{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/60 <br>KARAR NO:2025/910<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:09/07/2021<br>NUMARASI:2019/305 Esas -  2021/542 Karar<br>DAVA:Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/06/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13.05.2014 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden 37.000,00 TL kredi çekilerek ... plaka no.lu araç alındığını, borcun ödenmemesi nedeniyle İstanbul Anadolu 14. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yolu ile takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, akabinde 08.10.2015 tarihinde ... (...) araç üzerine haciz konulduğunu ve İzmir ... İcra Dairesi'nin... Talimat sayılı dosyası ile aracın 04.12.2015 tarihinde 28.100,00 TL bedelle alacağa mahsuben satıldığını, 06.10.2015 tarihinde ... sorgusuna müteakip müvekkilinin emekli maaşına da haciz konulduğunu, hesap hareketlerinden de görüleceği üzere bazı kesintiler yapıldığını, yapılan müzakereler sununda muvafakatname adı altında haciz baskısı altında taahhütname imzalatıldığını, bunun geçersiz olduğunu, kesintilerin muvafakat olmadan gerçekleştiğini, baskı altında imzalanan muvafakatnamenin 7. maddesinde haciz uygulanacağının kabul edildiğini, bunun son içtihatlara göre geçersiz olduğunu, muvafakatnamenin 8. maddesinin koşula bağlı olduğunu, bu nedenle hesaba haciz uygulanamayacağını iddia ve beyan ederek 13.05.2014 tarihli ...'ne istinaden 28.02.2017 tarihine kadar müvekkilinin emekli maaş hesabından kendisinin rızası olmadan haksız kesintilerin, haciz baskısı altında imzalanan muvafakatnamenin 8. maddesinin kesin hükümsüzlüğüne karar verilerek bu muvafakata bağlı olarak 28.02.2017 tarihinden sonra mevduat hesabına uygulanan yasal en yüksek değişken faiz işletilerek davalı bankadan tahsili ile müvekkile iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan ... kapsamında davacının borçlu olduğunu, kredilerin kat edildiğini ve ... sayılı dosya ile takibe geçildiğini, takip nedeniyle maaş hesabına herhangi bir haciz işlemi uygulanmadığını, davacının imzaladığı Muvafakatname, Taahhütname, Virman, Takas ve Mahsup Talimatı ile bu taahhütnamenin 2. ve 3. maddesine göre davacının kredi borçlarına karşılık kesintiler yapıldığı, 5510 sayılı kanunun 93. maddesi kapsamında emekli maaşından kesinti yapılabileceğinin hükme bağlandığını iddia ve beyan ederek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava, kredi sözleşmesine istinaden emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında kredi sözleşmesinin kurulduğu konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesi talebinin yerinde olup olmadığı, yapıldığı ileri sürülen kesintilerin icraen haciz işlemi sonucunda ya da genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi borcuna istinaden yapılıp yapılmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan tespit ve değerlendirmeler bakımından somut olaya uygun bulunan bilirkişi raporunda;  taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davacı tarafa davalı banka tarafından araç kredisi dahil olmak üzere ticari nitelikli krediler kullandırıldığı, kullanılan bir araç kredisi için \"Taşıt Aracı Rehin Sözleşmesi\" ve konu edilen 28.02.2017 tarihli  \"Muvafakatname, Taahhütname, Virman, Takas ve Mahsup Talimatı\" başlıklı davalı bankaya hitaben bir belgenin davalı tarafından imzalandığı,  araç kredisi taksitlerinin zamanında ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin 2015/19603 Esas sayılı dosyası üzerinden \"taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile\" 02.10.2015 tarihinde davalı alacaklı ...bank A.Ş. tarafından davacı borçlu ... hakkında takip başlatıldığı, 04.12.2015 tarihli ilk satışta rehinli aracın 28.100,00 TL bedelle borca mahsuben satışı yapıldığı ve kalan alacağın aciz belgesine bağlandığı, bu süreçte davalı bankaca davacı ....'in emekli maaşına haciz talebine rastlanılmadığı gibi herhangi bir haciz işlemi uygulandığına ilişkin bir belgeye rastlanılmadığı, dosyada mevcut ...'nın yazısından da bu durumun teyit edildiği, başka bir deyişle bu kurum tarafından davacının emekli maaş hesabına herhangi bir haciz talebi olmadığı ve uygulanmadığının bildirildiği, hal böyle iken taraflarca sunulu maaş hesabı ekstresinden emekli maaşından 25.12.2015 tarihinden 25.06.2020 tarihine kadar %25 tutarında kesinti yapılarak davacının takip borcuna mahsup edildiğinin görüldüğü, yaklaşık beş yıl bu kesintinin yapıla geldiği ve davacının bu konuda herhangi bir itirazına rastlanılmadığı gibi, emekli maaşı hesabının bir başka bankaya naklinin dahi yapılmadığı, bu haliyle zımni muvafakatinin olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. 5510 sayılı Yasanın 93.maddesine değişiklik getiren ve 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Yasanın 32/2-b maddesi gereği, \"Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.\" Bu hüküm İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28.02.2009 tarihi ve sonrasında artık borçlunun 5510 sayılı Yasanın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati geçerli olacaktır. Bahsedilen yasal düzenlemelerin, haciz, icra takibi olmadan temlik ve taahhütnamelere göre emekli maaşı hesabından kredi kartı ödemeleri yapılmasına ilişkin durumlarda da kıyasen uygulanması gerekeceği, 28.02.2009 tarihinden sonraki yasal düzenleme ile emeklinin muvafakati ile emekli maaşı hesabından kesintinin mümkün bulunduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 19 HD nin  2017/2293 esas -2019/834 karar sayılı 13.2.2019 tarihli emsal ilamı) Davacının 28.02.2017 tarihli muvafakatname ve virman talimatı ile  kredi sözleşmesi nedeniyle  davalı bankaya ... dan olan alacakları için mahsup yetkisi verdiği anlaşılmakla bankanın yaptığı  işlemin 5510 sayılı yasanın 93/1 maddesine aykırı olmadığı, davacının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan sözleşme hükümlerine göre davalı bankaya hesaptan tahsilat yetkisi vermesi nedeni ile bankanın bu yetkiye dayanarak yapmış olduğu kesintilerin yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında yapılan 13.05.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davacı adına 37.000,00 TL kredi çekilmiş ve bu kredi ile 3... plaka sayılı araç alındığını, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle davacı aleyhine  icra takibi başlatıldığını, davacının emekli maaşına haciz konulduğunu, davacının hiçbir izni ve bilgisi olmadan emekli maaşından kesinti yapıldığını, 28.02.2017 tarihinde banka yetkilileri ile davacının yapmış olduğu müzakereler sonunda davacıya muvafakatname adı altında taahhütname imzalatıldığını, 8 maddelik muvafakatnamenin haciz baskısı altında imzalandığını ve geçersiz olduğunu, belirtilen tarihler arasında gerçekleştirilen kesintinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ve iadesi gerektiğini, davacı tarafından haciz baskısı altında imzalanmış muvafakatnamenin 7.maddesinde ...’ dan alınan gelir ve aylıkların tamamı üzerinde haciz uygulanacağını kabul ettiğini,  davacının başkaca bir geliri bulunmadığını, maaşının tamamına haciz konulmasını kabul etmesinin hayatın olağan akışana aykırı olduğunu, geçimini maaşı olmadan sağlayamayacak olan davacının ilgili muvafakatnameyi haciz baskısı altında imzalamış olduğunun açıkça anlaşılabilir olduğunu beyanla,  ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davacının emekli maaşı hesabından kendisinin rızası olmaksızın haksız şekilde yapılan kesintiler ile hukuka aykırı olarak haciz baskısı altında imzalatılmış olan muvafakatnamenin haksız şart oluşturan 8. Maddesinin kesin hükümsüzlüğüne karar verilerek bu muvafakata bağlı olarak 28.02.2017 tarihinden sonra yapılan kesintilerin mevduat hesaplarına uygulanan yasal en yüksek değişken faizin de işletilerek davalı bankadan tahsili ile davacıya iadesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; davacının davalı bankadan kullandığı  ticari kredi borcunun  ödenmemesi nedeniyle, davacının ... dan almakta olduğu emekli maaş hesabından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davacının emekli maaşından yapılan bloke/kesinti/takas/virman işleminin hukuka uygun olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında düzenlenen ticari kredi sözleşmesinin tümü taraflarca dosyaya ibraz edilmemiş olmakla sözleşmenin kurulması aşamasında davalı bankaya verilmiş   bloke/kesinti/takas/virman yetkisinin bulunup bulunmadığı belirlenmemekle birlikte 28/02/2017 tarihinde düzenlenen \"muvafaktname, taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı\" ile  davalı banka nezdinde bulunan emekli maaşının yatırıldığı hesaba ilişkin  mahsup - takas, virman yapılması hususunda davalı bankaya yazılı yetki ve muvafakat verildiği görülmektedir. Borçlu iktisadi ve sosyal açıdan varlığını sürdürebilmek için şahsi emeğini ortaya koyarak bir gelir elde etmişse bunun üzerine borcun tamamı kadar haciz koymak 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesindeki “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” düzenlemesine aykırılık teşkil edecektir (Yavaş, M., Maaş ve Ücret Haczi, TBB Dergisi, Sayı 84, 2009, s.94).Nitekim 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 83. Maddesi; “Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilâma müstenid olmayan nafakalar, tekaüd maaşları, sigortalar veya tekaüd sandıkları tarafından tahsis edilen iradlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Aynı yasanın 83/a maddesi;   82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.” hükmünü içermektedir.Buna göre maaş veya ücretten borçlunun ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan miktar icra müdürü tarafından takdir ve tespit edilerek dörtte birinden daha az olmamak kaydıyla kalanı haczedilebilir. Geçim için zorunlu ücret miktarı borçlunun ve ailesinin sosyal, sağlık ve tahsil durumları gibi hâller gözetilerek belirlenmelidir.Borcun ifa edilerek alacaklının tatmini asıl olduğundan, borçlu, malvarlığında ücret olarak yer alan meblağın kanun koyucunun yukarıdaki madde hükmüyle öngördüğünden daha fazlasını kullanarak da borcunu ödemeyi tercih edebilir. Ancak bu hâlde haczedilemezlikten feragate ilişkin önceden yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğuna ilişkin 83/a maddesi düzenlemesi gözden kaçırılmamalıdır. Önceden feragatin geçersizliğinin nedeni, borçlunun hacizden önceki bir dönemde böyle bir anlaşmanın sonuçlarını ve hacze gelindiğinde kendisine yükleyeceği yükün ağırlığını tahmin edemeyeceğinin varsayılmasıdır. Bu hâlde, borçluyu bizzat kendisine karşı koruma gereği vardır (Kılıçoğlu, E.: İcra Sözleşmeleri, İstanbul 2005, s. 130- atıf yapan; Yavaş; s.106). Ancak haciz veya daha sonraki bir aşamada borçlunun maaş veya ücretinin tamamının haczine olanak sağlayan bir irade açıklamasında bulunulması mümkündür. Ayrıca 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93'üncü maddesi “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez.” hükmünü haiz olup, madde hükmü ile emekli maaşlarının devir ve temliki yasaklanmıştır. Bu durumda, emekli maaşı alan sigortalılar tarafından yapılacak olan herhangi bir muvafakat işleminin kanunun emredici hükmü karşısında geçerliliği bulunmamaktadır.Davacının 28/07/2017 tarihli  \"muvafakatname, taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı\" hükümleri irdelendiğinde az yukarıda değinildiği gibi davalı bankaya her türlü hesap üzerinde takas, mahsup, rehin ve hapis hakkının verildiği görülmektedir.Yargıtay 11. HD nin  11/02/2022 tarih ve 2021/5964 E. 2022/1022 K. gerekse YHGK'nun 10.02.2022 tarih ve 2019/11-565 E. 2022/108 K., 24.06.2021 tarih ve 2017/(13)3-1980 E. 2021/829 K. Sayılı Emsal kararlarında; sözleşmelerin imzalanması sırasında davalı bankaya, anılan sözleşmelerden doğan mevcut ve müstakbel borçların teminatı olarak davacının banka nezdindeki maaş hesaplarından bloke, rehin, hapis, virman ve mahsup işlemleri suretiyle alacağını tahsil yetkisini veren sözleşme hükümleri, İİK’nın 83/a maddesi gereğince geçerli olmadığı görüşü bildirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta ise  temerrüde düşen borçlu davacının, davalı nezdindeki maaş hesapları yönünden, hakkında kullanmış olduğu araç kredisinin ödenmemiş olması nedeniyle başlatılan rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipten sonra verdiği haczedilemezlikten feragat anlamını taşımakla,  Kanun’un 83/a maddesine aykırılık bulunmamaktadır.Davacının takibin kesinleşmesinden sora  emekli maaşından virman, mahsup yoluyla borç hesabına para aktarılması yönünde  talimatın bulunduğu çekişmesizdir. Ancak davacının talebi kesintinin başladığı 06/12/2015 ile muvafakatın verildiği 28/02/2017 tarihleri arasındaki bölümün mevzuata aykırılığı, bu tarihten sonraki bölümün ise verilen muvafakın 8. Maddesinin haksız şart oluşturduğu gerekçesiyle iadesi talebine ilişkindir.6502 sayılı Tüketici kanunun 5. Maddesi ile Haksız şart olarak yapılan düzenlemenin 6098 sayılı Türk borçlar kanununda Genel işlem koşulu adıyla paralel bir düzenleme bulunmaktadır. Eldeki uyuşmazlıkta davacı tacir, bankacılık işlemi ticari iş olup değerlendirme  TBK hükümlerince yapılması gerekmektedir. Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenip imzalanan 28/07/2017 tarihli  \"muvafakatname, taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı\" belgesinin taraflar arasında spesifik şartlara  ve koşullara göre oluşturulmuş olaya özgü bir taahhütname olduğu, davalı tarafça düzenlenip  birden çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla düzenlenmiş bir hüküm içermediği anlaşılmakla haksız şart olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda davalı bankanın muvafakat tarihinden sonra davacının emekli maaşında %25 oranında yaptığı/takas/mahsup/kesinti/virman işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kesintinin başlangıç tarihi ile muvafakat  tarihi arasındaki dönem için ise; Borcun ifa edilerek alacaklının tatmini asıldır. Borcun ödenmemesi/taksitlerin ödenmemesi sonucu davalı Banka tarafından... sayılı dosyası ile  02.10.2015 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, rehinli aracın  04.12.2015 tarihinde  28.100,00 TL bedelle alacağa mahsuben satın alındığı ve borca mahsup edildiği, kalan alacağın 25.719,66 TL aciz belgesine bağlandığı, bu süreçte takip nedeniyle emekli maaşı üzerinde hacze dair bir işlem yapıldığına ilişkin takip dosyalarında bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, ... nun 08.01.2019 tarihli yazısının da bu durumu teyit eder nitelikte olduğu,  emekli maaşından 25.12.2015 tarihinden 25.06.2020 tarihine kadar %25 tutarında kesinti yapılarak davacının takip borcuna mahsup edildiği, beş yıl bu kesintinin yapıla geldiği ve davacının bu konuda herhangi bir itirazına rastlanılmadığı gibi, emekli maaşı hesabının bir başka bankaya naklinin dahi yapılmadığı, ayrıca  28.02.2017 tarihli muvafakatname ve virman talimatı ile  kredi sözleşmesi nedeniyle  davalı bankaya ... dan olan alacakları için mahsup yetkisi verdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde  28/12/2017 tarihi öncesi içinde  bu haliyle zımni muvafakatinin bulunduğu sonucuna ulaşılmakla davanın reddine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c15011c0cd9f243c","SID":"dd42779de0e65029"}}