{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/671 <br>KARAR NO: 2025/1092<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/01/2022<br>NUMARASI: 2021/1 E. -  2022/4  K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik ilişkisinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı firma arasında akdedilen 18/06/2015 tarihli, 5 yıllık bayilik sözleşmesinin 3.1.6. maddesi gereğince müvekkili şirketin 1.000 m³/yıl beyaz ürün satış taahhüdünü içerdiğini, müvekkili şirketin 15/06/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı bildirimiyle bayilik sözleşmesinin 43. maddesine dayalı olarak sözleşmeyi yenileyemeyeceklerini bildirdiklerini, davalı firmanın ise İstanbul ... Noterliği marifetiyle 15/06/2020 tarih ve ... yevmiyeli bildirimiyle 122.126,00 TL'lik cezai şart tutarını akaryakıt bayilik sözleşmesinin 5. yılının son günü itibariyle ödenmesi suretiyle cezai şartı talep ettiğini, davalı firma tarafından tahakkuk ettirilen cezai şarta ilişkin olarak davalı firma tarafından 01/07/2020 tarih ve ... nolu 117.132,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini ancak müvekkili firma tarafından faturaya itiraz edilerek iade edildiğini, davalı firmanın sözleşme kapsamında teminat olarak uhdesinde bulunan 200.000 TL bedelli banka teminat mektubunun tamamını nakde çevirmek suretiyle 10/07/2020 tarihinde tahsil ettiğini, davalı firmanın Covit-19 tedbirlerinin satışlara mücbir sebep olarak etkisini dikkate almadan yıllık satış cirosunun gerçekleştirilemediği gerekçesiyle müvekkili firma aleyhine cezai şart tahakkukunun hukuka aykırı olduğunu, tahakkuk ettirilen birbiriyle çelişkili cezai şartın da üzerindeki 200.000 TL bedelli banka teminat mektubunun tamamının nakde çevrilmek suretiyle tahsil edilmesinin hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkili firmanın 5 yıllık bayilik sözleşmesi döneminde toplamda taahhütlerinin yerine getirilmiş olması dikkate alındığında davalının cezai şart ve mahrumiyet tahakkuku yaparak nezdinde bulunan 200.000 TL bedelli teminat mektubunu nakde çevirerek 200.000 TL cezai şart tahsilinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile 200.000 TL'nin tahsil tarihinden (10/07/2020) itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, banka teminat mektubunun işleme konulmuş olması sebebiyle bankalar nezdinde müvekkil firmanın uğradığı ticari itibar kaybı sebebiyle 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasındaki sözleşmede yer alan yetki şartı gereği mevcut uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin \"İstanbul Mahkemeleri\" olarak belirlendiğini, işbu davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. Maddesi gereğince, “tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabileceklerini, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır hükmünün amir olduğunu, taraflar arasındaki Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi'nde geçerli bir yetki şartı mevcut olduğunu, yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/299 Esas, 2020/696 Karar ve 13.11.2020 tarihli kararı ile; mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar  istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Bayilik sözleşmesinin ilk 3 yılında itibaren davacı tarafça taahhütnamede öngördüğü mal alımını gerçekleştirmiştir, sözleşmenin 4. Ve 5. yılında eksik mal alımı gerçekleşmiştir. Sözleşmenin feshinden önceki 4. Ve 5. sözleşme yılında eksik mal alımı yapılmış olup, taahhütname gereğince davacının cezai şart alacağı doğmuştur. Ancak davalı tarafça, sözleşmenin 4. yılının bitiminde cezai şart talep etmediği gibi herhangi çekince belirtmeksizin ve ihtirazi kayıt koymaksızın diğer yıllarda davalıya mal vermeye devam etmiştir. Buna göre davalı tarafça önceki 4. Sözleşme yılında cezai şart alacağının talep edilmeyeceği konusunda davacı da haklı güven yaratmıştır. Bu durumda sözleşmenin 4. Yılındaki eksik ürün alımı için; talep edilmeyen eksik mal alımından kaynaklı cezai şartın sözleşmenin feshinden sonra istenmesi TMK 2. Maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırıdır. 26/10/2021 tarihli bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere sözleşmenin 5. Yılında 354,908 m3 eksik ürün satın alınmıştır. Davalı tarafın 354,908 m3 eksik ürün alımı X 60 USD X 3.7776 (kur) = 80.442,0276 TL cezai şart alacağı doğmuştur. Davalı yanca 200.000,00 TL bedelli teminat mektubu nakde çevrilmiş olup; 117.132,00 TL cezai şart alacağı tahsil edildikten sonra kalan bedel davacı tarafa iade edilmiştir. Bu hususta taraflar arasında itilaf bulunmamaktadır. 117.132,00 TL davalı tarafça tahsil edilen cezai şart alacağından mahkememizce hesaplanan 80.442,0276 TL cezai şart alacağı düşürüldükten sonra 36.689,97-TL'nin 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ayrıca manevi tazminat talebi yasal şartları oluşmadığından...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 36.689,97 TL'nin 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı firmanın dava açıldıktan sonra iade ettiği 82.868,09 tL yönünden müvekkili şirket lehine faiz, yargılama masrafları ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davalı firma uhtesinde bulunan 200.000,00 TL tutarlı banka teminat mektubunun tamamının 10.07.2020 tarihinde nakde çevrilerek tahsil edildiğini ve davalının bu miktarın 82.868,09 TL'sini dava açıldıktan sonra müvekkili şirkete 22.10.2020 tarihinde iade ettiğini, karar gerekçesinde iade edilmiş olması belirtilmesine rağmen bu miktara yönelik taleplerin dikkate alınmadığını, tahsil tarihi olan 10.07.2020 tarihinden ödeme tarihi olan 22.10.2020 tarihine kadar faiz alacağına hükmedilmesi ve davalı dava açılmasına sebebiyet verdiğinden vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı firmanın düzenlemiş olduğu 01.07.2020 tarihli faturanın 117.132,00 TL olmasına rağmen 200.000,00 TL'lik teminat mektubunun tamamının nakde çevirdiğini, müvekkilinin muhatap banka nezdindeki ticari itibarını zedelediğini, ürün alımına Covit19 tedbirlerinin dosya kapsamı ile sübut bulduğunu, ülkede 2020 yılı Mart ayında ilan edilerek üç ay süren ve etkileri halen devam eden Covit19 tedbirleri sebebiyle satışların büyük oranda düşmesine dayalı olarak sözleşmenin 3.1.6.maddesi gereğince 1000 m3/yıl beyaz ürün satış taahhüdünün yerine getirilemediğini, davalı tarafın Covit19 salgını sebebiyle alınan tedbirler ve kısıtlamaları ve kısıtlamalar sebebiyle akaryakıt ürünlerindeki düşüşü dikkate almadan cezai şart uyguladığını, sektör bilirkişisi tarafından Covit19 tedbirlerinin satışa etkisinin hesabı yapılmak suretiyle toplamda 420,418 m3 eksik ürün satışının yapılmış olduğu tespit edilmiş ise de eksik ürün satışının tamamen Covit19 tedbirlerinin ürün satışlarına doğrudan etkisi sebebiyle olduğunu iddia ederek, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, maddi ve manevi taleplerinin reddedilen kısmı yönünden davanın tümden kabulüne, dava açıldıktan sonra iade edilen miktar yönünden davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğinden müvekkili lehine faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin manevi tazminat talebinin reddi yönünden verdiği karara katılmakla birlikte davacı tarafın banka teminat mektubu bedeli olan 200.000,00 TL tutarında cezai şart borcu bulunmadığı ve söz konusu bedelin tahsiline yönelik talebi bakımından 36.689,99 TL'lik kısmının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda alınan ürüne ilişkin dönemsel bakımdan yapılan hesaplama ile davalının sözleşmenin son iki yılında eksik ürün aldığının ve üründen kaynaklı cezai şart ödemesi gerektiğinin ortaya çıktığını, rapordaki yapılan hesaplama yönteminin doğru olduğunu kabulünde dahi mahkemenin sadece 5.yılı yani son yılın talep edilebileceği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin bilirkişi raporunda belirlenen 4.yıla ilişkin ihtirazı kayıt koymuş olduğunu, bu yıla ilişkinde ceza koşulu istemesinde hukuka  aykırı bir yön olmadığını, müvekkilinin fatura tarihi itibariyle 173.190.35 TL tutarında alacağı bulunduğunun açık olduğunu, müvekkili şirketin düzenlediği 117.132,00 USD bedelli faturadan mahsup edilecek herhangi bir tutarın bulunmadığını, davacının davasının reddi gerektiğini, mahsup edildiğinde 21.841,73 TL'ye tekabül ettiğini, hatalı hesaplama yapıldığını, davacı tarafın 200.000,00 TL tutarındaki teminat mektubu bedeli kadar cezai şart borcu olmadığını belirterek bedelin fatura tarihi 01.07.2020'den itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, müvekkilinin 4.ve 5.yıla ilişkin ihtirazı kayıt koymuş olması karşısında 01.07.2020 tarihli faturaya yansıtılan cezai şart tutarı 117.132,00 TL bedelli cezai şart tutarını talep edebileceğine ilişkin ihtilaf bulunmadığını, defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemede müvekkilinin cezai şart tutarını banka teminat mektubunu tahsil ettikten sonra bakiye 82.868,09 TL'yi davacı yana iade ettiğini, hal böyle iken davacının müvekkilden talep edebileceği herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, müvekkili şirket lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekir iken 5.503,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararının manevi tazminat talebinin reddine yönelik kısmına katılmakla birlikte kısmen kabul yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şart ve mahrumiyet tahakkuk ettirilerek fatura miktarı üzerinde banka teminat mektubunun bozdurulması ile cezai şart tahsilinin hukuka aykırı olduğunun tespiti, teminat mektup bedelinin tahsili ve bu sebeple oluşan manevi zarardan dolayı manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, akaryakıt bayilik sözleşmesinin mevcudiyeti, teminat mektubunun davalı tarafça nakde çevrildiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının yargılama aşamasında davalı tarafça iade edilen teminat bedeline dair miktar yönünden talebinin karşılanıp karşılanmadığı, söz konusu miktara faiz işletilip işletilemeyeceği, söz konusu bedelin yargılama aşamasında davalı  tarafça iade edilmiş olması nedeniyle davacı yararına vekalet ücreti ile birlikte diğer yargılama giderlerine karar verilip verilmeyeceği, davalı tarafça davacıdan cezai şart talebi ile teminat mektubundan mahsubunun isabetli olup olmadığı, mahkeme kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacı yönünden manevi tazminat davasının reddi ile davalı yararına nispi vekalet ücretinin verilmemiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 18.06.2010 ve 18.06.2015 tarihlerinde   akaryakıt bayilik sözleşmelerinin imzalandığı, davacı şirketin bayi olarak yer aldığı, sözleşme konusunun Konya ili Karatay ilçesindeki mevcut 3 nolu parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde yer alan akaryakıt ve otogaz satış ve servis istasyonunun işletilmesi ile ilgili olduğu, sözleşmenin 5 yıl süre ile geçerli olduğunun 43.maddede düzenlendiği, bayinin sözleşme hükümlerine aykırı davranışı halinde ...n haklarını 44.maddede yer aldığı, feshin 45.maddede düzenlendiği, feshin sonuçlarının 46.maddede; belirtildiği, cezai şart başlığı ile sözleşmenin 47.maddesinde, bayinin bu sözleşme hükümlerine veya sözleşmeye ek olarak imzalanan ve hukuki sonuç doğuran sözleşme eklerindeki protokol, taahhütname, zeyilname, ek sözleşme gibi hükümlerine ve/veya mevzuatın istasyonlu akaryakıt bayilerine yüklemiş olduğu yükümlülüklere aykırı davranışı sebebiyle sözleşmenin Alpet tarafından feshi halinde veya ... rıza ve izni olmaksızın tek taraflı feshi halinde cezai şart tutarlarını ihtarname keşidecisine ve mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın davalıya ödeyeceğini beyan ve kabul ettiğine yer verildiği, 48.maddede, teminat başlığı ile bayinin... ile yapacağı mal hizmet alışverişleri ile iş bu sözleşme nedeni ile cezai şartta dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı ve/veya karşılığı olmak üzere ...'in istediği ayni ve şahsi nitelikte teminatı vermekle mükellef olduğu, (a) bendinde; ...in belirleyeceği miktar ve şartlarda muteber bir banka veya özel finans kurumunun teminat mektubunun teminatlar arasında yer aldığı, taraflar arasında bayilik protokolünün düzenlenmiş olduğu, protokolün 3.1.1.maddesinde; teminat verme yükümlülüğünün yer aldığı, banka teminat mektubu başlığı ile bayi ve garantörün ...'e vermekle yükümlü olduğu teminat yükümlülüğü kapsamında ipotek yükümlülüğünün yanı sıra ve ipotek yükümlülüğünden bağımsız ve ayrı olarak kesin ve süresiz nitelikte ve talepte ödeme esasına dayalı olarak 150.000,00 TL miktarındaki bir adet teminat mektubunu bayi ve garantörün belirlenen koşullarda ...'e vermeyi kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, protokolün 3.1.3. maddesinde; bayilik ilişkisinde satış taahhütlerinin miktar ve ürünlerin niteliği de gösterilmek üzere düzenlendiği, protokolün 4.maddesinde, bayilik ilişkisinde cezai şart uygulaması başlığı altında protokol sonrasında yakın gelecekte kurulacak akaryakıt bayilik ilişkisinin kurulması ve işleyiş esaslarının hedeflendiği, bayi veya garantörün yükümlülüklerin ...'e karşı herhangi bir ya da birden fazla maddesinin kısmen dahi olsa ihlali durumunda ...'in tazmin hakları ve zararları dışında ... tarafından hesaplanacak cezai şart tutarının ihlal yaratan eylem tarihinden itibaren en yüksek banka kredi faizi üzerinden ödemenin kabul beyan ve taahhüt edildiği ifadelerinin yer aldığı, protokol  olduğu, davacı bayi tarafından satış taahhütnamesi adı altında 18.06.2015 tarihli taahhütnamenin düzenlendiği, taahhütnamede bayilik sözleşmesi hükümleri gereğince dikey ilişki süresince beher sözleşme yılında asgari 1000 m3/yıl beyaz ürün ve beher sözleşme yılında 3 ton/yıl ... ve/veya ... markalı veya ... tarafından belirlenecek markalar altında üretilen madeni yağ ürünlerinin satışının taahhüt edildiği, ...'in her bir sözleşme yıl sonu ile bağlı olmaksızın sözleşme süresi içerisinde sözleşmenin feshi ile birlikte zamanaşımı süresi içinde olmak kaydı ile sözleşmenin feshi akabinde her zaman satış taahhüdüne bağlı olarak cezai şart talebinde bulunabileceği, bir sözleşme yılından kısa olan dönemler için ... tarafından yıllık satış taahhüdü miktarlarına göre gün hesabına göre kriterin uygulanması, satılamayan beher m3 beyaz ürün için 60,00 USD tutarında cezai şartı ...e nakden ve defaten ödemeyi bayilik dönemi içerisinde oluşan cezai şart bedellerinin ... tarafından talep edilmemesinin ...'in bu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, cezai şart tutarının ilgili olduğu takvim yılı sonu itibariyle muaccel hale geleceği, herhangi ihbar/ihtar keşidesine veya ihtisaline herhangi bir merasim yürütülmesine gerek kalmaksızın Amerikan Doları olarak Türk Lirası karşılığı nakden ve defaten ...'e ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini belirttiği, davalı şirket tarafından 14.06.2019 tarihli İstanbul ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile davalı şirketin satış taahhüdüne uyulmadığının bildirildiği, bildirimde her bir sözleşme yılı için 1000 m3 miktarda ürün alımı yapılması gerekir iken eksik alım yapıldığının tespit edildiği, buna ilişkin olarak cezai şart borcunun bulunduğu, borcun tablo olarak gösterildiği belirtilmek suretiyle 14.982,00 TL'lik cezai şart tutarının sözleşmenin 4.yılının son günü itibariyle cezai şart bedelinin ödenmemesine rağmen fesih hakkının kullanılmaması ve sözleşmenin devam etmesi durumunda ürün verilmesinin hiçbir şekilde bu alacaktan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceği bu ürünlerin ihtirazı kayıtlı verildiği, bedellerinin ihtarı kayıtla tahsil olunacağının belirtildiği, ihtarnamede sözleşmenin başlangıç tarihi olarak 18.06.2015, bitiş tarihi olarak 18.06.2020 taahhüdün 1000 m3 şeklinde belirterek iki yıllık taahhüdün belirlenmiş olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen 15.06.2020 tarihli Konya ... Noterliğinde düzenlenen ihbarname ile 18.06.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin 43.maddesi uyarınca sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiği, söz konusu bildirimde Mart ayında ilan edilerek üç ay süren ve etkileri halen devam eden Covit19 tedbirleri sebebiyle sözleşmenin 3.1.6.maddesine dayalı 1000 m3/yıl beyaz ürün satış taahhüdünün 5.yıl için tamamlanamamış ise de 5 yıllık sözleşme süresi dikkate alındığında 5.700 m3'ün üzerinde ürün satışı yapıldığı, özellikle en yoğun satış dönemini kapsayan dönemde ilan edilen Covit19 tedbirlerinin mucbir sebep kapsamında olması ve etkilerini halen sürdürmesi ile 5 yıllık toplamda taahhütlerin yerine getirilmiş olduğu da gözetilerek ceza şart ve mahrumiyet tahakkuku yapılmadan sözleşmenin sonlandırılmasını, teminat mektubunun iadesinin talep edildiği, davalı şirket tarafından 15.06.2020 tarihli ihtarname ile satış taahhüdünün uyulmadığının bildirildiği, sözleşmenin 2015 başlangıç tarihi ile bitiş tarihi olan 18.06.2020 tarihleri arasındaki tabloda 1.yıl için, 2.yıl için ve 3.yıl için taahhüt edilen 1000 m3 üründen fazlasının satılmış olması nedeniyle satılamayan ürünlerin listede gösterilmediği, 19.06.2018 - 18.06.2019 tarihinde 1000 m3 satılması gereken üründen 934 m3 satılarak 66 m3 eksik satış yapıldığı, 19.06.2019 ile 18.06.2020 yıllarını kapsayan sözleşmenin 5.yılında ise satılması gereken 1000 m3 üründen 528 m3 ürünün satılıp satılamayan 472 m3 ürün olduğu ve toplam satılamayan ürünler için 122.126,00 TL'lik cezai şart tutarının sözleşmenin 5.yılının son günü itibariyle ödenmesinin talep edildiği, 19.06.2020 tarihli davacının bildirimi ile davalı şirketin ihtarnamesine cevap verildiği, verilen cevapta Covit19 sebebiyle ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle özellikle satışların arttığı, hafta sonları da sokağa çıkma yasağınında uzun sürmesinden dolayı taahhütlerin yerine getirilmediği, cezai şart tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mücbir sebep olan pandemi 5 yıl ortalamasının taahhütleri karşıladığı ve cezai şart tahsilinden vazgeçilmesinin talep edildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 01.07.2020 tarihinde toplam 117.132,00 TL tutarında e-fatura düzenlediği, faturanın cezai şart alacağına ilişkin olduğu, davacı şirket  tarafından söz konusu faturaya ilişkin olarak aynı tarihli iade faturası düzenlendiği, 07.07.2020 tarihli davacı ihtarı ile iade faturasının davalı şirkete bildirildiği, 07.08.2020 tarihli ihtarname ile ise fatura içeriğine itirazlarının belirtildiği, davacı şirket tarafından 18.09.2020 havale tarihli dava dilekçesi ile davalının uhtesinde bulunan 200.000,00 TL tutarındaki banka teminat mektubunun tamamının nakde çevrilmek suretiyle 10.07.2020 tarihinde tahsil edildiği, yapılan tahsilatın haksız olduğu, Covit19 tedbirlerinin satışlara mücbir sebep olarak etkisinin dikkate alınmadığını, toplam 5 yıl süre içerisinde 5.700 m3 üzerinde ürün satışı yapıldığı belirtilerek itirazı uğrayan fatura tutarı üzerinde tahsilatında yapıldığı bunun haksız olduğu, iddiası ile cezai şart tahsilinin hukuka aykırı olduğunun tahsili ev tahsil edilen teminat mektup bedelinin istirdatı ile manevi tazminat talebinde bulunulmuş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte bilirkişi raporları alınmıştır. 18.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ibraz ettiği bilgi ve belgelere göre davacıya 19.06.2018-18.06.2019 tarihleri arasında 934.488 LT mal satışı (benzin, motorin, biodizel vb.) olduğu mevcut satış tutarının ise 4.136.222 TL olduğunun tespit edildiği, davalının ibraz ettiği bilgi ve belgelere göre davacıya 19.06.2019-18.06.2020 tarihleri arasında 550.192 LT mal satışı olduğu, ( benzin, motorin, biodizel vb) mevcut satış tutarının ise 2.132.286 TL olduğunun tespit edildiği, Mart 2020 tarihinden 18.06.2020 tarihine kadar geçen sürede davacının davalıdan alımlarında düşme olup olmadığının tespitinin değerlendirilmesi yapılan hesaplama sonucunda davacının 19,06.2018 - 29.02.2020 tarihleri arasında davalıdan ortalama günlük 2.207,98 Litte mal alımı yaptığı, 12.03.2020- 18.06.2020 tarihleri arasında ise davalından ortalama günlük 1.180,92 Litre mal alımı yaptı tespit edildiği, şu halde davacının davalından mal alımlarında  (2.207,98-1.180,92) / 2.207,98) x100  = % 46,51 oranında düşme olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; davalı ticari defter kayıtlarına göre müvekkili şirketin Covit19 tedbirlerinin başladığı Mart 2020 - 18 Haziran 2020 tarihleri arasındaki dönemde akaryakıt ürünleri alımında  %46,51 oranında düşme olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin Covit19 tedbirleri nedeniyle satış taahhüdünü yerine getiremediği, mücbir sebep kapsamındaki Covit19 tedbirlerinin etkili olduğunun görüldüğünü, davalı şirketin 200.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun tamamını nakde çevirmek suretiyle kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davalı şirketin 01.07.2020 tarihinde 117.132,00 TL fatura tanzim ettiğini ve iade faturası düzenlendiğini, 10.07.2020 tarihinde ise 200.000,00 TL'lik teminat mektubunu nakde çevirerek tamamını bankadan tahsil ettiğini daha sonra 31.07.2020 tarihli yeni bir fatura düzenlenerek müvekkiline gönderildiğini, faturanın iade edildiğini, tahsil edilen 200.000,00 TL'nin 82.868,09 TL'ni dava açıldıktan sonra 22.10.2020 tarihinde müvekkili şirkete iade ettiğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; davacı tarafın mal alımlarında düşüş yaşamasının pandeminin etkilerini olduğunu iddia ediyor olması karşısında henüz pandeminin etkileri söz edilmezken sözleşmenin 4. yılında eksik ürün alımı başladığını, 5. yılda da devam ettiğini, pandeminin etkilerini gösterdiği dönem Mart 2020 dönemi olmakla davacı tarafın önceki yıllara nazaran daha az ürün almaya başladığını, taahhüdünü ihlal ettiğini, sadece davacının yükümlülüklerinin hepsini yerine getirmiş iken pandemi nedeniyle satış yapamadığına dair değerlendirmenin hatalı olduğunu belirtmiştir. 04.05.2021 tarihli talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda; tarafların iddia, talep ve savunmaları, sunulan delil ve belgeler, davacı şirketin 2019 ve 2020 yıllarına ait e-ticari defter ve dayanağı belgelerin incelenmesi sonucunda, rapor içeriğinde ayrıntıları ile açıklandığı üzere; davacı şirketin 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve davacı lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının davalıdan 19.06.2018 ile 18.06.2019 ve 19.06.2019 ile 18.06.2020 tarihleri arasında benzin ve motorin alışının olduğu,  davalı yan ile alış miktarları konusunda ihtilaf olmadığı; Mart 2020 tarihinden 18.06.2020 tarihine kadar geçen sürede davacının satışlarında düşme olup olmadığı hususunda yapılan incelemelerinde; Mart ayında Şubat ayına göre azalma olduğu, Nisan ayında Mart ayına göre azalma olduğu, Haziran ayında Mayıs ayına göre azalma olduğu, tespit edilmiş olup görüldüğü üzere, söz konusu aylarda zikzaklı bir tablo oluştuğu sadece azalma ya da sadece artma olduğu gibi bir ifadenin genel olarak kullanılamayacağı belirtilmiştir. 26.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; dosya mevcudu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi, satış taahhütnamesi, bilirkişilerden alınan raporlar ile delillerin tetkiki sonucunda ve raporun içinde açıklanan nedenlerle; davacı ile davalı arasında akaryakıt bayilik sözleşmesine dayalı ticari ilişki mevcut olduğu, davacı bayinin, 18.06.2015 başlangıç ve 18.06.2020 bitiş tarihli sözleşmenin 19.06.2018-18.09.2019 ve 19.06.2019-18.06.2020 tarihlerindeki iki döneminde de satış taahhüdünü ihlal ettiği, davalı tarafın, toplamda 420,418 m3 (60 USD) eksik mal karşılığı cezai şart alacağının doğduğu, tarafların diğer talep ve delillerinin hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, tarafların, vekalet ücreti ve yargılama harç ve giderlerine taleplerinin mahkemenin takdiri içinde kaldığı belirtilmiştir.Mahkemece, 26.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre sözleşmenin yalnızca 5. yılındaki eksik ürün alımına dair tespit ve cezai şart alacağı hesaplanarak, davalı tarafça düzenlenen 117.132,00 TL tutarındaki faturadan mahsup ile bakiye bedelin tahsiline karar verilmiştir. Gerekçede 4. ve 5. yılda eksik mal alımının gerçekleştiği kabul edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın sözleşmenin 4. yılında cezai şart talep edilmeyeceği konusunda davacıda haklı güven yarattığı gerekçesiyle 4. yıldaki cezai şartın talep edilmeyeceği ifadelerine yer verilmiştir. Ayrıca manevi tazminat istemi de reddedilmiştir. Dava aşaması sonrasında iade edilen 82.868.09 TL bedelle ilgili hüküm tesis edilmemiştir.Taraflar arasında, akaryakıt bayilik sözleşmesinin son olarak 18.06.2015 tarihinde düzenlendiği, sözleşmenin 5 yıllık olarak geçerli olduğunun kabul edildiği, davacı bayi tarafından sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair ihtarnamenin gönderildiği ve sözleşmenin sona ermiş olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. Diğer taraftan, sözleşmenin eki niteliğindeki bayilik protokolü  ve  ayrıntılı şekilde yer verilen cezai şarta ilişkin düzenleme ile davacı bayi tarafından düzenlenen satış taahhütnamesi, cezai şart tutarı ile ilgili düzenlemelerin mevcudiyetide tartışmasızdır. Bayilik sözleşmesinde açıkça sözleşmenin feshi akabinde her zaman satış taahhüdüne bağlı olarak cezai şart talebinde bulunulabileceği hususlarına yer verilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 179-182. maddelerinde ise “ceza koşulu” düzenlenmiştir.  Ceza koşulu, borçlunun, asıl borcunu ilerde hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edimdir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK'nın 125/1. maddesi gereğince alacaklı, gecikme tazminatı talep edebilir ise de ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.Sözleşmenin sona ermesinden önce davalı şirket tarafından 14.06.2019 tarihli ihtarname ile taahhüt edilen ürün alımına dair taahhüdün yerine getirilmediği, eksik alım yapıldığı belirterek cezai şart borcunun varlığı bildirilmiştir. Davacı, sözleşmenin 4. ve 5. yıllarında davacı şirket tarafından eksik ürün alındığı iddia edilmiştir. 26.10.2021 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunda 19.06.2018-18.09.2019 ve 19.06.2019-18.06.2020 tarihleri olan iki dönemde satış taahhüdünün ihlal edildiği belirtilmiştir. Her iki dönem için davacının toplam 420,418 m3 (65,51 m3+ 354,98 m3) eksik ürün karşılığı cezai şart alacağının doğduğu ifade edilmiştir. Mahkeme tarafından 4. yıl olarak kabul edilen 19.06.2018 - 18.09.2019 dönemine denk gelen 65,51 m3 eksik ürün alımına ilişkin miktar mahsup edilerek 5. yıl için hesaplanan miktar üzerinde cezai şart bedeli belirlenerek ve kabul edilmiştir. Mahkemenin kabulünde yer vermiş olduğu davalı şirket tarafından 4. yılda cezai şart talep edilmediği ve herhangi bir çekince belirtilmeksizin ve ihtirazı kayıt konulmaksızın mal verilmeye devam edilmesinin göz önünde bulundurularak söz konusu dönem için TMK'nın 2. maddesi kapsamında cezai şart talep edilmeyeceğine  karar verilmiş ise de davalı  tarafça 14.06.2019 tarihinde davacı şirkete gönderilen ihtarnamenin gerekçeli kararda değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca hesaplama için esas alınan döviz kuru karşılığının hangi yıla ait olduğu da gerekçeden anlaşılamamaktadır. Diğer taraftan yargılama aşamasından sonra davalı şirket tarafından cezai şart alacağına dair 200.000,00 TL bedelli teminat senedinin tamamını nakde çevirmiş olmasına rağmen fatura olarak düzenlediği cezai şart alacağına dair bedeli mahsup ederek dava tarihinden sonra davacı tarafa 82.868,09 TL iade edilmiş olmasına rağmen bu miktar alacak yönünden karar verilmemiş olması da yerinde usule aykırı olmuştur. Sonuç olarak, karar, kabul şekli ile eksik incelemeye dayalı olmasının yanında, davacının talepleri hakkında tam olarak karar verilmediği gibi, gerekçe denetime açık değildir. Dosyadaki deliller iddia ve savunma kapsamında yeterince değerlendirilmemiştir. Bu nedenle, gerekirse yeniden rapor alınarak tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda sözleşme hükümleri ve dosyadaki ihtarnameler ve diğer deliller değerlendirilmek suretiyle yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu nedenle esasa dair istinaf nedenleri incelenmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıranlara iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 19.06.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ff0d90eb3453e0b","SID":"aa17f94ac31dffd1"}}