{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/622 Esas  - 2025/678 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t: 2025/622 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t    : 2025/678<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ                       : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t : 05/02/2025<br>NUMARASI\t\t : 2021/315 Esas  2025/60 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 07/05/2021<br>KARAR TARİHİ\t : 19/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 19/06/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davalılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı; ... Makine İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca borçlu şirkete krediler kullandırıldığını, davalılar ... ... ve ... ...'in iş bu sözleşmeye kefil sıfatıyla imza attıklarını, anılan sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine borçlulara, Beyoğlu 47.Noterliği'nin 20/02/2019 tarih ve 02326 yevmiye numarası ile kat ihtarnamesi keşide edildiğini, mehil süresinde borçlarını ödemeyerek temerrüte düştüklerini, davalı borçlular ... ve ... ... ile dava dışı ... Makine İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, konkordato talebiyle Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine başvurduklarını, asıl borçlu ... Makine Ltd. Şti.'nin Konkordatosu kabul edilirken, davalı kefiller ... ve ... ...'in konkordato taleplerinin reddolduğunu, temerrüde düşen borçlu kefiller hakkında ilamsız takip başlatıldığını, borçlular tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların, Ankara 30.İcra Müdürlüğü'nün 2021/3933 E. sayılı icra takibine yaptıkları itirazlarının iptali ile her bir davalı yönünden takip talebinde bildirilen tutarlar üzerinden takibin devamına, asgari %20 icra inkar tazminatı takdirine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar, usulüne uygun davetiye rağmen davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... Makine ... Ltd Şti. arasında, 08/06/2015 tarihli ve 18/05/2018 tarihli 2.500.000-TL tutarlı iki farklı \"Kredi Çerçeve Sözleşmesi\" lerinin asaleten imzalandığı, davalılar ... ... ve ... ...'in sözleşmeleri müteselsil kefil olarak  imzalayarak dava dışı asıl borçlu şirketin, davacı banka nezdinde kullandığı/kullanacağı kredilere müteselsil kefalet verdiği, buna göre, davalıların toplam kefalet tutarının 5.000.000-TL olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalı müteselsil kefillere ihtarname gönderildiği, ödeme yapılmaması üzerine davacı tarafından, alacağın tahsili için Ankara 1. Genel İcra Dairesi (Ankara 30. İcra Dairesi 2021/3933 Esas)'nin 2023/44151 Esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla takip başlatıldığı, 1.996.338,17-TL asıl alacak ve 2.081.224,06-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.077.562,23-TL alacak talebinde bulunulduğu, davalı tarafından, ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davacı tarafça iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, nitelikli hesap bilirkişisi ... ile bankacı bilirkişi ...'den oluşan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen kök ve ek rapor ile; müteselsil kefil olan davalıların başlatılan ödenmeyen kredi borcuna istinaden başlatılan icra takibi dolayısıyla 1.985.002,68-TL asıl alacak ve 2.063.381,19-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.048.383,87-TL'den sorumlu oldukları, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %42 temerrüt faizi uygulanması gerektiği, toplam 19.010,00-TL 10 adet çek tutarlı gayri nakit riskin faiz getirmeyen bir banka hesabına depo edilmesi sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle; \" davanın kısmen kabulü ile, davaya konu Ankara 30. İcra Dairesi'nin 2021/3933 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı borçluların itirazlarının kısmen iptali ile takibin 1.985.002,68- TL asıl alacak ve 2.063.381,19-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.048.383,87-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %42 temerrüt faizi uygulanmasına, toplam 19.010,00-TL 10 adet çek tutarlı gayri nakit riskin faiz getirmeyen bir banka hesabına depo edilmesine, alacağın (4.048.383,87-TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, yargılama sırasında davalı tarafça yapılan 1.351.121,76-TL ödemenin infaz aşamasında değerlendirilmesine\" dair karar verilmiş, karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, fahiş faiz hesaplaması yapıldığını, kredi sözleşmelerinde yer alan kefalet hükmünün geçersiz olduğunu, kefilin sorumluluğu bulunmadığını, temerrüt faiz oranının % 42 olarak kabulünün fahiş olduğunu, gayri nakdi alacaklardan sorumlu tutulamayacaklarını, sözleşmede buna dair açık bir hüküm bulunmadığını, asıl borçlu hakkında konkordato kararı verildiğine göre geçici mühlet tarihi itibariyle faiz işlemesinin durması gerektiğini, konkordato aşamasında asıl borçlu şirketin ödediği bedellerin mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, infaz da dikkate alınacak ödemenin de hatalı tespit edildiğini, icra inkar tazminatı takdirinin hatalı olduğunu, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ <br>\tDava, kefiller hakkında genel kredi sözleşmeleri uyarınca başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı bankanın, dava dışı asıl borçlu ... Makina İnş. ... Ltd. Şti. ile imzaladığı Kredi Çerçeve Sözleşmesi kapsamında şirkete kullandırılan kredilerden dolayı davalı kefillerden, nakdi/ gayri nakdi alacağının bulunup bulunmadığı, takip sonrası ödemeler bulunup bulunmadığı, asıl borçlu şirketin konkordato talebinin kabulü nedeniyle geçici mühlet itibariyle kefiller yönünden de faiz işlemesinin durup durmayacağı, temerrüt faiz oranının miktarı, varsa alacağın takip/ dava tarihi itibariyle miktarı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.<br>Davacı banka tarafından, konkordato talepleri reddedilen davalı kefiller hakkında alacağın tahsili istemiyle Ankara 1. Genel İcra Dairesi (Ankara 30. İcra Dairesi 2021/3933 Esas)'nin 2023/44151 Esas sırasında genel haciz yoluyla takip başlatıldığı, 1.996.338,17-TL asıl alacak ve 2.081.224,06-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.077.562,23-TL alacak talebinde bulunulduğu, davalılar tarafından ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine takibin durması üzerine, davacı tarafça bir yıllık hak düşürücü sürede İİK'nın 67.maddesine göre iş  bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.<br>\t Davacı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... Makine İnş. San. ve  Tic. Ltd. Şti. arasında, 08/06/2015 tarihli 2.500.000-TL tutarlı ve  18/05/2018 tarihli  2.500.000-TL tutarlı \"Kredi Çerçeve Sözleşmelerinin\" asaleten imzalandığı, davalılar ... ... ve ... ...'in, “Yukarıda yer alan Kefalet Sözleşmesi kapsamında ... Makine İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne asaleten kefaleten kullandığı,  kullanacağı tüm kredilere 2.500.000 TL tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum.” beyanını, her iki sözleşmede de el yazısı ile yazmak sureti ile; kefalet tarihlerini de her iki sözleşmede \"08.06.2015\" ve \"18/05/2018\" olarak yazıp kefalet tutarını da her bir sözleşmede \"2.500.000-TL\" olarak belirterek kefalet türüne \"müteselsil\" yazarak her iki sözleşmeyi de imzalamak sureti ile dava dışı asıl borçlu şirketin davacı banka nezdinde bu kredi sözleşmeleri tahtında kullandığı/kullanacağı kredilere müteselsil kefalet verdiği anlaşılmaktadır.<br>Davalılar  ... ... ve ... ...'in, 24/04/2008 tarih ve 7048 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde \" ... Makine İnş. San. ve  Tic. Ltd. Şti.\"nin, şirket ortakları oldukları, bu tarihten sonra yapılmış bir değişiklik olmadığı tespit edildiğinden, 08/06/2015 ve 18/05/2018 tarihinde verilen kefaletler için; eş muvafakatinin alınmasına dair 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun \"eşin rızası\" ile ilgili 584. maddesine göre eş rızasına gerek bulunmadığı tespit edilmiştir.<br>  Davalılar ... ... ve ... ... tarafından verilen kefaletlerde; kefalet limiti, kefalet tarihi ve kefaletin müteselsil olduğu hususlarının kabul edilerek kefillerin el yazısı ile yazılmak sureti ile verildiği, imzalara da bir itiraz bulunmadığı, bu kapsamda kefaletin, imza tarihindeki 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefaletin şekil şartlarını düzenleyen 583. Maddesi ile eş rızası ile ilgili şartları düzenleyen 584. maddesi hükümlerine uygun olarak tesis edildiği görülmüştür.<br>Beyoğlu 47. Noterliği'nin 20/02/2019 tarihli ve 02326 yevmiye numaralı ihtarnamesinde; ... Makine İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne borçlu, davalılar,  ... ... ve ... ... aleyhine, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla keşide edildiği, asıl borçlu şirket ile davalı kefillerin, 19/02/2019 tarihi itibariyle asıl borçluya kullandırılan krediler nedeniyle; 2.182.799,63-TL nakit borcu bulunup diğer muhatapların müşterek/müteselsil kefil olarak kefalet limitleri kapsamında kendi temerrütleri ile sorumlu oldukları, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla nakit borçların 1 gün içinde ödenmesi, takibe geçilmesi halinde %57 temerrüt faizi, faizin gider vergisi ve sair yasal ferilerin ile birlikte tahsili için yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin tebliğini izleyen 1 gün içinde gayrinakdi kredi borcuna ilişkin 114.420-TL’nin bankada faiz getirmeyen bir hesaba nakden ve defaten bloke edilmesi, gayrinakdi kredilerin tazmini halinde tazmin edildiği tarihten itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte kefalet, rehin ve diğer teminatlara müracaat ve kur farkından doğan alacağı talep haklarının saklı kalacağı,  TL’sı üzerinden takibe geçildiği takdirde %57 temerrüt faizi, yabancı para üzerinden takibe geçildiği takdirde %24 üzerinden temerrüt faizi , faizin gider vergisi ve sair yasal fer’ileri ile birlikte tahsili için yasal yollara başvurulacağı hususunun ihtaren bildirildiği görülmüştür. Söz konusu ihtarnamenin tebliğ şerhlerinin incelenmesinden davalılar, ... Makine şirketinin, aynı adreste çalışanı ... imzasına 22/02/2019 tarihinde teslim edilerek tebliğ edildiği, ... ...'in, aynı adreste çalışanı ... imzasına 22/02/2019 tarihinde teslim edilerek tebliğ edildiği, ... ...'in, aynı adreste çalışanı ... imzasına 22/02/2019 tarihinde teslim edilerek tebliğ edildiği, ihtarda ödeme için verilen 1 günlük sürenin 23/03/2019 tarihinde hitamı ile dava dışı asıl borçlu ve davalı kefillerin 25.02.2019 Pazartesi günü temerrüte düştükleri anlaşılmıştır.<br>Hükme esas alınan rapora kapsamına göre dava dışı asıl borçlu şirketin davacı banka nezdinde kullanmış olduğu, K9000251 nolu Taksitli Ticari Kredinin, 19/02/2019 kat tarihi itibariyle, 10/01/2019 ve 11/02/2019 tarihli 20 ve 21. Taksit tutarının vade tarihinde ödenmediği, 10100405 nolu Kredili Mevduat Hesabının, 31/01/2019 tarihinde tahakkuk eden devre faiz tutarının ödenmediği,  ekstrelerde söz konusu krediler için ihtarnamede ödeme için verilen süre zarfında herhangi bir ödeme de yapılmadığı anlaşılmıştır. <br>Mahkemece, deliller toplandıktan sonra bankacı bilirkişi ...'tan  22/02/2022 tarihli rapor, bankacı bilirkişi ...'dan  08/12/2022 tarihli raporlar alınmış, tarafların itirazları ile raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla en son  bilirkişi ... ile bankacı bilirkişi ...'den oluşan bilirkişi kurulundan  24/04/2024 tarihli rapor ve 16/12/2024 tarihli ek rapor alınmış, bilirkişilerin özetle; \"takip tarihi itibariyle 3.945.431,98 TL, dava tarihi itibariyle 4.057.567,69 TL, son ödeme tarihi itibariyle ise 1.985.002,68 TL asıl alacak, 2.063.381,19 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 4.048.383,87 TL alacağın, davalıların kefalet limitleri dahilinde olduğu, davalı vekilinin itirazlarının kök ve ek raporda yapılan tespit ve kanaatlerini değiştirir mahiyette olmadığının değerlendirildiği, kök ve ek raporda görevlendirme kapsamında yapılan takip, dava, en son ödeme tarihli hesaplanan borç tutarının davalıların toplam 5.000.000-TL tutarlı kefalet limitleri dahilinde olduğu, asıl borçlu hakkında verilen konkordatonun kefil hakkında hüküm ve sonuç doğurmayacağı, konkordato kesin mühleti verilmesinin, rehinle temin edilmemiş her türlü para alacağına faiz işlemesini durduracağına dair İİK m. 294/3 hükmünün sadece konkordato mühleti verilen asıl borçlu hakkında hüküm ve sonuç doğuracağı, kefil hakkında bu hükmün uygulanmayacağı\" hususlarının belirtildiği anlaşılmakta olup mahkemece, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen söz konusu son rapor ile ek raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır. <br>Dosya kapsamından, davalı ... ... ve ... ...'in,  dava dışı ... Makine İnş. San. Ve  Tic. Ltd. Şti'nin ortakları olup bu Şirkete davacı tarafından kullandırılan krediye kefil oldukları, dava dışı ... Makine İnş. San. Ve  Tic. Ltd. Şti hakkında konkordato mühleti verildiği anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu madde 586/1 hükmüne göre; kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu hükme göre, müteselsil kefile başvurulabilmesi bakımından, somut olayda, hem asıl borçlunun ifada geç kalmış olması hem de ödeme güçlüğü içerisinde bulunması koşulları gerçekleşmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun konkordatoya ilişkin hükümleri borçlunun temerrütüne engel değildir. Ancak konkordatonun tasdiki halinde borçlunun yükümlülüğü temerrüdün sonuçlarına göre değil, tasdik edilen projeye göre belirlenir. Hakkında konkordato mühleti verilmiş borçlu aynı zamanda açık bir ödeme güçsüzlüğü içindedir. Kanun koyucu adi kefalet bakımından dahi TBK m. 585/1-4'te, borçluya konkordato mehli verilmiş olmasını alacaklının borçluya müracaat etmeksizin doğrudan doğruya kefile başvurabileceği haller arasında sayması karşısında, asıl borçlu hakkında konkordato mühleti verilmiş olması, alacaklının doğrudan müteselsil kefile müracaatına engel teşkil etmeyecektir. İcra ve İflas Kanunu madde 303'te, alacaklının, konkordatoya muvafakat etmesinin veya etmemesinin, aynı borçtan birlikte sorumlu olanlara etkisi düzenlenmiştir. Bu düzenleme, müteselsil kefilin aynı borçtan sorumluluğunun yanı sıra, müteselsil borçluluk, müşterek borçluluk veya borçlunun fiilini taahhüt gibi aynı borçtan dolayı alacaklıya karşı farklı nedenlerle sorumlu olanların, konkordato teklifinin oylanmasından sonraki aşamada sorumluluklarının kapsamının belirlenmesine ilişkindir. Başka bir ifade ile bu düzenleme asıl borçlu hakkında konkordato mühleti verilmesi halinde alacaklının müteselsil kefile başvurmasına engel bir düzenleme değildir.<br> Diğer taraftan dava dosyası incelendiğinde; davacının,  toplantıya katılmamak ve iltihak müddeti içerisinde de olumlu oy bildirmemek suretiyle borçlunun konkordato projesine muvafakat etmediği, bu meyanda müteselsil kefilin sorumluluğunu azaltan veya ortadan kaldıran bir nedenin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Nitekim İİK m.303/1; \"konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder\" hükmünü ihtiva etmektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun konkordatoya ilişkin hükümleri, aksine açık bir düzenleme olmadığı müddetçe, sadece lehine konkordato mühleti verilen borçlu bakımından hüküm ve sonuçlarını doğurur. Aynı borçtan farklı nedenlerden dolayı sorumlu olanların sorumluluğunu etkilemez. Bu çerçevede İİK. m. 294/3'te yer alan \"tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur\" şeklinde ki düzenleme de sadece lehine konkordato mühleti verilen borçlu bakımından hüküm ve sonuç doğurur. Buna göre borçlu hakkında geçici mühlet kararı verilmesi, kefillerin sorumluluğu bakımından da alacağa faiz işlemeyeceği anlamına gelmez. <br>Mahkemece, hükme esas alınan son raporda; \"... temerrüt faiz oranının tespitinde Yargıtay uygulamalarının Merkez Bankası'na bildirilen faiz oranlarının cari kredilere uygulanan bir oran olmayıp yüksek tavan faizinin bildirilmesi niteliğinde olduğu, dolayısıyla temerrüt tarihinde bankanın fiilen uyguladığı faiz oranı belirlenip bu oran üzerinden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faiz oranı belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda davacı Bankaca TCMB'ye bildirilen oranların yanı sıra, fiilen uygulanan emsal faiz oranı içeren emsal firma ekstresi de davacı banka şubesinden talep edildiği halde bankaca sunulamadığından, Genel Kredi Sözleşmesi tahtında kullandırılan  takibe konu krediler için en yüksek akdi faizli kredi %36,50 üzerinden sözleşme maddesi gözetilerek,  ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar geçecek süreye %36,50 üzerinden; temerrüdün doğduğu tarihten itibaren ise, en yüksek akdi faiz oranı olan %36,50'nin %50 fazlası alınarak bulunan %36,50x2=%54,75 oranından temerrüt faizi uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.\" şeklinde tespitlere yer verilerek bu oranların esas alınması suretiyle hesaplamalar yapıldığı ve bu hesaplamaların mahkemece, hükme esas alındığı anlaşılmakta ise de; Dairemizce yapılan incelemeler sırasında UYAP sisteminden alınan TCMB Faiz Oranları Raporu kapsamından, temerrüt tarihi olan Şubat - 2019 dönemi itibariyle davacı bankanın, TCMB'ye  bildirdiği 24 + ay vadeli Ticari Kredilerde fiilen uyguladığı faiz oranının % 19,75 olduğu görülmüş olup bu durumda söz konusu uyuşmazlığa konu temerrüt faiz oranının, sözleşme hükümleri uyarınca % 50 fazlası olan % 29,625 oranı olarak (KMH kredisi hariç) K9000251 - K9000344- TU000164- VT000921- VT000951 nolu ticari krediler yönünden uygulanması suretiyle hesaplanacak tutarların mahkemece, hüküm altına alınması gerekirken bilirkişi tarafından belirlenen temerrüt faiz oranı esas alınarak hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup yasa ve usule aykırı olmuştur. O halde davalıların, temerrüt faiz oranlarına ilişkin taleplerinin ve bu hususa yönelik istinaf istemlerinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.<br>Hal böyle olunca mahkemece, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi ve Dairemiz uygulamaları doğrultusunda davacı bankaca aynı tür kredilere fiilen uygulanan kredi faiz oranının esas alınması suretiyle ticari krediler yönünden temerrüt faiz oranın % 24,795 olarak, KMH kredisi yönünden ise % 27,36 olarak tespit edilmesi ile bankanın takip tarihi ve sonrasında takipten dava tarihine kadar yapılan ödemelerin de göz önünde bulundurulması suretiyle dava tarihi itibariyle kefillerden talep edebileceği tutarların, bankacı bilirkişiden ek rapor alınması suretiyle az yukarıda işaret edilen ilke ve kurallar uyarınca hesaplanarak hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. O halde, mahkemece, Dairemiz denetimine elverişli olmak üzere bilirkişiden, belirtilen bu hususlarda yapılan her bir tahsilat tarihine göre yapılacak hesaplamaları ve ayrıntılı dökümünü içerir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu anlamda bir tahkikat yapılmaması ve delillerin tartışılmaması HMK 353/1-a-6 anlamında esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamında olmakla; yetersiz bilirkişi raporu nedeniyle Dairemize bir değerlendirme ve hesaplama yapılması da mümkün olmamıştır. Bu eksiklik aynı zamanda tahkikate ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkindir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle sair hususlar incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜ ile,  <br>\t2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 tarih ve  2021/315 Esas  2025/60 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>                        4-Kaldırma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Davalılar tarafından yatırılan 69.136,27-TL istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, <br>\t6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025<br><br><br>  Başkan-         Üye -                   Üye - \t   Zabıt Katibi-<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cfe6db93c4c612a","SID":"5ddae4e62c6469c6"}}