{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2348 Esas<br>KARAR NO:2025/1025 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/431 Esas-2022/862 Karar<br>TARİH:20/10/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin davalıya elektrik malzemeleri sattığını, davalı tarafından 42.726,92 TL bakiye alacağın ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını, borçlunun İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi''nin 2018/1027 Esas sayılı dosyası ile konkordato talep ettikleri, 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğinden yetkiye ve borca itiraz ettiği ve 24/09/2018 tarihinde takibin durdurulduğunu, yetki itirazı sebebiyle dosyanın yetkili İstanbul Anadolu icra dairesine gönderildiği, davalının bu kez sadece borca itiraz ettiği, farklı mahkemede yapılan konkordato talebinden hiç bahsetmediği, borçlu firmanın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden talep ettikleri konkordato talebinin reddedilmesi sebebi ile bu kez Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nden talepte bulunmuş olduklarının öğrenildiği, ancak dosyaya yapılan itirazda bu hususun da davalı tarafından belirtilmediği, takibin durduğunu, izah olunan nedenler ile müvekkilinin borcun doğum tarihinden itibaren 42.726,92-TL asıl alacağının temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin davacı şirketten elektrik araç gereçleri temin ederek davacı şirkete tüm ödemeleri eksiksiz yaptığı, bu hususun müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi halinde ispat edilebilir durumda olduğu, iflas idaresince verilen kararlar incelendiğinde iflas dairesince verilen kararında hatalı olduğu ve iflas dairesince gerekli incelemeler yapılmadan böyle bir karar verildiği görüldüğü, müvekkili şirkete ait ticari defterler üzerinde de gerekli incelemeler yapıldığı takdirde ticari defterlerde böyle bir alacağın var olmadığını, bu sebeple masaya kaydının mümkün olmadığını ve bu doğrultuda alacak davasının reddine karar verilmesi gerekeceği,  müvekkili şirket kayıtlarında davacının icra takibine konu ettiği alacak kalemlerine ilişkin bilgi, belge ve kayıt bulunup bulunmadığı hususu ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelemesi ile açıklığa kavuşacak bir husustur. müvekkil şirketin davacı alacaklıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır.  davacı yan müvekkil şirket ile aralarındaki sözleşmeden kaynaklı olarak kendi edimini yerine getirdiğini ancak müvekkili tarafından üstlenilen borcun ifa edilmediğini iddia etmekte ise de bu hususa ilişkin bir delil dosya kapsamında bulunmadığı, davacının iddia ettiği alacağa ilişkin olarak bilirkişi vasıtasıyla ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığında böyle bir alacağın mevcut olmadığı mahkemece de tespit edilebilecek durumda olduğu, yukarıda açıklanan ve mahkemenizce resen nazara alınacak tüm nedenlerden dolayı; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet  ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/10/2022 tarih ve 2021/431 Esas-2022/862 Karar sayılı kararında;\"....Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; açılan davanın  ticari satımdan kaynaklı alacak talepli olduğu, mahkememizce uyuşmazlık yıllarına ait taraf defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından  incelenmesi için inceleme kararı verildiği,  taraf defterlerinin incelemeye sunulduğu ve bilirkişice incelendiği, mahkememizce tarafların BA-BS kayıtlarının da ilgili vergi dairesinden celbedilip dosyaya kazandırıldığı ve bilirkişi tarafından incelenip raporda tartışıldığı,  sunulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraf defterlerinin usulünce tutulduğu, sahipleri lehine delil vasfının bulunduğu, 2017-2018 yılları için tarafların BA-BS kayıtlarının tamamen örtüştüğü,  arada muhasebesel herhangi bir çekişmenin de bulunmadığı, her iki tarafın ticari defterlerinde de davacının davalıdan   42.726,92 TL alacaklı olduğunun okunduğu, bu alacağın takibe konu faturalardan kaynaklandığı anlaşılarak gerekçeli, bilimsel ve denetime elverişli bilirkişi raporunun mahkememizce hükme esas alındığı, davalının ne zaman temerrüde düştüğü hususunda ise esasen davacının davamıza konu alacağı için  dava öncesi ... sayılı takip dosyasında  takip yaptığı, ödeme emrinin davalıya 25/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla ödeme emrinin tebliği ile davalının temerrüde düşmüş olacağı mahkememizce kabul edilerek bu tarih temerrüt tarihi sayılmış,   davacının davalıdan temerrüt tarihi olan 25/02/2019 tarihi itibariyle 42.726,92 TL alacaklı olduğu mahkememizce anlaşılmış ve tekmil dosya kapsamında açılan davanın tam kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ...\"gerekçesi ile, <br>''1-Açılan davanın  KABULÜ ile, 42.726,92-TL'nin temerrüt tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\"İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda numarası yazılı dosyasında müvekkil şirket aleyhine alacak davası açılmış, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda müvekkil şirket aleyhine karar verilmiştir. Mahkemece verilen bu karar usul ve yasalara aykırı olup bozulması gerekmektedir. Şöyle ki; Mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarımız değerlendirilmemiş, ek rapor talebimiz gerekçe gösterilmeden reddedilmiştir.Adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkımız ihlal edilmektedir.Mahkemece itirazlarımız değerlendirilmeden sadece davacı tarafın iddia ve beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasalara aykırı olup bozulması gerekmektedir.  6102 Sayılı Türk Ticaret Kanuna ilişkin genel gerekçenin 110 nolu paragrafında “Artık pekçok ülkenin kanununda yer almayan ve ispat hukukunun ilkeleriyle de pek bağdaşmayan ticarî defterlerle ispat usulüne son verilmiştir. Ticarî defterler, doğal olarak, mahkemenin takdirine bağlı delil olma niteliklerini korumaktadır” şeklindeki açıklamasıyla kesin delil olmaktan çıkarılmış ve takdiri delil olarak kabul edilmiştir.Ticaret Kanunu yerine hukukumuzda hukuki bir durumun ispatına ilişkin delilleri düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. Maddesinde ise bu husus kaleme alınmıştır. Eski TTK zamanında diğer delillerle birlikte özel delil olarak yararlanılabilen ticari defterler, bu yeni düzenlemeden sonra takdiri delil olarak kullanılacaktır. Mahkemenizce dosyaya sunulu ticarin defterlerin takdiri delil olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Ticari defterler tek başına kesin delil niteliğine haiz olmayıp ek delillerle desteklenmelidir. İlk derece mahkemesi dosyası incelendiğinde ticari defterler incelenerek oluşturulan rapor doğrultusunda hüküm kurulmuştur.  Davacı taraf başkaca bir delil sunmamıştır. Mahkemeye bu hususta yapmış olduğumuz itirazlara rağmen değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.Huzurdaki dava itirazın iptali değil alacak davası olarak ikame edilmiştir. Mahkemece dava açılış tarihinden farklı bir tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Huzurdaki dava tensip zaptında da belirtildiği üzere alacak davası olarak ikame edilmiştir. Bu nedenle dava tarihi dışındaki bir tarihten itibaren faize hükmetmek hukuka aykırı olacaktır. Müvekkilin davacı yana herhangi bir borcu olmadığı beyanlarımızı tekrarla birlikte faiz başlangıç tarihi dava tarihi olmalıdır.Her ne kadar bilirkişi raporunda davacı yanın davalı müvekkilden alacağı bulduğu tespit edilse de müvekkil şirket aralarındaki sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirmiş olmakla birlikte davacının müvekkilden herhangi bir alacağı bulunmamaktadır.Müvekkil şirket söz konusu malın teslimini gerçekleştirmiş olup taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklı herhangi bir hak ve alacak kalmamıştır. Davacı tarafın ticari defterlerinde müvekkil şirketin kendilerine borçlu olduğu hususu gerçeği yansıtmamaktadır.\"demiştir.İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturaya dayalı alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece, ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilen davacının mal ve hizmet satımına ilişkin BS formu, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte bilirkişi raporundaki tesbitler ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmadan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı tarafın mal ve hizmet satımına ilişkin BS formu ile vergi dairesine bildirdiği kayıtlar ile davalı tarafın mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile vergi dairesine bildirdiği  kayıtların birbirleriyle ile uyumlu olduğu ve tarafların BS ve BA bildirimlerinde fark olmadığı, davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz edip iade ettiğini iddia etmediği gibi bu yönde dosya kapsamında delil de olmadığı, davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği ve ticari defterlerinde kayıtlı fatura içeriği malların davacı tarafça davalıya teslim edildiğinin karine olarak kabulü gerekir.Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafa  42.726,92 TL borçlu olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturaya dayalı malların teslim  alınmadığını veya borcu ödediğini ancak yazılı delillerle ispat edebilir. Davalı tarafça yazılı delillerle malların teslim alınmadığını ispat edemediği gibi davacı tarafa ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin de sunulmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan  42.726,92 TL. Alacaklı olduğu ve dava tarihinden önce davaya konu alacağın tahsili talebiyle  davacı tarafça davalı hakkında icra takibi başlatıldığı ve davalının icra takibi ile temerrüde düşürüldüğü dosya kapsamından anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin müvekkilinin borcu olmadığı, faiz başlangıcı ve mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle,  davalı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.918,68 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 729,67‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 2.189,01‬ TL'nin davalıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9206c2c1b6301558","SID":"e76227978dbc7ace"}}