{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:23/06/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:16/12/2021<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:23/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin ... Bölgesi'nde sera malzemeleri ve plastik ürünleri üzerine toptan ve perakende satış yapan bir firma olduğunu, davalı şirkete muhtelif ebat ve markalarda ticari emtia tedarikiyle teslim ve satışı yapıldığını, 23/09/2019 tarihinden başlamak üzere 04/10/2019, 07/11/2019 ve 31/12/2019 tarihlerinde kesilen faturalar toplamı nedeni ile müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, davalının davaya konu faturalar, sevk irsaliyeleri, teslim tutanakları ve taraflar arasında mutabık kalınan cari hesap ekstrelerine istinaden borcunu ödememesi nedeni ile alacağın tahsili için Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu beyan ederek, davalının takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Davalı asil 29/01/2021 tarihli talimat mahkemesine sunmuş olduğu dilekçesinde, davacının defterlerinde alacaklı göründüğünü kabul etmiş, ancak bunun sebebinin mal faturaları değil davacının kendiliğinden tahakkuk ettirdiği faize ilişkin faturalar olduğunu beyan etmiş ve açıkça \"cari hesapta mal dışında yer alan diğer faturalara itiraz ettiğini\" beyan etmiştir. Davacının defterleri yönünden aldırılan bilirkişi raporunda; bilirkişi defterler arasındaki farkın bir kısım faturaların küsuratlarının farklı girilmesi, 56.425,92 TL iade faturasının gerek davalı, gerekse davalı ticari defterlerinde bulunmamasına rağmen cari hesaba davalı yanca eklenmesi, yine davalı defterlerinde bulunan ancak davacı defterlerinde bulunmayan 354,00 TL nakliye faturası ve davacıda bulunup davalıda olmayan 206,00 TL'lik vade farkı faturasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Küsuratlar yönünden faturalardaki tutarlarla örtüştüğü anlaşılan davacı kayıtlarına itibar edilmiştir. İade faturası ve nakliye faturası yönünden yapılan değerlendirmede; iade faturasının davalı defterlerinde dahi olmadığı, davacıya gönderilip gönderilmediğinin anlaşılamadığı ve defterde bulunmadığı sabittir. İade faturasına konu iadeyi ve malların iadesini, bu faturaları defterine kaydeden davalı ispat yükü altındadır. Davacının usulüne uygun defter kayıtlarına iade faturası işlenmediğinden, davalı aleyhine delil mahiyetinde olan kayıtlara göre bu fatura davacıya tebliğ edildiği ve davacıya fiilen iade edilen bir mal olup olmadığı davalı tarafça ispatlanmalıdır. Davalı yanca bu savunmayı ispata elverişli delil sunulmadığından iade faturası savunmasına itibar edilmemiştir. Aynı gerekçelerle nakliye bedeli yönünden davacının defterlerinde kayıtlı olmaması nedeni ile bu tutarın da cari hesapta nazara alınmaması gerekir. Vade farkı yönünden tarafların arasındaki sözleşmede vade farkına yönelik hüküm bulunmadığı, aleyhine delil teşkil eder şekilde davacının kayıtlarında yer alan, ancak davalının kayıtlarında yer almayan vade farkı faturası yönünden de davacının alacağını ispatlayamadığı kabul edilerek, fatura alacağı yönünden İİK 67 koşulları oluşmuş ve alacak likit olmakla %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak yönünden yapmış olduğu itirazın, 77.943,53 TL yönünden iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren hükmolunan asıl alacağa yıllık %13,75'i geçmemek kaydıyla değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, hükmolunan alacağın (77.943,53 TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar  verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar gerekçeli kararda 84.415,42 TL üzerinden takibe geçildiğinden hareketle kısmen reddedilen miktar 6.471,89 TL olarak değerlendirilip, davalı taraf vekiline 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, dava değeri olarak asıl alacak ve faiz toplamı olan takip çıkışı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesinde açıkça görüleceği üzere dava değerinin 78.150,03 TL olarak belirlendiğini ve takip öncesi işlemiş faizin davada istenmediğini, bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilen 77.943,53 TL'nin, dava değerinden çıkarılması halinde kalan miktarın 206,50 TL olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin kabul ya da reddedilen miktarı geçemeyeceğini, davalı vekiline 206,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda inceleme yapılırken sadece müvekkilinin yasal defterleri ile ilgili inceleme yapıldığını, davacı tarafın ticari defterleri ile ilgili herhangi bir inceleme yapılmadığını, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadan, sadece bildirdiği e-faturalara bakılarak hazırlanan bilirkişi raporunun eksik incelemeler içerdiğini, müvekkilinin, davacı tarafa 56.425,92 TL değerinde iade faturası kestiğini, bu faturanın maliyeye bildirilmiş e-fatura olduğunu, faturanın sahip olması gereken asgari unsurları taşıdığını, yasal süresi içerisinde iade işlemi yapılmayarak içeriğinin kabul edildiğini, bu sebeple davacı tarafın tüm iddialarını kabul etmemekle beraber her halükarda davacı tarafın, müvekkilinin borcu olarak iddia ettiği tutardan iade faturasındaki bedel düşülerek hesaplama yapılmış halinin kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafın defterlerine alacak olarak yazdığı vade farkına ilişkin alacağını da yazılı sözleşme ile açıklaması gerektiğini, zaten vade farkı tutarları ortadan kalktığında ve iade faturası kabul edildiğinde cari hesapta davacının bir alacağının bulunmadığını, mahkemece tarafların işlenmiş defterleri üzerinde yeniden bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, icra takibine yaptıkları yetki itirazı hakkında bir karar verilmeden esasa ilişkin hüküm kurulmasının doğru olmadığını, işbu takipteki alacağın müvekkili açısından yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesini doğru bulmadıklarını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, ticari satımda düzenlenen faturalar ve açık hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amaçlı başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Davacının istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; istinafa konu kararda davacı tarafından talep edilen miktar 78.150,03 TL, mahkemece kabul edilen miktar 77.943,53 TL, reddedilen miktar ise 206,50 TL'dir. Davacı reddedilen miktar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>02 Aralık 2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasa'nın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için 28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL'dir.<br>İstinafa konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra 16/12/2021 tarihinde verildiğinden gerek dava tarihi olan 17/07/2020, gerekse karar tarihi olan 16/12/2021 tarihinde miktar itibariyle kesin niteliktedir. <br>İstinaf başvurusunun kesin nitelikte bir karara yönelik olup olmadığını denetleme görevi öncelikli olarak ilk derece mahkemesine aittir. Ancak ilk derece mahkemelerinin bu hususu gözetmeden dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermesi halinde, bölge adliye mahkemesi tarafından ne şekilde bir karar verileceği 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde gösterilmemiş, sadece gerekli kararın verileceği ifade edilmiştir.<br>Bu konuda Kanun'da bir açıklık bulunmamakla birlikte 01/06/1990 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu tür olaylarda kıyasen uygulanması mümkündür. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı, ilk derece mahkemelerinden verilen bir kararın kesin nitelikte olmasına rağmen temyiz edilmesi ve ilk derece mahkemesi tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi halinde Yargıtay'ın, ilk derece mahkemesine bu konuda geri çevirme kararı verilmeksizin, temyiz talebinin reddine karar vermesinin mümkün olduğu yönündedir.<br>İlk derece mahkemesince Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 8/11. maddesi gereğince kanun yolu formu hazırlanmak suretiyle istinaf dilekçesiyle birlikte dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi halinde, ilk derece mahkemesinin istinaf kanun yoluna başvurulan kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşarak dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermiş olduğunu kabul etmek gerekir. Zira ilk derece mahkemesince kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşılması halinde ayrı bir karar yazılmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaştığı kabul edilerek, bölge adliye mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince gerekli kararın (ret kararının) verilmesi gerekecektir.<br>İlk derece mahkemesince verilen karar 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan, davacının karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davalının istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, para alacaklarına ilişkin taleplerde TBK'nın 89. ve HMK'nın 10. maddeleri uyarınca davacı alacaklı kendi yerleşim yeri olan Antalya İcra Daireleri'nde takip başlatabileceğinden, davalının icra dairesinin yetkisine itirazının yerinde olmamasına, davalının kestiği iade faturasının taraf defterlerinde kayıtlı olmayıp, bu faturanın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin davalı tarafça sunulan herhangi bir iddia veya delilin bulunmamasına, gerekçesi tatminkar ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporuna istinaden verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince kararın miktar itibariyle  kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi  gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine İADESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.324,32 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.331,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.993,22 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>5-Tarafların istinaf başvuruları nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, <br>6-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>7-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>8-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7a6e6e51a82ffe4","SID":"5c8a0955b9c6e2bf"}}