{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/830 <br>KARAR NO: 2025/931<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/04/2025 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2024/487 Esas (Derdest)<br>TALEP: İhtiyati Hacze İtiraz<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden davalı İlknur İnegöl vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; davacının ihtiyati haciz taleplerinin  koşullarının oluşmadığını, verilen kararın kesin hüküm teşkil etmediğini, vadesi gelmiş bir borçtan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin borçlu sıfatını henüz almadığını, borçlu olduğunu gösterir bir kıymetli evrak veya adi bir evrakın olmadığını, ilama dayalı bir alacaktan bahsedilmişse de ortada müvekkilinin  taraf olduğu bir ilamın bulunmadığını, müvekkilinin taraf olarak yer almadığı ilama dayalı olarak vadesi gelmiş bir borçtan bahsedemeyeceğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla; ortada vadesi gelmiş bir borç varsa, mahkemenin huzurdaki davada hangi hususta yargılama yapmakta olduğunu, eğer vadesi gelmiş bir borç varsa davacı taraf neden icra takibi başlatmadığını, ve huzurdaki davayı ikame etme gereği duyduğunu, ortada vadesi gelmiş ve ilama dayalı bir borçtan bahsetmek mümkün olmadığını,  ortada icraya konulabilecek bir ilam olmadığını, vadesi gelmiş bir borcun da olmadığını, davacı hastane tarafından hasta evrakları değiştirildiğini, müvekkilinin kandırıldığını, müvekkilinin savunma hakkının bulunmadığı bir davada davacı hastane, davayı takipsiz ve ilgisiz bıraktığını, neticede alınan karar kesin hüküm teşkil etmediğini, bu nedenle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını, davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın esasına girilmeden koşulları oluşmamış haciz müessesine başvurulması davalı müvekkili aleyhinde ağır sonuçlar doğuracağını, henüz yargılamasına geçilmemiş bir uyuşmazlıkta savunmanın kutsallığına da darbe vurulacağını, dosyada taraf olan iki sigorta şirketi olduğunu,  müvekkilinin usulüne uygun sigorta poliçeleri olduğunu, gerçekleşebilecek risklere karşı teminat söz konusu olduğunu,  bu halde zaten teminat altına alınmış bir borç söz konusu iken ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu ihtiyati haciz kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara/ek kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"Somut olay yönünden yapılan incelemede; davalı ...'ün davacı şirkete ait hastanede kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktoru olarak çalışmakta iken davalı doktorun hastalarından ... isimli kişinin 16/11/2017 tarihinde sezaryen ameliyatına alınması, ilk ameliyat sırasında meydana gelen komplikasyonlar nedeniyle aynı davalı doktor tarafından hastaya ikinci kez ameliyat işlemleri gerçekleştirilmesi, hastanın durumunun daha da kötüleşmesi üzerine başka bir hastaneye sevk edildiğinde vefat etmesi, davalı doktorun suç teşkil eden eylemleri hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılması, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/436 Esas 2024/543 Karar sayılı ceza dava dosyasında maddi vakıa olarak davalı doktorun maktulun ölümü ile sonuçlanan olayda cerrahi müdahale işlemlerini geç yapması sebebiyle kusurlu olduğu ve ölüm ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu kabul edilerek mahkum edilmesi, ceza dava dosyası içeriği, adli tıp raporları, vefat eden hasta yakınları tarafından açılan ve davalı doktor ...'ün ihbar olunan sıfatıyla yer aldığı İstanbul 10. Tüketici Mahkemesinin 2018/162 Esas 2023/626 Karar sayılı dava dosyası ile işbu dosyada alınan Adli Tıp Kurumu raporları neticesinde davalı doktorun tıbbi müdahalesinde kusurlu olduğunun tespit edilmesi, işbu dava dosyası içeriğinde yer alan tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu raporları ve tüm dosya içeriği itibariyle İİK 257/1. maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunu sağlayan delillerin mevcut olduğu, davacının vefat eden hasta yakınlarına tüketici mahkemesi kararı sonrasında ve ilamlı icra takibi sebebiyle ödeme yapması, rücu talebi bakımından davalı doktorun kusuru noktasında yukarıda değinilen delillerin varlığı, hasılı ihtiyati hacze esas rücu alacağının muaccel olduğu ve herhangi bir rehinle temin edilmediği, alacağın varlığı noktasında yaklaşık ispat koşulları sağlandığından davacının ihtiyati haciz talebinin yerinde olduğu ve davalıya ait yalnızca bir taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz konulması talep edildiğinden istemin makul ve ölçülü olduğunun mahkememizce kabul edildiği, davalı vekili tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesi için ceza dava dosyasının kesinleşmesinin gerekmediği, ceza dosyasında kabul edilen maddi vakıanın hukuk mahkemesi için yaklaşık ispat noktasında kanaat verici delil olduğu, nitekim ceza dava dosyası dışında yukarıda sayılan diğer delillerle de alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiği ve ortaya konulduğu, esasen ileri sürülen mahkeme kararların kesinleşmesi gerektiği yönündeki itirazların ve itiraz dilekçesinde ifade edilen yargılamanın kutsallığı, kötü niyetli haciz istemi, taşınmazın değerinin alacak miktarından fazla olması gibi itiraz sebeplerinin İİK 265. maddesinde sayılan itiraz nedenlerinden olmadığı / dinlenemeyeceği, bilindiği üzere ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel olması gerektiği, dolayısıyla itiraz dilekçesinde ileri sürülenin aksine İİK' da alacağın kıymetli ya da adi bir evraka bağlanması yahut davalı hakkında icra takibi başlatılması gibi yasal bir koşulun da düzenlenmediği / bulunmadığı, bu çerçevede dava konusu rücu alacağının muaccel olması, rehinle temin edilmemesi ve yaklaşık ispat düzeyinde delillerin mevcut olması nedeniyle ihtiyati haciz kararı verilmesi bakımından mahkememizce yasal koşulların oluştuğu kanısına varılarak (oy çokluğu ile) davalının vaki itirazlarının ve ihtiyati haciz kararının kaldırılması yönündeki talebinin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz eden davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ihtiyati haciz taleplerinin  koşulları oluşmadığını, ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerektiğini, talep konusu alacağın tespitinin yargılamayı gerektirdiği ve davalının mal kaçırmaya çalıştığına ilişkin somut bir delil de sunulmadığı, bu durumda IIK 257/1-2 maddelerinde öngörüldüğü şekliyle ihtiyati haciz kararı vermek için şartlarının bu aşamada oluşmadığı, bu sebeple talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olayda davalının yargılanmadığı ve savunulmadığı başka bir dava nedeniyle verilen karar kesin hüküm teşkil etmediği gibi vadesi gelmiş bir borçtan da bahsedilemeyeceğini, davalının öncelikle borçlu sıfatını henüz almadığını, davalının aleyhine açılan bir icra takibi de mevcut olmadığını, davalının borçlu olduğunu gösterir bir kıymetli evrak veya adi bir evrak da olmadığını, huzurdaki davanın konusu taşınmaza ilişkin değil, rücu talebine dayanan bir alacağa ilişkin olup bu halde uyuşmazlığın konusunu teşkil etmeyen ve dava konusundan çok daha değerli olan taşınmaz yönünden tedbir talep eden davacının talepleri haksız ve kötü niyetli olup haciz kararının kaldırılması gerektiğini, mahkemece ilama dayalı bir alacaktan bahsedilmişse de ortada davalınnı taraf olduğu bir ilam bulunmadığını, alacaklı bir ilam veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak (ilamlı icra takibi yapılmasından önce veya sonra) borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasını talep edebileceğini, (iik 259/2 ve 3.md). alacaklı icra takibinden önce ihtiyati haciz koydurmuş ise iik 264/1 maddesindeki yedi gün içinde borçluya karşı ilamlı icra takibinde bulunması gerektiğini, icra emrine itiraz ilamlı icra takibini durdurmadığından icra emrindeki yedi günlük ödeme süresi geçtikten sonra alacaklı haciz talebinde bulunabilir ve bununla ihtiyati haciz de kesin hacze dönüşür, denildiğini, ancak ortada icraya konulabilecek bir ilam olmadığı gibi vadesi gelmiş bir borç da olmadığını, davacının ceza dosyasının kesinleşmesini ve nihai karara ulaşmayı beklemeden rücuya konu ettiği yargılamada bilinçli olarak istinaf başvurusunda bulunmadığını, ihtiyati haciz talebinin kötü niyetli olduğunu, zira haciz kararı uygulanması durumunda savunma hakkının da kısıtlanmasına sebebiyet verilecek olup, sorumluluğu bulunan hastanenin lehine bir işlem daha tesis edilmiş olacağını, hakkaniyet ve iyi niyet kavramları da göz önünde bulundurulduğunda, sorumluluğu bulunan ve kötü niyetli olarak işlemleri örtbas eden davacı hastanenin hakkında tedbiren karar tesis edilmesi isabetli olacağını, işbu dava yargılamaya muhtaç olduğunu, davanın esasına girilmeden koşulları oluşmamış haciz müessesine başvurulması davalının aleyhinde ağır sonuçlar doğuracak olup henüz yargılamasına geçilmemiş bir uyuşmazlıkta savunmanın kutsallığına da darbe vurulacağını, ceza yargılamasında bozma kararı verilmiş ve ilam ceza mahkemesine geri gönderildiğini, ceza yargılaması derdestken tedbir veya haciz müessesinin işletilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyada taraf olan iki sigorta şirketi olduğunu, davalının usulüne uygun sigorta poliçeleri olduğunu ve gerçekleşebilecek risklere karşı teminat söz konusu olduğunu, bu halde zaten teminat altına alınmış bir borç söz konusu iken ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesi usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı hastane kendi kusurlarını gizlemek için davalı doktorun iradesini sakatladığını, davalı doktor 17.00'dan önce hastaneden ayrılmış olmasına ve hastaya bu saatten sonra tüm işlemleri Ass. Dr. ... yapmış olmasına rağmen davalı doktor \"hastanedeydim\" demek zorunda bırakıldığını, davacı hastane tarafından hasta evrakları değiştirilmiş, davalının kandırılmış ve savunma hakkının bulunmadığı bir davada davacı hastane, davayı takipsiz ve ilgisiz bıraktığını, neticede alınan karar kesin hüküm teşkil etmediği gibi gerçekleri de yansıtmadığını, bu nedenle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını, ...'ın vefat ettiği olayda davacı hastanenin kusurlu olduğunu, Hasta ...'ın yakınları davacı hastanede olay anında uzman doktor bulunmadığını, müdahale eden doktorun stajyer olduğunu açıkça beyan ettiklerini, 16.11.2017 tarihinde olay anında hastanede yoğun bakım doktoru da olmadığını, 16.11.2017 tarihinde olay anında hastanede anestezi uzmanı da olmadığını, o tarihte sadece kayıt dışı anestezi teknikeri bulunduğunu, davacı hastanenin ihmalleri olduğunu, davacı hastane sadece  uzman hakimler, ebeler yönünden değil; tıbbı materyaller konusunda da büyük eksikliklerle yönetilmekte olup bu kadar hayati bir ilacın olmamasının kabul edilemeyeceğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep,  tıbbi kötü uygulama nedeniyle ödenen tazminatın doktor ve sigortasından tahsili istemli davada verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı ve ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz isteyen tarafça, tıbbi kötü uygulama nedeniyle ödenen tazminattan  davalı doktorun sorumlu olduğundan bahisle, ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece talep kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir.  Bunun üzerine ihtiyati hacze itiraz eden davalı tarafından, tıbbi kötü uygulama nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı, sorumluluğun hastaneye ait olduğu iddiasıyla ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. İstanbul 10. Tüketici Mahkemesinin 14/12/2023 Tarih ve 2018/162 E. - 2023/626 K.  sayılı kararından davalı doktor kusurlu bulunarak davacı hastane zarardan sorumlu tutulmuştur. Söz konusu karar içeriğinden davanın davalı ...'e ihbar edildiği anlaşılmaktadır. Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2024 Tarih ve 2021/436 E - 2024/543 K sayılı kararı ile ATK raporu esas alınarak mahkumiyete karar verilmiş ancak bu karar kesinleşmemiştir. Anılan bu mahkeme kararları ve bu kararlarda geçen ATK raporları değerlendirildiğinde talep edilen ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze vaki itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati hacze itiraz eden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati hacze itiraz eden davalı ... tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati hacze itiraz eden davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2025\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3cc4f42640cb67f","SID":"56f77dc05b62fdd0"}}