{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/682 <br>KARAR NO: 2025/1170<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/01/2022<br>NUMARASI: 2020/732   E. -  2022/35  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı kredi lehtarı ... İnş. San, Tic. Ltd.şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeyi davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, işbu sözleşmeye istinaden taksitli ticari kredi kullandırıldığını, borcun öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle Beşiktaş ...Noterliğinin  07.06.2017 tarih ve ... yevmiye no.lu  kat ihtamamesi ile 355.575,74 TL nakit alacak yönünden kredi hesabının kesilip kat edildiğini, ihtamame ile verilen sürede borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, yapılan ihale sonucunda alacağa mahsuben müvekkili bankanın taşınmazı satın aldığını, alacağı karşılamadığı için rehin açığı belgesi alındığını, akabinde Küçükçekmece ... İcra Md. ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi açıldığını, davalının hem ipotek maliki olarak ve hem de kefaleten borçtan sorumlu olduğunu, davalı/borçlunun, asıl borca, işlemiş faize ve fer'ilerine itirazı üzerine, takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek,  itirazın 127.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin devamına ve %20 icra İnkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava   etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; gayrimenkulünü davacı bankaya ipotek verdiğini, akabinde bankanın 250.000,00 TL'lik sözleşmeye de kefil yaptıklarını, ipotekli gayrimenkulün 290.000,00 TL bedelle satıldığını, bankadan alacaklı duruma geçtiğini, dolayısıyla ipotek bedelinden 40.000,00 TL fazlasıyla borcu ödendiklerini, alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcun bulunmadığını, sadece ipotekten dolayı borçlu olduğunu, zaten ipotekli taşınmazın da satılıp bedelinin kredi borcuna mahsup edildiğini, bunun dışında bankaya karşı kefateten bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, takibin durulmasına ,davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, dava dışı ... ile davacının işbu sözleşmeyi 250.000 TL meblağ ile sınırlı müteselsil kefil olarak imzaladığı, davalı kefile karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yürütülen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde taşınmazın 273.000 TL'ye satılması neticesinde bu miktarın 400.000 TL'den mahsup edilerek 127.000 TL üzerinden kesin rehin açığı belgesi düzenlenerek davacı bankaya verildiği, davacı banka tarafından davalıya karşı işbu kesin rehin açığı belgesine dayalı 127.000,00 TL asıl alacak talebinde bulunulduğu, davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine kendisine ait ipotek olarak verilen dairenin satılması nedeniyle bankanın alacağını almış olduğundan bahisle icra takibine itiraz edildiği, dosya kapsamında yer alan 26/11/2015 tarihli resmi senet ile davalının kendine ait olan taşınmazı üzerinde davacı banka lehine ipotek tesis edildiği ve davacı bankanın da bu ipoteği kabul ettiği, buna göre davalının 400.000 TL limit ipoteği ile sınırlı ve dava dışı asıl kredi borçlusunun borçlarının teminatı olarak davacı bankaya taşınmazını ipotek olarak verdiği, davalının aynı zamanda genel kredi sözleşmesini de 250.000 TL ile sınırlı müşterek kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı tarafından davacı bankaya verilen ipoteğin davalının genel kredi sözleşmesi kapsamındaki kefaletinin teminatı için verilmediğinin anlaşıldığı, bu durumda davalıya ait olan ve davacı bankaya ipotek olarak verilen 290.000 TL bedel ile davacı bankanın alacağına mahsuben satın aldığı taşınmazın satışından dolayı yapılan tahsilatın davalı tarafından ipoteğin kendi kefaletinin teminatı için verilmediğinin tespit edilmiş olması sebebiyle kefalet limiti kapsamında hesaplanan borca mahsup edilemeyeceği, yapılan açıklamalar uyarınca davalının 250.000 TL'lik kefalet limiti kapsamında kalan ve takip konusu yapılan 127.000 TL kadar davacı bankaya borcunun bulunduğu değerlendirilerek davanın kabulü ile, davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından 127.000,00 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına ilişkin talebin kabulüne dair karar verilerek... \" gerekçesiyle davanın kabulü ile Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından 127.000,00 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 25.400,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin dava dışı borçlu ... Ltd Şirketinin borcuna istinaden taşınmazı üzerinde davacı banka lehine ipotek tesis ettiğini, borcun ödememesi sebebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna dair takip başlatıldığını, satış bedelinden ipotek bedeli mahsup edilerek 127.000,00 TL miktarlı rehin açığı belgesi alınarak buna dair müvekkili hakkında takip başlatılmış olduğunu, 3.kişi ipoteğinde taşınmaz malikine borcu ifa etme ve ipoteği sona erdirme yükümlülüğü yüklenmediğinden alacaklının taşınmaz malikini borcunu ifa etmeye zorlama yetkisi bulunmadığını, borçlunun temerrütü hükümlerinin uygulanmasını mümkün olmadığını, TMK 884.maddesi uyarınca borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebileceğini, alacağın borcu ödeyen malike geçeceği hükmü ile ipotekli taşınmaz malikinin borçtan şahsen sorumlu olmadığının açıkça belirtildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2015/27301  Esas, 2016/4516 Karar sayılı emsal ilamında vb ilamlarda taşınmaz maliki sorumluluğunun satış bedeli ve satışı yapılamayan taşınmazla sınırlı olduğu, bunun dışında bir yükümlülüğün olmadığı, ipotekli taşınmazla karşılanmayan alacak kısmının asıl borçlunun kişisel borcu olduğu, ipotek verenden istenemeyeceği, İİK 150/f madde gereğince muvakkat rehin açığı belgesinin asıl borçlu için düzenleneceği, ipotek veren 3.kişi için düzenlenmeyeceğinin belirtildiğini, benzer ilamlarda da söz konusu düzenlemeye yer verildiğini, aynı dairenin emsal 2018/15425 Esas, 2018/13566 Karar nolu kararında da taşınmaz malikinin 3.kişinin sorumluluğunun ipotekli taşınmazla sorumlu olduğu bu nedenle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile taşınmazın satılması halinde sorumluluğu kalmayacağından bir diğer anlatımla borçtan şahsen sorumluluğu söz konusu olmadığından İİK 152.maddesi gereğince rehin açığı belgesinin düzenlenemeyeceğinin belirtildiğini, talepleri kabul anlamına gelmemekle birlikte, bilirkişi raporlarında belirtilen ipotekli taşınmazla ilgili yapılan ihale ile 290.000,00 TL bedelli davacı banka tarafından alacağına mahsuben satın alındığını, davalının GKS'deki şahsi kefalet limitinin 250.000,00 TL nazara alınarak bu kefalet limiti ile sınırlı olarak borç tespitinin yapılıp TBK'nın 589.maddesi uyarınca davalının kefaleten sorumlu olduğu, borç miktarının  alınması gerektiğini, ipotek limiti kapsamında hesaplanan borca mahsubuna hukuki bir engel bulunmadığını, ön incelemede ek olarak bildirilen kesin süre içerisinde verilmemiş delillere tahkikat içerisinde dayanılamayacağını, müvekkilinin sorumluluğunun yalnızca ipotekli taşınmazla sınırlı olduğunu, dava dışı borçlu hakkında düzenlenen rehin açığı belgesi ile müvekkili hakkında takip başlatılamayacağını iddia ederek, kararın kaldırılmasın ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, rehin açığı belgesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, temlik veren ... AŞ ile dava dışı ... Ltd şirketi arasında genel kredi sözleşmesinin mevcudiyeti, davalının genel kredi  sözleşmesinde 250.000,00 TL limitle müteselsilen kefil olduğu tartışmasıdır. Uyuşmazlık konusu genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı zamanda ipotek veren ipotekli taşınmaz maliki davalı hakkında sözleşmedeki kefaleti nedeniyle taşınmazın takip neticesinde satışı sonucunda borcun karşılanmaması durumunda bakiye alacak için dava dışı borçlu adına düzenlenen rehin açığı belgesi kapsamındaki alacak nedeniyle icra takibi yapılıp yapılamayacağı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı borçlu ... Ltd Şirketi ile temlik veren ... AŞ ile arasında 25.11.2015 tarihinde 250.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olarak  yer aldığı, davalının aynı zamanda  ipotek ile teminat vermiş olduğu, temlik veren banka tarafından Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen 07.06.2017 tarihli ihtarnamenin davalı ve dava dışı asıl borçlu ile kefil ... hakkında düzenlendiği, ihtarnamede, davalının ipotek borçlusu ve kefil olarak nitelendirildiği, diğer davalı gerçek kişinin yalnızca kefil olarak belirtildiği, içeriğinde ise kredilerin kat edildiği, her krediye ilişkin olarak 05.06.2017 tarihi itibariyle borç dökümlerinin gösterildiği belirtilerek ödenmeyen taksitlerden dolayı 355.575,74 TL borcun ve ferilerinin ödenmesinin talep edildiği, söz konusu ödemenin gerçekleşmemesi üzerine temlik veren banka tarafından dava dışı borçlu ... Ltd Şirketi hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ayılı  dosyasında 334.300,68 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 363.410,50 TL alacağın ve ayrıca karşılıksız kalacak çek yaprağı için ödemekle yükümlü olunan 11.280,00 TL'nin ... AŞ Esenler Şubesinde faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi ve çek yapraklarının tazmini halinde tahsilinin talep edildiği, 23.06.2017 tarihli icra takibinin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu takip olduğu, ipotekli taşınmazın İstanbul ili Bağcılar ilçesi ... nolu daire olduğu, ipoteğin 1.dereceden 400.000,00 TL bedelli olduğu ve rehin malikinin davalı olarak gösterildiği, takip konusunun ise 26.11.2015 tarihli ipotek belgesi, resmi senedi ve kredi sözleşmesi ödeme planları olarak belirtildiği, takibe konu taşınmazın satışı neticesinde satış tutarı 273.000,00 TL'den satış tarihi olan 18.12.2017 tarihinde borç miktarı 400.000,00 TL'nin mahsubu neticesinde geriye kalan 127.000,00 TL üzerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlu şirket adına İİK 152.maddesi gereğince 21.05.2018 tarihinde rehin açığı belgesinin düzenlendiği, söz konusu belgedeki alacak miktarı yönünden iş bu dava konusu olan Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 30.01.2020 tarihinde davalı ve dava dışı kefil ... aleyhine temlik veren banka tarafından rehin açığında belirtilen 127.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine itirazı üzerine İİK 67.maddesi gereğince arabuluculuk aşaması sonrasında iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte bilirkişi raporu alınmıştır. 11.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu/kredi lehtarı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi/leri akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı/kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi ile karşılıksız. çeklerden dolayı tazmin edilen bedellerin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalı hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği, davalı kefilin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 250.000,00 TL olduğu, tememüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 250.000,00 TL'nın kefalet limitiyle aynı seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kefalet limitiyle sınırlı olarak, bunun temerrütü ve sonuçlarından dolayı müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin düşünülebilineceği,  fazlaya ilişkin 107.506,34 TL (127.000 - 19.493,66) reddi durumunda, tarihinden başlamak üzere 19,493,66 TL asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar yıllık ...takip talebinde açıkça bir oran belirtilmediği için, hatta %0,00 oranında temerrüt faizi talep edildiği için sadece 19.493,66 TL'nin istenilebilineceği belirtilmiştir. Temlik veren davacı banka vekili rapora itiraz dilekçesinde; raporun hatalı ve eksik şekilde hazırlandığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalının rehin maliki olduğu taşınmazın paraya çevrilip alacağa mahsuben müvekkili tarafından alındığını, davalının hem ipotek borçlusu olarak hem de genel kredi sözleşmesine istinaden kefil olarak ayrı ayrı iki sorumluluğunun mevcut olduğunu, taşınmazın alacağa mahsuben alınmasının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefaletini bitirmediğini belirtmek istediklerini, kefalet limit tutarının 250.000,00 TL olduğunu, bilirkişinin sebebini anlamadıkları bir şekilde  250.000,00 TL'Lik GKS'den kaynaklanan kefalet limitini sanki ipotek limiti gibi düşük alacağa mahsuben alınan miktardan kefalet limitini mahsup ettiğini, kefalet limitinin ipoteğin paraya çevrilmesi sürecinde uygulandığını ve bu alacağın az hesaplandığını, alacağa mahsuben alınan taşınmaz ipoteği ile ilgili olup genel kredi sözleşmesindeki kefalet limitinin bu aşamada uygulanmaması gerektiğini, raporun hatalı olduğunu belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Yargılama aşamasında davacı banka tarafından alacak temlik alan davacıya devredilmiştir. 23.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı banka (...) ile dava dışı kredi borçlusu/kredi lehtarı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi/leri akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı/kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi ile karşılıksız çeklerden dolayı tazmin edilen bedellerin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalı hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği, kefalet Limiti ve davalı kefilin sorumluluğunun ise davalı kefilin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 250.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 250.000,00 TL'nın kefalet limitiyle aynı seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kefalet limitiyle sınırlı olarak, bunun temerrütü ve sonuçlarından dolayı müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin düşünülebilineceğini, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 69.806,09 TL (127.000 - 57.193,91) reddi durumunda, tarihinden başlamak üzere 57.193,91 TL asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar yıllık...(Takip talebinde açıkça bir oran belirtilmediği için, hatta %0,00 oranında temerrüt faizi talep edildiği için) sadece 57.193,91 TL'nın istenilebilineceği, şayet mahkemenin aksi bir kanaatte olması halinde ipotekli taşınmaz satışından dolayı yapılan tahsilatın kefalet limiti kapsamında hesaplanan borca mahsup edilmemesi halinde, davalının 250.000,00 TL'lık kefalet limiti tahtı dahilinde kalan takip bedeli 127.000,00 TL'den sorumlu tutulabilecekleri belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Dava dışı borçlu şirket ile temlik veren banka şubesi arasında gerçekleştirilen genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olmakla birlikte 26.11.2015 tarihli ipotek belgesine göre banka lehine 400.000,00 TL bedelli ipotek tesis ettiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Temlik veren banka tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilmesi neticesinde öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmıştır. Takip sonucunda davalıya ait ipotekli taşınmazın satışı neticesinde satış bedeli mahsup edilerek İİK 152 maddesi gereğince bakiye alacak bedeli yönünden rehin açığı belgesi düzenlenmiştir. Davalı aynı zamanda borçtan ipotek veren olarak sorumlu olmakla birlikte şahsi kefaleti de söz konusudur. Kefalet türü müteselsildir. TMK 881.maddede; ipotek düzenlenmiştir. 884.maddesinde; borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin borçluya ait koşullar içinde borcunu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebileceği, alacağın borcu ödeyen malike geçeceği belirtilmiştir. Söz konusu maddede açıkça borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinden bahsedilmektedir. İİK 150/f  maddesinin ilk fıkrasında ise;  muvakkat rehin açığı belgesi başlığı altında, alacaklının satış talebinden sonra takdir edilen ve kesinleşen kıymete göre merhunun alacağı karşılamayacağı anlaşılırsa alacaklının talebi üzerine kendisine açık kalan miktar için bir muvakkat rehin açığı belgesi verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, rehin açığı belgesi alacağı karşılanmayan temlik veren banka adına düzenlenmiştir. İİK 150/f-2fıkrada; alacaklının bu belgeye dayanarak borçlunun diğer mallarının haczini icra müdüründen talep edebileceği ifadelerine yer verilmiştir. Yasal düzenleme kapsamında, davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde emsal olarak yer verilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilamlarının esas alınması söz konusu olmayacaktır. Çünkü rehin açığı belgesi davalı adına düzenlenmemiştir. Diğer taraftan davalı aynı borçtan dolayı müteselsil kefil sıfatıyla  şahsen sorumludur. Davalı maliki olduğu bağımsız taşınmaza dair banka yararına ipotek tesis ettirmekle birlikte kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak borçtan şahsen sorumlu olmuştur.  TBK'nın müteselsil kefalete ilişkin hükümleri göz önünde bulundurularak icra takibi başlatılmıştır. TBK 586.maddede: müteselsil kefalet düzenlenmiştir. TBK 586/2.fıkrada; alacaklının teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı ancak alacağın rehnin paraya çevrilmesi yolu ile tamamen karşılanamayacağının önceden hakim tarafından belirlenmesi veya   borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hallerinde rehnin  paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabileceği belirtilmiştir. Müteselsil kefil olarak davalı TBK 586/ilk fıkraya göre alacaklı tarafça borçlu takip edilmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden kefili takip edebilecektir. Ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekecektir. Somut olay, gerek TMK, gerek TBK ve gerekse İİK'nın yukarıda yer verilen ilgili  maddeleri göz önünde bulundurulduğunda, davalının ipotek ile sorumluluğu ve ayrıca kefaletten dolayı şahsi sorumluluğu ayrı ayrı hükümlere tabi olduğundan rehin açığı belgesi verilmesi neticesinde kefilin şahsi sorumluluğu kapsamındaki kefalet limiti dâhilinde takip yapılarak itiraz üzerine açılan dava sonucunda davanın kabulüne dair verilen kararda  bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 6.506,52 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı  tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c129a97a905921e","SID":"5f16412f4ea0167c"}}