{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/567 <br>KARAR NO:2025/810<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/02/2022<br>NUMARASI:2020/627 Esas - 2022/73 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ:09/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan 11/05/2015 tarihli sözleşmeye binaen müvekkili şirket tarafından ...'ın çöplerinin toplanması, nakli, süpürülmesi ve arasözle yıkanması işini 11/11/2015 tarihine kadar üstlendiğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve ödemeler konusunda davalı tarafa ihtarda bulunulduğunu, davalı tarafından ödemelerin aksatıldığını, davalıya kesilen faturaların ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile asıl alacak 284.042,74 TL'nin işlemiş faizi ile birlikte tahsili için takip başlatıldığını, ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu, bu nedenle davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının, müvekkilinden alacağı olmadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:Mahkemece, davalı tarafın dosyaya sunduğu bir kısım yerel gazete kupürleri, dinlenen davalı tanıklarının beyanlarından davacının üstlendiği Büyük İstanbul Otogarındaki temizlik hizmetlerinin sağlıklı ve eksiksiz olarak yürütülmediği, çöplerin biriktiği ve bu birikme nedeniyle otogardan yararlanan kimselerin ve oradaki ticari işletme sahiplerinin mağdur olduğu bu suretle davacının üzerine düşen edim yükümlülüğünü tam ve gereği gibi yerine getirmediği, haklı fesih koşullarının oluştuğu ve bu nedenle davalının sözleşmeyi Beykoz ... Noterliğinin 16/07/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshettiği, sözleşmenin feshine  haksız olarak sebebiyet veren davacının sözleşmeden beklenen karşı edim yükümlülüğünü talep edemeyeceği anlaşılmış olmakla yerinde bulunmayan icra takibi ve açılan itirazın iptali davası yönünden davanın reddine, davacının başlatmış olduğu icra takibinde haksız olduğu anlaşılmakla birlikte kötüniyetle icra takibine giriştiği kanıtlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Verilen karar davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 01/10/2020 tarih 2020/49 E. 2020/2047 K. Sayılı ilamı ; \" ...dinlenen tanık beyanları, dosyaya sunulan bir kısım yerel gazete küpürlerinden sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, sözleşmenin feshine haksız olarak sebebiyet veren davacının sözleşmeden beklenen karşı edim yükümlülüğünü talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş ise de davacının sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Nitekim, takibe konu alacak sözleşmenin feshinden kaynaklanan tazminat değil sözleşmenin feshedildiği tarihe kadarki cari hesap alacağına ilişkindir. Oysaki taraflar arasındaki 11/05/2015 başlama tarihli sözleşme 2 ay sonra feshedilmiştir.Sözleşmenin aylık bedeli 150.000,00 TL artı KDV olarak kararlaştırılmıştır. Davacı ihtarnamenin çekildiği tarihe kadar cari hesap alacağı olduğunu iddia etmiştir.Mahkemece, dosyaya celp edilen tarafların BA-BS formları ve ticari defter kayıtları üzerinde uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, davacının sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar sözleşmeye konu edimlerinin ne kadarını tam ve eksiksiz yerine getirdiği, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar vermiş olduğu hizmet olup olmadığı, ne kadar hizmet verdiği,  bir alacağı olup olmadığı değerledirilmeden hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.Öte yandan davalının, kötü niyet tazminat talebi olmamasına rağmen talebi aşarak kötü niyet tazminat talebinin reddine şeklinde  karar vermesi de hukuka aykırı olmuştur \" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece, \"...Somut uyuşmazlıkta; davalı taraf tarafından dosyaya sunulan ve bahsi geçen faturaların iade edildiğine yönelik ihtarname mevcuttur. Davalı taraf;  23.07.2015 tarihli keşide edilmiş olan ...yevmiye nolu ihtarnamesinde; “Muhatap tarafına düzenlenmiş faturada KDV dâhil 110.670,00 TL'lik 01.07.2015-21.07.2015 tarihleri arası çöplerin toplanması ve nakli hizmet bedeli talep edildiğini, müvekkil şirketin böyle bir borcun bulunmaması nedeniyle itiraz ederek iade ettiklerini ihtaren bildirildiği görülmüştür. Yine  Beykoz ... Noterliği'nin 06.08.2015 tarihinde keşide edilmiş olan ... yevmiye nolu ihtarnamesinde;” Sözleşme süresi içinde ve fesih bildirimi geçerli olacağı 15 gün içerisinde Büyük İstanbul Otogarın temizlik hizmetlerini yerine getirmediklerini, müvekkil şirket tarafından başka firmalardan hizmet alınması nedeniyle yapılan 62.266,81 TL ihtarnamenin tarafından tebliğinden itibaren üç gün içinde ödenmesi gerektiğini aksi takdirde hukuki yollara başvuracağını, 21.07.2015 tarih ve ... numaralı faturayı iade ettiklerini” ihtaren bildirildiği görülmüştür. Ancak davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmayarak iade ettiği faturaların ticari defterlerinde olup olmadığının denetiminin yapılmasına izin vermemiştir. Davalı taraf tahkikatın tümü hakkındaki beyanlarını içeren 08.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde; faturanın iade edildiğinin davacı tarafça dava dilekçesinde ikrar edildiği iddiasında bulunulmaktadır. Ancak davacı tarafından çekildiği iddia edilen  31.07.2015 tarihli ihtarname davacı tarafça dosyaya sunulmamış ve fatura bedeline ilişkin temerrüt olgusu ispatlanamadığı gibi; davalı tarafından iddia edilen \"faturanın iadesi\" olgusuna yönelik ikrar meselesi de irdelenememiştir.Bu haliyle de davalı tarafın dava konusu ile ilgili süresinde bir iade faturası kesildiği ya da faturanın iade edildiğine yönelik bir delilin dosyaya sunulmaması, davalının dayandığı hususun davacının keşide ettiği ihtarname içerindeki beyanların da bu yönde davacı tarafça keşide edilen bir ihtarnamenin de sunulmamış olması, davalı tarafça ticari defterlerin inceleme gününde hazır edilmemesine HMK m. 222/3'de bağlanan yasal sonuç da nazara alınarak  davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekeceğinden, dosya kapsamına sunulmuş ve bilimsel temele dayanan ve mahkeme denetimine açık bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle, fatura alacağına yönelik temerrütün dava  takip tarihinden başladığının anlaşılması, takipten önceki faiz talebinin ispatlanamadığı da gözetilerek davalının ... takip dosyasına itirazının kısmen iptaline, takibin  284.042,74-TL asıl alacak yönünden, takip tarihi sonrası  asıl alacağa değişen oranda avans faizi  işletilmek suretiyle aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2021/3214 Esas, 2021/7424 Karar sayılı ilamı) Somut ihtilafta, alacağın faturadan kaynaklı niteliği de gözetilerek, likit ve muayyen olduğu gözetilerek hükmedilen  alacağın %20' sine isabet eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil şirket vekili olarak UYAP' ta son vekil kaydı ve e-tebligat kaydın bulunmasına rağmen vekil olarak tarafına tebligat yapılmaksızın dosyayı takip etmeyen ve pandemi sürecine denk gelen bir dönemde tensip ile defter incelemesi kararı verildiğini, bu hususta yerel mahkeme tararfından öncelikle istinaf kararı gereğince davacının hizmetin ne kadarını verip vermediğinin tespiti sonrası buna göre defter incelemesi ile bilirkişi incelemesi yoluna gidilmesi gerekirken istinaf kararının aksine yargılamanın konusunun hizmetin verilip verilmemesinden kaynaklanmadığı, cari hesap alacağına ilişkin olduğu şeklinde kurulduğunu, yerel mahkemece daha önce verilmiş olan karar ile müvekkil şirket ile davacı yan arasındaki sözleşme irdelenmiş ve hizmetin verilmemiş olduğuna dair tanık beyanları ve diğer deiller değerlendirilerek davanın reddine karar verildiğini, ancak davacı yan tarafından istinaf talebi neticesinde istinaf kararı ile yerel mahkemeden istenen husus sadece defter incelemesi olmadığını, davacı yan tarafından gerek dava dilekçesinde, gerek beyan dilekçelerinde ve gerekse istinaf dilekçelerinde müvekkil şirketin faturaları iade ettiğini ikrar ettiğini, bu kapsam yerel mahkeme tarafından davacı yan tarafından dosyaya delil olarak dayanmış olduğu Beyoğlu ... Noterliğinin 31.07.2015 tarih ve ... yevmiye numaları ihtarnamesine sunmamış olması nedeniyle müvekkil tarafından ileri sürülen ikrar iddiasının irdelenemediğini beyanla davanın kabulüne karar verdiğini, oysa ki istinaf mahkemesi tarafından tam da bu hususuların giderilmesi ve hizmetin verilip verilmediğinin tespiti ile tarafların defterlerinin incelenmesini istediğini, bu durumda yerel mahkeme tarafından davacı yanında var olan talebine istinaden Beyoğlu ... Noterliğinin 31.07.2015 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin noterlikten istenmesine karar vermesi gerekirken davanın kabulü yönünde kurmuş olduğu hüküm haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yan ve müvekkil tarafından bu delillere dayanılmış olması nedeniyle iş bu dilekçemiz ekinde tüm ihtarnameler sunulmuş olup yeni delil mahiyetinde olmadığının istinaf incelemesinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda gerek davacı yan tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan ihtarnameler ve gerekse davacı yanın dilekçesinde beyan edilmiş olduğu üzere davaya konu edilmiş olan 284.042,74 TL' lik faturanın iade edilmiş olduğu ikrar edilmiş olduğu sabit olup, bu cari hesap alacağının var olup olmadığının ispatı gerekmediğini, ayrıca müvekkil aleyhine davanın kabulüne karar vermiş olmasına karşılık yargılamayı gerektiren bir husus olmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra inkar tazminatına hükmedildiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava; tacirler arası hizmet alım ilişkisinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağıın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine  yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...sayılı dosyası incelendiğinde; davacının, davalı aleyhine cari hesaptan kaynaklanan alacağa istinaden  284.042,74\tTL asıl alacak, 4.002,38 TL islemiş faiz  olmak üzere toplam 288.045,12 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın  1 yıllık yasal  hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda taraflar arasında 11/05/2015 tarihli Temizlik Hizmetleri Sözleşmesi düzenlenmiş olup, sözleşmeye binaen davacı şirketin, İstanbul Otogar Terminalinin çöplerinin toplanması, nakli, süpürülmesi ve yıkanması işini üstlenmiştir. Sözleşme maddeleri incelendiğinde; sözleşme süresi 6 ay olup, işin başlama tarihi 11/05/2015, bitiş tarihi 11/11/2015 olduğu, sözleşmenin aylık bedeli 150.000,00 TL artı KDV toplam tutarı 900.000,00 TL artı KDV olarak kararlaştırılmış olup yaklaşık iki ay sonra sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak feshedilmiştir. Davacı sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar verilen hizmet bedeli alacağı talep etmiştir. Dosya kapsamına göre davalı tarafça keşide edilen Zeytinburnu ... Noterliğinin 13.07.2015 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile;  sözleşmedeki edimleri yerine getirdiklerini bu kapsamda cari hesaptan kaynaklanan 173.372,47 TL ' lik alacağın ödenmesi istenmiştir. Davacı  tarafından gönderilen bu ihtara cevaben  davalı tarafından Beykoz ... Noterliğinin 16.07.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; davacı yanın ihtarına cevaben edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ...  Şti.' den otogarın temizliği konusunda yardım alınmış olduğu ve bu hususta ... numaralı fatura ile 16.033,00 TL nin ödenmek zorunda kalındığı ve 173.372,47 TL' lik alacak iddiasının kabul edilmediği ihtaren bildirilmiş ve sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir. Sözleşmenin feshedilmesi üzerine davacı tarafça 01/07/2015-21/07/2015 tarihleri arası çöplerin toplanması ve nakil hizmet bedeli açıklamalı 21/07/2017 tarih ... numaralı 110.670,00 TL bedelli fatura düzenlenmiş olup davalı tarafından keşide edilen Beykoz ... Noterliğinin 23/07/2015 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi ile; söz konusu  fatura içeriğine ve fatura bedeline itiraz edilmiş, bunun üzerine davacı  tarafından keşide edilen Beykoz ... Noterliğinin 31/07/2015 tarih ve... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; sözleşmeye konu iş nedeniyle keşide edilen 21 günlük temmuz ayı faturasının muhatap tarafından iade edilmesi nedeniyle söz konusu fatura ile birlikte iş bu ihtarname ekinde cari hesap alacağı olan toplam 284.042,24 TL'nin ödenmesi ihtar edilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda  dosyanın SMMM bilirkişi ...' na tevdi ile, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında, tarafların celp edilen BA/BS formları üzerinde inceleme yapılarak, davacının sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar sözleşmeye konu edimlerinin ne kadarını tam ve eksiksiz yerine getirdiği, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar vermiş olduğu hizmet olup olmadığı, ne kadar hizmet verdiği, bir alacağı olup olmadığına yönelik rapor tanzimi istenmiş,  HMK 222. maddesi hükmü uyarınca tayin edilen inceleme günü için ticari defterler ibraz edilmediği ya da bu konuda açıklamada bulunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceğinin taraflara ihtaratla bildirilmiş, bu amaçla davalı tarafa meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş, ancak davalıya işbu meşruhatları içeren usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalının defterlerini ibraz etmediği gibi herhangi bir beyan dilekçesi dahi sunmamıştır.Mali müşavir bilirkişisi tarafından düzenlenen 16.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Davalının kabul etmediği faturaların Haziran ayı ve Temmuz ayının 21 günlük kısmına ilişkin olduğu ayrıca davalının davacı tarafa iade faturasının da dosya kapsamında bulunmadığı, Diğer taraftan dosya kapsamında ki davalı ihtarlarında başka firmalardan hizmet alınması nedeniyle yapılan 62.266,81 TL'lik ve 16.033,00 TL'lik bedel ile ilgili detay ve somutlaştırıcı herhangi bir vesaikin (Fesih öncesi 20.05.2015 ve 25.05.2015 tarihli dilekçeler hariç olmak üzere) sunulmadığı, Bu itibarla davacının davalı adına tanzim ettiği faturaların iş bu davada ki hesaplamalarda dikkate alınması gerektiği, tüm bu açıklamalar ve değerlendirmelere göre davacının davalı adına tanzm ettiği faturaların 21.07.2015 tarihine kadar olduğu, davalının fesih bildirim ihtarnamesinin 16.07.2015 tarihinde tanzim edildiği, Taraflar arasında geçerli olan sözleşme kapsamına göre feshin 15 gün sonra hüküm doğuracağının belirlenmiş olduğu dikkate alındığında davacının sahibi lehine delil niteliği bulunan yasal defterlerinde kayıtlı olan ve sözleşme kapsamında tanzim edilen faturalara dayalı olarak 03.09.2015 takip tarihi itibari ile davalı taraftan 284.042,74 TL'si asıl alacaklı olduğu \" kanaati ile rapor tanzim edilmiştir. 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Mahkemenin gerekçesinde ifade edildiği gibi 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de  usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir.Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir.Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur.Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir.Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen  284.042,74 TL cari hesap alacağından davalı tarafça yasal süresi içeresinde itiraz edilen  01/07/2015-21/07/2015 tarihleri arası çöplerin toplanması ve nakil hizmet bedeli açıklamalı 21/07/2017 tarih ... numaralı 110.670,00 TL bedelli fatura alacağı dışında bakiye 173.372,74 TL  alacağın varlığı HMK 222/3 maddesi uyarınca karine olarak kanıtlanmıştır. Ancak talep edilen cari hesap alacağı içerisinde yer alan 110.670,00 TL tutarındaki  faturaya davalı tarafça yasal süresinde itiraz edilmesi nedeniyle ve faturaya konu hizmetin verildiği ispata elverişli yasal delillerle kanıtlanamadığından talep edilen cari hesap alacağından söz konusu fatura bedeli mahsup edilerek bakiye 173.372,74 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.İİK 67/2.maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almaktadır.Davaya konu takip tutarı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında sözleşme ile kararlaştırılan hizmet bedeli alacağı olup  alacağın belirlenebilir ve likit olması sebebiyle kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 maddesi uyarınca usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/02/2022 tarihli ve 2020/627 Esas 2022/73 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın KISMEN  KABULÜ İLE ;Davalının ... takip dosyasına itirazının kısmen iptaline, takibine 173.372,74 TL  asıl alacak yönünden, takip tarihi sonrası  asıl alacağa değişen oranda avans faizi işletilmek suretiyle aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine,3-Kabul edilen asıl alacak olan 173.372,74 TL' nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4-Kabul edilen dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.843,09  TL karar ilam harcından  başlangıçta peşin alınan 3.410,51 TL  harç ve 68,35 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik kalan bakiye  8.364,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına 5-Davacı tarafından yatırılan 3.478,86 TL peşin ve tamamlama harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bunun dışında davacı tarafça sarfedilen  134,50 TL posta, tebligat, 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 884,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 532,30 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına  6-Davalı tarafından yapılan 46,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 18,60 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kalan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden  kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan  AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan  27.739,50 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 8-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen  dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan  AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan  18.347,50 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini  9-HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline iadesine,  <br>İstinaf giderleri yönünden;1-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, yatırılan 4.850,73 TL harçtan, alınması gerekli 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 4.235,33 TL harcın ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından sarfedilen  220,70 TL istinaf harcı ile 615,40 TL karar harcı olmak üzere toplam 836,10 TL  istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96dfe2ac14cb19c2","SID":"c9d7285e7d6b3eb9"}}