{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2209 <br>KARAR NO:2025/866<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/09/2021<br>NUMARASI:2016/1216 Esas -  2021/879 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen davada davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl Davada;<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine ... sayılı takip dosyası ile; 30/09/2013-30/06/2013-31/05/2013-31/07/2013-31/01/2014-31/10/2013-31/03/2013- 30/04/2013-31/12/2013-30/04/2013-31/12/2013-30/11/2013 vade tarihleri olan her biri 5.000,00 TL bedelli 12 adet senet ile; vade tarihleri 30/11/2012-30/12/2012 olan 3.500,00TL bedelli 2 adet senet;31/01/2013 ve 28/02/2013 vade tarihleri olan her biri 2.500,00TL bedelli 2 adet senet ve 31/08/2013 vade tarihli 4.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 65.000,00TL bedelli asıl alacağı olduğundan bahisle icra takibine geçilmiş olup; no:10 ödeme emri gönderdiğini ve tebligatın 12/01/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini; davacının davasında haksız olduğunu; takibe konu senetlerden dolayı takip alacaklısına borcunun bulunmadığını; taraflar arasında bayilik sözleşmesi yapıldığını; ve bu sözleşme uyarınca davacının annesi adına kayıtlı olan \"... Pafta... , ada no:...parsel cilt no:... sahife no ...'de kayıtlı 100.000,00TL bedelli taşınmazın ipotek edildiğini; toplam bedeli 85.000,00TL olan 20 adet senedin davalı tarafa verildiğini ve mallara karşılık toplam 77.750,00 TL'yi banka havaleleri ile davalı şirkete ve de davalı şirket yetkilisinin talebi üzerene şirket yetkilisinin şahsi hesabına 9.000,00TL olmak üzere toplam 86.750,00TL ödeme yaptığını;  ticari defter ve kayıtlara göre davacının alacaklı olduğunu; davacının; davalının gönderdiği malların bir kısmını iade faturalarıyla iade ettiğini; davalının bu malları iade faturasıyla iade aldığını; bayilik sözleşmesi gereği davacının sözleşme gereği var olan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini; tüm ödemelerin yapıldığını karşılıklı olarak sözlü mutabakata varılmış olmasına rağmen davalının haksız şekilde edimlerini yerine getirmemeye başladığını; bu sebeple de davacının sözleşmeyi feshettiğini; davacının fazladan ödemiş olduğu bedelleri ve bayilik sözleşmesi gereği ipoteğin kaldırılmasını; fekkini ve bedelsiz hükmünde olan 20 adet senedin iadesini talep etmiş olduğunu; fazla ödemeyi ve senetleri iade etmediği gibi ipoteği de kaldırmadığını; İstanbul ... Noterliğinin 19/01/2015 tarih ... yevmiye no'lu ihtarname ile 80.000,00TL tutarındaki 20 adet senedin iadesini ve ipoteğin fekkini talep etmiş olduğunu; icra takibinin aynı senetlere dayalı olarak yapıldığını; tüm bu sebeplerle haksız ve mesnetsiz mükerrer ... takip sayılı dosyasından yapılan takibin iptalini; davacının borçlu olmadığına dair menfi tespit taleplerinin kabulünü ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini; ayrıca takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yıllardır kuaför malzemeleri üreten titiz ve işine önem veren bir şirket olduğunu ve davacı ile 11.01.2012 tarihinde bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, davacının kendisine ait bir taşınmazı teminat gösterdiği için cari hesap şeklinde çalıştıklarını, davacının zamanla borçlarını ödemede zorlandığını söyleyerek bayilik sözleşmesini feshetmek istediğini söylediğini, bunun üzerine tarafların karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi feshettiklerini, kalan borçları nedeniyle de müvekkili şirkete takip konusu senetleri verdiğini, senetlerin vadesinde ödenmeyince takip başlattıklarını, bonoların düzenleme tarihinin 08.11.2012 olduğunu, davacının bahsettiği ödemelerin en son tarihinin 15.10.2012 olduğunu, yani bonoların keşide tarihinden önce olduğunu, yapılan ödemelerin söz konusu senetlere mahsuben yapılmadığını,cari hesap tablosunda iade faturalarının görüldüğünü, diğer faturaların gerçeği yansıtmadığını, davacının icra takip dosyalarının mükerrer olduğunu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kip dosyalarının birinin ipoteğin paraya çevrilmesi, diğerinin ise kambiyo senetlerine mahsus icra takibi olduğunu, borç miktarı ile borç sebebinin de farklı olduğunu belirtmiş olup, davanın reddine, davacının 420 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1217 esas sayılı dosyasında görülen davada;<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine ... sayılı takip dosyası ile; 30/09/2013-30/06/2013-31/05/2013-31/07/2013-31/01/2014-31/10/2013- 31/03/2013 - 30/04/2013-31/12/2013-30/04/2013-31/12/2013-30/11/2013  vade tarihleri olan her biri 5.000,00 TL bedelli 12 adet senet ile; vade tarihleri 30/11/2012-30/12/2012 olan 3.500,00TL bedelli 2 adet senet;31/01/2013 ve 28/02/2013 vade tarihleri olan her biri 2.500,00TL bedelli 2 adet senet ve 31/08/2013 vade tarihli 4.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 65.000,00TL bedelli asıl alacağı olduğundan bahisle icra takibine geçilmiş olup; no:... ödeme emri gönderdiğini ve tebligatın 12/01/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini; davacının davasında haksız olduğunu; takibe konu senetlerden dolayı takip alacaklısına borcunun bulunmadığını; taraflar arasında bayilik sözleşmesi yapıldığını; ve bu sözleşme uyarınca davacının annesi adına kayıtlı olan \".... Pafta ..., ada no:...  parsel cilt no:... sahife no ...'de kayıtlı 100.000,00TL bedelli taşınmazın ipotek edildiğini; toplam bedeli 85.000,00TL olan 20 adet senedin davalı tarafa verildiğini ve mallara karşılık toplam 77.750,00 TL'yi banka havaleleri ile davalı şirkete ve de davalı şirket yetkilisinin talebi üzerene şirket yetkilisinin şahsi hesabına 9.000,00TL olmak üzere toplam 86.750,00TL ödeme yaptığını;  ticari defter ve kayıtlara göre davacının alacaklı olduğunu; davacının; davalının gönderdiği malların bir kısmını iade faturalarıyla iade ettiğini; davalının bu malları iade faturasıyla iade aldığını; bayilik sözleşmesi gereği davacının sözleşme gereği var olan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini; tüm ödemelerin yapıldığını karşılıklı olarak sözlü mutabakata varılmış olmasına rağmen davalının haksız şekilde edimlerini yerine getirmemeye başladığını; bu sebeple de davacının sözleşmeyi feshettiğini; davacının fazladan ödemiş olduğu bedelleri ve bayilik sözleşmesi gereği ipoteğin kaldırılmasını; fekkini ve bedelsiz hükmünde olan 20 adet senedin iadesini talep etmiş olduğunu; fazla ödemeyi ve senetleri iade etmediği gibi ipoteği de kaldırmadığını; İstanbul ... Noterliğinin 19/01/2015 tarih ...yevmiye no'lu ihtarname ile 80.000,00TL tutarındaki 20 adet senedin iadesini ve ipoteğin fekkini talep etmiş olduğunu; icra takibinin aynı senetlere dayalı olarak yapıldığını; tüm bu sebeplerle haksız ve mesnetsiz mükerrer ... takip sayılı dosyasından yapılan takibin iptalini; davacının borçlu olmadığına dair menfi tespit taleplerinin kabulünü ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini; ayrıca takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı takip borçlusu ile 11/01/2012 tarihinde bayilik sözleşmesi yapıldığını, davacı tarafın sözleşme gereği teminat gösterdiği için müvekkili şirketin açık cari hesap şeklinde çalıştığını, davacı taraf borçlarını ödeme de zorlandığını söyleyerek senet karşılığı malları aldığını, fakat davacı tarafın işlerinin kötüye gittiğini bu nedenle bayilik sözleşmesini feshetmek istediğini söylediğini, bunun üzerine tarafların karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi feshettiklerini, kalan borçları nedeniyle de müvekkili şirkete takibe konu olan senetleri verdiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde 4. başlık altında gösterdiği ödemelerin takibe konu olan bonoları ödemek için yapılmadığını, bonoların düzenlenme tarihinin 08/11/2012 tarihi olduğunu, davacı tarafın bahsettiği ödemelerin en son tarihi 15/10/2012 tarihi olduğunu, görüldüğü üzere açıkça yapılan ödemelerin söz konusu senetlere mahsuben olmadığını, cari hesap tablosuna bakıldığında e, f, g, ğ de yazılı iade faturaların açıkça görüldüğünü, diğer faturaların gerçeği yansıtmadığını, o tarihlerde taraflar arasında ticari ilişki de mevcut olmadığını, davacı tarafın ... sayılı icra dosyasının mükerrer olduğu iddiasının asılsız olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"Mahkememizce yapılan incelemeler ve araştırmalar neticesinde tarafların dilekçelerinde talep etmiş oldukları tüm deliller ayrı ayrı toplanmış ve hem asıl hem birleşen dava yönünden inceleme yapılabilmesi adına dosyanın bir mali müşavir bilirkişiye tevdii sağlanmış bir kök bir de ek rapor dosyaya kazandırılmıştır.Dosyadaki deliller ile iddiaların incelenmesi neticesinde; davacının davalı şirketten satın aldığı toplam mal miktarı 211.620,29 TL , davacının davalıya iade ettiğini ispatlayabildiği malların miktarı 130.253,12 TL ve davacının davalıya yapmış olduğunu ispatlayabildiği toplam nakit ödeme miktarı ise 77.750,00 TL olarak tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıç tarihi 11/01/2012 olmakla birlikte sözleşmenin fesih tarihi somut bir delil ile ispatlanamamıştır.Dosyada mübrez bilirkişi ek ve kök raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde taraflar arasındaki cari ilişkinin incelendiği ancak davalara konu bonoların bu cari ilişki ile bağlantısının kurulamadığı tespit edilmiştir.Yani her ne kadar satılan malların bedeli iade edilen malların bedeli ve yapılan nakit ödemelerin miktarı tespit edilmiş ise de kambiyo senetlerinin illetten mücerret vasfı gözetildiğinde işbu senetlerin, davacının iddia ettiği üzere tarafların arasındaki cari hesap kapsamında verildiği yönünde ispata yarar bir husus görülememiştir.Bu nedenle bilirkişi raporu tek başına dosya konusu ihtilafı aydınlatmaya elverişli bulunamamıştır.Davacı tarafın iddiaları göz önüne alındığında taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 2012 yılı sonunda bittiği ancak ihtarnamenin 2015 yılında keşide edildiği hususunda ise, bu beyan esas alınsa dahi ticari ilişkinin bitiminden sonraki dönem için verilen bonolar ve bonoların vade tarihlerinden çok önce yapılan nakit ödemeler göz önünde bulundurulduğunda hem asıl hem birleşen davaya konu takip dosyalarının dayanağı olan bonoların bedellerinin ödendiği her halükarda ispatlanamamıştır.Yukarıda izah olunan gerekçeler ışığında asıl ve birleşen davanın ispatlanamadığı gözetilerek, ayrı ayrı reddine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı isteminin de ayrıca reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan tespitin aksine  davaya konu bonoların taraflar arasındaki cari ilişki ile bağlantılı olduğu davalı tarafın beyanı ile de sabit olduğunu, davalı tarafın takibe konu bonoların taraflar arasındaki cari ilişkiden bağımsız olduğu yönünde bir iddia ve savunması olmadığından Mahkemece görev sınırları aşılmış; yargılamaya hakim olan \"taraflarca getirilmesi ilkesi\" ve \"iddia ve savunma ile bağlılık ilkesi\" açıkça ihlal edilmiştir.Dosya kapsamına göre davaya konu bonoların taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı davalı tarafın da kabulünde olduğundan Mahkemece yapılması gereken husus taraflara ait tüm ticari defter ve kayıtların ve cari ilişkinin incelenerek davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespit edilmesi olup, HMK.m.25/1: Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamayacağını, davalının davaya konu bonoların taraflar arasındaki ticari ilişkiden bağımsız olduğu yönünde bir iddia ve savunması olmaması bilakis davaya konu bonoların taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı yönündeki savunması dikkate alındığında mahkemece yapılan tespitin hatalı olduğunu, davalı tarafın davaya konu bonolar ile hukuki ilişki arasında bir bağlantı olmadığı yönünde bir iddia ve savunması mevcut olmadığını, aksine davalı taraf davaya konu bonoların taraflar arasındaki cari ilişkiden kaynaklandığını bizzat beyan ettiğini, davaya konu bonolar ile taraflar arasındaki cari ilişkinin birbiri ile bağlantılı olduğu sabit olup Mahkemece yapılması gereken taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında taraflara ait ticari defter ve kayıtlarının, BA/BS formlarının, davaya konu bonoların, faturaların, iade faturalarının ve davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin, cari ilişkinin bir bütün olarak incelenmesi ve davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davalının yetkilisine  ait banka hesap numaralarının incelenmesi talep edilmiş ancak Mahkemece usul ve yasaya aykırı şekilde bu hususa ilişkin inceleme ve araştırma yapılmadığını, bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğumuz davalının teslim aldığı senetlerin vadesinin davacının yapmış olduğu ödemelerden sonraki bir tarih olarak yazdırdığı ve buradaki amacının haksız menfaat temin etmek olduğu iddiamız ispatlandığını, davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterleri incelenmiş olup davalı şirketin kayıtlarına göre ve tarafımızca kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının davalıya 3.796,05-TL borçlu olduğu ve davalının kendi kayıtlarında yalnızca  bu miktarla sınırlı olarak alacaklı olduğunun görüldüğünü, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu dikkate alındığında taraflara ait ticari defter ve kayıtlar incelenmesi ile de sabit olduğu üzere davaya konu bonoların taraflar arasındaki ticari ilişkiden bağımsız olmadığı,  davacı tarafından davalı şirket yetkilisinin hesabına yapılan 9.000,00-TL ödemenin belgesinin olmaması sebebiyle hesaplamaya dahil edilmediği halde bilirkişi raporu ile kabul anlamına gelmemek kaydıyla  davacının davalı tarafa yalnızca 3.617,17-TL borcunun kaldığının tespit edildiği, davacı müvekkil tarafından davalı şirket yetkilisinin hesabına yapılan ödemeye ilişkin olarak şirket yetkilisinin banka hesabı incelendiğinde davacının yapmış olduğu 9.000,00-TL ödemenin de ortaya çıkması ile birlikte dava dilekçemizde ileri sürdüğümüz üzere davacı müvekkilin davalıya hiçbir borcunun olmadığı sabit olacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu bonoların iade faturaları ve ödemeler ile bedelsiz kalıp kalmadığı noktasındadır.Asıl davaya konu icra takibinde davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, 4 adet bonoya dayalı olarak 20.000,00 TL asıl alacağın, 60,00 TL komisyon ve 1.953,28 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 20/08/2015 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.Birleşen davaya konu icra takibinde davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, 15 adet bonoya dayalı olarak 65.000,00 TL asıl alacağın, 195,00 TL komisyon ve 18.634,34 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 23/12/2015 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki asıl ve birleşen dava açılmıştır. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Asıl ve birleşen davalara konu icra takiplerinin dayanağı bonolar davacı ... tarafından davalı ...Şti. Lehine 20 adet bono toplam 85.000,00 TL bedelli olarak 30/11/2012 - 30/11/2014 tarihleri arasında muhtelif vadelerle 08/11/2012 tarihinde keşide edilmiş olup, bonolarda malen kaydı vardır.Ayrıca davalının kaşe ve imzası bulunan 09/11/2012 tarihli muhasebe fişinde 85.000,00 TL bedelli 20 adet bononun teslim alındığı ve cari hesaba alacak kaydedildiği belirtilmiştir. Davalı da gerek asıl gerek birleşen davaya verdiği cevap dilekçesinde, davacı takip borçlusu ile 11/01/2012 tarihinde bayilik sözleşmesi yapıldığını, davacı tarafın sözleşme gereği teminat gösterdiği için müvekkili şirketin açık cari hesap şeklinde çalıştığını, davacı taraf borçlarını ödeme de zorlandığını söyleyerek senet karşılığı malları aldığını, fakat davacı tarafın işlerinin kötüye gittiğini bu nedenle bayilik sözleşmesini feshetmek istediğini söylediğini, bunun üzerine tarafların karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi feshettiklerini, kalan borçları nedeniyle de müvekkili şirkete takibe konu olan senetleri verdiğini beyan etmiştir. Bu haliyle dava konusu bonoların cari(açık) hesap ilişkisi için alındığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi ek raporunda, davacının davalı şirketten satın aldığı toplam mal miktarının 211.620,29 TL olduğu, davacının davalıya iade ettiğini ispatlayabildiği malların miktarının 130.253,12 TL ve davacının davalıya yapmış olduğunu ispatlayabildiği ödemeler toplamının ise 77.750,00 TL olduğu, iade faturaları ve ödemeler düşüldüğünde 3.617,17 TL davalı alacağı bulunduğu, davalının kendi ticari defterlerine göre 3.796,05 TL alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davalı, davacının yaptığı ödemelerin bonolara ilişkin olmadığını iddia etmiş ise de, taraflar arasında borç doğuran başka bir hukuki ilişki bulunduğunu davalının ispatlaması gerekir. Ayrıca, davacı, şirket yetkilisinin şahsi hesabına 9.000,00 TL ödediğini iddia etmiş ve şirket yetkilisinin banka hesap no'larını bildirmiş ise de, söz konusu banka hesaplarına ilişkin hesap hareketleri istenmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, davalı şirket yetkilisinin banka hesaplarına ilişkin hesap hareketleri istendikten sonra, taraflar arasındaki cari(açık) hesap ilişkisi kapsamında alacak-borç ilişkisi tespit edilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Asıl ve birleşen davada davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c759980ce3ca07b","SID":"2e3bc7e0c873f2d9"}}