{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/278 <br>KARAR NO: 2025/871<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/02/2022<br>NUMARASI: 2017/137 E. - 2022/75 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirketin müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, müvekkilinin  gayri faal bir şirket olması sebebiyle TK 35 e göre gönderilen ödeme emrinin kesinleştiğini, takibe konu çekin müvekkilinin ortadan kaybolan çeklerinden biri olduğunu, çekin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu sebeple imza itirazlarının bulunduğunu, delil listesinde belirtilen imza asıllarının istenilerek imza incelemesi yapılması halinde bu durumun ortaya çıkacağını, müvekkilinin  herhangi bir borcunun bulunmadığını, yapılan takibin kötü niyetli olduğunu, takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalılar aleyhine %20  kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \" Netice olarak, mahkememiz dosyasındaki deliller, dosya kapsamı ve denetime elverişli bilirkişi raporu da gözetilerek, davacının dava konusu icra takibi nedeni ile borçlu olmadığı\" şeklindeki gerekçeleri ile, 1-Davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacı yönünden iptaline, 2-Dosya kapsamında davalının kötü niyeti ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını,  alacaklının süresinde icra mahkemesine başvurarak imza itirazında bulunduğunu ve mahkemece imza itirazının kabulüne karar verildiğini,  ancak imzaya itirazın kabulüne karar verilirken gerekli inceleme yapılmadan eksik ve hukuka aykırı bir karar verildiğini, kambiyo senetlerine dayalı  başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK.nun 170. maddesinde düzenlendiğini bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edildiğini, mahkeme tarafından tamamen hukuki mesnetten yoksun bir şekilde imza incelemesi yapılarak imzanın borçluya ait olmadığına karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda imza incelemesi yapılmaya devam edildiğini ve çek keşideci imzasının, davacı şirket yetkilisinin el ürünü olmadığı kanaatine varıldığını, yıllar içinde imza sahibinin imzasının kalem alışkanlıklarının değişime uğrayacağı konusunda değerlendirme yapılmadığını, takibe konu çekte yer alan imza ise 2013 yılına ait imzaya ve mahkeme huzurunda alınan imzaya benzediğini, çek dışındaki belgelerde bulunan imzaların kendi arasında uyumlu olup olamadığı değerlendirilmediğini, mahkeme bilirkişi raporu ile bağlı olmadığından, raporun maddi ve hukuki açıdan değerlendirilebilmesi için mahkemeye ve taraflara tüm açıklığıyla sunulması gerektiğini,  temlik alan müvekkili şirket, takibe konu çekin lehtarı ya a cirantası olmadığını, müvekkil şirket alacağı tevsik eden belgeleri inceleyerek temlik sözleşmesi imzaladığını ve başka bir araştırma yapma yükümlülüğü bulunmadığını, yetersiz inceleme ve değerlendirmelerle hazırlanan rapor kapsamlı bir grafolojik inceleme yapılmadan hazırlandığını,  söz konusu senetteki imza, davacı borçlunun kendi imzası olduğunu,  borç miktarı ve senet üzerindeki tarih ve isim kendisine ait olduğunu, davacı tamamen ödemeyi sürüncemede bırakma gayesiyle  bu davayı ikame ettiğini, çeklerin müvekkili şirkete ibraz edildiği tarihte davacı keşideci yetkilisi ... olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları incelendiğinde de bu husus görüleceğini, bilirkişi raporunda dayanaklarının kanıtlarını ortaya koymadığından yapılan inceleme ve tanzim edilen tek taraflı olan rapor hükme esas alınamayacağını, özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması sonucunda imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterildiğini, tarafların, mahkemenin ve yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesinin şart olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasının davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından eksiksiz ve tam inceleme neticesinde, hukuka ve usule uygun hüküm tesis edildiğini, davalı yan tarafından yapılan istinaf başvurusu tamamen hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğunu,  davalının istinaf dilekçesine konu itirazlarının tamamının yasal bir dayanağı bulunmadığını, davalı mahkeme dosyasına cevap dilekçesi sunulmadığını, mahkeme kararının onanmasını istinaf isteminin reddini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiye ait 05/04/2021 tarihli raporda özetle; \"davacı şirket yetkilisi ...'un referans imzaları ile aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden ilk bakışta benzerlik olduğu izlenimi edinilmekle birlikte karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler itibariyle aralarında belirgin farklılıklar saptandığından; inceleme konusu, ... bank A.Ş. Metrosite Şubesine ait, keşidecisi “... Ltd.Şti.” olan, “İSTANBUL  24/12/2014” keşide yer ve tarihli, “...” numara ve “20.000/Yirmibin TL” meblağlı, “... Tic. Ltd. Şti.” emrine yazılı çek aslındaki keşideci imzasının, davacı şirket yetkilisi ...'un eli ürünü olmadığı, adı geçenin hakiki imzalarına benzetilerek yapılandırılmış olduğu \" belirtilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Somut olayda ispat yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu davalı tarafından delil ibraz edilmediği davacı tarafından ibraz edilen mukayese imzalar üzerinde inceleme yapıldığı icra takibine konu çekin düzenleme tarihinin 27/12/2014  tarihi olduğu istiktap tutanağı tarihi 2021 ise de, mukayese belgelerin bir kısmının çekin düzenleme tarihinden öncesi ve yakın tarihli olduğu gözetildiğinde davalının bu konudaki istinafları yerinde görülmemiş ve hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli bilirkişi raporuna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece sadece Temlik Alan yönünden hüküm kurulması gerekir iken,  Temlik Alan ve Temlik Veren oldukları belirtilmeksizin karar başlığında davalılar olarak belirtildiği ve hüküm fıkrasında da iki ayrı davalı varmış gibi davalılar olarak belirtilmiş ise de bu husus yerinde düzeltilebilir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı ...  A.Ş' nin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/02/2022 tarih ve 2017/137 E., 2022/75 K. sayılı kararına karşı davalı ... A.Ş vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f506efdaea48cd7d","SID":"f215ff90d47d0402"}}