{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/297 <br>KARAR NO: 2025/880<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/09/2022<br>NUMARASI: 2021/495 E. - 2022/835 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacının, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren, tersanesi bulunan, gemilerin bakım ve onarım işlerini de yapan bir şirket  olduğunu,  Uzun yıllar Davalı şirketin gemilerine bakım ve onarım hizmetleri verdiğini, her iki firmanın da yıllar içinde birbirleriyle yakın ticari ilişki de olduklarından firma sahipleri arasında ahbaplığa dayalı ilişkileri olduğunu, her iki firmanın da ticari ilişkilerinde birbirlerine güven duyduklarını, 2015 yılı Şubat ayı içerisinde davalı şirketin nakitte sıkıntı yaşadığını, 200.000. USD'ye ihtiyacını olduğunu, bir ay içerisinde geri iade etmek üzere davacı şirketten talep ettiğini, davacı şirketin de 26.02.2015 günü ... Bankası Bağlarbaşı/Üsküdar şubesinde bulunan TR ... IBAN numaralı hesabından, Davalı şirketin TR... IBAN numaralı hesabına havale yaptığını, bu miktarın 90.000. USD'sinin davalı şirket tarafından 05.03.2015'de davacı şirketin TR ... IBAN numaralı hesabına gönderildiğini, ancak davalı şirketin dava konusu olan bakiye 110.000.USD'yi uzun süre ödemediğini, davacı şirketin aralarında ki uzun süreye dayalı ticari ilişki adına bu duruma katlandığını, yaklaşık bir yıl ödenmeyince, davalı şirketten bu bedel 02.02.2016 tarihinde talep edildiğini, davalı şirket tarafından 11.02.2016 tarihinde gönderilen mailinin ekinde davacı şirket ile ilgisi olmayan ve İngilizce düzenlenen 108.950. USD bedelli bir faturanın gönderildiğini, bunun üzerine yapılan sözlü görüşmelerde davalı şirket, güya gemilerin bakım ve onarım hizmetinden dolayı zarara uğradıklarını, bu nedenle faturada ki miktarı 110.000 USD'den mahsup ettiklerini ve ödemeyeceklerini bildirdiğini, davacı şirketin, dayanağı bulunmayan bu iddiayı kabul etmediğini, faturanın da kendileri ile ilgisi olmadığını belirterek bakiye alacak için Küçükçekmece (... ESAS)...  ESAS sayılı dosyasıyla Davalı şirket aleyhine takip başlattığını, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, Arabuluculuğa başvurulduğu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını, bu nedenlerle dava açmak zorunda kalındığını, Sonuç olarak; Açıklanan nedenlerle; Davanın kabulü ile Davalı/Borçlunun Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... ( ... ) E. Sayılı İcra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli tüm itirazlarının iptaline ve takibin devamına, İtirazın haksız ve kötü niyetli, alacağımızda belirli, somut ve hesaplanabilir olduğundan borçlunun, takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Şirketin herhangi bir yazılı delile dayanmaksızın davalı Şirketin kendisine 110.000,00 USD (336.677,00 TL) borçlu olduğunu iddia ettiğini, Oysaki 6100 say. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (\"HMK\") Madde 200 uyarınca “hukuki işlemlerin miktar ve değerleri 2.500,00 Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunmalıdır.” Şeklinde olduğunu, bu sebeple iddia konusu borcun varlığının senet ile ispat edilmesi gerekirken Davacı Şirket tarafından açıklama kısmında hiçbir ifade olmayan bir banka dekontu ile alacaklı olduklarının iddia edildiğini, Davacı Şirketin de ifade ettiği gibi Davalı ve Davacı Şirketlerin uzun yıllardır birbiriyle yakın ticari ilişkileri olan iki firma olduğunu ve bu kapsamda sık sık aralarında para gönderme/alma işlemlerinin gerçekleştiğini, bu sebeple altı sene önce yapılmış olan ve herhangi bir açıklamanın bulunmadığı transferin dekontlarına dayanarak bir alacak doğurmaya çalışmanın açıkça haksız ve kötü niyetli bir iddia olduğunu, Kaldı ki, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 03.10.2013 tarihli ve 2013/11284 Esas, 2013/24182 Karar Sayılı kararına göre, “havale kural olarak bir borç ödeme vasıtasıdır.” Dekontlarda başka bir amaçla havale yapıldığına ilişkin bir açıklamanın bulunmaması halinde ispat külfetinin davacı tarafta olduğu anılı kararda açıkça ifade edildiğini, Davacı tarafından davalı Şirkete borç verildiği iddiasının dayandırıldığı ödeme dekontlarında herhangi bir açıklama bulunmadığını, buna ek olarak, Davacı tarafından söz konusu ödemelerin borç ödemesi olduğunu ispat eder herhangi bir yazılı delilin de dosyaya sunulmadığını, bu durumda Davacı tarafından dosyaya sunulan dekontlara konu ödemelerin birer borç ödemesi olduğunun ortada olduğunu, iddia edilen borç miktarının 110 000 USD, şu an olduğu gibi altı sene öncesinde de azımsanamayacak ve talep etmek için üzerinden yıllar geçmesi beklenilemeyecek bir miktar olduğunu, davacının bu süre zarfında itirazın iptali davası açmaması ve icra takibine ilişkin dosya bile takip edilmemesi sebebiyle düşmüş olması ve ardından yaklaşık beş yıl sonra yenilenmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iddia konusu olan borcun mevcut olmadığını, Davalı Şirket tarafından gönderildiği iddia edilen fatura incelendiğinde faturanın ne Davalı Şirket ne de Davacı Şirket ile ilgili olmadığının görüleceğini, Davalı Şirket tarafından sehven gönderildiğini, Sonuç olarak; İzah edilen nedenler ve Sayın Mahkeme tarafından re’sen nazara alınacak sair gerekçelerle; Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilen davanın esastan reddine, Davacının, reddolunacak meblağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla; \"  Taraflar arasında  cari hesap ilişkisinin 26.02.2015 tarihli 497.850,00 TL = 200.000,00 USD tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 05.03.2015 tarihinde 228.681,00 TL = 90.000,00 USD tutarlı kayıt işlemi ile davacı tarafın  davalı taraftan 269.169,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, iki tarafında ticari defterlerine kur değerlemesi kayıtları girdiği ve taraflar arasındaki işlemlerin Amerikan Doları kuruna endekslendiğinin kabul edildiği, kur değerlemesi kayıtlarının borcun doğum tarihi 2015 yılından tespit yılı 2021 yılına kadar karşılıklı olarak yapıldığı en son 2020 yılı sonu bakiyesinin uyumlu olduğu ve hesaplama kuruna göre 110.000,00 USD karşılığı değer 807.455,00 TL olduğu, davacının 30.06.2021 tarihi itibari ile kur değerlemesi yapılmış defter bakiyesinin 957.572,00 TL olduğu, davalının 30.06.2021 tarihi itibari ile kur değerlemesi yapılmış defter bakiyesinin 947.388,99 TL olduğu taraf defterlerindeki farkın değerlemeye esas alınan kurların farklı olmasından kaynaklandığı, 2021 yılı kur değerlemelerinin her iki tarafın yaptığı ancak uyumlu olmadığı 2021 yılı içinde ödeme kaydı olmadığından dövize endekslenen değer 110.000,00 USD  karşılığının dava tarihi itibari ile taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip ve dava tarihi itibari ile davalıdan 110.000,00 USD alacaklı olduğu,  dosya kapsamında taraflar arasında mevcut yazılı bir sözleşme rastlanılmadığı, davacı ve davalının açık cari hesap  kayıtları yönünden birbirini teyit ettiği, davacı yan icra takip tarihinden itibaren Devlet Bankaları'nın USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı kadar temerrüt faizi isteyebileceği, davacının davasını ispatladığı,\" şeklindeki gerekçeleriyle 1-Davanın kabulü ile 110.000,00 USD asıl alacak yönünden davalının Küçükçekmece ... İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına; 2-Kabul edilen değer olan 110.000,00 USD'nin (takip tarihi itibariyle 336.677,00 TL ) takip tarihi itibariyle dolar kuru üzerinden hesaplanarak tespit edilen %20'si oranında 67.335,40 TL olan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, \" şeklinde gerekçeleriyle davanın reddine,  şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacı tarafından söz konusu dava  haksız ve kötü niyetli olarak ikame edildiğini,  itirazın iptali davası ikame etmek için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre dolduğunu, davacı şirket herhangi bir yazılı delile dayanmaksızın müvekkil şirketin kendisine 110.000,00 USD (336.677,00 TL) borçlu olduğunu iddia ettiğini,  miktar ve değerleri 2.500,00 TL'yi geçen tüm hukuki işlemler senetle ispat olunması gerektiğini, davacı açıklama kısmında hiçbir ifade olmayan bir banka dekontu ile hukuki süreç başlatıldığını, uzun yıllardır birbiriyle yakın ticari ilişki içerisinde olan davacı ve müvekkili şirket sık sık para alma/gönderme işlemleril gerçekleştirdiğini, 6 sene önce yapılmış olan ve herhangi bir açıklama içermeyen para transferinin dava konusu edilmesi haksız ve kötü niyetli bir iddia olduğunu,  kural olarak yapılan havalenin bir borç ödemesi olduğunun kabulü gerektiğini, dosyasına sundukları Yargıtay Kararları da beyanlarını destekler nitelikte olduğunu,  ... Bankası tarafından dosyaya gönderilen müzekkere cevabında da anlaşılacağı üzere, söz konusu tutarın ödünç olduğuna dair herhangi bir açıklama bulunmadığını beyanla istinaf isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 67 maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır. Küçükçekmece ... İcra Dairesi’nin (Kapatılan) ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhine dayanak 110.000 USD (336.667,00 TL) asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık  %3,65 (ABD doları mevduat hesaplarına fiilen uygulanan azami faiz oranları) yasal faizi ile birlikte tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından, davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden davalının borç para istemesi üzerine 200.000,00 USD bedelin banka yolu ile 26/02/2015 tarihinde gönderdiğini, davalı tarafından gönderilen bu miktarın 90.000,00 USD 'lik kısmının geri ödendiğini kalan 110.000,00 USD lik kısmın ödenmediğini, bu miktarın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattıklarını belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacı tarafından gönderilen dekontta herhangi bir açıklama bulunmadığını yerleşmiş yargıtay içtihatlarına göre ödemenin borç ödemesi olduğunu belirterek davacının iddialarını kabul etmemiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti 12/12/2021 tarihli raporunda özetle; \"Davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinin TL ve USD şeklinde olduğu, 2015 yılı: davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 26.02.2015 tarihli 497.850,00 TL = 200.000,00 USD tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 05.03.2015 tarihinde 228.681,00 TL = 90.000,00 USD tutarlı kayıt işlemi ile davacı tarafın davalı taraftan 269.169,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, 31.12.2015 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan (kur değerlenme işlemleri ile) 319.836,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, 2016 yılı: 31.12.2016 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan (kur değerlenme işlemleri ile) 387.112,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, 2017 yılı: 31.12.2017 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan (kur değerlenme işlemleri ile) 414.909,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, 2018 yılı: 31.12.2018 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan (kur değerlenme işlemleri ile) 580.910,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, 2019 yılı: 31.12.2019 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan (kur değerlenme işlemleri ile) 663.422,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, 2020 yılı: 31.12.2020 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan (kur değerlenme işlemleri ile) 807.455,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, 2021 yılı: 30.06.2021 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan (kur değerlenme işlemleri ile) 957.572,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu tespit edildiğini, davalı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinin TL şeklinde olduğu, 2015 yılı: Davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2015 tarihli 1.810.000,00 tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 26.02.2015 tarihli 497.850,00 TL tutarlı kayıt işlemini yaptığı, 05.03.2015 tarihinde 228.681,00 TL tutarlı kayıt işlemini yaptığı ve 27.03.2015 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 269.169,00 TL borçlu olduğu, 31.12.2015 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa (kur değerlenme işlemleri ile) 319.836,00 TL borçlu olduğu, 2016 yılı: 31.12.2016 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 319.836,00 TL borçlu olduğu, 2017 yılı: 31.12.2017 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa (kur değerlenme işlemleri ile) 414.909,00 TL borçlu olduğu, 2018 yılı: 31.12.2018 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa (kur değerlenme işlemleri ile) 663.080,00 TL borçlu olduğu, 2019 yılı: 31.12.2019 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa (kur değerlenme işlemleri ile) 653.422,00 TL borçlu olduğu, 2020 yılı: 31.12.2020 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa (kur değerlenme işlemleri ile)  807.455,00 TL borçlu olduğu, 2021 yılı: 30.06.2021 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa (kur değerlenme işlemleri ile)  947.388,99 TL borçlu olduğu tespit edildiğini, davacı tarafın takip talebi ile 110.000,00 USD alacak talebinin bulunduğu, ... bankasının dosya muhteviyatına sunduğu 28.06.2021 tarihli yazıda, 26.02.2015 tarihli dekontun, alacaklı kısmında davalı tarafın bilgilerinin bulunduğu ve tutarın 497.850,00 TL olduğu, dekont üzerinde herhangi bir açıklama bulunmadığı, işbu tutarı, Davacı tarafın 26.02.2015 tarihli ve 497.850,00 TL = 200.000,00 USD tutarlı olarak kayıt ettiği, Davalı tarafın 26.02.2015 tarihli ve 497.850,00 TL tutarlı olarak kayıt ettiği,(TCMB’nin25.02.2015 tarihli USD döviz alış kurunun 1 USD = 2.4598 TL olduğu, 497.850,00 TL tutarın 202.394,50 USD olduğu,) 05.03.2015 tarihli dekontun, gönderen kısmında davalı tarafın bilgilerinin bulunduğu ve tutarın 90.000,00 USD olduğu, dekont üzerinde herhangi bir açıklama bulunmadığı, iş bu tutarı, davacı tarafın 05.03.2015 tarihli ve 228.681,00 TL = 90.000,00 USD tutarlı olarak kayıt ettiği, davacı tarafın iş bu kayıt işlemi ile davalı taraftan 269.169,00 TL = 110.000,00 USD alacaklı olduğu, davalı tarafın 05.03.2015 tarihinde 228.681,00 TL tutarlı kayıt ettiği ve 27.03.2015 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 269.169,00 TL borçlu olduğu, her ne kadar davalı taraf aralarındaki ilişkiyi reddetmekte ise de, defter kayıtlarında talebin belirlendiği, bu nedenle davalının gerek borcunun bulunmadığı, gerekse diğer itirazlarının takdirinin mahkemenin olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı\" belirtilmiştir. Başka Bilirkişi heyetine ait  28/08/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; \"Davacının davalıya TL., ödeme yaptığı ancak her iki tarafında ticari defterlerine kur değerlemesi kayıtları girdiği ve taraflar arasındaki işlemlerin Amerikan Doları kuruna endekslendiğinin kabul edildiği, kur değerlemesi kayıtlarının borcun doğum tarihi 2015 yılından tespit yılı 2021 yılına kadar karşılıklı olarak yapıldığı en son 2020 yılı sonu bakiyesinin uyumlu olduğu ve hesaplama kuruna göre 110.000,00 USD karşılığı değer 807.455,00 TL olduğu, davacının 30.06.2021 tarihi itibari ile kur değerlemesi yapılmış defter bakiyesinin 957.572,00 TL olduğu, davalının 30.06.2021 tarihi itibari ile kur değerlemesi yapılmış defter bakiyesinin 947.388,99 TL olduğu taraf defterlerindeki farkın değerlemeye esas alınan kurların farklı olmasından kaynaklandığı, doğru hesaplamanın 957.572,00 TL olduğu 2021 yılı kur değerlemelerinin her iki tarafın yaptığı ancak uyumlu olmadığı 2021 yılı içinde ödeme kaydı olmadığından dövize endekslenen değer 110.000,00 USD karşılığının dava tarihi itibari ile taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip ve dava tarihi itibari ile davalıdan 110.000,00 USD alacaklı olduğu ve bu alacağı takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre kamu bankalarınca Amerikan Doları cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle işleyecek faizi ile birlikte talep edebileceği\" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, Davacı tarafından davalıya aralarındaki ticari ilişkiye istinaden davalının borç para istemesi üzerine 200.000,00 USD bedelin banka yolu ile 26/02/2015 tarihinde gönderdiğini, davalı tarafından gönderilen bu miktarın 90.000,00 USD 'lik kısmının  geri ödendiğini kalan 110.000,00 USD lik kısmının ödenmediğini ileri sürdüğü, davalı tarafından da gönderilen dekontta herhangi bir açıklama bulunmadığından bu ödemenin borç ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, her iki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı defterlerinde de bu miktarın borç olarak kayıtlı olduğu anlaşılmakla davalının bu beyanına itibar edilmemiştir. Davalı istinafında davanın süresinde açılmadığını ileri sürmüş ise de, itirazın iptali davası borca itiraz dilekçesinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiği sürenin itiraz tarihinden değil tebliğ tarihinden itibaren başlaması gerektiğinden ve davacıya itiraz dilekçesinin tebliğ edilmediği anlaşılmakla, davalının bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2022 tarih ve 2021/495 E., 2022/835 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.998,41 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan  5.749,6‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.248,81‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29877ca072a090fc","SID":"aea57c1eea9d8b2c"}}