{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/318 Esas<br>KARAR NO: 2025/960<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/10/2022<br>NUMARASI: 2019/336 E. - 2022/628 K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı/kiracı arasında ankara ... Noterliğinin 27/09/2010 tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi ve Ankara ... Noterliğinin ... ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde finansal kiralama tadil sözleşmesi akdedildiğini, davalı kiracının belirtilen sözleşmelere göre belirlenen ödeme planlarında belirtilen kira borçlarını vadelerinde ödemediğinden temerrüte düştüğünü ve bu durum nedeniyle müvekkil tarafından kiracı şirket ve müşterek borçlu müteselsil kefillere, 6361 sayılı yasanın 31. maddesi ve finansal kiralama sözleşmesi hükümleri uyarınca ödenmesi gereken kira bedellerinin ihtarnamelerin tebliğini müteakip 60 gün içerisinde ödenmesi, aksi halde Sözleşmelerin feshedilmiş sayılacağı ve aynı yasanın 33. maddesi gereğince de sözleşmelerin feshi halinde temerrüde düşülen meblağ ile birlikte vadesi gelmemiş kira bedellerinin muaccel hale geleceği ayrıca kiralanan malların da iade edilmesi gerektiği konusunu içeren Beşiktaş ... Noterliği 30/04/2012 tarih ... yevmiyeli ihtarname keşide edildiğini, bahsi geçen ihtarnamenin davalının finansal kiralama sözleşmesinde belirtilen adresine 03/05/2012 tarihinde usul ve yasaya uygun olarak tebliğ edildiğini, ihtarname ile tanınan 6* günlük sözleşme fesih süresi ve 60 günlük süreyi takiben 3 günlük malın iade süresi dolduğunu, verilen kanuni sürede ihtarnamede belirtilen borç ödenmediğinden sözleşmenin fesih edildiğini, davalı kiracı aleyhine açılan işbu davadan önce İstanbul 5. ATM 2019/816 d.iş sayılı dosyası ile davalıya teslim edilen finansal kiralama sözleşmesine konu menkul mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, açıklanan bu nedenlerle; 6361 sayılı finansal Kiralama Kanunu ve Finansal Kiralama Sözleşmesinin açık hükümleri gereğince, mülkiyeti müvekkiline ait üçüncü kişilere devri yasak olan Finansal Kiralama Sözleşmesine konu, satıcısı ....’ a ait 26/10/2010 tarih ve ... no lu fatura konusu; 1 adet KAYNAK YAPMA HATTI /ISITMA İÇİN ÜRETİM HATTI (makine ve ekipmanları ile birlikte) 1 ADET POS.T2 MOTORLU TAŞIYICI BANT, MODEL T2, YILI 2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS.TF2-2 KALDIRMA PLANLI YARIM YÜKLEYİCİ, MODEL: TF2, YILI 2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS 5 180° YARI DEVİRME MAKİNASI, MODEL:C.A.S. (5), YILI 2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS T6 YARI MERKEZLEME SİSTEMLİ 3 MOTORLU TAŞIYICI BANT, MODEL:T6, YILI 2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS.6 PANEL TACK KAYNAK İSTASYONU, MODEL SP5(6), YILI:2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS.X1A PLG KONTROLLERİ İÇİN YARDIMCI ELEKTRİK DOLABI POS:T2, TF2, T4, T5, 5, T6, 6, MODEL:X1A, YILI:2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS.77 MANUEL KONVEKTÖR YÜKLEMELİ MOTORLU TAŞIYICI BANT, MODEL:T7, YILI:2010, SERİ NO:..., 1ADET POS 8 KONVEKTÖR TACK KAYNAK İSTASYONU, MODEL:SPB(8), YILI:2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS.X1B PLG KONTROLLERİ İÇİN YARDIMCI ELEKTRİK DOLABI POS:7/1-2 3, T7, 8, T8, 9/ 1-2-3, MODEL:X1B, YILI:2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS.X1B PLG KONTROLLERİ İÇİN YARDIMCI ELEKTRİK DOLABI POS:7/1-2 3, T7, 8,T8, 9/1-2-3, MODEL:X1B, YILI:2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS.T9 ÇİFT MOTORLU TAŞIYICI BANT, MODEL:T.9, YILI 2010, SERİ NO:..., 1 ADET POS T17 ÇİFT MOTORLU TAŞIYICI BANT, MODEL:T.17, YILI:2010, SERİ NO:... malların yapılacak yargılama neticesinde aynen iadesini/istirdatını,  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmaması nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde gösterilen belgelerin taraflarına tebliğ edilmediğini, dava değerinin eksik belirtildiği harcın tamamlatılması gerektiğini, davada esas değer olarak 250.000,00 TL miktar gösterilmiş olup leasing sözleşmesine konu malın değerinin bu miktarın çok üstünde olduğunu, 500.000,00 EURO bedeli olduğunun sözleşme incelendiğinde anlaşılacağı üzere tartışmasız olduğunu, davacı şirket ile davalı müflis şirket arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, müflis şirketin iflas erteleme sürecinde tadil sözleşmesi imzaladığını, finansal kiralama sözleşmesi hukuken geçerli bir fesih bulunmadığından hali hazırda yürürlükte olduğunu, davacı şirketin sözleşmeyi 30/04/20102 tarihli ihtarname ile feshetmiş olduğu iddiası hukuka ve kanuna aykırı olduğundan, sözleşmeyi fesih hakkı bulunmadığı bir dönemde feshe yönelik gönderilen ihtarnamenin yasal geçerliliği olmadığından her halükarda şuan itibariyle halen yürürlükte olduğunu, sözleşmenin 2010 yılında akdedildiğini, 4 yıllık sürenin davacı şirketin ihbar tarihinde dolmadığını, davacı şirket ile müflis şirket arasında ödemeler konusunda uzlayıcı sağlandığını, davacı şirketin keşide ettiği ihtar sonrasında davalı şirket nezdinde yapılan ödemelere muvafakat ederek yasa gereğince fesih hakkını kullanabileceği sözleşmenin yapılmasından sonraki 4 yıllık süre sonunda fesih hakkını kullanmadığını, sözleşmenin karşı tarafça feshedilmeyecek kiracılık ilişkisinin devam ettiğini, müflis şirketin 10/10/2017 tarihinde iflasına karar verildiğini, iflas kararı ile iflas dosyası açıldığını, şirketin tüm mallarının iflas masasının uhdesine geçtiğini, ilk alacaklılar toplantısına kadar faaliyetinin devamına karar verildiğini, iflasa karar verildiğinden işbu davanın durdurulması gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; arabuluculuğa başvurulmadan açılması sebebiyle dava şartı yokluğu göz önüne alınarak davanın usulden reddini, İcra İflas Kanununun 194. Maddesinin amir hükmü kapsamında iş bu hukuk davasının ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonraya kadar durdurulmasını, yargılamaya yeniden başlandığında harca esas değerin dava değerine uygun olarak davacı tarafça tamamlatılmasını, nihayetinde taraflar arasındaki sözleşmenin halihazırda yürürlükte bulunduğu dikkate alınarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; tadil sözleşmesi ile ödeme planı dışında ana sözleşme hükümleri aynen geçerli olacağı, bu durumda artık tadil öncesi düzenlenen ihtarname ile malın iadesi talep edilemez ancak davalı tarafa yeni ihtarname gönderilmek suretiyle fesih hakkı kullanılabilecektir. Tadil sözleşmesi sonrası davalının temerrüde düşürülmemesi ve iflas nedeni ile fesih hakkının kullanılmamış olması nedeni ile sözleşmenin kanunun 23/1 maddesine göre ihtarname ile 60 günlük süre verilmek suretiyle feshedilmesi gerektiği kabul edilerek  \"Davanın REDDİNE, \" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  mahkemece taraflar arasında akdedilen tadil sözleşmesinin hatalı yorumlandığını, esasen sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve bu suretle mülkiyeti müvekkiline ait finansal kiralama konusu malların iadesi koşullarının oluştuğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin ulaştığı kanaatin eksik ve hatalı değerlendirmelere dayandığını, ana sözleşmenin 6.2 maddesinin, müvekkili şirkete belirli koşulların gerçekleşmesi halinde tek taraflı fesih hakkı tanıdığını, bu koşulların somut olayda gerçekleşmiş olduğunu, dolayısıyla feshin sözleşmeye uygun olduğunu, İflas erteleme sürecinde imzalanan tadil sözleşmesinin, müvekkilinin iyi niyetinin göstergesi olduğunu , davalının gecikmeli ve eksik ödemelerinin ise kötü niyetli tutumunu ortaya koyduğunu, davalının ödemeleri geç ya da kısmen yapmasının, borçlu olduğu ve temerrüde düştüğü gerçeğini değiştirmeyeceğini, bu durumun da fesih sebebi olduğunu , davanın esasının, ihtarnameye konu bedellerin süresinde ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin feshi ve buna bağlı olarak mülkiyetin müvekkilde kalması nedeniyle malın aynen iadesi gerekip gerekmediği noktasında incelenmesi gerektiğini, tadil sözleşmesinin ana sözleşmeyi ortadan kaldırmadığını, sadece ödeme planında değişiklik yaptığını, ana sözleşmenin diğer tüm hükümlerinin geçerliliğini koruduğunu, bilirkişi raporlarında da davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, temerrüde düştüğü ve mülkiyeti müvekkiline ait ekipmanları iade etmediğinin açıkça ortaya konulmuş olduğunu, müvekkilinin ise  edimlerini yerine getirdiği ve davalının sözleşmeye aykırı davrandığının sabit olduğunu, mahkeme kararının, alacaklının borçluyla iyi niyetli şekilde sürdürdüğü yapıcı tutumu göz ardı ettiğini, ticari hayattaki basiretli tacir ilkesine ve BDDK tarafından önerilen uygulamalara aykırı bir emsal teşkil ettiğini, ayrıca bu kararın borçlunun borcunu ödememe ve malı iade etmeme yönündeki davranışını cesaretlendirdiğini , sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca sözleşmelerde düzenlenen fesih şartlarının gerçekleştiği bilirkişi raporlarıyla da sabit olmasına rağmen  bu hususların dikkate alınmadığını, verilen kararın kaldırılması gerektiğini, davacı alacaklının fesih hakkı varken davalı borçluya bir kez daha borçlarını ödeyebilme imkanı sunmuş olduğunun sorgulanmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile  kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; dava değerinin 500.000,00 TL olduğu dikkate alınarak 73.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, iade edilecek harç miktarının da eksik yazıldığını, 250.000,00 TL üzerinden 4.269,38 TL harç hesabı yapıldığını, oysaki dosya kapsamındaki harç ödemeleri de dikkate alındığında dava değerinin 500.000,00 TL olduğu ve harç miktarının 8.538,76 TL olduğunun görüldüğünü, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin mahkeme kararı ve gerekçesiyle alakasız ve hukuka aykırı beyanlarda bulunduğunu, taraf iradeleri ile kurulan tadil sözleşmesi sonrası davacı şirketin bir fesih iradesi ortaya koymadığından taraflar arasındaki tadil sözleşmesi/finansal kiralama sözleşmesinin ayakta olduğunu, bu durumun mahkeme nezdinde de açıkça hukuka uygun olarak tespit edildiğini ve huzurdaki davanın da bu gerekçeyle reddedildiğini, davacı şirketin fesih hakkı olmadığı gibi bir kabul, mahkeme kararında bulunmadığını, davalı şirketin ödeme sıkıntısı ve ödemelere ilişkin alınan bilirkişi raporlarının davacı şirketin ödemelerin düzensizliği nedeniyle fesih iradesini kullandığını göstermediğini, mahkeme nezdinde verilen karar kapsamında ödemelerin yapılmaması/geç yapılması/eksik yapılması gibi herhangi bir nedenle fesih iradesinin davacı şirket tarafından tadil sözleşmesi sonrası kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir olarak davalı şirkete yardım etme gayesiyle fesih hakkını kullanmayıp tadil sözleşmesi imzaladığı beyanı zaten taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediğinin ayakta olduğunu açıkça gösterdiğini, davacının istinaf nedenlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava , finansal kiralamaya konu malın iadesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı kiracı arasında, Ankara ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı tarihli düzenleme şeklindeki finansal kiralama sözleşmesi ve ... yevmiye numaralı tadil sözleşmesi düzenlendiğini, davalının bu sözleşmelere göre kira ödemelerini süresinde yapmadığını, temerrüde düştüğünü, 30.04.2012 tarihli noter ihtarnamesi gönderildiğini, süresi içinde ödeme yapılmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini beyanla toplam 13 adet makine ve ekipmanın aynen iadesine karar verilmesini  talep etmiştir.Davalı vekili,  davacının ileri sürdüğü şekilde geçerli bir fesih yapılmadığını, sözleşmenin halen yürürlükte olduğunu,4 yıllık fesih süresi dolmadan ihtar çekildiğini, daha sonra ödeme kabul edilerek fesih hakkından vazgeçildiğini, davalı şirketin 10.10.2017 tarihinde iflas ettiğini ve malların iflas masasına geçtiğini, bu nedenle davanın İİK m. 194 gereğince durdurulması gerektiğini beyanla  davanın reddini talep etmiştir. 24.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; \"Davacı ... şirketinin davalı kiracının iflası çerçevesinde sözleşmeyi feshetmediği bunun yerine mahkemeye başvurarak taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin daha öncesinde davalı tarafın temerrüdüne dayanarak finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiği ve fesihten doğan kiralananın teslim edilmesine yönelik olarak sonrasında mahkemede istirdat davası açtığı, münfesih finansal kiralama sözleşmesi tadil edilip kira ödeme planının yenilenmesi ve kiralanan malın zilyedliğinin ve kullanımının davalı kiracı tarafa bırakılmasına rağmen tadil sözleşmesine konan özel hüküm doğrultusunda kiracı hakkında iflas kararı verildikten sonra davacı tarafından sözleşme hükümleri çerçevesinde tekrar fesih işlemini gerçekleştirilmediği ve sözleşmenin feshedilmiş sayılması gerektiği tarihten yedi yıl sonra kiralananın istirdadı için mahkemede kiralananın iadesine yönelik dava açtığı bu durumun mülga 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa aykırılık teşkil edip etmediği ve MK 2 çerçevesinde değerlendirilmesinin  mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında yapılan finansal kiralama tadil sözleşmesi sonrasında toplam finansal kiralama borcu olan 931.661,86 TL'nin sadece 794.650 TL'si ödendiği , geri kalan 137.012 TL tutarındaki kiraların  ödenmediği, gerek ana sözleşme ve gerekse tadil sözleşmesi hükümlerinde her iki tarafça da kabul ve beyan edildiği üzere, ödeme planı dışında ana sözleşmenin tūm hükümlerinin aynen geçerliliğini koruduğu ve bu kapsamda sözleşmenin kiralayan tarafından feshedilmesi ve sözleşmeden dönülmesi koşullarını düzenleyen maddelerdeki hakların, kiralayan tarafından derhal kullanılmaması bu hakkından feragat ettiği anlamına gelmediğini , kiralayanın bu hakkını dilediği zaman kullanma hakkına sahip olduğunu, tarafların bu konuda tam olarak mutabık olduklarının tadil sözleşmesinde de kabul ve beyan edildiği belirtilmiş,Mali bilirkişi 15.10.2021 tarihli ayrık raporunda; davalının dava tarihi itibariyle 26.207,66 TL alacaklı olduğu yönünden rapor sunmuştur.11.05.2022 tarihli mali bilirkişi heyet raporunda ;  dava tarihi itibariyle davacının 136.997,06 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaAnkara .... Noterliğinin 27.09.2010 tarih, ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi ve Ankara .... Noterliğinin 21.09.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı tadil sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı Beşiktaş ... Noterliği 30.04.2012 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile muaccel hale gelen ve ödenmesi gereken  kira bedellerinin ihtarnamenin tebliği müteakip 60 gün içerisinde ödenmesi, aksi halde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı ve yasanın 33. Maddesi gereğince de sözleşmelerin feshi halinde temerrüde düşülen meblağ ile birlikte vadesi gelmemiş kira bedellerinin muaccel hale geleceği ayrıca kiralanan malların da iade edilmesi gerektiğini davalıya ihtar etmiştir. İhtarname 03.05.2012 günü tebliğ edilmiştir.Ancak, bu ihtarnamenin tebliğinden sonra  sonra taraflar, 21.09.2012 tarihli ve 15439 yevmiye numaralı tadil sözleşmesi ile,  \"bu tadil, ana sözleşmeyi ortadan kaldırmaz, sadece ödeme planını değiştirir\" denilmekle sözleşmenin  ödeme planını revize etmişlerdir. Tadil sözleşmesinde yer alan özel şartlar 5. Maddesindeki  \" sözleşmenin kiralayan tarafından feshedilmesi ve sözleşmeden dönülmesi koşullarını düzenleyen maddelerindeki hakların kiralayan tarafından derhal kullanılmaması bu hakkından feragat ettiği anlamına gelmez ve bu şekilde yorumlanamaz kiralayan bu hakkını dilediği zaman kullanma hakkına sahiptir\"  hükmü düzenlenmiş ve  bu düzenleme  kiralayanın fesih hakkını ortadan kaldırmamakta ise de; önceki fesih beyanını geçerli kılacak bir düzenleme olarak da yorumlanamaz ve kiralayana kanun hükümlerine aykırı fesih yetkisi tanımaz. Feshin haklı sebeple ,  Finansal Kiralama Kanunu hükümlerine uygun şekilde yapılması zorunludur.  3226 sayılı mülga Finansal Kiralama Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca, kiracı temerrüde düşerse kiralayana sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmış; ancak bunun için 30 günlük süre tanınması şart koşulmuştur. Sözleşmede malın mülkiyetinin kiracıya geçeceği öngörülüyorsa, bu sürenin en az 60 gün olması gerekmektedir. Davacı taraf, önceki ihtarname ile fesih iradesini bildirmiş olsa da, bu ihtardan sonra yeniden bir ödeme planı üzerinde uzlaşılmış,sözleşmenin devamı yönünde tarafların iradeleri birleşmiştir.  Kiralayan bu yeni plana göre ödeme almayı sürdürmüş olup, bu durum, önceki fesih iradesinden zımni olarak dönüldüğünü ve taraflar arasında sözleşmenin yeni bir düzenleme ile devam ettirildiğini göstermektedir. Sözleşmenin ayakta olduğu sabitken, tadil sonrasında yeniden temerrüde düşürme prosedürünün işletilmediği, yeniden 60 günlük süreyi içeren bir ihtarname gönderilmediği ve bu nedenle geçerli bir temerrüt koşulunun gerçekleşmediği , davacının, tadil sözleşmesi öncesindeki döneme ait  ihtarnameye dayanarak fesih ve malın aynen iadesini talep etmesi yönünde yasal şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, kiralayan, sözleşmenin feshi ile ilgili hakkını kullandığını ileri sürmekteyse de;  Tadil sözleşmesinde öngörülen ödeme planı çerçevesinde kira bedellerinin büyük  kısmının ödendiği, tarafların bu sözleşmeye uzun süre bağlı kaldığı dikkate alındığında, kiralayanın sadece önceki ihtarnameye dayanarak fesih iradesini sürdürdüğünü iddia etmesinin , sözleşmeye bağlılık ve dürüstlük ilkeleriyle bağdaşmadığı da açıktır. Ayrıca, 3226 sayılı Kanun’un 22. maddesinde, iflas halinde sözleşmenin sona ereceği öngörülmüş, ancak aynı hükümde  sözleşmede aksinin  kararlaştırılması halinde bu hükmün uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Taraflar arasında yapılan tadil sözleşmesinde açıkça “sözleşmenin tüm diğer hükümleri geçerlidir” ibaresi yer aldığından ve bu sözleşme iflas erteleme sürecinde de taraflarca sürdürüldüğünden, iflas sebebiyle otomatik sona erme yönünde açık bir irade bulunmadığı dolayısıyla sözleşmenin, iflas nedeniyle kendiliğinden sona erdiği söylenemeyeceğinden kiralayanın ayrıca fesih hakkını kullanması gerekir. Ancak davacı, iflas sonrası yeniden fesih hakkını kullanmamış, yeni bir ihtarname göndermemiştir. Davacının dava  dilekçesinde fesih konusunda  iflas nedenine dayanmadığı , temerrüde dayalı  fesih nedenine dayanıldığından , 3226 sayılı mülga Finansal Kiralama Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca,  temerrüt nedeniyle feshin usulüne uygun ihtar şartına bağlanmış olduğu dikkate alındığında , davalının tadil sözleşmesi sonrası temerrüde düşürülme prosedürü yasada belirtildiği şekilde  işletilmediğinden, sözleşmenin geçerli şekilde feshedildiği ispatlanamamıştır. Tadil sonrası geçerli bir ihtarname ile  kiralayanın fesih hakkını usulüne uygun biçimde kullanmadığı, taraflar arasında 27.09.2010 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ile başlayan sözleşmesel ilişkinin, 21.09.2012 tarihli tadil sözleşmesi ile devam ettirildiği, sözleşmenin geçerli olduğu ve kiralayan tarafından geçerli bir fesih işleminin yapılmadığı, bu nedenle de zımni olarak dönülen fesih ihtarnamesine  dayalı olarak malın  iadesinin istenmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu , davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Davanın 250.000,00 TL üzerinden açıldığı ve 500.000,00-TL üzerinden harç tamamlandığı   ancak karşı  vekalet ücreti ve iadesi gereken harç miktarının 500.000,00-TL olan  dava değerine uygun belirlenmediği görülmekle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri haklı bulunmuştur.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında \"davanın reddine, 500.000 TL dava değeri esas alınarak hükmün ferilerinin yeniden düzenlenmesine\" karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/10/2022 tarih, 2019/336 E., 2022/628 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Davacı tarafça yatırılan 4.269,38 TL   peşin harçtan 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 3.653,09 TL bakiye harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından yapılan 11,50.TL. yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı tarafa  verilmesine,4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 79.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 30,10 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 350,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec313c8edc51d2fe","SID":"34b8d83ecbc38c4d"}}