{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/809 <br>KARAR NO: 2025/937<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/02/2025<br>NUMARASI: 2023/134 Esas -  2025/166 Karar<br>DAVA: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ.<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı... San ve Tic. Ltd. Şti. ile ile ... Bankası A.Ş arasında 24/06/2010 tarihinde Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi Sözleşmesi imza edildiği, davalı ... de işbu sözleşmeden doğan borç kapsamında kefalet sözleşmesi imza edildiği, işbu imza edilen sözleşmeler neticesinde oluşan dosya borcu borçlular tarafından ödenmediği, Beyoğlu ... Noterliği tarafından tanzim edilen 20.12.2012 tarihli .. yevmiye numaralı hesap kat'ı ve yasal takibe geçileceği yönünde ihtarname 25.12.2012 tarihinde borçlu ...'ye tebliğ edildiği, ihtarnameye rağmen dosya borcunun ödenmemesi neticesinde ... Bankası A.Ş. tarafından davalı-borçlu ... aleyhine 08/04/2013  tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E.(... E.) sayılı icra takibi başlatıldığı, borçlu ...  13.01.2015 tarihinde borca, ferilerine ve imzaya itiraz ettiği, işbu itiraz neticesinde takip durmuş ancak itiraz evrakı alacaklı yana tebliğ edilmediği, söz konusu icra dosyasına ait alacak ve talep hakları, ... Bankası A.Ş tarafından Beyoğlu ... Noterliği’nin 25.04.2019 tarih ve ... yevmiye nolu alacak devir-temlik sözleşmesi ile ... A.Ş.’ye devir ve temlik edildiği, alacak ve talep haklarını temlik alan ... A.Ş olarak borçlu ... tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itiraza yönelik itirazın iptali davası ikame ettikleri, ... tarafından ''icra takibine konu kredi sözleşmesi altındaki imza tarafıma ait olmadığı gibi karşı tarafa bir borcumda söz konusu değildir. borca faize ve ferilerine itiraz ediyorum'' ifadeleriyle yapılan itiraz kötü niyetli olup icra takip sürecini sürüncemede bırakmaya yönelik olduğu, sunulan genel kredi sözleşmesi ... tarafından ''kefil'' sıfatıyla imza edilmiş ve takibe konu borç kapsamında ...'nin sorumluluğu oluştuğu, tarafımızca yapılan başvuru neticesinde ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk süreci 12.12.2022 tarihinde başlamış, ... başvuru numaralı ... arabuluculuk numaralı dosya, 15.12.2022 tarihinde görüşme sonucunda anlaşamama olarak neticelendiği, bu nedenlerle; davalı yan tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline karar verilmesini, davalı yan tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz neticesinde davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davalı müvekkili ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından biri olduğu süre boyunca bahsedildiği gibi yargılamaya konu kredi sözleşmesine herhangi bir şekilde imza atmamış olduğunu bu nedenle de de İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kendisine tebliğ edilen ödeme emrine süresi içerisinde imzanın kendisine ait olmadığını beyanla itiraz ederek takibi durdurduğunu söz konusu kredi sözleşmesinde müvekkilinin isminin kullanılarak altına atılan imzanın tamamen müvekkilini mağdur etmek amacıyla yapılmış olduğunu yapılan yasaya aykırı bu işlem hakkında da tüm sorumlulara ilgili gerekli süreci başlatacağını da beyanla bu haklarını saklı tuttuğunu haksız davanın reddini davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, Adli Tıp Uzmanı & Adli Bilimler Belge İnceleme Uzmanı Prof. Dr. ...'dan alınan raporda 24/06/2010 tarihli Genel Kredi sözleşmesindeki müteselsil kefil kısmındaki ... imzasının kaligrafik \"..\" harfi ile başlayıp devamında oluşturulan alçak gramalardan sonra geriye dönülerek yapıların üzerinde oluşturulan dikey ve yatay çizgisel hareketlerle tamamlanmış, sola eğimli, düz doğrultulu, işlet özellikte imzalar olmasına karşın, karşılaştırma belgelerdeki ...'ye ait imzaların ise kaligrafik \"...\" harfinin devamında oluşturulan gramların ardından dikey çizgilerle tamamlanmış, düz doğrultulu, işlet özellikte imzalar olduğunu,  inceleme konusu sözleşmedeki imza ile ...'nin karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında gramaların oluşturulma tarzı, bitiriliş özellikleri, yapılar arası bağlantılar, ritm gibi grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından yüksek derecede uyumsuzluk ve benzemezlikler bulunduğundan, sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası bulunan davalı ... adına atılan imzanın ...’nin eli ürünü olmadığının belirlendiği ve dolayısıyla davalı ...’nin dava konusu sözleşmedeki kefaletinin geçersiz olduğu anlaşılmakla kefaletin geçersizliği sebebiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca davalı icra takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, dolayısıyla İİK'nun 67/2. maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatı şartları mevcut olmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu alacağın, temlik eden banka ile borçlu arasında akdedilen 2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, davalı ... ise söz konusu sözleşmede kefil sıfatı ile borçtan sorumlu tutulduğunu, dava sürecinde yapılan imza incelemesinde, bilirkişi heyeti tarafından ilgili imzanın davalı ...'ye ait olmadığı yönünde rapor düzenlendiğini ancak söz konusu rapor, 2010 yılında atılmış bir imzanın, 2023 yılında yapılan incelemesinde aradan geçen 13 yılı aşkın sürenin etkilerini dikkate almadan değerlendirme yaptığını, kişinin el yazısı ve imza karakteristiği zaman içinde değişkenlik göstermekte olup bilirkişi tarafından sadece mevcut anlık yazı örnekleri dikkate alınarak, yıllar önceki imzanın birebir aynısının atılmasını beklemek bilimsel gerçekliğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tatbiki medar imzaların tespitinin yapılmadan eksik inceleme yapılmış olup o yıllardaki imzalar için yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, HMK'nın 266. ve devamı maddeleri gereğince, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi ve teknik konuda çelişki bulunması halinde mahkemenin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırması gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmadan dosya hükme bağlandığını, mahkemece yapılan yargılama neticesinde maddi gerçekliğe ulaşılamamış, davanın esasına etkili olabilecek ciddi bir usul hatası yapılmış, savunma ve delil sunma hakkının da kısıtlanmış olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kefalet imzasının davalıya ait olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, kredi borçluları ve davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"sözleşme, ihtarname ve hesap özeti\" sebebine dayalı olarak toplam 88.669,53 TL nakdi alacak ve 15.540,00 TL gayri nakdi alacağın tahsili istemiyle 08/./2013 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 88.669,53 TL nakdi alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise kredi sözleşmesindeki imzanın kendine ait olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince davalının imza örnekleri alınarak grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan raporda inceleme konusu sözleşmede sözleşmede ...'ye atfen atılmış imzalar ile ...'nin karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile ... Bankasına ait 24.06.2010 tarihli Genel kredi ve Teminat Sözleşmesindeki imzaların, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'nin eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir.  Davacı tarafça, bilirkişi raporunda, 2010 yılında atılmış bir imzanın, 2023 yılında yapılan incelemesinde aradan geçen 13 yılı aşkın sürenin etkilerini dikkate almadan değerlendirilme yapıldığı, kişinin el yazısı ve imza karakteristiği zaman içinde değişkenlik gösterdiği, bilirkişi tarafından sadece mevcut anlık yazı örnekleri dikkate alınarak, yıllar önceki imzanın birebir aynısının atılmasını beklemek bilimsel gerçekliğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Ancak, davacı tarafın kefalete ilişkin imzanın davalıya ait olduğunu ispat etmesi gerekir. Dosyaya sunulan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemelerine göre imzanın davalıya ait olduğu ispat edilememiştir. Geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedilebilmesi için kefil olacak kişinin sözleşmede imzasının bulunması şart olup, genel kredi sözleşmesinde davalıyı bağlayan bir imza bulunmadığından bu sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerde davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2025                                    \t\t              </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05990efe819fbde0","SID":"29a40f87216d3174"}}