{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/854 <br>KARAR NO: 2025/999<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2024<br>NUMARASI: 2022/735 Esas -  2024/886 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Şirket Hisse Devir Sözleşmesinden Kaynaklı Alacak ve Yöneticiliğin Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;\"Müvekkilimiz, Davalıya ortağı olduğu şirkete ilişkin paylarının %10'unu devretmesine rağmen herhangi bir ödeme alamadığı gibi, davalı tarafından müvekkilimizin ortağı olduğu kurum zarara uğratıldığından; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyasında İlamsız Takip başlatılmıştır. Borçlu taraf müvekkile herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini beyan etmiş ise de; bu itirazları mesnetsiz olup iptali gerekmektedir. Davalının müvekkilime herhangi bir borcu bulunmadığına ilişkin itirazları dayanaktan yoksundur. Zira, müvekkilim ile davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.i ortaklarıdır. Davalı, müvekkilimizin hissesinin %10'unu devralmasına rağmen karşılığı olan bedeli ödememiştir. Ayrıca, davalı kurum müdürü olarak görev yapmakta olup, görev ve sorumluluğunda olan ders girişlerini yapmadığı, ay sonu faturalarını kesmediği ve kesilmesi gereken faturalar onaylanamadığı için milli eğitim bakanlığı tarafından, kuruma ödenecek ödenek alınamamış ve bu nedenle kurum 50.000 tl zarara girmiştir. Bu husus, ekte sunduğumuz tutanak ile de sabittir. Davalının işbu haksız ve mesnetsiz itirazının iptali amacıyla işbu davayı açma zaruretimiz hasıl olmuştur. Davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekmektedir. Davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz tüm itirazlarının iptalini, haklı ve hukuki icra takibinin devamına hükmedilmesini, aynı zamanda bu yönde ara karar oluşturulmasını, dava konusunun %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini..\" talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyası ile haksız ve mesnetsiz şekilde ilamsız icra takibine geçilmiştir. Takipte borca, ödeme emrine, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine müvekkil tarafından itiraz edilmesi nedeniyle davacı tarafından huzurdaki dava ikame edilmiştir. Ancak davanın reddi gerekmektedir.Her ne kadar davacı, davasını İstanbul mahkemelerinde ikame etmişse de HMK madde 6 uyarınca davaya bakmakla yetkili mahkeme, gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeridir yetkili mahkeme, gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeridir. Dolayısı ile müvekkilin yerleşim yeri de Ankara olduğundan davaya bakmakla yetkili mahkeme Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Taraflar ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.yi ortaklarıdır. Müvekkil davacının %10 hissesini satın almıştır. Ancak iddia edildiğinin aksine müvekkil hisse bedelini ödemiştir. Dolayısı ile hisse devir bedeli davacının iddia ettiği gibi 30.000 TL değil 5.000 TL'dir ve tamamı müvekkil tarafından ödenmiştir. Davacının hisselerinin 5.000 TL karşılığında müvekkile devredildiği hususu ayrıca ticaret siciline de tasdik edilen 12.04.2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağında da açıkça belirtilmiş olup davacı tarafından imzalanmıştır.Davacı, icra takibinde, hem takip tarihine kadar olan hem de takip sonrası faiz miktarını kendince bankalarca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi olarak belirlemişse de bu işlemiş faiz ve talep ettiği faiz oranı fahiştir. taraflar arasında faize ve faiz oranına ilişkin bir sözleşme yoktur. Açıklanan nedenlerle müvekkilin davacıya herhangi bir borcu olmadığından, esasen davacının müvekkile borçlu olması nedeniyle haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile tahsil ettiği halde yeniden ödeme isteyerek kötüniyetini ortaya koyan davacıdan İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca dava değerinin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminatla mahkum edilmesini talep etme zarureti hasıl olmuştur. Öncelikle yetki itirazlarımızın kabulü ile dosyanın yetkili yer olan Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, Müvekkilin davacıya borçlu olmaması nedeniyle haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine,Davacı aldığı ödemeyi tekrar almak isteyip kötüniyetli olarak takibe geçtiğinden davacının dava değerinin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...davalı müdüre isnat edilen eylemler dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiası olup uğranıldığı iddia edilen zarar davacının doğrudan zararı olmayıp dolaylı bir zarardır. Doğrudan doğruya davacıyı zarara uğratmaya yönelik bir eylem isnat edilmeyip şirketin kötü yönetilmesi sebebine dayalı zarardan bahsedildiğinden meydana gelen zarar, dolaylı zarar olmakla davacı ancak TTK 555 maddesi gereğince bu zararları şirket adına istemesi gerekmekte olup icra takibinde kendi adına alacak talebinde bulunduğundan bu talebi yönünden aktif husumeti bulunmamaktadır. Bu minvalde davacının davasının reddi,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hisse bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin husus değerlendirilirken noterdeki nakden ödendi ibaresinin mahkemece delil olarak sayılmasının hatalı olduğunu, söz konusu ibarenin delil başlangıcı sayılmakta olduğunu, somut delil olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, davacının yemin deliline sehven başvurmadığını, ayrıca davacının davalı kurum müdürü olarak görev yapmakta olduğunu, görev ve sorumluluğunda olan ders girişlerini yapmadığı, ay sonu faturalarını kesmediği ve kesilmesi gereken faturaları onaylanamadığı için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, kuruma ödenecek ödeneğin alınamadığını ve bu nedenle kurumun 50.000 TL zarara uğradığını, bu hususun, dosyaya sunulan tutanak ile de sabit olduğunu, şirket müdürünün kusurlu eyleminden doğan zararın doğrudan zarar olduğunu, TTK hükümleri gereğince şirket ortağı tarafından dava edilebilir olduğunu, söz konusu zararın dolaylı olduğu ve husumet yokluğu olduğundan bahisle karar verilmesinin hatalı olduğunu  beyanla, usul ve yasaya aykırı ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat ve şirket hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; eldeki uyuşmazlıkta davacının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı ve  davanın ispatlanmış olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Davalı taraf istinafa cevap dilekçesinde davacının istinaf talebinin reddi ile birlikte kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece kendisine HMK 344. Maddesi gereği istinaf harç gider avansını yatırmak üzere verilen 1 haftalık kesin sürede istinaf harç giderlerini yatırmadığı anlaşılmakla usulüne uygun istinaf talebi bulunmadığından bu yönden istinaf incelemesi yapılmamıştır. Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır. Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, on birinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir. Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir. Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Bu nedenle, ortağın doğrudan zararı ile dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları  zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556). Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir. Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir. Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/...). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır. 6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “...” şartıdır. Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle  bu davayı açmaktadır. Somut olayda  dava dışı ...Ltd.Şti.'nin tek ortaklı Ltd. Şti haline dönüştüğü, davacının 08/11/2021 tarihine kadar şirket ortağı olduğu, davalının ise 20/04/2021-29/06/2022 tarihleri arasında  şirket ortağı  ve müdürü olduğu anlaşılmaktadır. Davacı iddialarının davalı müdürün işini usulüne uygun yapmaması nedeniyle dava dışı şirketin Milli Eğitim Bakanlığından yapılan ödemelerin alınamadığı gerekçesiyle şirketin zarar gördüğü iddiası olup bu talep davacını doğrudan zararı olmayıp dolaylı zarar niteliğindedir. Davacı takip talebinde zarar kalemini kendisine ödenmesine talep etmiş olmakla  işbu davanın dinlenemeyeceği nazara alınarak davanın  reddine karar verilmesi  sonucu itibarı ile doğrudur  (Emsal bkz. Yargıtay 11 HD, 20/12/2018 tarih ve 2017/337-2018/8127 EK;  23/10/2018 tarih ve   2016/13409 -2018/6594 E.K, Yargıtay 11 HD, 21/05/2025  tarih ve 2024/5332-2025/3529 EK;  sayılı ilamları). Taraflar arasında çorlu ... Noterliğinin 30/03/2021 tarihli resmi şekilde limited şirket pay devir sözleşmesi bulunduğu, buna göre davacının hisselerini 5.000,00 TL bedelle davalıya satıp devrettiği ve  \"devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldık\" şeklinde açık beyanın bulunduğu anlaşılmakla davacının bu talebi yönünden verilen red kararında da bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından  davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8848832b7c89ee32","SID":"cd0d0237bfec5700"}}