{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/284 <br>KARAR NO: 2025/868<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/10/2022<br>NUMARASI: 2022/314 E. - 2022/642 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibe dayanak kambiyo senedinin davacı ile dava dışı ...  İnş San ve Tic AŞ arasında akdedilen 12 Şubat 2018 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve inşaat satış sözleşmesine ilişkin olduğunu, dava dışı şirketin imzalanan sözleşme ile ... isimli projede yer alan  konut niteliğindeki bağımsız bölümünü 280.000TL karşılığında 200.000TL tutarındaki peşinatını 12/02/2018 tarihinde, 45.000TL kredi suretiyle kalan 35.000TLyi 30/09/2019 vade tarihli bono karşılığında ön ödeme alarak satmayı taahhüt ettiğini, davacının sözleşmeyi imzalamasıyla birlikte kararlaştırılan ön ödemeyi dava dışı şirketin ilgili banka hesabına  yaptığını, kalan 35.000TL tutarın ödenmesi için 1 adet bono düzenlendiğini ve dava dışı şirkete teslim edildiğini, davacı tarafından dava dışı şirkete teslim edilen ve projedeki taşınmazın satımına istinaden dava dışı şirket emrine düzenlenen 30/09/2019 ödeme günlü 35.000TL tutarlı bononun davalı şirket tarafından kambiyo senetlerine özgün haciz yoluyla takibe koyulduğunu,  takibe dayanak bononun tüketici sıfatına sahip olan davacı tarafından nama yazılı olarak keşide edilmesi gerekirken emre yazılı olarak keşide edildiğinden ve tüketiciler tarafından taksitle satış kapsamında keşide edilecek bonoların nama yazılı olarak keşide edilmesi, aksi halde keşide edilen bononun geçersiz olacağı hüküm altına alındığından işbu davayı açtıklarını,  bononun geçersiz olup, geçersiz bir bonoya dayalı başlatılan icra takibinin iptali gerektiğini, davacı adına ... aleyhine ikame edilen menfi tespit ve davaya konu bononun iptalinin İstanbul 6.Tüketici Mahkemesinin 2019/502 esas sayılı dosyası ile talep edildiğini ve anılan senedin geçerlilik şartlarını taşımaması sebebiyle davacının senet nedeni ile borçlu olmadığının tespitine dava konusu senedin iptaline karar verildiğini beyanla, öncelikle icranın geri bırakılarak davacı adına takibin tedbiren teminatsız durdurulmasına, davanın kabulü ile takibin iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın bononun tüketici senedi olduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmamakta olup bir an için tüketici senedi olduğu düşünülse bile, davalının iyi niyetli meşru hamil olması sebebi ile davanın reddi gerektiğini, bononun nama yazılı olması gerektiği iddiasının şahsi defi olup, hiçbir hal ve şartta davalı bankaya karşı bu definin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davalı bankanın 3.kişi konumunda olduğunu, davacının davalıya karşı senetlerin tüketici senedi olduğuna dair herhangi bir defi ileri sürmesinin bile dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, davacının tüketici olması ihtimalinin de bu kuralı değiştirmediğini beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \" davacı ile dava dışı ... İnş San ve Tic AŞ arasında akdedilen 12 Şubat 2018 tarihli düzenlenme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve inşaat satış sözleşmesi ile ... isimli projede er alan konut niteliğindeki bağımsız bölümü bir kısmının peşin bir kısmının kredi suretiyle, kalan 35.000TLnin ise 30/09/2019 vade tarihli bono karşılığında ön ödeme alarak satmayı taahhüt ettiği,  davacı tarafından dava dışı .... Yapı'ya teslim edilen  30/09/2019 ödeme tarihli 35.000TL bedelli bononun davalı ... Bankası AŞ tarafından kambiyo senetlerine özgün haciz yolu ile takibe konulduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; takibe dayanak bononun tüketici sıfatına haciz davacı tarafından nama yazılı olarak keşide edildiğinden ve tüketiciler tarafından taksitle satış kapsamında keşide edilecek bonoların nama yazılı olarak keşide edilmesi aksi halde keşide edilen bononun geçersiz olacağı belirtilerek, takibin geçersiz bonoya dayalı olarak başlatıldığından takibin iptali ile davacının bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti noktasında toplandığı tespit edilmiştir. 6502 sayılı yasanın 4.madde 5.fıkrasında tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenemeyeceği, bu madde hükümlerinin aykırı olarak düzenlenen senetlerin tüketici yönünden geçersiz olacağının hüküm altına alındığı, dava konusu senedin emre muharrer senet niteliğinde olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı gibi taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu konusunda da herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu bononun davacı yönünden  geçersiz olduğu, Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2019/875 Esas 2019/5885 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere bu hususun iyi niyete bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebileceği,\" şeklindeki gerekçeleri ile, -Davanın kabulü ile, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına konu edilen  keşidecisi ..., Lehtarı ... İnşaat Tic. A.Ş olan, 30/09/2019 vade tarihli, 35.000,00-TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,  şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine,\"  şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı takip konusu bononun tüketici senedi olduğu nama yazılı bononun bononun geçersiz olduğunu ileri sürerek davayı Asliye Ticaret mahkemesine açtığını, Ticaret Mahkemesi tarafından Tüketici Kanunu Hükümlerine dayanılarak hüküm tesis edildiğini, mahkeme dosyasında işlemin tüketici işlemi olduğu kabul ettiğini,  TKHK hükümleri esas alınarak davanın esası hakkında karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TKHK 73/1 maddesine göre tüketici işlemleri konusunda tüketici mahkemeleri yetkili olduğunu,  davacının müvekkili aleyhine İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/1443E sayılı dosyası üzerinden açtığı davada, senedin tüketici senedi olmadığı karara bağlanmış ve karar kesinleştiğini, dava konusu senet üzerinde tüketici senedi olduğuna dair hiçbir açıklama ve ibare bulunmadığını, dava konusu senedin dayandırıldığı gayrimenkul ile ilgili bir kayıt da bulunmadığını,  bono Türk Ticaret Kanunu gereğince bir bonoda bulunması gereken tüm unsurları taşıdığını, davanın Ticaret Mahkemesi sıfatıyla TTK  hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz iddialarının reddi gerekirken tüketici kanunu hükümlerine istinaden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu, müvekkili banka ile davacı taraf arasından herhangi bir tüketici ilişkisi yada başkaca bir akdi ilişkide bulunmadığını, davacının müvekkiline karşı senetlerin tüketici senedi olduğuna dair herhangi bir defi ileri sürmesi bile dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu, davacı gerekli dikkat ve özeni gösterip dava konusu olan bonoların nama yazılı olarak düzenlenmesini sağlasa idi, müvekkilinin de bu bonolara dayalı olarak kredi borçlusu olan ... Yapı’ya kredi kullandırmayacağını, davacı kendi kusurlarından kaynaklanan zararı müvekkiline yansıtmaya çalıştığını beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Takibe dayanak bono tüketici sıfatına sahip olan müvekkili tarafından nama yazılı olarak keşide edilmesi gerekirken emre yazılı olarak keşide edildiğinden ve tüketiciler tarafından taksitle satış kapsamında keşide edilecek bonoların nama yazılı olarak keşide edilmesi aksi halde keşide edilen bononun geçersiz olacağı hüküm altına alındığından davayı ikame ettiklerini, mahkemece usul ve yasaya uygun şekilde verilen karara karşı davalı bankanın istinaf taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesinin  herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı şirket arasındaki işlemin niteliği tüketici olduğundan TKHK hükümlerinin uygulanması hukuka uygunluk teşkil ettiğini, Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere, tüketici tarafından düzenlenen bononun nama yazılı olması gerekmekte olduğundan nama yazılı olarak düzenlenmeyen bonoların tüketici yönünden geçersiz olacağının açık olduğunu, bu geçersizliğin de iyi niyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebildiğini, mahkeme tüketici tarafından nama yazılı olarak düzenlenmesi gereken bononun emre yazılı olarak düzenlenmiş olmasının bonoyu geçersiz hale getireceği ve bu geçersizliğin iyi niyetli olup olmadığına bakılmasızın herkese karşı ileri sürülebileceği belirttiğini, TKHK tüketiciler için sadece nama yazılı kıymetli evrak düzenleyebileceğini söylendiğini, bunun temel nedeni def’ilerin üçüncü kişilere ileri sürülebilmesi olduğunu, davalı banka dilekçesinde müvekkilinin gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden senedin emre yazılı olarak düzenlendiğini belirtmişse de müvekkili normal bir vatandaş olduğunu, tüketici işlemlerinde senedin yalnızca nama yazılı olarak düzenlenmesi gerektiğini bilmiyor oluşu hayatın olağan akışına uygun olduğunu, mahkemece kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verildiğini,  davalının banka oluşu nedeniyle önüne gelen senede daha ihtiyatlı yaklaşarak tüketici senedi olduğunu öngörebileceği gerek hayatın olağan akışında gerekse de ticari hayatta ortada olduğunu, davalı bir inşaat firmasından gelen ve üzerinde yalnızca isim yer alan senedin tüketici işlemine ilişkin olduğunu tespit edebileceği sabit olduğundan davaya konu takibin kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerinin reddi hatalı olduğunu, davalı dilekçesinde müvekkili tarafından emre yazılı olarak düzenlenen senedin geçersizliğini ileri sürmesinin çelişkili olduğu ve dürüst davranma kuralını aykırılık teşkil ettiği iddia edilmişse de bu iddianın kabulü mümkün olmadığını, müvekkili tüketici işlemlerinde keşide edilecek senedin nama yazılı olması gerektiğini bilmiyor oluşu hayatın olağan akışına uygun olduğunu, mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen kararın onanmasını, kötü niyet tazminatının reddine yönelik kararın kaldırılarak davalı banka  aleyhine dava değeri alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davalının istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına ilişkin, İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından dava dışı ... İnş San ve Tic A.Ş arasında akdedilen 12 Şubat 2018 tarihli Düzenleme ...Satış Sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete teslim edilen ve projedeki taşınmazın satımına istinaden dava dışı şirket emrine düzenlenen 30/09/2019 ödeme günlü 35.000TL tutarlı bononun, davalı şirket tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konulduğunu,  takibe dayanak bononun tüketici sıfatına sahip olan davacı tarafından nama yazılı olarak keşide edilmesi gerekirken emre yazılı olarak keşide edildiğinden ve tüketiciler tarafından taksitle satış kapsamında keşide edilecek bonoların nama yazılı olarak keşide edilmesi, aksi halde keşide edilen bononun geçersiz olacağı hüküm altına alındığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Taraflar arasında görülen aynı senede ilişkin, İstanbul 6.Tüketici Mahkemesinin15/10/2019 günlü, 2019/502 Esas 2019/506 Karar  sayılı dosyasında, davacı ...tarafından davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş aleyhine açılan davada, davanın kabulü ile, dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu senedin iptaline karar verildiği, kararın 18/12/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 6502 sayılı  Kanunun Madde 4 /(5);\" Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.\" düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından dava dışı şirkete konut satışına ilişkin olarak 6502 sayılı Kanuna göre nama yazılı senet düzenlenerek teslim edilmesi gerekir iken senedin emre yazılı olarak düzenlendiği bu nedenle geçersiz olduğundan, davacı ile dava dışı şirket arasında görülen İstanbul 6.Tüketici Mahkemesinin 15/10/2019 günlü, 2019/502 Esas 2019/506 Karar  sayılı kesinleşmiş kararı ile dava konusu senedin iptaline karar verildiği anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.Davalı tarafından Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Tüketici Kanununa ilişkin hükmün uygulanamayacağını ileri sürmüş ise de senedin düzenleme sebebinin davacı ile dava dışı şirket arasında tüketici işleminden kaynaklanması sebebi ile bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.İİK, Madde 72/5'e göre; (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine mündericatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Davacı katılma yolu ile istinafında %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, İİK 72/5'e göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlemesine göre alacaklının takibi başlatmakla kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğinden davacının bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih ve 2022/314 E., 2022/642 K. sayılı kararına karşı taraflarca yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.390,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 597, 41 TL harcın mahsubu ile bakiye  1.793,44‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f10793335a001ceb","SID":"ed037f1f0799a791"}}