{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/635 <br>KARAR NO:2025/758<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/12/2024<br>NUMARASI:2024/420  Esas  2024/951 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:02/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, 796.200 Euro bedelle, dava dışı ...A.Ş ile, ... değişken hız sürücülü asenkron motorlarının değişim hizmetinin müvekkil tarafından ifası konusunda 04.09.2013 tarihli sözleşme imzaladığını, bu sözleşmeyi imzalamadan önce, müvekkil şirketin, davalı şirketle, 04.09.2013 tarihli sözleşme konusu işin maliyet hesabını yaptıklarını, işin maliyetinin tahmini olarak 630.000 Euro tutacağı, 50.000 Euro'nun proje bedeli olarak davalıya ödeneceği ve böylelikle toplam maliyetin 680.000 Euro olacağı hesabıyla ... ile 796.200 Euro iş bedeli üzerinden anlaşmaya varıldığını, davalı şirketin ise, ... işi ile ilgili olarak müvekkiline 50.000 € + KDV = 59.000 € bedelle proje mühendisliği yapacağı, bu bedelin, müvekkil ...'den avans aldığında 15.000€ + KDV, ...'den % 50 ödeme aldığında 20.000 € + KDV, ...'den tüm ödemeler alındığında 15.000 € + KDV olmak üzere 50.000 € + KDV proje hizmet bedelinin davalıya ödeneceği hususunda, davalı şirketle anlaşma yapıldığını, ancak davalıya 01.08.2014 tarihinde yapılan 15.000€ + KDV = 17.700 € tutarlı ödeme, ...'den tüm ödemeler tamamlanmadan, yani muaccel hale gelmeden, anlaşma kapsamında yapması gereken işler yapılmadan davalıya ödenmiş olduğunu, bu ödemenin davalıdan tahsili gerektiğini, diğer taraftan müvekkil ile davalı arasında e-maille yapılan anlaşma gereğince davalının, dava dışı ... firmasından panoların temin edilmesini üstlendiğini, davalıca bu panoların teslim edildiğini, bedellerinin müvekkil tarafından davalıya 16.01.2014 tarihinde 272.580 TL olarak ödendiğini, davalının, panoların temin ve tesliminden önce müvekkil şirketten teminat mektubu talep ettiğini, müvekkil şirketin ... bankası 29.01.2014 tarihli teminat mektubunu davalıya verdiğini, bu teminat mektubunun müvekkilince geri istendiğini, ancak ikinci teminat mektubu verilene kadar göndermeyeceğini beyan ettiğini, ayrıca davalının kendi el yazısı ile masraf üzerinden kar hesabı yaptığını, muaccel olmamış kar olarak KDV hariç 36.435 € ve buna ek olarak işi yarım bırakması nedeniyle hak etmediği ve henüz vadesi gelmeyen 3. parti alacağı 15.000€ + KDV toplayarak müvekkil şirkete, toplam 60.695'lik teminat mektup isteğini bildirdiğini, müvekkilin de bu teminat mektubunu verdiğini, davalı tarafça sebepsiz iade edilmeyen teminat mektubunun davalı tarafça haksız olarak 178.607 TL üzerinden paraya çevrildiğini, bunun haksız olduğunu ileri sürerek davalının işi yarıda bırakıp gitmesi nedeniyle müvekkil tarafından başka firmalara yaptırılan hizmet ve alımlar için uğranılan zarar nedeniyle davalıya 3.kısım olarak ödenen tutardan şimdilik 500 TL'nin, davalı tarafça haksız olarak paraya çevrilerek tahsil edilen teminat mektubu bedelinden şimdilik 500 TL'nin, 11.11.2014 temerüt tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu 15/10/2015 tarihli harcın ikmali talepli dilekçesinde 0108.2014 tarihinde davalıya yapılan 17.700€ karşılığı 50.924.67 TL haksız ödemeyle ilgili olarak talebinin 50,424.67 TL daha artırılarak 50.924.67 TL nin, ayrıca 61.695 € karşılığı olarak ödenen 178.607 TL ödemeyle ilgili olarak talebinin 178.107 TL daha artırılarak 178.607 TL üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, belirtilen miktarlar üzerinden harç ikmal edilmiştir.<br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;Borçlar Kanunu’nda ayıba karşı ihbar  ve sebepsiz zenginleşme de dava açmak için öngörülen zamanaşımı süresi dolduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki 13 Eylül 2013 tarihinde başlamış olup,  bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının, ... şirketi ile yapacağı işin proje mühendisliği hususunda müvekkil şirketle anlaştığını, maliyetin 630.000 € olarak hesaplandığını, 630.000 € tutarının aşağı veya yukarı olması durumunda % 50-50 oranında taraflar arasında paylaşılacağı hususunda mutabakata varıldığını, taraflar arasında uyuşmazlık konusunun ise 01.10.2014 tarih 20408 ve 01.07.2014 tarih ... seri nolu fatura bedelleri olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisine istinaden ticari ilişkinin 13.09.2013 tarihinde başladığını, teminat mektubu talep ve uygulamasının ise sonradan ortaya çıktığını, müvekkil tarafından teminat mektubu talep etmesi nedeninin, 630.000 € olarak hesaplanan maliyetten taraflara kalınan kar ve zarar olarak bölünerek hesaplandığını, neticede müvekkilinin 60.693 € luk 6 ay süreli teminat mektubunun kendisine verilmesini bildirdiğini, davacı tarafça ödeneceği kabul edilen 61.695 €,  29.09.2014 tarihine kadar ödenmemesi üzerine davacıya SMS ile ...bank 14.04.2014 tarih ... nolu teminat mektubunun süresinin dolmak üzere olduğunu, alacağın ödenmemesi halinde nakde çevrileceğinin bildirildiğini, davacı tarafça verilen ve nakde çevrilen teminat mektubunun, mal alımına ilişkin olarak alınmadığını, kayıtsız/şartsız ve süreli olarak müvekkiline verildiğini, bu mektubun sadece panolama işinin garantisi olarak verildiği iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, \" ...Davacı şirketin, dava dışı ... şirketiyle yaptığı 796.200 € bedelli iş anlaşması kapsamında ... şirketi için yapmayı üstlendiği işlerin proje mühendisliği hizmetinin davalı tarafça verilmesini konu edinen vermesi konusunda 50.000 € + KDV bedel üzerinden anlaşma yaptığı, Anlaşmanın; 15.000€ + KDV ...'den ilk avans alındığında fatura karşılığı ödeneceği, 20.000€ + KDV ...'den % 50 ödeme alındığında fatura karşılığı ödeneceği, 15.000€ + KDV ...'den tüm ödemeler alındığında fatura karşılığı ödeneceği,50.000€ + KDV Şeklinde olduğu, davalının bu bedeli, fatura karşılığında davacıdan tamamen tahsil ettiği anlaşılmıştır.İş bu davanın konusunu oluşturan taleplere bakıldığında; 1- Davacının, 3.kısım olan 15.000€ + KDV bedelinin, henüz muaccel olmadan ve iş yapılmadan davalıya ödenmiş olması nedeniyle bu fatura karşılığı olarak davalıya ödenen 50.924.67 TL'nİn iadesini davalıdan talep ettiği, 2-Davanın diğer bir konusu olan 61.695 € bedelli teminat mektubunun, davacı tarafından, davalı şirkete; öngörülmeyen masraf bedeli 36.435€ + KDV ve tahsil edilmeyen 15.000€ + KDV alacağı için verildiği, davalının bu ödemeleri yapmaması üzerine teminat mektubunun davalı tarafça nakde çevrilerek tahsil edildiği, ancak davacının, bunun dayanağının olmadığını ileri sürerek, ödediği 178.607 TL teminat mektup bedelinin de tahsilini talep ettiği, anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde tarafların söz konusu tutarlar üzerinde mutabık oldukları, kesin olmayan hususun projenin devam etmesi sebebiyle yapılabilecek masraflara ilişkin olduğu; bu masraflara da tarafların eşit şekilde katılacakları anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki hukuki ilişki bir danışmanlık sözleşmesidir. Davalının  danışmanlık hizmetini usulüne uygun bir şekilde ifa ettiği görülmektedir. Teminat mektubunda yer alan tutar davacının da kabulünde de olan davalı alacağını göstermektedir. Bu tutarın teminat mektubunun geçerlilik tarihi olan 14.10.2014 tarihine kadar davalı yana ödenmesi gerekmektedir, Davalı yan 01.10.2014 tarihli faturayı keserek davacıya göndermiş, davacı Kadıköy ... Noterliğimin 13.10.2014/... yevmiye no.lu ihtarnamesini keşide ederek, faturayı davalıya iade etmiştir. Davacı ile dava dışı ... arasında akdedilen sözleşme gereği işin 796.200,00 euro bedel ile işin yapılacağının gösterildiği, taraflar arasında anılan işin 630.000,00 Euro tahmini bedel ile tamamlanacağı, bu iş için üç seferde olmak üzere 50.000,00 Euro + KDV bedel davalıya proje bedeli ödeneceği, bu ödemelerin davacının dava dışı ... şirketinden üç ayrı defada alınacak bedellere uygun olarak yapılacağı, davacı tarafından geçici kabul işlemlerinin yapılmasına müteakip alınması gereken üçündü ödemenin ...'den geçici kabul yapılmadığı için alınmadığı halde dayalıya fatura mukabili 50.924,67 TL bedeli ödediği, işin geçici kabulünün 15.01.2015 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından 6 ay süreli 14.10.2014 vade tarihli kesin teminat mektubunun 01.10.2014 tarihinde 178.607,00 TL halinde nakde çevrildiği, eksik bırakıldığı iddia edilen işler için davacı tarafından liste halinde gösterilen işlerin eksik etiketleme, izolasyon, kablo kanalı vb. kabul eksikliklerinin tamamlanması için alınan malzeme ve işçilikler, maliyet içinde hesaplanmış drive otomasyon sistemine ait 11.600,00 Euro +KDV'lik bedele ait projenin davalı tarafından hatalı tarif edilmiş olması nedeniyle bunfarın çözümü için gerekli scada ve donanım revizyonlarına ait malzeme, mühendjslik bedeline konu 9.500,00 Euro + KDV kısmı, montajı yapılan ve devrede olan drive (sürücü) cihazlarının ... talebi ile revize edilen gerekli ayarların yapılması ve devreye alma hizmeti ile talep edilen ayarlar ve devreye alınan drive (sürücü) cihazlar için bu süreden itibaren 5 aylık süre içinde karşılaşılan hataların analizi ve gerekli ayarların yapılması için alınan hizmet bedeli 62.222,14 TL + KDV olarak gösterildiği, bunlara ilişkin faturaların ibraz edildiği ancak kesin geçici kabul ve kesin kabul tutanakları ile davalının eksik bıraktığı halde  ...'in talebi ile davacı tarafından üçüncü şahıslardan alınan hizmetler ilişkin ... talebinin dosyasında bulunmadığının, dava  dışı ... tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinde 15.01.2015 tarihli iş bitime belgesini Geçici Kabul Belgesi olduğunun açıklandığı, bu belge üzerinde herhangi bir geçici kabul eksikliğinin gösterilmediği, ayrıca bu belge ekinde eksikliklere ilişkin listenin bulunmadığı, 22.12.2016 tarihli Kesin Kabul Tutanağında da yapılan işin sözleşmeye ve eklerine uygun olduğu, kesin kabule engel olabilecek herhangi bir eksik, kusur ve arızanın bulunmadığının belirtildiği, ilgi yazı ekindeki maillerde gösterilen hususların geçici kabul eksiği olmadığı, Geçici Kabul Eksiği olması halinde bunların Geçici Kabul Tutanağında gösterilmesinin gerektiği, işin tesliminin ve kabulünün Geçici Kabul Heyeti marifetiyle geçici kabul tutanağı ile yapıldığı, bu tutanak ile eksik işlerin nelerden ibaret olduğunun belirtildiği, bu eksikliklerin giderilmesi için süre verilmesinin gerektiği bu anlamda dosyasına sunulan deliller içerisinde açıklanan hususlara ilişkin belgeler görülemediğinden davacının davalıdan eksik işlere ilişkin 50.924,67 TL bedeli talep etme hakkının doğmadığı, Dolayısıyla Davacının, 3.kısım olan 15.000€ + KDV bedelinin, henüz muaccel olmadan ve iş yapılmadan davalıya ödenmiş olması iddiasıyla bu fatura karşılığı olarak davalıya ödenen 50.924.67 TL'nin iadesini davalıdan talebine ilişkin olarak dosya içerisinde yapılan bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı ve mahkememizce de kanaat getirildiği üzere  davacı  davalının sözleşme konusu işi eksik bırakıp gittiğini, eksik kalan işlerin tamamlanması için bir takım firmalara ödeme yapmak zorunda kaldığı  hususunu  tüm dosya kapsamında  bu iddiasını ispatlayamadığı, Davacı ikinci olarak davalı tarafça 09.10.2014 tarihinde nakde çevrilen teminat mektubu tutarı 178,607,00 TL'nin iadesine karar verilmesini de  talep etmektedir, Söz konusu teminat mektubu davacıdan 36.435 euro ilave masraf bedeli ve 15 ,000 Euro proje mühendisliği bedelinin teminatı olarak alınmıştır. Davalı  söz konusu teminat mektubunu paraya çevirmiş ve 178.607,00 TL'yi tahsil etmiştir. Proje mühendisliği bedeli olarak davalıya verilen teminat mektubu nakde çevrilmeden önce 15.000,000 Euro + KDV  danışmanlık bedeli  tahsil edildiğinden, bu sebeple, söz konusu tutar mükerrer tahsil edildiğinden davacıya iade edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu tutara ilişkin davacı tarafça davalıya Kadıköy ...Noterliğince ihtarname  çekildiği ihtarnamenin 14.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, karşı tarafa 3 günlük ödeme süresi tanındığı ve temerrütün 17.11.2014 tarihi itibarıyla oluştuğu değerlendirilmiştir. Dava 02.06.2015 tarihinde açılmış olup teminat mektubunun nakte çevrildiği tarih 09.10.2014 tarihi ve davacı tarafça talep edilen 50.924,67 TL fatura  bedelinin ödeme tarihi olan 01.08.2014 tarihi dikkate alındığında zaman aşımının oluşmadığı değerlendirilmiştir.   Neticeten davacının  davalıdan eksik işlere ilişkin talep ettiği  50.924,67 TL bedeli talep etme hakkının doğmadığı, teminat mektubunun paraya çevrilmesi neticesinde davalı tarafından nakde çevrilip tahsil edilen  178.607,00 TL'yi davalıdan tahsil şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, temerrüt  tarihi olan 17.11.2014 tarihinden itibaren  reeskont faizi ile birlikte tahsiline dair \" davanın kısmen kabulü ile 178.607,00 TL nin 17.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile  davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkeme kararı, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararına uygun olmadığını, dosyada düzenlenen iki bilirkişi raporu da birbiri ile çelişkili olmasına rağmen bu çelişki giderilmediğini, ilk karar bir rapora, ikinci karar diğer rapora göre verildiğini, ancak bu kararda da neden bu raporun esas alındığı belirtilmediğini, çelişki de giderilmediğini,  davanın en başından beri belirtildiği üzere masrafların paylaşılması esası taraflarca kararlaştırılmış iken yerel mahkeme kararında da bu hususu belirtmişken, teminat mektubu bedeli içerisinde yer alan 36.435 Euronun müvekkilden talep edilmesi mümkün olmadığını, davacı huzurdaki davasını sebepsiz zenginleşmeye dayandırdığını, oysa ki sebepsiz zenginleşme dava koşulları mevcut olmadığını, sözleşmeden doğan taleplerin varlığı aynı konuda sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesine engel olduğunu,  Borçlar Kanunu’nda ayıba karşı ihbar  ve sebepsiz zenginleşme de dava açmak için öngörülen zamanaşımı süresi dolduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki 13 Eylül 2013 tarihinde başlamış olup, bu nedenle zamanaşımı itirazımız da bulunmaktayken bu usuli itirazımız dikkate alınmadığını, ayrıca, davacı netice-i talebinde, nakte çevrilen teminat mektubu bedelinin dışında, yukarıda bahsi geçen ve bedeli ödenen 01.07.2014 tarih ve 17.700 Euro bedelli faturanın bedelinin haksız ödendiğini de ileri sürüldüğünü, şimdiye kadar söz konusu faturaya davacı tarafça itiraz edilmediğini ve bedeli de ihtirazi kayıtsız olarak ödendiğini, ayrıca teminat mektubu bedelinin içerisinde masraf tutarı da yer alıyor iken teminat mektubu bedelinin tamamının müvekkilden istenmesi şeklindeki ikinci karar daha da aleyhe olduğunu, son teminat mektubu tutarı hesaplanırken, yapılan masrafların yarısı hesaplandığını ve yarısının tutarı 36.435 Euro tuttuğunu, bu tutara da 15.000 Euro danışmanlık ücreti alacağı hesaplandığını, toplam 60.693 Euro bedelli teminat mektubu bedeli bu şekilde belirlendiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili yasal süresinde katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararın kaldırılma gerekçesi olarak \"ortada denetime elverişli bir hüküm bulunmadığı\" gerekçesine rağmen mahkemece euro üzerinden verilen kararda değişikliğe gidilerek TL cinsinden karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu,  mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporlarının tamamı hatalı olup, işbu raporlar yerleşik yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu,  yerel mahkemece gerekçede sadece bilirkişi raporlarına yer verilmiş ancak raporların hangi sebeple hükme esas alındığına dair bir değerlendirmeye yer verilmemiş olup bu anlamda mahkeme kararının denetime elverişli olmadığını ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, davacının, dava dışı ... şirketi için yapmayı üstlendiği işlerin proje mühendisliği hizmetinin davalı tarafça yerine getirilmesi kapsamda, hizmetin eksiksiz olarak yerine getirilmediğinden bahisle fazladan ödenen 50.924,67 TL ile nakte çevrilen 178.607,00 TL teminat mektubu bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Finans uzmanı ile hukukçu bilirkişinden alınan 27/11/2015 tarihli müşterek raporda özetle;\"Davacı, sözleşme bedeli 796.200 Euro'luk 22.08.2013 tarihli teklif ve sipariş mektubu ile ... şirketiyle; A soğutma kulesi için 324.925 Euro, B soğutma kulesi için 253.495 Euro, C soğutma kulesi için 217.780 Euro olmak üzere toplam 796.200 Euro'luk iş anlaşması yapmıştır.  Bu işin karşılığında da ... şirketine, ... Bankası 29.01.2014 tarihli 79.620 €lik kesin teminat mektubu vermiştir. Davacı şirket sahibi ...'in, davalı şirketten ...'e gönderdiği 13.09.2013 tarihli e-mailde; ... işiyle ilgili olarak toplam giderlerin şu anda 630.000 Euro'nun baz alınacağı, bu maliyetin +/- olması durumunda kazanç ve kayıpların % 50 - 50 olarak paylaşılacağı,...'e 50.000 € + KDV ödeneceği; bu ödemenin; ...'den avans alındığında 15.000€ + KDV fatura karşılığında ödeme yapılacağı, ...'den % 50 ödeme alındığında 20.000€ + KDV fatura karşılığında ödeme yapılacağı, ...'den tüm ödemeler tamamlandığında 15.000€ + KDV fatura karşılığında ödeneceği hususunun bildirildiği, görülmüştür. Davacının, davadaki alacağının irdelenmesi: 50.924.67 TL alacak ; taraflar 3. kısım ödeme olarak kararlaştırılan, ancak davalının işi bırakması nedeniyle muaccel hale gelmeden ödenen bedele ilişkin bulunmaktadır. Davacının ticari kayıtlarına göre; davacı şirketin, davalı taraftan toplam 457.117.26 TL tutarında (6) adet fatura aldığı, bu fatura bedelini, 405.41 TL noksanıyla ödemiş olduğu, davacının, davalının nakde dönüştürerek tahsil ettiği 178.607.00 TL teminat mektubu bedelini 09.10.2014 tarihinde kendi ödemesi olarak gösterdiği, davacının, ticari ilişki olarak davalı taraftan (178.607.00 — 405.41) = 178.201.59 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı kayıtlarına göre; davalı şirketin, davacı şirkete 01.10.2013-26.04.2014 tarihleri arasında toplam 406.787.18 TL tutarlı (6) adet fatura kestiği ve davacıdan bu tutarı tamamen tahsil ettiği, Fatura bedellerini tahsil ettikten sonra, 01 10.2014 tarihinde, 61.695 € tutarlı teminat mektubu karşılığı 177.669.26 TL'yi kendi defterinde alacağı olarak gösterdiği ve davacıdan bunun karşılığı olarak 178.607.00 TL'yi tahsil ettiği kalan 937.74 TL borcunu ise kur farkı alacağı ile kapatarak hesabını sıfırladığı tespit edilmiştir. Öncelikle tarafların defter kayıtlarından; dava konusu olan 50.924.67 TL'lik alacak üzerinde durulması gerekecektir. Söz konusu ödemelerin her iki tarafın ticari defter kayıtlarında olup olmadığı incelendiğinde; davalının, 1.ödeme olarak 01.10.2013 tarihinde 15.000€ + KDV karşılığı kestiği faturanın, 48.767.00 TL olarak kayda alındığı ve davacının bu fatura bedelini ödediği, davalının, 2.ödeme olarak 07.03.2014 tarihinde 20.000€ + KDV karşılığı kestiği faturanın, 71.633 TL olarak kayda alındığı ve davacının bu fatura bedelini ödediği, davalının, 3. ve son ödemesi olan 15.000€ + KDV - 17.700€ ödeme için 01.07.2014 tarihinde davacıya fatura kestiği ve 51.292.83 TL olarak kayda alındığı, davacının bu fatura bedelini de ödediği tespit edilmiştir. Birinci uyuşmazlık; Davacının; 01.07.2014 tarihli fatura için, 01.08.2014 tarihinde ödediği 17.700€ karşılığı 50.924.67 TL'lik paranın, davalının muaccel olmadan ve bu parayı hak etmeden ödenmesi nedeniyle davalıdan talep edilip edilmeyeceği hususunun tespiti noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki e-mail yazışmalarından; 3. ve son kısım 15.000€ + KDV 17.700€ ödemenin, ...'den tüm ödemeler alındıktan sonra yapılacağı kararlaştırılmıştır. ... ile olan cari hesap ilişkisine göre davacının, ... şirketinden son parasını 15.04.2015 tarihinde aldığı, dolayısıyla da davalıya yapılan 3. ve son ödemenin, ...'den tüm ödemeler alınmaksızın yapılmış olduğu, yani davalının 3. ve son ödemesinin muaccel olmadan ödenmiş olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Ancak belirtelim ki davalı; yaptığı hizmete karşılık davanın konusu olan dosyada mübrez 01.07.2014 tarih 17.700 € tutarlı faturayı, “... Soğutma Kule Müh.” açıklamasıyla davacı şirkete kesmiştir.  Davacı da bu faturaya süresi içerisinde (yasal 8 günlük süre içinde) itiraz etmeyerek ticari defterlerine kendi borcu olarakkayıt etmiştir. Fatura bedelini de 01.08.2014 tarihinde 50.924.67 TL olarak itirazsız olarak ödemiştir. Davacı vekili, “davalının işi tamamlamadan bırakıp gittiğini, eksik kalan kısımları haricen tamamlattırıldığını” öne sürerek, 17.700€ karşılığı ödenen 50.924.67 TL'ye ayrı bir boyut kazandırmıştır. Davacı vekili, davalının yarım bırakıp da haricen tamamlattırıldığına ilişkin masraf faturalarını. ve ödeme dekontlarını dosyaya sunmuştur. Piyasadaki çeşitli firmalardan faturalar alınmıştır. Diğer masraf faturalarının, ... adının doğrudan geçmemesi nedeniyle dava konusu proje kapsamında yaptırılan işler olup olmadığı anlaşılamamıştır. Alınan fatura seyrine göre, davacının, 01.08.2014 ödeme tarihi öncesinde 07.05.2014 ve 21.07.2014 tarihinde ... işiyle ilgili olarak dava dışı şirketlere iş yaptırıldığı görülmektedir. 01.08.2014 ödeme tarihinden önce davalının işi bitirmeden tek taraflı olarak bıraktığı ispat edilemediğine göre, 01.08.2014 tarih öncesi haricen yapılan masrafların, davalının işi bıraktığına kanıt teşkil edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Yargıtay'ın \" Uyuşmazlık, dava konusu fatura İçeriği malın (veya hizmetin) davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.Davacı, malın kendisine teslim edilmediğini savunmuş ise de söz konusu fatura ticari defterlerine kayıt edilmiştir.Defter münderecatı, sahibi aleyhine delil sayılır. (TTK md.84). Bu durumda malın teslim edilmediği yönündeki savunmaya değer verilemez.” (Y.19HD. 01.03.2005 — E. 2004/7898 K. 2005/2012).\" yönündeki yerleşik kararı uyarınca, davacının 50.924.67 TL nin istirdatını davalı taraftan talep edemeyeceği kanaat ve sonucuna varılmaktadır. 178.607 TL tutarlı teminat mektubu delinin paraya çevrilmesinden kaynaklanan alacak: Dosyada mübrez bu teminat mektubu; ...bank tarafından 14.04.2014 tarihinde davalı şirket lehine 61.695 Euro üzerinden, “Taahhüt işini taahhüt eden müteahhit ....A.Ş” nin ihale ile ilgili kanun ve şartname hükümlerine göre vermek zorunda olduğu kesin teminat tutarı” açıklamasıyla 14.10.2014 tarihine kadar geçerli kesin teminat mektubu olarak düzenlenmiştir. Davacının kabul ettiği dosyada mübrez, düz bir beyaz kağıt üzerine, el yazısı ile davalı tarafça kaleme alınmış ve 61.695 Euro'luk teminat mektubunun alınmasına dayanak gösterilen hesaplama tablosunun aşağıdaki şekilde olduğu görülmüştür. Davalının kaleme aldığı bu yazıya göre, 61.695€ luk teminat mektubunu davacıdan; 36.435€ ilave masraf bedeli ve 15.000€ proje mühendisliği bedelinin teminatı olarak aldığı, davacının da bunu kabul ederek yukarıda belirtilen 61.695 € bedelli kesin teminat mektubunu davalıya verdiği anlaşılmaktadır. Davalının, dosyada mübrez 01.10.2014 tarih KDV dahil 61.695 Euro bedelli ve “Proje, taahhüt, müh.” açıklamalı faturayı davacı şirket adına kestiği ve defterine 01.10.2014 tarihinde 177.669.26 TL olarak alacak kaydettiği, bu fatura bedelini davacıdan tahsil edememesi üzerine teminat mektubunu nakde tahvil ederek 178.607 TL yi bankadan tahsil ettiği ve defterine davacı ödemesi olarak kayıt ettiği, ancak davacının Kadıköy ...  Noterliğinden  davalıya gönderdiği 13.10.2014/... yevmiye sayılı ihtarnamede; bu faturayı kabul etmediğini bildirerek faturayı davalıya iade ettiği, davalının ticari defterleri incelendiğinde; 61.695€ luk teminat mektubunun düzenlenmesine neden olan, 17.700€ 3.kısım bedelinin tahsil edildiği, bu tahsilattan sonra davalı şirketin, davacıdan herhangi bir hak ediş faturasının olmadığı anlaşılmıştır. Davalının 27.03.2014 tarihinde el yazısıyla yazdığı hesap içerisinde yer alan 36.435 € maliyet bedeli, tahmini hesaplara dayanan bir maliyet olup, bu maliyet bedelinin davacı tarafça kabul edildiğine ilişkin açık bir kabul yok ise de; davacının, öngörülmeyen (tahmini) çıkabilecek masraf nedeniyle 61.695€ tutarlı kesin teminat mektubu düzenlemeyi kabul ettiği ve davalıya teminat mektubunu verdiği kanaatine varılmaktadır. Davalının 27.03.2014 tarihinde el yazısıyla yazdığı hesap İçerisinde yer alan 50.434 € maliyet bedeli, tahmini hesaplara dayanan bir maliyet olup, bu maliyet bedelinin davacı tarafça kabul edildiğine ilişkin açık bir kabul yok ise de; davacının, öngörülmeyen (tahmini) çıkabilecek masraf nedeniyle 61.695€ tutarlı kesin teminat mektubu düzenlemeyi kabul ettiği ve davalıya teminat mektubunu verdiği kanaatine varılmaktadır. Belirtelim ki davalı;, yukarıda da belirtildiği üzere; teminat mektubu içerisinde yer alan 15.000 € + KDV hak edişi, daha sonra 01.08.2014 tarihinde tamamen tahsil etmiştir. Bu nedenle 61.695 € kesin teminat mektubu içerisinde yer alan 15.000€ + KDV, davalı tarafından tamamen tahsil edilmiş olduğundan, davalının daha sonra bu teminat mektubunu nakde dönüştürerek tekrardan 15.000€ * KDV hakediş bedelini tahsil etmesi, mükerrer bir tahsilat olacağından kabul edilemeyecektir. 61.695 € kesin teminat mektubu içerisinde yer alan 36.435€ tahmini maliyetler olup, kesin hesabı yapılmayan ve net maliyetler ortaya çıkmadan sadece öngörüyle hesaplanan 36.435€ bedelin de davalı tarafından tahsil edilmesi yerinde değildir. Bu durumda davacının, 61.695 € teminat mektubundan tahsil ettiği 178.607 TL yi, davalıya iade etmesi gerektiği kanaatine varılmaktadır.Davacı, temerrüt tarihine ilişkin olarak, Kadıköy ... noterliğinden davalıya keşide ettiği 14.11.2014/... sayılı ihtamameyi dayanak olarak göstermiştir. Söz konusu bu ihtarnamede; “61.695€ bedelli teminat mektubunun paraya dönüştürülerek tahsil edilmesinin dayanağının olmadığı, bu bedelin, 3 gün içerisinde ödenmesi gerektiği” bildirilmiştir. İhtarname 14.11.2013 tarihinde tebliğ edilmekle davalının, tanınan 3 günlük önel sonunda 17.11.2014 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekmiştir. Bu durumda davacının 178.607 TL'yi, 17.11.2014 tarihi itibariyle reeskont faizi ile davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmıştır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Tarafların itirazı üzerine elektrik mühendisi bilirkişinin dahil edilerek birinci heyetten alınan 16/06/2017 tarihli ek raporda özetle; \"...Davacı tarafından geçici kabul işlemlerinin yapılmasına müteakip alınması gereken üçünçü ödemenin ...'den geçici kabul yapılmadığı için alınmadığı halde davalıya fatura mukabili 50.924,67 TL bedeli ödediği, işin geçici kabulünün 15.01.2015 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından 6 ay süreli 14.10.2014 vade tarihli kesin teminat mektubunun 01.10.2014 tarihinde 178.607,00 TL halinde nakde çevrildiği, eksik bırakıldığı iddia edilen işler için davacı tarafından liste halinde gösterilen işlerin eksik etiketleme, izolasyon, kablo kanalı vb. Kabul eksikliklerinin tamamlanması için alınan malzeme ve işçilikler, maliyet içinde hesaplanmış drive otomasyon sistemine ait 11.600,00 Euro +KDV'lik bedele ait projenin davalı tarafından hatalı tarif edilmiş olması nedeniyle bunların çözümü için gerekli scada ve donanım revizyonlarına ait malzeme, mühendislik bedeline konu 9.500,00 Euro + KDV kısmı, montajı yapılan ve devrede olan drive (sürücü) cihazlarının ... talebi ile revize edilen gerekli ayarların yapılması ve devreye alma hizmeti ile talep edilen ayarlar ve devreye alınan drive (sürücü) cihazlar için bu süreden itibaren 5 aylık süre içinde karşılaşılan hataların analizi ve gerekli ayarların yapılması için alınan hizmet bedeli 62.222,14 TL + KDV olarak gösterildiği, bunlara ilişkin faturaların ibraz edildiği ancak kesin geçici kabul ve kesin kabul tutanakları ile davalının eksik bıraktığı halde ...'in talebi ile davacı tarafından üçüncü şahıslardan alınan hizmetler ilişkin ...talebinin dosyasında bulunmadığının görüldüğü, Bu defa önceki raporumuzda istenilen hususlara ilişkin olarak dava dışı ... tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinde 15.01.2015 tarihli iş bitime belgesini Geçici Kabul Belgesi olduğunun açıklandığı, bu belge üzerinde herhangi bir geçici kabul eksikliğinin gösterilmediği, ayrıca bu belge ekinde eksikliklere ilişkin listenin bulunmadığı, 22.12.2016 tarihli Kesin Kabul Tutanağında da yapılan işin sözleşmeye ve eklerine uygun olduğu, kesin kabule engel olabilecek herhangi bir eksik, kusur ve arızanın bulunmadığının belirtildiği, ilgi yazı ekindeki maillerde gösterilen hususların geçici kabul eksiği olmadığı,Geçici Kabul Eksiği olması halinde bunların Geçici Kabul Tutanağında gösterilmesinin gerektiği, iş bitirme belgesinin Geçici Kabul Tutanağı olarak gösterilmesinin heyetimizce anlaşılamadığı, işin tesliminin ve kabulünün Geçici Kabul Heyeti marifetiyle geçici kabul tutanağı ile yapıldığı, bu tutanak ile eksik işlerin nelerden ibaret olduğunun belirtildiği, bu eksikliklerin giderilmesi için süre verilmesinin gerektiği bu anlamda dosyasına sunulan deliller içerisinde açıklanan hususlara ilişkin belgeler görülemediğinden davacının davalıdan eksik işlere ilişkin 50.924,67 TL bedeli talep etme hakkının doğmadığı, teminat mektubunun nakde çevrilerek oluşan 178.607,00 TL talebi hususuna ilişkin 27.11.2015 tarihli raporda geniş bir şekilde açıklandığı üzere davacının davalıdan talep edebileceği\"  görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Elektrik mühendisi, sözleşme uzmanı ve mali müşavir bilirkişinden oluşan ikinci heyetten alınan 23/07/2018 tarihli  bilirkişi heyeti raporunda ;\"Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davalının borç bakiye tutarı 31.12.2014 tarihinde 1 Seri nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğ hükümlerine göre 159 Verilen Sipariş Avansları hesabına virman edildiği ve davalıdan 178.201,59 TL ve karşılığı 61.595 Euro alacağı görüldüğü,  davalı kayıtlarına göre davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı, davalı nakde çevirmiş olduğu 61.595 Euro tutarındaki teminat mektubunu davacıdan gelen havale olarak hesaplarına aldığı ve yine 01.10 2014 tarih ve ... no.lu “Proje Taahhüt Müh. Devreye Alma” açıklamalı 61.695,00 Euro (KDV dahil) tutarındaki 177.669,.26 TL. Tutarlı faturayı davacının hesabına borç kaydı yaptığı, davaya cevap dilekçesinde bu faturanın davacıya iadeli taahhütlü mektup ile gönderildiği, ancak davacı tarafından kabul edilmeyerek noter vasıtasıyla iade edildiğini beyan ettiği tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile bilirkişi kök ve ek raporlarına göre davalı yanın davacıya sözleşme konusu danışmanlık hizmetini verdiği ve davacının bunun karşılığı olarak kararlaştırılan sözleşme bedelini davalıya ödediği hususunda çekişme bulunmamaktadır.Davacı yan ilk olarak 3. kısım işin davalı tarafından ifa edilmediğini bu sebeple ödenen tutarın iadesi gerektiğini iddia etmektedir. Konuya ilişkin olarak 16.06.2017 tarihli bilirkişi ek raporunda yer alan teknik inceleme neticesinde dava dışı asıl işveren tarafından gönderilen belgelere göre, davacının davalıdan eksik işlere ilişkin bir talepte bulunamayacağı kanaati belirtilmiştir. Davacı yan bu kanaate ilişkin yaptığı itirazda davalının sözleşme konusu işi eksik bırakıp gittiğini, eksik kalan işlerin tamamlanması için bir takım firmalara ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu konuda tanık dinletebileceğini ifade etmiş ancak gelinen aşama itibariyle bu iddiasını ispatlayamamıştır. Bu veriler çerçevesinde söz konusu talebe ilişkin dosya kapsamında yer alan anılan bilirkişi ek raporunda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir husus tespit edilememiştir.Davacı yan ikinci olarak davalı tarafça 09.10.2014 tarihinde nakde çevrilen teminat mektubu tutarı 178.607,00 TL'nin iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Dosyaya sunulu kök raporda da belirtildiği üzere, söz konusu teminat mektubu davacıdan 36.435 Euro ilave masraf bedeli ve 15.000 Euro proje mühendisliği bedelinin teminatı olarak alınmıştır. Taraflar arasındaki 13.09.2013 tarihli e-posta yazışmaları incelendiğinde tarafların söz konusu tutarlar üzerinde mutabık oldukları, kesin olmayan hususun projenin devam etmesi sebebiyle yapılabilecek masraflara ilişkin olduğu; bu masraflara da tarafların eşit şekilde katılacakları anlaşılmaktadır. Somut olayda taraflar arasındaki hukuki ilişki bir danışmanlık sözleşmesi olup, davalı yan davacının taşeronu değildir.Dosya kapsamı itibariyle davalı yanın danışmanlık hizmetini usulüne uygun bir şekilde ifa ettiği görülmektedir. Teminat mektubunda yer alan tutar davacının da kabulünde de olan davalı alacağını göstermektedir. Bu tutarın teminat mektubunun geçerlilik tarihi olan 14.10.2034 tarihine kadar davalı yana ödenmesi gerekmektedir. Davalı yan 01.10.2014 tarihli faturayı keserek davacıya göndermiş, davacı Kadıköy ... Noterliği'nin 13.10.2014/... yevmiye no.lu ihtarnamesini keşide ederek faturayı davalıya iade etmiştir. Davalı yan söz konusu teminat mektubunu paraya çevirmiş ve 178.607.00 TL'yi tahsil etmişlir. Ancak bu tutar kapsarnında 27.11.2015 tarihli kök raporda da tespit edildiği üzere davalı tarafından tahsil edilmiş olan 15.000,000 Euro + KDV danışmanlık bedeli de yer almaktadır. Bu sebeple, söz konusu tutar mükerrer tahsil edildiğinden davacıya iade edilmesi gerektiği düşünülmektedir.\" şeklinde düzenlenmiş olup 26/07/2029 tarihli ek raporda ; taraf itirazları bakımından kök rapordan ayrılmayı gerektirir bir hususun bulunmadığı, davacı yanın davalıdan dava tarihi itibariyle 15.000,00 Euro + KDV alacaklı olduğu ve davalı yan 17.11 2914tarihinde temerrüde düştüğünden alacağa bu tarihten itibaren recskont faizi işletilebileceği yönünde kanaate varıldığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre; davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında yapılan 796.200 Euro bedelli iş anlaşması kapsamında, davacının ... şirketi için yapmayı üstlendiği işlerin proje mühendisliği hizmetinin davalı tarafça yerine getirilmesi konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığı, davacı şirketten davalı şirkete gönderilen 13.09.2013 tarihli e-mailde; ... işiyle ilgili olarak toplam giderlerin şu anda 630.000 Euro'nun baz alınacağı, bu maliyetin +/- olması durumunda kazanç ve kayıpların % 50 - 50 olarak paylaşılacağı, ...'e 50.000 € + KDV ödeneceği; bu ödemenin; ...'den avans alındığında 15.000€ + KDV fatura karşılığında ödeme yapılacağı, ...'den % 50 ödeme alındığında 20.000€ + KDV fatura karşılığında ödeme yapılacağı, ...'den tüm ödemeler tamamlandığında 15.000€ + KDV fatura karşılığında ödeneceği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Somut olayda ; davacı yan, sözleşme kapsamında 3.kısım olarak ödenen 15.000€ + KDV bedelinin, henüz muaccel olmadan ve iş yapılmadan davalıya ödenmiş olması nedeniyle bu fatura karşılığı olarak davalıya ödenen 50.924.67 TL  ile verilen 61.695 € bedelli teminat mektubunun haksız olarak nakte çevrilmesi nedeniyle  tahsil edilen 178.607 TL teminat mektup bedelinin iadesini talep etmiştir.İlk alacak talebi yönünden; davalının, 15.000€ + KDV  toplamı 17.700€ ödeme için 01.07.2014 tarihinde davacıya fatura kestiği ve 51.292.83 TL olarak kayda alındığı, söz konusu faturanın davacının ticari defterlerine kaydedildiği ve  davacının bu fatura bedelini  ödediği tespit edilmiştir. Davacı vekili her ne kadar ödeme tarihi itibariyle 3. Kısım yönünden alacağın henüz muaccel olmadığı, işlerin eksik bırakıldığı ileri sürülmüş ise de hükme esas alınan her iki bilirkişi heyeti raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere Kesin Kabul Tutanağına göre yapılan işin sözleşmeye ve eklerine uygun olduğu, kesin kabule engel olabilecek herhangi bir eksik, kusur ve arızanın bulunmadığı gibi iddia olunun bir kısım işlerin dava dışı şirketler tarafından yaptırıldığı iddiası ispatlanamadığından eksik işler için ödenen bedelin iadesi talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur.Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Bu itibarla davalı tarafça düzenlenen söz konusu fatura davacının defterlerine işlendiği, faturaya itiraz olmadığı gibi  herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeksizin ödeme yapıldığı anlaşılmakla davalı tarafın faturaya konu hizmeti yerine getirdiği karine olarak kabulü gerekmekte olup yukarıda açıklandığı üzere aksi davacı tarafça ispatlanamamıştır. İkinci alacak talebi yönünden; nakde çevrilen 61.695 Euro teminat bedelinin  36.435 Euro ilave masraf bedeli ile üçüncü kısım olarak kararlaştırılan 15.000 Euro proje mühendisliği bedelinin teminatı olarak alınmıştır. Her ne kadar ikinci heyet raporunda taraflar arasındaki 13.09.2013 tarihli e-posta yazışmalarına göre tarafların söz konusu tutarlar üzerinde mutabık oldukları, kesin olmayan hususun projenin devam etmesi sebebiyle yapılabilecek masraflara ilişkin olduğu; bu masraflara da tarafların eşit şekilde katılacakları tespiti yapılmış ise de birinci heyetten alınan raporda açıkça ifade edildiği üzere mailde belirtilen ve teminat mektubu içerisinde yer alan 36.435 Euro tahmini maliyetler olup kesin hesabı yapılmış bir maliyet olmadığı gibi bu yönde ilave masraf yapıldığı davalı tarafça da ispata elverişli delillerle ispatlanamamış, bu yönde davalı tarafça düzenlenen fatura davacı tarafça defterlerine kaydedilmeden süresinde iade edildiği görülmüştür. Diğer yandan teminat mektubu içerisinde yer alan 15.000,00 Euro+KDV üçüncü kısım hak ediş bedeli daha önce tahsil edilmesi rağmen daha sonra davalı tarafça teminat mektubu nakde dönüştürülerek tekrardan bedelin tahsil edilmesi mükerrer tahsilat olacağından davacının 61.695 Euro teminat mektubundan tahsil ettiği 178.607,00 TL'nin iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğundan, TBK'nın 147/6. maddesi uyarınca eser sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımı süresine tâbi olup teminat mektubunun nakde çevrildiği 09/10/2014 tarihinden ve 50.924,67 TL fatura bedelinin ödeme tarihi olan 01/08/2014 tarihinden itibaren dava tarihi olan 02/06/2015 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir. Sonuç olarak dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da  tespit edilememiş olmasına göre taraf vekillerinin  istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınan 615,40 TL maktu karar harcın  mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından ayrıca alınan 2.434,76 TL nispi karar harcın istemi halinde davalıya iadesine 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d6ef7f66d1c8e07","SID":"ca4670be0e9f6785"}}