{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/879 <br>KARAR NO: 2025/988<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/06/2021<br>NUMARASI: 2019/480 Esas -  2021/396 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş., Deniz, hava ve kara taşıma işleri ile iştigal edildiğini, bu kapsamda davalı şirket, taşıma işlerinin yapılması  ... ile anlaşıldığını,  anlaşma kapsamında ... davalı şirketin göndermesini istediği yükleri hava yolu ile taşıdığını, 49 adet faturaları davalı tarafa gönderildiğini, bu faturalardan bakiye 34.107,79 USD davalı şirket tarafından ödenmediğini, ...firmasının alacağı tahsil edilemediğini, Taşıma neticesinde davalı taraf bir ödeme yapılmadığını, davalı şirket aleyhine istanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borcun yokluğu gerekçelerini ileri sürerek takibe itiraz etmiş ve takibin durduğunu, arabuluculuk son tutanağı anlaşmazlıkla sonuçlandığını beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemeniz dosyasında davacı sıfatındaki taraf kendilerinin de izah ettiği üzere temlik neticesinde alacaklı konumuna gelmiş olup davalı müvekkilin esas muhatabı dava dışı ...  firması olduğunu, dava konusu olayda müvekkile izafe edilecek hiçbir kusur bulunmamakla birlikte müvekkilin bir sorumluluğu da bulunmadığını,  dava dışı taraf ile davalı müvekkil arasındaki ticari ilişki dava konusu uyuşmazlıklar ile sınırlı olmayıp farkIî işlerin yapılmış olması da söz konusu olduğunu, davalı müvekkilin bugüne kadar hiçbir ödemesini aksatmadığını ödemelerini gerçekleştirdiğini, ... dava dışı firma yükümlülüklerini yerine getirmediğinden durumlar meydana gelmiştir Söz konusu uyuşmazlığın meydana gelmesinde müvekkilin hiçbir kusuru bulunmadığını, dava dışı firmanın malların taşınması sırasında gecikmeli,, hasarlı ve eksik teslimatlara sebebiyet verdiğini, Alıcılar malların gecikmeli eksik ve hasarlı olarak teslim edildiğini ifade ettiklerini beyan ederek  hukuki yarar şartı yokluğu ve sair usule ilişkin itirazlarımızın incelenerek davanın usulden reddine, davaya devam edilmesi halinde, davacının kötü niyetli ve haksız davasının esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüktetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tarafların defterlerinde takip sebebi ve dava konusu yapılan 49 adet fatura kayıtlı olup davalının iade faturası dışında örtüştüğü, iade faturasının gerekçesinin belgelenememesi karşısında toplanan deliller uyarınca alınan bilirkişi raporu mahkememizce gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan hükme esas alınmış olup davanın KABULÜNE karar verilerek davalının İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 34.104,79 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %6 yı geçmemek kaydıyla 3095 sayılı kanunun 4 - a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan 34.104,79 USD nin takip tarihindeki TL karşılığı olan 123.322,92 TL nin %20 si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda davalıya izafe edilecek hiçbir kusur  ve sorumluluğunun  bulunmadığını, davanın davalı şirkete ikame edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığını, dava dışı firmanın kendi hatasından doğan zararları görmezden gelerek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, devam eden süreçte ise davacı tarafın dava dışı firmanın haksız kazanç elde etmek amacıyla başlatmış olduğu takip sürecini dava yolu ile tahsil etmeye çalıştığını, dava dışı firmanın davalı ... zarara uğrattığını, dava dışı firmanın malların taşınması sırasında gecikmeye, hasarlı ve eksik teslimatlara sebebiyet verdiğini, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararda ayrıca bir açıklama getirmek yerine bilirkişi raporundaki izahatlara yer vererek kararın gerekçesi olarak doğrudan bilirkişi raporunu işaret ettiğini, bir diğer usuli hatanın ise dava dışı ... yapılan tebligatın usulüne uygun  olarak yapılmaması olduğunu, bir diğer usuli ve hukuki aykırılığın ise dava dışı firmanın fatura iade süresine riayet etmemesi olduğunu, ve bu durum ile beraber fatura içeriğine ilişkin ispat külfetinin  artık davacı yahut dava dışı firmaya geçtiğini, Yerel Mahkemenin yeterli araştırmayı yapmadığını ve delilleri toplanmadığını, davacının fatura bedellerine ilişkin taşımacılıkların sorunsuz gerçekleştiğini gösterir delilleri mahkeme dosyasına sunmadığını, dava dışı firmanın basiretli bir tacir gibi davranmamış yükümlülüklerini dikkat ve özen yükümlülüğü dahil olmak üzere layıkıyla yerine getiremediğini, bu kapsamda Yerel Mahkemenin bilhassa faturaya ilişkin ispat yükümlülüğü olmak üzere, dava dışı ... temlik sözleşmesinin usulüne uygun tebliğ edilmesini, taraflarınca tanık dinletilmesi ve dahi delil dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmesi, bilirkişilerin hatalı taşımacılıklara ilişkin ayrıca hesaplama yapması ve diğer izah edilen gerek usuli gerekse esasa ilişkin eksiklikleri ve hataları göz ardı etmemesi ve karar kurmadan önce zikredilen tüm bu hususları değerlendirmeye ve karara tabi tutması gerektiğini,  yerel mahkemenin istinaf konusu kararı kurmasının usule ve yasaya aykırı düştüğünü, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan kurulan kararın neticesinde davalının mağduriyetinin katlandığını, mağduriyetin daha fazla katlanmaması adına yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde hakkaniyete ve hukuka aykırı olarak kurulmuş Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektiğini  beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, havayolu taşıması navlun ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının savunma olarak sunduğu yüklerin hasarlı, eksik ve süresinde taşınmamasından kaynaklı oluştuğu iddia edilen zararın ispatlanıp ispatlanmadığı, buradan varılacak sonucu göre takas defi-mahsup itirazının yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Alacağını temlik eden takip alacaklısı ...A.Ş.'nin ... üyesi hava yolu taşıması organize eden şirket olduğu, davalının da taşıma işiyle iştigal ettiği, davalının üstlendiği taşıma işlerinden hava yolu ile Türkiye dışındaki ülkelere yapılacak taşımaları bu şirkete verdiği, bu firmanın da davalıya ait çeşitli taşıma işlemlerini fiili taşıyıcı hava yolu şirketleri ile gerçekleştirdiği,  taşıma işlerine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında açık hesap (cari hesap)  ilişkisinin bulunduğu,  ...  şirketince 49 adet faturaya  dayalı olarak davalı hakkında İstanbul Anadolu ... icra müdürlüğünün ... esas dosyası ile 34.104,79  USD  alacağın tahsili istemiyle  ilamsız  icra takibi   başlatıldığı, davalı tarafça borcun tamamına ve ferilerine itiraz edilmesiyle takibin durduğu, bu aşamada dava dışı ...A.Ş. Tarafından alacağın ... Ltd.Şti.'ne temlik edildiği,  eldeki itirazın iptali davasının alacağı temlik alan  ...  Ltd.Şti. tarafından açıldığı görülmektedir. Dava konusu taşımaların faturalar kapsamında Türkiye ile muhtelif ülkeler arasında gerçekleştirilen uluslararası havayolu taşıması olması sebebiyle Montreal Konvansiyonu hükümlerinin geçerli olduğu, Montreal Konvansiyonu  Md. 1 içeriğinde konvansiyonun taşıyıcı tarafından ücret talep edebileceği taşımalara uygulanabileceğinin belirtildiği, ayrıca md.4 içeriğinde her kargo taşıması için hava sevk fişi veya hava yük senedi düzenlenmesi gerektiği, (AWB)lerin sunulduğu, AWB detaylarından dava dışı ...işletmesinin fatura konusu muhtelif yükleri muhtelif güzergahlara taşınmasını organize ettiği anlaşılmaktadır.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile takibe dayanak 24/02/2017 ile 22/06/2017 arası düzenleme  tarihlerini taşıyan  faturaların davalı ve temlik eden alacaklı  ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, davalı tarafça dava dışı alacaklıya 27/07/2017 tarihinde düzenlenen 135.959,20 TL lik iade faturası dışında kayıtların birebir uyumlu olduğu, davalının düzenleyip tebliğ ettiği iade faturasının noter kanalı ile içeriğine itiraz edilerek davalıya ertesi günü  iade edildiği ve defter kayıtlarına alınmadığı,  davalının temlik eden alacaklıya takip tarihi itibarıyla 34.104,79 USD borcunun bulunduğu belirlenmiştir. Davalı taraf fatura konusu taşıma hizmetlerinin verilmediği, ücretin bu miktar olmadığı veya ücretlerin ödendiğine yönelik bir savunmada bulunmamış, hangi taşama işine ait olduğu bilgisini vermeden ve takibe dayanak faturanın  düzenlenmesine neden olan taşıma ilişkisinde kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunu da bildirmeden temlik eden alacaklının yaptığı taşımalarda hasar oluştuğu, eksik ve  geç teslimler yapıldığı, bu nedenle taşıtanlardan ücretini alamadığını ve uğradığı zararın 38.450,00 USD olduğunu, bu durumda bu miktarın takas/mahsubu ile herhangi bir borcu kalmayıp bilakis alacaklı olduğunu savunmuştur. Sözlük anlamı “sayışma” olan mahsup; bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def’i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, yerleşik yargı kararlarında belirtildiği  gibi mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür. TBK 76/2, 325/2, 408. Maddeleri, TTK 1427/3 maddesi yasada düzenlenen mahsup işlemine örnek olarak gösterilebilir.  Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı). Türk Borçlar Kanunu’nun borçların ve borç ilişkilerinin sonra ermesi başlıklı birinci kısım 3. Bölümünde,  139 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan Takas; bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takasın şartları ise; Borçların karşılıklı olması,  borçların benzer olması, borçların muaccel olması, ( her ne kadar kanunda her iki alacağın muaccel olması lazım gibi bir anlam çıkmakta ise de takas hakkını kullanan tarafın alacağının muaccel olması yeterlidir), alacağın dava edilebilir olması ve  takas açıklamasında bulunulmuş olması olarak sayılabilir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-3087 E. 2020/691 K. - Yargıtay- 15. HD. 2015/2802 E. 2015/5758 K. sayılı ilamları ) Davalının takip konusu faturaların ait olduğu taşımalara ait olması durumunda mahsup itirazı, başka taşıma işlerine ait olması durumunda ise takas defi niteliğindeki savunmaları yönünden yapılan değerlendirmede; dosyaya klasör halinde sunulan konişmentolarda (AWB);   teslimde gecikme, hasarlı teslimat, eksik teslimat  iddialarını ortaya koyacak her hangi bir detay gözlenmediği, taraflar arasındaki mail yazışmalarında hasarlı/eksik ürünlerin Montreal Konvansiyonu  md.31/2 uyarınca bildiriminin yapıldığını gösterir herhangi bir bulguya rastlanmadığı, taşıtanlar tarafından davalıya bu hususları ihbar eder bir belge sunulmadığı gibi davalıdan tahsil/mahsup edilen bir bedelin de ispat edilmediği anlaşılmakla davalın bu yönlere ilişkin savunması ve istinaf istemi yerinde değildir.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.205,37 TL harcın, alınması gerekli olan 12.822,66 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.617,29 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4320162db38c4f55","SID":"3748bc516e1deddf"}}