{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/695 <br>KARAR NO:2025/1173<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/02/2022<br>NUMARASI:2020/360   E. - 2022/120  K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen  reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkilinden yurtdışında satış yapabileceği şirketler/müşteriler bulması için aracılık yapmasını istediğini, müvekkilinin aracılık etmeyi kabul ettiğini, taraflar arasında Nisan 2016 tarihinde ticari ilişki başladığını, müvekkilinin yaptığı çalışmalar sonucunda ... markası olarak bilinen ... şirketinin ihtiyaç duyacağı dış giyim ürünlerinin davalı şirket tarafından üretilip İtalya'ya ihracatının mümkün olduğunu tespit ederek tarafları bir araya getirdiğini ve fiili imalat çalışmalarına başladığını, tarafların başlangıçta sözlü olarak aralarında yaptıkları anlaşmaya göre gerçekleşen ihracat tutarının % 10 veya % 15'i olarak belirleyecekleri oranda komisyonunu müvekkiline ödenmesi hususunda mutabık kaldıklarını, tarafların sözlü olarak belirledikleri ticari ilişkinin 02.12.2016 tarihinde “imalat ihracat ve komisyon sözleşmesi” olarak yazılı hale getirerek imzaladıklarını, davalı şirket yetkilisi ...'in sözleşmenin 4.4 mad. son cümlesini çizerek kendi el yazısı ile  cümlesini eklediğini, değişikliğin müvekkili tarafın kabul edilerek imzalandığını ve taraflarca uygulandığını, davalı şirket yetkilisinin 03.12.2016 tarihli malinde de sadece 4.4 son cümlesinin düzeltilmesini istediğini, davalı şirketin 24.08.2016 tarihinden itibaren ... firmasına ihraç edilen malların faturalarını müvekkiline göndererek bilgilendirdiğini, davalı şirket genel müdürü .... tarafından gönderilen 02.01.2017 tarihli “İlknur komisyon tutarları” konulu e-mailde 24.08.2016-30.12.2016 tarihleri arasında 24 adet fatura ile 1.001.007,74 EURO tutarlı ticaret yapıldığı, 130.848,71 EURO komisyon alacağı bulunduğu, ödenmesi gereken komisyon faturalarının kesilebileceğini müvekkiline bildirdiğini, 11.01.2017 tarihli mailde “Müvekkilinin yapılmış olan ihracatlardan 130.000.00 EURO komsiyon alacağının bulunduğu, ayrıca bundan sonraki sezonda davacı ile çalışmayacağı konusunda mutabık kalındığı ve bunu...'ye bildirmesinin” istendiğini, müvekkilinin taraflar arasındaki sözlü ve yazılı sözleşmeye istinaden düzenlediği 16.01.2017 tarih 252304 nolu 19.410,43 TL, 16.01.2017 tarih 252305 nolu 180.894,90 TL, 16.01.2017 tarih 252306 nolu 112.829,15 TL tutarlı komisyon faturalarını davalı şirkete gönderdiğini, davalının faturaları kabul etmediğini belirterek iade ettiğini, müvekkili tarafından noter ihtarnamesi ile 153.070,69 EURO komisyon alacağının ödenmesini ihtaren bildirdiğini, davalı tarafından gönderilen ihtarname ile 153.070,69 EURO borcu ve komisyon oranlarını kabul etmediklerinin ihtaren bildirildiğini, davalının komisyon ödemelerini yapmaması üzerine 21.12.2016 tarihinde davalı şirket merkezinde yapılan toplantıda müvekkili şirket ile davalı şirket yetkilisi arasında sözlü tartışma çıktığını, davalı şirket yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisinden şikayetçi olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/12 Esas sayılı dosyasında ...'in “davalı şirket ile davacı arasında iş ilişkisi bulunduğu, müvekkilinin ...firması ile aracı konumunda olduğunu” ikrar ettiğini, davalı şirket satış sorumlusu ... ile GA firmasının yetkilisi ... arasında yapılan 15.02.2017 ve 20.02.2017 tarihli e-mail yazışmalarında müvekkilinin komisyon ödemeleri ile ilgili durumun sorulduğunu, davalı şirketin “müvekkiline komisyon borcu olduğunun ve ödemenin yapılacağının” belirtildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin 03.05.2018 tarihli mail ile GA firmasına davalı şirket ile aralarında ne kadar fatura kesildiğinin sorulduğunu, GA firmasının 01.01.2017-17.05.2018 tarihleri arasında yapılan ticari ilişkiye ilişkin hesap özetini gönderdiğini, müvekkilinin davalıdan olan 187.662,72 EURO komisyon alacağının tahsili için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu, müvekkilinin davalıdan olan komisyon alacağının tespiti için SMM ...'dan özel amaçlı rapor aldığını, raporda 24.08.2016-09.11.2017 tarihleri arasında toplam 57 ad. fatura ile 1.654.764,98 EURO satış yapıldığı, müvekkilinin 242.137,80 EURO komisyon alacağı olduğunun tespit edildiğini iddia ederek; davalının itirazının iptaline, takibin devamına davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, savunmasında özetle;  Müvekkilinin GA OPERATİOS firması'nın ( ... olarak bilinen) talebi ile ürün yapmak ve ihraç etmek üzere her hangi bir aracı olmaksızın anlaşma imzaladığını ve .... firmasına 30.08.2016 tarihinden itibaren mal ürettiğini, bu ilişkinin kurulmasına davacı ....'in aracılık etmediği gibi sözleşme ve ürün talebinin ...'den geldiğini, ...'ın bu ilişkiyi kendisinin sağladığını ileri sürdüğünü, davacının....zerine müvekkili ile davacı arasında her üründe kar marjı değişik olduğundan % 0-2,5 arası oranında komisyon ile zarar etmemek üzere bir yöntemin benimsenebileceği yönünde fikir birliğine varıldığını, davacı ... ile müvekkilinin kardeş şirketi olan ... arasında 3065 Sayılı yasa kapsamında ticari iş yapıldığını, daha sonradan ...ten bağımsız olarak müvekkili ile ....arasında sözleşme kurulup ticari ilişkiye başlandığını, sonrasında davacının % 15 komisyon oranları talebinde bulunduğunu, müvekkilinin ticari ilişkinin hiçbir aşamasında % 15 komisyon oranını kabul etmediğini, ayrıca buna ilişkin davacı tarafın sunduğu sözleşmeyi imzalamadığı gibi düzeltilmesini talep ettiğini, davacı tarafından sunulan \"sözleşmenin taslak sözleşme\" olduğunu, hiçbir zaman söz konusu oranların kabul edilmediğini, davacı tarafından keşide edilen Bakırköy 3. Noterliğinin 25 Ocak 2017 Tarih ve ... yevmiye nolu ihtar ekinde ve davacının takip dayanağında görüleceği üzere Ön maliyet formunun 7816 Maliyet no da müvekkili... firması tarafından \"% 4-5 ancak kurtarır\" şerhi düşüldüğünü,  %4-15 komisyonu işaret ederek zarar ettiklerini ve kabul etmediklerini mail yazışmaları ile de davacı tarafa bildirdiklerini, maliyet formlarından görüleceği üzere müvekkilinin %6-5 kurtarabileceğini bu yüzden %6-5'in yarısının komisyon olması gerektiğini ifade ettiğini, ...tarafından davacı ...tarafından onay verilen siparişler üzerine, ayıplı ürün gerekçesiyle reklamasyon cezası kesildiğini müvekkiline fatura edildiğini, iş bu ceza faturalarındaki siparişlerin onayını veren ... iken kesilen ceza faturalarının kendini bağlamadığını iddia ettiğini, tüm zararı müvekkili firmaya yüklediğini, müvekkili tarafından davacıya ticari ilişkinin bittiğine dair mail gönderilmesi üzerine, davacı tarafından gönderilen karşı mailde\" 11 Ocak 2017 Tarihli mailde\" davacı tarafın dahi hiç bir zaman % 10-15 Komisyon oranlarının uygulanmadığını kabul ettiğini, gönderilen mailde \"İrem Hanım, ekteki fiyatlara itirazlarınız varsa lütfen bize iletiniz, müşteri ile görüşüp size dönüş yapalım. Eğer siparişler okey ise ...Bey ile yaptığımız...Tekstil sözleşmesindeki komisyon oranları % 10 - % 15 komisyon oranları baz alınacaktır. İyi çalışmaları ....\" denilerek hiç bir dönem 11 Ocak 2017 tarihine kadar % 10 - 15 komisyon oranları uygulanmadığını söz konusu tarihten itibaren % 10-15 uygulanacağının dile getirildiğini, davacı tarafından sunulan sözleşmenin taslak sözleşme olduğunu, sözleşme tarihinin 02/12/2016 olarak düzenlendiğini, 3 Aralık 2016 tarihli mailde toplantıda bunu karşılıklı detaylı görüşelim gerektiği noktada el yazısı ile düzeltme yaparız ...denildiğini, sözleşme görüşmelerinin 03.12.2016 tarihinde de sürdüğünü, davacı tarafından, komisyon oranlarının % 10-15 olarak belirlendiğinin geçerli delillerle kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafından bu yönde bir sözleşme sunulmuş ise de sunulan sözleşmede müvekkilin imzası bulunmadığını, müvekkili adına atılmış olarak görülen imzanın sahte olduğunu, her ne kadar sunulan sözleşmenin bir sayfasında müvekkilinin parafı bulunsa da atılan parafın gönderilen sözleşme taslağının düzeltilmesine ilişkin olduğunu, parafın bulunduğu sayfanın müvekkili bağladığı kabul edilse dahi bu sayfa incelendiğinde müvekkilinin anılan oranlarda komisyon ödeyeceğine ilişkin bir taahhüdü bulunmadığından iddia edildiği şekilde davacının ... firmasının mümessili ve Aracı firması olarak  kendini tanımladığına göre \"Simsar\" olarak nitelendirmek gerektiğini, davacının, tarafları bir araya getirdiğini kabul etmemekle birlikte Simsar'ın tarafları bir araya getirerek  tamamının müvekkili tarafından kararlaştırılacağına ilişkin bir sözleşme bulunmadığından davacının ücretinin aracılık faaliyeti yaptığı sözleşmenin taraflarınca eşit oranda ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin ... ile doğrudan sözleşme yaptıktan sonra, davacı tarafın girişimleri ile ... tarafından sipariş iptal tehdidi, ceza ve reklamasyon faturaların kesilmesi ve ...tarafından ihraç edilen ürün bedelinin ödenmemesi tehdidi nedeniyle müvekkilince % 0-5 arası zarar etmeyecek şekilde komisyon oranlarından mahsup edilmek üzere ... ...a 18.11.2016 tarihinde 40.000 Euro komisyon ödendiğini, davacının bundan bahsetmediğini, taraflar arasında yani ... arasında bir komisyon ücreti belirlenmemişse de tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödeneceğini, davacının bir an olsun ... arasında aracılık etmiş olduğunun kabulü halinde de ticari ilişkiye ilişkin sipariş formları incelendiğinde komisyon oranının % 0-5 oranında belirlendiğini, ticari ilişkinin hiçbir aşamasında % 10 veya 15 komisyon kabul edilmediğini, iddia edilen taslak sözleşmenin ... arasında sözleşme kurulmasından sonra ve ticari faaliyetinin sonunda ortaya atıldığını, davacının 40.000 Euro komisyon aldığı halde, sipariş formlarına konu ticari ilişkiye aracılık ettiğini beyan ettiği düşünüldüğünde dahi 40.000 Euro ödeme yapıldığından, davacının yapılan ödemelere itirazi kayıt koymadığından, davacının zımni bir muvafakatinin bulunduğunu, davacı tarafından çelişkili taleplerin ileri sürüldüğünü, ihtarnamelerin birinde 153 bin Euro diğerinde 130 bin Euro, takip talebinde ise 187 bin Euro talep ettiğini, dava dilekçesinde ise 242 bin Euro dan bahsedildiğini, dava dilekçesinde ... tarafından gönderilen maile ilişkin olarak 130,848,71 EURO komisyon alacağının bulunduğunu ileri sürdüğünü, müvekkili şirketi temsile yetkili kişinin... olduğunu, ... arasında bir komisyon ilişkisi var ise oran ve hesaplamaları bilebilecek tek kişinin ... olduğunu, müvekkili ile davalı arasında % 10-15 oranını belirleyen bir sözleşme olmadığı halde müvekkilince ...Tekstil firmasından süregelen uygulamaya göre komisyon oranlarına mahsup edilmek üzere davacıya 40.000 Euro ödendiği halde, davacının...mümessili olduğunu, aracı hizmet verdiğini, sipariş onay formlarını onayladığını beyan ettiği halde, ticari teammüllere aykırı hareket ederek ... tarafından kesilen ceza faturalarının mahsup edilmesine itiraz ettiğini, zararının tümünün... tekstil firmasına yükletilmesi çabası içerisine girdiğini savunarak, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dosya içerisinde,02.12.2016 tarihli ‘İmalat – İhracat ve Komisyon Sözleşmesi’ yer  almaktadır. Davacı yan işbu sözleşme uyarınca taraflar arasında devam eden ticari ilişki <br>kapsamında aracılık yapmasından dolayı bir bedele hak kazandığını iddia etmekte; davalı yan <br>ise söz konusu sözleşmenin var olmadığını, işbu sözleşmenin taslak bir sözleşme olduğunu ve davacının aracılık faaliyetinde bulunmadığından dolayı herhangi bir bedele hak<br>kazanmadığını savunmaktadır. Bu kapsamda işbu sözleşmenin değerlendirilmesi önem arz <br>etmektedir: <br>Öncelikle davalı yan, sözleşmenin tüm sayfalarında imzasının olmadığını ve son sayfada <br> bulunan imzanın da kendisine ait olmadığını iddia etmektedir.Bu kapsamda belirtmek <br>gerekir ki ticari hayatta sözleşmenin her bir sayfasının imzalanması çıkacak uyuşmazlıkları <br>giderecek olsa da sözleşmenin birden çok sayfadan oluşması halinde her bir sayfanın <br>imzalanması zorunlu bir unsur değildir. Sonraki sayfanın bir önceki sayfanın devamı niteliğinde olduğunun anlaşılması durumunda, sadece sözleşmenin son sayfasına imza <br>atılması, herhangi bir geçersizlik durumunu ortaya çıkarmamaktadır. <br>(TEKİNAY/AKMAN/BURCUOĞLU/ALTOP, Borçlar Hukuku Genel Hükümler <br>İstanbul 1983, s.117; OĞUZMAN/ÖZ Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.1, İstanbul <br>2014, s.147 ve 152). Dava dilekçesinin ekinde yer alan sözleşme, 3 sayfadan ve sayfalardaki <br>maddeler birbirini takip edecek şekilde oluşturulmuştur. Hatta sözleşmede imza atılan son <br> sayfada “…sözleşmenin 3 sayfa halinde ve taraflarca müzakere edilerek 8 madde olarak <br>tanzim edildiği…” de belirtilmiş, altına da taraflarca imza atılmıştır (m.8.c). Bu nedenle <br>davalının basiretli bir tacir olması gerektiği de göz önüne alındığında, sözleşmenin son <br>sayfasına attığı imzanın tüm sözleşmeyi kapsayacağını bilmesi beklenmektedir. Yine taraflar <br>rasındaki mail yazışmaları ile birlikte sözleşmesinin ikinci sayfasının 4.4. maddesinin üstü <br>çizilmiş, madde revize edilmiş ve altına da paraf atıldığı dikkate alındığında davalının <br>sözleşmenin geçerli olmadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan davalı tarafça mailde revize edilmesi istenen tarihin sözleşmenin <br>imza tarihinden sonra olduğu, bu sebeple de geçerli olmadığı belirtilmiş ise de taraflar <br>arasındaki ticari ilişkinin sözleşmenin imza tarihinden önce başladığı ve sözleşmenin imza <br>tarihinden sonra da devam ettiği yönündeki mail yazışmaları dikkate alındığında sözleşmenin <br>alt bu sebeple de geçersiz olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki tarafların <br>rızasıyla bir sözleşmenin hükümleri her zaman değiştirilebilir (revize edilebilir).<br> 02.12.2016 tarihli <br>İmalat – İhracat ve Komisyon Sözleşmesi’nin de hukuki nitelendirilmesinin yapılması <br>gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu sözleşmede, müşteri için üretilecek ürünlerin işini ...ya <br>getiren ... arasındaki hukuki ilişkilerin düzenlenmesi (m.2), sözleşme konusu işlemler <br>için gerçekleşen ihracat miktarının tümü üzerinden %10 veya %15’in komisyon olarak <br>...e ödeneceği (m.3.a),...in getirdiği müşteriler ile...aracılığı <br>olmaksızın çalışmayacağı (m3.c), gelen fatura bedeli üzerinden komisyon alınacağı (m.4.4), <br>sözleşme süresinin tanzim tarihinden itibaren 3 yıl olduğu (m.6) düzenlemeleri yer <br>almaktadır. Bu düzenlemeler uyarınca davacının simsar ya da aracı acente olduğu <br>düşünülebilir.Bununla birlikte sözleşmede, imal edilen ürünlerin müşteriye tesliminden önce ürünlerin <br>müşterinin veya davacının yetkili teknik elemanlarınca belirlediği bir yerde inceleneceği, <br>ürünlerin bu şekilde kontrol edilmesinden sonra ürünlere davacı ve müşteri tarafından <br>yükleme onayı verilmesi, ürünlerin tesadüfi seçilerek kontrol yöntemiyle incelenerek onay <br>verilmesi sonucunda kabulünün ürünlerin tümünün ayıptan ari olduğunu kabul anlamına <br>gelmeyeceğinin davalı tarafından peşinen kabul edildiği (m.4.4), müşteri veya davacının <br>yetkilendirdiği kişilerin sözleşme konusu ürünlerin davalı tarafından imal edildiği üretim <br>tesislerini her zaman ve önceden haber vermeksizin denetleyebileceği (m.4.6), davalının <br>müşteri veya davacının talimatlarına aykırı olarak hareket etmeyeceği (m.5.1), yurt <br>dışındaki firmanın marka ve patent haklarını korumak ve etiketli ürünlerin takibini yapmakta davacının yetkili olduğu (m.8.a) düzenlemeleri yer almaktadır. Aracı acente ya da simsarlık sözleşmesinde bu tür düzenlemeler yer almamaktadır. Nitekim acente müvekkilinin <br>talimatlarını yerine getirmekle yükümlü iken somut uyuşmazlığa konu sözleşmede davacı,<br>talimat verme, denetleme ve kontrol etme yetkileri ile donatılmıştır. Söz konusu <br>sözleşmede süreklilik unsuru da yer aldığı için, uyuşmazlığa konu sözleşmeye simsarlık hükümleri de uygulanmayacaktır. Öte yandan, “atipik sözleşmeler”, kanunda düzenlenmemiş <br>olup, sözleşme özgürlüğü (TBK 26) çerçevesinde tarafların sözleşmeyi somut ihtiyaçlarına<br> göre düzenlemesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Bu tür sözleşmeler, emredici <br>hükümlere (TBK 27) aykırı olmadığı sürece geçerli olup, taraflar sözleşmede yer alan <br>edimlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu kapsamda, söz konusu sözleşme atipik bir <br>sözleşmedir.  <br>Son olarak taraflar arasındaki bazı mail yazışmaları da önem arz etmektedir: Dava <br>dilekçesinin ek-13’de yer alan dava dışı ... şirketi (...) ile davalı <br>şirket arasındaki 20.02.2017 tarihli mail yazışmasında, (İtalyan ... şirketinin, davacıya <br>yapılacak komisyon ödemesi hakkındaki davalıya sorduğu soruya cevaben) davalı ...<br>Tekstil (...) “...in komisyon ödemesini reddetmiyoruz” beyanı yer almaktadır. <br>Yine Ek-13’de yer alan 15.02.2017 tarihli mailde de “... ile bir <br>komisyon sözleşmesi bulunmaktadır” ifadesi yer almaktadır (aynı mailde davalı yan kendi <br>ödemelerini ve alacaklarını da beyan etmektedir). Yine cevaba cevap dilekçesinin ekinde yer <br>alan 14.12.2016 tarihli mailde de davalı şirket yetkilisi .....’in “ödeme düşer <br>düşmez kom faturasına istinaden ödemeyi hemen yap” şeklinde talimatı da bulunmaktadır. <br>Yukarı da yer alan açıklamalar ve bu mail yazışmaları bir arada değerlendirildiğinde, <br>davacı yanın ücrete hak kazandığı anlaşılmaktadır.. <br>Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu ve davacının komisyon alacağına hak kazandığı belirlendiğinden,komisyon oranlarının da hesaplanması gerekmektedir. <br>Bu noktada sözleşmenin tarihi önem arz etmektedir. Sözleşmede belirtilen %10 veya %15 <br>komisyon oranı taraflar arasında geçerli olacaktır. Ayrıca aynı maddede (3.a) sipariş öncesi <br>mutlaka fiyatların teyitleşip her sipariş için ayrı bir ek sözleşme düzenleneceği de <br>belirtilmiştir. Lakin, dosya kapsamında bu teyitleşmelerin mevcut olmadığı, buna mukabil <br>02.01.2017 tarihli e-postadaki tablonun davalı tarafından davacıya gönderildiği ve <br>davacının da bu tabloyu iddialarına dayanak yaptığı görülmektedir. O halde, bu tabloda yer <br>alan satışlar için öncelikle aynı tabloda yer alan komisyon oranlarının esas alınması gerekmektedir. Sonuç olarak, söz konusu tabloda yer alan komisyon oranları <br> üzerinde tarafların mutabık oldukları gerekçesiyle uygulanabilecekleri sonucuna varılmıştır.<br>Bir diğer sorun ise sözleşme imzalanmadan önce yapılan satışların komisyonları nasıl belirleneceği hususudur.<br>02.12.2016 tarihinde imzalanmıştır. 02.01.2017 tarihli e – postadaki tabloda bu satışlara <br>ilişkin komisyon oranları da belirlenmiştir. O halde, davalının gönderdiği ve davacının <br>iddialarına dayanak yaptığı bu tablonun esas alınması kabul edilebilir.  <br>Bir başka sorun ise, 02.01.2017 tarihli e – postadaki tabloda yer almayan satışlara hangi komisyon uygulanacağı hususudur.Bu durumda ise Sözleşmede seçenekli olarak belirlenen (%10 <br>veya %15) komisyon rakamının borçlu lehine olan %10 tercih edilerek komisyon oranının <br>belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, “Anlaşmazlık konusu <br>sözleşme hükmünün yorumunda tereddüt halinde, hükmü düzenleyen tarafın aleyhine olan <br>anlam tercih edilir”(Kemal Oğuzman/Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.I, <br>İstanbul 2013, s. 199. Ayrıca bkz. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 24. Baskı, <br>Ankara 2019, s. 532). Zira sözleşmeyi kaleme alan tarafın bu durumu engelleme imkânı <br>bulunmaktadır. Somut olayda, sözleşme hükümlerine göre talimat verme yetkisine sahip olan <br>ve dünyaca ünlü İtalyan Firması ...ile üreticiler arasındaki ilişkileri kurabilen taraf, <br>davacıdır. Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde,davacının,davalının yurt dışı firmaya yaptığı satışlarda aracılık ettiği,taraflar arasında atipik bir sözleşmenin bulunduğu,dosyada mevcut sözleşme,e-mail yazışmaları ve diğer belgelere göre her ne kadar davalı sözleşmenin geçersiz olduğunu savunmuş ise de,sözleşmenin fiilen uygulandığı gibi davalı tarafından kabul edilen paraf imzanın sözleşme aslında yer alması ve paraf imza ile asıl imzanın benzemesi,HMK'nın 211.maddesi uyarınca hakimin incelemeye gerek kalmadan da sahtecilik konusunda karar verebilmesi,buna göre sözleşmenin geçerli olduğu ve davalı tarafça benimsendiği  anlaşıldığından davalı tarafın sözleşmenin geçersizliğine ilişkin savunmasının yerinde olmadığı,bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak belirtilen hesaplamalara göre davacının davalıdan 185.766,20 € komisyon alacağının bulunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 185.766,20 € üzerinden iptali ile takibin devamına,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak  bilinebilir, bir başka deyişle likit olması gerekli olup davacı alacağının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi nedeniyle alacağın likit olmadığı anlaşıldığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davalı, davacının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğunu ispat edemediğinden koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi  gerektiği...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 185.766,20 Euro yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına, davacının, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;<br>Davaya konu alacağın ticari ilişkiye dayanan komisyon alacağı olarak alacak bedelinin taraflar arasındaki sözleşmeye göre  fatura bedeli üzerinden %15 ve %10 olarak belirlendiğini, davalı şirket genel müdürü tarafından müvekkiline gönderilen 02.01.2017 tarihli İlknur Komisyon Tutarlı e-mailde 24.08.2016 - 30.12.2016 arasında  24 adet fatura ile 1.001.007,74 EURO tutarlı ticaret yapıldığı, 130.848,71 EURO  komisyon alacağı bulunduğununda hesaplandığını, bilirkişilerce bu tabloda yer almayan satışlara da borçlu lehine olan %10 komisyon oranı tercih edilerek toplam komisyon bedelinin belirlendiğini, davalı borçlunun 24 fatura için zaten borcunu hesapladığını, diğer satışlara da komisyon bedeli olarak %10 uygulayarak toplam borcunun yalnız başına hesaplamasının mümkün olduğunu, sırf davacı alacağının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi nedeniyle likit olmadığının kabulü ile icra inkar tazminatının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, vekalet ücretinin 114.949,90 TL olması gerekir iken 82.859,44 TL olarak hesaplandığını belirterek, yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte icra inkar tazminat talebinin reddi ile davacı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplanmış olması nedeniyle hataya düşüldüğünü, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığını  hükmün 3.ve 9.maddesindeki eksikliklerin düzeltilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br>Eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, mahkeme tarafından sözleşme üzerindeki imzaya dair kriminal inceleme yaptırılmadığını, varsayımdan hareket edilerek hüküm kurulduğunu, sözleşmede yalnızca 4.4.maddenin paraflandığını, bunun dışında sözleşme üzerinde müvekkiline ait imza bulunmadığını, davaya konu sözleşme incelendiğinde sözleşmenin 4.4.maddesi üzerinin çizildiği ve yanına tarafların paraflarının atıldığını, 4.4.maddenin paraflanmış olup bunun dışında müvekkiline ait imza bulunmadığını, gerek icra takibinde yapılan itirazda gerekse beyan dilekçesinde taslak sözleşmenin son sayfasında bulunan imzanın ...e ait olmadığının ısrarla beyan edildiğini, sözleşmenin son sayfasında yer alan imza ile müvekkilinin imza örneklerinin karşılaştırılmasının gerektiğini, maillerden tarafların birbirlerine uygun irade beyanlarının 02.12.2016 tarihinde henüz oluşmadığının anlaşıldığını, davacının, sizde değerlendirdikten sonra 3 Aralık 2016 günü 12:30'da sonuçlandırmak amacıyla görüşme talep ediyoruz beyanında bulunduğunu, müvekkili ile .. .n 02.12.2016 tarihli mailinde bu maddeleri düzeltelim şeklinde geri dönüş yaptığının açıkça görüldüğünü ancak dava dosyasına sözleşme aslı olarak sunulan belgede imza tarihi olarak 02.12.2016 tarihinin yer aldığını, görüşmelerin 02.12.2016 tarihinde devam ettiğini, bu sebeple sözleşme üzerindeki tarihin gerçeği yansıtmadığını, somut uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasında akdedildiği iddia edilen imalat - ihracat ve komisyon sözleşmesinin hukuki niteliğinin geçerlilik şartları ve sözleşmeye uygulanacak hukukun belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda bahse konu sözleşmenin simsarlık ve acente sözleşmelerinden farklı yetkiler ihtiva etmesi nedeniyle atipik bir sözleşme olduğunun belirtildiğini, karma ve suigeneris atipik sözleşmelere uygulanacak hukukun mahkeme tarafından dürüstlük kuralı dikkate alınarak yorumlanması ve sözleşmede tespit edilen eksikliklerin örf, adet ve ticari teamüller kapsamında tamamlanması ile belirleneceğini, bilirkişiler tarafından sözleşmenin çok zorlama şekilde ayakta tutulmaya çalışıldığını, geçerli gibi kabul edildikten  sonra sözleşmenin imza tarihi ve hükümleri umarsanmadan hesaplamalar yapıldığını, sözleşme hükümlerinden bağımsız hesaplamalar yapıldığını, raporda davacı yanın ticari defter kayıtlarında davalı adına herhangi bir kayıt bulunmadığının belirtildiğini, tarafların defterlerinin usulüne uygun olduğunun ifade edildiğini, defterlerin kesin delil niteliğine haiz olduğunu, ücretin miktarı ve zamanı başlıklı 3.madde incelendiğinde bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaların sözleşmeye aykırı olduğunu, tüm siparişler için %10 komisyon oranı belirlenerek hesaplama yapılmasının hukuka, gerçeğe ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, sipariş öncesi hazırlanan ön maliyet formlarının incelenmesi gerektiğini, sözleşmenin imzasından sonra sipariş formlarına bağlı olunduğunu, sözleşme geçerli kabul edilse dahi bu tarih itibariyle hüküm ifade edeceğini, sözleşmenin süresinin tanzim tarihinden itibaren 3 yıl olarak belirtildiğini, 11.01.2017 tarihli mailde davacı kurum ile çalışılmayacağının açıkça bildirildiğini, sahte imzalı taslak sözleşme geçerli sayılsa dahi müvekkili tarafından yapılan bu bildirimin sözleşmenin 6.maddesi uyarınca 6 ay sonra hüküm ve sonuçlarını doğuracağını yani 11.07.2017 tarihinden itibaren taraflar için hüküm ve sonuç doğurmayacağını, bilirkişilerce yalnızca mailin komisyon tutarları kısmının değerlendirilmeye alındığını, komisyon tutarlarını alırkende reklamasyon hususunun ve 41.000,00 EURO ödeme dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, icra takibinde %9 yasal faiz talep edildiğini, yabancı alacaklar için faiz oranının belirlenmiş olduğunu, mahkemenin yabancı para birimi üzerinden kurduğu hükmün bozularak raporda belirtilen ve TL üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, dava dışı ...Tekstil tarafından davacıya ödenen 40.000,00 EURO'yu değerlendirmeye alarak hesaplamalar yapılması gerekir iken hakim sermaye ortaklarının aynı olması kayıtlı adreslerin faaliyet konularının aynı olması gibi kriterlerin organik bağa işaret ettiğini iddia ederek sonuç olarak eksik inceleme ve imza incelemesi yapılmadan karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, aracılık ve komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t<br>Uyuşmazlık, İmalat -  İhracat ve Komisyon Sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı, mahkemece imza incelenmesi yaptırılmaksızın verilen kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı, mail yazışmaları neticesinde sözleşmenin kabulünün isabetli olup olmadığı, bilirkişi raporları ile tespit edilen alacak miktarının yerinde olup olmadığı, yabancı para birimi üzerinden verilen hükmün usul ve yasaya uygun olup olmadığı ile alacağın likit olup olmadığı ile davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin isabetli olup olmadığına ilişkindir. <br>Dosya kapsamından, davalı şirketin imza itirazında bulunduğu, davacının ise alacağı dayanak teşkil ettiği, 02.12.2016 tarihli İmalat - İhracat Komisyon Sözleşmesinin 1.maddesinde; davacı şirketin aracı şirket olarak davalı şirketin ... olarak yer aldığı, davacının getirmiş olduğu siparişi veren alıcı firma -firmaların müşteri olarak anılacağının belirtildiği, sözleşmenin konusunun 2.maddede, iş emrinin sözleşme dışı müşteri tarafından bildirilen ürünlerin ... tarafından sözleşmeye ve sözleşmenin ayrılmaz parçası olan sipariş formlarına uygun olarak İmalat ve İhracat edilmesi ve sözleşmede belirlenen şekilde ayıptan ari olarak teslimini üstlenen ...ile müşteri için üretilecek ürünlerin üretilmesi için...'ya getiren.. arasındaki hukuki ilişkilerin düzenlenmesi olarak  belirtildiği, aynı maddenin devamında taraflarca sözleşmenin imza edilmesinden sonra ... tarafından...a verilecek olan tüm siparişlerin kural olarak müşteri ve ... tarafından düzenlenecek sözleşme hükümlerine ve sipariş formlarına bağlı olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 3.maddesinde, ücretin miktarı ve ödeme zamanı üst başlığı  ile ; sözleşme konusu işlemler için gerçekleşen ihracat miktarının tümü üzerinden %10 veya %15 komisyon olarak...e ödeneceği ancak komisyon oranının ... ve...'nın anlaştığı oranda sipariş adedi ve üründe yapılan değişikliklere göre değişebileceği, sipariş öncesi mutlaka fiyatların teyitleşilip her sipariş için model, adet, yükleme termini belirtilmiş olan ayrı bir ek sözleşme düzenlenip ...ve... tarafından iki nüsha halinde kaşelenip imzalanacağı, ihracat bedeli döviz olarak tahsil edildiğinden yine...e tahsil edilen döviz cinsinden ödeneceği, 3.b bendinde; komisyon bedelinin mal bedelinin tahsil etmesini üç iş günü içinde nakden ve defaten ödeneceği, 3c maddesinde; ...'nın ...n getirtiği müşterilerle ...aracısı olmaksızın çalışmayacağı, 3d maddesinde; ... düzenleneceği komisyon faturalarının Dubai ve İstanbul üzerinden kesileceği, faturaların o günkü merkez bankası efektif satış kuru üzerinden + KDV ilave edilerek hesaplanacağı, KDV'nin ...'ya ödeneceğine yer verildiği, sözleşmenin 4.maddesinde; tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, 4.2.maddede; sipariş formunda ve tüm sözleşmelerde ... adına tek yetkilinin ... tarafından imzalanmayan hiçbir sözleşmenin geçerli sayılamayacağının belirtildiği, 4.4.maddede; imal edilen ürünlerin müşteriye tesliminden önce ürünlerin müşterilerin veya ...'in yetkili teknik elemanlarınca inceleneceği vb hususlara yer verildiği, 6.maddede; sözleşme süresinin tanzim tarihinden itibaren 3 yıl olarak belirtildiği, dosyaya ibraz edilen sözleşmenin 02.12.2016 tarihinin el ile yazılı olduğu, her iki tarafa ait isim belirtilmeksizin imzaların yer aldığı, davalı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ... tarafından davacı şirket yetkilisine 03.12.2016 tarihli gönderilen mailde; sözleşmenin konu edildiği, cevaben; toplantıda karşılıklı detaylı görüşelim gerektiği noktada el yazısı ile düzeltme yapabiliriz. Şeklinde beyanda bulunduğu, şirket yetkilisi ... tarafından aynı tarihli cevabı mailde, düzeltmeler için teşekkür ettiği, sadece maddenin 4.4.maddesindeki son satırda yer alan maddenin düzeltilmesi gerektiği, tam olmasa bile ...'in kontrol ettiği mallardan indirim ya da iptal alırsa birde bunun için komisyon vermeyeceğini resmen 23 yıllık tekstil hayatında hiç görmediği bir durum olduğunu, bunu da düzeltip akşam imzalayalım ifadesine yer verdiğini, aynı tarihli sözleşme konulu mailde yenilemek istediğiniz kontrat ekte , gözden geçirip tekrar karşılıklı sonuçlandırmak istendiğine  yer verildiği, 11 Ocak 2017 tarihli davacı şirket tarafından davalı şirket yetkilisine gönderilen mailin komisyon tutarlarına ilişkin olduğu, söz konusu mailde, firma tarafından üretilen ve ihraç edilmiş olan hem geçmiş sezon hem de siparişleri gelecek olan ... Jeans erkek modellerine ilişkin komisyon ücretleri, alacakların ödemeleri ve konuları netleştirmek üzere görüşme yapmak ve bir protokole bağlamak üzere toplantı rica edildiği, karşılıklı yazılı imzalı olarak teyitleşilen 47.000,00 EURO ceza ile ilgili kendisinden istenilen evrakların mailde iletildiği üzere her zaman göstermeye hazır olunduğu, kendilerini ofise davet ettiklerini belirttiği, davacı şirket yetkilisinin 11.01.2017 tarihli mailinde; açıklamaları yapılan gerçek komisyon alacaklarının bedelleri geldikçe taraflarına ödeme yapılacağının belirtildiğini, davalı şirket tarafından yetkilisi ... vasıtasıyla davacı şirkete Bakırköy 29. Noterliğinde düzenlenen 17.01.2017 tarihli ihtarname ile 180.894,90 TL genel toplam 112.829,15 TL genel toplamlı faturaların kabul edilmediğinin belirtildiği, söz konusu faturaların davacı şirket tarafından davalı şirket adına 16.01.2017 tarihinde düzenlenen ve ...Jeans'a ait faturalara ilişkin komisyon tutarı şeklinde açıklandığı, çok sayıda faturanın düzenlenmiş olduğu, davalı şirket yetkilisinin ...olduğu, davacı şirketin ihtarnamesine karşılık davalı şirket ve yetkilisi cevabı ihtarnamede 02.02.2017 tarihi itibariyle 25.01.2017 tarihli davacının ihtarnamesine cevaben ihtarnamede müvekkilinin İtalya'da bulunan ... (marka adı ...) aracı mümessili yapıldığı iddia edilse de  kısa adı ..olan şirket ile ilgili aralarında akdedilen mümesillik sözleşmesinin sunulmadığı gibi herhangi bir belgeninde sunulmadığını, 02.12.2016 tarihli sözleşmeden bahsedildiği halde ihtarname ekinde sözleşmenin sunulmadığını, şirket adına firma ile yapılan görüşmede komisyon oranlarının kabul edilmeyeceğinin paraf edildiğini ve sözleşmenin çizildiğini, bahsi geçen sözleşmenin taslak sözleşme olduğunu, tarafınca ve temsil ettiği şirketlerce kabul edilmeyerek çizilip reddedildiğini, kendisi ve şirketi adına açıkça itiraz ettiğini, ihtarname ekinde gönderilen  ön maliyet formunda %15 komisyon oranı kabul edilmediğini, %15 ile zarar edildiğinin paraf ettikleri halde haksız ve hukuksuz şekilde taleplerin sürdürüldüğünü, bahsi geçen komisyon oranlarının kabul edilmediğinin bir kez daha bildirildiğini , şirket temsilcisi tarafından şirkete hakaretlerde bulunulduğu, söz konusu ticari ve şahsi nezaketsizlikten dolayı ticari ilişkinin sonlandırıldığı, keşide ekinde gönderilen ön maliyet formundaki %15 komisyon oranının kabul edilmediğini, hukuktan yoksun bir şekilde 153.070,69 EURO talep edildiği, böyle bir borcun olmadığının belirtildiği, davacı şirketin 29.04.2019 tarihli göndermiş olduğu noter ihtarında, davacı taraftan muaccel borçların ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamede, 02.12.2016 tarihli sözleşmenin imzalanmış bulunduğu, sözleşme konusu ticari faaliyetler sonucu şirkete 130.848,71 EURO tutarında komisyon bedeli bakiye borcun bulunduğu, bu borç tutarının 15.02.2017 tarihinde sözleşme konusu ticaretin alıcısı olan firma ile yapmış oldukları e-posta yazışmaları ile davalı tarafça kabul edildiğinin belirtildiği, davalı şirket tarafından 08.05.2019 tarihli cevabı mailde; firma ile keşide eden arasında herhangi bir komisyon sözleşmesi bulunmadığı, defter ve kayıtlarda bahsedilen alacağa rastlanmadığının belirtildiği, davalı şirket yetkilisi tarafından şikayette bulunulduğu, Bakırköy 5. Asliye ceza mahkemesinin 2018/12 Esas sayılı dosyasındaki10.05.2018 tarihli duruşmada; davalı şirket yetkilisi müşteki olarak şikayetinde; kendisinin ...Şirketinin yetkilisi olduğunu, sanık ... olduğunu, kendisinin ...Firması ile çalıştığını, sanığın aracı konumunda olduğunu ancak işten kaynaklı anlaşmazlıklar olduğunu, kendisinin hiçbir zaman asılsız söylenti çıkarmadığını, piyasaya borçlarının olduğunu ve dolandırıcı olduğunu iddia etmediğini, sanığın kendisine hakaretlerde bulunduğunu ifade ettiği, dava dışı şirket tarafından davalı şirkete üretilen ürünlere dair EURO bazında faturaların düzenlenmiş olduğu, fatura düzenleyenin marka adı olan ...Şirketi olduğu, davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 31.12.2019 tarihinde harca esas değer 1.246.080,46 TL olan 187.662,72 EURO asıl alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. <br>Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelenmesi gerçekleştirilmiştir. <br>14.12.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu somut olayda; davacı tarafından, davalının ... (...i) aracılık ettiği ve davalı ile aralarında İmalat-İhracat firmasına yapacağa Satış ve Komisyon Sözleşmesi akdedildiği, dolayısıyla davalının ...'a yaptığı satışlardan 187.662,72 EURO komisyon alacaklı olduğu iddia edildiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, itirazı neticesinde huzurdaki itirazın iptali davasının, davalının takip konusu borca ve tüm ferilere itirazı üzere açıldığının görüldüğü, uyuşmazlık konusunun; yanlar arasında komisyon sözleşmesinin akdedilip akdedilmediği, davacının davalının ... firmasına yaptığı satışlardan komisyon talep edip edemeyeceği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacının alacağı var ise miktarı hususunda toplandığının anlaşıldığı, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerde davalıya ait herhangi bir işleme rastlanmadığı, davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerde davacıya ait herhangi bir işleme rastlanmadığı, davalı ticari defterlerinde dava dışı ...'a yapılan satışların tespit edildiği,  sözleşmede açıkça hangi satışların %15 komisyon, hangi satışların %10 komisyon kapsamında olduğuna ilişkin herhangi bir açıklık bulunmadığı, davalı şirketten davacıya gönderilen; 02.01.2017 tarihli “İlknur Komisyon Tutarları” başlıklı e-mailde; “...ye 24.08.2016-30.12.2016 tarihleri arasında 1.001.007,74 EURO'luk fatura kesildiği, komisyon tutarının 130.848,71 EURO olduğu, ...ye yapmış olduğumuz yüklemelere ait faturaların dökümü yukarıdadır. Order bazında komisyon oranlarınıza göre hazırlanmıştır. Ödemesi gelen faturalara ait komisyon faturalarınızı kesebilirsiniz. Belgelerini sunmadan tarafımızdan kesmiş olduğunuz 41.380,00 EURO ve yukarıdaki faturalara gelecek olan reklamasyonun payınıza düşen kısmı kesilerek tarafınıza ödeme yapılacaktır.” Denildiği, yani davalının -24.08.2016-30.12.2016 tarihleri arasında ...'a yaptığı 1.001.007,74 EURO'luk satışlardan davacının 130.848,71 EURO alacağı olduğunun bildirildiği, mailde yer verilen faturalar haricinde davalının dava dışı ...'a yaptığı satışlar toplamının 549.174,88 EURO olduğu, bu satışlara yüzde kaç üzerinden komisyon hesaplanacağının belirsiz olduğu, ancak; raporun “VLB” kısmında hukuki olarak yapılan “...Bir başka sorunun ise, 02.01.2017 tarihli e -postadaki tabloda yer almayan satışlara hangi komisyonun uygulanacağına dair olduğu, bu durumda ise Sözleşmede seçenekli olarak belirlenen (%10 veya %15) komisyon rakamının borçlu lehine olan %10 tercih edilerek komisyon oranının belirlenebileceği kanaatine ulaşıldığı,  açıklamalar ışığında 549.174,88 EURO x %10 - 54.91749 EURO komisyon hesaplanmış olmakla, davacının toplam komisyon alacağının 130.848,71 EURO * 54.917,49 EURO - 185.766,20 EURO hesaplandığı, dosya münderecatında, 02.12.2016 tarihli “İmalat - İhracat ve Komisyon Sözleşmesi” yer aldığı, davacı yanın işbu sözleşme uyarınca taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında aracılık yapmasından dolayı bir bedele hak kazandığını iddia ettiği, davalı yanın ise söz konusu sözleşmenin var olmadığını, işbu sözleşmenin taslak bir sözleşme olduğunu ve davacının aracılık faaliyetinde bulunmadığından dolayı herhangi bir bedele hak kazanmadığını savunduğu, bu kapsamda işbu sözleşmenin değerlendirilmesinin önem arz ettiği, öncelikle davalı yanın, sözleşmenin tüm sayfalarında imzasının olmadığını ve son sayfada bulunan imzanın da kendisine ait olmadığını iddia ettiği, evleviyetle belirtmek gerekir ki imza incelemesinin heyetin uzmanlık alanına girmediği, imzanın sahteliği konusunda da dosya münderecatında bir bilgi ya da belgeye rastlanılamadığı, bu kapsamda belirtmek gerekir ki ticari hayatta sözleşmenin her bir sayfasının imzalanması çıkacak uyuşmazlıkları giderecek olsa da sözleşmenin birden çok sayfadan oluşması halinde her bir sayfanın imzalanmasının zorunlu bir unsur olmadığı, sonraki sayfanın bir önceki sayfanın devamı niteliğinde olduğunun anlaşılması durumunda, sadece sözleşmenin son sayfasına imza atılmasının herhangi bir geçersizlk  durumunu  ortaya çıkarmadığı, (TEKİNAY/AKMAN/BURCUOĞLU/ALTOP, Borçlar Hukuku Genel Hükümler İstanbul 1983, s.117; OĞUZMAN/ÖZ Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.1, İstanbul 2014, s.147 ve 152). Dava dilekçesinin ekinde yer alan sözleşmenin 3 sayfadan ve sayfalardaki maddelerin birbirini takip edecek şekilde oluşturulduğu, hatta sözleşmede imza atılan son izleşmenin 3 sayfa halinde ve taraflarca müzakere edilerek 8 madde olarak i...” de belirtildiği, altına da taraflarca imza atıldığı,  m.8.c). bu nedenle davalının basiretli bir tacir olması gerektiği de göz önüne alındığında, sözleşmenin son sayfasına attığı imzanın tüm sözleşmeyi kapsayacağını bilmesinin bekleneceği, yine taraflar arasındaki mail yazışmaları ile birlikte değerlendirildiğinde sözleşmesinin ikinci sayfasının 4.4. maddesinin üstü çizilmiş olduğu, maddenin revize edildiği ve altına da paraf atıldığı dikkate alındığında davalının sözleşmenin geçerli olmadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı kanaatine ulaşıldığı, öte yandan davalı tarafça mailde revize edilmesi istenen tarihin sözleşmenin imza tarihinden sonra olduğu, bu sebeple de geçerli olmadığı belirtilmiş ise de taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşmenin imza tarihinden önce başladığı ve sözleşmenin imza tarihinden sonra da devam ettiği yönündeki mail yazışmaları dikkate alındığında sözleşmenin salt bu sebeple de geçersiz olmadığı sonucuna ulaşıldığı, kaldı ki tarafların rızasıyla bir sözleşmenin hükümlerini her zaman değiştirilebileceği, mahkemece sözleşmenin geçerli olduğuna karar verilmesi halinde 02.12.2016 tarihli “İmalat İhracat ve Komisyon Sözleşmesi'nin de hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerektiği, uyuşmazlığa konu sözleşmede, müşteri için üretilecek ürünlerin işini ...'ya getiren ...arasındaki hukuki ilişkilerin düzenlenmesi (m.2), sözleşme konusu işlemler için gerçekleşen ihracat miktarının tümü üzerinden %10 veya %15'in komisyon olarak ...'e ödeneceği (m.3.a), ..., ...'in getirdiği müşteriler ile ... aracılığı olmaksızın çalışmayacağı (m3.c), gelen fatura bedeli üzerinden komisyon alınacağı (m.4.4), sözleşme süresinin tanzim tarihinden itibaren 3 yıl olduğu (m.6) düzenlemeleri yer aldığı, bu düzenlemeler uyarınca davacının simsar ya da aracı acente olduğu, bununla birlikte sözleşmede, imal edilen ürünlerin müşteriye tesliminden önce ürünlerin müşterinin veya davacının yetkili teknik elemanlarınca belirlediği bir yerde ürünlerin bu şekilde kontrol edilmesinden sonra ürünlere davacı ve müşteri tarafından yükleme onayı verilmesi, ürünlerin tesadüfi seçilerek kontrol yöntemiyle incelenerek onay verilmesi sonucunda kabulünün  ayıptan ari olduğunu kabul anlamına gelmeyeceğinin davalı tarafından peşinen kabul edildiği (m.4.4), müşteri veya davacının yetkilendirdiği kişilerin sözleşme konusu ürünlerin davalı tarafından imal edildiği, üretim tesislerini her zaman ve önceden haber vermeksizin denetleyebileceği (m.4.6), davalının müşteri veya davacının talimatlarına aykırı olarak hareket etmeyeceği (m.5.1), yurt dışındaki firmanın marka ve patent haklarını korumak ve etiketli ürünlerin takibini yapmakta davacının yetkili olduğu (m.8.a) düzenlemelerinin yer aldığı, aracı acente ya da simsarlık sözleşmesinde bu tür düzenlemelerin yer almadığı, nitekim acentenin müvekkilinin talimatlarını yerine getirmekle yükümlü iken somut uyuşmazlığa konu sözleşmede davacının talimat verme, denetleme ve kontrol etme yetkileri ile donatıldığı, söz konusu sözleşmede süreklilik unsuru da yer aldığı için, uyuşmazlığa konu sözleşmeye simsarlık hükümlerinin de uygulanmayacağı, öte yandan, “atipik sözleşmeler”, kanunda düzenlenmemiş olduğu, sözleşme özgürlüğü (TBK 26) çerçevesinde tarafların sözleşmeyi somut ihtiyaçlarına göre düzenlemesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı, bu tür sözleşmelerin emredici hükümlere (TBK 27) aykırı olmadığı sürece geçerli olduğu, taraflar sözleşmede yer alan edimlerini yerine getirmekle yükümlü oldukları, bu kapsamda, söz konusu sözleşmenin atipik bir sözleşme olduğu, son olarak taraflar arasındaki bazı mail yazışmalarının da önem arz ettiği, dava dilekçesinin ek-13'de yer alan dava dışı ... şirketi (...) ile davalı şirket arasındaki 20.02.2017 tarihli mail yazışmasına,(İtalyan .. şirketinin, davacıya yapılacak komisyon ödemesi hakkındaki davalıya sorduğu soruya cevaben) davalı ... Tekstil (...) “...'in komisyon ödemesini reddetmiyoruz” beyanın yer aldığı, yine Ek-13'de yer alan 15.02.2017 tarihli mailde de “... Teksil komisyon sözleşmesi bulunmaktadır” ifadesinin yer aldığı, aynı mailde davalı yanın  ... ile bir ödemelerini ve alacaklarını da beyan ettiği, yine cevaba cevap dilekçesinin ekinde yer alan 14.12.2016 tarihli mailde de davalı şirket yetkilisi ...'in “ödeme düşer düşmez kom faturasına istinaden ödemeyi hemen yap” şeklinde talimatının da bulunduğu, yukarıda yer alan açıklamalar ve mail yazışmaları bir arada değerlendirildiğinde, davacı yanın ücrete hak kazandığı kanaatine ulaşmış bulundukları,  tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçersizliğini gerektirecek bir durumun tespit edilemediği, mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kanaatine varılması halinde davacı ile davalı arasında atipik bir sözleşme kurulduğu, sözleşme özgürlüğü kapsamında tarafların edimlerini yerine getirmesi gerektiği, sözleşme hükümleri ve mail yazışmaları bir arada değerlendirildiğinde davacının alacağa hak kazandığı, sözleşme tarihinden önce taraflar arasındaki ticaretin başladığı ve mailde belirtilen faturalar dışında da davalının satış yaptığı dikkate alındığında komisyon oranlarının raporda izah edilen hesaplama yöntemi doğrultusunda davacının 185.766,20 EURO alacağının olduğu, davacı alacağının kabulü halinde icra takip tarihinde TL karşılığının 185.766,20 EURO x 6,6625 TCMB döviz satış kuru - 1.237.667,31 TL olduğu, davacı tarafından takip sonrasında %9 yasal faiz oranının talep edildiği, dolayısıyla davacının alacağını icra takip tarihi itibari ile TL'ye çevirdiğinin ve TL alacağa takip sonrasında yasal faiz oranının talep edildiği ve dolayısıyla uygun olduğu belirtilmiştir.Tarafların bilirkişi raporuna karşı itirazları ve beyanları sonucunda mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne ve alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminat talebinin reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı tartışmasıdır. Davalı tarafça dosyaya ibraz edilen İmalat - İhracat ve Komisyon Sözleşmesinin kendilerince imzalanmadığı, bağlayıcı olmadığı savunmasında bulunulmuştur. Ancak taraflar arasındaki mail yazışmaları ve tüm dosya kapsamından ve özellikle davalı şirket yetkilisi dava dışı ... tarafından davacı şirket yetkilisi dava dışı... hakkında hakaret ve tehdit suçlaması ile şikayeti ve adı geçen hakkında Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/12 Esas sayılı dosyasında ki beyanında; kendisinin sanık ile iş ilişkisi olduğunu, ... Firması ile çalıştığını, sanığın aracı konumunda olduğunu kabul etmiştir. Diğer taraftan, iş yapılan dava dışı İtalya'da mukim ...Firması yetkilisinin davalı şirkete hitaben göndermiş olduğu maillere davalı şirketin verdiği cevabi yazılardan ticari ilişkiyi kabul ettiği, komisyon ödemesini kabul etmiş olduğu anlaşılmıştır.Bu sebeplerle davalı vekilinin sözleşmeye ilişkin ve sözleşmedeki imzaya yönelik itiraz ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca uyuşmazlık konusu sözleşmeye dair yasada yazılı olmasına dair şekil şartı mevcut değildir. HMK'nın 199. gereğince elektronik ortamdaki veriler, belgedir.Taraflar arasında ve dava dışı müşteri ... firması arasında çok sayıda e-posta yazışmaları mevcuttur. Yazışmalarla ve ceza dosyası duruşma zaptına geçen davalı şirket yetkilisi beyanı ile kabul edilmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin sözleşmede ki imzaya yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.TBK'nın 26. maddesinde, sözleşme özgürlüğü başlığı altında, tarafların bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirleyebileceği düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin, bilirkişi raporunda da ayrıntılı şekilde değerlendirildiği üzere, özellikle davacı tarafın işle ilgili denetim yetkisinin, talimat verme ve kontrol etme yetkilerinin mevcudiyeti ile sözleşmenin uzun süreli olması da dikkate alındığında söz konusu sözleşmenin simsarlık veya acentelik sözleşmesinden farklı olduğu, kendine özgü ve atipik bir sözleşme olduğu belirtilmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgeler ile İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün cevabı yazıları, taraflar arasındaki mail yazılarından, davacı tarafın edimleri kapsamında komisyon alacağına hak kazandığı anlaşılmaktadır.Yukarıda yer verildiği üzere, davalı şirket tarafından davacının komisyon alacağının varlığı dava dışı ... Şirketine yönelik verilen cevabı mailde de kabul edilmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin yazılı hâle getirilmesinden önce ve sözleşmenin sona erdirilmesinden sonraki tarihlerde de ticari ilişkinin  devam ettiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Sözleşmedeki komisyon alacağının döviz cinsinden ödeneceğine ilişkin 3a maddesi de dikkate alındığında, davacı tarafın komisyon alacağını döviz cinsinden talep etmesinde ve mahkemece kabul edilen bedele döviz cinsinden karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.Çünkü sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 99.maddesinde, \"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme  günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" düzenlemesi  mevcuttur.<br>Diğer taraftan 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesinde; yabancı para borcunda faiz başlığı ile; \"Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.\" düzenlemesi mevcuttur. Davacı komisyon alacağının yabancı para üzerinden tahsili için takip başlatmıştır. Her ne kadar icra takip talebinde yıllık %9 yasal faiz işletilmesi talep etmiş ise de 3095 sayılı özel yasa gereğince ve yasanın emredici düzenlemesi kapsamında mahkeme tarafından kabul edilen alacak miktarına 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi dikkate alınarak faiz işletilmesinde herhangi bir usulsüzlük görülmemiştir. Ayrıca yazılı hale getirilen sözleşmedeki komisyon oranları taraflarca net şekilde belirlenmemiş olduğundan, söz konusu kabul edilen alacak miktarının likit ve taraflarca bilinir olduğunun kabulü mümkün olmadığından, İİK'nın 67. maddesi gereğince davacı yararına icra inkâr tazminatı talebinin reddine dair verilen hükümde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Kabul edilen miktar 185.766,20 EURO'dur. Dava  tarihi 19.06.2020'dir. Dava tarihinde EURO'nun merkez bankası elektif döviz satış kuru 7.6693 TL'dir. Kabul edilen 185.766,20 EURO x 7.6693 TL = 1.424,696,71 TL'dir. Dava tarihindeki kur esas alınarak ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir edilen 82.859,44 TL vekalet ücreti isabetli olduğundan, davacı vekilinin buna dair istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 73.276,29 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cbb385cd99de8df9","SID":"e67b65a52b1baefe"}}