{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/223 <br>KARAR NO:2025/809<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:06/10/2022<br>NUMARASI:2020/40 E. - 2022/162 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının ve ürünlerinin tüm dünyada tanındığı; ... markalarının üzerinde yer aldığı ayakkabının yüksek kalitesini garanti fonksiyonunu haiz olduğunu, ...’ın dünya  çapında pek çok marka tescilinin olduğu; “...” markasının TÜRKPATENT  nezdinde pek çok tescille korunduğu;Davacıya ait markaları taşıyan ürünlerin geniş kitleler nezdinde sahip oldukları yüksek imaj ve kaliteyi garanti fonksiyonu sayesinde tüketici hafızasında oluşturdukları sağlam yer nedeniyle daha yüksek fiyata daha kolay alıcı bulduğunu, dolayısıyla kötüniyetli üçüncü kişiler için istismar veya haksız yararlanma bakımından cazip ürünler olduğu ve daha fazla tecavüz ve iltibas tehdidi altında olduğunu,Davalılarca davacıya ait “...” markasının iltibas yaratacak şekilde benzerinin üzerinde izinsiz kullanıldığı, ihlal yaratan ürünün pazarlama ve satışının yapıldığının tespit edilerek numune alımının gerçekleştirildiğini,Davacının talebiyle İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/154 D.İş numaralı dosyasında delil tespitinin gerçekleştirildiği; delil tespiti neticesinde davacının “...” markası aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleştiğinin tespit edildiğini, Ertesinde verilen ihtiyati tedbir kararı ile de ihlal yaratan ürünlerin toplanmasına, ihlal yaratan ürünlerin yer aldığı URL adreslerine erişimin tedbiren engellenmesine karar Verildiğin, davalılardan ... ve ...’ın diğer davalı ...Tic. Ltd. Şti.’nin yetkili ortakları olduğu; kusurlu fiillerden dolayı tüzel kişiyle birlikte organın da şahsen sorumlu olduğunu, İhtiyati tedbir kararının esas dava açılmadan evvel verildiğini, ihtiyati tedbirin devamı ile markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve meni, imha ve ilan istemlerine ilişkin işbu davanın ikame edildiği belirtmiş,İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/154 D.İş numaralı dosyasında verilen 06.01.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararının nihai kararın kesinleşmesine kadar devamına, dava konusu ürün üzerindeki işaretin davacıya ait tanınmış “...” markaları aleyhine iltibas teşkil ettiğinin, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, Davalılara ait dava konusu ürünlerin ilan, reklam, katalog ve diğer basılı kağıtlarda, internet ortamında instagram ve facebook hesapları ile sair alan adları ve dijital platformlarda vd. şekillerde kullanılmasının; her türlü üretiminin, satış ve pazarlamasının ve bu yollarla markaya tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, yasaklanmasına, davalıların dava konusu ürün üzerinde yer alan işaret ile benzer işaretleri kullanmasının önlenmesine ve yasaklanmasına, dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam vd. tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelerin 6769 sayılı Kanun m.149 ve TTK m.56 uyarınca el konularak tüm masrafları davalılardan alınmak suretiyle imhasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Davalı şirket yetkilisi ...’a ait “...” markasının 27.12.2011 tarihinden itibaren on yıl müddetle 14.01.2013 tarihinde Türk Patent nezdinde tescil edildiğini,İltibasın varlığından söz edilebilmesi için önceki marka ile ayniyet veya benzerliğin söz konusu olmasının gerektiğini, ayniyet ya da benzerlik olup olmadığı yönündeki değerlendirme için ise ortalama tüketici gözünde oluşan izlenimin dikkate alınmasının  gerektiği; ortalama tüketicinin ... firmasına ait bir markalı ürün almak için nereye gitmesinin gerektiğinin bilincinde olduğunu, davacı ... Şti.’nin ortaya koyduğu uyuşmazlığa  konu marka incelendiğinde, davacı yanın \"...” markası ile 556 Sayılı KHKnın 8/1-(6) maddesi uyarınca iltibas yaratacak nitelikte bir benzerlik oluşturmadığını, İltibas değerlendirilmesi yapılırken, iki markanın aynı şekilleri içerdiği veya birinin diğerini kapsadığı her ihtimalde benzerlikten söz edilemeyeceğini, ilgili sektördeki rekabetin yoğunluğu, talebin yapısı, ortalama tüketici veya alıcıların bilgi ve dikkat düzeyleri, ürünlerin fiyat düzeyleri, tüketicinin malı almak veya almamak kararını verirken ayırdığı zaman dikkate alınarak iltibasın araştırıldığını, hiçbir şekilde müvekkil şirket ile davacı şirket ürünleri arasında iltibas ve/veya benzerlik kullanıldığı anlamına gelmemekle beraber, \"...\" ibaresinin özgün bir içeriği olmayan basit bir şekilden oluşması nedeniyle zayıf bir marka olduğunu tescilli bir markanın kullanımının, yine başka bir tescilli markaya tecavüz oluşturup oluşturmadığı iddiası değerlendirilirken, özellikle tescilli markanın baskın unsurlarının taklit edilip edilmediğine dikkat edilmesinin gerektiğini Yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda zayıf ayırt ediciliğe sahip olan bir ibarenin tüketiciler tarafından her koşulda tanınmış marka ile ilişkilendirilmesinin mümkün görülmediğini davacının ürünlerinin gerek tasarımı, gerekse marka üzerindeki özgün çizgileri ve şekilleri incelendiğinde, tüm unsurların ürünler arasındaki farkı ortaya koyduğunun rahatlıkla Görüleceğini, davacı firma ürünlerinin \"...\" markası ile piyasaya sürülmüş olsa da mutlaka ürünün muhtelif yerlerine “...” yazılı amblem ile piyasaya sürüldüğünü, davacı firmanın ürettiği ayakkabılarda ise davacı firmanınki ile aynı/benzer yazılı amblem kullanılmadığını,ortalama bir tüketicinin ... marka ayakkabı almak istediği zaman ürün üzerinde hangi amblemlerin yer alması gerektiğini bileceği ve davalı firmanın üretmiş olduğu ayakkabıların ... marka olmadığını anlayabileceğini, dolayısıyla markalar arasında bir iltibas halinin söz konusu olmadığını, davalı firmanın benzer bir \"iltibas iddiası” nedeniyle \"...\" tarafından da dava edildiğini T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/2871 E., 2017/1592 K., 16.3.2017 tarihli emsal kararı ile davalının haklılığına kanaat getirildiğini davalının üretmiş olduğu spor ayakkabılar üzerinde kullandığı işaretin, davacı ...’nin \"...” markasından yeteri kadar farklı ve özgün olduğunu, tarafları işbu dosya ile aynı olan, davacı tarafından davalılara karşı Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018 208 E. ve 2019/ 108 K. Sayılı dosya ile ikame edilen \"Hükümsüzlük” davasının da reddedildiğini, davacı tarafın markası ve markaya ait ürünlerde kullanılan ... modeli ile davalılara ait marka/markalarda kullanılan ürünlerdeki görseller arasında herhangi bir benzerlik olmadığı ve dolayısıyla tüketici nezdinde iltibas oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddedildiği ifade edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalılara ait dava konusu ürün üzerindeki işaret, tüketiciler tarafından ...’a ait olan \"...\" li marka olarak algılanmasına, özellikle giysi altında ... olarak görülmesine ve bu suretle davacının \"...\" markaları ile iltibasa, tüketiciler nezdinde yanılma ve karışıklığa sebebiyet vereceğini, böylelikle davalılar lehine davacı aleyhine haksız bir menfaat oluşacağını, davacı ile davaya ... markalarının zarara uğrayacağını, davalılara ait ürün görselleri ile de sabit olduğu üzere, dava konusu işaretin spor ayakkabılarında doğrudan davacının \"...\" markasına referans yapacak şekilde ayakkabıların yan yüzeylerinde ve bağcık ile taban arasına yerleştirildiğini, bu şekliyle davaya konu markanın davacıya ait \"...\" markası olarak görüleceğini, davacının davaya ... \"...\" markasının yüksek tanınmışlığı ve ayırt ediciliğinin gerek ilk derece gerek Yüksek Mahkeme kararları ile üzerinde ittifak edilen bir husus olduğunu, dünya çapında tanınan “...” markasının ..., ..., ..., ...vd. no.ları ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğunu, davacı adına tescilli “...” markasının, tüketici ve tüm toplum kesimleri nezdinde %100'lük tanınma gücüne ulaştığını, ortalama bir tüketicinin \"...” markasını davacı ile özdeşleştirdiğini,... ibaresinin dünya çapında ...'a ait, ayırt ediciliği yüksek bir \"artı değer\" olduğundan tereddütsüz ittifak edilen güçlü ve değerli bir simge, kaliteyi garanti eden yüksek prestijli bir imaj olduğunu, davalılar vekilinin davacı şirketin \"...” markasının zayıf bir marka niteliğinde olduğu iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, davaya konu işaretin üzerindeki kullanıldığı spor ayakkabısı ürününün davacının asli faaliyet alanına giren, davacı ve markalarının yüksek tanınmışlığa sahip olduğu ürünler olduğunu, dava konusu işaretin davacının davaya ... \"...\" markasının iltibas yaratacak derecede benzeri olmasının yanı sıra, dava konusu işaretin üzerinde kullanıldığı ürünün davacının ve markalarının yüksek bilinirliğe sahip olduğu spor ayakkabı ürünü olmasının da iltibası kaçınılmaz hale getirdiğini, dava konusu işaretin üzerinde kullanıldığı davalılara ait ayakkabıda, dava konusu markanın özellikle ...'ın bilinen kullanım şekliyle aynı şekilde konumlanmış olmasının ayakkabının genel görsel intibasında şeritlerin asli, birincil konum ve niteliği, ayakkabı üzerinde başkaca ayırt edici, asli bir unsurun bulunmaması olguları da gözetildiğinde “üç şerit” markasına yönelik iltibas tehlikesinin açık olduğunu, dava konusu ürünün satışını gösterir fişte de Sayın Mahkeme nezdindeki 2019/154 D.İş sayılı tespit dosyasında da sayın bilişim uzmanı bilirkişi tarafından internet siteleri ve pinterest üzerinde yapılan tespitlerde görüldüğü üzere, dava konusu ürünün kodunun ... olduğu; dava konusu ürünün ... markası altında satışa sunulduğunu, ... markasının davalı tarafa ait olduğunu, davalıların davacıya ait dünyaca çok meşhur ve maruf \"...” markasının ününden ve itibarından kötü niyetli olarak yararlanmaya çalıştığını, davalıların davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunan tacirler olduğunu, aynı sektörde faaliyette bulunan davalıların ise sektöründe dünyaca tanınmış davacı şirket ile dünya çapında pek çok tescille korunan markalarından ve tanınmış modellerinden haberdar olmaksızın, anılan markayı seçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların kötü niyetini gösteren bir diğer hususun Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki marka tescil başvuruları olduğunu, davacının tanınmış markaları nedeniyle başvuru sahibi davalıların ... no.lu, ... no.lu ve ... no.lu marka tescil başvurularının davacının itirazları üzerine reddedildiğini, davalıların davacının markalarından haberdar şekilde yeni başvurularda bulunmaya devam ettikleri; müvekkil markaları aleyhine kötüniyetli girişimlerini ısrarla sürdürdükleri; davalıların amacının davacının markalarına en yakın markayı elde etmek ve böylelikle mevcut haksız kullanımlarına yasal zemin oluşturmak olduğunu, davacının markaları aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle davalılar aleyhine İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilen 2016/230 E. sayılı dava kapsamı ile davalıların kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu, davalılarca dava konusu işaretin neden tercih edildiğinin açıklanmadığını oysa dava konusu işaret tercihinin dayandığı nedeni açıklama/dava konusu işaretin seçiminde iyi niyetin var olduğunu ispat mükellefiyetinin davalılarda olduğu açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisi ...'a ait \"...” markası, 27.12.2011 tarihinden itibaren on yıl müddetle olmak üzere 14.01.2013 tarihinde sicile tescil edildiği; yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında, tescilli marka ve endüstriyel tasarım sahibinin bu tescillerhükümsüz kılınmadıkça marka ve tasarımını hukuka uygun olarak, dilediği şekilde kullanabileceğinin açıkça belirtildiğini, Yargıtay'ın markalar arasındaki iltibas değerlendirmesine ilişkin kriterinin iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, çağrışım, bir seri içinde bulunma izlenimi, malın veya hizmetlerin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zamanın bu kapsamda değerlendirildiğini, davacının spor ayakkabılar için herkes tarafından kullanılabilen ve kullanıldığı görülen üç çizgileri marka olarak tescil ettirdiğini, işaretlerin piyasada yaygın olarak bulunan ..., ..., ...gibi pek çok tanınmış markanın ayakkabılarında da kullanıldığını, üç çizgiler şeklindeki işaretin zayıf bir marka olduğunun açıkça anlaşıldığını, Spor ayakkabılarında alıcının tercihini yönlendiren hususun ayakkabının üzerinde yer alan şeritler değil, ayakkabıyı üreten firmayı anlayabilmesine imkan veren işaret olduğu düşünüldüğünde, somut olayda ... ile ... marka ve logolarının spor ayakkabılarının değişik yerlerine kolaylıkla seçilebilir, görülebilir bir şekilde konulmuş olduğunu, bunun vasat dikkat, zeka ve bilgi seviyesindeki bir alıcının ürünleri karıştırmasını önleyen ayırt edici bir tedbir olduğunu, davalıların benzerlik taşımayan yan çizgileri ürünlerinde kullanımının davacı ...’ın marka hakkını ihlal etmediği ve fiilin tecavüz niteliğinde sayılamayacağını,Yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda da zayıf ayırt ediciliğe sahip olan bir ibarenin tüketiciler tarafından her koşulda tanınmış marka ile ilişkilendirilmesinin mümkün  Görülmediğini, dava konusu ürünün davalı firmaya ait olduğu hususunun ispatlanamadığını, İstanbul 2.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/154 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da bu hususa dikkat çekildiğini, davacı tarafından davalılara karşı \"Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/208 E. ve 2019/108 K. Sayılı dosya ile ikame edilen \"Hükümsüzlük” davasında davacının (... AG), \"üç çizgi\" şeklini haiz tescilli markalarının varlığı karşısında davalının markasının görsel benzerlik taşımadığı” gerekçesiyle reddedildiği;İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/154 D.İş sayılı tespit dosyasında davacı tarafından belirtilen adreslerde dava konusu ürüne rastlanılmadığı; 01.08.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda da bu hususun yer aldığını, davalı firmaya ait olan ve bu davanın tarafın kötü niyetli olarak, sanki uyuşmazlık konusu ürünün bulunduğu şeklinde lanse etmeye çalıştığını, söz konusu raporda “mahalde yapılan incelemeler sırasında elde edilememesine rağmen” davacı tarafından dosyaya sunulan numuneler üzerinde yapılan iltibas değerlendirmesini kabul etmediklerini, bu değerlendirmeyi yapacak yetkili makamın  Türk mahkemeleri olduğu; aksi halde bilirkişinin hakimin yerine konulması sonucunun doğacağı açıklanan nedenlerle davanın reddini yargılama gideri vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"  Davacının ... asli unsurunu içeren markalarının (özellikle ... tescil no.lu/ ... tescil no.lu/... tescil no.lu markalarının) SMK m.6/5 ve m.7/2-c uyarınca tanınmış marka statüsünde olduğu; dosyada yer alan Ankara BAM 20.HD’nin 2019/1083 E. ve 2021/283 K., 25.03.2021 T. sayılı kararında, davalıya ait ... no.lu şekil markasının hükümsüzlüğüne karar verildiği, ancak bu karar verilmemiş olsaydı dahi davalının fiili kullanımlarının, davalı adına tescil edilen ... tescil no.lu markanın kapsamı dışına  çıkılarak gerçekleştirildiği ve davalının 2019/154 D.İş sayılı raporda tespit edilen “... 184” kodlu ayakkabı modeline yönelik fiili kullanımlarının hem tescilli markasının (davalının ... tescil no.lu markasının) ayırt edici karakterini değiştiren bir kullanım mahiyeti taşıdığı, davalının ... tescil no.lu markasına yönelik bu kullanım tarzının, davacının üstün hakka sahip olduğu ... asli unsurunu içeren tanınmış markalarından doğan haklarının ihlali anlamına geldiği, SMK m.155 gereğince öncelik hakkına sahip olan davacıya karşı, davalının ... tescil no.lu markasını bir savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği anlaşılmakla bu kullanımların izahı yapılan SMK hükümleri kapsamında markaya tecavüz ve TTK 55/1-a/4 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmış\" şeklindeki gerekçeleri ile,-Davanın KABULÜ ile, Davalıların dava konusu ürünler üzerinde kullandığı işaretin/şeklin davacıya ait tanınmış ve tescilli markalara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına,-İşaret ve şekli taşıyan iltibasa sebebiyet veren ürünlerin üretim ve satışının ithal ve ihracının durdurulmasına, bu ürünlere ait her türlü etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam, tanıtma araç ve gereçleri, internet ortamı ve sosyal medya dahil kullanımlarının önlenmesine, bunlara ve bunların imalinde kullanılan tüm malzemelere el konularak YEDDİEMİNE TEVDİNE, karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere İMHASINA,-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 defaya mahsus olmak üzere masrafları davalıya ait olmak üzere İLANINA, -08/05/2022 tarihli heyet raporunun infazda dikkate alınmasına, hüküm eki sayılmasına, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davada yargılama kapsamında dava konusu ürünün müvekkiline ait olduğu ve/veya kullanımında olduğu ispat edilemediğini, buna rağmen müvekkillerine atfedilebilecek hukuka aykırı bir durum söz konusu değilken direkt olarak iltibas incelemesi yapılması hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf, huzurdaki davayı ikame etmeden önce İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/154 D.İş sayılı dosyasında dava konusu ürünün satışının yapıldığı iddia edilen internet siteleri hakkında delil tespiti yapılmasını talep ettiğini, tespit istenilen adresler ile internet sitelerinin incelenmesi sonucunda, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda söz konusu ayakkabı modeline rastlanılmadığını,  dosyaya sunulan ürünün aleyhine tespit talep eden firmaya aidiyetinin ispatlanamadığını, faturanın dosyanın tarafı olmayan \"... Şti. adına olduğunun tespit edildiğini,  müvekkili firmaya ait olan ve bu davanın konusunu oluşturmayan başkaca ayakkabıların tespit işlemi sırasında bulunmasını, davacının kötü niyetli olarak, sanki uyuşmazlık konusu ürünün bulunduğu şeklinde lanse etmeye çalıştığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'a ait \"...\" markası, 27.12.2011 tarihinden itibaren on yıl müddetle 14.01.2013 tarihinde müvekkilu şirket ... yetkilisi olan... adına tescil edildiğini,İltibasın varlığında söz edilebilmesi için önceki marka ile ayniyet veya benzerlik söz konusu olması gerektiğini, ayniyet yada benzerlik olup olmadığı yönündeki değerlendirme ortalama tüketici gözünde oluşan izlenimin dikkate alınması gerektiğini, ortalama bir tüketici, müvekkili firmanın ortaya koymuş olduğu marka ile \"...\" markasının farkına kolaylıkla varabilecek seviyede olduğunu, davacının amacına ulaşmak için ortaya attığı mesnetsiz iddialar, daha önce ihtiyati tedbir talep etmiş oldukları ve bu taleplerini kısmi olarak kabul eden başlangıçta Yerel Mahkeme nezdinde de kabul görmediğini, dosya kapsamında alınan  08.05.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda müvekkilleri yönünden hukuka aykırı bir kullanımın konusunu oluşturabilecek herhangi bir ürün tespit edilemediğini,  söz konusu raporda iltibas değerlendirilmesine itiraz ettiklerini, SMK 7/2. Maddesine göre ayniyet veya benzerlik olup olmadığı hususunda değerlendirmede esas alınacak husus, halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması gerektiğini, ortalama bir tüketici ... ye ait olan bir ürünün fiyatını ve nerede satıldığını gayet bilebilecek durumda olduğunu, \"...\" ibaresi özgün bir içeriği olmayan basit bir şekilden oluşması nedeniyle zayıf bir marka olduğunu, tescilli bir markanın kullanımının başka bir tescilli markaya tecavüz oluşturup oluşturmadığı iddiası değerlendirilirken, özellikle tescilli markanın baskın unsurlarının taklit edilip edilmediğine dikkat edilmesi gerektiğini, müvekkili firmanın ürünlerinin gerek tasarımı, gerekse marka üzerindeki özgün çizgileri ve şekilleri incelendiğinde, tüm unsurların ürünler arasındaki farkı ortaya koyduğunu, müvekkil firma, benzer bir \"iltibas iddiası\" nedeniyle \" ...\" tarafından da dava edildiğini, ve  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/2871 E. 2017/1592 K. 16.3.2017 tarihli emsal kararı ile müvekkilinin haklılığının kanıtlandığını,  emsal karardan yola çıkarak, müvekkilin ürettiği   spor ayakkabılar üzerinde kullandığı işaretin, davacı ...nin \"...\" markasından yeteri kadar farklı ve özgün olduğu göz önünde bulundurularak haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/208 E. ve 2019/ 108 K. Sayılı dosya ile ikame edilen \"Hükümsüzlük\" davası huzurdaki dava kapsamında önce bekletici mesele yapıldığını sonrasında herhangi bir yasal gerekçe gösterilmeden bekletici mesele yapılmasına ilişkin tesis edilen ara karardan rücu edildiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın Yargıtay aşamasında olduğunu beyanla davacı tarafça huzurdaki davanın ispatlanamadığı gözetilerek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalıların haksız, mesnetsiz ve hukuka, dosya kapsamına aykırı istinaf talebinin reddine, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla kararının onanmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti durdurulması önlenmesi ortadan kaldırılmasına ilişkindir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.08/05/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\" Davacının ... asli unsurunu içeren markalarının (özellikle ... tescil no.lu/... tescil no.lu/... tescil no.lu markalarının) SMK m.6/5 ve m.7/2-c uyarınca tanınmış marka statüsünde olduğu;  Dosyada yer alan Ankara BAM 20.HD’nin 2019/1083 E. ve 2021/283 K., 25.03.2021 T. sayılı kararında, davalıya ait ... no.lu şekil markasının hükümsüzlüğüne karar verildiği; ancak bu karar verilmemiş olsaydı dahi davalının fiili kullanımlarının, davalı adına tescil edilen ... tescil no.lu markanın kapsamı dışına çıkılarak gerçekleştirildiği;Davalının 2019/154 D.İş sayılı raporda tespit edilen “... ” kodlu ayakkabı modeline yönelik fiili kullanımlarının hem tescilli markasının (davalının ... tescil no.lu markasının) ayırt edici karakterini değiştiren bir kullanım mahiyeti taşıdığı;  Davalının ... tescil no.lu markasına yönelik bu kullanım tarzının, davacının üstün hakka sahip olduğu ... asli unsurunu içeren tanınmış markalarından doğan haklarının ihlali anlamına geldiği; SMK m.155 gereğince Öncelik hakkına sahip olan davacıya karşı, davalının ... tescil no.lu markasını bir savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği\" belirtilmiştir.2019/154 D.İş sayılı dosyasında alınan Bilirkişi Raporunda özetle; \"Tespit talep edilen adreslerde gerçekleştirilen incelemelerde tespit ve tedbir talep eden tarafından dosya kapsamına sunulu ürüne rastlanılamadığı;Türk Patent nezdinde tescilli markaların üzerinde yer aldığı ürünlerin bulunmadığının görüldüğü; tespit ve tedbir talep eden tarafından dosyaya 3 numaralı ekte sunulan ürünün ise aleyhine tespit talep edilen firmaya aidiyetinin ispatlanamadığı; faturanın dosya tarafı olmayan...Şti. adına olduğunun görüldüğü;Dosyaya sunulu ürün numunesi ve yukarıda yer alan web sitelerindeki görseller üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda ürün üzerinde yer alan logonun tespit ve tedbir talep eden adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli olan ve belirli bir tanınırlığa ulaşan ... ve ... şekil markaları ile 6769 sayılı SMK m.7/2 uyarınca tüketicinezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu kanaatine varıldığı;... , ... alan adlarının kime ait olduğunun belirlenemediği \" belirtilmiştir.6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davacının ... asli unsurunu içeren markalarının (özellikle ... tescil no.lu/  ... tescil no.lu/... tescil no.lu markalarının) SMK m.6/5 ve m.7/2-c uyarınca tanınmış marka statüsünde olduğu,  Ankara BAM 20.HD’nin 2019/1083 E. ve 2021/283 K., 25.03.2021 T. sayılı kararında, davalıya ait ... no.lu şekil markasının hükümsüzlüğüne karar verildiği, ancak bu karar verilmemiş olsaydı dahi bilirkişi heyet  raporunda da tespit edildiği üzere, davalının fiili kullanımlarının, davalı adına tescil edilen ... tescil no.lu markanın kapsamı dışına çıkılarak gerçekleştirildiği ve davalının 2019/154 D.İş sayılı raporda tespit edilen “...” kodlu ayakkabı modeline yönelik fiili kullanımlarının hem tescilli markasının (davalının ... tescil no.lu markasının) ayırt edici karakterini değiştiren bir kullanım mahiyeti taşıdığı, davalının ... tescil no.lu markasına yönelik bu kullanım tarzının, davacının üstün hakka sahip olduğu ... asli unsurunu içeren tanınmış markalarından doğan haklarının ihlali anlamına geldiği davanın sübut bulduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerindedir.Davalı vekilinin dosyaya delil listesi ekinde sunduğu ... markalı ayakkabı görseli ile bilirkişi raporunun 18.maddesindeki  tespitler göz önünde alındığında ve numune olarak sunulan ayakkabının ... markalı olduğu dikkate alındığında,  ihlale konu ayakkabının davalıya ait olduğu, ayakkabı üzerinde davalıya ait... sayılı W şekil markası ve mahkeme kararı ile hüküm kılınan  ... sayılı şekil markasının versiyonunun kullanıldığından dava sübut bulmuştur. Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/208 E. ve 2019/ 108 K. sayılı dosya ile ikame edilen \"Hükümsüzlük\" davası istinaf edilmesi neticesinde Ankara Bam 20 HD nin kararı ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulduğu ve Yargıtay tarafından kararın Onanarak 21/11/2022 tarihinde kesinleştiği, Karar tarihi itibarı ile karar kesinleşmemiş ise de karardan sonra kesinleşmiş olmakla bu aşamada bekletici mesele yapılmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/10/2022 tarih ve 2020/40 E., 2022/162 K. sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8bbdad9cb3ed8c38","SID":"af1a28c6d8678a3b"}}