{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/283 <br>KARAR NO: 2025/907<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/10/2022<br>NUMARASI: 2022/184 E. - 2022/693 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin keşidecisi ve kefili oldukları, 18/01/2018 keşide tarihli 20/02/2018 vadeli ( Vade Tarihi Boş olarak davalıya teslim edilen ve davalıca senet metinde tahrifat yapılarak vade tarihi sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulan )900.000,00-TL bedelli bedelsiz teminat senedinden ve söz konusu bedelsiz senedin senedin takibe konu edildiği İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu borçtan dolayı davalıya borçlu bulunmadıklarının tespiti, HMK 389. Ve devamı maddeleri gereğince İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin durdurulması ve  dosyasından konulan tüm hacizlerin kaldırılması hususunda teminatsız olarak ihtiyati tedbir karar verilmesini, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bono, teminat senedi olmadığını, dava konusu bononun üzerinde, bononun teminat senedi olduğuna dair daha hukuki bir ifade ile kayıtsız şartsız para borcu ikrarı mahiyetinde olmadığına dair hiçbir kayıt bulunmadığını, 18/01/2018 tarihli protokolde yer alan ifadelerin dava konusu bono ile ilgili ayırt edici nitelikler barındırmaması ve yine dosyaya sunulan 18/01/2018 tarihli protokol üzerinde yer alan imzanın müvekkilinin tarafından hatırlanmayan ve müvekkilinin sadır olmayan bir imza oluşu nedeniyle davanın ispat edilemediği kabul edildiğini, bu nedenle haksız davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Davanın reddine,Tedbir kararı uygulanmadığından davacılar aleyhine icra tazminatına karar verilmesine yer olmadığına, \" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve eksik inceleme sonucu verildiğini, müvekkili ...’un maliki olduğu Çekmeköy’deki .. ada ... parsel taşınmaz hissesini davalı ...’e 18.01.2018 tarihli Protokol kapsamında devrettiğini ve bu taşınmaz satışının teminatı olarak dava konusu 900.000,00 TL bedelli senedin verildiğini, müvekkili ...’nün de bu senedi kefil sıfatıyla imzaladığını, taraflar arasında başka bir hukuki ilişki bulunmadığını ve bu hususun davalı tarafından da ispatlanamadığını, taşınmaz devrinin Çekmeköy Tapu Müdürlüğü cevabi yazısıyla sabit olduğunu ve bu nedenle senedin bedelsiz kaldığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020/127065 Soruşturma sayılı dosyasındaki 15.01.2020 tarihli Bilirkişi Raporu ile davalı ...’ün müvekkili ... ile yaptığı telefon görüşmesinde dava konusu senetten dolayı herhangi bir alacağının olmadığını açıkça beyan ettiğini, bu görüşmenin dava açıldıktan sonra gerçekleştiğini ve resmi belge niteliği taşıdığını, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibine itiraz davasında (İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/748 Esas), 18.01.2018 tarihli Protokol aslının mahkemeye sunulduğunu ve duruşma tutanağına işlendiğini, ancak sonrasında protokol aslının dosyadan yok edildiğini ve gizlendiğini, bu durumun müvekkillerin ispat hakkını kısıtladığını ve özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçlarından dolayı davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/130413 Soruşturma), dava dilekçesinde ve delil listesinde belirtilen deliller toplanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu 900.000,00 TL bedelli bononun teminat senedi olmadığını,  kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarı içerdiğini, tüm unsurları taşıdığını, davacıların bono üzerindeki imzalarını ve bonoyu iradeleriyle verdiklerini tevil yoluyla ikrar ettiklerini, davacı tarafın dayandığı 18.01.2018 tarihli protokolün müvekkili tarafından bilinmediğini ve  aslının süresi içinde dosyaya sunulmadığını, daha önceki davalarda da renkli fotokopisinin sunulduğunu  davacıların müvekkili aleyhine yaptığı iki ayrı suç duyurusunun (İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/114818 Sor. ve 2020/127065 Sor.) kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığını, protokolde dava konusu bonoya ilişkin ayırt edici özelliklerin belirtilmediğini ve bu nedenle protokolün dava konusu bonoya ilişkin olup olmadığının anlaşılamadığını,  teminat belgesinde senede açıkça atıf yapılması gerektiğini, bononun tahrif edildiği yönündeki iddiaların kesinlikle reddedildiğini,  bononun bedelsiz olduğunun  ispatının gerçekleşmediğini, davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğunu ve istinaf başvurusunun esastan reddedilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, icra takibinden sonra açılan  borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacılar vekili, müvekkillerinin keşidecisi ve kefili oldukları, 18.01.2018 keşide tarihli ve 20.02.2018 vadeli 900.000,00 TL bedelli bononun aslında teminat senedi niteliğinde olduğunu, senedin vadeli hale getirilmesinin sonradan davalı tarafından metinde tahrifat yapılarak ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı biçimde gerçekleştirildiğini ileri sürerek; bu bedelsiz teminat senedine dayalı olarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı  icra dosyasındaki borçtan dolayı müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespiti ile  tazminata hükmedilmesini  talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu bononun teminat senedi olmadığını, senet üzerinde teminat kaydı bulunmadığını, dayanak gösterilen 18.01.2018 tarihli protokolün, dava konusu bono ile doğrudan  bağlantı içermediğini, ayrıca bu protokoldeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, davanın  reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık icra takibine konu  bononun taraflar arasındaki taşınmazın devri yönünden teminat olarak verilip verilmediği,  davacı tarafın dayandığı 18/01/2018 tarihli protokolle ilgisinin olup olmadığı,  taşınmaz devri yapılmakla  bedelsiz kalıp kalmadığı , aradaki anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı ve sonuç olarak  davacıların davalıya  borçlu olup olmadıklarına ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasında,  davalı tarafından davacılar aleyhine  900.000,00 TL bonoya dayalı olarak  200.262,33 TL işlemiş faizi ile birlikte   toplam 1.100.262,33 TL üzerinden 17/06/2019 tarihinde   takibe geçildiği , İcra takibine dayanak senedin  18/01/2018 tanzim  tarihli,  20/02/2018 vade tarihli, 900.000,00 TL bedelli senedin keşidecisinin davacı ... Ütü, kefilinin ..., lehtarının ... olduğu, ihdas nedeninin  \"nakden\" olarak gösterildiği bir adet bono olduğu , senet üzerinde  teminat senedi olarak verildiğine yönelik ibare bulunmadığı görülmektedir. Çekmeköy İlçesi, ... Mahallesinde yer alan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdaki hissesinin 18.01.2018 tarihli satış işlemi ile  davacı ... (ÜTÜ) ...' dan davalı ...' e devredildiği görülmektedir.18/01/2018 tarihli protokolün aslının ibraz edilemediği, sunulan örneğinde , alıcı olarak ..., satıcı ve kefil ibarelerinin bulunduğu, satıcı ve kefil isimlerine yer verilmediği ve imzalardan sonra ki kısımda \"900.000,00 TL senet ... adına ... Ada ... parsel teminat senedi verilmiştir. Bölme işlemi tamamlandıktan sonra protokoldeki şekilde uygulandıktan sonra senet iade edilecektir.\" şeklinde ibarenin  altında  imzaya yer verilmediği görülmüştür. İstanbul Anadolu CBS' nin 2019/114818 Soruşturma sayılı dosyasında;  eldeki davaya konu bono ile ilgili \"bedelsiz senedi kullanma, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik\" suçlarından şikayet üzerine 2019/114818 Soruşturma ve 2019/70290 Karar sayılı karar ile 01/07/2019 tarihinde hukuki mahiyette ihtilaf niteliğine bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı itiraz edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliği' nin 21/10/2019 tarih ve 2019/5198 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verilmiş olduğu, 2020/127065 Soruşturma sayılı dosyada ise,  2019/114818 Soruşturma sayılı dosya ile  mükerrer olduğundan bahisle 14/01/2021 tarih ve 2021/5654 Karar sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve itiraz üzerine İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 22/04/2021 tarih ve 2021/1124 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2019/748 Esas sayılı dosyasının bononun teminat senedi olduğu iddiası ile  borca  itiraza ilişkin olduğu, 17/12/2020 tarihinde verilen 2020/635 Karar sayılı kararı ile \"Somut olayda, takip konusu senedin ön ve arka yüzünde herhangi bir sözleşmeye atıfta bulunulmamıştır. Senet kayıtsız şartsız borç ikrarına havi bir senettir. Davacı tarafça her ne kadar dosya arasına 18/01/2018 tarihli protokol sunulmuş ise de protokol aslının dosya arasına sunulmadığı, 17/03/2020 tarihli celsede davacı tarafa protokol aslının bulunduğu yeri bildirmesi veya aslını mahkemeye sunması için 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen süreye rağmen sunulmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edildiği, duruşma zaptının davacı tarafa tebliğe çıkarıldığı, verilen kesin süreye rağmen protokol aslının dosya arasına ibraz edilmediği, davalı tarafça da protokole ve protokol de bulunan imzaya açıkça itiraz edildiği anlaşılmıştır. Senedin varsa  bir sözleşmenin eki  olduğuna dair hukuki ilişkinin yazılı olarak ispatı gerektiğinden sözleşme aslı sunulduğu takdirde iddianın İİK 170/a. Maddesi uyarınca şikayet konusu  yapılacağı, yazılı belge sunulmazsa iddianın borca itiraz kapsamında değerlendirileceği, davacı tarafça İİK 170/a. Maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilecek bir anlaşma sunulmadığı, aynı zamanda ödeme belgesi de sunulmadığı, icra mahkemelerinin dar yetkili olması ve şekli inceleme ile karar vermesi gerektiği anlaşılmış olmakla davacı tarafın ispatlanamayan davasının reddine\"  karar verildiği ,  İstinaf başvurusunun usulden reddine karar verildiği ve temyiz üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi' nin 2021/2659 - 2021/3907 tarihli kararı ile onamak suretiyle 01/04/2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür. Aynı şekilde  İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/200 Esas - 2022/130 Karar  İle  borçlu ... tarafından açılan borca itiraz davasının da istinaf incelemesinden geçerek reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafın dayandığı  18/01/2018 tarihli protokolün aslının ibraz edilemediği, belgedeki imzanın davalı tarafından inkar edildiği, belgeye dayanan davacının imzanın davalıya ait olduğunu ispat ile mükellef olduğu, fotokopi belge üzerinden imzanın aidiyeti tespit edilemeyeceğinden söz konusu protokolün uyuşmazlığın çözümü bakımından delil vasfının bulunmadığı anlaşılmıştır. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo  senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. İhdas nedeni belirtilen  senedin talil edilmesi halinde bu iddianın yazılı delil ile kanıtlanması gereklidir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin senet metninden  veya 2004 Sayılı Kanun'un 169/a maddesinde öngörülen bir  belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K.;  28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K.; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararları) . Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Davacı  yan dava konusu bononun  teminat amaçlı verildiğini,   bononun bedelsiz olduğunu ileri sürdüğünden  borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek  bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında  kambiyo senedine bağlı   temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği  borcun olmadığı ileri sürüldüğünden bu iddianın   ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190   maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı delil ile kanıtlanması gerekir. Dosya kapsamına göre, davacı yan  dava ve takip konusu senedin  taşınmaz devri  borcuna karşılık  teminat olarak ve boş bir şekilde verildiğini iddia etmiş olup, bononun TTK 680.maddesi  uyarınca açığa senet şeklinde  düzenlenmesi mümkündür. Bu nedenle senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin  hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz. Senedin işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabilmesi mümkündür. Dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi  bono vasfında olduğu, keşidecisi ve kefilin  davacılar  olduğu, imzası inkar edilmeyen senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna dair iddianın ispatına elverişli delil bulunmadığı gibi , bono üzerinde  teminata ilişkin bir kayıt  olmadığı, teminat iddiasının keza  yazılı belge ile ispat edilemediği, taraflar arasında taşınmaz  devir işlemi yapılmış olmasının senedin teminat senedi olduğunu ispata yarar olmadığı,  iddianın tanık ile ispatına yasal olanak bulunmadığı,  bu nedenlerle mahkemece davanın reddine dair yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kararın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu , davacı vekili protokol aslının icra mahkemesi dosyasından yok edildiğini ileri sürmüş ise de , bu iddianın ispatı bulunmadığı gibi, sunulan 18.01.2018 tarihli fotokopi belgenin içeriğinde   senedin vadesi, düzenleme tarihi, lehtar bilgisi gibi ayırt edici unsurları gösterilerek  bono ile doğrudan ilişkilendirilmemiş olması nedeniyle iddianın ispatına elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Davacılar vekili,  davalı ile yapılan telefon görüşmesinde davalının, alacaklı olmadığını, senedin teminat senedi olduğunu ikrar ettiğini, konuşmanın soruşturma dosyasında  bilirkişi raporuna bağlandığını belirtmiş ise de,  ses kaydı çözümünde çeşitli borç ve ödeme ifadeleri yer almakla birlikte beyanların içeriğinin devam eden bir borç ilişkisi kapsamında  olduğu, açık bir şekilde dava konusu bonoya atıfla  bedelsizlik ve teminat senedi verildiğine dair ikrar niteliğinin bulunmadığı,  ses kaydının   İİK'nin 169/a-1. maddesi kapsamında belgelerden olmadığı ,kambiyo senedini hükümden düşürecek delil vasfında olmadığı  değerlendirilmiştir. Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2022 tarih ve 2022/184 E., 2022/693 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d25639e0e69c41f0","SID":"93af10689e522bcb"}}