{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1947 <br>KARAR NO: 2025/862<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2024<br>NUMARASI: 2023/563 E. -  2024/398  K.<br>DAVANIN KONUSU: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, feri müdahil tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... İşletim A.Ş.'nin 24/08/2012 tarihinde kurulduğunu, müvekkili şirketin %20 hisselerine sahip olduğunu, davalı şirketin hissedarları arasında hakkında iflas kararı verilerek kesinleşen ... Ticaret AŞ.'nin de bulunduğunu, 2019-2020-2021-2022-2023 yılları olağan ve/veya olağanüstü genel kurul toplantılarının yapılmadığını, yönetim kurulu başkanı olarak atanan tüzel kişinin temsil süresinin dolduğunu ve iflas ettiğini, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin organsız kaldığını, yetkisiz avukatlar vasıtası ile davalar açıldığını, davalı şirketin finansal tablolarının müvekkilinden gizlendiğini ve toplantı çağrılarını yanıtsız bıraktıklarını iddia ederek,  davalı ... İşletim AŞ'nin TTK'nın 530/1. maddesi uyarınca feshine, TTK'nın 530/2. ve HMK'nın 389. maddesi uyarınca dava sonuçlanıncaya kadar yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve etmiştir. Fer-i Müdahil vekili, özetle; müvekkili şirketin 12.12.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında, ..., ... ve ... Ticaret Anonim Şirketi 12.12.2022 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, 03.02.2020 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile de 12.12.2022 tarihine kadar ... yönetim kurulu üyesi ve murahhas üye olarak münferiden, ..., A grubu imza yetkilisi olarak iç yönergede belirtilen şekilde sınırlı şekilde ... Anonim Şirketi A grubu imza yetkilisi olarak iç yönergede belirtilen şekilde sınırlı şekilde ve tüzel kişi adına ... yetkili kılındığını, 28.04.2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile 12.12.2022 tarihine kadar ... İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanı olarak seçilmesine,  tüzel kişi adına ...'ın hareket etmesine ve ... ile müştereken yetkili kılınmasına, ...'nin yönetim kurulu başkan vekili olarak seçilmesine, ... Anonim Şirketi  adına hareket edecek ... veya ...'den herhangi birisiyle müştereken yetkili kılınmasına, ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak ... ile müştereken temsile yetkili kılınmasına karar verildiğini, şirketin 2019 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının 15.04.2020 tarihinde yapılmasına karar verilip işbu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 27.03.2020 tarih 10046 sayı 407. Sayfasında yayımlanmışsa da COVID-19 salgını nedeniyle toplantının iptal edilmek durumunda kalındığını, devam eden süreçte salgın hastalık devam ettiğinden genel kurul toplantısı yapılmasının mümkün olmadığını, ... Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına karar verilmişse de şirketin iflas idaresi tarafından temsil olunduğunu, ... İşletim Anonim Şirketi'nin organsız kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, yetkisiz avukatlar vasıtasıyla davalar açıldığı iddiasının haksız olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketin hissedarı İflas Hâlinde ... Ticaret AŞ, savunmasında özetle; Kayyım kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirketi temsilen kayyım ...; ortakların ezici çoğunluğunun genel kurulun toplanarak yeni bir yönetim kurulu seçilerek faaliyete devam etme yönünde bir yaklaşımlarının kesinlikle bulunmadığını, davalı şirketin faaliyetine devam etme, ana sözleşmede yazılı amaçları gerçekleştirme gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, Yargıtay’daki dava sonucunun neticesi ne olursa olsun ortakların menfaatine uygun en doğru yolun tasfiye sürecinin başlatılması olduğunu, Yargıtay’daki davanın kararı ne olursa olsun elde bulundurulan tek taşınmazın satılmaktan başka seçeneği olmadığına göre bütün bu işlemlerin tasfiye sürecinde de aynı şekilde yapılacağını belirtmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... genel kurulun uzun süreden beri toplanamadığı (en son 12.12.2019), yönetim kurulunun görev süresinin sona ermesine dolayısıyla davalı şirketin fiilen organsız kalmasına rağmen uzun süre yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya davet etmediği ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesini sağlama yoluna gidilmeden vekaletnameler ile işlemler yapılarak yönetim kurulunun fiilen göreve devam ettiği, genel kurul toplanamadığından davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanamadığı, bu durumların  pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar olduğu, yine şirketin çalışanı ve hiç bir faaliyetinin bulunmadığı, amacını gerçekleştirme, gelir ve kar etme amacından uzaklaştığı, tek mal varlığının icra yolu ile satıldığı/satılacağı bu yönüyle şirketin faaliyetini sürdürmesinin mümkün olmadığı, şirketin tek malvarlığının icra yolu ile satılacağı sabit olmakla belirtilen nedenlerin TTK md. 531 uyarınca haklı neden olduğu, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığı kabul edilmekle davalı şirketin feshine karar verilmiştir. İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/683 Esas, 2023/161 Karar sayılı dosyasının temyiz (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/341 Esas) incelemesinin bekletici mesele yapılması talep edilmiştir. İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/683 Esas sayılı dosyası ile davanın kabulü ile şirketin tek mal varlığının satıldığı ihalenin feshine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1522 E, 2023/1885 K, sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Davacı tarafça istinaf ilamına karşı temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz incelemesi sonucunda istinaf kararının bozulması halinde şirket mal varlığı yeniden icrai yolla satışa çıkarılacaktır. Dolayısıyla bozma kararı verilse de şirketin tek malvarlığı olan taşınmazın icrai yolla satılmasına ilişkin sonuç değişmeyecektir. Kaldı ki şirketin tek mal varlığının paraya çevrilmesi şirketin tasfiyesi anlamına gelecektir. Bu nedenle Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce 2024/341 Esas sayılı temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar sonuca etkili olmadığından bekletici mesele yapılmamıştır.Her ne kadar, TTK'nin 531. Maddesi uyarınca şirketin feshi yerine davacının şirketten çıkarılması veya başka çözümlere de karar verilebilir ise de, davalı şirketin uzun süredir faaliyeti ve çalışanının bulunmaması, tek mal varlığının icrai yolla satılması ve durumun şirketin tasfiyesi anlamına gelmesi, hisselerin çoğunluğuna sahip ortağın iflas etmiş olması, ortakların bir araya gelmelerinin de mümkün olmaması gözetilerek ekonomik ve rasyonel açıdan  en uygun çözümün davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerektiği kabul edilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Islahın zamanı ve şekli\" başlıklı 177 nci maddesinde \"(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Madde hükmü uyarınca duruşma dışında dilekçe ile yapılan ıslah haber vermek amacıyla davalıya tebliğ edilmiştir. Taraf sıfatına sahip olmamakla birlikte feri müdahil ile davayı takip eden diğer ortak müflis şirkete de ıslah dilekçesi tebliğ edilerek ıslaha karşı beyanda bulunma hakkı tanınmıştır. Davanın ıslahı sonrası TTK Md. 531 uyarınca haklı nedenlerle şirketin feshine karar verildiğinden, TTK Md. 530 uyarınca şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmek üzere ayrıca süre verilmeden... ... genel kurulun uzun süreden beri toplanamadığı (en son 12.12.2019), yönetim kurulunun görev süresinin sona ermesine dolayısıyla davalı şirketin fiilen organsız kalmasına rağmen uzun süre yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya davet etmediği ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesini sağlama yoluna gidilmeden vekaletnameler ile işlemler yapılarak yönetim kurulunun fiilen göreve devam ettiği, genel kurul toplanamadığından davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanamadığı, bu durumların  pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar olduğu, yine şirketin çalışanı ve hiç bir faaliyetinin bulunmadığı, amacını gerçekleştirme, gelir ve kar etme amacından uzaklaştığı, tek mal varlığının icra yolu ile satıldığı/satılacağı bu yönüyle şirketin faaliyetini sürdürmesinin mümkün olmadığı, şirketin tek malvarlığının icra yolu ile satılacağı sabit olmakla belirtilen nedenlerin TTK md. 531 uyarınca haklı neden olduğu, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığı kabul edilmekle davalı şirketin feshine karar verilmiştir. İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/683 Esas, 2023/161 Karar sayılı dosyasının temyiz (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/341 Esas) incelemesinin bekletici mesele yapılması talep edilmiştir. İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/683 Esas sayılı dosyası ile davanın kabulü ile şirketin tek mal varlığının satıldığı ihalenin feshine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1522 E, 2023/1885 K, sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Davacı tarafça istinaf ilamına karşı temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz incelemesi sonucunda istinaf kararının bozulması halinde şirket mal varlığı yeniden icrai yolla satışa çıkarılacaktır. Dolayısıyla bozma kararı verilse de şirketin tek malvarlığı olan taşınmazın icrai yolla satılmasına ilişkin sonuç değişmeyecektir. Kaldı ki şirketin tek mal varlığının paraya çevrilmesi şirketin tasfiyesi anlamına gelecektir. Bu nedenle Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce 2024/341 Esas sayılı temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar sonuca etkili olmadığından bekletici mesele yapılmamıştır.Her ne kadar, TTK'nin 531. Maddesi uyarınca şirketin feshi yerine davacının şirketten çıkarılması veya başka çözümlere de karar verilebilir ise de, davalı şirketin uzun süredir faaliyeti ve çalışanının bulunmaması, tek mal varlığının icrai yolla satılması ve durumun şirketin tasfiyesi anlamına gelmesi, hisselerin çoğunluğuna sahip ortağın iflas etmiş olması, ortakların bir araya gelmelerinin de mümkün olmaması gözetilerek ekonomik ve rasyonel açıdan  en uygun çözümün davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerektiği kabul edilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Islahın zamanı ve şekli\" başlıklı 177 nci maddesinde \"(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Madde hükmü uyarınca duruşma dışında dilekçe ile yapılan ıslah haber vermek amacıyla davalıya tebliğ edilmiştir. Taraf sıfatına sahip olmamakla birlikte feri müdahil ile davayı takip eden diğer ortak müflis şirkete de ıslah dilekçesi tebliğ edilerek ıslaha karşı beyanda bulunma hakkı tanınmıştır. Davanın ıslahı sonrası TTK Md. 531 uyarınca haklı nedenlerle şirketin feshine karar verildiğinden, TTK Md. 530 uyarınca şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmek üzere ayrıca süre verilmeden...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... İşletim Anonim Şirketi'nin feshine ve tasfiyesine, kayyım olarak atanan ...'ın kayyımlığının hükmün kesinleşmesine kadar devamına, şirketin malvarlığının tasfiyesi için tasfiye işlemlerini yürütüp neticelendirmek ve tasfiye gerçekleştikten sonra tasfiye memurunun durumu bir rapor ile mahkememize bildirmek üzere tasfiye memuru olarak ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna karar kesinleştiği tarihten itibaren, şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre gerekirse artırılıp eksiltilmek kaydıyla, tasfiye süreci devam ettiği sürece net 40.000,00 TL ücret takdirine, takdir edilen ücretin karar kesinleştikten sonra davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesine, tasfiye gerçekleştikten sonra tasfiye memurunun durumu bir rapor ile mahkememize bildirmesine, keyfiyetin  karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına,  tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına  karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı şirketin hâkim ortağı olan müflis şirket adına iflas idare memurları ile  Feri Müdahil vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... AŞ adına hâkim ortak müflis ... AŞ iflas İdare Memurları  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından şirketin haklı nedenle feshine karar verilmiş ise de kararın hukuka aykırı olduğunu, aktif mal varlığı bulunan şirketin hukuka aykırı şekilde feshedildiğini ayrıca şirketin borçlarını kapatacak mal varlığını aktife çıkaracak mamelekinin de bulunmasına rağmen fesih kararı verildiğini, süre uzatım taleplerinin reddine ilişkin ara karara itiraz ve hükümle birlikte istinaf edeceklerinin bildirildiğini, mahkemenin 04.09.2023 tarihli ara kararı ile şirketin organsız kalması nedeniyle yönetim kurulu yetkilerine haiz olmak üzere yeminli mali müşavir Prf. Dr. ...'ın tedbiren yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiğini, süre uzatım talebinde bulunan iflas idaresinin davalı temsilcisi olmadığından süre uzatım talebinin reddedildiğini, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davaya cevap verecek kişinin şirketin yönetim kurulu ve tabi ki başkanı olduğunu, yönetim kurulunun genel kurulu yapılmamış olsa dahi yetkilerinin bulunduğunu, şirketin yönetim kurulu başkanının müflis olduğunu iflas idaresi olarak müflisi temsil yetkisinin bulunduğu gibi müflis olarak da davalıyı temsil yetkilerinin bulunduğunu, fiil ehliyetinin yetkilendirilmiş kişilerin kullanacağını, süre uzatım taleplerinin ret gerekçesinin kaldırma sebebi olduğunu, genel kurulun pandemi sebebiyle yapılamamış olduğunu bu durumun müflisin ve davalının eski vekilinin sunduğu cevap dilekçesinde de belirtildiğini, ... AŞ'nin 30.06.2022 günü iflasına karar verilse ve 21.03.2023 tarihinde karar kesinleşmiş olsa dahi şirketin iflas idaresi tarafından temsil edildiğini, davalının organsız kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, yönetim kurulunun görev süresinin dolmasının şirketi organsız hale getirmeyeceğini, süresi dolan yönetim kurulunun genel kurul toplantısını yapabileceğini, davacı tarafın şirketin yönetim kurulunun görev süresinin dolduğunu, 5 yıldır genel kurul toplantısı yapılmadığını ve bu nedenle şirketin organsız kaldığını iddia etmekte olduğunu, 12.12.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile üç yıllığına seçilen yönetim kurulunun görev süresinin davacı tarafın iddia ettiği gibi 28.04.2022 tarihinde değil 12.12.2022 tarihinde dolduğunu ancak görev süresi dolan yönetim kurulunun yeni yönetim kurulu seçilene kadar gerekli işler bakımından görevine devam edeceği gibi genel kurul toplantısına çağrı yapabileceğini, dolayısıyla şirketin organsız kalması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, şirketin dolayısıyla tüm ortakların hatta müflise düşen paydan tüm alacaklılar adına iflas masasının davalının tek mal varlığının korunmasına dair eylemlerinin yönetim kayyımı tarafından değil bizzat yönetim kurulu tarafından yapılacağını, şirketin mal varlığı olan ... AVM'nin düşük bedelle ve hukuka aykırı şekilde dosyanın davacısına ihale edilmiş ise de yapılan ihalenin istinaf mahkemesince kaldırıldığını, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararı ile bozulduğunu, mahkeme tarafından bozma ilamının sisteme yüklendiği gün davanın kabul edildiğini, açıkça aktife çıkacağı görülen şirketin yine ihalenin lehtarı davacı lehine sonuçlandırıldığını, davacı tarafın adeta ihale ile AVM'yi edinemeyince şirketin anlamsız bir biçimde feshinden menfaat sağladığını, atanan kayyımın genel kurul davetinde 2.toplantının yapılacağı belirlenemediğinden genel kurulun yapılması için 2.toplantısının şart olduğu kuralına uyulmadığından genel kurulun yapılamadığının hukuki olmadığını, fesih sebebi olamayacağını iddia ederek, kararın kaldırılmasını, genel kurulun Covid19 ve yönetim kurulu başkanının iflası sebebiyle zorunlu hallerden dolayı toplanamadığından Yargıtay İlke Kararları gereği toplanamamış olmasının şirketi organsız bırakmayacağından şirketin İstanbul'un değerli yerinde pasifini aktife çevirecek AVM'sinin varlığı nedeniyle ihaleninde Yargıtay'ca feshedilmesinden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 10.09.2024 tarihli ek kararı ile; \"...Davalının hakim ortağı müflis şirket ortak sıfatıyla dosyaya dilekçeler sunmuş ve yargılamaya katılmıştır. Müflis şirketin davada davacı ve davalı sıfatı bulunmadığı gibi yargılamada feri müdahil talebinde de bulunmamıştır. Dosyada ihbar olunan sıfatı da bulunmamaktadır. Davalı şirketin hissedarı müflis şirket dosyada taraf sıfatı bulunmadığı gibi müdahil sıfatı da bulunmamaktadır.  Nihai hükme karşı davanın tarafları istinaf kanun yoluna başvurabileceğinden ortak sıfatıyla   davalının hakim ortağı (müflis) ... İnşaat Ve Ticaret A.Ş iflas idare memurları istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle iflas idare memurları vekilinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir...\" gerekçesiyle, taraf sıfatı bulunmayan hakim ortak (müflis) ... İnşaat ve Ticaret AŞ iflas idare memurları vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Ek kararın 16.09.2024 tarihinde tebliğ edildiği, ancak ek karara karşı adı geçen tarafça istinaf başvurusu yapıldığına dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Feri Müdahil ... vekili, istinaf başvurusu dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin TTK'nın 530. maddesi uyarınca en yüksek hisseye sahip tüzel kişi ortağının iflas etmiş olması nedeniyle öncelikle davalı şirkete kayyım atanması ve feshine karar verilmesi talepli olarak dava açıldığını, şirketin organsız kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden son bulacağına dair mevzuatta bir hüküm bulunmadığından şirketi organsız hale getirmeyeceği gibi süresi dolan yönetim kurulunun görevinin yenisi seçilene kadar devam edeceğinden genel kurulun yapılması için kayyuma yetki verilmişse de kayyım tarafından genel kurul işlemlerinin kanuni düzenlemelere uygun olarak neticelendirilemediğini, bu nedenle genel kurulu toplamak üzere kayyuma yeniden yetki verilmesi talep edildiğini ancak bu talebin değerlendirilmediğini, davanın reddi gerektiği halde kabul kararının hatalı olduğunu, şirketin mal varlığını aşar şekilde borcunun bulunmadığını, mahkemenin bu hususu araştırmadığını, ayrıca şirketler hukuku bakımından ekonomik hayatın en önemli faktörlerinden birisi olan anonim şirketin işlerliği ve sürdürebilirliğinin esas olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 10.09.2024 tarihli ek karar ile; \"... Nihai hükme karşı davanın tarafları istinaf kanun yoluna başvurabilir. Fer'i müdahil ise HMK'nın 66 ve devamı maddeleri uyarınca yanında katıldığı taraf ile birlikte istinaf kanun yolana başvurabilecektir. Fer'i müdahil  ancak katıldığı yan ile birlikte kararı istinaf edebileceğinden ve davalı tarafından istinaf yoluna başvuruda bulunmadığı gözetildiğinde fer-i müdahilin karara karşı istinaf başvurusunda bulunmasına olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle fer-i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir...\" gerekçesiyle Feri müdahilin tek başına istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından feri müdahil ... vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, karar verilmiştir. Ek karar Feri  Müdahil vekiline 16.06.2024 tarihinde tebliğ edilmiş, Feri Müdahil vekili 17.09.2024 tarihli dilekçe ile ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Feri Müdahil vekili 10.09.2024 tarihli ek karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; (Feri Müdahil başlığı altındaki istinaf dilekçesinde; konu kısmında ve sonuç ve istem kısmında, mahkemenin Feri Müdahil'in ve davalı şirket hakim ortaklığı iflas idare memurlarının istinaf dilekçelerinin reddine ilişkin 10.09.2024 tarihli ek kararlarına istinaf başvurusunda bulundukları açıklamasına yer verilmiştir.) Ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin mahkeme eliyle organsız bırakıldığını, şirketin haklarını kullanamaması için hiçbir hukuki gerekçe bulunmazken şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davacı küçük ortağın asıl amacının şirketin tüm organlarının elini kolunu bağlayarak şirketin tek mal varlığı olan ve değeri milyarlar eden AVM'yi ele geçirmek olduğunu, davacı küçük hissedarın davalı şirketle birlikte borçlu olduğunu, davacı tarafın şirkete kayyum tayin ettirerek kayyumu da kıskaca aldığını, şirket için en iyi yolun tasfiye olduğuna inandırdığını, kayyımın genel kurul yapılmasına bile gerek duymadan şirketin tasfiyesine karar verilmesi yönünde beyanda bulunduğunu, mahkemenin hiçbir hukuki gerekçe bulunmadan şirketin tasfiyesine karar verdiğini, kayyumun karara karşı istinaf yoluna başvurmadığını, bu şekilde şirketin büyük zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, mahkemenin istinaf taleplerini reddederek ek karara karşı istinaf yolu açık olmasına rağmen kesinleşme şerhi verdirdiğini, bu şekilde haksız olarak milyarlar değerinde mal varlığı bulunan şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davalı şirketin usulüne uygun şekilde toplantıya çağrılmadan genel kurul imkanı sağlanmadan davada karar verilmiş olmasının şirkete temsil yetkisi sadece kayyumda olduğundan kayyumun kararı istinaf etmesi gerektiğini, istinaf etmeyen kayyumun görevini kötüye kullanma suçunu işlemiş olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, mahkemenin 10.09.2024 tarihinde verilen ek karar ile feri müdahilin tek başına istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından ve davalı şirket hakim hissedarı olan ... AŞ'nin iflas İdare Memurlarının vekilinin taraf sıfatı olmadığından istinaf taleplerinin reddine karar verilmesinin ve bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararların kaldırılarak istinaf taleplerinin incelenmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 530. maddesi gereğince anonim şirketin organ eksikliği nedeniyle feshi ile şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, feri müdahil vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı şirketin davalı şirketin %20 hissedarı olduğu, davalı şirket hissedarlarından ... Tic AŞ şirketi hakkında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/702 Esas sayılı dosyasında 30.06.2022 tarihinde iflasın açılmasına karar verildiği, kararın 21.03.2023 tarihinde kesinleştiği, iflas işlemlerinin İstanbul ...  İflas Müdürlüğünün ...İflas sayılı  dosyasında yürütüldüğü, davalı şirketin 24.08.2012 tarihinde tescil edildiği, şirket ortaklarının, ... AŞ ... AŞ, ... AŞ, ..., ... olduğu, en büyük hissedarın ...AŞ şirketi olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı şirket tarafından, davalı şirketin 12.12.2019 tarihinde gerçekleştirilen son genel kurul toplantısı sonrasında genel kurul toplantısının gerçekleştirilmediğini, 2022 yılında Covit19 gerekçesiyle toplantıların ertelendiğini sonrasında ise herhangi bir toplantının yapılmadığını, yönetim kurulunun kasıtlı olarak genel kurul toplantısı gerçekleştirme görevini suistimal ettiğini, yönetim kurulu başkanı olarak atanan  tüzel kişinin temsil süresinin dolduğunu ve iflas ettiğini, en son tescil işleminin 01.06.2021 tarihinde yapıldığını, bir yıl süre ile ... AŞ yönetim kurulu başkanı olarak ...'ninde başkan vekili olarak görevlendirildiğini, şirket hakkında iflas kararı verilip kararın kesinleştiğini, şirketin mevcut durumda temsil yetkisinin bulunmadığını, organsız kaldığını, yetkisiz avukatlar tarafından davalar açıldığını iddia ederek 31.08.2023 tarihli iş bu dava açılmıştır. Mahkemece, 01.09.2023 tarihli ara karar ile; davalı şirkete dava sonuçlanıncaya kadar veya genel kurul tarafından yeni yönetim kurulu  üyeleri belirleninceye kadar yönetim kurulu yetkilerine haiz olmak üzere yeminli mali müşavir Prf. Dr. ... tedbiren yönetim kayyumu olarak atanmıştır. 16.01.2024 tarihli  bilirkişi raporunda; davacının davalı şirketten %20 hisseye sahip olduğu, şirket yönetim kurulu süresinin 12.12.2022 tarihinde sona erdiği, şirketin en son 12.12.2019 tarihinde genel kurul yaptığı daha sonrasında çağrılı genelh kurul yapılmasına ilişkin karar alınmış ise de ilgili genel kurulların yapılmadığı, şirketin borca batık durumda olmadığı, davalı şirketin aktifinde kayıtlı tek duran varlığın icra yolu ile satılan alışveriş merkezi inşaatı olduğu, satışın iptaline ilişkin yargılamanın devam ettiği, şirketin herhangi bir gelirinin bulunmadığı ve çalışanında bulunmadığı, davalı şirketin gayri faal olduğu belirtilmiştir. ... tarafından davaya katılma talebinde bulunulmuştur. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine dair hüküm tesis edilmiştir. Tasfiye memuru olarak ... atanmıştır. Uyuşmazlık konusu feri müdahilin tek başına kararı istinaf talebinin hukuken mümkün olup olmadığı, kararı istinaf eden ve mahkemenin ek kararı ile istinaf talebi reddedilen davalı şirketin büyük hissedarı dava dışı iflas kararı verilen şirket adına iflas idare memurları vekilinin istinaf talebinin ret kararına ilişkin ara karara yönelik feri müdahilin istinaf hakkının olup olmayacağına dairdir. HMK'nın 66. maddesinde fer'i müdahale düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar fer'i müdahil olarak davada yer alabileceği belirtilmiştir. Fer'i müdahalenin durumu ise 68. maddede yer almaktadır. HMK'nın 69/1. maddesinde belirtildiği üzere, hüküm taraflar hakkında verileceğinden, bu hükmü istinaf etme yetkisi de doğal olarak sadece asıl (lehine müdahale edilen) tarafa aittir. Lehine müdahale edilen taraf istinaf yoluna başvursa feri müdahil de lehine katıldığı tarafla birlikte istinaf yoluna başvurabilir (m.68/1). Söz konusu maddede müdahale talebinin kabulü halinde müdahilin davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceği, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia ve savunma vasıtalarını ileri sürebileceği, onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabileceği ifade edilmiştir. Somut davada, davalı yanında fer'i müdahil olarak yer alan ... aleyhine bir hüküm tesis edilmediği gibi yanında yer aldığı davalı tarafça hüküm istinaf edilmemiştir. Her ne kadar dava dışı davalı şirketin hakim ortağı ve hakkında iflas kararı verilen şirket adına iflas idare vekili tarafından karar istinaf edilmiş ise de mahkemece istinaf talebi reddedilmiştir. Şirket ortağı müflis şirketin istinaf talebinin reddine dair ek karar istinaf edilmemiştir. Davalı yanında fer'i müdahil olarak yer alan Fer'i müdahilin tek başına kararı istinaf hakkı bulunmamakla birlikte, ilk derece mahkemesinin bu konuda denetim yetkisi bulunmadığından, feri müdahilin istinaf başvurusunun reddine dair 10.09.2024 tarihli ek kararın kaldırılarak, istinaf başvurusu hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, feri müdahilin tek başına kararı istinaf etme hakkı bulunmadığından, istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Feri müdahilin istinaf başvurusunun reddine dair 10.09.2024 tarihli ek kararın kaldırılarak, istinaf başvurusu hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Fer'i müdahil vekilinin caiz olmayan  istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.ç maddesi gereğince usulden reddine,2-Fer'i müdahil tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; fer'i müdahil tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, karar kesinleştikten sonra, ilk derece mahkemesince fer'i müdahile iadesine,3-Fer'i müdahil tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara ve fer'i müdahil vekiline tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi. 22.05.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraflara ve feri müdahile tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9adebd07aebf3cf3","SID":"8e0e19c910175fe3"}}