{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/652 <br>KARAR NO: 2025/1077<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/09/2021<br>NUMARASI: 2014/1327  E. -  2021/831  K.<br>DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat<br>Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Zonguldak özel halk otobüsleri ihalesini davacının kazandığını, 18 hatta yolcu taşımaya başladığını, davalının Kozlu-Zonguldak arası yolcu taşıma hattı bulunduğunu, Zongundak il merkezinde yolcu indirip indiremeyeceği düzenlenmesine rağmen buna aykırı hareket ettiğini, bunun da haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00-TL davalıdan tahsiline, haksız rekabetinin tespiti ve menine  karar verilmesini  talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Zonguldak mahkemelerinin yetkili olduğunu, Zonguldak-Kozlu arasında yolcuların inip binmesinin kaçınılmaz olduğunu, haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davanın iki yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, zaman aşımının dolduğunu  savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu TTK 56/e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini yargıca bırakmıştır. TBK'nun 50.maddesinde,uğranılan zarar tam olarak ispat edilemiyorsa  hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri de göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yasa koyucu en başından bazı davalarda zararın belirlenmesinin güçlüğünü görmüş, ancak eylemin de maddi yönden karşılıksız kalmaması için yargıca hakkaniyet kuralları uyarınca zarar miktarını belirleme yetkisi vermiştir. Davacının ihale şartnamesi uyarınca 23/10/2012 tarihi itibari ile Zonguldak şehir içi yolcu taşıma işini üstlendiği 18/12/2014 dava tarihi itibari ile de , 09/12/2009 tarihi itibari ile Kozluk -Zonguldak arası yolcu taşıma işini üstlenen davalının şehir içindeki duraklarda da yolcu indirip-bindirdiğinin kendi ikrarı uyarınca da sabit olduğu ,ancak ilgili kurumlar ile yapılan yazışmalarda düzenli veri girişi olmadığı anlaşıldığından davacının zarar talebine yönelik rasyonel değerlendirme yapılamadığı, davacı ve davalının kendi defterleri üzerinde yapılan incelemede de 06/07/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre tarafların 2012-2013-2014 yılları itibarı ile hasılatlarının aynı yönde artış ve azalış gösterdiği, dolayısı ile davacının ciro kaybının davalı lehine artış olarak davalı ticari kayıtlarına yansımadığı ,davacının 2012 ve 2014 yıllan gerçekleşen zararlarının salt yolcu sayısındaki azalışa ve/veya diğer bir ifade ile hasılat kaybına bağlanması bu aşamada mümkün olmadığı anlaşılmış olup davalının eylemleri TTK 55-1-e maddesi kapsamında  haksız rekabet teşkil etse de davacının zarar talebinin hesaplanmasının mümkün olmadığı bu hali  TBK'nun 50.maddesi uyarına olayın oluş şekli ve zaman aralığı nazara alınarak davanın kabulü ile taktiren  5.000,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair ...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun kabulü ile haksız rekabetin menine, TBK'nın 50. maddesi uyarınca 5.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporlarında belirtilen haksız rekabet hallerinin sabit hal aldığını, haksız rekabet varlığının sübutuna rağmen TBK 50.maddesi gereğince 5.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiğini, gerekli incelemelerin yapılması halinde müvekkilinin zararının tespitinin mümkün iken eksik inceleme ile  karar verildiğini, eksik delil durumu göz ardı edilerek hüküm tesis edildiğini, davalı şirketin Zonguldak Belediyesi Taksi, Dolmuş, Servis Yönetmeliğinde aykırı olarak hareket ettiğini, Zonguldak Belediyesi tarafından bu belediyenin sınırları içinde toplu taşıma işinin münhasıran müvekkiline verildiğini, davalı şirketin İl Trafik Komisyon Başkanlığı kararına da aykırı davrandığını, 25.03.2019 tarihli celse ara kararı ile müvekkiline süre verildiğini, müvekkilinin ara karar uyarınca gerekli yerlere yazılması gereken müzekkere ve celbi gereken belge ve bilgileri belirttiğini, mahkeme tarafından taleplerin yerine getirildiğini, incelemenin eksiksiz şekilde yerine getirilmesi halinde müvekkilinin uğradığı zararın tespit edilebileceğini, eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu, davalı veya davalı uhtesinde bulunan taşınan yolcu sayısının bildirilmediğini, delillerin gizlenmiş olmakla birlikte mahkeme tarafından eksik delil değerlendirmesi ile hakkaniyete aykırı bir karar verildiğini, davalının haksız kazançlarının ve müvekkilinin mahrum kaldığı kazançların tespiti açısından gerekli inceleme yapılmasının mahkemeden talep edildiğini, incelemenin davalı sebebi ile yapılamadığını, inceleme günü davalının verilerinin hangi sistemler üzerinde hangi tarih aralığında uygulama veri tabanı katmalarında ve nasıl tutulduğunun sorulduğunu, davalının verilerin ASİS içerisinde tutulmadığını ve sunucuların mevcut olmadığı cevabının alındığını, başka firmadan destek aldıklarını iddia ettiklerini, hizmet alınan firmanın adının ifade edilmediğini, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, davalı firmanın müvekkilinin her türlü bilet ve yazılım sistemini kullandığını, müvekkili firma araçlarının GPS sistemi ile davalı firma tarafından takip edildiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin davalı ile rekabet edebilmek için bilet fiyatlarını aşağı çekmek zorunda kaldığını, müvekkilinin belediyenin belirlediği tarife üzerinden yolcu aldığını, fiyat indirimi nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, ilgili belgelerin 3.firma ...'ten celp edilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir inceleme yapılmadığını, yolcu kayıtlarının teminin sağlanamadığını, Kozlu Belediye Başkanlığı ile davalı ve bilet ile yazılım sistemleri kullanılan ... AŞ tarafından gönderilen müzekkere cevabından bilet ücret tarifesinin bildirildiğini ancak taşınan yolcu sayısının yedeklenmesinde yahut kayıt altına alınmasında hukuki ve ekonomik bir yarar olmadığı bu nedenle günlük yolcu sayısını gösterir kayıtlarının bulunmadığının belirtildiğini, yolcu sayıları, diğer hususlara dair bilgilerin mahkemeden gizlendiğini, defaatle talep edilmiş olmasına rağmen karar celsesinde taraflarınca yolcu adedine ulaşılmasının öneminin mahkemece araştırma yapılması, eksikliklerin giderilmesinin talep edilmesine rağmen eksik delil durumu ile karar verildiğini, dava dışı firmanın davalının davanın seyri bakımından oldukça önemli delillerin aşikar olmakla mahkemece Zonguldak ilinde belirtilen güzergahtaki yolcu sayısının ortalama olarak tespit edilmesi o mevkide bulunan kamera kayıtlarının incelenmesi, belediyeden genel yolcu istatistiğinin celbi istenerek bir istatistik baz alınarak tespit yapılabilmesi mümkün iken mahkeme tarafından tespit yapılmadığını, güzergahta keşif yapılması halinde o güzergahtaki otobüslere kaç yolcu bindiği bu vasıta ile dahi tespit edilebilecekken mahkemenin bir başka bir araştırma içerisine girmediğini, TBK'nın 50.maddesi gereğince 5.000,00 TL hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, müvekkilinin zararını karşılamaktan uzak olduğunu, ayrıca otobüsün günlük cirosunun dahi 5.000,00 TL'nin üzerinde olduğu bir gerçeklik iken haksız rekabet ile müvekkilinin karşı karşıya kaldığı iki yıllık süreçte toplam zararın takdiren 5.000,00 TL olarak belirtilmesinin hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, ihlal tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken faize karar verilmemesinin eksik ve hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını, gerekli incelemelerin yapılmak suretiyle müvekkilinin gerçek zararının tespiti sonucunda hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın Zonguldak Valiliği İl Trafik Komisyonunun 23.07.2009 tarihli kararı ile Özel Halk Otobüsü güzergahlarında Kozlu Belediye Başkanlığı belediye denetimine 06.10.2009 tarihli 10 yıl süreli Özel Halk Otobüsü Güzergah Kiralama Sözleşmesine istinaden 09.12.2009 tarihinden itibaren Özel Halk Otobüsleri ile yolcu taşımaya başladığını, davacının davasının maddi ve hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK 60.madde gereğince zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili firmanın Kozlu Belediyesi Halk Otobüsü işini üstlendiği tarihten üç yıl sonra Zonguldak Belediyesince belirlenen 18 hattın davacıya kiralandığını, davacı ve belediye başkanlığı arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde sözleşme konusu güzergahlarda münhasıran davacı firmanın şehir içi yolcu taşıyacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, şehir içi yolcu taşımanın münhasıran davacıya verilmediğini, davacı firmanın Zonguldak Belediyesinden kiraladığı Özel Halk Otobüsü güzergahları ile davalının Kozlu Belediyesinden kiraladığı Özel Halk Otobüsü güzergahlarının farklı olduğunu, müvekkilinin Kozlu Belediye Başkanlığı ile yapmış olduğu 06.10.2009 tarihli 10 yıl süreli Özel Halk Otobüsü Güzergah Kiralama Sözleşmesi Hükümleri gereğince Kozlu/Zonguldak merkezi arasında belirlenen güzergahlarda yolcu taşıdığını, Kozlu Belediye sınırları ile Zonguldak Belediye sınırının çakışık olması, birinin bittiği yerde diğerinin başlaması sebebiyle her iki şehir merkezinin birleşmiş durumda olduğunu, davalı firma tarafından Kozlu'dan Zonguldak merkeze, Zonguldak merkezden Kozlu'ya şehir içi yolcu taşımasından kullanılan güzergahlar ile davacı tarafından Zonguldak Belediyesi şehir içi yolcu taşınmasında kullanılan güzergahlarda çakışma meydana gelmesinin davacıya ait araçlarla davalıya ait araçların aynı durakları kullanmasının kaçınılmaz olduğunu, bu duraklarda yolcu indirip bindirmenin haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğini, gıyapta yapılan delil tespitine ilişkin dilekçenin tebliğ edilmesi gerektiğini, tespit raporunun müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı firmanın sözleşmeyi 23.10.2011 tarihinde imzalamış olmasına rağmen davaya dayanak delil tespit keşif tutanağının Zonguldak 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/35 D.İş sayılı dosyasında 26.10.2011 tarihinde yapıldığını, mahallinde keşif talebinin yerine getirilmediğini, keşif yapılmadığını, haksız rekabetin tespit edilmediğini iddia ederek, davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil eden eylemin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirketin dava dışı Zonguldak Belediye Başkanlığı ile 23.10.2012 ile tarihinde toplu taşımacılık faaliyetine ilişkin hatların kiralanması dair iki yıl süreli sözleşme imzalamış olduğu, davalı şirketin ise Kozlu Belediyesi ile Özel Halk Otobüsü Güzergahı Kiralama Sözleşmesini imzalamış olduğu, davalının imzalamış olduğu sözleşme tarihinin 06.10.2009 olduğu ve sözleşmenin 10 yıl süreli olarak düzenlendiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, taraflarca gerçekleştirilen Özel Halk Otobüsü İşletmeciliğinden dolayı haksız rekabet hükümlerinin oluşup oluşmadığı, davalının kullanmış olduğu güzergahlar nedeniyle eyleminin haksız rekabete neden olup olmadığı, davacının haksız rekabet hükümleri gereğince talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, kabul edilen zarar yönünden faize yönelik karar verilmemesi ile zararın ve haksız rekabetin tespiti için mahkemece yapılan incelemenin eksik olup olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket ile dava dışı Zonguldak Belediyesi arasında 23.10.2012 tarihinde \"Zonguldak Belediyesi Kent İçi Toplu Taşımacılık Faaliyetine ilişkin Hatların Kiralanmasına Dair Sözleşme\" imzalandığı, sözleşmenin iki yıl süreli olarak imzalanmış olduğu, sözleşme konusu ve süresinin 2.maddede, Zonguldak Belediyesi uhtesinde bulunan şehiriçi toplu taşımacılık işinde Site, Gümüşhane, 102 Sokak, İncivez, Ontemmuz, Kokaksu-Birlik, İneağzı1, İneağzı2, Yeşil Mahalle, Karaelmas-Alteşamerlık, 88 Evler, Rat  - Kırat, Rüzgarlı, Üzülmez, Tepebaşı, Dilaver, Mithatpaşa,-  Fener, Uğur Mumcu Kavşağı -  Benzinlikler arasındaki 18 hattın sözleşmenin imzalanmasından itibaren iki yıl süre ile kiraya verilmesine dair olduğu, işletme kurallarının, ödemenin, otobüsler ve taşımacılıkta uygulanacak esasların ayrı ayrı düzenlenmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kozlu Belediyesi Başkanlığı arasında 06.10.2009 tarihinde \"Kozlu Belediyesi Özel Halk Otobüsü Güzergah Kiralama Sözleşmesinin 10 yıl süre ile imzalandığı, sözleşmede davalı şirketin yüklenici, idarenin dava dışı Kozlu Belediye Başkanlığı olarak yer aldığı, sözleşmenin 5.maddesinde, sözleşme konusu işin 22-27 oturma, 16-30 ayakta yolcu taşıma kapasiteli 32 adet araçla Kozlu Belediyesi tasarrufu altındaki 6 adet toplu taşıma güzergahlarının 10 yıl süre ile kiraya verilmesi işi olarak tarif edildiği, 10.maddede işin yapılma yeri, iş yeri teslim ve işe başlama tarihi başlığı ile işin yapılma yerinin Zonguldak Belediye sınırları ile Kozlu Belediye ve mücavir alanı dahilinde bulunan 6 adet şehir içi toplu taşıma güzergahından ibaret olduğu, şehir içi toplu taşıma güzergahlarının, Zonguldak - ZKÜ Tıp Fakültesi Araştırma Hastaseni Güzergahı, Zonguldak Fatih Sitesi - Lise Önü Güzergahı, Zonguldak  - Değirmenağzı - DMO - Fatih Sitesi Güzergahı, Zonguldak - Kozlu Güzergahı, Kozlu - ZKÜ Tıp Fakültesi Araştırma Güzergahı, Zonguldak  - Kozlu - Topbaşı - Sondurak Güzergahı olarak Şehir İçi Toplu taşıma güzergahlarının 6 şekilde belirlenmiş olduğu, davacı tarafça 26.10.2011 tarihinde davacı şirket tarafından Zonguldak 2. Sulh Mahkemesinin 201/35 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıldığı, 26.10.2011 tarihli delil tespit keşif tutanağında; uygulama keşfi adı altında güzergahlarla ilgili olarak tespitlere yer verildiği, davacı şirket tarafından 18.12.2014 tarihli dilekçe ile iş bu davanın açılmış olduğu, davacı şirket unvanının 09.01.2013 tarihinde değişmiş olduğu, dava dilekçesinde, Zonguldak Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığının 27.11.2012 tarihli kararı uyarınca, Kozlu Dolmuş Durağına ait araçların Zonguldak - Kozlu gidiş güzergahında Zonguldak Belediye sınırları içerisinde yolcu indiremeyeceğini, bindiremeyeceğini, Kozlu Dolmuş Durağına ait araçların Kozlu - Zonguldak dönüş güzergahında Zonguldak Belediye sınırları içerisinde yolcu indirebileceği ve bindiremez şeklinde belirlenmesine dair kararın alındığını, davalının ihlal ettiğini  iddia ettiği anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosya içerisine ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. 07.03.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; yetki açısından bakılması gereken mevzuatın 4925 Sayılı Kara Taşıma Kanunu olduğu, bu Kanuna göre; “ İl sınırları içerisindeki taşımalar ile yüz kilometreye kadar olan şehirlerarası taşımaların düzenlenmesinin il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle ilgili valiliklere, belediye sınırları içerisindeki şehir içi taşımalar belediyelere bırakılmıştır.” denildiğini, 4925 Sayılı Kara Taşıma Kanunu'na göre düzenlenen Kara Taşıma Yönetmeliği'nin 2. maddesine göre ise; “ Taşıma mesafesine bakılmaksızın il sınırları içinde yapılan yolcu taşımaları, 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası yolcu taşımaları ile belediye sınırları ile mücavir alanı içindeki şehir İçi yolcu taşımaları, bu Yönetmeliğin kapsamı dışında olup; bunlar için Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, il sınırları içinde yapılan yolcu taşımaları ile 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası yolcu taşımaları il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle ilgili valiliklerce, belediye sınırları ile mücavir alanı içindeki şehir içi yolcu taşımaları il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle ilgili belediyelerce, bu Yönetmeliğin taşımacılar için getirdiği sorumluluk ve yükümlülükler dikkate alınarak düzenlenir.\" hükmünden hareketle bu konuda alınacak kararlar Belediye ve ilgili şehrin Valiliğine bağlı il ve ilçe Trafik komisyonlarının yetkisi dahilinde olduğu, Zonguldak Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 27.11.2012 tarih ve 2012 / 84 sayılı kararı uyarınca, Kozlu durağı dolmuş güzergahının Zonguldak Belediyesi sınırları içinde kalan Gidiş güzergahı; MTA karşısı durak yeri kalkış-Cumhuriyet caddesi-vatan caddesi Işık Yönder câddesi - Mehmetçik caddesi - Üniversite caddesinden Kozlu belediyesi sınırlarına giriş, dönüş güzergahı; Üniversite caddesi - Mehmetçik caddesi - Işık Yönder caddesi-Vatan & Caddesi - MTA karşısı durak yerlerine giriş olarak belirlenme Kozlu dolmuş durağına ait araçların Zonguldak-Kozlu \"”GİDİŞ” güzergahın da Zonguldak Belediye sınırları içerisinde yolcu indiremez, bindirebilir. İfadelerinin olduğu, Kozlu dolmuş durağındaki araçların Kozlu-Zonguldak “DÖNÜŞ” güzergahın da Zonguldak belediye sınırları içerisinde yolcu indirebilir ancak bindiremez şeklinde belirlenmesine, oybirliği ile karar verildiği, ayrıca Zonguldak Belediyesi tarafından hazırlanan Taksi, Dolmuş, Servis, Yönetmeliği 5/h maddesine göre “Belde minibüsleri rüsum ücretlerini Zonguldak belediyesine ödeseler dahi Beldelere gidiş istikametinde Zonguldak belediyesi sınırları içerisinde yolcu indiremez, dönüş istikametinde Zonguldak belediyesi sınırları içerisinde yolcu bindirilemeyeceğini hükme bağlandığı, Kozlu-Zonguldak arası yolcu taşımasını yapan davalı şirketin belirtilen güzergahtaki çalışımı Kozlu Belediyesi denetiminde Zonguldak Valiliği İl Trafik Komisyonu'nun 23.07.2009 tarih ve 2009/52 sayılı kararına dayansa da; davacı şirketin çalışımının, ihaleyi aldıktan sonraki süreçte Zonguldak Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığı'nın 27.11.2012 tarih ve 2012/84 sayılı kararına dayandığı, yani alınan kararın öncekini Zonguldak Belediye Sınırları içinde uygulanamaz kıldığını, esaslarının yeniden belirlendiğini, davalı firmanın Kozlu'dan Zonguldak merkeze, Zonguldak merkezden Kozlu'ya şehir içi yolcu taşımasında kullanılan güzergahları ile davacı tarafından Zonguldak Belediyesi şehir içi yolcu taşınmasında kullanılan güzergahların da çakışma meydana gelmesi, davacıya ait araçlarla davalıya ait araçların aynı durakları kullanmasının kaçınılmaz olduğunu belirtmiş olmasının da, davacı şirketin iddiasında haklı olduğunu göstertiğini, davalı firmanın il Trafik Komisyonu kararına uygun taşıma yapması sebebi ile davacının davalı şirket aleyhine Zonguldak Belediyesine yaptığı şikayeti hakkında işlem yapılmamış olmasını haklılığın gereği saymalarının ise kabul edilemez olduğunu, yerel basında çıkan haberler ve Zonguldak 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/35 Değişik iş sayılı dosyası uyarınca 26.10.2011 tarihli bilirkişi incelemesiyle de sabit olan, Zonguldak belediye sınırları içerisinde davalı şirket vasıtalarının yolcu indirip bindirdikleri tespitinin mevcut olduğunu, davalı firmanın itirazında; mahkeme tespitini, davanın açıldığı tarih öncesi 2011 yılı tarihini taşıdığı iddiasının olayın varitliğini önlemeye yetmediğini, dava konusu eylemi ve mahkeme bilirkişi tespitini doğrular nitelikte olduğunu, davalı şirketin bu eyleminin Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet fiili anlamı taşıdığını, ihale ile alınan hatta ait hazırlanan sözleşme ile İl Trafik Komisyonu Başkanlığı'nın kararlarına açıkça aykırılık taşıdığı için haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varıldığını, Türk Ticaret Kanunu madde 55 (1) (e) uyarınca  \"iş şartlarına uymamak” kapsamında olayın yorumlanmasının doğru olacağını, davalı şirketin eyleminin haksız rekabet teşkil eden eylem olarak görülmesinin icap ettiğini, Kozlu Belediyesi ile davalı şirket arasında imzalanmış bulunan 06.10.2009 tarihli 10 yıl süreli Özel Halk Otobüsü Güzergâh kiralama sözleşmesi gereği Zonguldak belediye sınırları içindeki çalışımının; davacı firmanın Zonguldak Belediyesi ile 23.10.2012 tarihinde Kent içi Toplu Taşımacılık Faaliyetine ilişkin Hatların Kiralanmasına Dair Sözleşme ve Zonguldak Valiliği İl Trafik Başkanlığı'nın 27.11.2012 tarih ve - 2012/84 sayılı kararı ile değiştirilmiş olduğunu, İl Trafik komisyonunun önceki kararının yeni duruma göre revize edildiğini, ilgili firmalar nezdinde bunun kabulü ve uygun hareket etmesi gereğinin hasıl olduğunu, yeni duruma riayetsizliğin, müeyyide ve cezai sorumlulukları olan bir işlem olduğunun çok açık olduğunu, Kozlu dolmuş durağına ait araçların Zonguldak-Kozlu “GİDİŞ” güzergahında Zonguldak Belediye sınırları içinde yolcu indiremez bindirebilir; Kozlu-Zonguldak “DÖNÜŞ” güzergahında Zonguldak Belediye sınırları içinde yolcu indirebilir ancak bindiremez şeklindeki İl Trafik Komisyonu kararının ihlal edilerek haksız rekabet yaratıldığı sonucuna varıldığı, mali yönden huzurdaki davada, denetime elverişli ve bilimsel veriler ile kanaate varılabilmesi için, her ne kadar davacı şirket dava dilekçesinde günlük 7.000,00 TL maddi zararının bulunduğunu beyan etmiş ise de, davacının Zonguldak özel halk otobüsleri ihalesini 23.10.2012 tarihli sözleşme ile 2 yıl münhasır yolcu taşıma hakkını elde ettiği beyan edildiğinden, hem davacının hem de davalının 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiği, ayrıca davacı ve davalının 2012, 2013 ve 2014 yıllarındaki yolcu taşımaları ile ilgili Zonguldak ve Kozlu belediyelerinden, bu yıllarda (ay)  ne kadar yolcu taşındığının istatistiksel belgelerinin kaşe ve imzalı olarak dosyaya ibraz edilmesi gerektiği, bu belgeler geldikten sonra huzurdaki dava hakkında mali yönden inceleme yapılabilecek olduğu, tazminat tutarı hesaplanacak olmakla birlikte, bu konuda takdir ve yorumun mahkemenin olduğu, “İl Trafik Komisyonu tarafından, davacının taşıma yapacağı belirlenen güzergahta, davalının yolcu indirip bindirme hakkı olmamasına rağmen, yolcu alması halinin, TK. 57 vd. maddelerine göre haksız rekabettir” (11. HD 10.3.2003 E. 9860 K. 2067) (Eriş, G., Ticari İşletme ve Şirketler, Ankara 2004,110)  davacı ile Zonguldak Belediye Başkanlığı arasındaki sözleşmenin 6. maddesi gereği davacının 18 adet güzergâh bakımından otobüsle toplu taşıma hakkına sahip olduğu, davacının sözleşme gereği sahip olduğu bu hak ve izin neticesinde, 3. kişi tarafından söz konusu güzergâhlarda doğrudan veya dolaylı olarak yapılacak izinsiz toplu taşıma faaliyetlerinin TTK md.55/1 (e) uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği, dosyaya sunulan Zonguldak 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 2011/35 D.iş sayılı dosya keşif tutanağında bir kısım tespitlere yer verilmişse de, tespiti yapılan bu yolcu indirme ve bindirmelerin davacının güzergâhı içerisinde yer alıp almadığı ve Zonguldak İl Trafik Komisyonu 27.11.2012 tarihli kararına aykırılık taşıyıp taşımadığı konusunda uzman değerlendirilmesi yapılması gerektiği, bu şartların gerçekleşmesi halinde somut olayda haksız rekabetin varlığından söz edilebileceği, haksız rekabetin ve zararın tespiti için davacının sözleşme tarihi ve davalı fiilleri tarihinin saptanması gerektiği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazında; önceki iddialarını ve rapordaki tespitleri özetledikten sonra, davalı şirketin iş şartlarına aykırı eylemlerde bulunduğunu, bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirkete verilen izin ve kira hakkının münhasır nitelikte olmaması halinde dahi yine 3.kişiler tarafından bu güzergahta izinsiz taşıma faaliyeti yapılamayacağının belirtildiğini, Zonguldak İl Trafik Komisyonunun 27.11.2012 tarihli kararına ve yönetmeliğine davalının aykırı hareket ettiğinin anlaşıldığını, davalının idari karar ve yönetmeliklere aykırı davranarak müvekkiline zarar verdiğini, doğmuş ve doğan zararın davalı tarafından karşılanması gerektiği belirterek, zararın tespiti için dosyanın mali bilirkişiye gönderilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazında; Zonguldak Valiliği İl Trafik Komisyonunun 27.11.2012 tarih ve 2012/84 sayılı kararı ile Zonguldak Belediye Başkanlığı Denetiminde çalışan Özel Halk Otobüslerinin Güzergah ve çalışmalarını düzenlediğini, bu kararla münhasıran davacının tekeline verilmiş bir taşıma işinden söz edilemeyeceğini, rapordaki yapılan tespitlere itiraz ettiklerini, davacının dayanak yaptığı tespitin 26.10.2011 tarihinde yapıldığını, sözleşme yapılmadığı döneme ilişkin olduğunu, ayrıca davacının iddiasını ve uğradığı zararlarını ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava dışı Kozlu Belediyesi ve Zonguldak Belediyesi Başkanlığına ayrı ayrı müzekkereler yazdırılarak, şirketlerin 2012,2013,2014 yılları için her ay ne kadar yolcu taşıdığının istatistiksel belgelerle birlikte bildirilmesi talep edilmiştir. Davacı vekili 04.04.2016 havale tarihli dilekçesi ile; ilk aşamada Zonguldak şehiriçi yolcu taşımada kullanılan bilet ve yazılım sistemini kullandıkları ve aynı zamanda davalının kullandığı ... AŞ'den ilgili yıllara ait aylık yolcu taşıma istatistiklerin istenmesini talep etmiştir. Mahkemece, 04.04.2016 tarihli celse ara kararı ile ilgili şirkete müzekkere yazılmıştır. Dava dışı Kozlu Belediye Başkanlığı Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü 26.04.2016 tarihli cevabı yazısında davalı şirketin 2012,2013,2014 yıllarına ait yolcu bilgilerinin sistemde olmadığını belirtmiştir. Dava dışı 3.şahıs ... AŞ Şirket vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 22.07.2016 tarihli cevabı yazı ile birlikte 2010 Mayıs ayı ile 2016 Temmuz ayı arasındaki Zonguldak içi yolcu taşıma kayıtları ve sözleşme suretini dosyaya sunduklarını beyan etmişlerdir. Zonguldak Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından 06.06.2016 tarihli cevabı yazı ile; davacı şirketin yolcu taşıma kayıtlarının taraflarınca tutulmadığını, 2012-2013-2014 yıllarına ait ne kadar yolcu taşıdığına ilişkin 26 adet belgenin ilgili şirket beyanları doğrultusunda sunulduğunu ifade ederek ,davacı şirket tarafından düzenlenen taşımaya ilişkin evraklar  dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkeme tarafından bilgi ve belgeler sonrasında bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 03.05.2017 tarihli ek  bilirkişi heyet raporunda; kök raporda mali bilirkişilerince davacı ve davalı defterleri ve yolcu kayıtlarının istendiği ancak mahkeme tarafından henüz defter inceleme kararının verilmiş olmadığı kök rapor sonrasında yalnız davacı yanın kendi beyanına göre oluşturulan yolcu kayıtlarının ibraz edilmiş durumda olduğu, Zonguldak Belediyesi'nden şehir içi yolcu taşıma kayıtları istendiği, Zonguldak Belediyesi tarafından taraflarınca tutanak tutulmadığı, davacı şirketin tarafına sunulan beyanları ibraz edildiği, bu sebeple kök rapordaki görüşte halihazırda bir değişiklik mevcut bulunmadığı, davacının sözleşme gereği sahip olduğu bu hak ve izin neticesinde, 3. kişi tarafından söz konusu güzergâhlarda doğrudan veya dolaylı olarak yapılacak izinsiz toplu taşıma faaliyetlerinin TTK md.55/1 (e) uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği belirtilmiştir. 15.12.2017 tarihli 2.bilirkişi heyet raporunda; kök ve ek raporda gerekli olduğu bildirilen haksız rekabet eylemleri ve zararın tespiti ve miktarı yönünden teknik ve mali tespitlerin yapılabilmesi için gerekli bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasına müteakiben teknik ve mali konuyu değerlendirebilecek bilirkişi uzmanlarının atanması gerektiği belirtilmiştir. Dava dışı 3.şahıs ... AŞ şirket vekili tarafından 12.09.2018 tarihli cevabı yazıda; mahkeme tarafından firmaya gönderilen 02.02.2018, 21.03.2018  ve 10.05.2018 tarihli yazılara cevap verildiği, bu cevaplara rağmen 16.08.2018 tarihli yazı ile 2.kez tekiden cevap verilmesinin istenildiğini, yapılan tespitler sonucunda müvekkili ile davalı arasında anlaşma yapılmış olmasına rağmen 01.09.2015 tarihinde tüm sunucuların devredildiğini, bu süreler içerisinde iki yıllık teknik destek ve sunucu barındırma hizmeti için anlaşıldığını, anlaşmanın sadece uygulama ve veri tabanı güncellemelerini içerdiğini, yedekleme yükümlülüğünün bulunmadığını, veri saklama yükümlülüğü ile maddenin bulunmadığını, müvekkilinin sadece sunucu barındırma hizmetinin söz konusu olduğunu, tüm sunucuların davalı şirkete teslim edildiğini, raporda söz konusu yolcu taşıma bilgilerinin davalı firmanın gelirlerini oluşturması nedeniyle mutlaka belirli aralıklar ile davalı firmanın raporladığından gerekirse raporların birleştirilmesi yöntemiyle raporlanabileceğinden ya da davalı firmanın tutmuş olması halinde sisteme yönetici yetkisi ile uzaktan bağlanarak raporlama yapılabileceğinin bu bilgilerin Asis tarafından sağlanabileceğinin düşüldüğü şeklinde görüş bildirildiğini, müvekkilinin davalı firma ile yapmış olduğu anlaşmalarda sadece sistem oluşturularak ve kullanıcı davalıya teslim edileceğini rapor alma yükümlülüğünün müvekkili firmada olmadığını, Server'in fiziki olarak davalı firmada bulunduğundan dolayı davalı firmanın erişime açmadığı sürede müvekkili firmanın erişme imkanının bulunmadığını, ticari olarak böyle bir hakkının bulunmadığını, izinsiz yapılacak bu işlemin bilişim suçları kapsamına gireceğinin açık olduğunu ancak mahkemece yerinde inceleme yapılarak söz konusu serverlerin incelenebileceği ifade edilmiştir. 19.11.2018 tarihli Bilgisayar Mühendisi bilirkişi raporunda; ... firmasının vekil ve yetkililerinin beyanları, ... tarafından tarafına sunulan sözleşme kopyaları ile sunucu barındırma, işletim sistemi, yazılım ve veritabanı bakım ve teknik destek hizmetlerine benzer hizmetlerin nasıl sağlandığı ile ilgili deneyimleri doğrultusunda; dava konusunun çözümünü sağlayacak olan ve ... sistemi üzerinden yönetilen  uygulama verilerinin ... tarafından yönetilmediği/güncellenmediği, erişilmediği ve yedeklenmediğinin anlaşıldığı, sisteme girilen duraklar; durakların gidiş yönüne göre tarifeleri (tarihlere göre) duraklardan kaç kişinin binerek seyahat ettiği (tarihlere göre) diğer yandan, ...'in beyan ettiği iki sözleşme arasında geçen sürede yazılımın nerede tutulduğu anlaşılmadığı, ..., iki sözleşme dönemi boyunca sunucuların barındırılması ile ilgili hizmetin hangi firma üzerinden alındığını beyan etmediği, ilgili firma ile ... arasındaki anlaşmaya göre ilgili firmanın sunucu yedeklerini alıyor olmasının muhtemel olduğu, ... firmasından ilgili firmanın kimliği ve ... ile aralarındaki sözleşmenin içeriğinin talep edilmesi önerildiği, hizmetlerin sonlandırılması ile birlikte sistemin ... firmasından ...'a gerçekleşen sistem ve veri devrinin ne zaman, hangi sistem üzerinde ve nasıl gerçekteştirildiği loglarının mahkemeye sunulmasının önerildiği, ... ile .... firması arasında imza edilmiş \"... Teknik Destek Sözleşmesi'nde açıkça belirtildiği üzere, ... yazılımının sahibi ... firması olduğu, ... firmasının taşınan yolcu adedi ve yolcuların ödediği bilet ücretleri üzerinden toplamdaki gelirleri oluşluğundan bu verilerin yedeklerinin alınması, önceki yıllara ait raporların tutulmasının muhtemel olduğu, bu verilerin ... firmasından da talep edilmesinin önerildiği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; ara kararı karşılar şekilde incelemenin yapılamadığını, ... firması tarafından talep edilen verilerin Asis içerisinde tutulmadığı ve sunucuların mevcut olmadığı cevabının alındığını, öncelikle gerçekten ... AŞ'ye bu yönde hizmet veren şirket olup olmadığının ve hizmet sözleşmesinin istenmesinin ve verilerin yedeklendiği hususlarının incelenmesi gerektiğini, eksik belgelerin temini ile ek rapor alınmasını talep etmiştir. Dava dışı ... AŞ tarafından, mahkemece yazılan müzekkereye yeniden cevap verilmiştir. 14.06.2019 tarihli cevapta; önceki cevaplarda belirtildiği üzere, anlaşma süresince müvekkili firmanın sadece sunucu barındırma hizmetinin söz konusu olduğunu, tüm sunucuların ... Firmasına teslim edildiğinden rapor alma yükümlülüğünün müvekkilinde olmadığını, anlaşmalarda veri saklama yükümlülüğü ile ilgili bir maddenin bulunmadığını beyan etmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine yeniden ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak dosya içerisine bilgiler celp edildikten sonra bilirkişi raporu alınmıştır. 30.06.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; tarafların 2012-2013-2014 yılları itibarı ile hasılatlarının aynı yönde artış ve azalış gösterdiği, dolayısı ile davacının ciro kaybının davalı lehine artış olarak davalı ticari kayıtlarına yansımadığının gözlemlendiği, ayrıca davalının karlılığının izlenen 2012-2013-2014 yılları boyunca azalış gösterdiği ve davalının 2012 yılında taşıma hizmeti maliyetlerinin 2012 yılı hasılatlarına oranının %109, 2013 yılında %89 ve 2014 yılında %117 olduğu görülmekle, davalının 2013 yılı harici taşıma faaliyetlerinde zarar raporladığının tespit edildiği, dolayısı ile davacının ticari kayıtlarında gözlemlenen; 2013 yılına kıyasen 2014 yılında raporladığı (-)590.855,47 TL ciro kaybının söz konusu yılda davalının lehine ciro artışına kaynak olmadığı, davalı kayıtlarının 2013 yılından 2014 yılına (-)1.091.329,09 TL azalışının gözetildiği, neticeten detayları ile arz edilen sebeplerden ötürü davacının 2012 ve 2014 yılları gerçekleşen zararlarının salt yolcu sayısındaki azalışa ve/veya diğer bir ifade ile hasılat kaybına bağlanmasının bu aşamada mümkün olmadığı, davalının, herhangi bir bedel ödemeden, davacının ihaleyle kiralamış olduğu duraklardan yolcu almasının, haksız rekabet halleri arasında sayılan “iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir  uymamak halini meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarını oluşturduğu, haksız rekabetin meni gerektiği, TTK.m. 56/1-e hükmü uyarınca, maddi tazminat olarak, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verilebileceği, ancak davalının haksız rekabeti nedeniyle elde etmiş olduğu gelirin tespit edilemediği, bu durumda TBK. m. 50 hükmü uyarınca yine de mahkemece uğranılan diğer zararlarla ilgili olarak maddi bir tazminat tayin edilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece, davalının  zamanaşımı ve yetki itirazı 11.05.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında reddedilmiştir. Yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ise mahkeme tarafından davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. TTK'nın 60.maddesinde; zamanaşımı başlığı ile \" (1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.\" düzenlemesi mevcuttur. Dava konusu olayda davalının eyleminin TTK 55/1-e maddesinde düzenlenen iş şartlarına uymamak, özellikle kanun veya sözleşme ile rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanların dürüstlüğe aykırı davranmış olacağı belirtilmiştir. TTK 60.maddesi gereğince söz konusu eylem 5237 sayılı TCK'nın 66.maddesinde düzenlenen zamanaşımı düzenlemesi kapsamında  \"(e) bendi gereğince Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer.\" hükmü dikkate alındığında ve özellikle de haksız eylemin dava tarihi itibariyle devam etmesi nedeniyle davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.  TTK'nın 60. maddesine göre bu tür davalarda zamanaşımı süresi bir veya üç yıldır. Ancak yukarıda belirtildiği üzere haksız rekabet aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden TBK'nın 72. maddesinde düzenlenen zamanşımına ilişkin hükümler ile eylemin suç teşkil etmesi hâlinde TTK'nın 62. maddesindeki düzenlemenin de dikkate alınması gerekecektir. TTK'nın 54. maddesinde, haksız rekabet üst başlığı altında amaç ve ilkeler düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak ifade edilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ticari uygulamalar başlığı altında 55/1 fıkrada, hangi hâllerin haksız rekabet halleri içerisinde yer aldığı belirtilmek üzere (55/1-e) bendinde, iş şartlarına uymamak, özellikle kanun veya sözleşme ile rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarını uymayanların dürüstlüğe aykırı davranmış olacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, davalı  Özel Halk Otobüsü işleticisi tarafından davacı şirketin dava dışı belediye başkanlığı ile yapmış olduğu kent içi toplu taşımacılık faaliyetine ilişkin hatların kiralanmasına dair sözleşme ve Zonguldak Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığının 27.11.2012 tarihli kararına aykırı olarak davacının taşıma yapacağı belirlenen güzergahta yolcu indirip bindirdiği tespit edilmiştir. Şu halde mahkemenin, TTK'nın 55/1-e maddesi uyarınca davalının izinsiz toplu taşıma faaliyetinden dolayı haksız rekabet yapmış olduğuna dair kabulü ve buna ilişkin tespitinin usul ve yasaya uygun olduğunun kabulü gerekmiştir. Davalı vekilinin buna dair aksine iddialarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL maddi tazminat talep etmiştir. Davacının tazminat talebi,  müvekkili şirketin uğramış olduğu zarara ilişkindir. Davacı, dava dilekçesi sonunda ve konu başlığında kabul edilecek tazminata faiz işletilmesine dair herhangi bir talepte bulunmamıştır. HMK'nın 26. maddesi gereğince hâkimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olması hükmü gözetildiğinde mahkeme tarafından kabul edilen tazminat alacağı yönünden faize karar verilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davacı vekilinin aksine iddiaları yerinde kabul edilmemiştir. Davacının davasını ıslah ettiğine dair herhangi bir dilekçeye dosya içerisinde rastlanılmamıştır. Mahkeme, TBK'nın 50. maddesini dikkate alarak  dava dilekçesindeki 5.000,00 TL tutarındaki talebin kabulüne karar verilmiştir. Dosyada  yapılan tüm inceleme ve araştırmalar neticesinde ve özellikle hükme esas alınan 30.06.2021 tarihli tarafların ticari defter ve kayıtlarını da inceleyen bilirkişi heyet raporunda, tarafların 2012-2013,2014 yılları itibariyle hasılatlarının aynı yönde artış ve azalış gösterdiği, davacının ciro kaybının davalı lehine artış olarak ticari kayıtlara yansımadığı belirtilmiştir. Ayrıca davacının 2012 ve 2014 yıllarında gerçekleşen zararının salt yolcu sayısındaki  azalışa ve/veya diğer bir ifade ile hasılat kaybına bağlanmasının o aşamada mümkün olmayacağı ifade edilmiştir. Davalının, davacının ihale ile kiralamış olduğu duraklardan yolcu alması neticesinde davacının zarara uğrayacağı kaçınılmazdır. Ancak tüm yapılan inceleme ve araştırmalara ve özellikle ticari defter ve kayıtlara göre zarar belirlenememektedir. Bu durumda bilirkişi raporunda belirtildiği üzere TBK'nın 50.maddesi gereğince mahkeme tarafından davacının talep ettiği miktarın kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nın 50/2. maddede, uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilmemesi durumunda hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Taraf vekillerince her ne kadar mahallinde keşfen inceleme yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de olayın gerçekleşme şekli ile aradan geçen zaman ve diğer hususlar dikkate alındığında keşfen incelemede hukuki bir yararın olmayacağı, dava konusu uyuşmazlık kapsamında dosyaya herhangi bir katkısının bulunmayacağı sonucuna varıldığında taraf vekillerinin aksine istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin davalı tarafın bilgi ve belgeleri ibraz etmediği iddiası ise hukuki uyuşmazlıklarda, iddiasını ispat etme külfeti bu iddiayı ileri süren davacı tarafta olacağından buna ilişkin aksine iddia ve istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 256,16 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,6-Karar kesinleştikten sonra, dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve temyizi kabil olarak karar verildi. 19.06.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3af459cb23b7ca2c","SID":"2655918f35340f5f"}}