{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/472 <br>KARAR NO\t: 2025/914<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 14/12/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2022/179 Esas,  2022/758 Karar<br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili, müvekkili ile 2010-2011 yılları arasında ...semtinde emlakçılık yapmakta olan davalı ... ile birlikte bir süre  taşınmaz alım satımı yaptıklarını, müvekkilinin, bu süreçte ticari ilişkiye istinaden davalıya 43.000,00 TL ve 35.000,00 TL miktarlı 2 adet bono verdiğini, taraflar ilerleyen dönemde ticari ilişkilerini sonlandırma kararı almışlar buna istinaden karşılıklı alacak ve borçlarını muhasebeleştirmişler, davalının, müvekkiline bir dükkan verdiğini, müvekkilinin de davalıya o dönem kooperatif halinde olan ve henüz tapusu çıkmamış, Erzurum ... Mh. ... ada ... Blok ...Kat ... nolu bağımsız bölümü verdiğini,  müvekkilinin bu takas işlemi neticesinde davalıdan 36.500 TL alacağı kaldığını, davalının 30.000,00 TL'sini ödediğini, 6.500,00 TL ise dairenin tapusu çıktıktan sonra alınmak üzere bırakıldığını, müvekkili ile davalının son ticari ilişkilerinin bu alım-satım olduğunu, daha sonraki süreçte herhangi bir ticari ilişkileri olmadığını, takas-mahsup sürecinde de bahsi geçen bonolar unutulduğunu, davalının geçtiğimiz şubat ayı içerisinde müvekkiline ... yolu ile ilk önce kendi el yazısıyla yazdığı bir metin gönderdiğini, akabinde ... ile mesajlaştıklarını, mesaj kayıtlarının dava dilekçe ekinde sunduğunu, bu mesajlardan çok açık bir şekilde anlaşıldığı üzere, takibe dayanak yapılan bonodan kaynaklı herhangi bir alacağın mevcut olmadığını, yine bu bonoların 10 yıl öncesine ait olduğunun da sabit olduğunu, zaten, davalının müvekkilden bono veya başka bir nedenle alacaklı olduğu halde 30.000,00 TL ödemesi de hayatın olağan akışına aykırı olduğunun ortada olduğunu, davalının, gayrimenkulün tapusunu geç aldığınından ötürü müvekkilini suçladığını, \"müflis tüccar eski defterleri karıştırır\"  mantığıyla zamanında güven ilişkisinden kaynaklı olarak  geri alınmamış ve kendi uhdesinde kalmış bonolar üzerinden hakkı olmayan bir bedeli talep ettiğini, 22.02.2022 tarihinde davalı taraf, müvekkiline göndermiş olduğu mesajlardan da anlaşılacağı üzere yaklaşık 12 yıl önce mahsuplaşılmış bir ilişkiden dolayı, elinde bulunan boş senetleri doldurarak müvekkili aleyhine kötüniyetli olarak bir takip başlatıldığını, takibe konu bono ile henüz takibe konulmamış 35.000 TL bedelli bonolar borcun temelinden yoksun olduğunu, bilindiği üzere kambiyo taahhüdünde bulunulmasına neden olan ve temel ilişkideki asli para edimini teşkil eden “temel alacak”, o kambiyo taahhüdünün hukuki sebebini oluşturduğunu, 12 yıl öncesine dayalı olarak yapılan taşınmaz alım-satımı ve takas-mahsubundan kaynaklı (temel ilişkiden) herhangi bir alacak hakkı doğmadığı, bu yönde bir alacak talebinin sebepsiz zenginleşme aracı olduğu ve kötüniyet içerdiğinin ortada olduğunu, bu nedenlerle öncelikle, müvekkilinin icra tehdidi altında olmasından ve icra takip işlemlerinin müvekkili yönünden telafisi imkansız zararlar doğuracağı ve ticari itibarına zarar vereceğinde teminatsız olarak veya mahkemenin uygun göreceği bir teminat karşılığında Erzurum.... İcra Müdürlüğü 2022/...esas sayılı takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava sonunda, kötüniyetli yapılan icra takibinin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve takibe konu senedin iptaline, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.     <br>CEVAP:<br>Davalı vekili, öncelikle davacı tarafın mahkemenize arz ettiği hususların icra takibine konuları senetle hiç bir ilgisi olmadığını, açılan menfi tespit davası da usul ve esas yönünden  hukuka aykırılıklar barındırdığını, bu nedenle menfi tespit talebinin hukuken isabetsiz olduğunu, mahkemenizin görev alanına giren iş bu davada arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, icra takibine konulan kambiyo senedi bilindiği üzere borç ikrarını içerdiğini, HMK gereğince de kesin delil niteliğini taşıdığını, nitekim HMK md. 200 uyarınca \" Bir hakkın doğumu ,düşürülmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ispat sınırını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.\" şeklinde düzenlendiğini, senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile, davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü niyetli olan davacının İİK 72/4 uyarınca alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde tahmiline karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince, \"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki nedeniyle davalıya dava konusu senedin verildiğini ancak daha sonra mahsuplaştıklarını ve senedin ödendiğini ancak mahsuplaşma sırasında senedi almayı unuttuğunu bu nedenle bu senet dayanak yapılarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığını beyan etmiştir. Davalı ise takibin senet dayanak yapılarak başlatıldığını borçsuzluğun senet ve diğer kesin delillerle ispat edilebileceğini borcun devam ettiğini beyan etmiştir. Kambiyo senetleri illetten mücerret olup, soyut borç ilişkisi doğurduğundan, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığını iddia edenin bu hususu ispat etmekle yükümlü olduğu sabittir. Davacı, davalı ile aralarında ticari ilişki olduğunu bu nedenle bu senedin verildiğini ancak daha sonra mahsuplaştıklarını ve senedin ödendiğini belirtmiş ise de, bu hususu ispata yarar yazılı bir delil ibraz etmemiştir. HMK'nin 200 ve devamı maddeleri gereğince senede karşı senedin geçerliliğini ortadan kaldıracak kesin delillerle ispat şartı öngörülmüştür. Davacı yazılı bir belge sunmadığından ve yemin deliline dayandığından davalıya yemin teklifinde bulunulmuştur. Davalı yeminli olarak verdiği beyanında takip ve dava konusu 43.000,00 TL tutarındaki senet nedeniyle davacının kendisine ödeme yapmadığını ve halen borcunun bulunduğunu beyan etmiştir. Davacı taraf iddiasını ispata yarar başkaca delil ibraz etmediğinden ve davalı yeminli beyanında alacağın devam ettiğini belirttiğinden ispatlanamayana davanın reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"gerekçesiyle\" Davanın reddine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece yeminin usulüne uygun yerine getirilmediğini, yemin metnine uygun bir şekilde yemin ettirilmediğini, usulüne uygun eda ettirilmeyen yemine göre dava ispat edilemediği gerekesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bahse konu senedin 10 yıl öncesine ait olduğunu, taşınmazın tapusunun davalı tarafından alınması ile senetlerin geçerliliğinin kalmadığını, karşılıklı takas-mahsup ilişkisi sonucu senedin bedelsiz kaldığını, bedelsiz senedin meydana gelmesi ile müvekkili aleyhine icra takip açılmasının mümkün olmayacağını savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER  VE GEREKÇE:<br>Dava, icra takibine konu senet nedeni ile borçlu bulunmadığının tespiti istemi ile açılmış menfi tespit davasıdır.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Somut olayda; davacı vekili taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki nedeniyle davalıya dava konusu senedin verildiğini ancak daha sonra mahsuplaştıklarını ve senedin ödendiğini ancak mahsuplaşma sırasında senedi almayı unuttuğunu bu nedenle bu senet dayanak yapılarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiş, davalı ise takibin senet dayanak yapılarak başlatıldığını borçsuzluğun senet ve diğer kesin delillerle ispat edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. <br>Bir davada ileri sürülen maddi vakıayı ispat yükü kendisine düşün taraf, o vakıayı başka türlü ispat edemezse, delil listesinde dayanmış olmak koşuluyla HMK 225 vd. md. uyarınca ispat için son çare olarak karşı tarafa yemin teklif edebilir. Yemin teklifi için ileri sürülen maddi vakıanın karşı taraftan kaynaklandığı iddia olunmalıdır. Koşullarına uygun şekilde yemin teklifi halinde, karşı taraf ya yemini eda, ya da yemini iade (ret) edebilir. Yemin davetiyesinin, yemin teklif edilen gerçek veya tüzel kişinin bizzat kendisine çıkartılması ve usulüne uygun bir biçimde tebliği zorunludur.<br>Yemin teklif eden tarafın hazırladığı yemin metni mahkemeye bir teklif niteliğindedir. Yemin teklif eden taraf, hangi vakıa hakkında yemin teklif ettiğini bildirir; yemin konusunu (sorusunu) ise hakim tespit eder. Yemin sorusu mahkemece resen ve özenli bir şekilde düzenlenip yemin teklif eden tarafa yemin sorusunun ispat etmek istediği vakıaya uygun olduğu yönünde beyanı alındıktan sonra, yemin konusunun duruşma tutanağına yazılması ve okunarak yemin teklif edene imza ettirilmesi uygun olur. Bundan sonra hakim, yemin şeklini okuyup, yemin metnini okuyup, yalan yere yeminin sonuçları konusunda gerekli ihtaratı yapar. Yemin edecek taraf, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse, hakim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir ve gerekirse yemin metnini tekrar düzenler. Hakim, HMK 233/4.maddesindeki şekle uygun olarak yemin yaptırdıktan sonra, yemin eden tarafın ifadesini dinleyip aynen tutanağa geçer ve yazılanları yüksek sesle okuyup yemin eden tarafa yeminininde ısrar edip etmediğini sorar. Yemin edenin beyanında ısrar etmesi halinde bu beyan da tutanağa geçerildikten sonra imzası alınmasıyla birlikte yemin tamam olur. (Y.11.H.D., 2018/5618 E.- 2020/4127 K. )<br>Somut olaya gelince, yemin kesin delil olup özel usul kurallarına ve merasime tabi olduğu, mahkemece HMK 225 ve devamı maddelerinde düzenlendiği şekilde usul kurallarına uyulmaksızın davalının beyanın alındığı, davalının yemin ettiğine, yemininde sebat ettiğine dair bir bilginin tutanakta yer almadığı, yemin merasiminin tamamlanmadığı, yapılan yeminin uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı, yemin metni denetimi ve düzenlenmesi hakime ait olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne katkısı olmayacak konularda davalının beyanının alındığı, o halde, HMK'nın 225. maddesinde düzenlendiği şekilde \"davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalara\" ilişkin ve yemine konu olamayacak vakıalara dikkat edilerek, yemin metni düzenlenip, denetlenerek, HMK'da belirlenen şekilde yeminin eda edilmesi sağlanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca, kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, yerel mahkeme kararının, HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf peşin karar harcının davacıya iadesine,<br>4-İstinaf başvurusu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği, teminat ve harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ecd9477e20ed97bc","SID":"78466544da4b276d"}}