{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 09/07/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...   (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...   (...)<br>KATİP\t\t: ...       (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:...<br>TARİHİ\t\t:  ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ...  -...-\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...-\t <br>DAVALILAR\t: 1- ...  -...-\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>\t:2- ...- <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...-\t  ...<br>\t  Av. ...-\t<br>\t:3-...  -...-\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...-\t<br>\t:4- ...  -...-\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...-\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>KARAR<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili ile  davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili 04/05/2025 tarihli dilekçesi özetle: Dava kapsamındaki iddialarından birisinin de, ... Blok kayıtlı taşınmazın davalılardan ...isimli firmaya 23/10/2023 tarihli satışının gerçek bedelinin tapuda gösterilen 10.000.000,00 TL'nin fevkinde olduğu, davalı alıcı tarafından ...'a gerçekte daha fazla para ödendiği, ancak tapuda gösterilen düşük bedelin aslen müvekkilin ortağı olduğu firmaya ödendiği, aslen firmanın mamelekinde bulunması gereken bakiye tutarın ise ... tarafından mülk edinildiği, bilahare firmanın hesaplarına bu defa ...'ın alacağı olarak aktarıldığı, bu surette firmanın, dolayısıyla da müvekkilin zarara uğratıldığını, mahkeme tarafından celp edilen ve davalı ...'a ait ...hesabının tetkiki neticesi, iddialarının haklılığı tevsik olunduğunu, zira hesabın tetkiki neticesi, söz konusu satış tarihi olan 23/10/2023 tarihinden hemen 1 ay sonra, 23/11/2023, 24/11/2023, 27/11/2023, 28/11/2023, 29/11/2023 ve 30/11/2023 tarihlerinde, davalı ... tarafından hesabına elden para yatırıldığı ve yine davalı ...'a ait ...'nın ... Şubesindeki hesabından bu hesaba para aktarıldığı, bu surette toplam 515.300 EURO tutarında bir miktarın anılı satıştan hemen sonra ve sadece 6 gün içinde söz konusu hesapta toplandığı görüldüğünü, mahkemeden A Blok no.lu taşınmazın satış tarihi olan 23/10/2023 tarihindeki kıymetinin bilirkişiler marifetiyle tespiti talep olunmuş idi; yüksek ihtimalle görülecektir ki, tapuda gösterilen satış bedeli ile olması gereken bedel arasında, tam da davalı ...'ın ...hesabında anılı satıştan hemen sonra toplanan miktarda bir fark ortaya çıkacağını, celp edilen banka hesap hareketleri neticesi iddiaları tevsik olunmakla, sayın mahkemeden; Dava konusu taşınmazların satış tarihindeki kıymetinin tespiti amacını matuf olarak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını; ...'a ait olan ve dava konusu taşınmazların satış işleminde kullanıldığı açık olan ...Bankası'nın ...Şubesi'ndeki hesaba ait 2020 - 2024 yılları arası hesap hareketlerinin celbi için gereğinin yapılmasını , mahkeme davaya konu ...’nin .... ve ... nezdindeki hesaplarına ilişkin hesap hareketlerini de celp ettiğini, ... nezdindeki hesabın tetkiki neticesi davalı ...'ın anılı hesaptan kendi şahsına ait hesaba 27/10/2023 - 24/11/2023 tarihleri arasında toplam 5.879.000,00 TL'yi, firmanın ortağı müvekkilin bilgisi ve onayı olmaksızın, avans adı altında gönderdiği tespit olunduğunu, ... nezdindeki hesabın tetkiki neticesi davalı ...'ın anılı hesaptan kendi şahsına ait hesaplara 27/09/2023 - 13/11/2023 tarihleri arasında toplam 9.217.300,00 TL'yi, firmanın ortağı müvekkilin bilgisi ve onayı olmaksızın, avans adı altında gönderdiği tespit olunduğunu, görüleceği üzere davalı, davaya konu firmanın içini boşaltmakta, firma kaynaklarını açık açık kendi uhdesine aktardığını, Davalının anılı firmada temsil ve işlem yetkisinin bulunması halinde davaya konu firmanın ve dolayısıyla da müvekkilin zararının katlanması mutlak olduğunu, davalı ...'ın dava süresince ihlal niteliğindeki işlemlerine devam etmek, şirketi daha da zarara uğratmak, mamelekini eksiltmek, şirketin içini boşaltmak, kendisine haksız çıkar temin etmek, şirket ticari kayıtlarını tahrif etmek veya gizlemek ihtimaline binaen TTK m.630 hükmü uyarınca yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin dava süresince TEDBİREN kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İhtiyati Tedbire İtiraz Eden Davalı ... vekili itiraz dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin TMK 1023 maddesi gereğince üçüncü iyi niyetli kişi konumunda olduğunu,  müvekkili şirketin İsviçre merkezli dava dışı ...tarafından Türkiye'de yatırım yapmak ve gayrimenkul ile menkul ticaretiyle iştigal etmek ve faaliyetlerinden gelir elde etmek amacıyla 55.000.000 TL (ellibeş milyon Türk Lirası) sermaye ile bir \"alt şirket\" olarak kurulduğunu ve 25/09/2023 tarihinde tescil edildiğini,  müvekkili  Şirket'in %100 hissesi bir çatı şirket olarak 2013 yılından bu yana faaliyet gösteren İsviçre merkezli dava dışı ...ait olduğunu, müvekkili Şirketin, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi \"Perde Şirket\" olmasının söz konusu olmadığını, yurt dışında 2013 yılından beri faaliyet göstermesi bir yana; ...'da da çeşitli menkul ve gayrimenkul yatırımları bulunmakta olup;  işbu gayrimenkul yatırımlarından kira geliri elde etmekte ve tüm vergilerini düzenli olarak ödemekte olduğunu, müvekkili şirketin günümüze kadar hem sermayesini hem vergilerini ödediğini sistematiği olan ticari bir kuruluş olduğunu, müvekkili şirketin sadece Türkiye'deki yatırımları göz önüne alındığında muvazaa iddiasının abesle iştigal   kaldığını,  dava konusu arsa payının müvekkili şirketin bağlı olduğu çatı şirketler grubunun  hissedarı ve yurt dışında mukim olan dava dışı ...'a eşi ve çocukları ile ...da tatil yaptığı esnada çalışmakta olduğu Emlakçısı vasıtasıyla takdim edildiğini, aynı Emlakçı vasıtası ile ...'da da farklı gayrimenkullere kapora ödemesi yapmış olan dava dışı ...henüz üzerinde A-1 Nolu bağımsız bölümün  kaba inşaatı bulunan işbu arsa payını beğendiğini ve satın almak istediğini  ve taraflar arasında alım satım konusunda mutabakat sağlandığını,   söz konusu arsa payına ilişkin tapu kayıtları Müvekkili Şirketin yetkilendirdiği vekiller vasıtasıyla ilgili Tapu Müdürlüğü'nde incelendiğini, herhangi bir takyidat olmaması ve Belediye yapı ruhsatları ve imar durumunun eksiksiz olması nedeniyle kapora ödemesi yapıldığını, ancak Davalı Müvekkili Şirketin ilgili tarihte henüz kuruluş aşamasında olduğundan kapora bedeli olan 99.975 EUR \"Çatı Şirket\" olan  ...vasıtasıyla ...''deki ödenmek durumunda kalındığını, davacı dilekçesinde işbu durumun bilgisi dahilinde olduğunu ikrar etmekte olduğunu, ancak dilekçedeki Müvekkili Şirketin aleyhine olan iddiaların kabulünün söz konusu olmadığı gibi iddiaların hayatın olağan akışıyla da bağdaşmamakta olduğunu,  Müvekkili Şirketin 25/09/2023 tarihinde kurulmasını müteakip taşınmazın mülkiyetinin edinilebilmesi için  2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 36. Maddesi gereğince ... Valiliği'ne başvurulduğunu, zira Müvekkili Şirketin %100 yabancı sermayeli olduğundan taşınmaz edinmesinin izne ve incelemeye tabi olduğunu,  ... Valiliği'inin ilgili karar yazısı sonrası bakiye ödemelerin müvekkili şirket tarafından yapıldığını ve ödemeler  ile aynı gün içerisinde tapu devrinin gerçekleştiğini, işbu hususun davacının dilekçesinde de ikrar edilmekte olup; ticari ve mali kayıtlarda da mevcut olduğunu,  müvekkili şirketin  taşınmazın sahibi Şirketin imzaya yetkili ortağı olan davalı ... tarafından pazarlanan bir taşınmaz satın aldığını ve aynı yetkili ortağın bizzat ...Tapu Müdürlüğü'nde resmi tapu senedini imzalayarak satış yoluyla tapuyu devrettiğini, dolayısıyla Müvekkili Şirket tapu kaydına ve taşınmazı pazarlayan Şirket imza yetkilisine güvenerek kendisinden talep edilen her edimi yerine getirdiğini,  Müvekkillinin, Türkiye'ye yatırım yapmak amacıyla kurulmuş bir yabancı sermayeli Şirket olup; Davacı ... ve Davalı ... ve işbu davanın konusu ile bir ilgisi ve alakasının bulunmadığını, dosyaya sunulmuş ve  sunulacak bilgi ve belgeler, tanık beyanları ve sair deliller ışığında Müvekkili Şirket'in üçüncü niyetli iyi kişi konumunda olduğunun anlaşılacağını, aksi bir yorumun TMK md. 1023'ün aşırı yorumlanması ya da ihlali anlamına gelmekte olduğunu, müvekkili Şirketin satın aldığı işbu arsa payı üzerindeki bağımsız bölüme epey bir masraf yaptığını ve işbu tarihte halen daha bağımsız bölümün içinde ve  arsa payına dahil olan dış kısımlarında tadilat yapılmakta olduğunu, işbu hususların Müvekkili Şirketin resmi kayıtlarıyla kolayca ispat edilebilir durumda olduğunu, ilgili A-1 numaralı bağımsız bölüm Müvekkili Şirketin %100 hisssedarı olan yurt dışı çatı şirketinin %100 hissedarının aile yazlık konutu olarak kullanılmakta olduğunu, keşif yapılması halinde de bu hususun tespit edilebileceğini, Müvekkili Şirketin, alenen satılık ilanda bulunan bir taşınmazın mülkiyetini satın alma yoluyla elde etmeden önce maliki  Şirket içerisinde ortaklar arası bir problem olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığın, taşınmazın satın alındığı tarihte tapu kayıtlarında herhangi bir takyidat bulunmadığından TMK uyarınca tapu siciline güven ilkesi kapsamında işbu ticaretin gerçekleştiğini, tapuda taşınmazın değerini ve akıbetini sorgulatacak bir takyidat çıkmış olsaydı işbu satın almanın hiç bir surette gerçekleşmeyeceğini, aksi bir yönde kanaat mülk edinme üzerine kurulmuş tüm güvence ve haklara gölge düşüreceği gibi yasaların temel hükümlerine de aykırı düşeceğini,  2023 yılında satışı gerçekleşmiş, ödemeleri yapılmış, faturaları kesilmiş ve ticari kayıtları tutulmuş bir taşınmazın 2025 yılında tescil iptali yoluyla iadesinin talep edilmesi hukuka, hakkaniyete aykırı olduğu gibi, ticaretin olağan akışına aykırı olup; kabulü halinde hakkın kötüye kullanılmasına sebep olacağının şüphesiz olduğunu,  %50 Şirket ortağı olup her veriye erişimi olan Davacı'nın işbu haksız talepleri için 2025 yılına kadar beklemiş olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece satıcı şirket olan ...'nin iki ortağının haksız kazanç sağlama amacıyla birlikte hareket etme ihtimalinin de  göz ardı edilmemesi gerektiğini,  Davanın TTK'nın 553. Maddesi gereğince açıldığını ve şirket ortakları arasındaki uyuşmazlığa dayanıyor olması sebebiyle Müvekkili Şirketin taraf gösterilmesi isabetli olmadığı gibi; bedeli ödenerek satın alınmış yasal bir taşınmaz üzerine tedbir konulmasının da hakkaniyete uymamakta olduğunu, müvekkilinden satın alacağı mülkün satıcısı olan şirketin ortakları arasındaki iç dinamikleri bilmesini beklenemeyeceğini,  dava konusu arsa paylarının satıcısı olan  ...'nin, arsa paylarını sattığı üçüncü kişilere hala edinimini yerine getirme borcunun bulunduğunu, şu güne kadar arsa payı üzerindeki bağımsız bölümler üzerinde kat mülkiyeti kurulamadığını, iskan alınamadığını, bu sebeple hak, alacak, ve zararlardan doğabilecek olan davalı şirket aleyhine tazminat ve dava hakları saklı kalmak üzere işbu kayyım atama talebine ve tedbire de diğer tüm taleplerle birlikte itiraz etme zorunluluğunun doğduğunu ... ortağı/yetkilisi sıfatı bulunmayan  Müvekkili Şirketin, işbu şirketi \"ortak/yetkili sıfatıyla zarara uğratma ihtimali\" bulunmadığından haksız ve hukuken dayanaksız işbu davanın reddine;  ikincil taleplerin ilgili mevzuat uyarınca zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden incelenmesine,  aykırılık bulunması halinde reddine; yine ikincil talepler yönünden dava dilekçesinde de detaylarıyla ikrar edildiği üzere talebe esas değer bilinmesine rağmen ödenmemiş olduğundan nispi harçların tamamlanmasına aksi halde davanın usulden reddine; esasa geçilmesi halinde ise Müvekkile yapılan satış her haliyle ibraz edilmiş ve edilecek delillerle gerçek olduğundan; muvazaa nedeniyle iptal ve Şirket adına tescil talebinin reddine; hakkaniyetli olmayan ve Müvekkil Şirket'e ticari itibar kaybettirebilecek olan kayyım talebinin reddine ve  haksız ihtiyati tedbirin kaldırılmasına  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İhtiyati Tedbire İtiraz Eden Davalı ... vekili itiraz dilekçesinde özetle: İlgili dosyada ... tarihli kararı ile ... İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ...Mevkiinde, ... Ada ... Parsel üzerindeki ... Blok haricindeki diğer taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, dava dilekçesinin müvekkile tebliğ edilmeden ve savunmalar alınmadan  verilen ihtiyati tedbir kararı usul ve yasaya aykırı olup karara itiraz etmek gerektiğini,  mahkemenin ... tarihli ara kararı gereğince cevap dilekçesinin  süre bitim tarihi olan 21.02.2025 tarihinden geçerli olmak üzere 2 hafta ek süre verilmesine karar verildiğini, davacının haksız ve mesnetsiz dava dilekçesine ve dilekçesinde dayandığı delillere karşı, davalı itirazları ve cevapları ayrıca detaylı olarak sunulacak olup, bu aşamada davacının dava dilekçesine karşı cevap hakkının saklı tutulduğunu, süresi içerisinde davalı itiraz ve cevaplarının bildirileceğini önemle belirttiklerini,  ancak belirtmek gerekir ki, davacının dava dilekçesindeki iddiaları ve delilleri hiçbir şekilde  kabul edilmemekte olduğunu, davanın müvekkile karşı haksız ve kötü niyetli olarak haksız çıkar elde etme amacıyla açıldığını,  İhtiyati tedbir talep eden davacının dava dilekçesine  ve mahkeme karar içeriğine, davalı yokluğunda verilen tedbir kararına  külliyen itiraz ettiklerini, mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin anayasal haklarının ihlal edildiğini  ihtiyati tedbir kararları, talep sahibinin talep ettiği hakkını ileride açacağı veya devam eden bir davanın sonunda elde etmesinin temini amacıyla yasa koyucu tarafından getirilen hukuki bir teminat olduğunu, tedbir kararı ile müvekkili davalının, taşınmaz üzerindeki  Anayasal hakkı olan tasarruf hakkının sınırlandığının açık ve net olduğunu,  Anayasa Mahkemesi kararları gereğince, bireylerin ve mülkiyet hakkının özüne dokunulmasının mümkün olmadığı  belirtilmekte olup verilen karar ile amacın aşıldığının açık olduğunu,  dava konusu olayda, tedbir kararının tam ispat seviyesinde bir inceleme ile  verilmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu,  ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, ihtiyati tedbir talep eden, ihtiyati tedbirin sebebini ve türünü talebinde açıkça belirtmek; davanın esası yönünden kendisinin haklılığını Mahkemeye yaklaşık olarak ispat etmek durumunda olduğunu,  mahkemenin ihtiyati tedbirin amacını, hangi sebebe dayandığını ve gerekçesini açık ve net bir şekilde belirtmesi gerektiğini,  verilen tedbir kararının adeta müvekkili cezalandırmaya yönelik olduğunu, bu yönüyle de, kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu,   İhtiyati tedbir şartlarının oluşmadığına yönelik itirazları baki kalmakla birlikte, davacının ikrar niteliğinde ki beyanları ve mahkemeye sunulacak müvekkili beyan-savunma-dellileri nazara alınarak teminat miktarının taşınmazın güncel değeri üzerinden belirlenmesi gerektiğini, bu haliyle,  mahkemece belirlenen teminat miktarının oldukça düşük olduğunu, teminat bedeli belirlenirken, talebin resmi bir belgeye dayanıp dayanmadığı, başkaca bir kesin delilinin mevcut olup olmadığı, durum ve koşulların kendine özgü olup olmadığı, ölçülülük ilkesi, amaç-araç bağlamlı değerlendirilmesi gerektiğini,  teminat kararı verildiğinde,  kararın  gerekçesi açıklanmak sureti ile tesis edilmesinin elzem olduğunu,   bu sebeple belirlenen teminat bedeline de ayrıca itiraz ettiklerini, davalının uğrayacağı muhtemel bir zarara karşılık teminat bedeli belirlenmekte olup davacının haksız çıkması durumunda yatırılan teminat bedelinin oldukça düşük olduğu, telafisi imkansız zararların doğacağının tartışmasız olduğunu,  bu sebeplerle, öncelikle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi kanaat halinde ise dava konusu taşınmazın güncel değerinin tespit edilerek belirlenecek olan teminat bedelinin  mahkemeye depo edilmesini talep ettiklerini, diğer taraftan, 15.02.2025 tarihli dilekçede belirtildiği üzere,  huzurdaki dava TTK’nın 560. maddesinde kabul edilen sürede açılmadığını, davanın TBK’nın 72. maddesinde yer alan haksız fiiler için öngörülen, TBK’nın 82. maddesinde yer alan nedensiz zenginleşme için öngörülen   zamanaşımı süreleri için de açılmadığını,  davacının, her türlü hukuki sebebe dayalı dava açma hakkı zamanaşımına uğramış ve hak düşürücü nitelikteki sürelerin sona erdiğini, sonuç olarak,  zamanaşımı-hak düşürücü süre yönünden davanın usulden reddi gerekirken,  ihtiyati tedbir kararı  verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  hiçbir şekilde davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla ve müvekkilinin savunma ve itirazlarından vazgeçmemek üzere,  belirtmek gerekir ki,  bir an için davacı iddiaları bir ihtimal kabul edilse dahi şirket müdürü konumundaki davacının geçersiz olduğunu ileri sürdüğü sözleşmeler ile bağlı olmadığını bildirmediği, geri istemediği için sözleşmeleri onamış kişi konumunda olduğunu, bu sebeple,  aksi yöndeki iddiaların kötü niyetli olduğunu, bu sebeple, davacının huzurdaki davayı müvekkili ...’a karşı açmasında hukuki yararının olmadığını, bu itirazlar dahi nazara alındığında,  ihtiyati tedbir kararının müvekkili yönünden kaldırılması gerektiğini,  davacının,  müvekkilinin ... ile olan akrabalık ilişkisinden dolayı işlemlerin hileli ve muvazaalı olduğunu iddia ettiğini,  Müvekkili davalının   İstanbul’da bir bankada iyi bir konumda  yıllardır çalışmakta olup hem kendisinin yıllardır emek vererek oluşturduğu birikimi, hem de ailesinin maddi durumunun iyi olması sebebiyle ailesinin mal varlığı ile söz konusu taşınmazı satın aldığını,  müvekkilinin ve ailesinin  durumunun iyi olması, yıllardır çalışarak emek vererek oluşturduğu birikimleri ve ailesinin birikimlerini birleştirerek,  ...’dan bir  taşınmaz satın almak istemesi kadar doğal olabilecek bir durum olmadığını,  müvekkilinin ...’dan taşınmaz satın alma isteğini davalı ...’a bildirmesi sonucunda, ilgili satış bedeli ödenmek suretiyle  taşınmaz satışının gerçekleştiğini,   aksi yöndeki davacının farazi iddialarının mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davalının soyut iddiaları dışında dosyada bir delil bulunmazken,  ihtiyati tedbirin yasal şartları gerçekleşmemiş iken,  müvekkilinin satın almış olduğu taşınmaz üzerindeki haklarının kısıtlanması, tedbir konulmasının açık şekilde açık şekilde hukuka aykırı olduğunu,  somut olayda davacının, müvekkilinden doğmuş ve talep edilebilir nitelikte bir alacağı ve  hakkı mevcut olmadığından,  HMK’nın 390. maddesi uyarınca haklılığını ispat edemediğinden ve yaklaşık ispat sınırı çerçevesinde ispatlanamadığından,  hak düşürücü ve zamanaşımı yönünden dava açma süresi son bulunduğundan,  ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından, tedbir kararının kaldırılması gerektiğini,  açıklanan nedenlerle  davacının haksız ve kötü niyetli ihtiyati tedbir talebinin kabulü yönünde verilen ... tarihli mahkemeniz ihtiyati tedbir kararının davalı itirazları kabul edilerek ortadan kaldırılmasına,  aksi kanaat halinde taşınmazın güncel değeri belirlenerek , taşınmazın güncel değeri üzerinden  %15 nispetindeki teminat bedelinin  1 haftalık kesin süre  içerisinde mahkemeye depo edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> İhtiyati Tedbire İtiraz Eden Davalı-karşı davacı ...  vekili itiraz dilekçesinde özetle:   Uyuşmazlığın niteliği tespit edilirken davacının davasının TTK 553 maddesine dayalı tazminat talebinden ibaret olduğuna, ikincil talep ile ilgili harç ödenmediği için tapu iptali ve tescili davası açılmış olduğuna, ... tarihli ara karar 3. Maddesi ile iyiniyetli 3. Kişiler adına kayıtlı taşınmaz tapu kayıtları üzerine devir ve temlikin önlenmesi için konulmasına karar verilen tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br> İhtiyati Tedbire İtiraz Eden Davalı-karşı davacı ...  vekili 28/03/2025 tarihli dilekçesinde özetle: ... tarihli oturum 2 nolu ara kararı ile tedbire itirazların bir sonraki celse ( 9.4.2025 ) tarihinde değerlendirilmesine karar verildiğini,  26.3.2025 tarihli duruşmada davacı vekili 5.3.2025 tarihli dilekçe ekinde teminat mektubu sunduklarını, teminat şartını yerine getirdiklerini, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesini talep ettiğini,  26.3.2025 tarihli duruşmada, davacı tarafın 24.3.2025 tarihinde sunduğu dilekçede iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi niteliğinde beyanlar olduğu yeni delil ibrazına muvafakat edilmediğini,  tedbirin mürtefi olduğunu, basit yargılama usulüne tabi davada davacı tarafın cevaba cevap dilekçesi ve delil sunma hakkı olmadığının itirazen beyan edildiğini, davalı itirazlarını dosya kapsamındaki davalı cevaplarını tekrar ettiklerini,  davacı vekilinin dava konusu yapılan taşınmaz tapu kayıtları üzerine devir ve temlikin önlenmesi için tedbir konulması talebinin mahkemenin ... tarihli ara kararı madde 3 ile teminat karşılığında kabul edildiğini, ... tarihli ara kararının davacı vekili Av. ...'a 24.01.2025 saat 10: 53 de iletildiğini, 29.01.2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığını, tedbirin uygulanmasını talep için öngörülen 7 günlük sürenin ; 29.01.2025 tarihinde başlamış 7 gün sonraki 5.2.2025 tarihinde sona erdiğini, 7 günlük süre içinde teminat şartı yerine getirilip tedbirin uygulanması talep edilmediğinden , ... tarihli 3 notu ara karara konu ihtiva tedbir kararının  HMK 393/1 hükmü uyarınca kendiliğinden mürtefi olduğunu,  7 günlük Süre sona erdikten çok sonra, 21.02.2025 tarihinde düzenlenen  teminat mektubu ve yasal süreden sonra 5.3.2025 tarihinde gerçekleştirilen davacı talebine ve süresinden sonra gerçekleştirilen tedbir talebine muvafakatlerinin olmadığını, davacının  HMK 393/1 maddesine açık şekilde aykırı dava konusu taşınmaz tapu kayıtları üzerine tedbir konulması talebinin öncelikle reddinin gerektiğini, 23.01.2025 tarihli ara ve davacı istinaf başvuru dilekçesinin  20.02.2025 tarihinde davalı asile tebliğ edildiğini, HMK 394 maddesi hükmü uyarınca 1 haftalık  yasal itiraz  süresi içinde tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine,  teminata ilişkin itirazların  26/02/2025 tarihli dilekçe ile sunulduğunu, itiraz ve davaya cevap dilekçesinde açıklanan sebeplerle ihtiyati tedbir yasal şartları somut olayda gerçekleşmediğini, davacı şirket ortağının huzurdaki davayı da  açmakta hukuki yararının dolayısıyla ihtiyati tedbir  talep etme hakkının olmadığını beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>A-İlk derece mahkemesinin ... tarihli ara kararı ile;\"Mahkememizin ihtiyati tedbir karar tarihinin ... olduğu, ilgili ara kararın davacı tarafa 29/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği, 26/03/2025 tarihinde teminat mektubunun sunulduğu, HMK 393. Maddesi; \"İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.\" düzenlemesini içerdiği, ilgili kanuni düzenleme uyarınca ara kararın davacı tarafa 29/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği tarihten sonra süresinde tedbir kararının uygulanması talep edilmediği gerekçesi ile; \"1-İTİRAZIN KABULÜ İLE; Mahkememiz ...Tarihli ara kararı ile verilen; <br>\"3)-Dava konusu taşınmazlardan; <br>a)Davalı ... vergi kimlik numaralı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ...Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel, .. Blok sayılı taşınmaz üzerine, <br>b)Davalı ... T.C. Kimlik numaralı ... adına kayıtlı ... İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel, ...Blok sayılı taşınmaz üzerin, <br>c)Davalı ... T.C. Kimlik numaralı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel, ... ve ... Blok sayılı taşınmazlar üzerine  3. kişilere ve şirket ortaklarına satışının, devrinin ve temlikinin önlenmesi için takdiren yargılama aşamasında yapılacak keşif veya tespit sonrası her zaman arttırılmak veya azaltılmak kaydı ile şimdilik tapuda taşınmaz değeri olarak belirtilen toplam 18.405.000,00 TL 'nin %15 i teminat  (2.760.750‬,00‬-TL'lik nakit veya bu miktarda kesin-süresiz teminat mektubu) karşılığında İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, \"   ilişkin kararın kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine, <br>2-...Tapu müdürlüğüne müzekkere yazılarak; Mahkememiz tarafından 26/03/2025 tarihli yazıya istinaden işbu dosya kapsamında konulan İHTİYATİ TEDBİRİN BU DOSYA İLE SINIRLI OLMAK ÜZERE KALDIRILMASINA,\" dair karar verilmiştir.<br>B-İlk derece mahkemesi 06/05/2025 tarihli ara kararında;davalı ...'ın dava süresince ihlal niteliğindeki işlemlerine devam etmek, şirketi daha da zarara uğratmak, mamelekini eksiltmek, şirketin içini boşaltmak, kendisine haksız çıkar temin etmek, şirket ticari kayıtlarını tahrif etmek veya gizlemek ihtimaline binaen TTK m.630 hükmü uyarınca yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin dava süresince TEDBİREN kaldırılması taleplerinin 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesi gereğince davanın esası yönünden kendilerinin haklılıklarını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delil ibraz etmedikleri gerekçesi ile; \"Davacı tarafın, davalı ...'ın dava süresince ihlal niteliğindeki işlemlerine devam etmek, şirketi daha da zarara uğratmak, mamelekini eksiltmek, şirketin içini boşaltmak, kendisine haksız çıkar temin etmek, şirket ticari kayıtlarını tahrif etmek veya gizlemek ihtimaline binaen TTK m.630 hükmü uyarınca yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin dava süresince TEDBİREN kaldırılması talebinin REDDİNE,\" dair karar verilmiştir.  <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Sayın yerel mahkemenin 06/05/2025 tarihli ret kararında ihtiyati tedbir taleplerini havi dilekçelerini özetlemek, devamında ihtiyati tedbire ilişkin mevzuat hükümlerini sıralamakla yetindiğini, tedbir talebinin özüne ilişkin ise açıklayıcı herhangi değerlendirmede bulunmaksızın, \"... davanın esası yönünden kendilerinin haklılıklarını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delil ibraz etmedikleri ...\" gerekçesiyle taleplerini reddettiğini ifade etmekle yetindiğini, oysa ki ihtiyati tedbir talebini havi dilekçelerinde belirttikleri üzere, huzurdaki dosyaya davalının ihlalini tevsike yeterli birçok delil celp edilmiş olup, yaklaşık ispattan öte her türlü şüpheden ari vaziyette ispatın gerçekleşmiş olduğunu, davalı ...'ın dava dilekçesi ve sair dilekçelerinde de belittikleri üzere şirketin içindeki paraları boşalttığı gibi, davaya konu şirketin taşınmazlarını yakın çevresine çok düşük bedellerle devrettiğini, tüm bu haksız işlemlerden sonra ...'ın şirket uhdesinde ne gayrimenkul, ne de banka hesaplarında para bırakmadığını, üstelik şirketi borçlandırmakta, 3. kişilere ve vergi dairesine yükümlülüklerini dahi gerçekleştirmemekte olduğunu, şirketin tüm varlığını yitirdiği gibi, davalı ...'ın idaresinde borca batmış olduğunu, davalı ...'ın şirket borçlarını ödememesinden dolayı şirket aleyhine hukuki işlemler yapılmakta, dava ve icra takipleri açılmakta olduğunu, UYAP ortamında şirket aleyhine hukuki işlemlerinin tetkikini talep ettiklerini, hal böyle iken davalı ...'ın yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasının bir hukuki zorunluluk olduğunu, bu nedenlerle ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında ... tarihli Ara Kararı ile tesis edilen İhtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinaf suretiyle tetkiki ile ortadan kaldırılmasını, davalı ...'ın ...'ndeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK m.630 hükmü uyarınca dava süresince tedbiren kaldırılması yönünde karar tesisini istemiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin ihtiyati  tedbirin kendiliğinden kalkmış olduğunun tespiti yönündeki 9.4.2025 tarihli kararından önce 26.2.2025 tarihli dilekçe ile davacının ihtiyati tedbir talebine, tedbirin şartlarına ve teminat miktarına ayrı ayrı itiraz edildiğini, itiraz duruşmasının 9.4.2025 tarihine erteleyen sayın mahkemece 9.4.2025 tarihli itiraz duruşmasında madde 1' de İtirazın kabulüne karar verildiğini, davalının itirazının kabulüne karar verilmekle, HMK 394/4 maddesi hükmü uyarınca ihtiyatin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini,... tarihli ara karar ile verilen kararların kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine şeklindeki ara karar, ara kararın 1 maddesindeki, itirazın kabulüne şeklindeki karara aykırı ve hatalı olduğunu, tedbire itirazın kabulüne karar verilmekle ihtiyati tedbirin HMK 394/4hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekir iken, kararda bu hususun belirtilmediği, ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalktığının tespitine şeklinde hatalı hüküm kurulduğunu, oysa, davalının tedbire itirazı kabul edilmekle, tedbirin HMK 394/4 maddesi uyarınca itiraz duruşmasında tedbirin kaldırılmasına yada değiştirilmesine karar verilebileceğini, davacının dava dilekçesindeki iddiaları ve dilekçe ekinde sunduğu deliller, basit usulü muhakemeye tabi dava ile ilgili iddianın tevsii niteliğindeki davacı beyan ve talepleri, delilleri, davalı tarafından kesinlikle kabul edilmediğini, iddianın değiştirilmesine ve genişletilmesine, yeni delil sunulmasına muvafakat edilmediğini, huzurdaki davanın, şirket müdürü ve yetkilisi olan davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, davalı şirket müdürünün tazminat sorumluluğunu gerektiren bir davranışı, dayacının bilgisi dışında usulsüz davalı işlemi, davacının ve şirketin uğradığı bir zarar, dava konusu taşınmaz tapu kayıtlarının iptal edilmesi için geçerli hukuki bir neden ve delil olmadığını, davacı şirket müdürünün iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının ihtiyati tedbir talepleri ile şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı muvazaa sebebiyle tapu iptali ve tescili, tazminat talepli davanın, öncelikle, TTK 560 düzenlenen sürede dava açılmadığı, TBK 39 maddesi hükmü uyarınca, 1 yıllık yasal sürede hile ile gerçekleştiği ileri sürülen işlem ile bağlı olunmadığı bildirilmediği, verildiği ileri sürülen şey geri istenmediği, böylece geçersiz olduğu ileri sürülen sözleşme /sözleşmeler onanmış sayıldığı ve davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, şirketin bir zarara uğramadığını, iddia edilenin aksine, davacının tutum ve davranışları sonucu davalı şirket müdürü ve dava dışı şirket zarara uğradığı için davacı talepleri ile davasının, öncelikle, hukuki yarar dava şartı yokluğu, aktif husumet ehliyeti yokluğu, zaman aşımı -hak düşürücü süre ile ilgili davalı itirazları nedeni ile reddi gerektiğini, devir ve temlikin önlenmesi niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için aranan yasal şartlar somut olayda gerçekleşmediğini, davalının tedbirin şartlarına ve teminat miktarına itirazının haklı olduğunu, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere, davacıyı bağlayıcı nitelikteki davacı beyanları nazara alındığında geçmiş tarihli işlem bedelleri üzerinden belirlenen teminat miktarınında az ve yetersiz olduğunu, bu nedenlerle davalının fazlaya ilişkin itiraz, talep ve dava ile ilgili tüm hakları, itiraz, cevap-delil bildirme hakları, davacı iddialarına ve delillerine karşı itirazda bulunma hakları saklı ve baki kalmak kaydıyla, davalının  9.4.2025 tarihli ara kararı yönelik istinaf talebinin kabulünü, istinaf talebine konu ; 9.4.2025 tarihli ara karar 1.maddesinde itirazın kabulü kararı verilmiş olmakla, ihtiyati tedbir kararına itiraz usulünü düzenleyen; HMK 394/4 maddesi hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ya da değiştirilmesine karar verilmesi gerekir iken, kabul edilen davalı itiraz doğrultusunda, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yerine tedbir kararının HMK 393 maddesi hükmü uyarınca kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine dair verilen kararm usule ve yasaya uygun olmadığını, yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği, davacı talebinin niteliğinin ihtiyati haciz niteliğinde olduğu, TMK 1023 hükmü uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet kazanan davalıların haklarının korunması gerektiği, bu konuda en son Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.5.2025 tarihli toplantısında tarafından verilen; iyi niyetli 3 kişilerin tapudaki iktisaplarının korunmasına dair bağlayıcı nitelikteki kararı, HMK 394/4 maddesi amir hükmü nazara alınarak, davalı taraf istinaf talebi doğrultusunda; ilk derece mahkemesinin ...tarihli ara karar 1.maddesi 2. cümlesindeki ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığının tespiti kararının kaldırılmasına, ... tarihli ara karar madde 3'de talep konusu taşınmazlardan ... blok nolu taşınmazların devir ve temlik edilmesinin önlenmesi ile ilgili verilen , ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesi ile; Öncelikle, davacının dava dosyasına sunduğu çok sayıdaki dilekçe ile iddiasının değiştirmesine, genişletmesine yeni delil ibraz etmesine davalının muvafakati olmadığını itirazen tekrar ettiklerini, davacı iddiaları ve talebi, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davacının kesinleşmiş ihtiyati tedbir talebi ile ilgili ikinci kez tedbir talebinde bulunma hakkının olmadığını, kaldı ki  davacı, ikinci kez ihtiyati tedbir talebinde bulunurken talebi ile ilgili yatırması gereken ihtiyati tedbir başvuru harcını yatırmadığını, davacı, 4.5.2025 tarihli 2. Tedbir talebi ile ilgili harç yatırmadığı için davacının 2. İhtiyati tedbir talebinin geçersiz olduğunu, ...tarihli TTK 630.meddesine dayalı tedbir talebinin reddi ile 2. Ara kararda aynı yönde olduğunu, ilk derece mahkemesinin tedbir talebinin reddi kararları gerekçesi dosya kapsamına ve somut uyuşmazlığın niteliğine uygun olduğunu, davacının iddialarının gerçek dışı ve talebinin mesnetsiz olduğunu, davalının , davacı şirket müdüründen habersiz şirketin içini boşaltacak şirkete zarar verecek herhangi bir iş ve işlem yapmadığını,  dava ve talep dilekçelerindeki davalıyı suçlayıcı nitelikteki davacı iddiaları, davacının şirkete kayım atanması ve dava konusu taşınmaz tapu kayıtları üzerine tedbir koyulması ile ilgili davacının talebinin  haksız ve mesnetsiz olduğunu, şirket sorumluluğundan kaynaklanan tazminat hukuki sebebine dayalı olarak açılan davada, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin ve davasının kabulü için gerekli davacı hukuki yararı, geçerli ve kabulü mümkün bir sebep davacı iddialarını ve taleplerini tevsike yarar somut bir delil olmadığını, davacının şirkete tedbiren kayyım atanmasına yönelik tedbir talebi 23.01.2025 tarihinde ret edilmiş, ret kararına karşı davacı istinaf talebinde bulunmuş, istinaf incelemesini yapan ... H.D.'nin ... tarihinde davacı istinaf talebinin kesin olarak reddine karar verildiğini, bu nedenlerle davacının, HMK 390 maddesi uyarınca davanın esası yönünden haklılığını ispat etmediği, yaklaşık ispata yarar delil sunmadığı, yetkili şirket müdürü konumundaki davacının tapu iptali ve tescili davası açma hakkı / hukuki yararının olmadığı, davacı tedbir talebinin TTK 630 maddesine dayalı müstakil mutlak ticari dava konusu yapılması gerektiği, ihtiyati tedbir yolu ile TTK 630 maddesine dayalı talepte bulunulamayacağı, tedbir kararı verilmesini gerektiren bir durum ve tedbir koşullarının gerçekleşmediği, evvelce davacı ihtiyati talebi hakkında karar verildiği ve kararın istinaf incelemesi yapan .... HD sinin ... tarihli davacı istinaf talebinin reddi kararı ile kesinleşmiş olduğu nazara alınarak, ... Mahkemesi'nce verilen ... tarihli “Davacı tarafın ...' ne kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi\" kararı ve gerekçesinin, dosya içeriğine, usul ve yasaya, uyuşmazlığın niteliğine uygun ve yerinde olduğu kabul edilerek, davacının, 4.5.2025 tarihli, TTK 630 maddesine dayalı müstakil ticari dava konusu olacak konuda, başvurma harcı dahi yatırmadan yaptığı, davacı tedbir talebinin reddi yönündeki ... tarihli ilk derece mahkemesi kararına karşı, 13.8.2025 tarihinde davacı tarafından yapılan haksız ve mesnetsiz istinaf talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, limited şirket müdürü olan davalı ...’ın  şirketi zarara uğrattığı iddiası ile açılan limited şirket yöneticisinin sorumluluğu hukuki nedenine dayalı tazminat ve muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ...deki davalı ...'ın yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması talebinin reddine dair ... tarihli ara  karara ve mahkemenin ... tarihli ara kararı ile tedbir konulan taşınmazlara ilişkin verilen tedbir kararının HMK 393/1 maddesi uyarınca süresinde uygulanmasının talep edilmemesi nedeniyle tedbir kararının kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine dair ... tarihli ara karara ilişkindir.<br>Mahkemenin 23/01/2025 tarihli ara kararı ile, davalı ... vergi kimlik numaralı ... adına kayıtlı ... İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel, ... Blok sayılı taşınmaz üzerine, davalı ... T.C. Kimlik numaralı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel, ... Blok sayılı taşınmaz üzerine, davalı ... T.C. Kimlik numaralı ... adına kayıtlı ... İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel, ... ve ... Blok sayılı taşınmazlar üzerine  3. kişilere ve şirket ortaklarına satışının, devrinin ve temlikinin önlenmesi için takdiren yargılama aşamasında yapılacak keşif veya tespit sonrası her zaman arttırılmak veya azaltılmak kaydı ile şimdilik tapuda taşınmaz değeri olarak belirtilen toplam 18.405.000,00 TL 'nin %15 i teminat  (2.760.750‬,00‬-TL'lik nakit veya bu miktarda kesin-süresiz teminat mektubu) karşılığında İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, \"   ilişkin kararın kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine, 2-...Tapu müdürlüğüne müzekkere yazılarak; Mahkememiz tarafından ... tarihli yazıya istinaden işbu dosya kapsamında konulan İHTİYATİ TEDBİRİN BU DOSYA İLE SINIRLI OLMAK ÜZERE KALDIRILMASINA dair ... tarihinde karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden belirtilen taşınmazlara ilişkin verilen tedbir kararının ... tarihinde verildiği, ara kararın davacı vekiline 29/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği, 26/03/2025 tarihinde teminat mektubu sunulduğundan süresinden sonra tedbir kararının uygulanması talep edildiğinden ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine dair ara karar verildiği,  taşınmazlar yönünden ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı ve itirazlarının kabulüne karar verildiğinin belirtilmesine rağmen ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine dair karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu ara kararın davalı ... vekili  tarafından istinaf edildiği anlaşılmaktadır.<br>Yine dosyanın incelenmesinden, daha önce de aynı dosyada dava dilekçesi ile davacı tarafça davalı ...’ın yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanması talebinin reddine dair ilk derece mahkemesinin ... tarihli ara kararına karşı istinaf başvurusunun Dairemizin ... esas, .... karar sayılı ilamı ile esastan reddine dair kesin olmak üzere reddedildiği, davacı vekilince bu defa dilekçe ekine bir kısım banka hesap hareketleri eklenmek suretiyle ilk derece mahkemesinden yeniden davalı ...’ın yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması talep edildiği,  ilk derece mahkemesince talebin reddine dair verilen ara kararın yine davacı vekilince yeniden istinaf edildiği anlaşılmaktadır.<br>TTK'nın 630-(2) maddesinde; \"her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir\" hükmü düzenlenmiştir.<br>TTK'nın 625. ve 626. maddelerine göre; müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidirler.<br>TTK'nın 630. maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddeleri uygulanmalıdır.<br>6100 sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.<br>Buna göre somut olayda; taraflar arasında uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği,  davacı yanın ihtiyati tedbir yoluyla davalı ...’ın  dava dışı şirketin müdürlüğünden temsil ve yönetim yetkilerinin kaldırılması  talebi yönünden  yargılamanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre talebin reddinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının ... tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı ...’ın istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde ise, <br>Mahkemenin ... tarihli ara kararı ile teminat karşılığında tedbir konulan taşınmazların iş bu davada uyuşmazlık  konusu oldukları, eldeki davada tapu iptal ve tescil isteminin de bulunduğu, bu nedenle mahkemece verilen tedbir kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ancak teminat karşılığında verilen tedbir kararının uygulanması için HMK 393/1 maddesine göre tebliğden itibaren bir hafta içinde teminat yatırılarak ya da teminat mektubu sunularak uygulanması talep edilmediğinden ilk derece mahkemesince tedbirin kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine dair verilen kararda da bir hukuka aykırılık bulunmadığı gibi sonuç olarak davalı aleyhine uygulanan bir ihtiyati tedbir bulunmadığından  davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen ... tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen ... tarihli ara karara karşı  davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE, <br>3-Davacı taraftan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-Davalı ...'dan alınması gereken  istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>5-Davacı ve davalı ...  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi....<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd0d7cc4c10abfbf","SID":"757983ed7df9931e"}}