{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:01/03/2022<br>DAVANIN KONUSU:İstirdat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:20/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  Müvekkili ve davalı asil arasındaki alacak-borç ilişkisi nedeniyle, davalı lehine 30.000,00 TL bedelli bir adet senet düzenlendiğini,  müvekkili aleyhine bu senedin tamamı olan 30.000,00 TL asıl alacak tutarlı icra takibinin başlatıldığını, ancak dava dilekçesi ekinde suretini ibraz ettikleri 06.02.2019 tarihli ve yine ''06.02.2019 tarihinde görülen hesaba göre yapıldığı\"  ibaresine yer verilerek her iki tarafça imza altına alınan 'Tediye Makbuzu'ndan açıkça görüleceği üzere, müvekkilinin davalı asile bir kısım ödemeler yaptığını, senet tutarı kadar borcunun bulunmadığını, ancak davalı taraf davacı müvekkilden borcuna karşılık almış olduğunu, üzerinde vadesi  ödeme ve düzenleme tarihi bulunmayan 30.000,00 TL bedelli senedi daha sonra doldurmak suretiyle, müvekkili tarafından hiçbir ödeme yapılmamışçasına, tüm bedeli üzerinden icra takibine koymak yoluna gittiğini, davalı asile borca mahsuben yapılmış olan 12.000,00 TL tutarlı ödemenin mevcut olduğunu ve 18.000,00 TL tutarlı bakiye borcunun bulunduğunu, bu durumun taraflar arasında imza altına alınan 06.02.2019 tarihli Tediye Makbuzu ile sabit olduğunu, senet bedelinin tamamı olan 30.000,00 TL üzerinden yapılmış ve işbu icra takibinin kesinleştiğini, bahsi geçen icra takibinin kesinleşmesi üzerine, davacı müvekkilinin adresinde yapılan haciz işlemi sırasında haciz baskısı altında dosya borcunun tamamını alacaklı vekilinin hesabına havale edeceğini  beyan ettiğini ve nitekim müvekkilinin aynı tarihli ve davalı alacaklı tarafından hesaplanan, dosyadaki borç miktarı olan 39.080,00 TL tutarlı  ödemeyi, davalı alacaklı vekilinin hesabına havale etmek suretiyle gönderdiğini, davalı yanın müvekkilinin kendisine olan borcunun senet miktarı kadar olmadığını bilmesine rağmen, senet miktarının tamamı üzerinden yasal olmayan ve kötü niyetli bir şekilde takibe giriştiğini ve neticede bu dosyadan parayı tahsil ettiğini, bu nedenlerle davalının bu keyfi tutumunun müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, nitekim  bu uyuşmazlığın çözümü için  arabuluculuğa başvuruda bulunulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davalarının kabülü ile müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 12.000,00-TL ve ferilerinin ödeme tarihi olan 08.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili,  Davalı müvekkili tarafından davacı ... hakkında Denizli 9. İcra Müdürlüğü, ... E. nolu dosyası ile icra takibi yapıldığını, İcra takibinin kesinleşmesi üzerine borçlunun adresine hacze gidildiğini ve dosya borcunun borçlu tarafından ödenmesi üzerine icra takip dosyasının infazen işlemden kaldırıldığını, ancak borçlu ...'ün kısmi ödemeler yaptığını ve senedin bir kısmının bedelsiz olduğundan bahisle huzurdaki istirdat davasını açtığını, müvekkilinin, icra takibine konu bonoya istinaden, davacı borçludan, 30.000,00 TL alacaklı olduğunu, işbu alacağın da icra takip dosyası üzerinden ödenmiş olduğunu, davacı borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki istirdat davasının açıldığını, bu davanın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın bonoya karşı ödeme, anlaşmaya aykırı doldurulduğu vb tüm iddialarını, bonoya atıfta bulunan imzası ikrar edilmiş belge ile ispat etmek zorunda olduğunu, ancak dosyaya bu yönde sunulabilmiş hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığını, bu nedenlerle davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine, yargılama gideri, harç ve diğer masraflar ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...davacı taraf davalıya 12.000,00 TL ödediğini bu nedenle senedin bu miktar yönünden bedelsiz olduğunu iddia etmiş, ödemeye ilişkin senede atıfta bulunan yazılı bir belge ibraz edilmemiş, ödemeye ilişkin taraflarca imzalanan 06/02/2019 tarihli \"tediye makbuzu\" başlıklı belgeye delil olarak dayanılmıştır. Dayanılan bu belge senet düzenleme tarihinden bir yıl önceki tarihi ihtiva ettiği gibi, tediye makbuzu adı altında düzenlenen bu adi nitelikteki bu belgede senede yapılmış bir atıf da bulunmamaktadır. Yemin kesin nitelikteki delillerdendir ve ispat yükü kendisine düşen taraf iddiasını yemin delili ile ispat edebilir. Davacı taraf açıkça yemin deliline dayandığından davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı taraf yemin deliline dayanacağını beyan ile yemin metnini sunmuş, mahkememizce davalı tarafa yaptırılan usulüne uygun yeminde davalı taraf davaya konu senede ilişkin 12.000,00 TL ödeme almadığını, senede dair fazladan yapılmış ödeme bulunmadığını, tediye makbuzu isimli belgenin bu senetle ilgisi bulunmadığına dair yemin etmiştir. Buna göre, davacı tarafça davaya konu senedin anlaşmaya aykırı düzenlendiği, senede ilişkin önceden 12.000,00 TL ödeme yapıldığı ve senet bu miktar yönünden bedelsiz kaldığından haciz baskısı altında fazladan ödenen bu miktarın istirdatının gerektiğini  ispatlanamadığı kanaati ile davanın reddi\"şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin makine alım satımından kaynaklandığını, müvekkilinin yaptığı ödemeler sonrası 30.000,00TL borcu kaldığını, senedin  de bizzat müvekkili tarafından tanzim edildiğini ve davalıya verildiğini, sonrasında davalıya 28.000,00 TL karşılığında araç devri yapıldığını, 16.000,00 TL ödemeyi müvekkilinin davalıdan aldığını, bakiye 12.000,00 TL'nin ise taraflar arasında senetten düşülmek üzere olacak şekilde anlaşıldığını, tediye belgesine de kalan borcun 18.000,00 TL şeklinde işlendiğini, tediye belgesinin taraflarca imza altına alındığını, senedin ilk halini ve son halini dava dilekçesi ekinde sunduklarını, davalının yeminli beyanının gerçeği yansıtmadığını, senedin sağ tarafında 30.000,00TL-12.000,00TL =18.000,00TL şeklinde bulunan el yazısının davalıya ait olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, istirdat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takibe konu kambiyo senedine ilişkin ödeme iddiasını ispat külfetinin davacı üzerinde olmasına, tediye makbuzunun 06/02/2019 tarihli olmasına, takibe konu bononun ise keşide tarihinin 06/02/2020 tarihli olmasına, yani tediye makbuzu senet tanzim tarihinden önce düzenlenmiş olmakla, takibe konu senede ilişkin yapılan ödeme olduğunun kabul edilemeyecek olmasına, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispat külfetinin davacı üzerinde olmasına ve davacının bu iddiasını kesin deliller ile ispatlayamamasına kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f6fc9456748038e","SID":"ebed9147a667a988"}}