{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2395 Esas<br>KARAR NO:2025/1051 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:2022/328 Esas - 2022/572 Karar <br>TARİH:06/10/2022<br>DAVA:Alacak (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;Nijerya'dan hareket ettikten sonra, 23.01.2021 tarihinde korsan saldırısına maruz kalan ... (yeni adı ...) adındaki konteyner gemisi; ... numarası altında, 2007 yılı yapımı olduğunu, kuru mülkiyeti hadisenin olduğu tarihlerde ... (...) firmasında gözüktüğünü, Önceki teknik yönetiminin ...firmasında olduğu; korsan saldırısı sırasındaki teknik yönetiminin, gemi yönetiminin(...), ve Türkiye acenta ve temsilciliğinin Türkiye'de fadaliyet gösteren ... firması ... AŞ üzerinde olduğunu, Gemi,... bayraklı, Monrovia limanında kayıtlı bulunduğunu, bağlı firmaların üst firması İngiltere'de kayıtlı bulunan ...Ltd. olduğunu, bu firmaların Türkiye kuruluşunun üst firmalarının ise ... Ltd (Ek 2-a) adına ... AŞ ve ... AŞ oldukları görüldüğünü, ... Ltd ile ... AŞ arasındaki organik bağın İnternet kayıtlarında da açıkça görüldüğünü, kuru mülkiyet sahibi ... 12.03.2020 tarihli ...'e yolladığı yazıda İngilizce ve Türkçe kaleme alınmış metinlerde ... AŞ firmasının Türkiye'de kendileri adına işlemleri yapan firma olduğunu da beyan ettiğini, Ayrıca bu firmaların web sayfalarında da ... firmasının alt/yan kuruluşları olduklarına açıkça vurgu yapıldığını, ... firması ise ödeme işlemlerini yapmakta olup ... firmasının hizmet akdinden doğan madaş ödemelerini yerine getirdiğini, Davalıların Türkiye'de ... gemisi (yeni adı ...) adına işleri idare eden, personelle ilgili işlemleri yapan firmalar olarak malik ve donatan adına izafeten davaya muhatap edildiğini, davacıların ile ayrı ayrı olmak üzere ...firması arasında 27.11.2020 tarihinde İstanbul'da hizmet sözleşmesi imzalandığını, davacıların, korsan saldırısına uğradıkları ve gemi mürettebatının rehin alındığı ve büyük kısmının kaçırıldığı; bu sırada hizmet sözleşmelerinin fiilen kesintiye uğradığını; korsanların gemide biri ölümlü olmak üzere birçok yaralama hadisesine neden olduğunu; 3 kişinin hayatta kalarak gemide kalmaya muvaffak olduğunu; gemide birçok seyir ve haberleşme cihazında arıza olmasına rağmen gemiden şirketle temas kurarak gemiyi ve içindeki yükleri emniyet altına almış ve gemi ile yüklere yönelik kurtarma ücretine hak kazandıklarını, Her ne kadar gemi adamlarının gemide görev yaptıkları sırada gemiyi korumak hizmet sözleşmelerinden kaynaklı bir görev olarak kabul edilmekte ise de; korsan saldırısı gemide çalışırken görülen olağan tehlikelerden olmadığını, bu tehlike gerçekleştiğinde, gemiadamları, ölüm ve yaralanma vakıaları nedeniyle geminin yönetimini kaybetmiş olduklarından saldırı sonrası artık hizmet sözleşmesinin fiilen ortadan kalkmış olduğunun kabulünün gerektiğini, davacıların, denizcilik hukukuna göre yola elverişlilik şartının kaybedilmiş olması nedeni ile artık seyir şartları dahi oluşmayan bir gemiyi idare ederek gemiyi, içindeki konteyner ve yükleri emniyete almak suretiyle yapılan inceleme sonrası takdir edilecek bir kurtarma ücretine hak kazandıklarını, davacıların gemiyi emniyete alan yegane kişiler olup bu kişiler dışında gemide olup gemiyi emniyete alıp sahile ulaşımını sağlayan başka kişiler bulunmadığını, şaşırtıcı ve belki de davacıların haklarını medyada yanıltıcı yayımlarla ortadan kaldırmaya yönelik beyhude girişimler yapıldığını, Türk internet medyasında korsanlarca ... gemisinden indirilerek diğer personel ile birlikte teknelere alınarak korsanlarca gemiden uzaklaştırılan geminin süvarisi ...'nın .... tarafından \"korsanlara karşı amansızca savunan başlığıyla ödüllendirildiğine ilişkin 25.11.2021 tarihli haber yapılmış olup, gemi süvarisinin gemiyi kurtarma işlemi sırasında gemide olmadığı: gemiden indirilmiş olduğu; dolayısıyla gemiyi savunacak durumda olamayacağı göz önünde bulundurulmasının gerektiğini, Davacıların anlatımlarından anlaşıldığı Üzere, 18.12.2020 tarihinde Nigeria (Nijerya) güvenli demir mahallinde (Nijerya donanmasına ait ..., ...isimli botlar tarafından korunan bölgede) ... gemisinin demirli olduğu anlaşıldığını, Daha sonra gemi, yanaşma sırasında kılavuz kaptan yönetiminde iken, rıhtıma çarpma sonucu rihtimda bulunan usturmacanın düşmesi neticesinde rıhtımda usturmacayı tutan ... lik 680cm boyunda saplamaların kalmış olması ve bu saplamaların gemi bordasını delerek, makine dairesinde hava tüplerinin arka bölümünde deniz seviyesinden 2-3 mt yükseklikte sancak borda merdivenin 9-10 mt altında borda saçında 80Ümm çapında 2 adet delik oluşmasına sebebiyet verdiği ve bu durumun kaptanın şirketle görüşmesinin neticesi olarak geminin seferden men edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla geçici bir çözüm olarak cam macunuyla kapatılması yoluyla geminin denize elverişsiz durumunun kapatılmaya çalışıldığı anlaşıldığını,Gemi, 18.01.2021 tarihinde, rıhtıma alınarak yükleme/boşaltma işlemlerinin başladığını, sonrasında 22.01.2021 tarihinde işletmeci talimatlarına göre saat 10.00 itibarıyla pilot alarak rıhtımdan ayrılmak suretiyle kanalda 10 knot süratle çıkmak suretiyle ve pilotu indirerek liman sahasından ayrılmayı gerçekleştirdiğini, maalesef, 23.01.2021 tarihinde yaklaşık 05:30 sularında korsan saldırısı  gerçekleştiğini tüm personel ...'e (emniyetli çelik kapılı oda/panik odası) saklandığını, ... (panik/kaçış odası) içinde yaklaşık 30-40 dakika geçtikten sonra korsanlar tarafından yerleri tespit edilmiş; korsanların 6.5 saat boyunca kapıyı açmak için çeşitli araç, gereç ve kalaşnikof ile açmaya çalıştıkları; kesme taşı (spiral motoru) ile devam etftikleri ve arada silah ile ateş ettikleri anlaşıldığını, Son 30 dakikada açtıkları delik genişletildikten sonra silahla içeri ateş açıldığı, Azerbaycan vatandaşı 2. mühendis kalbinden vurulduğundan hayatını kaybettiği anlaşıldığını, Korsanların kesme taşı ile kesmeyi bitirdikleri sırada açılan delikten ...'in çelik kapısından içeri girdikleri, tavana birkaç el ateş ettikleri, arbede ile açtıkları delikten personeli çıkardıkları; bu esnada o delikten çıkarken 4.kaptan ...'in bacağının derinden yarıldığı; aynı zamanda yere de kalaşnikof ile sıktıklarında seken kurşunun gemide makineci yağcı (...) posizyonunda görevli olan ...'ın  karnına saplandığı; Baş Mühendis İlnan ...'ün ise korsanlardan kaçarak saklandığı, bu sırada düşerek elinden yaralandığı ve korsanların kendisini bulamadığını, Korsanların makine kontrol odasında rehine pozisyonunda bütün mürettebatı (baş mühendis hariç) sıraya dizdiği, kendilerine bağırıldığı; hakaret edildiği (you are idiots - aptallar vs.) sonra tek sıra halinde bulunan tüm personeli geminin ana güvertesine çıkardıkları; o esnada güverteye çıkar  çıkmaz süvarinin kim olduğunu sordukları ve onu bir korsanın alıp yaşam mahalline içeri götürdüğü, bu esnada geminin iskele tarafından silah zoruyla pilot çarmıhı açarak ve tek tek personeli indirmeye başladıktan sonra ...'e pozisyonunu sordukları; 3 aylık bebeği olduğu, korsanlara kendisine zarar vermemeleri için yalvardığı (görüldüğü üzere |nolu davacı kendi ifadesinde dahi çok korktuğunu, psikolojisinin bozulması nedeniyle ve ailesi ve bebeğinin geleceği nedeniyle yalvardığını saklamamaktadır) kafasına silah dayandığı; ağladığı ve yerde çömelmiş vaziyette iken yağcı Bahadır Usta'nın (3 nolu davacı) da başına kalaşnikof silahı dayandığı; yağcı ...'yı karnında kurşun olduğu için bıraktıkları; kalan son İki korsan gemiden İnmeden önce ... ve ...'e tokat atarak süvari ... ve diğer personeli yanlarına fidye maksadıyla aldıkları düşünülerek gemiden ayrıldıklarını, Davacılara göre, gemiden ayrılmakta olan korsanları yukarı bağırıp gemiye saldırı esnasında çıkmak için kullandıkları ucu tahtadan kanca yapılmış olan alüminyum merdiveni geri atılmasını İstemeleri üzerine bu istemin  ... tarafından yerine getirildiği; korsanlar uzaklaştığı sırada yağcı Bahadır Usta ile köprü üstüne koştukları; cihazları ve vaziyeti gördükten sonra ...'nın, baş mühendisi çıkarması için aşağıya gittiği, ...'in miyar güverteye çıkarak antenleri kontrol ettiği sadece vhf ve mf/hf telsiz olduğu antenleri sağlam göründüğü; bunlar dışında kalan diğer antenler başlıca;..., ....,...antenlerinin kablolarının kesik olduğunu gördükten sonra ...ve ...'den (haberleşme cihazları) distress (tehlike) sinyali yolladığı ve ... cihazını muhafazasından çıkararak (... - acil yer belirleme sinyal göndericisi) aktif hale getirdiği, ...'den “may day” (acil yardım) yardım çağrısında bulunduğu; V işaret flamasını (... yardıma muhtaç) toka ettiği: köprüüstü mail bilgisayarının kablolarını takıp bir şekilde çalıştırdığı; zaten mini kasa olduğu için korsanların almadıkları fakat, back-up (destek) bilgisayarının arkadan kabloları kopuk ve ana laptop'un da çalındığı ve converter odasından geminin internetini kontrol ettiği: köprüüstünde aynı esnada radarları çalıştırdığı; radarların menzilini ...'ye alarak, etrafta gemi olup olmadığını araştırdığı; deniz kontrol edildiğinde bir tane echo/geminin bile etrafta bulunmadığını tespit ettiklerini, gemi kurtarmaya hak kazanabilmek için gereken “gönüllülük” şartı dışında, geminin korsan saldırısı  sonrası bırakılan ölü 2. mühendis, yaralı yağcı, bir baş mühendis ve bir 3.zabifan ile navigasyon cihazları, ... emniyet cihazları, bazı haberleşme cihazları, makine dalresindeki cihazlar kurşunlarla tahrip edilmiş iken, TTK hükümlerinde belirtilen donanım ve makine itibarıyla denize elverişli olmayan bir konumda bulunmaları sebebiyle seyir ve emniyet yeterliliği olmayan bir geminin açık denizde hayattaki 3 personel ile bir “deniz tehlikesi” altında olduğunu,  Öncelikle ... (yeni adı...) gemisi üzerine tedbiren ihtiyati haciz konulmasına ve seferden men kararı verilmesine, Davacılar ..., ... ve ..., gemiyi emniyetli bir limana götürmeyi başararak gemi ve içindeki konteynerler ile içindeki yükleri kurtarmak suretiyle bir kurtarma ücretine hak kazanmış olması nedeniyle hakim tarafından kurtarılan değerlerin tespiti yoluyla takdir edilecek bir makul ücretin donatan tarafından davacıya ödenmesi yönünde, takdir edilecek ücretin yapılacak bilirkişi incelemesi sonrasında tespit edilebilmesi mümkün olacağından belirsiz alacak davası olarak fazlaya İlişkin haklar saklı tutulmak suretiyle her davacı için şimdilik 5.000-TL olmak üzere toplam 15.000-TL tutarında kurtarma ücretinin kurtarma faaliyetinin gerçekleştiği 23.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi İle birlikte davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Borealis dava konusu geminin hiçbir dönemde maliki, kiracısı, yöneticisi veya işleteni sıfatını haiz olmadığını, Borealis bakımından donatana izafeten dava açılamayacağını, ...bakımından açılan dava ise ancak donatana izafeten kendisine temsilci sıfatıyla yöneltilmiş olur ve...’e TTK m. 105/3 uyarınca mali bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi olmadığını, davacıların belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, Gemi ihtiyaten haczedilemez, koşulları oluşmadığını, öncelikle kurtarma ücreti alacağı olmadığını, davacılar, sözde alacaklarının parasal değerine ilişkin kanaat oluşturucu delil sunmadığını,  davacıların kurtarma ücreti talep edemeyeceğini,  müvekkilinin Borealis dava konusu geminin hiçbir dönemde maliki, kiracısı, yöneticisi veya işleteni sıfatını haiz olmadığını,  dolayısıyla donatana izafeten kendisine husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını,  davanın reddi gerektiğini, mevcut uyuşmazlığın çözümünde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını,  gemi üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesi için gereken şartlar mevcut değildir ve sözde gemi alacağının verdiği kanuni rehin hakkı 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle düşmüştür.Davacıların hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/10/2022 tarih ve  2022/328 Esas - 2022/572 Karar sayılı kararında; \"Mahkemenin görevi HMK'nun 114.maddesi gereğince kamu düzeni ile ilgili bir dava şartı olduğundan, HMK'nun 115.maddesine göre yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir.Mahkememiz Deniz Hukukuna ilişkin ihtilaflara bakmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemesi adıyla kurulmuş olup, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 5.maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1.Dairesinin 10/07/2012 tarih ve 1888 sayılı kararıyla Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ile davacılar  ile ... firması arasında 27.11.2020 tarihinde İstanbul'da hizmet sözleşmesi imzalandığını, geminin korsan saldırısına uğradığını,  3 kişinin hayatta kalarak gemiyi ve içindeki yükleri emniyet altına aldıklarını,  saldırı sonrası hizmet sözleşmesinin fiilen ortadan kalkmış olduğunun kabulünün gerektiğini, bu nedenle davacıların kurtarma ücreti alacağına hak kazandıklarını belirterek tespit edilecek kurtarma alacağının tahsili isteği ile eldeki davayı açtığı görülmüştür.Görevli mahkeme taraflar arasındaki temel ilişkiye göre belirlenecek olup taraflar arasında  arasında hizmet ilişkisi bulunmaktadır. Dava konusu geminin yabancı bayraklı olması nedeniyle uyuşmazlığa Türk Borçlar Kanununun 393 ve devamı maddelerinde düzenlenen hizmet sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 25/11/2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1. Maddesinde  İş Mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere bakar.\"düzenlemesinin bulunduğu, benzer nitelikte olaya ilişkin olarak  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi nin  2022/931 Esas 2022/1022 Karar sayılı ilamı ile,korsan saldırısı nedeniyle meydana gelen maddi  ve manevi tazminat  isteği ile açılan davada  Mahkememizce verilen görevsizlik  kararının istinaf incelemesinde  başvurunun esastan reddine karar verildiği,  davacının geminin donatan ve işletenine karşı açtığı davada tazminat isteğini kurtarma alacağı olarak nitelemesinin görev tayinin de esas alınamayacağı, buna göre uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği  anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,İstanbul İş Mahkemelerinin  görevli olduğunun TESPİTİNE,2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul İş  Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme dosyasından verilen 06.10.2022 tarihli karar ile; mahkemenin görevsizliğine ve davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğuna karar verildiğini, işbu kararın tarafa 14/11/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, kanuni süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, şöyle ki;<br>Her ne kadar taraflar arasında akdedilmiş bir iş akdi bulunsa da, korsan saldırısı esnasında iş akdinin askıya alındığını, dolayısıyla yargılama konusu olay esnasında ve sonrasında, işin devamı için gerekli niteliklere sahip bir iş yeri ve iş akdinin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğini, işveren, işçilerinin çalışması için güvenli ve işe yeter nitelikler barındıran bir iş yerinin sağlamakla yükümlü olduğunu, davalı tarafa ait gemi, yaklaşık 20 adet kalifiye elemanı ile çalıştığını ve bu personellerin her biri alanında uzman kişiler olduğunu, bilindiği üzere bir gemi, seyir halinde iken bakımı hatta onarımı gereken birçok makineden oluştuğunu, her bir makinenin bakımının ise farklı uzmanlıklar gerektirdiğini ve bu sebeple gemide bulunan personellerin neredeyse her birinin farklı uzmanlığa sahip olduğunu, bunlara örnek olarak kaptan, yağcı, mühendis, çarkçı gibi personellerin verilebileceğini,Türk Borçlar Kanunu'nun \"İş araç ve malzemeleri\" başlıklı 413/1. Maddesinin; aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa, işveren işçiye bu iş için gerekli araçları ve malzemeyi sağlamakla yükümlüdür\" düzenlemesi bulunduğunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun \"İşverenin genel yükümlülüğü\" başlıklı 4. Maddesinin; \"(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.\" düzenlemesini içerdiğini, aynı kanunun \"Risklerden korunma ilkeleri\" başlıklı 5. Maddesinin  (1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.\" düzenlemesini içerdiğini,Paylaşılan madde metinlerinden de anlaşılacağı üzere, işverenin; işçiye, işi görmeye yeter şartlarda bir iş yerini sağlamakla yükümlü olduğunu,dava konusu korsan saldırısı gerçekleştiği esnada ve sonrasında, müvekkillerinin iş akdinin askıya alındığını, zira gemideki kalifiye elemanların neredeyse tamamının korsanlar tarafından kaçırıldığını, birinin öldürüldüğünü, biri müvekkili olmak üzere birkaçının yaralandığını ve birçok makine, iletişim cihazı gibi işin görülmesini sağlayan unsurların zarar gördüğünü, kullanılamaz hale geldiğini, hal böyle olunca, müvekkillerin iş yeri, işin görülmesini sağlar nitelikleri barındırmayan bir hale geldiğini, bu sebeple korsan saldırısı esnasında ve sonrasında iş akitlerinin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğini, kaldı ki bu iddiaların yargılamayı gerektirdiğini ve yalnızca taraflarca imzalanan bir iş akdinin varlığı sebebiyle iş mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davaya bakmakla görevli mahkemenin denizcilik ihtisas mahkemeleri olduğunu, mahkemenin gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olup dava konusu uyuşmazlığın iş mahkemelerinin görev alanına girdiğinin kabul edilemez olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/2. Maddesinde \"Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.\" denilerek HSK'ye birden fazla ticaret mahkemelerinin bulunduğu yerlerde mahkemelerden bir veya birkaçını deniz ticareti ve deniz sigortalarından doğan uyuşmazlıklara bakmakla görevlendirme yetkisinin verildiğini,  akabinde HSK, 08.09.2014 tarih, 1945 sayı ve 06.10.2021 tarih, 730 sayılı kararlarıyla, İstanbul ilinin mülki sınırlarında, deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevlendirildiğini, huzurdaki davada talebin, müvekkillerin çalıştıkları gemide, yine müvekkiller tarafından yapılan kurtarma faaliyeti neticesinde geminin güvenli limana ulaştırılması sebebiyle müvekkillerin hak kazandığı kurtarma alacağı olduğunu, kurtarma kavramının, Türk Ticaret Kanunu'nun \"Deniz Ticareti\" başlıklı Beşinci Kitabı'nın \"Deniz Kazaları\" başlıklı Beşinci Kısmının \"Kurtarma\" başlıklı Üçüncü Bölüm'ünde tanımlandığını ve sonuçlarının düzenlendiğini, bu sebeple, huzurdaki davanın konusunun kanunen \"Deniz Ticareti\"ne ilişkin olduğunu ve davaya bakmakla görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olduğunu, Müvekkiller ile davalılar arasında iş sözleşmesi kurulmuş olmasının, davanın niteliğini değiştirmeyeceğini, huzurdaki davanın konusunun denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girdiğini, yerel mahkemece verilen görevsizlik kararına gerekçe gösterilen sebeplerden biri olan taraflar arasında akdedilmiş bir iş sözleşmesinin bulunmasının aralarındaki uyuşmazlığın niteliğini iş/borçlar hukukundan kaynaklı hale getirmeyeceğini, nitekim, müvekkillerin çalıştığı gemiye bir korsan saldırısının gerçekleştiği ve müvekkillerin faaliyetleri sonucu geminin güvenli limana ulaştırıldığı konusunda herhangi bir uyuşmazlığın olmadığını, ancak yerel mahkemenin bu hususu gözetmeksizin salt taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunması sebebiyle iş mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiğini, huzurdaki davanın TTK m.1298 ve devamında düzenlenen maddelerden kaynaklı kurtarma alacağına ilişkin olduğunu, Mahkemenin görevsizlik kararına gerekçe olarak gösterdiği istinaf ilamının, huzurdaki uyuşmazlık ile aynı konuya ilişkin olmadığını, yerel mahkeme, bir diğer gerekçe olarak İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/931 E. ve 2022/1022 K. Sayılı kararında \"korsan saldırısı nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi tazminat isteği ile açılan davada görevsizlik kararının onandığı\" hususunun gösterildiğini, mahkemece gerekçe gösterilen istinaf ilamının tarafa ulaşmadığını, ancak ilamın yerel mahkeme kararında paylaşılan kısmından da anlaşılacağı üzere, istinaf ilamına konu davanın, maddi ve manevi tazminat istemiyle açıldığını, huzurdaki davanın konusunun TTK m.1298 vd. düzenlenen kurtarma alacağına ilişkin olduğunu, kurtarma alacağına ilişkin uygulanacak hukuk kurallarının TTK m.1298 vd. düzenlendiği konusunda duraksamanın bulunmadığını, maddi-manevi tazminat istemli davaların tabi olduğu hukuki rejim ve bu türdeki davalara uygulanacak hukuk kurallarının huzurdaki davaya uygulanacak hukuk kuralları olamayacağını, maddi-manevi tazminata uygulanacak kuralların Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlendiğini, kurtarma alacağı ile neredeyse tamamen farklı şartlar altında talep edilebileceğini, bu farklardan en belirgini ise TTK m.1304/1 uyarınca; zarar/kusur/illiyet bağı aranmaksızın, faydalı sonuç vermiş her türlü kurtarma faaliyetinin kurtarma ücreti istemine hak kazandıracağının düzenlemesi olduğunu, ancak maddi-manevi tazminat taleplerinde, kurtarma ücretindeki durumun aksine, zarar/kusur/illiyet bağı araştırılmasının yapılması gerektiğini, Açıklanan sebeplerle, yerel mahkemenin görevsizlik kararı verirken göstermiş olduğu gerekçelerin usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu,İleri sürülen sebeplerle; istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.10.2022 tarih, 2022/328 E. ve 2022/572 K. Sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasını ve yargılama yapmak üzere dosyanın yerel mahkemeye iade edilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu istemin, TTK’nın deniz ticareti kitabında düzenlenen ve deniz ticaretine ilişkin kurtarma ücreti istemi olduğunu, bu nedenle işbu uyuşmazlık bakımından İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin uyuşmazlıkları görmek adına bazı illerde Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin kurulacağının düzenlendiğini, bu doğrultuda İstanbul ili sınırları içerisinde deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıklar, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, anılan mahkemenin kurulmasındaki amaç deniz ticaretine ilişkin kavram ve düzenlemelerde ilgili mahkemenin uzmanlaşmasını ve belirlenen konulardan doğan tüm uyuşmazlıkların aynı mahkemede görülerek içtihat birliğinin sağlanmasını, bu itibarla TTK m. 5(2) hükmünün gerekçesinde geçen ve bir yargı çevresinde Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin kurulmasının amacını gösteren şu kısma değinildiğini: “Böyle bir görevlendirme yapılmışsa, o mahkeme veya mahkemeler başka hiçbir ticarî davaya bakmayacak, münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası ile ilgili davaları görecektir. (…) bu hükümlerden doğan davalara da aynı mahkemelere bakılması mahkemenin gerçek anlamda uzmanlaşmasını sağlayacağı gibi, tek bir olaydan doğan çeşitli uyuşmazlıkların (örneğin çatma, deniz kirliliği, enkaz kaldırma, sigorta) farklı mahkemelerde görülmesi gibi amaca aykırı bir sonucu da önlemiş olacaktır.”İşbu davaya konu istem kurtarma ücreti olup TTK m. 1304 hükmü ve devamında düzenlendiğini ve tamamen deniz ticaretine özgü bir istem olduğunu, nitekim bu hususun Doç. Dr. ...’in kitabında Kurtarma Ücretinin Hükmü başlığı altında şu şekilde belirtildiğini; “Deniz Hukuku’na, hatta daha da doğrusu denize has bir kurum olan kurtarmanın hukuki mahiyetinin, klasik teoriler ile açıklanması mümkün ve isabetli olmadığı gibi, Deniz Hukukunun bazı kavramları veya uygulamaları ile açıklamak dahi fazla bir katkı sağlamayacaktır. (…) Kurtarma, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, denizin getirdiği ihtiyaçlardan doğan ve Deniz Hukuku’na has bir kurumdur. İhtiyaçlar sebebi ile teşvik edilmesi, muhtemel suiistimallere karşı ise denetlenmesi gereken bir hizmettir.”Görüldüğü gibi doktrinde de kurtarma ücreti istemi deniz ticaretine has bir istem olarak kabul edildiğini, bu çerçevede deniz ticareti ile bu denli iç içe olan bu kavrama ilişkin hukuki uyuşmazlıkların incelemesinin de bu alanda uzmanlaşmış olan Denizcilik İhtisas Mahkemeleri önünde yapılmasında hukuki yararın olduğunu, somut uyuşmazlık bakımından, kabul anlamına gelmemek üzere, hem davacıların korsan saldırısı sonrasındaki eylemlerinin kurtarma faaliyeti oluşturup oluşturmadığını hem de kurtarma ücretine hak kazandırıp kazandırmadığının incelemesinin, bu konuda uzmanlaşmış olan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılması gerektiğini, nitekim İstanbul ili içerisinde, kurtarma ücreti istemlerinin her zaman İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi önünde incelendiğini, buna örnek olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.12.2019 tarihli ve 2018/2760 E., 2019/7872 K. sayılı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 08.06.2018 tarihli ve 2016/9729 E., 2018/4427 K. sayılı kararlarının (“EK-4”) gösterilebileceğini,Açıklamalar kapsamında, davacıların kurtarma ücreti isteminde bulunduğu işbu davada Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin görevli olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, mahkemenin görevli olduğuna karar verilerek dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, işbu dava konusu kurtarma ücreti isteminin iş sözleşmesinden doğan bir tazminat talebi olarak değerlendirilmesinin ve bu nedenle iş mahkemelerinin görevli olduğunun tespitinin yasaya ve usule aykırı olduğunu,Dilekçenin 1 numaralı başlığında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere işbu davadaki uyuşmazlığın konusunun kurtarma ücreti olduğunu, oysaki yerel mahkemenin, benzer nitelikli bir olay diyerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 2022/931 E. 2022/1022 K. sayılı bir ilamına dayandığını ve  “korsan saldırısı nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi tazminat isteği ile açılan davada Mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesinde başvurunun esastan reddine karar verildiği” değerlendirmesinde bulunduğunu,  her ne kadar yerel mahkemenin atıfta bulunduğunu istinaf kararı taraflarınca bulunamadıysa da ilgili karara konu davada davacının maddi ve manevi tazminat isteğinin söz konusu olduğunu, oysaki huzurdaki davada davacıları kurtarma ücreti talep ettiğini, bilindiği gibi tazminat borcunun ortaya çıkması için öncelikle tazminat talebinde bulunan kişinin bir zarara uğramış olması gerektiğini, davacıların dava dilekçelerinden de anlaşılabileceği gibi davacıların uğradıkları bir zarar olmayıp talep sonucunda da herhangi bir zararlarının giderilmesi isteminde bulunmadıklarını, aksine davacıların, kabul anlamına gelmemek üzere, iş sözleşmesinin de facto ortadan kalktığı ve geminin ...’a ulaştırıldığı iddiası ile TTK m. 1304 vd. hükümlerinde düzenlenen kurtarma ücretini talep ettiklerini, davacıların iş sözleşmesinin de facto ortadan kalktığına ilişkin iddiasının hukuken hiçbir dayanağının olmadığını, iş sözleşmesi tahtında aldıkları hastalık ödeneği de düşünüldüğünde bu iddianın dürüstlük kuralına aykırı olduğunun da ortada olduğunu, davacıların donatan ile akdettikleri iş sözleşmesi tahtında yükümlülüklerini yerine getirdiklerini ve bu itibarla gönüllü olarak hareket etmediklerini ve kurtarma ücretine hak kazanmadıklarına dair cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalara ve İngiliz hukuku uyarınca da kurtarma ücretine hak kazanılmadığına ilişkin uzman görüşüne atıfta bulunduğunu, cevap dilekçesi ekinde sunulan TİS ve Türk Ulusal Sözleşmesi hükümlerinde ve iş akitlerinde korsan saldırısının iş sözleşmesini sona erdireceğine ilişkin hiçbir düzenlemenin de olmadığını, tüm bu hususların tespiti ile kurtarma ücretine hak kazanılmadığının tespiti ancak Denizcilik İhtisas Mahkemesi tarafından değerlendirilebilecek bir konu olduğunu,Her ne kadar yukarıda açıklandığı üzere hukuken tümüyle dayanaksız da bulsak, Davacılar kurtarma ücreti isteminde bulunduklarından işbu davada uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden doğan bir alacağın tahsili talebi olmadığını, nitekim açıklandığı üzere TİS ve Türk Ulusal Sözleşmesi hükümlerinde ve iş akitlerinde de korsan saldırısının kurtarma ücretine hak kazandıracağına dair hiçbir hüküm olmadığını, davacılar ve davalılar arasında her ne kadar hizmet sözleşmesi olsa da uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görülebilmesi için aynı zamanda 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (“7036 sayılı Kanun”) 5. maddesi uyarınca, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan bir uyuşmazlık bulunması gerektiğini, bu yönde: “(…) işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın hizmet sözleşmesinden veya İş Kanunu’ndan kaynaklanan bir uyuşmazlık olması gerekir. Diğer bir ifadeyle işçi ile işveren veya işveren vekili arasında hizmet sözleşmesi dışındaki sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda iş mahkemeleri görevli değildir.” (Ayşe, K. (2010). İş Mahkemeleri ve İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri. Türkiye Barolar Birliği Dergisi, (86). s. 388. (EK-5) “Bu noktada, her ne kadar taraflar iş sözleşmesi nedeniyle hali hazırda işçi ve işveren sıfatlarını haiz olacaksa da, uyuşmazlık iş ilişkisinden değil, kira sözleşmesinden kaynaklandığından, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesi görevli olmaz.” (Mutlay, F., Işık, M., 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Uyarınca Görev, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 68 (2019), s. 612) (“EK-6”)Ne var ki, kabul anlamına gelmemek üzere, davacıların kurtarma ücretine hak kazandıklarına dair iddialarının TTK’dan kaynaklandığını, hizmet sözleşmesinden doğmadığını,  yerel mahkemece iş sözleşmesinin de facto sona erdiği iddiası reddedilerek, davacıların hizmet sözleşmeleri tahtında hareket ettiklerinin, gönüllü olmadıklarının ve bu sebeple kurtarma ücretine hak kazanmadıklarının tespitinin gerektiğini, nitekim bu hususun tespiti akabinde kurtarma ücretine hak kazanılmadığının otomatik olarak tespit edilmiş olacağını, davacıların davası bir maddi manevi tazminat talebine ilişkin olmadığına göre uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklandığının tespiti halinde, kurtarma faaliyeti bulunmadığı hemen tespit edilmiş olacağını ve davanın reddedileceğini, diğer bir ifadeyle, mahkeme bu uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklandığı değerlendirmesinde bulunduğu anda, cevap dilekçesinde açıklandığı üzere davacıların iş sözleşmesi uyarınca hareket ettiğinin tespit edildiğini ve bizatihi bu sebeple TTK m. 1298/4-b ve c uyarınca kurtarma söz konusu olamayacağından davayı reddetmesi gerektiğini,Görüldüğü gibi uyuşmazlığın konusunun deniz ticareti ile ilgili olduğunu ve TTK’nın deniz kitabında düzenlendiğini, buna rağmen, mevcut davada adeta bir maddi manevi tazminat davasıymışçasına değerlendirme yapılarak görevsizlik kararı verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu,<br>İleri sürerek;  açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulünü, mahkemenin görevli olduğuna karar verilerek dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacıların  ... isimli geminin uğradığı korsan saldırısında, gemiyi   ve içindeki yükleri emniyet altına alararak, güvenli şekilde limana ulaştırdıkları iddiasına dayalı olup, kurtarma alacağının tespiti ile geminin maliki ve donatanı olan ... firmasından tahsili istemi ile, malik ve donatana izafeten onun acentesi olduğu ileri sürülen davalılara karşı açılmış olup, mahkemece uyuşmazlığın davacılar ile donatan arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı ve davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.854 sayılı Deniz İş Kanununun 1. maddesine göre; \"Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır.\" 25.11.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1. maddesine göre ise; \"İş Mahkemeleri; 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı TBK nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere bakar.\" Bu nedenle yabancı bayraklı gemide çalışan gemi adamları Deniz İş Kanunu kapsamında bulunmamakta olup, TBK'nın 393. maddesinde düzenlenen hizmet sözleşmesi hükümleri kapsamında bulunmaktadır.6102 Sayılı TTK'nun \"Deniz Ticareti\" başlıklı beşinci kitabının, beşinci kısmının üçüncü bölümünde kurtarmaya ilişkin hükümler düzenlenmiş olup, bu bölümün  kurtarma faaliyeti başlıklı 1298/1 fıkrası uyarınca; seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur ve onun hakkında bu bölüm hükümleri uygulanır. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca “su aracı” teriminin kapsamına, her türlü gemi ve seyrüsefere elverişli yapı girer; “eşya” terimi ise, kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmiş olmayan her türlü şey ile hak kazanılmış olmayan navlun alacağını ifade eder. Hükmün dördüncü fıkrasında eşya terimine; deniz yataklarındaki mineral kaynakların keşfi, çıkartılması veya işlenmesi amacıyla kullanıldıkları sürece sabit  veya yüzer platformlar ile açık deniz sondaj birimleri ile Deniz yatağında bulunan prehistorik, arkeolojik veya tarihi değeri olan kültür eserleri girmez. Hükmün son fıkrasında ise kurtarma faaliyeti teriminin kapsamına girmeyecek faaliyetler düzenlenmiş olup, buna göre; kurtarma faaliyeti terimine; su aracının malikinin veya kaptanının yahut araçta bulunmayan ve bulunmuş olmayan eşyanın malikinin açık ve  makul olarak karşı koymasına rağmen yürütülen faaliyetler, tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetler ve tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetler, girmez. 6102 Sayılı TTK'nun \"Deniz Ticareti\" başlıklı beşinci kitabının \"Gemi Alacakları\" başlıklı altıncı kısmında yer alan 1320/1 fıkrası uyarınca; geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş olan  alacaklar  sahiplerine “gemi alacaklısı hakkı” verir, fıkranın c bendi uyarınca  kurtarma ücreti sahibine gemi alacaklısı hakkı verir. Hükmün  son fıkrasına göre  Türkiye’de yargı yoluyla ileri sürülen bir alacağın gemi alacaklısı hakkı verip vermediği, Türk hukuku uyarınca belirlenir. <br>TTK'nın 1352/1-c bendinde ise kurtarma faaliyeti veya her türlü kurtarma sözleşmesi, çevre zararı tehdidi oluşturan bir gemi veya gemideki eşya  ile ilgili kurtarma faaliyeti için ödenecek özel tazminatın deniz alacağı olduğu düzenlenmiştir. <br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; her ne kadar mahkemenin davacılar ile donatan arasındaki ilişkinin hizmet akdi olduğu yönündeki tespit doğru ise de; davacılar tarafından hizmet sözleşmesine dayalı alacak veya tazminat talebinde bulunulmadığı, davacıların korsan saldırısına uğrayan gemiyi ve içerisindeki yükü güvenli şekilde limana yanaştırdıklarını ileri sürerek TTK'nun 1298 ve devamı maddeleri kapsamında kurtarma alacağı oluştuğunu ileri sürdükleri, TTK.'nun 5 maddesine göre; asliye ticaret mahkemelerinin, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevli olduğu, TTK’nun beşinci kitabında \"Deniz Ticareti\" başlığı  altında yapılan düzenlemelere ilişkin  davaların ise denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girdiği, buna göre davacıların eyleminin kurtarma faaliyeti mahiyetinde olup olmadığını, kurtarma faaliyeti mahiyetinde ise TTK'nun 1304 ve devamı maddeleri kapsamında kurtarma alacağının varlığını, bu alacaktan davacılara karşı kimlerin sorumlu olduklarını ve alacağın miktarının ne olduğu hususlarında yargılama yapma görevinin denizcilik ihtisas mahkemesine ait olduğu, mahkemece bu çerçevede işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile;İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2022 tarih ve  2022/328 Esas ve 2022/572 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"395aa84207a527ae","SID":"8fbf9960024c722a"}}