{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:30/06/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:23/03/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:30/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili hakkında Antalya 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, dava tarihi itibariyle takipteki toplam borç miktarının 78.747,18 TL olduğunu, davalının fahiş faiz talep ettiğini, davalının kanunlara ve TCMB tebliğlerine aykırı faiz işlettiğini beyan ederek, müvekkili hakkında haksız işletilen akdi ve temerrüt faizlerinin hesaplanarak dava tarihi itibariyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davanın belirsiz olarak açılamayacağını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...davacı vekili dava dilekçesinde hangi oranda faiz işletildiğini, hangi oranda faiz işletilmesi gerektiğini açık bir şekilde belirtip buna göre talep sonucunu açıklaması gerekirken, davacının bu hususlara dava dilekçesinde riayet etmediği, ayrıca menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı kuralı bulunmaktayken (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2011/7957 Esas sayılı ilamı), davacının bu hususa da riayet etmediği görülmekle, Mahkememizin 22/12/2021 tarihli ve 3 nolu ara kararı ile davacıya bu hususlarda açıklama yapıp, dava dilekçesini somutlaştırması için kesin süre verilmesine rağmen davacının bu hususları yerine getirmediğinin anlaşıldığı\" gerekçesiyle davanın HMK'nın 119. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takipten sonraki işletilen faizleri müvekkilinin hesaplayamayacağının açık olduğunu, TCMB tebliğlerine aykırı faiz işletildiğini, müvekkilinin işletilen faizlere ilişkin kesin bir hesap yapamayacağından, takip tarihinden sonra işletilen faizlere ilişkin kısmi menfi tespit davası açabileceği açıkken mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, dava miktarını netleştirmek için taraflarına süre verildiğini, verilen süre içerisinde Yargıtay kararı dayanak gösterilerek kısmi menfi tespit davası açılabileceğinden, dava değerini netleştirmediklerini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, takip konusu işlemiş faizden kaynaklı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı dava dilekçesinde, takip dosyasında alacaklı banka tarafından istenen faiz oranlarının sözleşme ve mevzuata aykırı olduğunu iddia ederek, bilirkişi incelemesi ile olması gereken faiz oranları üzerinden yapılacak hesaplama sonucu istenebilecek faiz alacağına göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihi itibariyle işlemiş faiz alacağından şimdilik 5.000,00 TL kadar borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz (HMK m.24/2).<br>Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir. <br>Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (mesela, ödünç veya satış sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu (aynı hukuki ilişkiden doğan) alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez.<br>Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini açıkça bildirmelidir (HMK m.119, 1/ğ). Aksi halde, yani davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava, kısmi dava değil tam dava sayılır.<br>Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir.<br>Şu halde, alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının şimdilik belli bir kısmını dava konusu yapabilir. Ancak, alacaklının böyle bir kısmi dava açmada korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararının bulunması gerekir.<br>Kısmi davanın açılması mümkün olan hallerde davacının, yargılama giderlerinden tasarruf etmek için, kısmi dava açmasında korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararı vardır. Buna karşılık, bir alacağın (keyfen) küçük parçalara bölünerek, her parça için ayrı ayrı dava açılmasında, korunmaya değer bir hukuki yarar yoktur.<br>Davacının, alacağını küçük parçalara bölerek her parça için ayrı kısmi dava açmasında korunmaya değer bir hukuki yararı olmadığı gibi, böyle bir davranışı hakkın kötüye kullanılması olarak da nitelendirilebilir (TMK.m.2). Bu nedenle, bu şekildeki kısmi davaların, esasına girilmeden, caiz (mesmu) olmadıklarından dolayı reddi gerekir (Prof. Dr. B. Kuru Medeni Usul Hukuku 23. Baskı Ank. 2012, sh. 277-278).<br>Dava konusu olayda, mahkemece; menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, davacının hangi oranda faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, talep sonucunu tam olarak açıklaması gerekirken, bunu yapmadığı gerekçesine dayanılmış ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, işlemiş faiz alacağının miktarı ihtilaflı olup, davacının bedelin fazla hesaplandığını iddia ederek dava tarihi itibariyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL üzerinden davasını ikame ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla talep konusunun miktarı belirli olmayıp taraflar arasında tartışmalıdır. Banka alacaklarında uygulanacak faiz oranlarının tespiti ve dava tarihi itibariyle olması gereken banka alacağının hesabı, teknik bilgi ve uzmanlığı gerektirmekte ve yerine göre banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla teknik bilgi ve uzmanlığı gerektiren bir konuda, davacının, dava açarken tam olarak ne tutarda borçlu olmadığını bilebilecek durumu olmadığından, istenebilecek faiz oranına göre alacak miktarı kesin olarak belirlendiğinde ıslah yoluyla dava değerini artırmak suretiyle kısmi dava açmasında hukuki yararı da bulunmaktadır. <br>Hal böyle olunca, mahkemece işin esasına girilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe73f94e930b1b92","SID":"d47c3b1bc1fcecf0"}}