{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/657 <br>KARAR NO: 2025/1080<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2022<br>NUMARASI: 2019/306 E. -  2022/26  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN  2019/262 ESAS, 2020/99  KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir noktadan diğerine kara, hava, deniz, demir veya bunların birleşik kullanımı yoluyla sevk edilmesini organize eden, lojistik hizmet sağlayan, taşıma işlemlerinde aracılık eden bir firma olduğunu,  müvekkili şirketin davalı ile yurt dışından ithal edilen ürünlerin deniz yolu ile taşınması konusunda aracı firma olarak anlaştığını ve üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, davalıya emtiaları süresinde teslim ettiğini, davalının bu taşıma sonrasında oluşan bir kısım navlun ücreti ve dökümantasyon ücreti ile gümrük cezasını ödemediğini, davalının söz konusu taşımadan kaynaklanan faturaların bakiye bedeli ile gümrük cezasını müvekkili şirkete ödemediğini, davalıya kesilen faturalar ve gümrük cezası sonrası davalının kalan borcunun 8.872,20-USD+300,00-EURO olduğunu, davalı ile borcun ödemesi konusunda yapılan görüşmelerde sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibinin  başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya 19.06.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve davalının borca itiraz ederek takibin durduğunu, davalı vekilinin borca itiraz dilekçesinde ilamsız icra takibinde genel yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yerinin icra dairesi olması nedeniyle takibe itiraz ettiklerini, bu uyuşmazlığın aynı zamanda taraflar arasında yapılan navlun sözleşmesinden kaynaklandığını, müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibine de bu sözleşme ilişkisi sebebiyle ödenmeyen para alacağının tahsilinin konu edildiğini, Yargıtay kararlarına göre; taraflarca para borcunun ifa yeri bakımından sözleşme ile aksi kararlaştırılmamışsa; para borcunun alacaklının ikametgahında ödendiğini, davalı ile yapılan mail yazışmaları da incelendiğinde aksine herhangi bir kayıt ya da beyan bulunmadığından yetkili icra dairesinin alacaklının ikametgah adresi olduğunu, yerleşik içtihat kararının da bu yönde olduğunu, navlun sözleşmelerinin denizyolu ile yapılan yük taşımalarında taşıyan ile taşıtan arasında kurulan akdi ilişki olduğunu, bu sözleşme ile taşıyanın taşıtana karşı deniz yoluyla bir taşıma taahhüdünde bulunduğunu, bu noktada somut olay dikkate alındığında, taşıma işlemine ilişkin olarak yerine getirilmesi gereken bütün edimlerin, müvekkili şirket tarafından eksiksiz bir şekilde ifa edildiğinin gerek müvekkili ile davalı arasındaki mail yazışmaları ve gerekse de taşıma işlemine dayanak faturalar ve konişmentolar ile sabit olduğunu, Deniz Ticaret Hukukunda taşıyanın bizzat kendisi olabileceği gibi, aracı firmaların da akdi taşıyan olarak, taşıma ve navlun sözleşmeleri akdedebildiğini,  akdi taşıyanların  taşıtana karşı taşıyan gibi sorumlu olduğunu, navlun sözleşmelerini kendi adlarına yaptığını, davalı ile müvekkili arasında navlun sözleşmelerinin buna göre akdedilmiş olduğunu, davalı adına taşıma işleminin müvekkili tarafından yapıldığını, davalıya kesilen navlun faturalarının ve davalı ile yapılan yazışmalar dikkate alındığında navlun sözleşmesinin davalı ile müvekkili şirket arasında kurulduğunun açıkça anlaşıldığını, davalı ile süregelen navlun sözleşmeleri olduğunun cari ekstrelerle sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkili şirketin talep edilen ürünlerin yurtdışından taşınmasını davalının ise taşıma sonrasında oluşan navlun ücretini ve taşımaya bağlı diğer ücretleri ödemekle yükümlü olduğunu, taşımaların davalı tarafından talep edilen firmalar aracılığıyla kararlaştırılan konteyner sayısı ve sayıya göre belirlenen fiyat üzerinden gerçekleştirildiğini, ancak davalının farklı zamanlarda gerçekleştirilen işbu taşımalara ilişkin bir kısım navlun ücretlerini ödemediğini iddia ederek; fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacaklarına ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikle davalının yetki itirazının reddine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile başlatılan takibe karşı yapılan  itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın dilekçesinde davacının Yurtdışından ithal edilen müvekkiline ait ürünlerin deniz yolu ile taşınması konusunda davacı ile anlaşıldığını, işbu anlaşma neticesinde taşımanın sağlandığını ve davacı tarafından navlun faturaları kesildiğini, müvekkilinin bu doğrultuda kesilen faturalardan bir kısmını ve gümrük cezasını ödemediğini, işbu faturaların müvekkiline tebliğ edilmesine rağmen 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmediğini, müvekkili ile davacı arasında süregelen navlun sözleşmeleri olduğunu ve bu hususun da cari hesap ekstreleri ile de sabit olduğunu; bu sebeplerle İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan yapılan takibe vaki itirazın iptalini talep ve iddia ettiğini, müvekkili ile davalı yanın müvekkiline ait ürünlerin  yurt dışına ithal edilmesi sürecindeki deniz yolu ile taşıma işleri yapılması hususunda mutabakatlar yapıldığını, bu hususta müvekkiline takibe konu borcun sebebi olan navlun sözleşmesi sebebiyle hali hazırda zarar etmiş bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkili arasında deniz ticaretinden kaynaklanan navlun sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme doğrultusunda müvekkilinin yurt dışı menşeli şirkete toplamda 13.627,22 USD bedelli ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, ürünlerin deniz yolu ile  satın alan şirkete sevkiyatı için davacı şirkete gönderdiğini, akabinde satışa konu ürünlerin yüklemesinin davacı şirket tarafından 19/02/2019 tarihinde yapıldığını,  sevkiyat yapılmak üzere geminin 03/03/2019 tarihinde denize ve yüke elverişliliğinin bizzat taşıyan tarafından kontrol edildiği iddiası ile yola çıktığını, davacının hatası sebebiyle müvekkili şirketin toplam 31.204,39 Euro konteyner bekletme bedeli ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin uzunca bir süredir yurt dışına ürün ithalatını gerçekleştirmekte olduğunu, konşimentoya derç edilecek ürünlere dair her türlü bilgi verme yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini ne var ki davacı firmanın haksız eylemi ile konşimentonun eksik düzenlendiğini, dolayısı ile ürünlerin sevkiyatlarının planlanan tarihten çok daha geç sürede tamamlanabilmesine sebebiyet verildiğini, davacı firmanın eksik bilgi ve evrak ile tanzim ettiği konşimentodan kaynaklı olarak 28/05/2019 tarihine kadar ürünlerin satışının yapıldığı şirketin 16.802,38 konteyner bekletme bedeli ödemek zorunda kaldığını, müvekkili ile davacı arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan her türlü edimin  müvekkili tarafından ifa edildiğini, bu doğrultuda uzlaşılan navlun bedelinin de davacı yana ödendiğini, davacı yanın başlatmış olduğu icra takibinin  haksız ve  kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin yurt içi ve yurt dışında kuru toptan gıda, malzeme ve ürün ticareti ile uğraştığını, davalı firmanın deniz taşımacılığı sektöründe faaliyet gösterdiğini ve yurt dışı menşeli taşımacılık şirketleri ile çözüm ortaklık anlaşmaları bulunduğunu, müvekkili şirketin Fas Krallığı merkezli ... ünvanlı şirkete çeşitli emtiaların satışını gerçekleştirdiğini ve 19/02/2019 tarihinde faturalandırıldığını, fatura konusu ürünlerin davalı firma tarafından 19/02/2019 tarihinde yüklemesinin yapıldığını, geminin 03/03/2019 tarihinde yola çıktığını, geminin yola çıkmasına müteakip 15 gün sonra 18/03/2019 tarihinde davalı firma tarafından konşimentonun eksik olduğunun fark edildiğini, bu sebeple satışı gerçekleştirilen faturaya konu ürünlerin ancak 28/05/2019 tarihinde ... şirketi tarafından teslim alabildiğini, gönderilen firmanın bu tarihe kadar 16.802,38 EURO konteyner bekleme bedeli ödemek zaruretinde kaldığını, müvekkili tarafından bu bedelin ödendiğini, ödenen miktarın davalıya fatura edildiğini, davalı ile yapılan ara buluculuk görüşmelerinde hiçbir sonuç alınamadığını, müvekkilinin bu eylemden yurt dışı müşteri potansiyelinin olumsuz etkilendiğini iddia ederek, davalı şirketin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmemesi sebebi ile müvekkili tarafından ödenmek durumunda kalınan 31.204,39 EURO yurt dışı konteyner bekletme bedelinin efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak tutara 10/07/2019 tarihinde itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı firmanını eylemi sebebiyle iş hacminin küçülmesi ve müşteri yelpazesinde meydana gelen daralmadan kaynaklanan ve yoksun kalınan kazancının bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin 10/07/2019 tarihinden bu yana işletilecek reeskont-avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; dosya kapsamında yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ve tebligat kanunu uyarınca  öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davanın fiili taşıyan sıfatı ve konişmentoyu düzenleme yetkisi kendisinde bulunmayan müvekkili şirket aleyhine yöneltilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin konişmento basmakla yükümlü fiili taşıyan sıfatı bulunmadığından yükün geç teslimi nedeniyle herhangi sorumluğu bulunmadığını, davacının basiretli tacir gibi davranarak bekleme nedeniyle kesilen faturayı kabul etmemesi ve iade etmesi gerektiğini, taşımaya ilişkin itirazlarını tekrarla ve sorumluluk kabul ettiği anlamına gelmemek kaydıyla; eşyanın gönderileni ... tarafından, TTK 1185/5 uyarınca  geç teslim edildiğine ilişkin bildirim yapılmadığını, bildirim yapılmaması nedeniyle taşıyanın tazmin sorumluluğunun ortadan kalktığını, somut olayda eşyanın gönderileni tarafından taşıyana yükün geç teslim edilmesi nedeniyle zararlarının talep edileceğine dair herhangi bir yazılı bildirim yapılmaması ve gönderilenin yükü kabul edip masrafları da ödemesi dikkate alındığında, taşıtanın söz konusu zararları kendisinin ödediği iddiasıyla huzurdaki davayı açmasının hukuken mümkün olmadığını, taşıtanın söz konusu masrafları ödeme ve zarara katlanma yükümlülüğü olmadığını, ödeme yapmış olsa dahi bu ödemeyi 3. kişilerden talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, dolayısıyla gönderilenin TTK 1185/5 uyarınca gerekli bildirim yapmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sorumluluk kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydıyla zarara davacının kendi eylemlerinin sebebiyet verdiğini, sorumluluk kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin sorumluluğunun TTK m. 1186/6 gereği navlun bedeliyle sınırlı olduğunu, davacının konişmento basılmaması nedeniyle oluşan zararını talep ettmiş ise de konişmento yükün teslimine kadar her zaman düzenlenebildiğini ve davacı tarafından kendisine dava dışı Still Bois tarafından kesildiğini iddia ettiği faturanın hiçbir dayanağı bulunmadığını, davacı zararını ispat edemediğinden maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, huzurdaki davanın ... izafeten ... Acenteliği AŞ’ye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, müvekkili şirketin taşıyan sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle husumet yokluğu nedeniyle reddini, davacının gönderilen olmaması ve talepte bulunma hakkının olmadığı konusunda TTK 1203. maddesi uyarınca davacının davasının reddine, gönderilenin TTK 1185/5 uyarınca hak düşürücü sürede geç teslime ilişkin bildirim yapmaması dikkate alınarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, TTK m. 1186/6 uyarınca; zarar varsa bile müvekkili şirketin en fazla navlun miktarıyla sorumlu olacağı dikkate alınarak fazlaya ilişkin talebin her halükarda reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davanın ... izafeten ... AŞ’ye ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Esas dava bakımından davalı vekilince icra dairesi yetkisine itiraz edilmiş olduğundan öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir. Dava konusu alacak navlun faturasına dayalı bir para alacağı olmakla BK 89 maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri dikkate alınarak davalı borçlu vekilinin icra dairesi yetkisine yönelik itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava kapsamında davalı ... vekili, teligatın usulsüzlüğünü ileri sürmekle tebligat parçası üzrerinde yapılan değerlendirme ile, birleşen dosya dava dilekçesi ile tensip zaptının davalı ...'a Tebligat Kanunu 12 ve 13 maddeleri uyarınca usule uygun olarak tebliğ edilmediği mahkemece değerlendirilmiş ve cevap dilekçesinin süresi içerisinde ibraz edildiği kabul edilmiştir. Birleşen dosya kapsamında davalı vekilinin pasif husumet ehliyetine itirazı bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişki kapsamında husumet ehliyetlerinin incelenmesi gerekmiştir. Dosyaya davacı ile davalı arasındaki elektronik posta yazışmaları ile davacı ile dava dışı ... (...) arasındaki elektronik posta yazışmaları sunulmuş olup davacı tarafından navlun faturası düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacının talebinin bir kısmı da navlun alacağına ilişkindir. Şu halde gerek tarafların iradelerine ilişkin elektronik posta yazışmaları içeriği gerekse navlun talebi dikkate alındığında davacı ile davalı arasında bir navlun sözleşmesinin bulunduğu ve navlun talep eden davacının (...) taşıyan sıfatına, davalının ise (... )  taşıtan sıfatına sahip olduğu mahkemece kabil edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen taşıma belgelerine göre; Yükletenin davalı olduğu, ... nolu 22.01.2019 tarihli deniz yük senedi ile 1 adet ... nolu 40 feet ... Yarımca limanından Casablanca limanına ... isimli gemi ile taşınmış ve bu taşıma karşılığında  esas dosya davacısı tarafından davalıya 1.275,00 Usd navlun faturası kesilmiştir. Yükletenin davalı olduğu, ... nolu 01.02.2019 tarihli deniz yük senedi ile 2 âdet ... ve ... nolu 40 feet ... Yarımca limanından Casablanca limanına ... isimli gemi ile taşınmış ve bu taşıma karşılığında davacı tarafından davalıya 2.550,00 Usd navlun faturası kesilmiştir. Yükletenin davalı olduğu, ... nolu 17.02.2019 tarihli deniz yük senedi ile |adet ... nolu 40 feet ... Yarımca limanından Casablanca limanına Kent Trader isimli gemi ile taşınmış ve bu taşıma karşılığında davacı tarafından davalıya 1.250,00 Usd navlun faturası kesilmiştir. Yükletenin davalı olduğu, ... nolu 03.03.2019 tarihli deniz yük senedi ile 3 adet ..., ... ve ... nolu 40 feet ... Yılport limanından Casablanca limanına ... isimli gemi ile taşınmış ve bu taşıma karşılığında davacı tarafından davalıya 3.750,00 Usd navlun faturası kesilmiştir.Dava konusu taşımaların, bizzat davacı tarafça gerçekleştirilmediği, dava dışı taşıyanlar tarafından gerçekleştiği görüldüğünden taşımayı fiilen gerçekleştiren kişilerin dava dışı ... ve ... firmalarının fiili taşıyan, esas dosya  davacısının ise akdi taşıyan sıfatına sahip olduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Bu kapsamada birleşen dosya bağlamında da, davacı ... karşısında davalı ...'un akdi taşıyan rolu ile pasif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Esas dava talepleri bakımından esasen davalının, alacağın varlığına bir itirazı bulunmamaktadır. Davalı vekilince esas dava için sunulan cevap dilekçesinde, konşimentonun hatalı düzenlenmesinden doğan karşı alacakları bulunduğu belirtilerek navlun bedelinin de ödenmiş olduğu savunulmuştur. Bu kapsamda taraflara ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; dava dışı ... Nakliyat A.Ş. tarafından dava ve icra takibine konu olan Yurt dışı Gümrük Cezasından kaynaklı alacak ile ilgili olarak 14.02.2019 tarihinde ... seri nolu 300,00 EURO bedelli “Yurt dışı Gümrük Cezası” açıklamalı E-Faturanın davacı şirket ünvanına düzenlenmiş olduğu, davacı şirketin işbu fatura bedelini, ... Bankası A.Ş. aracılığı ile dava dışı ... Nakliyat A.Ş.'ye 07.03.2019 tarihinde 300,00 EURO havale göndererek birebir ödediği, davacı şirketin ticari defterlerinde,  icra takibine konu olan faturalardan kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 14.06.2019 tarihi itibariyle davalı yandan 8.872,20 USD ve 300,00 EURO fatura alacağının bulunduğu, davalıya ait ticari defter kayıtlarında esas davaya konu olan faturaların kayıtlı bulunduğu ve oavacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit olunmuştur. Bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde esas dava bakımından davacı akdi taşıyanın davalıya ait eşyanın taşınması karşılığında hak kazandığı ve ticari defterlerine işleyerek faturlandırdığı navlun alacağını talep edebileceği, davalıya ait eşyaya ilişkin davalının da onay verdiği (Dosyadaki elektronik posta yazışmalarında davalı yetkilisi söz konusu yeniden belgelendirme ve gümrük cezası bedellerini ödeyeceğini “ok” ifadesiyle kabul etmiştir.) belgelendirme ve gümrük cezasını da davalının ödemekle yükümlü olduğu mahkemece kabul edilerek esas dava bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve alacak davalı ticari defterlerinde de kayıtlı bulunduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına da karar verilmiştir. Birleşen davada davacı (...) tarafından dava dilekçesi ekinde taşımaya ilişkin taşıma belgesi sunulmamış, dilekçede taşımadan yalnızca tarihler verilerek bahsedilmiştir. Birleşen davadaki demuraj talebinin asıl davaya konu taşımalara ilişkin olmadığı görülmektedir.  Birleşen davaya konu edilen taşımada yükletenin “... San. Tic. Ltd. Şti.\" gönderilenin ise “...” firması olduğu ... nolu 03/03/2019 tarihli konşimento ile 3 adet ..., ... ve ... nolu 40 feet ...lerin Yılport limanından Casablanca limanına ... isimli gemi ile taşındığı anlaşılmıştır. Davalının bu taşımadan kaynaklı; 03.03.2019 tarihinde geminin kalkışının ardından 18.03.2019 tarihinde, davacının tanzim etmekle mükellef olduğu konşimentonun eksik olduğunun davacı tarafından fark edildiği, davacının haksız eylemi nedeni ile ürünlerin 28.05.2019 tarihinde alıcıya teslim edilebildiği, bu sebeple 16.802,38 Euro konteyner demuraj bedelinin ödenmek zorunda kalındığı beyanı bulunmaktadır. Buna göre dosya kapsamında çözülmesi gereken uyuşmazlık esas dosya davalısı ...'un konşimentonun düzenlenmesinde sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususudur. Birleşen davaya konu  ... ve ... nolu konşimento kayıtları incelendiğinde  “yük detaylarının gönderen tarafından deklere edildiği, taşıyıcı tarafından kontrol edilmediği, taşıyanın sorumlu olmadığı” kayıtlarının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere taşıma sözleşmesinin kurulduğu aşamada yük detaylarının taşıyana bildirilmesi sonrasında, draft konşimento taşıyan tarafından hazırlanarak taşıtana bildirilir ve taşıtanın onayı alındıktan sonra konşimento düzenlenmektedir. Bunun yanı sıra taşıtanın gümrükçüsü tarafından gümrük işlemleri yapılarak beyanname hazırlanmaktadır. Beyanname hazırlamanın taşıyanın görev ve sorumluluğunda bulunmadığı da bilirkişilerce açıklanmıştır. Dosyada mevcut e posta yazışmalarından, beyannamenin davacı ... tarafından, fiili deniz taşıyanına 20/02/2019 tarihinde iletildiği görülmektedir. Taşıyanın beyanname düzenleme görevi olmadığından, kendisine iletilen beyannameyi fiili taşıyana 20/02/2019 tarihinde ilettiği ve konşimentonun dava dışı fiili taşıyan ... tarafından kendisine gönderilen beyannameye göre konşimentonun düzenlediği anlaşılmaktadır. Davalının, konşimentonun fiili taşıyan ... tarafından, kendisine gönderilen beyannameden farklı olarak düzenlediği iddiasını  konşimentoyu düzenleyen fiili taşıyan ...'ye yönlendirmesi gerektiği mahkemece de bilirkişi raporundaki tespitler esas alınarak  değerlendirilmiştir. Nitekim birleşen dosya davacı ... vekilinin bilirkişi raporun yönelik sunduğu 13/08/2021 tarihli itiraz dilekçesinde de, taşıyanın öncelikle yükletenin kendisine bildirdiği yük ile ilgili beyanları kontrol etme sorumluluğundan bahsedilerek, kontrol imkanı bulunmuyorsa bu durumun konşimentoya şerh edilmesi gerektiğinden bahsedilmiştir. Birleşen davaya konu  ... ve ... nolu konşimento kayıtları incelendiğinde  “yük detaylarının gönderen tarafından deklere edildiği, taşıyıcı tarafından kontrol edilmediği, taşıyanın sorumlu olmadığı” kayıtlarının mevcut olduğu yukarıda belirtilmiş olmakla, birleşen dosya davalısının sorumluluğu bulunmadığı esasen, birleşen dosya davacı vekilinin beyanları ile de tespit edilebilmektedir. Birleşen dava dosyasına sunulan elektronik posta yazışmalarında uyuşmazlık konusu taşımada taşıma senedinin  geç düzenlenmesine dair görüşmelerin yapıldığı, davalı ...'un belgenin düzenlenmesi için fiili taşıyan ile irtibat kurduğu, beyanname verilmemesi sebebiyle taşıma senedinin düzenlenmediği, beyannamenin verilip verilmediği hususunda dava dışı gümrük firması ile görüşüldüğü anlaşılmaktadır. Bu yazışmalardan gümrük beyannamesinin dava dışı gümrük firması tarafından verilmesi gerekli zamanda verilmiş olup olmadığı dosya kapsamında davacı ... tarafından ortaya konulamamıştır. Öte yandan dosyadaki yazışmalardan gümrük firmasının beyannameyi sunmasına rağmen davalı akdi taşıyan Netlog'un kusuru ile fiili taşıyana iletilmediği ve bu nedenle taşıma senedinin düzenlenemediği de anlaşılamamaktadır. Birleşen davaya konu edilen ... ve ... nolu deniz yük senetleri fiili taşıyan sıfatına sahip olan ...'i temsilen acentesi tarafından düzenlenmiştir. Ayrıca tüm bunlara ek olarak, yukarıda da belirtildiği hali ile, birleşen davaya konu taşıma senetlerinde dava dışı “... San. Tic. Ltd. Şti\" kayıtlı olup, mahkemece birleşen dosya davacı vekilinden, birleşen davaya konu taleplerine ilişkin ibrazı istenen demuraj tarifesi, varış ihbarı ve ödeme belgeleri kapsamında dosyaya yalnızca dava dışı “... San. Tic. Ltd. Şti\" nin taraf olduğu taşıma belgesi sunulmuş olup, istenen hususlarda verilen kesin süreye rağmen mahkeme aydınlatılmamıştır. Açıklanan nedenlerle birleşen dava bakımından ispat olunamayan davanın reddine dair....\" gerekçesiyle asıl dava bakımından; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibine, 8.872,20 USD ile 300,00 Euro bakımından devamına, 8.872,20 USD'ye icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca USD faizi uygulanmasına, 300,00 Euro'ya  icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Euro faizi uygulanmasına, takdiren asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 10.666,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava bakımından; davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından yurt dışında ithal edilen müvekkile ait ürünlerin deniz yolu taşınması konusunda yapılan anlaşma neticesinde taşımanın sağlandığı ve davacı tarafça navlun faturalarının kesildiğini, müvekkilinin bu borcuna karşılık kesilen faturalardan bir kısmını ve gümrük cezasını ödemediği, faturaların müvekkiline tebliğ edilmesine rağmen 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmediği gerekçesiyle icra takibi ve  itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davacı ile müvekkili arasında deniz ticaretinden kaynaklanan navlun sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme doğrultusunda müvekkili şirketin yurt dışı menşeyli şirkete toplamda 13.627,22 USD bedelli ürünlerin satışının gerçekleştirildiğini, deniz yolu ile sevkiyatın gerçekleştirilmesi için davacı şirkete gönderdiğini, şirket tarafından yükleme yapılarak 03.03.2019 tarihinde denize ve yüke elverişliliği bizzat taşıyan tarafından kontrol edildiği iddiası ile yola çıktığını, müvekkili şirketin uzunca bir süredir yurt dışına ithalat gerçekleştirdiğini, her türlü yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacı firmanın haksız eylemi ile konşimentonun eksik düzenlendiğini dolayısıyla ürünlerin sevkiyatlarının planlanandan çok daha geç sürede tamamlanabilmesine sebebiyet verildiğini, davacı eylemi neticesinde maddi zarar için ürünlerin satışının yapıldığı şirkete 16.802,38 konteyner bekletme bedeli ödemek zorunda kaldığını, ürünlerin taşıyanın egemenliği ve nüfusuna girdiğinden koruması ve özen göstermesi gerektiğini, TTK 1141 madde gereğince taşıyanın gemiyi sefer öncesinde yüke elverişli hale getirme mükellefiyetini belirlediğini, konşimentonun hiç ya da gereği gibi düzenlenmediğini, eksikliğin geminin sefere çıkmasından 15 gün sonra fark edildiğini, mallara dair asıl davacının eksik konşimento düzenleyerek malların alıcısına geç ulaşmasına neden olduğunu, ticari defterler incelendiğinde cari hesap  farklılığının davanın konusu demuraj bedeli için düzenlenen faturadan kaynaklandığının tespit edildiğini, asıl dava bakımından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden ise müvekkilinin Fas Krallığı merkezli şirkete navlun bedeli dahi toplam 13.627,22 USD, 75 adet betamelt vb satışını gerçekleştirdiğini bu satışa ilişkin olarak 19.02.2019 tarihli fatura düzenlendiğini, ürünlerin yüklenmesinin bizzat davalı firma tarafından gerçekleştirildiğini, ürünlerin 03.03.2019 tarihinde yola çıktığını, 15 gün sonra davalının düzenlemekle yükümlü olduğu konşimentonun eksik olduğunun gemi seyir halinde iken taşıyan davalı firma tarafından fark edildiğini bu nedenle müvekkilinin satışını gerçekleştirdiği gönderilen fatura konusu ürünlerin eksikliklerin tamamlanması ile ancak 28.05.2019 teslim alınabildiğini, davalı firmanın düzenlemekle yükümlü olduğu konşimentoya tüm bilgi ve belgelerin tevdi edilmiş olmasına rağmen konşimentonun eksik düzenlendiğini ve müvekkilinin toplamda 16.802,38 EURO bedelli yurt dışı konteyner bekletme bedeli ödemek zorunda kaldığını, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu sonucunda taşıyanın sorumluluğunun bulunmadığı belirtilerek konşimento fiili taşıyan ... tarafından müvekkili şirkete gönderildiği, müvekkiline gönderilen konşimentonun beyannameden farklı düzenlendiği, beyanların fiili taşıyan ...'ye yönlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini ancak davacının basiretli tacir olarak yapması gerekenin kendisine bildirilen ürünlerin yük ile ilgili beyanları ve ürünlerin kontrolü ile tespit edilen hususların konşimentoya aktarması gerektiğini, bu temel ilkenin göz ardı edildiğini, raporlara itirazları dikkate alınmaksızın verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalarda verilen istinafa konu kararın kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, deniz yoluyla eşya taşımaya dair bakiye alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali; birleştirilen dava ise deniz taşıması nedeniyle ödenen konteyner bekletme bedeli ile yoksun kalınan kazanç kaybı alacağının tahsili  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, gemi taşımasına ilişkin ticari anlaşmanın varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı akdî taşıyıcının takibe konu etmiş olduğu bakiye navlun ve hesap ekstre alacağına hak kazanıp kazanmadığı ile birleşen davada göndericinin talep etmiş olduğu konteyner bekletme bedelini talep hakkının olup olmadığı ve mahkemenin asıl ve birleşen dava yönünden vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı fiili taşıyan tarafından davacı akdi taşıyan ile davalı taşıtan arasındaki birden fazla navlun sözleşmesi kapsamında davalının yurt dışında  yerleşik bulunan yabancı menşeyli şirketle ticari ilişkisi kapsamında ürünlerin deniz yolu ile taşındığı,  taşımanın birden fazla kez gerçekleştirildiği ve buna ilişkin olarak ayrı ayrı konşimentoların düzenlenmiş olduğu, davacı şirketin alacak talebinin,  takip konusu edilen gümrük ceza faturası, dökümasyon düzeltme ücreti ve navlun fatura alacakları olduğu, asıl dosyada davacı şirketin davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, takip talebinde toplam 8.872,20 USD asıl alacak ile birlikte 300 EURO asıl alacağın tahsilinin talep edildiği, tahsil talebindeki alacak gerekçesi olarak hesap ekstresi ve faturaların bakiyesinin gösterildiği, davalı şirket tarafından borca, faize ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince arabuluculuk aşaması sonrasında iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, davalı şirket tarafından ise davacı şirkete karşı birleştirilen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/262 Esas, 2020/99 Karar sayılı dosyasında 22.08.2019 tarihli dava dilekçesi ile davalının üretmiş olduğu ürünlerin yurt dışı sevkiyatını gerçekleştirdiğini, 19.02.2019 tarihli fatura sonucunda ürünlerin 19.02.2019 tarihinde davalı şirket tarafından yüklendiğini, geminin 03.03.2019 tarihinde yola çıktığını, konşimentonun eksik olması nedeniyle fatura konusu ürünlerinin eksiklikler sonucunda ancak 28.05.2019 tarihinde teslim edildiğini ve toplamda 16.802,38 EURO bedelli yurt dışı konteyner bekletme bedeli ödemek zorunda kaldığını, konteyner bedelinin dava dışı alıcı şirket tarafından ödendiğini, müvekkili adına fatura düzenlendiğini ve akabinde müvekkilinin müşteriye ödediğini, ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu iddia ederek, alacak talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca yoksun kalınan kazanç kaybı talebininde de bulunmuştur. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili bilgi ve belgelerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 17.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; esas dosya davacısı ile davalı arasında yapılmış olan dosyada mevcut e-posta yazışmaları ile navlun sözleşmelerinin kurulduğu, bu kapsamda davacının akdi taşıyan, davalının ise taşıtan konumunda olduğu, bu navlun sözleşmelerine göre yapılan deniz yolu taşımalarının göndereninin davalı olduğu, 22.01.2019 tarihli konşimento ile 1 adet 40 feet ... Yarımca limanından Casablanca limanına ... isimli gemi ile taşındığı ve bu taşıma karşılığında davacı tarafından davalıya 1.275,00 Usd navlun faturası kesildiği, göndereninin davalı olduğu 01.02.2019 tarihli konşimento ile 2 adet 40 feet ...nerin Yarımca limanından Casablanca limanına ... isimli gemi ile taşındığı ve bu taşıma karşılığında davacı tarafından davalıya 1.250,00 Usd navlun faturası kesildiği, göndereninin davalı olduğu 17.02.2019 tarihli konşimento ile 1 adet 40 feet ...in Yarımca limanından Casabilanca Limanına taşındığı, davacının davalıya 1.250,00 USD navlun faturası düzenlediği, gönderenin davalı olduğu, 03.03.2019 tarihli konşimento ile 3 adet ürünün Yılport Limanından Casablanca limanına ... isimli gemi ile taşındığı ve davacı tarafça davalıya 3.750,00 USD navlun faturası kesildiği, 14 Şubat 2019 tarihinde davalı yetkilisi tarafından davacıya gönderilen e-posta ile yapılan ilk taşımaya ait  22.01.2019 tarihli konşimento üzerinde mal tanımının değiştirilmesinin talep edildiği, davacı tarafından aynı gün verilen cevap ile; “40,00 USD + KDV konşimento düzeltme masrafi oluşacağının bildirildiği  ve “yurtdışında gümrük cezası oluşabileceği” ikazının yapıldığı,  ceza oluşması durumunda davalıya yansıtılacağının da belirtildiği, davalı tarafından konfirmasyon verildiği, bu işlemin sonucunda; davacının 14.02.2019 tarihli fatura ile konşimento düzeltme ücreti olarak 47,20 Usd yi davalıya fatura ettiği, fiili taşıyan tarafından davacı firmaya 14.02.2019 tarihinde 300,00 Euro bedelli “yurt dışı gümrük cezası” konulu fatura kestiği, davacının da davalıya aynı tarihte 300,00 Euro bedelli “gümrük cezası” konulu fatura ile aynı bedeli yansıttığı, bu dosya davalısının, ... E dosyasında davacısının konu ettiği 16.802,38 Euro demuraj alacak bedelinin ise yukarıda yer verilen taşımalarla ilgisi olmadığı, bu taşımanın; davalının bu taşımadan kaynaklı; 03.03.2019 tarihinde geminin kalkışının ardından 18.03.2019 tarihinde, davacının tanzim etmekle mükellef olduğu konşimentonun eksik olduğunun davacı tarafından fark edildiği, davacının haksız eylemi nedeni ile ürünlerin 28.05.2019 tarihinde alıcıya teslim edilebildiği, bu sebeple 16.807,38 Euro konteyner demuraj bedelinin ödenmek zorunda kalındığı iddiasının mevcut olduğu, yazışmalardan geminin 18.03.2019 tarihinde Casablanca limanına vardığının anlaşıldığı, talep edilen demurajın dayanağı belgelerin ve tarifenin dosya içerisinde bulunmadığı, konteynerlerin hangi tarihte tahliye edildiğinin dosya kapsamından tespit edilemediği, yapıldığı söylenen 16.802,38 Euro bedelin davalı tarafından ödenmiş olduğu da dosya kapsamından tespit edilemediği, bununla birlikte esas dosyaya Dilovası Gümrük Müdürlüğü'nden celp edilen belgeler arasında mevcut 07.05.2019 tarihli, Dilovası Gümrük Müdürlüğü'ne davalı tarafından gönderilen yazı ile; ihracaat beyannamesi ile eşyaların yurt dışı edildiği, ancak özet beyana bağlanmadığından kapamasının olmadığı, diğer taraftan ihracaat beyannamesinde kantar sonucuna göre açılan beyannamelerin kantar kg göre yükseltme yapıldığı, fakat yükseltilen beyannameye ait olduğundan, nakliyeciden kaynaklanan hatadan dolayı maalesef özet beyana bağlanamadığından beyanname  sistemde ve özet beyan sisteminde açık göründüğü, beyannamenin vedop sisteminde kapatılması ve beyanname açılan beyanname kg düzeltilmesinin talep edildiği, Dilovası Gümrük Müdürlüğü'nden celp edilen belgeler arasında mevcut 24.04.2019 tarihli, ... tarafından Gümrük Müdürlüğü'ne gönderilen yazı ile; kendilerine ... tarafından satılan ürünlerin Casablanca gümrüğünde eksik evrakların tamamlanamasından dolayı ithalatının gerçekleştirilemediği ve gerekli evrakların acilen gönderilmesi talep edildiği, konteynerlerin yükleme limanı Yılport, taşınan gemi ..., yükün mobilya tutkalı, miktarı 10 palet, brüt 7.538 Kg, net 6.910,50 Kg, 24,48 m3 olarak bildirildiği, konteynerlerin taşınmış olduğu, 03.03.2019 tarihli konşimento incelendiğinde ise;  konteyner yükünün 12 pakette mdf panel, konteyner yükünün ise 20 pakette mdf panel olduğu, konteynerde bir başka parsiyel yük de taşınmış olduğu, konşimentonun göndereni ..., alıcısı ..., yük ise 3 pakette mobilya tutkalı, brüt ağırlık 2.660 kg olarak kayda geçirildiği, konşimentoda yer alan yüklerin, beyanname düzeltilmesi istenen yüklerden adet ve kg olarak farklı olduklarının görüldüğü, konşimento kayıtları incelendiğinde işe “yük detaylarının gönderen tarafından deklere edildiği, taşıyıcı tarafından kontrol edilmediği, taşıyanın sorumlu olmadığı” kayıtlarının mevcut olduğu, aksi bir durum ise hayatın olağan akışına aykırı olduğu, taşıma sözleşmesinin kurulduğu aşamada yük detaylarının taşıyana bildirilmesi sonrasında, konşimentonun taşıyan tarafından hazırlanarak taşıtana bildirileceği ve taşıtanın onayı alındıktan sonra konşimento düzenlendiğini, bunun yanı sıra taşıtanın gümrükçüsü tarafından gümrük işlemleri yapılarak beyanname hazırlandığı, beyanname hazırlamanın taşıyanın görev ve sorumluluğunda olmadığı, yazışmalardan, beyannamenin davacı ... tarafından, fiili deniz taşıyanına 20.02.2019 tarihinde iletildiğinin görüldüğü, taşıyanın beyanname düzenleme görevi olmadığından, kendisine iletilen beyannameyi fiili taşıyana 20.02.2019 tarihinde ilettiği ve konşimentonun ... tarafından kendisine gönderilen beyannameye göre konşimentoyu düzenlediği kanaatine ulaşıldığı, eğer davalının, konşimentonun fiili taşıyan ... tarafından, kendisine gönderilen beyannameden farklı olarak düzenlediği iddiası mevcut ise de bu iddiasını konşimentoyu düzenleyen fiili taşıyan ...'ye yönlendirmesi gerektiği, bu kapsamda, bu dosya davacısının, davalıdan yapılan deniz taşımaları nedeniyle 8.872,20 USD ve 300,00 EURO alacağının bulunduğu, birleşen davaya konu demuraj bedelinden bu dosya davacısının sorumlu olmadığı kanaatine ulaşıldığı,  dosya mevcudu, davacı ve davalı şirketin 2019 yılına ait ticari defterleri, dava ve icra dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel, teknik ve taşımacılık yönünden tetkiki sonucunda ve raporun içinde açıklanan nedenlerle; incelenen davacı şirkete ait 2019 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, elektronik defterler ile envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davacı şirketin 2019 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davacı şirketin 2019 yılma ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, incelenen davalı şirkete ait 2019 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı şirketin 2019 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2019 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı yanın icra takibine konu olan faturalardan kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 14.06.2019 tarihi itibariyle davalı yandan 8.872,20 USD ve 300,00 EURO fatura alacağının bulunduğu, davalı şirketin icra takibine konu olan faturaları ticari defterlerinde kayıt altına aldığı, ancak davalı şirketin icra takip tarihinden sonra 10.07.2019 tarihinde 16.802,38 EURO tutarlı “Yurtdışı Konteyner Bekleme Bedeli” açıklamalı faturayı davacı şirket ünvanına düzenlemesinden kaynaklı olarak davalı yanın 31.12.2019 tarihi itibariyle davacı yandan 55.804,98 TL (47.238,69 TL+2.707,57 TL+1.781,22 TL -107.531,87 TL  alacağının bulunduğu, davalı şirketin icra takip tarihinden sonra düzenlediği 10.07.2019 tarihli 16.802,388 EURO tutarlı “Yurtdışı Konteyner Bekleme Bedeli” açıklamalı faturanın ihtilafa neden olduğu, davacı şirketin Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile tarafına düzenlenen faturayı kabul etmediğini davalı yana bildirdiği ve işbu ihtarname ile faturayı davalı yana iade ettiği, bu dosya davacısının, davalıdan yapılan deniz taşımaları nedeniyle 8.872,20 USD ve 300,00 EURO alacağının bulunduğu, birleşen davaya konu demuraj bedelinden bu dosya davacısının sorumlu olmadığı, davacı yanın icra takibi öncesinde faiz talebinde bulunmadığı, tarafların icra inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilerek, birleşen dosya davacı talebine konu demuraj fatura bedelinin dava dışı alıcı şirkete ödenip ödenmediği, bedelinin kadri maruf olup olmadığı ile birleşen dosya davalısının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı yönünde ek rapor alınmıştır. 16.07.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; birleşen dava dosyasına sunulan elektronik posta yazışmalarında uyuşmazlık konusu taşımada taşıma senedinin (Taşıma senedinden konişmento ifadesiyle bahsedilse de diğer taşımalarda olduğu üzere deniz yük senedi düzenlendiği görülmektedir.) geç düzenlenmesine dair görüşmelerin yapıldığı, davalı ...'un belgenin düzenlenmesi için fiili taşıyan ile irtibat kurduğu, beyanname verilmemesi sebebiyle taşıma senedinin düzenlenmediği, beyannamenin verilip verilmediği hususunda dava dışı gümrük firması ile görüşüldüğünün anlaşıldığı, bu yazışmalardan gümrük beyannamesinin dava dışı gümrük firması tarafından verilmesi gerekli zamanda verilmiş olup olmadığının anlaşılamadığı, bilirkişi  kök raporundaki teknik değerlendirmeler bu bakımdan dikkate alındığı, değerlendirmelere göre gümrük beyannamesinin düzenlenmesi ve verilmesi bakımından taşıyanın bir yükümlülüğünün bulunmadığı, öte yandan dosyadaki yazışmalardan gümrük firmasının beyannameyi sunmasına rağmen akdi taşıyanın kusuru ile fiili taşıyana iletilmediği ve bu sebeplede yük senedinin düzenlenemediğinin de anlaşılamadığı, dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, bilirkişi kök raporunda varılan mali ve teknik kanaatlerin değiştirilmesini gerektiren bir hususun bulunmadığı, bilirkişi kök raporundaki mali ve teknik tespitler dikkate alındığında asıl dava bakımından davacı taşıyanın hak kazandığı navlun alacağını talep edebileceği, belgelendirme ve gümrük cezasını da davalının ödemekle yükümlü olduğu, birleşen dava bakımından deniz yük senedinin düzenlenmemesinde davalının kusurunun bulunduğu anlaşılamadığından talep konusu demuraj bedelinden sorumlu tutulmasının mümkün görülemeyeceği, talep konusu demuraj alacağının borçlusunun esasen dava dışı gönderilen olduğu, davacının talebe konu ettiği demuraj bedelini ödediğinin de dosyadan anlaşılamadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Taraf vekillerinin rapora beyan ve itirazları sonucunda mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Asıl davada davacı şirketin, davalı şirketin yurt dışına ithal etmiş olduğu ürünlerin deniz yolu ile taşınmasını gerçekleştirdiği, taşımanın birden fazla olduğu her birine ayrı ayrı konşimentoların düzenlenmiş olduğu sabittir. TTK'nın 1178. maddesinde taşıyanın sorumluluğu düzenlenmiştir. 1179. maddenin ilk fıkrasında, taşıyanın ve adamlarının kastından veya ihmalinden doğmayan sebeplerden ileri gelen zarardan taşıyanın sorumlu olmayacağı, taşıyanın ve adamlarının kastının veya ihmalinin bu zarara sebebiyet vermediğini ispat yükünün taşıyana ait olduğu ifade edilmiştir. TTK'nın 1190. maddesinde ise sözleşme dışı istemler başlığıyla, taşıyanın sorumluluktan kurtulması hâlleri ile sorumluluk sınırlandırılmasına ilişkin hükümlerin navlun sözleşmesine konu olan eşyanın zıya, hasar veya geç teslimi yüzünden taşıyan aleyhine haksız fiile veya diğer bir sebebe dayanılarak açılacak bütün davalarda uygulanacağı ifade edilmiştir. TTK'nın 1191. maddedesinde fiili taşıyanın sorumluluğu düzenlenmiştir. 1193. maddenin üst başlığı ise taşıyanın hakları olarak navlun ödenmesi istem hakkı ile miktarıdır. TTK'nın 1200. maddesinde, navlunun borçlusunu taşıtan olduğu ifade edilmiştir. Somut olayda taşıyan, asıl davanın davacısı, birleşen davanın ise davalısı olan şirkettir. Davacı şirketin akdî taşıyan olarak deniz taşımasını gerçekleştirmiş olduğu sabit olduğundan, davacının icra takibine konu etmiş olduğu navlun faturalarına dair bakiye alacak isteminde ve bu alacağın kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Kaldı ki faturalar davalı defterlerinde de mevcuttur.  Diğer taraftan, kök bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, 14.02.2019 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından davacıya gönderilen e-posta ile yapılan ilk taşımaya ait 22.01.2019 tarihli konşimento üzerinde mal tanımının değiştirilmesi talep edilmiştir. Davacı şirket tarafından davalı talebine cevaben bunun düzeltme masrafı ve gümrük cezasının olabileceği ikazının yapıldığı ve ceza oluşması durumunda davalıya yansıtılacağı bilgisi verilmiştir. Karşılığında ise davalı tarafından konfirmasyon verilmiştir. Bu işlemler sonucunda konşimento düzeltme ücreti ve dava dışı fiili taşıyan tarafından davacı firmaya yurt dışı gümrük cezası olarak kesilen faturanın davacı şirket tarafından davalı şirkete kesilmiş olmasında davalının onayı ve talebi dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. Taşıyanın beyanname düzenleme görevi olmadığından, kendisine iletilen beyannameyi fiili taşıyana iletmiştir. Yük detayları davalı gönderen tarafından deklere edilerek taşıma sözleşmesi kurulmuştur. Yük detayları sözleşme aşamasında bildirilmiş ve   konşimento taşıyan tarafından hazırlanmıştır. Taşıtanın onayı alındıktan sonra konşimento düzenlenir. Bu nedenle, birleşen dosyada davacının davalı taşıyanın konşimentonun eksik düzenlemesi nedeniyle zarara uğradığı ve  konteyner bekleme ücreti ödemek zorunda kaldığı iddiası yerinde görülmediği gibi, söz konusu iddiaları ispat eden deliller de dosyaya ibraz edilmediğinden, birleşen davanın reddi kararında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu  gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl davada davalı- birleşen davada davacı  vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Asıl davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 2.732,02TL istinaf nispi karar harcının asıl davada davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvurusu ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,6-Karar kesinleştikten sonra, dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve asıl davada kesin, birleşen davada temyiz yolu açık  olarak karar verildi. 19.06.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde, birleşen dava bakımından  temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2d96a262daa3e88","SID":"bfdad1da5bf4432f"}}