bu karara istinaden davacı şirketin vadesi geldiğinde 2 adet çek bedeli olan 200.000 TL’yi ...’a ödediğini, ancak “ödemeden men” kararına rağmen, davalının ihtiyati haciz kararı alarak 03.11.2016 tarihinde hacze geldiğini, araçların çekilmeye başlanacağı ve muhafaza işleminin uygulanacağının bildirildiğini, bu nedenle davacı şirketin aynı gün haciz miktarını ihtirazi kayıtla icra dosyasına depo ettiğini, böylece daha önce ödemiş olduğu çek bedelini haciz baskısı altında tekrar ödemek zorunda kaldığını, çeklerin çalınmasında ihbar olunan bankanın ağır ve açık kusurunun bulunduğunu, banka elemanlarının muhtemel kastının da banka kastı sayıldığını, davalının çekleri haksız şekilde ele geçirdiğini ve kötü niyetli olduğunu, haciz miktarı icra dosyasına yatırıldığı halde davalının 23.11.2016 tarihinde tekrar ...’a hacze gittiğini, davalının bu çekleri nasıl edindiğini, diğer cirolarla ne tür ticari ilişkisi olduğunu ve çekleri hangi sebeple elinde tuttuğunu kanuni ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini beyanla  İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyada davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine,  tedbir kararı verilmemesi veya paranın ödenmesi halinde İİK 72. madde gereğince davaya istirdat davası olarak devam edilmesini, yatırılan/yatırılacak paranın yatırma tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, %40’tan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının keşide ettiği lehtarı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. olan 2 adet 100.000,00- TL bedelli çeklerin çeşitli cirolar sonucunda davalıya ciro ve teslim edildiğini, çekler vadesinde ödenmediği için İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile takip açıldığını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1651 D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz karan alındığını, davacının iddialan ile huzurdaki menfi tespit davasına ilişkin olarak ise; keşidecinin kendi imzasını reddetmediği sürece, çekten dolayı borçlu olmadığına dair menfi tespit davası açılamayacağını, çek bedelinin keşideci davacı tarafından lehdara ödenmiş olmasının keşidecinin bir hatası olduğunu, bu sebeple çek hamiline ödeme yapmaktan kurtulmasının mümkün olmayacağını, davacının iddiasının kambiyo hukukuna uygun olmadığını, keşidecinin çek bedelini muhatap banka nezdinde bulundurmakla yükümlü olduğunu, çek keşideciye fiilen ibraz edilip teslim edilmediği sürece keşidecinin çek bedelini ödemek zorunda olmadığını, çek teslim edilmeden ödeme yaparsa sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, çekin çalınmış veya tahrif edilmiş olmasının keşideciyi ilgilendirmeyeceğini, bu sebeple davacının 2 kez ödeme yapılmış olacağı iddiasının hamil olan davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini, dava sonucunda %40 tazminata hükmedilmesi talebinin hiçbir dayanağı olmadığını, keşideci olan davacı imzasını inkar etmediği sürece lehtar veya ciranta imzasını sahteliği iddiasıyla hamile karşı dava açma hakkı bulunmadığından, keşideci-lehtar-ciranta arasındaki şahsi deflerin hamile karşı ileri sürülemeyeceğinden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve davanın reddini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın reddine, \" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkeme çekin lehtar tarafından ciro edildiğini, ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığını belirtmişse de çekin lehtar tarafından bankaya verildiğini, çekin banka uhdesinde iken kaybolduğu hususunda tartışma bulunmadığını, bu hususun ihbar olunan bankanın da kabulünde olduğunu, mahkemece imzaların istiklali ilkesine ve doktrindeki görüşlere yer verilerek keşidecinin imzasını reddetmediğinden davalının meşru hamili olduğundan yola çıkılarak davanın reddine karar verildiğini, oysaki taraflarca doğrulu tartışılmayan, taraflarca kabul edilen bir hırsızlık olayının olduğunu, çekin lehtar tarafından ve doğrudan bir şekilde bankaya teslim edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, ortada bir hırsızlık olayı bulunduğunu ve bu olayın savcılığa yansıdığını, dolayısıyla artık çekin ...'ın elinden iradesi dışında çıktığının açık olduğunu, mahkemece imzaların sahte olup olmadığının ciro silsilesinin sırasını kontrol ederek davanın reddine karar verilemeyeceğini, bilirkişi raporunda bankanın sistem güvenliğini sağlama yükümlülüğü altında olması ve gerekli güvenlik altyapısını hazırlamak zorunda olması tespitlerine rağmen mahkemece bu tespitlerin hükme esas alınmadığını, müvekkili şirketin çeki geri almadan lehtar ...'a ödenmesinin müvekkili kusuru kabul edilmişse ve kendi kusuru ile borçlu konumuna düştüğü belirtilmişse de müvekkili şirketin işbu olaydaki en masum ve mağdur edilen taraf olduğunu, yaşanan hırsızlık olayının tarihinin 07/10/2016 olduğunu, açılan çek iptal davalarının savcılık şikayetleri ve diğer hukuki yolların tarihleri incelendiğinde hepsine derhal, aynı tarihte ve birkaç gün içinde başvurulduğunun görüleceğini, çekin takas için bankaya verildiği tarihte çekin üzerinde diğer ciroların bulunmadığını, bulunsaydı çeki bankaya tevdi eden son hamilin ... değil ciro eden kişi olacağının izahtan vareste olduğunu, banka tarafından mahkemeye ve savcılığa bildirildikten sonra bu çekleri ele geçiren kişilerin kötü niyetli olduğunu, banka tarafından davalıya karşı açılmış istirdat davası bulunduğunu, müvekkilinin borcuna sadık kalarak borcunu ödediğini ve mahkeme kararında bu davranışın kusur olarak nitelendirildiğini, davalının ödeme yasağına rağmen ihtiyati haciz kararı ile müvekkili şirkete hacze geldiğini, haciz baskısıyla borca yeter miktarın icra kasasına depo edilmesini sağladığını, icra kasasına tevdi edilen miktara rağmen bu kez ... A.Ş.'ye hazce giderek çeke konu miktarı başka bir icra kasasına mükerrer bir şekilde depo ettirdiğini, tüm bu olayların değerlendirilmesinden; ihtiyati tedbir kararı alarak borcun yaklaşık iki katı tutarındaki paranın müvekkillerden tahsil edilmesinin davalının kaybolan çeki bir şekilde ele geçirdikten sonra haksız tahsilat yapmaya çalıştığının kanıtı olduğunu, çekin çaldırılmasında hiçbir kabahati olmayan müvekkilinin ise bu olayda iyi niyetli kişi konumunda bulunmalarına rağmen en çok mağdur olan taraf olduğunu, çeki bilerek ve arkasındaki ödemeden men kararına rağmen işleme koyan davalının kkötü niyetli olduğunun açık ve net olduğunu, ihbar olunan bankanın kusurunun ise işbu davadaki alınan bilirkişi raporu ile açıkça tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkil şirketin ticari ilişki kapsamında ... Plastik’e verdiği 5 adet çekin, ... tarafından ihbar olunan ... Bankası'na teslim edildiğini, ancak bu çeklerin 07.10.2016 tarihinde çalındığını, banka tarafından hem savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu hem de çek iptali için dava açıldığını, bu dava kapsamında “ödemeden men”  kararı verildiğini, buna rağmen çeklerden bir kısmını ...’a ödediğini, ancak daha sonra davalı tarafından 03.11.2016 tarihinde hacze gelinmesi üzerine, aynı gün ihtirazi kayıtla icra dosyasına ödeme yaptığını, böylece mükerrer ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalının elindeki çekleri nasıl edindiğini ispat edemediğini beyanla  müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasındaki takibin iptalini, ödeme yapılması halinde faiziyle birlikte iadesini ve davalının kötü niyeti nedeniyle %40’tan az olmamak üzere tazminat ödenmesini talep etmiştir. Dairemizin  08/05/2019  tarih 2016/1101 Esas 2019/412 Karar  sayılı ilamına konu, daha önce  birleştirilen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/10/2018 tarih, 2018/636 esas ve 2018/1067 karar sayılı dosyası  bu dosyadan  tefrik edilmiştir. Davalı vekili, davacı şirketin keşide ettiği ve lehtarı ... Plastik olan iki adet 100.000 TL’lik çekin  ciro sonucunda müvekkiline intikal ettiğini, keşidecinin kendi imzasını inkâr etmediği sürece menfi tespit davası açamayacağını, lehtara yapılan ödemenin davacının hatası olduğunu ve hamil olan müvekkiline karşı geçerli bir def’i oluşturmadığını  çalınma veya sahte ciro iddialarının kambiyo hukuku bakımından hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, %40 tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu beyanla  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında,  alacaklı ... tarafından davacı ve çeklerde imza sahibi olan dava dışı borçlular aleyhine  aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, takibin dayanağı olan  , ... bankası Avcılar şubesine ait, 28/10/2016 keşide tarihli, ...  ve ... seri numaralı 100.000,00 TL bedelli 2 adet  çekin,  keşidecisinin  davacı, lehtarını, dava dışı ... Plastik şirketi olduğu, arka yüzünde sırasıyla  lehtar,  ..., ..., ..., ... ve ... cirolarının bulunduğu görülmüştür.  Dava konusu çeklerin ihbar olunan  bankaya takasa ibraz edilmek üzere verildiği, bankanın elinde  taşıma aşamasında iken 07.10.2016 tarihinde  çalındığı,  İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde  2016/1155 E. sayılı çek iptal davası açıldığı ve 20.10.2016 tarihinde   ‘ödemeden men kararı’ verildiği, davacı tarafından  “Mahkeme’nin ödemeden men kararına istinaden davacı şirketin 2 adet çek bedeli olan 200.000,00 TL’yi vadesi geldiğinde (28.10.2016) ...’a ödediğini…” beyan ettiği ve ödeme dekontları ile bu beyanın ispat edildiği görülmektedir.  Kıymetli evrak olmasının yanında kambiyo senedi olan çek; Kanun'da öngörülen sıkı şekil şartlarına bağlı olarak düzenlenen, para borçlarını ödeme amacına özgülenmiş, yazılı ve soyut bir havaledir.Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 Sayılı TTK'nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir.  TTK'nın 792. maddesinde , \" Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.\" düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, dava konusu çeklerin  keşidecisinin davacı olduğu ve dava dışı ... Plastik lehine düzenlenip teslim edildiği, lehtar tarafından takasa ibraz edilmek üzere ihbar olunan bankaya teslim edilen iki adet çekin kurye aşamasında çalındığı, yukarıda belirtilen şekilde cirolardan sonra davalı hamil ... tarafından iktisap edildiği, davalı hamilden önceki cirantanın  ... Ltd. Şirketi olduğu,  İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin  2021/2365 Esas- 2024/588 Karar sayılı kararına konu İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2016/476 Esas - 2020/499 Karar sayılı dosyasında davalının ... şirketi olduğu, ...'ın bu şirketin yetkilisi sıfatı 28/05/2018 tarihli duruşmada beyanının alındığı ''Bana sormuş olduğunuz keşidecisi ... olan ... bank Vize Şubesine ait 5.560,00 TL bedelli, 27/02/2016 tarihli çeki ...Ltd.Şti den ciro aldık, ...  bizim çekin çalıntı veya  kaybolduğuna ilişkin her hangi bir bilgimiz yoktur, iyi niyetli çek hamiliyiz,'' şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Davalı hamil ve yetkilisi olduğunu beyan ettiği  ... şirketinin davalısı oldukları  benzer uyuşmazlık nedeniyle istinaf daireleri önüne gelen çok sayıda dosyada kargo aşamasında kaybolan ve  sahte imza ile piyasaya sürülen çeklerin davalı ... veya davalı ...  tarafından ibraz edildiği ve icra takibine konulduğu  görülmektedir. Örneğin  İstanbul  Bölge Adliye Mahkemesi 12. H.D'nin  08/07/2021 Tarih ve 2020/1236 E.- 2021/1120 K. Sayılı kararında, \"Dairemizde ve diğer dairelerde yapılan istinaf  incelemeleri sırasında, ciro zincirinde bulunan bazı şirketlerin pek çok dosyada davalı sıfatını haiz olduğu ve istirdat davalarının davalısı oldukları tesbit edildiğinden ,davalı da sorgulandığında pek çok soruşturma ( 19 sayfa Savcılık ,İst.BAM Dairelerinde 3 sayfa kadar dava dosyası listesi eklenmiştir.) ve benzer dava dosyaları bulunduğu tesbit edilmiştir.\" şeklinde belirtilmiş ve  kaybolan tüm çeklerin aynı ciro zinciriyle davalıya yada yetkilisi olduğu şirkete  geçmesi ve benzer olaylar nedeniyle pek çok dava ve soruşturmaya muhatap olunması karşısında davalının, dava konusu çekin iktisabında, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle ağır kusurlu olduğu, iyi niyetli hamil olarak korunamayacağı sonucuna varılmıştır. Dairemizin emsal nitelikteki 2022/1634 Esas-2022/1626 Karar  sayılı kararında  ; \" Davacılar tarafından, davalıların çekleri elde etme yöntemleri ile ciro silsilesine ilişkin çok fazla dava olduğu beyan edilmekle, UYAP üzerinden yapılan incelemede davalı ... şirketinin taraf olduğu ve dava konusu edilmeyen farklı dava dışı çeklerin de benzer ciro silsilesine sahip olarak davalı ... tarafından muhatap bankaya ibraz edildiği tespit edilmiştir. Davalı ...'ın hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması sebebiyle başlatılan ceza soruşturmalarının ve ceza davasının henüz sonuçlanmadığı görülmüş ise de, davalının farklı çok sayıda olayda hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer cirantalardan ciro yoluyla devralıp bir çoğunu son hamil olarak farklı kişiler/ firmalar aleyhine icra takiplerine konu ettiği sabittir.Bu durumda bir tacir olarak basiretli davranması gereken davalının, keşidecileri ve lehtar cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. \" denilmiştir. İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 2021/1268 Esas- 2023/386 Karar Sayılı kararı , İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin  2020/1700 Esas -2023/1192 Kararı ve  ve bir çok hukuk dairesi kararının aynı yönde olduğu kesin olarak verilen kararlardaki saptanan bu olguların eldeki dava yönünden güçlü delil teşkil ettiği açıktır. <br>YARGITAY 11. Hukuk Dairesi,  2020/5570 - 2021/4450 sayılı, tarihli  26.05.2021   kararı aynı yönde olup özetle ; \" ilk derece mahkemesince, davalı  şirket temsilcisi ve davalı şirket adına UYAP'ta yapılan incelemede benzer mahiyette birçok dosyasının bulunduğu, kargodan çalınan diğer çek ve bonoların da bir şekilde davalı şirkette toplandığı, bunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, nitekim dava konusu bonoyla birlikte çalınan diğer çeklerin de davalının eline geçtiği ve bu bonolardan dolayıda davalı şirketin Konya ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... nolu dosyalar üzerinden takip başlattığı dolayısıyla bu işin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kaybolan çek veya bonoların davalı şirketin eline geçmesinin tesadüfi kabul edilmediği  ve davalı şirketin kötü niyetli olduğu sonucuna varıldığı,.. davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi'nce;  davalı ... Ltd. Şti. hakkında hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının bulunduğu ve birçok  olayda hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer ve farklı  cirantalardan ciro yoluyla devralıp,  son hamil olarak farklı kişi veya şirketler aleyhine icra takiplerine konu edildiği, bu durumda davalının, keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  esastan reddine karar verilmiştir. ..ONANMASINA\" Bu durumda,  UYAP ortamından yapılan sorgulama ile görüldüğü üzere , kargo aşamasında çalınan/ kaybolan  çeklerin aynı veya benzer  ciro zinciriyle davalıya geçmesi,davalıdan önceki ciranta olan  ... Dış Tic. Ltd.Şti' aleyhine benzer yönde birçok dava açılmış olması,  davalının bu şirketin yetkili temsilcisi olduğuna dair dosyada belge yok ise de bir başka mahkeme önünde verdiği  beyana göre kendisini temsilcisi olarak tanıttığı bu durumda da davalının resmi şirket yetkilisi olmasa bile kendisinden önceki ciranta ... şirketi ile birlikte jareket ettiği anlaşıldığından çekin davalı  tarafından  iyiniyetle iktisabından bahsedilemeyeceği menfi tespit isteminin  kabulü gerektiği,  takibin haksız ve kötü niyetli olduğu bu nedenle davacının kötüniyet tazminatı talebinin de kabulü gerektiği,  ancak davacı tarafından bu çekler nedeniyle davalıya yapılan ödeme olmadığı , dosyaya yatırdığı paranın  davacıya iade edildiği anlaşılmakla istirdadı gereken bir ödemenin söz konusu olmadığı, sonuç olarak  ilk derece mahkemesince yetersiz incelemeye dayalı davanın reddi kararının yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği  anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında; Davanın kabulüne, davacının dava konusu; ... bankası Avcılar şubesine ait, 28/10/2016 keşide tarihli, ...  ve  ... seri numaralı 100.000,00 TL bedelli  keşidecisi  davacı, ... A.Ş.  Lehtarı, dava dışı ... Plastik şirketi olan 2 adet  çek nedeniyle davalı hamile borçlu olmadığının tespitine, İstirdat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İİK 72/5 fıkrası uyarınca borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu takdir edilmekle  %20 oranında  40.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan  tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 12/04/2023 tarih, 2023/13 E., 2023/312 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KABULÜNE, -Davacının dava konusu; ... bankası Avcılar şubesine ait, 28/10/2016 keşide tarihli, ...  ve  ... seri numaralı 100.000,00 TL bedelli  keşidecisi  davacı, ...  SANAYİ VE TİCARET A.Ş.  Lehtarı, dava dışı ... şirketi olan 2 adet  çek nedeniyle davalı hamile borçlu olmadığının tespitine, -İstirdat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,  -İİK 72/5 fıkrası uyarınca borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu takdir edilmekle  %20 oranında  40.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan  tahsiliyle davacıya verilmesine4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.662‬,00 TL karar harcından peşin alınan 3.771,23 TL'nin mahsubu  ile 9.890,77‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 65,1‬0 TL başvurma harcı, 4.060,63‬ peşin harç, 9,50 TL vekalet harcı, 300,00 TL bilirkişi ücreti, 1.210‬,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.645,23‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 1.400,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.083,1‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e7e63a86404db8a","SID":"cff47e4be2746b85"}}