{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2024/879 Esas<br>KARAR NO: 2025/537<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ: 22/11/2024<br>KARAR TARİHİ: 02/07/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dilekçesinde özetle ;  müvekkilinin davalı şirkette ---- paya sahip hissedar olarak ortak niteliğine haiz  bulunduğunu, genel kurul kararlarının iptali talep edilen şirketin almış olduğu ve ---- de ilan edilen karar gereğince ve yine ilan edilen gündem doğrultusunda ---- günü saat 10:00’da şirket genel merkezinde ------ davetinde bulunduğunu, mevcut ilan gereğince anılan gün ve saatte ----- de hazır bulunduğu şekilde tüm ortakların katılımı ile genel kurul toplantısının gerçekleştiğini ve alınan kararların-------- ilan edildiğini, genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesinde yer alan “ Şirket aktifinde yer alan ve alacak olan taşınmaz alım satımı ve yeni yatırımların belirlenip yapılabilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesi maddesinin görüşülmesi esnasında”  Yönetim Kuruluna bu anlamda sınırsız yetki verilmesi hususunda mevcut karara karşı davacı müvekkilinin adına olumsuz oy verilmiş ve buna ilişkin muhalefet şerhinin de karara işlendiğini, mevcut muhalefet şerhi olarak “ şirket aktifinde yer alan ve alınacak olan taşınmazların alımı, satımı ve yeni yatırımların belirlenip yönetim kuruluna sınırsız yetki verilmesi ve bunun limitinin belli olmamasının şirketin zararına yol açacak şekilde alım ve satışlara sebebiyet verebileceği, bu sebeple şirketin aktifinde bulunan menkul ve gayrı menkullerin satışı konusunda yönetim kuruluna belirli limit oranında yetki verilmesi, bu limiti aşacak şekilde gerçekleşecek alım ve satımlarda ise  tekliflerin genel kurulda değerlendirildikten sonra gerçekleştirilmesi ve bu anlamda yönetim kuruluna yetki verilmesi” yönünde görüşte ve muhalefet şerhinde bulunulduğunu, şirketlerin ana amacının kar elde etmek ve elde edilen bu karı hissedarlarına paylaştırmak olduğunu, şirket uhdesinde bulunan veya  şirket uhdesine dahil edilecek menkul ve gayrı menkullerin satımı veya alımı esnasında ana amacın şirketin karlılığını sağlamak, şirketin faaliyetlerinin  devamı için şirket ana sözleşmesinde uygun bir şekilde  yatırım enstrümanları ile şirketi güçlendirmek ve azınlık veya çoğunluk fark etmeksizin pay sahiplerinin haklarını korumak ve gözetmek olduğunu, bu minvalde değerlendirildiğinde, şirket genel kurulunda alınan kararların görünüş itibariyle kanuna ve esas sözleşmeye uygun görünse de  içerik itibariyle bireysel pay sahiplerinin ya da azınlık pay sahiplerinin haklarının ihlal etmemesi gerektiğini, dürüstlük kuralı olarak kabul edilen bu kural dışında aynı zamanda da şirketlerde göz önünde tutulması gereken diğer bir kural ve kriter ise “ hakların başkalarına zarar vermeden ya da en az zararı vererek kullanılması ilkesi” olduğunu, bu ilkeye göre eğer hakların elde edilmesini sağlayabilecek birden fazla alternatif varsa, bunlar arasından başkalarına zarar vermeyen ya da en az zarar verenin seçilmesi gerektiğini, aksi halde, alınan genel kurul kararının, dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptal edilebilir nitelikte bir karar olacağını, keza, T.T.K.’nın Anonim Şirketlerde Genel Kurul’un görev ve yetkileri düzenleyen 408/2-f maddesinde “ Önemli miktarda şirket varlığının toptan satış” yetkisi genel kurula ait olup bu görev ve yetkilerin devredilemeyeceğini, oysa, davalı şirketin iptali istenen genel kurul kararında “ Şirket aktifinde yer alan ve alacak olan taşınmaz alım satımı” konusunda sınırlama yapılmadan, adet veya miktar belirtilmeden Genel Kurula ait olan yetki tamamen yasa dışına çıkılarak Yönetim Kuruluna tanındığını ve bu şekilde şirket aktifinde yer alan önemli miktarda varlığın satışının Yönetim Kurulu tarafından yapılmasının  önünün açıldığını ve yasanın amir hükmüne aykırı karar alındığını, mevcut kararda yönetim kuruluna verilen bu sınırsız yetkinin  bu şekilde başlı başına iptale tabi olup, aynı zamanda da “ hakların başkalarına zarar vermeden ya da en az zararı vererek kullanılması ilkesi” ne de aykırılık teşkil ettiğini, mevcut karara muhalefet şerhi koyarken değinildiği üzere, şirket aktifinde yer alan taşınır veya taşınmaz malların satımı  konusunda  veya alımı konusunda genel kurulun devredilemez yetkileri dahilinde yönetim kuruluna limit veya adet yönünden yetki verilmesinin, bu limiti aşan orandaki alım veya şirket varlıklarının satımı hususunda genel kurul kararının alınmasının istenmesinin bu ilkeye uygunluk teşkil ederek hem dürüstlük kuralına uygunluk sağlar nitelikte hem de bireysel pay sahiplerinin veya azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal etmeden, “ yaptım – oldu mantığının ” dışına çıkarak gerçekleştirilecek bir eylem niteliğinde olduğunu, keza, şirket genel kurulunda alınan ve muhalefet şerhi koyarak karşı çıkılan genel kurulun 8 nolu kararında “ Yönetim Kurulu üyelerine en yüksek ücretli çalışanın ücretinin 3 katını aşmamak üzere huzur hakkı ödenmesine karar alınmış olması da, daha önce 2024 yılının ilk 6 aylık dönemi için artışlı ödeme yapılmış olması ve yine bu dönem ve devamı eden dönem için ekstra ödeme kararı alınmış olması azınlıkta kalan hissedarların muhtemel oluşacak kardan payının eksilmesine, oluşacak karın çoğunluk hissesine sahip ve aynı zamanda da yönetim kurulunda üye olarak görev yapan hissedarların namına aktarılmasını  sağlayacak nitelikte olacağını, ülkemizde enflasyonist bir sistemin yoğunluğu ile mücadele edildiği ve bu süre zarfında fiyat artışlarından herkesin muzdarip olduğunu, bu minvalde davalı şirketçe zaten ilk 6 aylık dönem için yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına artış gerçekleştirilmiş ve etkilenmelerinin önüne geçildiğini, ticari şirketlerin ana amacı kar elde etmek ve bu karı ortaklarına dağıtmak olduğunu, şirketlerin ana amacı ve önceliğinin yönetim kurulu üyelerini enflasyonist sisteme karşı korumak veya kollamak olmadığını, bu amaçla zaten ilk etapta ( 6 aylık dönem için ) gerekli tedbirler ve kararların alındığını, mevcut huzur hakkına ilişkin daha önceden alınan kararın devamı veya oluşan enflasyon farkı kadar iyileştirme yapılarak ödeme yapılacak olmasının hem şirketin karlılığını hem de azınlıkta kalan hissedarların haklarına halel gelmeyecek nitelik taşıyacağını, ileri sürerek, 26.08.2024 tarihli genel kurulda alınan ve muhalefet şerhi konulan 7. ve 8. maddelerin iptalini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  uyuşmazlık konusu 26.08.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan (7) nolu kararın hukuka uygun bir karar olduğunu ve iptal edilemeyeceğini, kararda davacının dilekçesinde olduğu gibi, şirketin malvarlığını elden çıkarmak için yapılmış bir yetkilendirme bulunmadığını, söz konusu yetkinin verilmesinin şirket malvarlığının toptan satışına yönelik bir yetki de olmadığını, TTK. m. 408’de önemli miktardaki malvarlığının toptan satışının düzenlendiğini, burada verilen yetkinin TTK. m. 408 kapsamında olmayıp tam aksine TTK. m. 375 ve yönetim kurulunun genel yetkisi kapsamında olduğunu, gündemde görüşülen ve oylamaya sunulan maddenin “Şirket aktifinde yer alan ve alacak olan taşınmaz alım satımı ve yeni yatırımların belirlenip yapılabilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesi” olduğunu, gündemde, “önemli miktarda bir malvarlığı satışı”nın oylamaya sunulmadığını, TTK m.408/2 (f) hükmüne bakıldığında; genel kurulun devredilemez görevler ve yetkileri arasında “önemli miktarda şirket malvarlığının toptan satışı” yer aldığını, oysa dilekçe ekinde yer vereceğimiz genel kurul toplantı tutanağına bakıldığında görüleceği üzere bu kararın 7. maddesinde önemli miktarda şirket malvarlığının devrinden bahsedilmemekte, yalnızca “şirket aktifinde yer alan ve alınacak olan taşınmazlar için taşınmaz alım satımı ve yeni yatırımların belirlenip yapılabilmesi” hakkında yönetim kuruluna yetki verilmesinin kararlaştırıldığını, davacı vekilinin iddialarının aksine burada alınan karar ile yönetim kuruluna SATIM konusunda sınırsız bir yetki verilmediğini, pay sahiplerinin hakları zarara uğramamakta ve genel kurulun devredilmez nitelikte yetki ve görevleri yönetim kuruluna devredilmediğini, aksine yönetim kurulunun devredilmez nitelikte görev ve yetkilerinin düzenlendiği TTK m. 375 hükmü ile paralel nitelikte bir karar alındığını, zira TTK m.375 hükmü gereğince yönetim kurulunun şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi; muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde finansal planlama için gerekli düzenin kurulması konusunda münhasır yetkili olduğunu, genel kurulda müvekkil şirketçe alınan 7.madde kapsamındaki kararların da tam da bu yetkilere vurgu yapmakta, finansal planlama ve düzenleme konusunda yönetim kuruluna yetki vermekte olduğunu, burada önemli miktardaki şirket malvarlığının toptan satışı konusunda yönetim kuruluna bir yetki verilmediğini, davacının iddialarının tamamen kendi çıkarımlarından ibaret olduğunu, doktrinde önemli miktardaki şirket malvarlığının toptan satışı ile “bu nitelikte bir devir sonrasında şirket faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesinin tehlikeye düşürülmesi”nin kastedildiği ve şirket pasiflerini kapsayacak şekilde yorumlamanın mümkün olmadığının belirtildiği, ayrıca toptan satış kavramı ile anlatılmak istenenin, önemli miktar teşkil eden şirket varlığının bir seferde ve tek bir fiyatla satışı konusunda şirket iradesinin oluştuğu satışlar olduğu ve bu noktada önemli miktarda varlık teşkil eden malvarlığı unsurlarının devri için birden fazla sayıda tasarruf işleminin gerekiyor olması, işlemin toptan satış niteliğini etkilemeyeceğinin belirtildiğini, bu tanımlardan hareketle genel kurul tutanağı 7.maddesi incelendiğinde görülmektedir ki bu kararda genel kurulun “onemli miktar teşkil eden şirket malvarlığının bir seferde ve tek bir fiyatla satışı konusunda” bir iradesi oluşmadığını, yalnızca TTK m.375 hükmüne atfen yönetim kurulunun görevlerine vurgu yapıldığını, önemli miktarda olmayan malvarlığının alım ve satımı, yine yeni yatırımların yapılmasının münhasıran yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu, şirket aktifinde yer alan taşınmazının bulunmadığını, bir an için satım meselesinin iptali istense de alım konusunun kesinlikle 408’in dışında kaldığını, şirketin malvarlığı olarak ise sadece araçları ve demirbaşları bulunduğunu, davacının esasen şirketin satabileceği bir gayrimenkulü bulunmadığını bile bile huzurundaki bu davayı açmakta da beis görmediğini, bu nedenle davacının kötuniyetli olduğunu, davacının genel kurul toplantısında alınan (8) nolu kararın iptalini de talep ettiğini, bu kararın; “Yönetim kurulu üyelerine şirket ücret politikası gereği en yüksek ücreti alan çalışandan az olmamak üzere ve en yüksek ücret alan çalışanın 3 katını aşmamak üzere huzur hakkı ödenmesine” şeklinde olup ----- söz alan -------- şirket huzur hakları dağıtımında ilk 6 aylık dönem için bir artışlı ödeme yapıldığını, ikinci altı aylık donem için belirlenecek huzur hakkı ödemesini altı aylık enflasyon oranı baz alınarak yapılması için bu karara muhalefet şerhi koyduğunu belirttiğini, davacı vekilinin gerek muhalefet şerhinde gerekse huzurdaki davada yer vermiş olduğu bu karara ilişkin iptal gerekçelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, anonim şirketlerde, yöneticilere ödenecek mali hakların genel kurul tarafından tayin edildiğini, mali haklar içinde, huzur hakkı, aylık ücret, kar payı, prim gibi hakların bulunduğunu, bütün bu mali hakların, ancak genel kurul kararı ile alınabileceğini, nitekim müvekkil şirketin genel kurulunda genel kurulun iradesi ile yönetim kurulu üyelerine mali hak olarak huzur hakkı adı altında bir ödeme yapılmasına karar verildiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki; huzur hakkının, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerine katıldıkları her toplantı için ödenen bir ücret olduğunu, bu ödemenin yönetim kurulu üyelerinin toplantılara katılmalarını teşvik etme amacı taşıdığını, huzur hakkının üyelerin toplantıya katılması durumunda ödendiği dolayısıyla bu ödemenin yönetim kurulu üyelerinin performansına veya şirkete sağladıkları kar ya da başarıya bağlı olmadığını, adı huzur hakkı olsa bile burada yönetim kurulu üyelerine mali hak olarak kararlaştırılan aylık ödeme olduğunu, her ne kadar adı huzur hakkı olsa bile içeriğinin bir aylık ödeme, ücret olduğunu, yönetim kurulu üyelerine mali hakkın ödenebilmesi için ilk şart olan genel kurul kararının alındığını, yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan ücretin de fahiş olmayıp, şirkette önceki teamüllere uygun bir ücret verilmesinin kararlaştırıldığını, diğer bir deyişle, müvekkil şirkette önceki teamüllerden ayrılan bir ücret kararlaştırılmadığını, bu nedenle Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı bir karar olmadığını, anonim şirkette yönetim kurulu üyeliğinin ortaklık tarafından sağlanan mali haklar karşılığında yapılan bir faaliyet olduğunu, diğer şirket ortaklarına kıyasla yönetim kurulu üyelerinin harcadıkları emek ve mesailerin şirket için önemi dikkate alındığında maddi kazanç sağlamalarının da son derece doğal olduğunu, yönetim kurulu müvekkil şirketin karlılığını ve dolayısıyla sürekliliğini devam ettirecek şekilde emek ve mesai sarfettiğini, davacının bu iddiasının tamamen kötüniyetli olduğunu, zira müvekkil şirkette, davacı ortağın yönetici iken eşinin de aldığı gibi aynı şekilde ücret ödenmesine karar verildiğini, genel kurulun yapıldığı donemde şirketin ortaklık yapısının 3 kişiden oluştuğunu, şirket daha önceki genel kurulunda büyük miktarda kar dağıtımı yapmış ve halihazırda şirketin bilançolarının aktif olduğunu, şirketin 2022 yılında Haziran ayında brüt 57.354,61 TL alırken yönetim kurulu üyesinin brüt olarak 466.836,19 TL aldığını, bu acıdan bakıldığında 2022 yılında yönetim kurulu üyesinin çalışanın yaklaşık 4 katı ücret almakta olduğunu, buna karşın 2023 yılı Ağustos ayında sigortalı çalışan brüt 138.684,83 TL alırken yönetim kurulu üyesi ----- brüt almakta olduğunu, buna karşın ------ brüt ücret aldığını, 2024 yılı Ocak ayında sigortalı brüt 165.134,69 TL alırken davacının eşi ve yönetim kurulu üyesi ----- brüt ücret aldığını, bu arada çalışanların ücretlerine göre yönetim kurulu üyelerinin ücretleri de davacının eşi de dahi aldığı ücretin değiştiğini, diğer bir deyişle, esasen şirkette yönetim kurulu ücretlerine yapılan ödemelerin, sürekli iptali istenen bu yıl yapılan genel kurulda olduğu gibi kararlaştırıldığını, genel kurulda alınan ücret/huzur hakkı kararının şirketin geçmiş uygulamaları ile paralellik arz ettiğini, yönetim kuruluna tahsis edilen ücretlerin bu emsaldeki bir şirket için son derece normal bir ücret olduğunu, genel kurulda huzur hakkı konusunda alınan kararın “en yüksek çalışanın maaşının üç katından fazla olmaması” yönünde olduğunu,  ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.  <br><br>İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:Dava hukuki niteliği itibariyle , anonim şirket genel kurul kararının iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu 26/08/2024 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan ve muhalefet şerhi konulun 7 ve 8 maddelerinin iptalinin gerekip gerekmediğidir. TTK 445 maddesinde; ''446 maddede belirtilen kişiler kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler.''TTK 446 maddesinde kimlerin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Toplantıda hazır bulunupta karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten , toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın çağrının usulüne göre yapılmadığını gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu  ve yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilirler.Mahkememizin ----- tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle;  Davalı şirketin ibraz ettiği, ---- yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Açılış ve Ağustos Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu, 2024 yılı Aralık Ayı GİB onaylı beratlarını sisteme yükleme tarihi 30.04.2025 tarihi olduğundan USB içerisinde bulunmadığı, envanter defter noter onay bilgilerin sunulmadığı, davalı şirketin defterlerinde ---- tarihli açılış fiş kaydına göre 31.12.2023 tarihli bilançosunda, şirketin özkaynaklarının (+) pozitif ----- olduğu, Sermayenin özkaynaklar içerisindeki payını koruduğu şirketin borca batak durumda olmadığı gözükmektedir. Davalı şirketin 01.01.2024 tarihli açılış fiş kaydı ile 2024 yılına ait ilk 9 aylık yevmiye defter kayıtlarında taşınmaz alımına ilişkin hesap kaydına rastlanmamıştır. ----- üzerinde olması beklenir. Davalı şirketin 2023 yılında likide oranın 1,0379 olup, genel kabul görmüş 1 oranının üstünde olduğu. Şirketin likit değerleri ile 164.524.139,54 TL tutarındaki kısa vadeli borçlarının tamamının karşılama kabiliyetine sahip olduğu. Eş değişle davalı şirkettin kısa vadeli borçlarını ödeme konusunda herhangi bir problem karşılaşmadıkları gözükmektedir. Genel kurulda alınan ---- nolu kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı şeklinde görüş bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin İstanbul ticaret sicil müdürlüğünün ------ sicil nosunda kayıtlı Anonim şirket olduğu, yönetim kurulu üyelerinin -----olduğu, -----  yılı olağan genel kurul toplantısında düzenlenen hazır bulunanlar listesine göre 40  hisse adedi itibari ile 200.000,00-TL bedelli hisse sahibi  ------ adedine karşılık 140.000,00-TL hisseye karşılık ----- sermayesi ve  paylarının toplam olarak değerinin 500.000,00-TL olup , asgari toplantı nisabının 100 , mevcut toplantı nisabının 100 olduğunun listede yer aldığı, davacı------ maddesine göre genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı iptal davası açma hakkı bulunduğu, genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalefet şerhi koyduğu, toplantıdan itibaren 3  aylık yasal süre içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine iptal davası açtığı görülmüştür. Genel kurul toplantısında alınan 7  numaralı kararın,\" Şirket aktifinde yer alan ve alacak olan taşınmaz alım satımı ve yeni yatırımların belirlenip yapılabilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesi” kararıdır. Davacı bu karara karşı “şirket aktifinde yer alan  ve alınacak olan taşınmazların alımı, satımı ve yeni yatırımların belirlenip yönetim kuruluna sınırsız yetki verilmesi ve bunun limitinin belli olmamasının şirketin zararına yol açacak şekilde alım ve satışlara sebebiyet verebileceği, bu sebeple şirketin aktifinde bulunan menkul ve gayrı menkullerin satışı konusunda yönetim kuruluna belirli limit oranında yetki verilmesi, bu limiti aşacak şekilde gerçekleşecek alım ve satımlarda ise tekliflerin genel kurulda değerlendirildikten sonra gerçekleştirilmesi ve bu anlamda yönetim kuruluna yetki verilmesi” Gerekçesiyle muhalefet etmiştir. TK 408/2'de düzenlenen genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri şunlardır:<br>a) Esas sözleşmenin değiştirilmesi.<br>b) Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve primgibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları.<br>€) Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin seçimi ile görevden alınması.<br>d) Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kârpayları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak<br>kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması.<br>€) Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin feshi.<br>f) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı. Alınan kararda, yönetim kuruluna önemli miktarda şirket varlığının satışı için yetki verilmemiştir. Davalı şirketin malvarlığı içerisinde taşınmaz da bulunmamaktadır.TK  408/2-f'de, genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerinden, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı düzenlenmiştir. TK 408/2-f hükmü tasarının ilk halinde mevcut bulunmamasına karşın, Yargıtay içtihatları doğrultusunda Adalet Komisyonu tarafından sonradan metne eklenmiş; madde gerekçesinde de bu durum vurgulanmıştır. TK 408/2-f hükmü, 6762 sayılı Mülga TK'da mevcut değildir. Ancak Mülga Kanun'un “Aktifleri Satma Salahiyeti” başlıklı 443. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “aktiflerin toptan satılabilmesi için umumi heyetin kararı gereklidir.” şeklindeki düzenlemenin tasfiye hali dışında da uygulanacağına dönük yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, satılan malın işletme konusunun elde edilmesi açısından hayati öneme sahip olduğu durumlarda satışa ilişkin kararın genel kurulca verilmesi gerektiği kabul edilmekte idi. Bilirkişi  tarafından yapılan hem mali inceleme hem de hukuki incelemede; davalı şirketin taşınmaz satışını gerçekleştirmediği, alınan kararda yönetim kuruluna önemli miktarda şirket varlığının satışı için yetki verilmediği  ayrıca yapılan incelemede davalı şirketin mal varlığı içerisinde taşınmazda bulunmadığı, ayrıca tasarruf işleminin yapılması aşamasında sözleşme taslağının imzasına izin verilmesi  ve imza aşaması tamamlanmış ise ilgili sözleşmenin genel kurul kararı ile onaylanması mümkündür, aksine bir durum yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu söz konusu olacak ve yönetim kurulunun 3. kişinin zararını tazmin borcu doğacaktır. Tasarrufa ilişkin bir işlem yapıldığında sözleşme 3. bir kişi ile yapıldığı takdirde bu kişi ile imzalanmadan önce genel kurulda, sözleşmenin değiştirilmesi yönünde karar alınacaktır ve bu kararda ağırlaştırılmış nisaba göre alınması gerekmektedir ve yönetim kurulda genel kurulda alınan karara bağlanan şekli ile sözleşmenin gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu nedenle  genel kurulda alınan 7  numaralı kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, anlaşılmakla iş bu madde yönünden iptal talebi yerinde görülmemiştir. Genel kurul toplantısında alınan 8 numaralı kararında ;  yönetim kurulu üyelerine en yüksek ücretli çalışanının  ücretinin 3  katını aşmamak üzere huzur hakkı ödenmesine karar verilmiştir. İş bu kararda davacı tarafa muhalefet şerhi konulmuştur. Bu kapsamda şirket defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yaptırılmış, buna göre davalı şirketin öz kaynaklarının pozitif(+) olduğu, sermayenin öz kaynaklar içerisindeki payını koruduğu , şirketin borca batık olmadığı, asit test oranının % 1  üzerinde olduğu, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, geçmiş uygulamaları, mali yapısı, yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı şekilde huzur hakkının tesis edildiği, bu şekilde  düzenlemenin diğer pay sahiplerinin kardan pay alma haklarını ihlal etmeyecek nitelikte olduğunu ve şirketin önceki yıllardaki uygulamasında aynı şekilde olduğu görülerek, Yargıtayın emsal içtihatları da nazara alınarak, TTK 394 maddesi  hükmüne göre yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı tayin edilmesinde engel bir durum bulunmadığından bu husustaki iptal talebi de yerinde görülmemiştir. Tüm toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde ;davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın reddine, <br>2-Alınması gerekli  615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL  harcın mahsubu ile eksik bakiye 187,80 TL nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalılar için takdir olunan 30.000,00 TL  vekalet ücretinin  davacıdan alınarak davalılara  verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafından herhangi bir masraf yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, <br>Dair, Davacı Vekilinin ve  Davalı Vekilinin yüzlerine karşı  tebliğden itibaren 2 hafta  süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.. 02/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b6eac67101380e9","SID":"16e1a8d7c657c116"}}