{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/710 <br>KARAR NO: 2025/947<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2024<br>NUMARASI: 2022/361 Esas -  2024/1035 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A,Ş.'nin 03.04.2006 tarihinde tescil edildiği, İstanbul Ticaret Odası ... sicil numaracıyla kayıtlı olduğu, kurumun iştigal konusunun her türlü gayrimenkul alım-satımı, inşası, emlak yönetim ve danışmanlık olduğu; Sermayesi 24.456.286 TL olan şirketle müvekkilinin % 42 oranla azınlık pay sahibi olduğu, şirketin hakim hissedarının % 58 oranla ... olduğu: davalı şirkette %1 hisseye sahip olan ... nın ise şirket hakim hissedarı ...'nın öz kardeşi olup, uzun zamandır şirketin tüm işlerini münhasır yetkili olarak yürüttüğü, Davalı şirketin 2009, 2010 ve 2011 yılları olağan genel kurul toplantısının 06.06.2012 tarihinde yapıldığı: bu toplantı öncesi müvekkili şirketin mali belgeleri inceleme taleplerinin reddedildiği ve gerekli mali tablolar ile mali raporların müvekkili şirkete gönderilmediği, bu nedenle TTK 377, maddesi gereğince, müvekkili şirket temsilcisi talebi ile bilanço görüşmelerinin, bilanço ile ilgili diğer gündem maddeleri ile yönetim  ve denetim kurulunun ibralarına ilişkin maddelerinin görüşülmesinin de ertelendiği; Müvekkili şirketin 06.06.2012 tarihli genel kurulun ardından, bilanço görüşmelerindeki çekinceleri doğrultusunda davalı şirket ticari defter ve diğer tüm kayıtlan üzerinde bağımsız denetim şirketine denetim yaptırdığı, Bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan mali durum tespit raporunda, sirketin mali açıdan kötü yönetildiği, şirketin içinin boşaltıldığı ve şirketin özvarlığının sonraki yıl, bir önceki yıla göre yaklaşık yansını kaybedeceğinin belirtildiği, Türk Ticaret Kanunu nun 531. maddesi ile haklı sebeplerin varlığı halinde şirket feshinin talep edilebileceği düzenlenmekle birlikte haklı sebeplerin neler olabileceğinin kanunda düzenlenmediği, tasarıda tanımlanmadığı, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanmasının yargı kararları ile öğretiye bırakıldığı; haklı sebebin varlığı halinde Mahkemenin şirketin feshine karar verebileceği gibi müvekkili şirketin paylarının gerçek değerinin ödenerek müvekkil şirketin şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği:  Bu nedenle, dilekçe ekinde sunulan bağımsız mali denetim rapor içeriğinin, şirketin yönetim şekli  ve şirket diğer ortaklarının şirketin içini boşaltmaya yönelik hareketlerinin TTK 531. maddesi gereğince haklı sebebin varlığını ortaya koyduğu: Davalı şirketin genel olarak arsa niteliğindeki gayrimenkul yatırımları üzerinde yapmış olduğu projeleri inşa ettiği veya al/sat niteliğindeki gayrimenkul yatırımları üzerindebakım onarım çalışmalarım tamamlayarak satışa sunduğu, bu işlere ilişkin çalışmaların bizzat davalı şirket tarafından vapıldığı gibi çoğunlukla davalı şirket hakim hissedarının ortak olduğu taşeron firma ...  Ticaret Limited Şirketi aracılığıyla gerçekleştirdiği bu firmanın davalı şirket ortaklan aile firması niteliğinde olduğu: davalı şirketin mali kayıtlarının incelenmesi neticesinde, taşeron firmaya yaptırılan işlemlerin ticari olarak kayıtlara geçmediği, kurum hesap dökümlerinin gerçek mali durumu yansıtmadığı, böylelikle pay sahibi müvekkilin yanıltılmaya çalışıldığı ve şirketin zarara uğratıldığının ortaya çıktığı, ... şirketi tarafından davalı şirkete yapılan İşlerin, ... şirketi için vergi sorumluluğu doğuracağından faturalandırılmadığı dava dışı şirkete avans hesabı açılarak bu şirkete yapılan para transferlerinin bu hesap vasıtası ile yapıldığı: yapılan bu ödemeler ile iki şirket arasında proje bazlı taşeronluk anlaşmalarındaki tutarların örtüşmediği: bu şekilde şirketin İçinin boşaltıldığı: Bahsi geçen bu işlemlerin davalı şirket hakim hissedarı ... denetiminde, ...'nın kardeşi yönetim kurutu üyesi ve münhasır yetkili ... tarafından yapıldığı, ... ile davalı şirketin ilişkili şirket niteliği taşıması sebebi ile davalı şirketin büyük bir vergi cezası riski ile karşı karşıya kaldığı, bu hususun bağımsız mali denetim raporunda belirtildiği, müvekkili şirketin bilgi alma hakkının ihlal edildiği ve davalı şirketin içinin boşaltıldığının kesin olarak tespitinin yapıldığı mali denetim raporunda, taşeron, maliyet ve satış fatura düzenleme işlemlerini tamamlandığında şirketin projelerden toplam 10.024.572,29 TL zarar ederek özvarlığının kaybedileceğinin tespit edildiği, davalı şirketin, Anadolu Hisarında sahip olduğu gayrimenkulun değerinin çok altında 4.500.000,00-TL bedelle satıldığı; bu satıştan davalı şirketin ve dolayısıyla müvekkilinin 599.913,03 TL zarar ettiği, davalı şirketin, Bodrum Gökçebel'de yer alan taşınmaz üzerinde inşaat devam ederken yetersiz finansman nedeniyle ruhsat şifresinde tamamlanamayacağının anlaşıldığı beyan edilerek projenin kat karşılığı tamamlanması için 10.08.2011 tarihinde ... Ticaret Limited Şirketine Kat Karşılığı Sözleşme imzaladığı ve projenin yaklaşık %45'lik bölümünün bu firmaya devredildiği: bu sözleşmeye ilişkin yönetim kurulu karan alınmadığı, projenin tamamlanmamış ve tamamlanacak maliyetlerine ilişkin bütçe çalışması bulunmadığından, %45-%55'lik bölüşüm hesaplamasının piyasa ve ticari hayatın gereklerine uygunluğu konusunda ciddi şüpheleri bulunduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre ... şirketinin inşaat alanında tecrübeli olmadığı, anılan kat karşılığı sözleşme imzalanmadan çok kısa bir süre önce 07.03.2011 tarihinde kurulduğu, ayrıntılı olarak değinildiği üzere, mali denetim raporuyla sabit olan şirketin içinin boşaltıldığı gerçeği karşısında şirket malvarlığı üzerine tasarruf yetkisini ortadan kaldıracak nitelikte ihtiyati tedbir konulmasının büyük önem arz ettiğini belirterek TTK 531, maddesi kapsamında haklı nedenin varlığı sabit olduğundan davalı şirketin feshine karar verilmesine, bu talep yerinde görülmediği takdirde davacı şirket paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve müvekkili şirketin davalı şirketten çıkarılmasına; HMK m. 389 hükmü uyarınca davalı şirket malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müvekkili şirket faaliyet konusunu her türlü gayrimenkul alım-satımı inşasır emlak yönetimi ve danışmanlığııolarak bildirdiği müvekkili şirketin faaliyet konuları arasında inşaat yapmak olmadığı ve bugüne kadar hiç inşaat yapmadığı, 2000 yılında Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına dönüştürülmek üzere kurulan şirketin, GYO mevzuat gereği kendi mülklerinin inşaatını yapamayacakları için esas sözleşmeye özellikle inşaat faaliyeti yazılmadığı, davacının kuruluşta müvekkil şirketin %75, ...'nın %25 hisse ile ortağı olduğu, davacının müvekkil şirketteki sermaye payı artırımına kendi iradesi ile katılmadığından hissesinin %42 oranına indiği; bununla birlikte şirkette %?5 oranında pay sahibi iken ortaklar sözleşmesi ile sahip olduğu bütün haklarını koruduğu; yönetim Kuruluna bir üye atama hakkı çerçevesinde eski TTK hükümlerine göre bütün Yönetim Kurulu kararlarının oybirliği ile alınmasını sağladığı; yine esas sözleşmenin 8. maddesinde yer alan Yönetim Kurulunun oy birliği ile karar alabileceği konularda da yeni TTK'ya göre ikiye bir yeter sayısı ile karar almasını engellediği, davacının kuruluşta müvekkil şirketin %75, ...'nın %25 hisse ile ortağı olduğu, davacının müvekkil şirketteki sermaye payı artırımına kendi iradesi ile katılmadığından hissesinin %42 oranına indiği; bununla birlikte şirkette %?5 oranında pay sahibi iken ortaklar sözleşmesi ile sahip olduğu bütün haklarını koruduğu; yönetim Kuruluna bir üye atama hakkı çerçevesinde eski TTK hükümlerine göre bütün Yönetim Kurulu kararlarının oybirliği ile alınmasını sağladığı; yine esas sözleşmenin 8. maddesinde yer alan Yönetim Kurulunun oy birliği ile karar alabileceği konularda da yeni TTK'ya göre ikiye bir yeter sayısı ile karar almasını engellediği, davacının atadığı Yönetim Kurulu Üyesinin hiçbir Yönetim Kurulu toplantısına katılmadığı; bu sebeple 2009, 2010 ve 2011 yılı genel kurullarının yapılması kararının alınamadığı; şirket denetçisinin zorlaması ile yönetim kurulunun toplandığı, bu toplantı da davacı şirketin azınlık haklarını kullanarak bilanço görüşmelerini ertelettiği; Denetçi Raporunda, davacının atadığı Yönetim Kurulu üyesinin toplantılara katılmamasının eleştirildiğinin beyan edildiği;  müvekkili şirkete ait her türlü defter ve kayıtlar ile mali tabloların yönetim kurulu üyelerine açık olduğu, bunları incelemenin davacının esas sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak atadığı yönetim kurulu üyesinin görevi olduğu, kuruluştan itibaren müvekkili şirket faaliyetlerine katılmayan davacı şirketin amacının, Türkiye de yaptığı yatırımı, 2006 yılında koyduğu sermaye payını alarak çekilmek istediği; Müvekkil şirketin hiçbir zorluk çıkarmadan talep edilen bütün belgeleri 06.06.2012 tarihinde tutanakla teslim ettiği, bu belgeler incelenerek Bağımsız Özel Denetim Raporunun hazırlandığı; ... tarafından hazırlanan 30.07.2012 tarihli raporun gerçeği yansıtmadığı, büyük hatalar içerdiği, ...'nın davalı şirketi eki sermayesinin 14,.67.860 TL olduğu; başlangıçta koymuş olduğu sermaye 3.896,000 TL iken davacının katılmadığı sermaye artırımlarıyla son 4 yıl içinde 10.271.860 TL daha nakit sermaye koyduğu; sermaye payının tamamının ödendiği; YMM raporunda, şirketin içini boşalttığı beyan edilen ...'nın şirkete 10.271.860-TL nakit para koyduğu; davalı şirketin Muğla Bodrum'da sadece yabancılara satılmak üzere 300 civarında Davacının kuruluşta müvekkil şirketin %75, ...'nm %25 hisse ile ortağı okluğu, davacının müvekkil şirketteki sermaye pay t artırımına kendi iradesi ile katılmadığından hissesinin %42 oranına indiği; bununla birlikte şirkette %?5 oranında pay sahibi iken ortaklar sözleşmesi ile sahip olduğu bütün haklarını koruduğu; yönetim Kuruluna bir üye atama hakkı çerçevesinde eski 7TK hükümlerine göre bütün Yönelim Kurulu kararlarının oybirliği ile alınmasını sağladığı; yine esas sözleşmenin 8. maddesinde yer alan Yönetim Kurulunun ay birliği ile karar alabileceği konularda da yeni TTK'ya göre ikiye bir yeter sayısı ile karar almaşım engellediği; Davacının atadığı Yönetim Kurulu Üyesinin hiçbir Yönetim Kurulu toplantısına katılmadığı; bu sebeple 2009, 2010 ve 2011 ytU genel kurullarının yapılması kararının alınamadığı; şirket denetçisinin zorlaması ile yönetim kurulunun toplandığı, bu toplantı da davacı şirketin azınlık haklarını kullanarak bilanço görüşmelerini ertelettiği; Denetçi Raporunda, davacının atadığı Yönetim Kurulu üyesinin toplantılara katılmamasının eleştirildiğinin beyan edildiği; Müvekkili firkete ait her türlü defter ve kayıtlar ile mali tabloların yönetim kurulu üyelerine açık olduğu, bunları incelemenin davacının esas sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak atadığı yönetim kurutu üyesinin görevi olduğu, kuruluştan itibaren müvekkili şirket faaliyetlerine katılmayan davacı şirketin amacının, Türkiye de yaptığı yatırımı, 2006 yılında koyduğu sermaye payını alarak çekilmek istediği; Müvekkil şirketin hiçbir zorluk çıkarmadan tafep edilen bütün belgeleri 06.06,2012 tarihinde tutanakla teslim ettiği, bu belgeler incelenerek Bağımsız (Kel Denetim Raporunun hazırlandığı; ... tarafından hazırlanan 30.07.2012 tarihli raporun gerçeği yansıtmadığı, büyiik hatalar içerdiği: bu hataların aşağıda arz edildiği; ...'ntn davalı ş ir ket i eki sermayesinin 14,167.860 TL olduğu; başlangıçta koymuş olduğu sermaye 3.896,000 TL iken -davacının katılmadığı- sermaye artırımlarıyla son 4yü içinde 10,271.860 TL daha nakit sermaye koyduğu; sermaye payının tamamının ödendiği; YMM raporunda, şirketin içini boşalttığı beyan edilen ... nın şirkete 10.271,860-TL nakit para koyduğu; Davalı şirketin Muğla Bodrum'da sadece yabancılara satılmak üzere 300 civarında villa/konut geliştirmek üzere yola çıktığı, bu nedenle arsaları aldığı, yatırıma girdiği ancak 2008 tarihinden itibaren global kriz yaşandığı: sadece ... projesinin tamamlandığı, ancak bütün bağımsız bölümlerin satılamadığı, ... projesinin neredeyse yapı kullanma izin belgesi aşamasına geldiği: ... projesinde ise yatırımın devam ettiği; ... projesinin üçüncü bir şirkete kat karşılığı inşa ettirildiğinden maliyetinin olmayacağı: gerek ... gerekse ... projeleriyle üretilen bağımsız bölümlerin piyasa rayiçlerine uygun olarak satılması halinde şirketin kar edeceği; şirketin bu güne kadar sermayesini koruduğu; kar elde edememe sebeplerinin henüz yatırımların tamamlanmamış olması ile davacı şirketin iştiraklerinden olan ... Bankasından kullanılan kredinin gerekçe gösterilmeksizin geri çağrıldığı; Anadolu Hisarındaki yalı ve ...'taki villaların bazılarının haciz tehdidi altında yok fiyatına satılmak zorunda kalındığı; bunların da yetmeyip ...'nın şahsi servetinden 5.009,000,00-TL para koyup ... Bankasının 4.500,000 Euro tutarındaki kredisini faiz ve avukatlık ücretiyle birlikte kapadığı, bu dönemde davacı ortağın hiçbir katkıda bulunmadığı; iştiraki olan bankayla görüşmelere katılmadığı; davacı ortağın şirketten zarar ederken diğer ortağı ... Bankasından büyük kar elde ettiği, YMMraporunda bu hususa yer verilmediği; YMM Raporundu, Muğla İli Bodrum İlçesi, ... Köyü ... pafta ... parselde bulunan inşaatın taşeron tarafından inşa edilerek tamamlandığı, bu tespitle birlikle inşaatla ilgili hesapların yasal defterlerde 151.01.03 -yarı mamuller üretim- hesabında takip edildiğinin belirtildiği: burada çelişkiye düşüldüğü: bitirilmeyen inşaatlara ilişkin Maliye Bakanlığı özelgesinde belirtildiği iizere İşin bitmiş olarak kabul edilmesi için iskan ruhsatının alınması veya fiilen kullanıma sunulması gerektiği,iskan ruhsatları alınarak arsa payı tapularının kat mülkiyeti tapularına dönüştürüleceği: müşterilere (tslim edilen konutların faturalarının düzenlenerek teslim edileceği, YMM Raporunda, daha inşaata başlama aşamasında müşterilere verilen arsa payı tapusundan hareketle inşaatın bittiğinin kabul edildiği, gerçekte inşaatın son kısımlarının yapılarak iskan ruhsatı almak İçin 2.000.000 TL kadar harcama gerektiği: YMM Raporunda, müvekkili şirketin satış, fiyat, maliyet, bütçe politikasının olmadığı ve satış fiyatlarında farklılıklar olduğunun eleştirildiği, satış fiyatlarında oluşan farklılıkların tamamen piyasa şartları, şirketin ödeme gücü ve içinde bulunulan finansman sıkıntılarına göre değişebildiği; raporda belirtildiğinin aksine tahsil edilen satış bedellerinin 340 hesapta bekletilmesinin ... tebliği hükümlerine uygun olduğu: yapılan işlemin satış olmakla birlikte, alınan paranın satış bedelinin bir kısmını teşkil ettiği ve 340 hesapta takip edilmesinin yasa gereği olduğu: ... Ltd. Şti. firması İle çalışıldığı; ortaklarının aynı olduğu ve parasal hareket düzeninin grup şirketi mantığıyla gerçekleştiği ve bunun bir kusur alarak belirtildiği; ... Ltd. Şti. ile müvekkili şirket ortakları arasında imzalanan hissedarlar sözleşmesi gereği ... ve ... tarafından kurulduğu; bir gayrimenkul yatırım şirketi olan ... AŞ'nin inşaatlarını yapmak üzere sözleşmesinin ekine inşaat sözleşmesi konulmak suretiyle daha ortaklığın kurulması aşamasında görevlendirildiği; YMM Raporunda ... Ltd. Şti. 'nin davalı müvekkili şirketin taşeronu olarak gösterildiği; oysa ... Ltd. Şti. nin tüm gayrimenkul yatırımlarının ana yüklenicisi olduğu, inşaatları emanet usulü yaptığı ve hak edişlerle para aldığı;  ... Ltd. Şti.'ne hak ediş karşılığı yapılan ödemelerin şirket kayıtlarında görüldüğü, devam eden işlerin faturasının henüz alınmadığı; yasal olarak inşaatların bitiminde almanın mümkün olduğu; inşaat şirketlerinin muhasebelerinin yıllara sari tutulduğu; faturaların şimdi alınmasının ... ye 3.000.000 TL'ye yaklaşan oranda KDV ödeme yükümlülüğü gerektirdiği: ... Bankasınakasına yapılan ödeme sebebiyle ödemeler dengesinin bozulduğu, gerek VUK gerekse sair mevzuat gereği faturanın kesilmesinin inşaat bitimine bırakıldığı;  Müvekkili şirketin vergisel risklerinin bulunduğu rapor edilmiş olup, davalı şirketin 6111 sayılı yasa hükümlerine göre Kurumlar Vergisi ve stopajlar yönünden matrah artırımında bulunduğu: bu nedenle vergisel riskinin olmadığı: TTK 531. maddesine göre şirket tasfiyesinin gerekmeyeceğinin muhakkak olduğu: bu durumun farkında olan davacı şirketin 6.000.000 USD tutarındaki sermayesini alıp çıkma amacı güttüğü, Mahkeme tarafından bu yönde karar alınması hafinde şirketin iflasına yol açabileceği; davacının nakit sıkıntısının olmadığı, bu noktada %58 hisseye sahip olan ortakların belirlenecek değer üzerinden bedeli karşılığı hisseleri davacıya devretmeye hazır olduğu; Mahkemenin şirket hisselerinin davacıya ait olmayan kısmının takdir edilecek kıymet üzerinden davacıya satışına karar verebileceği belirtilerek davacının ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine, aksi halde gerek ortaklar ve gerekse üçüncü kişiler açısından en uygun çözümün Türk ortaklara ait %58 hissesinin davacı tarafından satm alınması yönünde karar verilmesi: davanın haksız ve kötü niyetle açılması sebebi ile HMK 329. maddeye göre davalı şirket tarafından ödenen vekalet ücretinin davacıya tahmiline ve takdir edilecek disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 07/04/2022 tarihli ve 2020/865-2022/436 E.K. sayılı kararında belirtildiği üzere, her ne kadar huzurdaki davada öncelikli istem haklı nedenle şirketin feshi ise de şirketin feshi dışında alternatif yol bulunup bulunmadığının öncelikle araştırılıp değerlendirilmesi, son çare olarak fesih kararı verilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, istinaf kaldırma ilamı sonrasında mahkememizce öncelikli olarak davacının çıkma payının ödenmesi suretiyle uyuşmazlığın giderilmesi ve şirketin faaliyetinin devamına karar verilmesi seçeneği üzerinde durulmuştur. Ancak, beş farklı uzmandan teşekkül ettirilen bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan kök ve ek raporlar incelendiğinde, davalı şirketin ticari defterlerini usulüne uygun tutmadığı ve şirketin mali durumuna ilişkin verilerin gerçeği yansıtmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim, anılan şirketin kayıtlarına göre uzun yıllardır kar etmediği de görünmektedir. Huzurdaki davanın uzun bir dönemdir devam ettiği ve bu süreçte şirketin kar etmediği, davacının %42 pay sahibi olduğu, ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması nedeniyle hesaplanabilecek herhangi bir çıkma payının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta şirketin feshi dışındaki alternatif çözüm yollarının uygulanmasının mümkün olmayacağı kanaatine varılmış ve şirketin feshi talebinin kabulüne , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hüküm kurmaya elverişli olmadığına hükmettiği bilirkişi raporunu hükme esas alarak karar verildiğini, huzurdaki dava dosyasından daha önce de bilirkişi raporları alınmış olup yapılan hesaplamalar yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tamamen çeliştiğini, davalının şirketin özvarlığını koruduğu ve hatta 2.114.710,99 tl fazlası ile koruduğu 06.11.2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespit olunduğunu, oysa, işbu bilirkişi raporunda şirketin öz varlığının 9.533.429,08 tl olduğu iddia edildiğini, bir tarafta, davalı şirketin öz varlığını 2 milyon fazlası ile koruduğuna dair bilirkişi raporu olduğunu, diğer tarafta şirketin öz varlığının 9.5 milyon olduğunu iddia eden bir bilirkişi raporu olduğunu, bu durumda hatalı şekilde hükme esas alınan bilirkişi raporunun hesaplama hatasından ibaret olduğu izahtan vareste olup davalı şirketin feshine karar verilebilmesi için ortada herhangi bir haklı sebep bulunmadığını, 06.11.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirketin 24.456.286,00 tl olan öz sermayesini 2.114.710,99 tl fazlası ile koruduğu ve şirketin tasfiyesine gerek olmadığı tespit olunduğunu, 06.11.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirketin özvarlığını (sermayesini) fazlası ile koruduğu tespit edildiğine ve dava konusu olayda, TTK 531 kapsamında herhangi bir haklı fesih sebebi oluşmadığından davanın haksızlığı kanıtlanmış olup; davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken davalı şirketin feshine karar verilmesi hukuka aykırı olup TTK 531’e göre, fesih yerine, davacı pay sahibine, paylarının gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmalarına karar verilebilmesi için dava konusu olayda haklı sebeplerin varlığı gerektiğini, oysa huzurdaki olayda, TTK 531 çerçevesinde herhangi bir haklı fesih sebebi oluşmadığını, eksik inceleme ürünü ve hükme esas teşkil etmeyen rapora dayanarak karar verilmesi en iyi tabirle usule, yasalara ve hukuka aykırı olduğunu, alternatif çözüm yollarının araştırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazlarını tekrar ile raporlar arasında ciddi çelişkiler olduğunu, 06.11.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirketin öz sermayesini 2.114.710,99 TL fazlası ile koruduğu ve şirketin tasfiyesine gerek olmadığı tespit edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, anonim şirketin haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma payının ödenmesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, şirketin feshi için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı ve alternatif çözüm yolu bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı şirket, 15.585.000 sermaye ile 11.688.750(%75) hissesi ..., 3.896.247(%25) hissesi ..., 1 hissesi ..., 1 Hissesi, ... ve 1 hissesi ...'a ait olacak şekilde 28/03/2006 tarihinde kurulmuştur. İlk genel kurul yapılıncaya kadar ... yönetim kurulu başkanı, ... yönetim kurulu başkan yardımcısı ve ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiştir.Şirketin semayesinin 24.456.256 hisseye çıkarılması ile davacının şirketteki hissesi 10.288.423(%42,07), ...'nın ise 14.167.860(%57,93) olmuştur. 06/06/2012 tarihinde yapılan genel kurul ile yönetim kuruluna ..., ... ve ... seçilmiş ve yapın görev dağılımı ile ... yönetim kurulu başkanı, ... ise başkan yardımcısı olarak şirketi münferiden temsil yetkisi verilmiştir. Davacı taraf, haklı nedenlerin bulunduğundan bahisle şirketin fesih ve tasfiyesi olmadığı takdirde ayrılma payı ödenerek şirketten çıkmasına karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra yine davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan tarihli bilirkişi heyeti raporunda, Konacık Köyü projesinden zarar edileceği, şirketin düzeltilmiş öz varlık hesabına göre şirketin 31.12.2022 tarihi itibarıyla öz varlık tutarı 9,533.429,08 TL olup 24.456.286.00 TL tutarındaki ödenmiş sermayenin öz varlık içerisinde 9,533.429,08/24.456.286.00=%39 oranında korunduğu, %61'lik kısmının kaybedilmiş olduğu, şirketin düzeltmelerden önceki kaydi öz varlık tutarının ise 31.12.2022 tarihli bilanço verilerinden 24.878.882,03 TL olduğunun göründüğü, gerek önceki bilirkişi raporlarında gerekse bilirkişi heyetindeki teknik üyenin çalışmalarında yer verdiği taşınmazların hiç birisinin şirket aktifinde yer almadığı rapor edilmiştir.Dosyada alınan bilirkişi raporları ile kar elde etmediği, yapılan işlemlerle ciddi şekilde zarara uğratıldığı, ticari kayıtlarının usulune uygun olarak tutulmadığı ve sermayesinin %61'ini kaybetmesine rağmen sermaye artışına gidilmediği tespit edilen davalı şirketin TTK'nın 531. Maddesi uyarınca feshi için haklı sebeplerin bulunduğunun kabulü gerekir. Davalı şirketin ciddi şekilde zarara uğratılması ticari kayıtlarının usulune uygun olarak tutulmaması, bilirkişi raporunda belirtilen taşınmazların hiç birisinin şirket aktifinde yer almaması karşısında duruma uygun düşen ve kabul edilebilir alternatif bir çözüm yolunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e84f3435c51b1b68","SID":"86cbd6f7e48f9434"}}