{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/484 <br>KARAR NO: 2025/1032<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/10/2024<br>NUMARASI: 2022/449 Esas -  2024/766 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili  şirketin, endüstriyel gaz üretim faaliyetinde bulunan, uluslararası hissedarlara  sahip ülke çapında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ürettiği ürünleri kendisinin sattığını, davalının müvekkil şirketten gaz alımı yaptığını, müvekkilin kendi edimini tam ve eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının para ödeme edimini tam olarak yerine getirmediğini, önceki yıllardan devreden 37.042,62 Amerikan Doları borcu olduğunu, müvekkili tarafından tanzim edilen faturaların döviz cinsinden olduğunu, faturalara itiraz edilmediğini, davalı yanın ödeme günündeki kuru değil, daha önceki kuru dikkate alarak borcunu eksik ifa ettiğini, şifahi taleplere rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası nezdinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 04.04.2022 tarihinde takibe haksız olarak itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptaline, asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı yanın “kur farkı alacağı” adı altında müvekkili şirketten 37.042,62 Dolar talep ettiğini, müvekkilin ödemelerin tamamını yaptığını, davacıya herhangi bir borcu kalmadığını, davacı tarafından düzenlenerek müvekkile tebliğ edilen bir kur farkı faturası bulunmadığını, dava konusu faturalarda alacağın Türk Lirası karşılığının da bulunduğunu, müvekkil tarafından fatura üzerinde yazılı bedelin tamamının ödenmiş olması sebebiyle kur farkı talep edilemeyeceğine ilişkin Yargıtay kararları bulunduğunu, davacı yanın talep edebileceği tek kalemin vade farkı, yani faizi olabileceğini, sözleşmenin 2.4 maddesi gereğince davacı yanın davalıya  yazılı bildirimde bulunması gerektiğini, yazılı bildirimin müvekkile ulaşmasının ardından müvekkilinin vade farkı ödemesi için 30 günlük süre bulunduğunu, davacı yanın hiçbir bildirimde bulunmadığını, dolayısıyla davacı yanın talep edebileceği kur farkı ve vade farkı alacağı bulunmadığını, çekin davacı tarafından tahsil edildiği tarihin önemi olmadığını, çekin davacı şirkete ibraz edilmesi ile ödemenin gerçekleşmiş sayıldığını, davanın reddine, davacının, alacak miktarının % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Kur farkı alacağının yabancı para alacağı ( döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlendiği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan  kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacak olduğu, kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarının döviz olarak aynı kaldığı, kur farkı alacağının ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacak olduğu, Türk Kanunları'na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de TL olarak doğan alacağın dövize  çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacı alacaklının kur farkından kaynaklanan alacağını ancak ödeme tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak TL olarak  isteyebileceği    (  Yargıtay 11. HD'nin 26.05.2022 tarih, 2020-694 esas ve 2022-4076 karar sayılı ilamı) TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün olmadığından davacı tarafından  usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunmadığı, usulüne uygun şekilde takip yapılmış olmasının itirazın iptali davası yönünden özel dava şartı olduğu belirlenmekle; HMK 115 madde hükmü gereğince; \"mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir\" hükmü nazara alınarak davanın  HMK'nun 114 ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan sözleşme'de yabancı para biriminin (USD) esas alındığını, yabancı para birimi üzerinden talep edilen alacağın davalı tarafından bilerek yanlış kur üzerinden tahsil edilmesinin, dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda davacı şirketin USD para biriminde bakiye alacağı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davalının ise yabancı para üzerinden cari hesap takibi yapmadığının ortaya konulduğunu, davacı şirketin, davalının esasında USD para biriminin esas alındığı asıl alacağı eksik ödemesi nedeniyle, asıl alacağın ödenmeyen kısmını \"kur farkı\" alacağı olarak  tahsil etmek gayesinde olduğunu, huzurdaki davada, davalı her ne kadar kur farkı alacağının mevcut olmadığını ifade etse de, ticari defterlerin, faturaların ve her nev'iden delilin incelenmesi neticesinde hem dosyada hazırlanan kök bilirkişi raporunda hem de ek bilirkişi raporunda, davacının USD kur farkı alacağının baki olduğu sonucuna ulaşıldığını, davacı şirketin yabancı para birimi üzerinden kur farkını talep edebileceğinin, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının gereği olduğunu, esas itibarıyla kur farkı alacağının talep edilebileceğine yönelik sayısız örnek bulunduğunu, ayrıca yalnızca yabancı para birimi üzerinden kur farkı alacağının tahsil edilmesine yönelik de birçok emsal karar bulunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen usul ve esas bakınından hatalı kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, Cari (açık) hesaptan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile Türk Lirası olarak doğmuş kur farkı alacağının  dövize çevrilerek istenemeyeceği, TL olarak istenebileceği,  TL olarak doğan alacağın yabancı para olarak istenilmesi mümkün olmadığından davacı tarafından usulüne uygun takip başlatılmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince  yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; usulüne uygun bir takibin bulunup bulunmadığı ve  mahkemenin delillerin takdirinde hata edip etmediği  noktasında toplanmaktadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul  Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \"cari hesap 30/03/2022 37.042,62 USD\"  borcun sebebi gösterilerek 37.042,62 USD (549.790,27 TL karşılığını da gösterilerek) alacağın tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Konunu anlaşılması bakımında yabancı para borçlarının çeşitleri ve ifası üzerinde durmak gerekmektedir.  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 99. Maddesi- \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.  Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\"  düzenlemesini içermektedir. Yabancı para borçları, yabancı paranın mutlaka yabancı para birimiyle ödenmesinin gerekli olup olmadığına göre gerçek – gerçek olmayan yabancı para borçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre yabancı para borçlarında borçlu kural olarak, borcunu borçlandığı yabancı para birimiyle değil, bunun TL karşılığını ödeyerek de borcundan kurtulabilir. Bu hususta bütün ülkelerin iç hukuklarında bu yönde düzenlemeler bulunmaktadır. Fakat borçluya verilen, yabancı para borcunu isterse ifa yerinin milli para birimiyle ödeme biçimindeki seçimlik yetki, emredici bir nitelik taşımaz. Taraflar dilerse, borcun mutlaka kararlaştırılan yabancı para birimiyle ifa edilmesi gerektiğini de kararlaştırabilirler. Mutlaka yabancı para birimiyle ifası gereken, borçlunun ifa yeri milli para birimiyle ödeme yapma yetkisinin bulunmadığı yabancı para borçları, gerçek, efektif yabancı para borçları olarak anılmaktadır.  Borçlar Kanununun 99/II hükmünden, yabancı para borcunun, gerçek yabancı para borcu olarak kararlaştırılabileceği açıkça anlaşılmaktadır.  Bu tip yabancı para borçlarında borçlunun TL üzerinden ödeme teklifinde bulunması karşısında, alacaklının bu teklifi reddetmesi, bu davranışın dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı sürece onu alacaklı temerrüdüne düşürmez. Gerçek olmayan bir başka anlatımla mutlaka yabancı para birimiyle ifası gerekmeyen  yabancı para borçları yönünden ise ifa 2. ve 3. Fıkralarda düzenlenmiştir. Öncelikle maddenin 2. Fıkrasında geçen \"ödeme günü\" borcun fiilen ödendiği günü değil,  borcun vadesini yani muaccel olduğu günü ifade etmektedir. 2. Fıkra hüküm borçluya, yabancı para borcunu “ödeme günündeki” TL karşılığı üzerinden ödeme biçiminde bir seçimlik yetki vermektedir.  Buna göre, borçlu kural olarak yabancı para borcunu dilerse aynen (yabancı para birimiyle), dilerse vade/ muacceliyet tarihi / ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden ödeyebilir. Alacaklının bu aşamada borçlunun bu kararına karşı çıkma imkanı yoktur. Borçlunun TL ödeme teklifinin alacaklı tarafından reddi, alacaklıyı alacaklı temerrüdüne düşürür. Alacaklının, borcun yabancı parayla ödemesini isteme hakkı ise yoktur. 6098 sayılı yeni Borçlar Kanununun 99/III hükmü gereğince ise “borcun ödeme gününde ödenmemesi” üzerine alacaklının bazı seçimlik hakları ortaya çıkmaktadır. TBK 99/3. Fıkrasında geçen \"Borcun ödeme gününde ödenmemesi\"nin anlamı üzerinde de durmak gerekmektedir. Doktrinde 818 sayılı Kanunun 83/III hükmünde geçen vadede ödenmeme ifadesi, muacceliyeti değil, temerrüdü ifade eder. Buna göre, alacaklının seçimlik hakkının doğması için, borcun muaccel olması yeterli değildir, aynı zamanda borçlunun temerrüdünün de oluşması gerekir. Zira borcun muaccel olması üzerine ihtarda bulunmadığı için temerrüdün doğumunu sağlamayan alacaklıya, BK. m.83/III’deki ek olanaklarının tanınması gereksizdir. Bu nedenle temerrüt oluşmadığı sürece borçlu, gerçek olmayan yabancı para borcunu muacceliyet tarihindeki kur üzerinden ödeme yetkisini korur. Fakat ihtara gerek olmaksızın temerrüdün oluşacağı durumlarda, diğer koşulları da varsa muacceliyet ile temerrüt aynı tarihte ortaya çıkacaktır. (Yrd. Doç. Dr. Serkan AYAN, Yabancı Para Borçlarının İfası) şu haliyle borçlunun temerrüdü  halinde artık TBK 99/3 maddesindeki seçimlik yetkiler alacaklıya geçmektedir. Sonuç olarak Her ne kadar TBK 99  hükmü değişik ve birbiri ile çelişkili anlamalara müsait ise de 2, fıkradaki \"ödeme günü\" vade/muacceliyet tarihini, 3. Fıkradaki  “borcun ödeme gününde ödenmemesi\" kavramı ise borçlunun temerrüde düşmesini karşıladığı kabul edilmektedir.  213 sayılı Vergi Usul Kanununun 215. Maddesi \"1. Bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir. Bu kayıtlar vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer defterlere de yapılabilir. 2. a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz. \"düzenlemesini içermektedir. Bu durumda Türk parası karşılığını göstermek şartıyla yabancı para biriminde göre fatura düzenlenmesinde herhangi bir usulsüzlük ve mevzuata aykırılık yoktur. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı alacağının istenebilmesi için,  taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya dövize endeksli bir ticari  ilişkinin bulunması  gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2008/6163 E-2008/7544 K sayılı kararı)  Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak Türk Lirası  olarak istenebilir. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide ise asıl alacak miktarı döviz olarak  aynı kalmaktadır.  Yabancı para cinsinden olan borcun, TL üzerinden düzenlenen çek ile ödenmesi halinde ise kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edileceğinden alacaklı artık kur farkı isteminde bulunamayacaktır. Ancak taraflar arasında kur farkının ödeneceğine yönelik oluşan teamül gereği kur farkı istenebilir.  Bu genel açıklamalardan sonra davacı ile davalı arasında satım sözleşmesi bulunduğu Sözleşmenin Bölüm A 4. Fiyat  başlığı altında satışa konu ürünün 11.25$/lt +KDV olarak yabancı para cinsinden ticari ilişkini kurulduğu, faturalarında TL karşılığı gösterilerek USD cinsinden düzenlendiği, sözleşmenin Bölüm B ödeme koşullarına ödemenin aynen yapılacağı veya bu anlama gelen herhangi bir ibare bulunmadığı anlaşılmakla borcun gerçek olmayan yabancı para borcu olduğu temerrüde düşmediği müddetçe yabancı para borcunu muacceliyet/vade/ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yetkisinin borçluda olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça borcun aynen ödeneceğinin kararlaştırıldığına dair bir delil sunulmadığı gibi borçlunun açık hesap borcu yönünden temerrüde düşürülüp TBK 99/3 fıkrası gereği seçimlik yetkinin alacaklıya geçtiğine dair bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davacını iddiası;  davalının fiili ödeme günüdeki kurdan değil daha önceki tarihli kur üzerinden  borucunu ifa ettiğini, oysa kendilerinin fiili ödeme günündeki kurdan borcun ödenmesini isteme haklarının bulunduğunu dava dilekçesinin 5. Maddesinde iddia etmektedir. İddianın bu ileri sürülüş biçimiyle davacının talebi niteliği itibarıyla kur farkı istemine ilişkin olup, davalı hakkında  USD  cinsinden takip yapılmış olması dikkate alındığında TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün değildir. Davacı tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinden bahsedilemeyeceğinden davanın dava şartı yokluğundan  reddine yönelik verilen kararda isabetsizlik yoktur. ( Emsal  Yargıtay 11. HD'nin 26.05.2022 tarih, 2020-6941 esas ve 2022-4076 karar sayılı ilamı)  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a946800e73c6d5b","SID":"331c242629328199"}}