{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/659 <br>KARAR NO: 2025/1082<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/09/2021<br>NUMARASI: 2018/413  E. -  2021/961  K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul- kısmen reddine dair verilen hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu aleyhine 14.2.2018 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile cari hesap ve faturalara dayalı takip başlatıldığını, davalı borçlu şirket ile müvekkili şirketin tacir sıfatları gereği olarak aralarında ticari ilişki kurulduğunu ve bir süre  devam ettiğini, ancak icra konusu faturalarda gösterilen hizmetin bedelinin halen ödenmediğini, söz konusu evraklar üzerinde gösterilen ve borcun tahakkuku tarihinden uzunca bir süre geçmesine ve kendilerine borcun ödenmesine yönelik ikazlara olumlu bir yanıt alınamadığını, bu nedenle icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun itirazı ile takibin durduğunu, davalının takibe yönelik itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ve takibin devamı, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının müvekkiline dava dilekçesinde belirtildiği gibi bir hizmet sunmadığını, müvekkilinin dava konusu faturalardan kaynaklı olarak mevcut herhangi bir borcu bulunmadığını, buna rağmen davacı tarafından haksız bir şekilde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğundan süresinde itiraz etme gereği hasıl olduğunu, davacının iddialarının soyut ve dayanaksız olduğunu, dolayısıyla mevcut olmayan bir borçtan kaynaklı soyut iddialarla tazminat talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olacağını, davacı tarafın kötüniyetli davrandığını, haksız menfaat elde etme amacı güttüğünü, savunarak davanın reddine,  %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini  talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturalara dayalı hizmet bedeli alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu oluşa ve denetime uygun bulunmakla Mahkememizce de hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporu ile her iki tarafın ticari defterlerinin vergi dairesi kayıtlarının birbirine uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça düzenlenen faturalar, davalı tarafça kayıtlarına işlenmekle fatura içeriği kabul edilmiş durumdadır. Anılan husus yerleşik hale gelmiş Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19496 E., 2018/4565 K. Sayılı 27/09/2018 tarihli kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/5093 E., 2018/2596 K. Sayılı 09/05/2018 tarihli kararı),  fatura konusu mal veya hizmetin davalı tarafa teslimine karine teşkil etmekte olup, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Takip konusu fatura tutarlarının ödendiğine ilişkin davalı tarafça  yazılı bir delil getirilmiş değildir. <br>Bilindiği üzere HMK'nın 222. maddesi uyarınca; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.  İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Anılan yasa hükmü uyarınca, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı yanın davalı yandan takip tarihi itibariyle  7.777,85-TL alacaklı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların tacir olması ve aradaki ilişkinin ticari nitelikte bulunması sebebiyle davacı alacağına takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekmektedir.Bununla birlikte icra takibinde talep edilen işlemiş faiz alacağı bakımında konunun değerlendirilmesinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ya da geçmişe dönük vade farkına ilişkin bir uygulama veya davalının takip öncesinde temerrüte düşürüldüğüne ilişkin dosyaya sunulan yazılı bir belge bulunmadığından davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca takip konusu alacak takip öncesi itibariyle belirli(likit) olduğundan davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiş, davanın reddedilen kısmı yönünden davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 7.777,85 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen tutarın %20'si oranında belirlenen 1.555,57 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davanın reddedilen kısmı yönünden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının işletme defterinin alacak kaydına ilişkin raporda hukuka aykırı gerekçelerle asıl alacak yönünden kısmen haklı olduğu kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, işletme defterinin yapı itibariyle ödemeleri ihtiva etmediğinden dolayı defter kayıtlarından davacının ne kadar alacaklı olduğu tespit edilememiştir ifadeleri ile iddianın kanıtlanamadığının sabit olduğunu, davacının ödemeleri içermeyen defterinin davalı ticari defterlerinin hangi hususlar yönünden karşılaştırıldığının saptanamadığı veya hangi gerekçe ile davacıya ait faturalarla davalıya ait kayıtların eş bulunduğunun anlaşılamadığını, raporun denetime elverişli olmadığını, rapordaki tespitler esas alınarak müvekkili şirketin borçlu olduğu kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ilgili kayıtları ile bilirkişinin davacının faturaları ile eşleştiğini belirttiği davalıya ait 2017 ve 2018 sene sonu kapanış fişlerine ilişkin hiçbir veri ya da tablo içermediğini, raporun denetime elverişsiz ve özensiz olarak oluşturulduğunu, tanık deliline dayanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dinlenilen tanıkların beyanlarının bilgi ve görgüye dayalı olmayıp hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, tanık dinlenilmesine 04.07.2019 tarihli celsede muvafakat etmediklerini beyan ettiklerini, davacı tanığı ...'in davacının eşi olduğunu, tarafsız davranmayacağı sebebiyle hükme esas alınmaması gerekirken hükme esas alındığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, servis hizmet bedeline (taşıma ilişkisine) dair fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu yapmış olduğu alacak iddiasını usul ve yasaya uygun delillerle ispat edip edemediği, iş bu davada tanık dinlenilerek tanık beyanlarının hükme esas alınmasının ve ayrıca kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ... Turizm olarak davalı şirket adına 30.11.2017 tarihinde öğrenci hizmet bedeli adı altında 2.762,60 TL ve 30.11.2017 tarihinde 5.015,25 TL tutarında iki adet fatura düzenlediği, her iki faturadan dolayı alacak ile birlikte işlemiş faizler olmak üzere toplam 7.931,60 TL alacağın tahsili için davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 14.02.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Dava değeri 7.931,60 TL'dir. Dava tarihi ise 08.04.2018'dir. Davacı vekili tarafından tanık deliline dayanılmıştır. Davalı vekili 04.07.2019 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; takip değeri itibariyle tanıkla davanın ispat edilemeyeceğini, tanık dinlenilmesine muvafakatları olmadığına dair beyanda bulunmuştur. Mahkeme tarafından davacının göstermiş olduğu tanıklar dinlenilmiştir. Gerekçeli kararda, uyuşmazlığın servis hizmeti sunulmasına ilişkin olması nedeniyle tanıkla ispatının mümkün olduğu değerlendirilerek tanıkların dinlendiği ifade edilmiştir. Mahkeme tarafından davacının göstermiş olduğu tanıklar dinlendikten ve tarafların delillerini dosya içerisine ibraz ile ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın 2016 ve 2017 senesi ticari defterlerinin incelendiği, incelenen defterlerin işletme defter yöntemi ile tutulduğu ve noter açılış tasdiklerinin süresinde yerine getirilmiş olduğunun görüldüğü, davalı tarafın 2017 ve 2018 senesi ticari defterleri incelendiği, incelenen defterlerin yevmiye kebir defterlerinin e-defter yöntemi ile tutulmuş olduğu ve envanter defterlerinin noter açılış tasdiklerinin süresinde yerine getirilmiş olduğunun görüldüğü, davacı kayıtlarında alacaklı olduğu 2 faturanında yer aldığı, işletme defteri yapısı itibariyle ödemeleri ihtiva etmediğinden, davacı defterlerinden, davalıdan ne kadar alacaklı olduğuna ilişkin bir sonuca varılamadığı, davalı kayıtlarında 2017 ve 2018 sene sonu kapanış fişinde, davalıya 7.777,85 TL borçlu olduğunun görüldüğü, bu tutarın da, davaya konu 2 adet faturanın toplamı olduğu, davacının icra takibinde talep ettiği işlemiş faiz tutarının  icra takibinden önce temerrüde düşürmeye ilişkin bir belge dosyaya sunulmadığından dolayı kontrol edilemediği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporu ile davalı kayıtlarında davacıya borçlu olduğunun tespit edildiğini belirterek sehven yapılan hataların düzeltilmesini ve  davanın kabulüne karar verilmesini   talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; davacı alacağının haklı olduğuna kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, raporun denetime elverişli olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Dava, İİK'nın 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Takibe konu edilen alacak sebebi, iki adet faturadır. Fatura konusu ise taşıma hizmetidir. Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 200. maddesinde, \" (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.\" düzenlemesi mevcuttur. Düzenlemede belirtilen 2.500,00 TL miktar davanın açıldığı yıl olan 2018'de 2.960,00 TL olarak belirlenmiştir. Somut davada, dava değeri bu miktarın üzerindedir. Davalı vekili 04.07.2019 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında tanık dinlenilmesine muvafakat etmediklerini belirtmiştir. Davanın niteliği itibariyle ve dava değeri dikkate alındığında senetle ispat  gerektiğinden ve davalı vekili tarafından tanık dinlenilmesine muvafakat edilmediğinden mahkemece tanıklar dinlenilerek ve tanık beyanlarına gerekçede yer verilerek hüküm oluşturulması usule aykırı olup, karar gerekçesinin resen düzeltilmesi gerekmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura düzenlenmesi, fatura konusu alacağın varlığını tek başına ispata yeterli olmayacaktır. Ayrıca  TTK'nın 21. maddesi gereğince fatura içeriğine sekiz gün içerisinde itirazda bulunulmamış olması, sadece faturada belirtilen verilerin  doğru olduğu karinesi  anlamını ifade etmektedir. Yani faturanın verilmesine sebep olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu anlamına gelmeyecektir. Ancak faturaların ticari deftere kaydı hâlinde, defter sahibi aleyhine bir karine oluşur ve malın teslim edildiği yahut hizmetin verildiği kabul edilir. Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun şekilde düzenlendiği ve davacı tarafça düzenlenen takip konusu iki faturanın davalı kayıtlarda yer aldığı tespit edilmiştir. HMK'nın 222. maddesinde ise ticari defterlerin ibrazı ve delil olması düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğuna yer verilmiştir. Maddenin 3. fıkrasında, 2. fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ifadelerine yer verilmiştir. Somut davada, davalı şirketin usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen ticari defter ve kayıtlarında davacı tarafça düzenlenen iki adet fatura yer almaktadır. Bu nedenle mahkemenin tanık deliline dayanılacağına dair gerekçesi isabetsiz olmakla birlikte, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip konusu yapmış olduğu asıl alacağı ispat edildiğinden, sonuç olarak karar  isabetlidir. Ne var ki gerekçe yanlış olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu anlamda kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kararın gerekçenin düzeltilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun sadece gerekçe bakımından kabulü ile HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kısmen  kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi yukarıdaki şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline;  7.777,85 TL asıl alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte tahsili için takibin devamına, Fazlaya ilişkin itirazın iptali istemin reddine, 2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, kabul edilen tutarın takdiren % 20'si oranında hesaplanan 1.555,57 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Yasal koşulları oluşmadığından, davanın reddedilen kısmı yönünden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,4-Alınması gerekli  615,40 TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan  135,46  TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 480  TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan   35,90 TL başvuru harcı, 135,46 TL peşin harç gideri olmak üzere toplam  171,36 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından harç dışında sarfedilen toplam   977,10 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 958,16 TL'lik bölümünün  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından sarf edilen toplam  28,00 TL yargılama giderlerinin,  davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 0,54 TL'lik bölümünün  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,8-Davacı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 7.777,85 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,9-Davalı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 153,75 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin, takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,12-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,13-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2e30a6c5326cf7f","SID":"16cf648149749748"}}