{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/655 <br>KARAR NO: 2025/1079<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2022<br>NUMARASI: 2020/141 E.  -  2022/27  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 22.03.2019 tarihinde sefer çarteri ilişkisinin kurulduğunu, kurulan ilişki kapsamında toplamda 10.000 mts dökme üre yükünün Mersin Limanından, Nikolaev(Ukrayna) limanına ... IMO no.lu ... isimli gemi ile taşınması hususunda tarafların anlaşmaya vardığını, Mersin Limanından yük alan geminin 07.04.2019 tarihinde Nikolaev limanına vardığını, aynı gün hazırlık bildiriminin düzenlenerek yük acentesine ve davalı şirkete bildirildiğini, 08.04.2019 tarihinde starya/ boşaltma süresinin başladığını, yükün tahliyesinin fiilen 09.04.2019 tarihinde başladığını ve 25.04.2019 tarihinde tamamlandığını, Tarafların yükleme ve boşaltma sürelerinin bağımsız olduğunu kararlaştırdıklarını ve gemiden günlük tahliye edilecek yük miktarının 3.000 mts boşaltım yapılacağı hususunda tam bir mutabakata vardıklarını, starya süresinin geçmesi sebebiyle sürastarya süresinin işlemeye başladığını ve geminin 18.04.2019 tarihinde demuraja girdiğini, tarafların günlük 4.000 USD demuraj ücreti kararlaştırdıklarını, buna göre müvekkilinin davalıdan 29.686 USD demuraj alacağının oluştuğunu, oluşan alacağın davalıya bildirildiğini, oluşan bu alacağa ilişkin olarak davalının müvekkiline 10.000 USD ödemeyi teklif ettiğini, bu tutarın müvekkili tarafından kabul edilmediğini, taraflar arasında yapılan müzakereler sonucunda müvekkilinin, hemen ödenmesi koşuluyla  demuraj alacağını 20.000 USD'ye indirdiğini, buna istinaden de davalı adına 20.000 USD tutarlı fatura tanzim edildiğini, davalının tanzim edilen bu fatura bedelini de ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalıya Beyoğlu ...Noterliğinden 02.10.2019 tarihli ihtarnamenin keşide edilerek 29.686 USD tutarındaki tüm demuraj bedelinin ödenmesinin ihtar edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden 29.686 USD asıl alacak, 624,43 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.130,63 USD alacağın tahsili için takip başlatıldığını, yapılan bu takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek, davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının iddia ve taleplerinin müvekkili şirket yetkilileri tarafından imzalandığını ve müvekkili şirketi bağlayan sözleşmesel bir dayanağının bulunmadığını, davacının mail ile gönderdiğini iddia ettiği 20.000 USD tutarlı faturanın, müvekkili tarafından 04.11.2019 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğince tanzim edilen ... no.lu ihtarnamesi ile davacıya iade edildiğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen 30.10.2019 tarih ve ... no.lu 9.686 USD bedelli ikinci faturanın gönderildiğini, bu faturanın da 21.11.2019 tarihinde İstanbul ...Noterliğinin ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile iade edildiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan yazışmalarda müvekkilinin borcu kabul ettiğini belirttiği yazıların müvekkili şirket tarafından ya da şirket yetkilisi tarafından yapılmadığını belirterek davanın reddini ve davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet  tazminatına mahkum edilmesini talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...taraflar arasındaki hesaplaşmanın (iş bedeli ve ödemesi) USD olarak kararlaştırıldığı, raporda açıklandığı hali ile taşımaya ilişkin olarak davacı tarafından davalı adına 02/04/2019 tarih, ... no.lu, 146.331,25 USD tutarlı ve “... GEMİSİ MERSİN LİMANINDAN NIKOLAEV(UKRAYNA) LİMANINA 10.000 MT DÖKME ÜRE NAKLİYESİ NAVLUN” içerikli navlun bedeli faturası tanzim edildiği, navlun bedelinin davalı tarafından 05.04.2019 tarihinde ödendiği ve taraflar arasında navlun bedeli konusunda herhangi bir çekişmenin olmadığı, taraflar arasındaki çekişmenin, 18.04.2019 -25.04.2019 tarihleri arasında oluşan 29.686 USD demuraj bedelinden oluştuğu tespit edilmiştir.  Taraflar arasında yapıldığı iddia edilen görüşme sonrasında demuraj bedeline ilişkin olarak davacı ve davalı yetkilileri asında 08/07/2019 tarihinde yapılan görüşmeye ilişkin olarak, davacı tarafından hazırlanan ve borachart.com adresinde ... ve ...'a gönderilen e-posta metninde, “... Bey ile ... beyin bu sabah yapmış oldukları telefon görüşmesine istinaden anlaşmış oldukları demuraj faturası ekte tarafınıza sunulmuştur. Ödemenin kısa süre içerisinde yapılmasını rica ederiz.” Bilgilerinin yer aldığı ancak  e-posta içeriğinde anlaşmaya varıldığı belirtilen demuraj bedeline ilişkin bir bilgi yer almadığı gibi yapılacak ödemeye ilişkin bir vadenin de belirlenmediği görülmüştür. Yine davacı vekilince dosyaya ibraz edilen 31/05/2019 tarihli yazışma içeriklerinden, 10.000 USD ödeme teklifinde bulunularak dosyanın kapatılmasının davalı tarafça teklif edildiği ancak davacının bu durumu kabul etmediği anlaşılmaktadır. Buna göre, her ne kadar davalı taraça, davacı ile aralarındaki navlun sözleşmesi kabul edilmemişse de, davalı yanca taşımaya ilişkin navlun faturasının ödenmiş olması, taşımanın fiilen gerçekleştiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaması ve davacı tarafça dosyaya ibraz edilen davalı imza ile kaşesini havi sözleşme bir arada değerlendirildiğinde, davalı vekilinin taraflar arasında davalıyı bağlayıcı bir sözleşme bulunmadığı savunması yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince taraflar arasında sözleşmenin dosyaya ibraz edilmesi, fiilen taşımanın da ifa edilmiş ve sözlemede belirlenen bedel doğrultusunda düzenlenen navlun faturasının davalı yanca ödenmiş olması karşısında sözleşmenin, davacı tarafça dosyaya sunulan şartlarda kurulduğu mahkemece kabul edilmiştir. Zira davalı vekili taraflar arasındaki sözleşmeyi kabul etmemekle birlikte, şirket yetkilileri tarafından imzalanmış sözleşme bulunmadığı savunması dışında, dosyaya sunulan delillere karşın savunmasını destekler açıklama ve delillerin dosyaya sunmamıştır. Davalı şirket yetkilileri imza örnekleri doğrultusunda sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imza edilip edilmediği hususu mahkemece araştırılmamıştır, zira dosyaya sunulan sözleşme konusu taşımanın fiilen ifa edildiği ve bedelinin davalı yanca ödendiği tespiti sonrası sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imza edilmemiş olma ihtimalinde dahi, işin yapılması ve bedelinin ödenmesi karşısında davalı yanca zımni bir kabulün olduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Davacı ile davalı arasında bir navlun sözleşmesinin bulunduğu kabulü sonrasında, davaya konu süresterya alacağı talebinin yerinde olup olmadığı hususunun incelenmesi gerekmiştir. Sefer çarteri sözleşmelerinde yükleme/boşaltma faaliyetleri sebebiyle sarf edilecek zamana ilişkin düzenlemelerin yer almasının mutat olduğu bilirkişilerce açıklanmıştır.  TTK” da da starya ve sürastarya sürelerine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. TTK m. 1153 hükmünde yükleme limanında starya süresine ilişkin esaslar; TTK m. 1154 vd. hükümlerinde ise yükleme limanında sürastarya süresine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Diğer taraftan boşaltma limanında starya süresine ilişkin düzenlemeler TTK m. 1169 hükmünde, boşaltma limanında sürastarya süresine ilişkin düzenlemeler de TTK m. 1170 vd. hükümlerinde yer almaktadır. Buna göre, starya kanunen beklenilmesi gereken süredir. Sürastarya ise, taraflarca kararlaştırılmış olması halinde staryanın bitmesinden sonra başlayan süreyi ifade etmektedir. Boşaltma süresi bakımından kanun koyucu, sözleşme ile taraflara kanuni düzenlemelerin aksini kararlaştırabilmesine imkan tanımıştır.Davacı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. (...) ile davalı ... Ticaret A.Ş. arasında 22.03.2019 tarihinde kurulan Charter Party”e (sefer charter'i) istinaden 02.04.2019 tarihinde ... (...) Konşimento tahtında ... gemisine Nikolayev/Ukrayna'da tahliye edilmek üzere Mersin limanından 10.000 mton dökme üre yükü yüklenmiştir. Navlun peşin olarak  ödenmiştir. Sözleşme ve sözleşmenin kurulma aşamaları e-mail yoluyla gerçekleşmiş olmakla, yapılan sözleşme hükümleri uyarınca taşıyan yükleme limanında yüke girmiş ve anlaşma yapılan yük miktarını alarak tahliye limanına varıp gerekli hazırlık mektubunu vermiştir. Hazırlık mektubu 07.04.2019 tarihi ve Pazar günü saat 16:00 dan önce verilmiş olup geminin yanaşması tahliye için talimat bekleme süreci nedeniyle 09.04.2019 tarih ve Salı günü saat 03:54'te yanaşmak için demir almıştır. Gemi tahliye için limana yanaşıp formaliteleri tamamladıktan sonra 09.04.2019 tarih ve Salı günü saat 17:00'da draft ölçümüne müteakip yüzer vinç ve yük mavnalarının hazırlıklarının başlaması ile starya süresi başlatılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre, bilirkişilerce ayrıntılı olarak hesaplama yapılmıştır. Buna göre 184 saat sürastarya süresi hesap edilmiş ve yine taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre, davacı tarafça 30.666,6 USD sürastarya talep edilebileceği açıklanmıştır. Mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporu açıklamaları ve vardığı kanaat itibarı ile mahkemece hükme ve denetime elverişli bulunmuş ve bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan hesaplama ile dava dilekçesindeki talep gereği davacının 29.686,00 USD sürastarya alacağı bulunduğu kabul edilmiştir. Davacı vekilince dosyaya sunulan ihtarname dikkate alındığında, davalının 14/10/2019 tarihinde temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek, davacının 528,33 USD işlemiş faiz talebi de yerinde görülmüştür. Son olarak davaya ve takibe konu alacak, davalı tarafça likit ve belirlenebilir kabul edildiğinden...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 29.686,00 USD asıl alacak ile 528,33 USD işlemiş faiz bakımından devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca USD faiz uygulanmasına, takdiren asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 35.611,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacının dosyaya sunduğu sözleşme aslının olmadığını, gerekçeli kararda her ne kadar müvekkili şirket yetkilileri tarafından imzalanan bir sözleşme olduğu belirtilmiş ise de dava edilirken böyle bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığını, bu hususun 22.04.2021 tarihli duruşmada beyan edildiğini, davacı tarafın yasal süre içerisinde sözleşme aslını dosyaya sunmadığını, bilirkişi raporunun 6.sayfasında taraflar arasındaki anlaşmazlığın teknik analizi başlığı altında sözleşmenin kurulup kurulmadığı hususunun incelendiğini ve navlun sözleşmesinin yazılı şekilde yapılma şartının olmadığını, taraflar arasındaki yük taşıma anlaşmasının yük taşıma anlaşmasının konşimento muhteviyatından müvekkili şirkete ait antetli kağıtlardan ve e-posta yazışmalarından anlaşıldığının tespit edildiğini, taraflarınca en başından itibaren müvekkili şirket tarafından ya da yetkilileri tarafından imzalanmış yazılı bir sözleşme olmadığını, sürastarya parası isteyebilmek için ilk şartın TTK 1154.madde tahtında sözleşmede kararlaştırılmış olması gerektiğini, gerekçili kararda belirtilen maillerin müvekkili şirkete temsile yetkili kişiler tarafından gönderilmediğini, bahsi geçen faturaların dava konusu olmadığını, yasal süre içerisinde itiraz edildiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete 02.04.2019 tarihli fatura kesildiğini ve müvekkilinin bu fatura bedelini ödediğini gerekçe gösterdiğini, iş bu faturanın dava ile ilgisi olmadığını, huzurdaki davada 18.04.2019 - 25.04.2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin demuraj bedeli talep edildiğini, davacı tarafın alacakla ilgili 20.000,00 USD bedelli faturayı mail olarak müvekkili şirkete gönderdiğini iddia ettiğini, faturanın müvekkili tarafından iade edildiğini, hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, raporda demuraj bedelinin 4.000,00 USD olarak kararlaştırıldığını ve 24 saatte 3000 mton boşaltma işlemi yapılacağı hususunda tarafların anlaştığı ve bu sebeple davacının alacaklı olduğunun iddia edildiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamasına rağmen bilirkişinin bu şekilde tespitte bulunmasının anlaşılamadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, demuraj bedelinin ne şekilde hesaplandığının açık olmadığını, dava dilekçesinde 29.686,00 USD talep etmesine rağmen müvekkili şirkete farklı tarihlerde 20.000,00 USD bedelli ve 9.686,00 USD bedelli fatura kesmesi ile birlikte bu alacağın likit olmadığını iddia ederek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, demuraj alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, 02.04.2019 tarihli navlun faturasının davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlendiği ve fatura bedelinin davalı şirket tarafından ödenmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olup olmadığı, sözleşme aslının dosyaya ibraz edilip edilmediği, sözleşmenin davalı yetkilisi tarafından imzalanıp imzalanmadığı, demuraj bedeli ile ilgili olarak yapılan hesaplamanın ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından,  22.03.2019 tarihli carter parti uyarınca 10.000 mts dökme  üre yükünün taşınması için m/v gemi ile Mersin Limanından Nikolaev Limanına sefer gerçekleştirildiği, 04.02.2019 tarihli konşimentoda yükleme limanın Mersin - Türkiye, alıcının Ukrayna'da mukim yabancı firma olduğu, gönderenin davalı şirket olarak belirtildiği, açıklama kısmında ise navlunun 22.03.2019 tarihli carterpartiye göre ödeneceği, yükleme limanından tahliye limanına  yukarıda belirtilen yükün güvenlice götürüleceği,  taşınan yükün iyi durumda gemiye yüklendiği hususlarına yer verildikten sonra taşıma şartlarının arka sayfada olduğunun belirtildiği, davalı şirket tarafından navlun bedelinin davacı şirkete banka havalesi yolu ile  ödendiği, geminin varış limanına 07.04.2019 tarihinde ulaştığı, boşaltmanın 09.04.2019 tarihinde başladığı, boşaltmanın bitirilmesinin ise 24.04.2019 tarihinde gerçekleştirildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 02.10.2019 tarihli ihtarname ile geminin tahliye limanı olan Nikolaev Limanında geminin demuraja girdiği ve emtianın tahliyesinin geciktiği, bu bekleme neticesinde müvekkili şirketin 29.686,00 USD tutarında demuraj alacağının doğduğu, tahmil ve tahliye işlemleri akabinde demuraja ilişkin olarak iletişime geçildiği bu kapsamda iletilen demuraj süresini gösterir zaman çizelgesinin yapıldığı, herhangi bir itirazın olmadığı, bu durumunda ikrar sonucunu doğurduğu, demuraj alacağının ödenmemesi üzerine müvekkili şirketin süreli indirim teklifi dahil olmak üzere her türlü sulh yolunun denendiği ancak borcun ödemesinin yapılmadığı, geminin beklemesi sebebiyle oluşan demuraj alacağına istinaden 29.686,00 USD tutarındaki bedelin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde ödenmesinin aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, davalı şirket tarafından İstanbul ... Noterliğinde düzenlenen 21.11.2019 tarihli ihtarname ile 30.10.2019 tarihli 9.686,00 USD bedelli faturaya ilişkin itirazlarını belirttiği söz konusu itirazlarında, faturanın şirkete tebliğ olunduğu, yasal süresi içerisinde itiraz edildiği, herhangi bir borcun bulunmadığı, faturaya konu alacağın dayanağının ispatının karşı tarafa ait olduğu, kayıtlarda böyle bir alacağın bulunmadığı belirtilerek faturanın iade edildiğinin ifade edildiği, davalı şirketin davacı şirkete göndermiş olduğu ihtarnameye cevaben 04.11.2019 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen cevabı ihtarnamede bu kez 07.10.2019 tarihli ihtarnameye cevap verildiği ve 29.686,00 USD demuraj alacağı olduğu iddia edildiği ve ödeme talebinde bulunulduğu, iddiaların kabul edilmediği belirtilerek borcun bulunmadığının ifade edildiği,  davacı şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı şirket hakkında 29.686,00 USD'nin ve ayrıca 170,80 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.856,80 USD'nin tahsili amacı ile 06.11.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacı şirket tarafından bu kez İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 29.686,00 USD ile 624,63 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.310,63 USD alacağın tahsili amacı ile 07.02.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında  tahsilde tekerrür olmamak kaydına yer verildiği, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, davalı şirketin icra takibine itirazında müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, bu takibe itiraz edilmesi sebebiyle takibin durdurulduğunu, alacaklı tarafın derdest icra takibi olmasına rağmen huzurdaki icra takibini başlattığını belirterek, derdestlik itirazında bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve gerekli delillerin celbi sonrasında dosya üzerinde bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 07.12.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin 2019 ve 2020 yıllarına ait yasal ticari defterlerin incelendiği, delil olarak kabul edilmesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, ticari defterler üzerinde yapılan incelemede takip tarihinde 163.326,76 TL (29.686,00 USD) borç bakiyesi verdiği, davacının davalıdan bu tutar kadar alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin sunmuş olduğu ticari defterlerin incelendiği, davacı tarafça tanzim edilen 02.04.2019 tarihli 146.331,25 USD tutarlı fatura bedelinin TL karşılığı ile bu hesaba borç kaydının yapıldığı, ödeme neticesinde bakiyenin '0'olduğunun tespit edildiği, davacının ve davalının hesap bakiyesi arasındaki 29.686,00 USD fark bulunduğu, bu farkın davacı tarafından davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 20.000,00 USD ve 9.686,00 USD tutarlı faturanın davalının kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, takibe konu edilen 29.686,00 USD demuraj bedelinin davacı tarafından davalı adına tek fatura halinde tanzim edilmediği, 08.07.2019 tarihinde 20.000,00 USD; 30.10.2019 tarihinde 9.686,00 USD olmak üzere iki fatura tanzim edildiği, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen görüşme sonrasında yetkililer arasında 08.07.2019 tarihinde yapılan görüşmeye ilişkin olarak e-posta metninde, sabah yapılan telefon görüşmesine istinaden anlaşmış oldukları demuraj faturasının ekte sunulduğu, ödemenin kısa süre içerisinde yapılmasının rica edildiğine dair bilgilerin yer aldığı, e-postada demurajla ilgili bir bilginin olmadığı, vadenin belirlenmediği, davacı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. (...) ile davalı ... Ticaret A.Ş. (...) arasında 22.03.2019 tarihinde kurulan Charter Party'e (sefer charter'i) istinaden 02.04.2019 tarihinde ... (...) Konşimento tahtında ... gemisine Nikolayev/Ukrayna'da tahliye edilmek üzere Mersin limanından 10.000 mton dökme üre yükü yüklendiği, navlun peşin olarak (taşıma öncesi) ödendiği, sözleşme ve sözleşmenin kurulma aşamaları e-mail yoluyla olduğu, yapılan sözleşme hükümleri uyarınca taşıyan yükleme limanında yüke girmiş ve anlaşma yapılan yük miktarını alarak tahliye limanına varıp gerekli hazırlık mektubunu verdiği, hazırlık mektubu 07.04.2019 tarihi ve Pazar günü saat 16:00 dan önce verilmiş olup geminin yanaşması tahliye için talimat bekleme süreci nedeniyle 09.04.2019 tarih ve Salı günü saat 03:54'te yanaşmak için demir aldığı, gemi tahliye için limana yanaşıp formaliteleri tamamladıktan sonra 09.04.2019 tarih ve Salı günü saat 17:00'da draft ölçümüne müteakip yüzer vinç ve yük mavnalarının hazırlıklarının başlaması ile starya süresi başlatıldığı, aynı gün saat 20:40'ta yük tahliyesine başlandığı, mevsim ve lokasyon itibariyle çok yağış alan limanın bulunduğu bölge olduğundan ve taşınan yükün nemden ve yağıştan etkilenmesi nedeniyle sözleşmeye derç edildiği üzere yağışlı ve sisli havalarda ambar kapaklarının kapalı ve yükün tahliye edilmediği yine sözleşmeye göre gemi kaynaklı olmayan veya mücbir sebeplere girmeyen haller ve/veya olaylar 24 saat esasına göre starya süresinin işlemesine mani olmayacağı, sebebi bilinmemesine rağmen davalı tarafın sorumluluğunda olan sahil kaynaklı yapılamayan tahliye süreleri de starya süresi içinde olduğu, bütün bu ameliyeler ve sözleşme hükümleri dikkate alındığında 18.04.2019 tarih ve saat ... süresine geçildiği, taraflar arasında navlun sözleşmesinin kurulup kurulmadığının değerlendirildiğinde, davalı tarafın \"davacının iddiasını ve davasını dayandırdığı müvekkilim şirketi ilzam edecek bir sözleşme yada belge yoktur. dolayısıyla davacının  taleplerinin müvekkili şirketin yetkilileri tarafından imzalanmış ve müvekkili şirketi bağlayan sözleşmesel bir dayanağı yoktur.\" savunmasını ileri sürdüğü, bilindiği gibi navlun sözleşmesinin kuruluşunun şekil şartına bağlı olmadığı, bu nedenle e-mail vasıtasıyla da tarafların karşılıklı olarak sözleşme kurma hususunda rızalarının uyuşmasının sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulması için yeterli olduğu, davalı ile davacı şirket arasında 22.03.2019 tarihinde sefer çarteri ilişkisi uyarınca Mersin Limanından Nikolaev (Ukrayna) limanına davacı taşıyan sıfatıyla gemisi ile 10.000 mton dökme üre yükünü taşımış olduğunun sabit olduğu, bu konşimento muhteviyatında, davalının kendi antetli kağıt yazışmalarında ve e-posta yazışmalarından anlaşıldığı, somut olayda sürastarya süresi kullanılıp kullanılmadığının incelenmesinde sefer çarteri sözleşmelerinde yükleme/boşaltma faaliyetleri sebebiyle sarf edilecek zamana ilişkin düzenlemelerin yer almasının mutat olduğu, TTK'da da starya ve sürastarya sürelerine ilişkin esasların düzenlendiği, TTK m. 1153 hükmünde yükleme limanında starya süresine ilişkin esaslar; TTK m. 1154 vd. hükümlerinde ise yükleme limanında sürastarya süresine ilişkin esasların düzenlendiği, diğer taraftan boşaltma limanında starya süresine ilişkin düzenlemeler TTK m. 1169 hükmünde, boşaltma limanında sürastarya süresine ilişkin düzenlemelerin de TTK m. 1170 vd. hükümlerinde yer aldığı, buna göre, staryanın kanunen beklenilmesi gereken süre olduğu, sürastaryanın ise, taraflarca kararlaştırılmış olması halinde staryanın bitmesinden sonra başlayan süreyi ifade ettiği, boşaltma süresi bakımından kanun koyucunun, sözleşme ile taraflara kanuni düzenlemelerin aksini kararlaştırabilmesine imkan tanıdığı, davacı ... Denizcilik, ... firmasının Borachart'a Çarterer'den demuraj ücretinin ödenmesi talep edildiği, 31.05.2019 tarihli ... firmasından ... imzalı e- mail yazısında \"Çarterere göre alıcılar, 10.000 USD'yi hemen ödeyip dosyayı kapatmayı teklif etmektedir. Donatanın yorum/onayını duymaktan memnuniyet duyarız” diyerek ücret talep edilen ücretten düşükte olsa bir demurajı kabul ettiklerinin anlaşıldığı, gemi kaptanı 07.04.2019 tarih ve saat 15:45 te Nikolayev/Ukrayna Limanına gelerek, charter party sözleşmesi gereğince 10.000 ton yükünü tahliyeye hazır durumda olduğunu muhataplarına hazırlık mektubu vererek bildirdiğini, olgular tutanağının düzenlendiği, demuraj bedelinin günlük 4.000,00 USD olarak kararlaştırıldığı, sözleşme hükümlerine göre, günde  saat tahliye esası üzerinden 10.000 ton yükün orantısal olarak 3,33 gün, mücbir sebepler veya sözleşme haricindeki nedenler hariç yükün yani 80 saatte tahliye etmesi gerektiği,  çarter parti ye göre çalışılamayan günleri (yağmur ve sis) çıkardığında geri kalan günlerin starya, bu süreyi aşan günler ise sürastarya günleri olduğu, 184 saat sürastaryan süresi kullanılarak boşaltma işleminin gerçekleştiğinin tespit edildiği, bu çerçevede günlük 4.000 USD olacak şekilde; 168 saat (24 saat X starya süresi için 28.000 USD (7 gün X 4.000 USD/gün) ve geriye kalan 16 saatlik sürastarya süresi için (4.000 / 24 - 166,6 USD - 166,6 USD X 16 saat - 2.666,6 USD) 2.666,6 USD olmak üzere toplamda 30.666,6 USD demuraj ücret talep edilebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora beyan dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 22.03.2019 tarihinde kurulan sefer çarteri ilişkisi uyarınca oluşan demuraj alacağının dava konusu olduğunu,  bilirkişi raporunda belirtildiği üzere müvekkilinin göndermiş olduğu fatura bedelinin defterlerde yer aldığını ve navlun faturasının ödendiğini bu durumun ise navlun sözleşmesine işaret ettiğini, davalı tarafın taşıtan sıfatı ile navlun ve demuraj borçlusu olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek, imzalanmış herhangi bir sözleşmenin olmadığını, raporun tamamen davacı iddialarına göre düzenlenmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından itiraz edilen faturalardan bahsedilmediğini belirterek, davanın reddine aksi takdirde yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Dosya içerisindeki 22.03.2019 tarihli çarter parti, davalı şirketin antetli kağıdı ile düzenlenmiştir. Davalı şirketin kaşe ve imzası bulunmaktadır. Davalı vekili tarafından her ne kadar yazılı bir sözleşmenin olmadığı savunulmuş ise de söz konusu taşımaya dair navlun ücretine ilişkin fatura bedelinin davalı şirket tarafından ödendiği tartışmasız olduğu gibi faturanın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı tartışmasızdır. Diğer taraftan, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, navlun sözleşmesinin kuruluşunun, yazılı şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmektedir. Mail vasıtasıyla  tarafların karşılıklı olarak rızalarının uyuşması, sözleşmenin kurulması için yeterlidir. Özellikle navlun faturasının ödenmesi ve yazışmalardan davalı şirket vekilinin sözleşmenin olmadığı savunması yerinde görülmemiştir. TBK'nın 46. maddesinde belirtildiği üzere, bir kimsenin yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlemin yapılması hâlinde bu işlem onandığı takdirde temsil olunanı bağlar. Davalı şirketin navlun ücretini ödemiş olması nedeniyle artık yetkisiz temsilin kabulü hâlinde dahi yapılan işlemin davalı şirket tarafından onandığı ve bağlayıcı olacağı tartışmasızdır. Davalı şirket taşıtan sıfatına haiz, davacı ise taşıyandır. TTK'nın 1203. maddesinde, ödeme yükümlülüğünün doğması başlığıyla, eşyanın taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse bu kişinin navlun sözleşmesi veya konşimentoya da denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinden bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konşimentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Demuraj tutarı sözleşme kapsamında belirlenip eşyayı taşıtan tarafından, taşıyana ödenir. Yani davalı taşıtan, meydana gelen demuraj bedelinden sorumlu olur. TTK'nın 1166 maddesinin üst başlığı boşaltmadır. TTK'nın 1170. maddesinde; \"(1) Sözleşmede kararlaştırılmışsa taşıyan, boşaltma süresinden fazla beklemek zorundadır. Fazladan beklenilen bu süreye 'sürastarya süresi' denir.(2) Sözleşmede sürastaryadan veya sadece sürastarya parasından söz edilmiş olup da sürastarya süresi belirtilmemişse, bu süre on gündür.(3)Sürastarya süresi, boşaltma süresi bitince herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın işlemeye başlar.\" düzenlemesi mevcuttur. TTK 1171 madde başlığı ise \" Sürastarya parası\" olup TTK 1171 maddede; \"(1) Sürastarya süresi için taşıyana “sürastarya parası” ödenir.(2) Sürastarya parasının miktarı sözleşme ile kararlaştırılmışsa taşıyan, sözleşmede belirtilen miktarı aşan bir istemde bulunamaz.(3) Sözleşmede miktarı kararlaştırılmamışsa, sürastarya parası olarak, boşaltma süresini aşan bekleme nedeniyle taşıyanın yaptığı zorunlu ve yararlı giderler istenebilir.(4) Boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusu taşıtandır.(5) Boşaltma limanında doğan sürastarya parası, sürastarya süresinin hesabında esas alınan zaman biriminin sonunda muaccel olur. Kullanılmayan zaman birimi için sürastarya parası istenemez.(6) Navluna ilişkin hükümler, boşaltma limanında doğan sürastarya parasına kıyas yoluyla bile uygulanamaz.\" düzenlemesi mevcuttur. TTK'nın belirtilen yasal düzenlemeleri kapsamında davacı şirketin demuraj bedeline dair başlatmış olduğu takip alacağına hak kazandığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 1171 maddesinin 4. fıkrası gereğince, boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusunun taşıtan olduğu düzenlemesi kapsamında, davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davalı şirketçe antetli kağıt üzerine düzenlenen ve şirket kaşesi ile imzasını taşıyan çarterpartide demuraj bedeli açıkça düzenlenmiş olduğundan alacak likit olup ilk derece mahkemesince kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden İİK'nın 67.maddesi gereğince icra inkâr tazminatına karar verilmiş olmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerindeh yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 9.122,25 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,6-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve temyizi kabil olarak karar verildi. 19.06.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac0b7c878e70e0aa","SID":"c4f8cbfa06fa018a"}}