{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2225 Esas<br>KARAR NO:2025/927 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/46 Esas - 2022/183 Karar <br>TARİH:09/03/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı ... A.Ş.'nin ... Şti.'ye olan  borcu nedeni ile .... numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bahsedilen icra dosyasına 20.12.2018 tarihinde ... A.Ş. Vekili Av. ... tarafından itiraz edildiğini, bu itiraz sonucu arabulucu marifetiyle söz konusu uyuşmazlık çözülmeye çalışılmış olsa da her hangi bir sonuca ulaşılamdığını, Bursa Arabuluculuk Bürosunca yapılan ... büro dosya numaralı ve... arabuluculuk dosya numaralı tuatnaklarda da bu durum açıkça görüldüğünü, cari hesaptan kaynaklanan alacaktan dolayı takip başlamış olup, davacı ve davalı şirket kayıtları celb edildiğinde de davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, buna rağmen davalı tarafından icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini beyanla haklı davanın kabulüne, haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak yere yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itirazda bulunan borçlu aleyhine %20 den aşağıya olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalının herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı ve yargılama sürecinde duruşmalara iştirak etmediği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/03/2022 tarih ve 2020/46 Esas -  2022/183 Karar sayılı kararında; \"... sayılı takip dosyası, ticaret  sicil kayıtları, taraflara ait BA - BS formlarını içeren vergi dairesi kayıtları, cari hesap kayıtları, ticari defter ve belgeler celp edilmiş incelenmiştir.Davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla bu kayıtların bulunduğu Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine bilirkişi incelemesi yapılması için talimat yazılmış, talimat mahkemesince dosya, Mali Müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 20/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; \"...Davacının 2018 yılı defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, Rapor muhteviyatındaki açıklamalar ışığında davacının davalıdan (tamamı ile davacı tarafın sunduğu cari hesap ilişkisinden hareketle) takip tarihi itibariyle 23.725,02 TL alacaklı gözüktüğü anlaşılmaktadır...\" şeklinde tespit edilmiştir. Denetime elverişli bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dava, ticari satıma dayalı cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında ticari satıma dayalı cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davacının faturaya konu malları davalı tarafa teslim ettiği halde, davalının fatura bedellerini ödemediği, bu amaçla davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının davacı tarafa borcu olmadığını bildirerek itirazda bulunduğu, ödeme emrine itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve duran takibe devam edilmesi amacıyla davacı tarafından işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/7819 Esas 2017/2738 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, fatura içeriği malların teslim edildiğini ispat külfeti davacıya aittir. Ancak takibe ve davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. H.D. 2018/2293 Esas, 2019/4962 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere \"davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir.\" Aynı şekilde karalar için bakınız. Yargıtay 19. H.D. 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve Y. 19. H.D. 2014/11846 E., 2014/15110 K. sayılı kararları da bu yöndedir.). Bu amaçla, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından Vergi Dairesi Başkanlığına bildirilip bildirilmediği yönünde araştırma yapılmış, BA form kayıtları dosyaya getirtilerek incelenmiştir. Davalı şirketin Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğünden temin edilen BA formlarında davacı tarafından düzenlenen eldeki davaya konu faturaların 2018 yılına ait dönem formlarında kayıtlara alınması için Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirdiği / beyan edildiği belirlenmiştir. Davalının, davacı tarafından düzenlenen faturalara karşı yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu faturaları iade de etmediği, tam aksine bu faturaları kabul ederek ticari defter ve kayıtlarına işlenmesi için Vergi Dairesi Başkanlığına BA formu olarak bildirmesi karşısında taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu ve davacı tarafından faturaya konu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü zorunludur. Davacı şirketin faturaya konu malları davalıya teslim etmesine rağmen davalının cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediği, yargılama sürecinde ödeme yaptığına ve borcu olmadığına dair herhangi bir delil de ibraz etmediği, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, HMK 222. maddesi hükmü uyarınca tayin edilen inceleme günü için ticari defterler ibraz edilmediği ya da bu konuda açıklamada bulunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın ticari defterlerine göre karar verileceğinin taraflara ihtaratla bildirildiği, bu amaçla davalı tarafa meşruhatlı davetiye çıkartıldığı ve meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalıya yeterli süre ve imkanın tanındığı, ancak davalı tarafın işbu meşruhatları içeren usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği gibi inceleme gününde herhangi bir mazeret beyanında dahi bulunmadığı, açıklanan nedenlerle HMK' nın 222. maddesi gözetilerek davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, takip tarihi itibariyle davalıdan takip tutarının tamamı kadar 23.725,02 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de  usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Bu kapsamda benzer mahiyetteki bir uyuşmazlık hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27.Hukuk Dairesi 2020/1170 Esas, 2020/1325 Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: \"Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.Ticari defterler kesin delillerdendir.Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.\" bu kapsamda davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin 2018 yılına ait ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur.Davalı tarafa ticari defter ve belgelerini sunması, bu kayıtların incelenmesi noktasında gerekli davetiyelerin ve çağrıların yapıldığı, uyarıların eksiksiz olarak duruşma tutanağı ile birlikte ayrıca davetiye zarfına şerh düşülerek mükerrer şekilde tebliğ edildiği, davalının incelemeden haberdar olmasına rağmen inceleme gününde hiçbir şekilde ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, bu noktada Mahkememizce eksik tahkikat yapılmamasına azami derecede özen gösterildiği, ancak davalının kendisine yeterli süre ve imkan sunulduğu halde ve açıkça uyarı yapılmasına rağmen ticari defter ve belgelerin ibraz etmemekte direnç gösterdiği / ibrazdan kaçındığı, ibraz edilememe noktasında hiçbir mazeret ve hatta açıklamada dahi bulunulmadığından mevcut ihtar, uyarı ve yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca davacı tarafından ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Böylelikle, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince davacı tarafından kesilen faturalara karşı davalının yasal süresi içinde itirazda bulunmadığı gibi yine faturaların davacı tarafa iade de edilmediği, aksine davalının faturaları kabul ederek BA formu düzenleyip Vergi Dairesi Başkanlığına bildirdiği, davaya ve takibe konu faturaları kendi ticari kayıtlarına işlemek üzere Vergi Dairesi Başkanlığına Ba formu beyanında bulunan davalının faturaya konu malları teslim aldığının kabulünün yerleşik içtihatlar doğrultusunda zorunlu olduğu, ayrıca bu malların bedelini davacıya ödemesi gerektiği, ne var ki ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme uyarınca davalının davacıya takip tarihi itibariyle 23.725,02 TL borçlu olduğu ve bu borcun davacıya ödenmediğinin ticari defter ve kayıtlardan belirlendiği, SMMM bilirkişinin 20/10/2021 tarihli denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, ayrıca alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle yasal koşulları oluştuğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının ... sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında ve aynen DEVAMINA, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak  davacıya VERİLMESİNE,  '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin vermiş olduğu gerekçeli kararında 20/10/2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın  kabulüne karar verildiğini, ayrıca; ''İtirazın iptaline karar verilen miktarın %20'si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verildiğini,Gerek öğretide gerek Yargıtay kararlarında genel olarak kabul edildiği üzere; eğer alacak likid değilse, borçlu itiraz etmekte haklı olduğunu ve itirazın iptali davasını kaybetse dahi inkâr tazminatına mahkûm edilemeyeceğini, o halde, alacağın likid olması üzerinde durulmasını, Kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirmenin yapılmasına ihtiyacı yoksa, alacağın likide olduğunu,Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanımın da buna paralel olduğunu, Örneğin, Hukuk Genel Kurulunun bir kararında belirtildiği ve diğer bazı kararlarda da benimsendiği üzere, “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacacın likid olduğunu,Yargıtay’ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütünün çok önemli olduğunu, burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususunun, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olmasını ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamında olduğunu,10.HD 14.2.2005, 11877/1110); 13. HD 24.11.1998, 8981/9346; 13. HD 2.3.2006, 15627/2784. 17 HGK 12.3.2003, 19-109/152. 1813.HD 24.11.1998, 8981/9346; 13.HD 18.4.2005, 4015/6575; 13.HD 6.7.2004, 3627/10843 gibi kararları yukarıda izah edilen konu ile aynı doğrultuda olduğunu,Yerel Mahkeme kararı incelendiğinde müvekkili firmanın defter ve kayıtlarının bilirkişi raporuna esas olmak üzere incelenmesinin istendiği buna mukabil meşruhatlı davetiye gönderilmesine rağmen defter ve belgelerin ibrazından kaçınıldığının bildirildiğini,  müvekkilu firmanın defter ve kayıtların ibrazından kaçınmadığını, defter ve belgelerin müvekkili firmanın bir çok dosyası bulunduğundan dolayı diğer mahkemelerde bilirkişi incelemesine esas olmak üzere verildiğini,İleri sürerek, Açıklanan ve resen takdir olunacak nedenlerden dolayı usul ve yasaya aykırı bulunan İstanbul 2. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 09/03/2022  tarih 2020/46 Esas ve 2022/183 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; ticari  satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne ve davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf aknun yoluna başvurulmuştur.Davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkeme kabulünün aksine defter ibrazından kaçınılmadığı, defterlerin başka mahkemelerde incelemede olmaları nedeniyle inceleme günü ibraz edilemediği, inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı, davanın reddi gerektiği yönündedir.Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delillerinin toplandığı, dava konusu takibe dayanak açık hesaba konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine beyan edilip edilmediklerinin tespiti bakımından ilgili döneme ilişkin BA formlarının davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinden celbedildiği, davacı defterleri üzerinde talimat yolu ile bilirkişi incelemesi yapıldığı, davalı şirketin ise usulüne uygun tebligata rağmen inceleme günü defterlerini ibraz etmediği gibi, bu hususta herhangi bir mazeret de bildirmediği, yerinde inceleme talep etmediği, takip dayanağı açık hesaba konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine alım olarak beyan edilmiş olmaları karşısında, faturaların muhtevasının davalıya teslim edildiğine dair davacı lehine fiili karine oluştuğu, davalının bu karinenin aksini ispat eder delil sunmadığı ve ödeme savunmasında da bulunmadığı, buna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, alacak likit nitelikte ve davalı itirazında haksız olduğundan İİK'nu 67 maddesi uyarınca inkar tazminatı koşullarının da oluştuğu, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.620,65-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 405,16-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.215,49‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f99ddab088aff0b","SID":"b77418c7be2b2314"}}