{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2365 Esas<br>KARAR NO:2025/1202 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO:2019/286 Esas - 2021/972 Karar<br>TARİHİ:16/12/2021<br>DAVA TARİHİ:24/05/2019 <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>DAVA TARİHİ:10/06/2019<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>DAVA:Alacak  (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>DAVA TARİHİ:30/07/2019<br>KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili işbu dava ve ve birleşen İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2019/294 - 295 - 296 Esas sayılı dosyalarında dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirketten optik ürün ve cihazlar satın aldığını; satın alınan bu ürünlerden miatları geçmiş ya da yakın olanların iade edildiğini; aradaki ilişkinin bu şekilde süre geldiğini; iade edilen ürünlerin bedeli düşüldükten sonra kalan ürün ve cihazların bedellerinin davalıya ödendiğini; ancak bir süre bu şekilde devam eden ilişkinin sonunda davalı tarafın müvekkili tarafından kesilen iade faturalarını kabul etmediğini, emtiaları geri almadığını; bu emtialar için geri ödenen bedelleri de iade etmesi gerekirken etmediğini belirterek;Kök dosyamız yönünden, 18/02/2019 tarihli ... nolu iade faturası / 29/03/2019 tarihli ... nolu iade faturası / 29/03/2019 tarihli ... nolu iade faturası / 29/03/2019 tarihli... nolu iade faturasına dayalı olarak ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını,Birleşen İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2019/294 Esas sayılı dosyasında 26/04/2019 tarihli OPK 2019000004315 nolu iade faturasına dayalı olarak,... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını,Birleşen İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2019/295 Esas sayılı dosyasında 26/04/2019 tarihli ... nolu iade faturasına dayalı olarak,... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, Birleşen İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2019/296 Esas sayılı dosyasında 26/04/2019 tarihli ... nolu iade faturasına dayalı olarak,... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, <br>Davalı şirketin bu iade faturalarına dayalı ödeme emirlerine süresi içinde itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğunu; itirazın haksız olduğunu, aralarındaki ticari ilişkiye uygun olmadığını belirterek, icra dosyalarına yapılan itirazların iptaline, takiplerin devamına ve davalıdan %20 icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep etmiş;Birleşen mahkememizin 2019/483 Esas sayılı dosyası yönünden ise, 23/11/2017 tarihli ... numaralı iade faturası düzenleyerek davalıya gönderdiklerini ancak davalının iade faturasını kabul etmediğini, faturaya dayalı emtiaları da iade almadığını belirterek emtiaların değeri olan 56.781,59 TL'nin temerrüt tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini; Talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ürettiği ve ithal ettiği ... ürünlerinin davacı tarafından satın alındığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasındaki hukuki ilişkide münhasırlık bulunmadığını; davacı şirketin 2018 yılının başlarında sahibi olduğu \"...\" isimli internet gazetesi üzerinden müvekkili şirket aleyhine asılsız iddialarda bulunmaya başladığını, bunun yanı sıra müvekkili şirketi rekabet kurumu ve Sağlık Bakanlığı gibi kurumlara da şikayet ettiğini; bu şikayetlerin herhangi bir sonuç vermediğini; davacı iddialarının asılsız olduğunun idare kurumlar tarafından da kabul edildiğini; davacı şirket ortağı olan ...'nin bahsi geçen internet gazetesinde davalı şirketin ürünlerini satmayacağını üst üste yaptığı açıklamalarda kamuoyuna beyan ederek müvekkili şirketi ile olan ilişkisini fiilen sona erdirdiğini; tüm bu gelişmeler sonrasında 30/10/2018 tarihinde davacı şirkete bir ihtarname gönderdiklerini, ihtarnamede, kamuya yapılan açıklamalar ile müvekkili şirket ile ilişkisini sona erdirmesi ve ayrıca müvekkili şirket aleyhine şikayet ve açıklamalar bulunması sebebiyle hukuki ilişkiye devam etmenin müvekkili şirket açısından imkansız olduğunun belirtildiğini ve hukuki ilişkisinin haklı nedenle sona erdirildiğini; davacı şirketin sözleşmenin feshi nedeniyle elinde kaldığını iddia ettiği ürünleri \" stok olarak \" adlandırmak suretiyle müvekkili şirkete iade etmek istediğini; iade faturalarını da icra takibine konu ettiğini; oysa müvekkili şirketin toptan satış yaptığı firmalardan sadece biri olan davacının asgari alım ve stok yapma yükümlülüğü bulunmadığı gibi, müvekkili şirketinde davacı şirkete karşı bir stok alma taahhüdü bulunmadığını; ticari ilişkide davacı şirketin müvekkili şirketten ne kadar mal alacağını ihtiyacına ve kendi iradesine göre belirlediğini; davacı şirketin hukuki ilişkinin sona ermesinden sonra elinde  kalan müvekkili şirket ürünlerini satabilecek durumda olduğunu, bu ürünlerin satışına engel olmadıklarını, engel olacak bir durumunda mevcut olmadığını; davacı şirket tarafından ilişkinin sona erdirildiğini, kendileri yönünden de ihtarnameyle bunun teyit edildiğini; davacı tarafın elinde tutup miadı sona ermiş ya da miadı sona ermek üzere olan malları iade etmek istediğini; bu tür malları almalarının mümkün olmadığını; kendilerine süresi içinde herhangi bir ayıp ihbarı gönderilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacıdan da %20 kötü niyetli takip tazminatı tahsiline karar verilmesini, itirazın iptalleri davalarında savunmuş; birleşen alacak davasında ise, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/12/2021 tarih ve 2019/286 Esas - 2021/972 Karar sayılı kararında;\"Dava, kök dava ve birleşen 8. Asliye Ticaret Mahkemesinden gelen davalar yönünden itirazın iptali, birleşen mahkememizin 2019/483 Esas sayılı dosyası yönünden ise alacak davasıdır.Kök ve birleşen dosyalarda icra takibine konu yapılan ve alacak davasında davaya konu yapılan alacaklar \" iade faturalarına \" dayalı alacaklar olup; taraflar arasında optik ürün ve cihaz satımı şeklinde bir akdi ilişkinin kurulduğu, davacının, davalı şirketten optik emtialar satın aldığı, taraflar arasındaki ilişkinin icra takiplerinden ve davadan önce sonuçlandırıldığı; davacının faturalandırdığı bir takım emtiayı davalıya iade etmek istediği, davalının iadeyi kabul etmediği; dava konusu olan alacaklarında bundan doğduğu ihtilafsız olup; taraflar arasındaki ihtilaf, itirazın iptali davaları yönünden icra takipleri esnasında davacının iade etmek istediği mallardan kaynaklı bir alacağının doğup doğmadığı doğmuşsa miktarlarının ne olduğu, birleşen alacak davasında da yine aynı şekilde dava tarihi itibariyle iade etmek istediği emtiadan dolayı bir alacağının doğup doğmadığı, doğmuşsa miktarının ne olduğu hususunda toplanmaktadır.Mahkememizce, icra dosyaları incelenmiş olup, mahkememizin kök dosyasındaki ... sayılı dosyasında 159.746,01 TL iade faturalarının toplamı bedel üzerinden,Birleşen Anadolu 8. ATM'nin 2019/294 Esas sayılı dosyasında ... sayılı dosyasında 506.177,21 TL'lik iade faturasının bedeli üzerinden,Birleşen Anadolu 8. ATM'nin 2019/295 Esas sayılı dosyasında ... sayılı dosyasında 53.845,73 TL'lik iade faturasının bedeli üzerinden,Birleşen Anadolu 8. ATM'nin 2019/296 Esas sayılı dosyasında ... sayılı dosyasında 672.744,62 TL'lik iade faturasının bedeli üzerinden,İcra takibi başlatıldığı, davalının her bir icra dosyasına \" borcum yoktur \" itirazı üzerine takiplerin durduğu, davalarında bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu görülmüş;....Tahkikat aşamasında öncelikle taraf tanıkları dinlenmiş olup; taraf tanıklarının müşterek beyanlarında, icra takiplerine konu edilen alacakların ve birleşen alacak davasına konu olan alacağın davacı tarafından iade edilmek istenip de davalının kabul etmediği optik emtialardan kaynaklandığı; bizzat davacı tanıklarının beyanlarına göre, bu optik emtiaların alındığı, üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen ayıp ihbarı gönderilmediği, satış aşamasına geldikçe firmalara ya da üçüncü gerçek şahıslara satışlarının yapıldığı ancak emtialardan bir kısmının miatlarının dolmuş olması ya da miatlarına çok az süre kalması sebebiyle müşteriler tarafından iade edildiği ya da satışının gerçekleşemediği; işte bu tür emtiaların davalıya iade edilip ödenen bedellerinin iadesinin istendiği; davacı tanıklarının beyanına göre taraflar arasındaki ilişkide önceleri benzer şekilde alınıp müşteriye satış esnasında miatlarının dolduğu ya da çok yaklaştığı belirlenen malların iadesi kabul edilirken; icra ya da dava konusu edilen emtialar yönünden iadenin kabul edilmediği ifade edilirken; davalı tanıkları taraflar arasındaki ilişki esnasında da hiç bir zaman satın alındıktan sonra 2 yıl kadar geçip de iadesi kabul edilen mal olmadığını; dava konusu edilen ya da icra takibine konu edilen ve yargılamaları bu dosya üzerinden devam eden emtiaları davacının satın aldığını, kabul ettiğini, ancak teslim aldıktan 2 yıl ya da bu civarda bir süre geçtikten sonra malları iade etmek istediğini; satın aldığı tarihte miatlarının dolmadığını, dolmaya yakın olmadığını; ellerinde bekletmeleri sebebiyle emtiaların bu duruma geldiğini; çok uzun olan bu bekleme süresi içinde de dava konusu edilip iade edilmek istenen bu emtialar yönünden miadın geçtiğine ilişkin herhangi bir ihbarın bulunmadığını belirttikleri görülmüştür.Ağırlıklı tanık beyanlarına göre, mahkememizce davacının, davalıdan optik emtiaları satın aldığı, uzunca bir süre geçip satış aşamasına getirdiğinde miatlarının dolduğu ya da dolmak üzere olduğunu belirlediklerini, bir an için aksi kabul edilip satın alma tarihinde ve fiilen teslim alındığında miatları yaklaşmış ise, davacının TTK 18/2 maddesi gereğince, basiretli bir tacir gibi kontrolü yapıp, TTK 23/3 maddesi gereğince de, \" malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belliyse iki gün içinde satıcıya ihbar etmesi \" gerekir. Davacının iddia ettiği \" emtianın miadının dolduğu ya da dolmasına yakın olduğu \" ayıbı açık ayıp olup, kontrol esnasında ortaya çıkabilecek ayıplardandır.Bu nedenle iki gün içinde davalıya durumun ihbar edilmesi gerekir. Davacı, bu şekilde bir ihtarı / ihbarı iddia etmemiş ispatta etmemiştir. Bu nedenle, davacının miadı dolan ya da dolması yakın olan emtiaları davalıya iade etme hakkı doğmamıştır. Dava ve birleşen dosyaların bu sebeple reddi gerekir.Bu husus mahkememizce tespit edildikten sonra yine de taraflar arasındaki ilişkide bu tür alım satımı gerçekleştikten uzunca bir süre sonra aynı sebepten dolayı gerçekleşen ve davalıca kabul edilen iadelerin bulunup bulunmadığı, bunun taraflar arasında teamül haline gelip gelmediği ticari defter ve kayıtlar üzerinden inceletilmiş olup; mali müşavir ... ve göz hastalıkları uzmanı ... tarafından hazırlanan müşterek raporda, taraflar arasında daha önce, teslim alındıktan sonra iade edilen herhangi bir emtiaya rastlanmadığı rapor edilmiştir. Mahkememizce özellikle davacı tarafa bu rapora nazaran yine de taraflar arasında benzer olaylarda teslim alındıktan uzunca bir süre sonra davacıya iade edilen emtia olup olmadığı, bunlara ilişkin kesilen iade faturaları olup olmadığı sorulmuş, bu yönde faturalar varsa mahkememize ibrazı için süre verilmiş ancak davacı taraf ibraz edememiştir. Bu nedenle, davacı ile davalı arasındaki evvelki ilişkilerde de teslimden çok sonra miadı dolmuş ya da dolmasına yakın emtiaların iade edildiği de ispat edilememiş olup; bu yönden de davanın reddi gerekmiştir.Bilirkişi raporunda, her iki taraf kayıtlarının birbirleriyle tam uyumlu olduğu, örtüştükleri, kök dosya dışındaki birleşen tüm dosyalarda davacı kayıtlarına göre de davacının alacaklı görülmediği; bir başka deyişle birleşen tüm dosyalardaki ilişkilerden dolayı da davalının borçlu gözükmediği; sadece kök dosyada davacının e-fatura uygulaması kullandığı, iade faturasının e-fatura olarak kesildiği, davalının defterlerine kayıtlı olduğu, bundan dolayı kök dosyadaki icra takibine konu faturalardan 126.489,69 TL (takip 159.746,01 TL idi.) olan faturaların davalının defterinde kayıtlı olmasına rağmen, davalının bunu kabul etmemesi halinde e-fatura ile \"iade faturasının iadesi\"nin kesilmesi gerekirken bu yola gidilmediği sebebiyle kök dosyada davalı tarafın icra takibi esnasında 126.489,69 TL borçtan sorumlu tutulabileceği raporda bildirilmişse de; mahkememizce raporun bu kısmına itibar edilmemiştir. Zira, davacının e-fatura ile istediği iade her ne kadar davalı kayıtlarına girmiş ise de, davalının hemen süresi içinde çektiği ihtarla gerek bu iade faturalarını gerekse diğer iade faturalarını kabul etmediğini açıkça bildirmiş olması karşısında artık faturayı e-fatura olarak değil de bir ihtarın ekinde davacıya göndermiş bulunmasının mahkememizce yeterli görüldüğü; taraflar arasında da ihtilafsız olan ve yukarıda tanıtılan olgular karşısında davacımızın süresi içinde davalıya herhangi bir ayıp ihtarı göndermediği, emtiaları kabul ettikten çok uzun bir süre sonra ( yaklaşık iki sene sonra ) iadeye çalıştığı; davalı da iade faturalarını da kabul etmediği, bunları ayrıca ihtar ekinde iade ettiği; davacının iddia ettiği iadeyi haklı kılacak taraflar arasında bir teamülün de oluşmadığı nazara alınarak hem kök dosyanın hem birleşen dosyalardaki davaların reddine karar verilmiş,İtirazın iptali konulu olan kök dosya ve birleşen İstanbul Anadolu 8. ATM'nin dosyalarında davalı taraf kötü niyetli takip tazminatı talep etmişse de, bunun şartlarının doğmadığı; taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmadığı, davacının haksız çıkmasının sebebinin süresi içinde davalı tarafa herhangi bir ihtar yapmadığı ya da teamülü ispat edemediği nazara alınarak kötü niyetli takip tazminatına hükmedilmemiş, iş bu dosya ve birleşen dosyalar yönünden aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur....\"gerekçesi ile,''İş bu davanın ve birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/295 Esas, 2019/294 Esas ve 2019/296 Esas sayılı dosyalarıyla birleşen mahkememizin 2019/483 Esas sayılı dosyalarındaki davaların REDDİNE,Davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin de şartları oluşmadığından dolayı REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan 13.10.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun hukuki uyuşmazlığı aydınlatmaya yetersiz ve eksik bir inceleme ile tanzim edilmiş olduğunu, bu doğrultuda verilen yerel mahkeme kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu,Bilirkişi Heyet Raporu kapsamında yapılan tespitler; hatalı ve eksik incelemelere dayandığından yasal süresi içerisinde itirazlarını sunduklarını ancak ilk derece mahkemesi tarafından itirazlarımız değerlendirilmediğini, mahkemenin 22.04.2021 tarih ve 7 nolu celsesinin (1) nolu ara kararı kapsamında dosya bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle ilgili bilirkişilere tevdi edilirken bilirkişi incelemesinin kapsamının da belirlendiğini, buna rağmen dosya kapsamında sadece ticari defterlerin incelendiğini,  onun dışında iade uygulaması ve taraflar arasında daha evvel iadeye konu olunan ürünlere dair hiçbir inceleme yapılmadığını, sadece bu yönüyle dahi raporun eksik olduğunu ve hükme esas teşkil edemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (18. syf) her ne kadar malzeme iadelerinin incelenmesi başlıklı bir bölüm bulunsa da; müvekkil şirket tarafından daha evvel davalı şirkete iadesi yapılan 2528 adet malzeme listesi gönderilmiş ise de, davalı tarafın bilgi vermemesi neticesinde inceleme yapılamadığını, bilirkişi raporunun 18. sayfasında; taraflar arasında başından beri miadı dolmuş ya da fatura tarihinden itibaren 2 yıl geçmesine rağmen taraflarınca iade edilip davalı şirket tarafından kabul edilen ürünlerin bulunup bulunmadığı incelenmek istenmişse de; bu hususun aslında incelenmediğini, çünkü davacı şirket tarafından daha evvel iadeye konu edilen 2528 adet ürün listesi hazırlanarak ilgili bilirkişilere iletildiğini ancak davalı şirket tarafından bu hususta bilgi verilmediği için bu hususun tamamen inceleme dışına bırakılmak istenildiğini, bu kapsamda ilk derece mahkemesi tarafından doğrudan yerinde inceleme yapılması şartıyla yeni bir inceleme günü belirlenerek söz konusu eksik hususların yeni bir rapor tanzim edilmek suretiyle giderilmesini talep ettiklerini, ancak mahkemece taleplerinin ve itirazlarının değerlendirilmediğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun sadece ticari bilirkişinin mail ile talep ettiği evraklar ve davalı şirketin de incelenmek üzere ilettiği evraklar üzerinden tanzim edilmiş olduğunu,Hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında asıl davada tespit edilen ve davacı şirket tarafından talep edilen iade fatura bedellerinin eksik hesaplandığını, taraflarınca her ne kadar ...nezdinde ... takip no ile 11.04.2019 tarihinde ve 159.746,01 TL bedelli icra takibi başlatılmışsa da; rapor'da miktar yönünden farklı bir hesaplama yapılarak; 11.04.2019 tarihinde kayıtlardan alacak miktarının 126.489,69 TL olduğu ve davalı şirketin kayıtlarında olmayan 3 adet fatura sebebiyle işbu rakamın tespit edildiğinden bahsedildiğini, ancak ilgili bilirkişi tarafından bu hususun eksik incelendiğini, iade faturaların zaten davalı şirket tarafından kayıtlara alınmak istenilmediğini, zaten bu durumun rapor'a da yansıdığını ve hatta davalı şirket tarafından tebliğ alınmak istenilmeyen iade faturaların TTK 1535/1. madde kapsamında tebliğ edilmiş kabul edildiğini, hal böyleyken; ilgili bilirkişinin davalı şirket kayıtlarında yer almadığından bahisle 3 adet faturayı hesaplamaya dahil etmemesinin  kabul edilebilir olmadığını,Bilirkişi raporu kapsamında birleşen davalar yönünden tespit edilen ve \"dava tarihi olan 10.06.2019 tarihinden önce söz konusu fatura kapsamında borç ve alacak ilişkisinin bulunmadığı\" yönündeki tespitin kabul edilemeyeceğini, işbu alacağın dayanağının iade faturalardan doğduğunu, bilirkişi raporunun bu kısmının fahiş bir inceleme hatasını ihtive ettiğini, birleşen dosyalar yönünden davaya konu bedellerin karşılığı malın davacı şirket tarafından davalı şirketten ilk etapta alındığını ve bedelinin ödendiğini, daha sonra söz konusu alıma sebep olan malların bir kısmının iade edildiğini ve bu kapsamda davacı şirket tarafından iade faturası tanzim edildiğini, işbu iade faturalarının davalı şirkete gönderildiğini ancak davalı şirket tarafından iade faturasına kaşı iade faturası kesilmek suretiyle davacı şirkete gönderildiğini, dolayısıyla matematiksel olarak bakıldığında taraf defterlerinde hesapların örtüşmesinin bu haliyle olağan olduğunu, burada göz önüne alınması gereken hususun davacı şirket tarafından en başta yapılan ödeme ve işbu ödeme kapsamında bir kısım malların iade edilmesi sebebiyle davacı şirketin katlandığı zarar olduğunu, ancak bilirkişi incelemesinde bu hususun gözetilmediğini ve Mahkemece itirazlarına ilişkin rapor alınmadığını,Hukuki uyuşmazlığı aydınlatmadan karara çıkartmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi incelelesine dahil edilmek istenilen sop kurallarının, daha önce davalı tarafından iddia dahi edilmemiş olduğunu, ilk kez 25.02.2021 tarihli duruşmada tanık anlatımları ile ortaya atıldığından, savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, yasal süresi içerisinde ortaya atılmayan bu iddianın ilk derece mahkemesi tarafından göz önünde bulundurulmamasının kabul edilemeyeceğini,Davalı şirketin dava konusu iade faturalarının bedellerinin ödenmemesine sebep olarak \"taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, herhangi bir tek satıcılık yahut münhasırlık sözleşmesi bulunmadığı, müvekkil şirketin stok yapma yükümlülüğü bulunmadığı, davalı şirketin stok malları geri alma yükümlülüğü bulunmadığı\" gerekçelerinin öne sürüldüğünü, hiçbir şekilde iade prosedürünün içeriğinden bahsedilmediği gibi, iadeye konu ürünlerin hangi şartlarda iadesinin kabul edileceğinin açıklanmadığını, ürünlerin miadının dolmasına 3 ay kala bir süreye kadar ve her şekilde ürünlerin satımından 2 yıl içerisinde iade edilmesi gerektiğinden ve özellikle ... adı verilen kurallardan bahsedilmediğini, öncelikle savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına tabi olan ve ilk defa davalı tanıkları tarafından ortaya atılan ... kuralları ve iade prosedürlerinin göz önünde bulundurulmaması gerekmekte iken ve özellikle davalı şirketin diğer müşterileri olan ilişkilerinde iade prosedürünün ne şekilde ilerlediğinin incelenmesi gerekmekte iken ve bu hususların tamamının taraflarınca Bilirkişi Raporuna karşı itiraz dilekçelerinde de açıkça beyan edildiğini, ilk defa tanık anlatımlarıyla öne sürülen ve tahkikat aşamasına geçilmeden ileri sürülmesi gerekmekte olan bu iddiaların, hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini,Hükme esas alınan tanık anlatımlarında yalnızca davalı yanın tanık anlatımlarına itibar edildiğini, davacı tanık anlatımlarına itibar edilmediğini, iadeye konu ürünler kapsamında taraflar arasında doğan uyuşmazlığın temelinin davalı şirketin işbu ürünlerin evrak tarihlerinin 2 yılı geçmesi sebebiyle iade alınmayacağı yönündeki haksız ve kötüniyetli tutumu olduğunu, davalı şirket çalışanı tarafından  (... tarafından gönderilen 11 Kasım 2017 tarihli) gönderilen e-mail ile de evrak tarihinin 2 yılı aşması sebebiyle iadenin mümkün olmadığının belirtildiğini,  halbuki, tanık ... tarafından da ifade edildiği üzere taraflar arasındaki uzun soluklu ticari ilişkide yüksek cirolu ürün alımları gerçekleştiğini, iadeye konu durumların elbette olduğunu, davalı şirket tarafından iadesi mümkün olan veya olmayan ürünlerin neler olduğu ve/ya iade prosedürü hakkında davacı şirkete bilgilendirme veya açıklama yapılmadığını, iade prosödürünün kendi iç ilişkileriyle sınırlı olduğunu, evrak tarihinin 2 yılı aşması gibi bir gerekçenin taraflarınca anlaşılamadığını, bu kapsamda davalı şirketin iade almamasının kötüniyetli olarak yorumlanması gerektiğini,Ürünlerin davacı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının davalı şirketin kusurlu davranışları nedeniyle mümkün olmadığını,Tarafların ticari defterler ve kayıtlarının incelenmesi ve taraflar arasındaki iade prosedürünün dava konusu iadelerden önce ne şekilde olduğunun, ... denilen davalı işyeri uygulamasının ne şekilde olduğunun, bu uygulamaların davacı şirkete bildirilip bildirilmediğinin ve davalı şirket tarafından başkaca şirketlere de uygulanıp uygulanmadığının, davalı şirket tarafından gerek davacı şirket gerekse başkaca şirketlerden iade alınan ürünlerin daha önce ne şekilde alındığının incelenmesi açısından dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesine özetle; Davacının hukuki bir temeli olmaksızın taraflar arasındaki ticari ilişki bittikten sonra icra takibi başlattığını ve kötü niyetli olduğunu, Mahkemece lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava ve birleşen 2019/483 esas sayılı dava dışındaki birleşen davalar; davalı tarafından davacıya satılan ve  iade prosedürüne göre davacı tarafından davalıya iade edilmek istenen ancak davalı tarafından iade alınmadığı iddia edilen ürünlere ilişkin iade faturalarından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, birleşen 2019/483 esas sayılı dava; yine davalı tarafından davacıya satılan ve  iade prosedürüne göre davacı tarafından davalıya iade edilmek istenen ancak davalı tarafından iade alınmadığı iddia edilen miadı dolmak üzere olan ürünlere ilişkin iade faturasından kaynaklı alacak talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında davalı tarafından davacıya optik ürünler olan kontak lens ve solüsyon ürünlerin satışına ilişkin ticari ilişki olduğu, ancak yazılı bir sözleşmenin akdedilmediği ve taraflar arasındaki ilişkinin davalı tarafından 30/10/2018 tarihli ihtarname ile sonladırıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı vekili, taraflar arasında 2016 yılından itibaren başlayan yüksek hacimli bir ticari ilişki olduğunu, bu ilişki kapsamında taraflar arasında fiilen uygulanan ticari teamüle göre davacı tarafından iade edilen ürünlerin davalı tarafından kabul edildiğini, ancak dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin taraflar arasındaki ticari teamüle aykırı olarak kabul edilmediğini ve davacı tarafından bu ürünlere ilişkin iade faturası düzenlendiğini ve alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalı tarafından haklı sebeple ile feshedildiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme akdedilmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının stok yapma ve asgari alım yükümlülüğü bulunmadığını ve davalının da davacıya karşı elinde kalan ürünlere ilişkin iade alma yükümlülüğü bulunmadığı, bu sebeple davacı tarafından düzenlenen iade faturalarının davacı lehine alacak oluşturmayacağı savunulmuştur.Davacı vekili, dava konusu alacağa ilişkin iade faturalarının taraflar arasındaki iade prosedürü kapsamında düzenlendiğini iddia etmiştir.Öncelikle tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli olmadığından davacı tarafından iade faturalarının dayanağının ve taraflar arasındaki ticari teamülün ispat edilmesi gerekmekte olup, davacı, davacının stok yapma ve asgari alım yükümlülüğü bulunduğunu ve davacıda kalan ürünlerin veya miadı dolan ürünlerin davalı tarafından iade alınacağının taahhüt edildiği hususunu ispat etmekle yükümlüdür. Ancak davacı tarafından bu hususlara ilişkin yazılı delil sunulmadığı gibi, Mahkemece verilen süreye rağmen bilirkişi incelemesine sunulan iade edilen ürünlere ilişkin olarak ürünlerin hangi tarihte davalı tarafından davacıya teslim edildiğine ve aralarındaki dava konusu olmayıp da daha evvel teslimden itibaren uzunca bir süre geçtikten sonra miadı dolmuş / yaklaşmış emtiaların taraflar arasında iadesinin gerçekleştiğine ilişkin davacı tarafından fatura ve belge sunulmadığı gibi talep edilen hususlara ilişkin kayıtların davacı nezdinde bulunmadığının bizzat davacı vekili tarafından beyan edildiği, ispat yükünün davacıda olduğu ve davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi incelemesine sunulduğu ve davacının iddialarına ilişkin lehine bir tespit yapılmadığı dikkate alındığında davalının bilgi vermemesinin söz konusu olmadığı ve davacı tarafından iddia edilen vakıalar ispat edilemediğinden Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından iddiaları ispat edilemediğinden davanın reddine karar verildiği ve kötü niyet olduğu ispat edilemediğinden aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi de yerinde olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi  hüküm ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan ve davalıdan asıl ve birleşen dosyalar için ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin asıl ve birleşen dosyalardan ayrı ayrı davacıdan ve davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda birleşen 2019/483 esas sayılı dosyada verilen karar yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle Kesin olmak üzere, asıl ve diğer birleşen dosyalarda verilen kararlar yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd98c504de23d9aa","SID":"bd7145025912982e"}}