{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/919 Esas<br>KARAR NO: 2025/1147 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2015/664 Esas - 2024/50 Karar<br>TARİHİ: 25/01/2024<br>DAVA: Sözleşmenin İptali + Tazminat<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2015/698<br>DAVA: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şti.'nin Tekirdağ ilinde kedi kumu üretimi satış ve pazarlama işi ile uğraştığını, diğer müvekkili ... Şti.'nin ise Büyükçekmece'de faaliyet gösterdiğini ve Ordu ilinde maden sahasının bulunduğunu, bu maden sahasından çıkardığı ...'i öncelikli olarak müvekkili ...'e sattığını, işbu maden sahasının davalı şirkete devredildiğini; müvekkili ... ile davalı şirket arasındaki kedi kumu ticareti kapsamında müvekkili şirketin davalı şirkete borcu bulunduğunu, müvekkili şirketin ekonomik durumunun kötüleşmesi nedeniyle maden sahasının davalı şirkete satışı üzerinde tarafların anlaştıklarını, maden sahasının 1.320.000 TL bedelle davalı şirkete satıldığını, 900.000 TL'nin borca mahsup edilerek geri kalanın müvekkili şirketin hesabına gönderildiğini ancak, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında verilen hizmete karşılık bir kısım alacaklarının ödenmediğini, davalı şirketin sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, müvekkili şirketin ticari hayatının devamını sağlayacak siparişi yapılan kedi kumunun davalı taraftan alamadığını, bu nedenle de müvekkili şirketin zarara uğradığını, davalı şirketin müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin bitmesini sağlamayı amaçladığını ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle taraflar arasındaki 23/09/2013 tarihli sözleşmeye konu davacı tarafça davalıya devredilen maden sahasının devrine ilişkin işlemin iptali ile davacı adına tesciline ve yine taraflar arasındaki 30/09/2014 tarihli sözleşme hükümlerinin davalı tarafından yerine getirilmemesinden dolayı uğranılan zarar yönünden şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; sözleşmenin iptali davası yönünden talep, sözleşme bedeli olan 1.615.000 TL üzerinden harçlandırılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, 23/09/2013 tarihli sözleşme talepleri yönünden yetkili  mahkemelerin Fatsa Mahkemeleri olduğunu; hak düşürücü sürenin dolduğunu; taraflar arasında, maden sahasının devrine ilişkin 23/09/2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince maden ruhsatının devrinin 02/05/2014 tarihinde yapıldığını ve satış bedelinin büyük bir kısmının da bu tarihten önce davacıya ödendiğini, müvekkili şirketin davacıya borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı herhangi bir davranışı bulunmadığını, sözleşmenin davacı tarafça ihlal edildiğini ve bu nedenle müvekkili şirketin zarar uğradığını ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş; Karşı davada ise; taraflar arasındaki 30/09/2014 tarihli sözleşmenin 5.maddesindeki yükümlülüğün davacı tarafça yerine getirilmemesine rağmen davalı-karşı davacıdan tahsil ettiği fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 84.472,70 TL'nin karşı davalılardan tahsiline ve davacı-karşı davalıların sözleşmeyi fesihte haksız olmaları sebebi ile müvekkili şirketin uğradığı zararlara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin karşı davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/698 Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 30/09/2014 tarihli ... Markaları için Alım Satım Sözleşmesi imzalandığını, davalıların edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin 4.maddesi ile davacı tarafa ait markalar üzerinde bulunduğu bildirilen hacizlerin kaldırılması için davacı tarafça davalıya 30.000 Euro + KDV oranında ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, davacı tarafça bu bedelin davalılardan ...Ltd.Şti'ye fatura karşılığı 101.704,20 TL olarak ödendiği ancak, daha sonra yapılan araştırmalar neticesinde davacı tarafa ait markalar üzerindeki haczin sözleşme tarihinden önce kaldırılmış olduğu tespit edilmiş olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle 101.704,20 TL'nin 30/09/2014 ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada ve birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı davanın ve birleşen davanın reddini savunmuşlardır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/01/2024 tarih ve  2015/664 Esas - 2024/50 Karar sayılı kararında; \"...Asıl davanın; taraflar arasındaki 23/09/2013 tarihli sözleşmeye konu davacı tarafça davalıya devredilen maden sahasının devrine ilişkin işlemin iptali ile davacı adına tesciline ve yine taraflar arasındaki 30/09/2014 tarihli sözleşme hükümlerinin davalı tarafından yerine getirilmediğinden dolayı feshi nedeniyle davacı tarafça uğranıldığı iddia olunan zarara ilişkin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsili istemine, Karşı davanın; taraflar arasındaki 30/09/2014 tarihli sözleşmenin 5.maddesindeki yükümlülüğün davacı karşı davalı tarafça yerine getirilmemesine rağmen davalı-karşı davacıdan tahsil edildiği iddia olunan şimdilik 84.472,70 TL'nin davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile sözleşmenin davacı-karşı davalı tarafça haksız feshi nedeniyle davalı-karşı davacının uğradığı zararlara yönelik şimdilik 10.000,00 TL'nin davacı-karşı davalılardan tahsili istemine, Birleşen dava ise; taraflar arasında yapıllmış 30/09/2014 tarihli sözleşmenin 4.maddesi ile davacı tarafa ait markalar üzerinde bulunduğu bildirilen hacizlerin kaldırılması için davacı tarafça davalıya yapılan 101.704,20 TL ödemenin, hacizlerin sözleşme tarihinden önce kaldırılmış olması nedeniyle davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Asıl dava yönünden yetki ilk itirazında bulunulmuş ise de; taraflar arasındaki 30/09/2014 tarihli sözleşmede, taraflar arasında çıkacak ihtilaflarda İstanbul Mahkemeleri yetkili kılındığı öngörülmüş ve anılan yetki sözleşmesinin HMK 17.maddesine göre geçerli olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın mahkememizin yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü uzmanlık gerektirdiğinden, asıl dava, karşı dava ve birleşen davalarda tarafların istemlerinin yerinde olup olmadığının, varsa miktarının tespiti yönünden bilirkişi kurulu raporu alınmasına karar verilmiş, getirtilen-sunulan belgelerle birlikte dosya konusunda uzman bilirkişilere tevdi edilmiştir. Asıl davada davacı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak üzere Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/50 Tal. ve 2019/3 Tal. sayılı dosyalarına yazılan talimatların davacı tarafın defter ibrazından kaçınması nedeniyle bila ikmal döndüğü görülmüştür. Mahkememizce alınan 03/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; asıl dava yönünden, talimat ile alınan raporda belirtildiği üzere davacı ...'in yapılan tüm ihtara rağmen incelemeye ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı; diğer davacı ...'in 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin 21/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda incelendiği, buna göre davalının, davacıdaki hesap bakiyesinin, fatura tutarı olan 72.297,65 TL olduğu ve halen ödenmediği, davalının borç bakiyesi olarak devam ettiği, 21/08/2020 tarihli bilirkişi raporu ile davalı ...'nın 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin incelendiği; Tacirler arasındaki ilişkilerde mali olarak tacirin müzayaka hali içerisinde olduğundan söz edilebilmesi için, ticari kayıtlar üzerinde etraflı bir inceleme gerçekleştirilmesinin gerektiği, ancak davacılardan ...'in şirket merkezi Tekirdağ ilinde bulunup ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinin mümkün olmadığı; davacılardan ... ticari defterlerinin ise, sahibi lehine delil kudretine haiz olmadığının değerlendirildiği; bu açıklamalar çerçevesinde davacı şirketin zor durumda kalıp kalmadığının veyahut davacının anılan maden sahasının bir başka kişi veya kişilere satma ihtimalinin de bulunup bulunmadığının tespitinin yapılamadığı, Karşılıklı edimler arasındaki açık oransızlık ve zayıf tarafın zor durumda olması tek başına gabin sebebiyle sözleşmenin iptal edilmesi imkânını bahşetmediği, dolayısıyla bu unsurların yanı sıra sömüren tarafın bir de zarar görenin zayıf durumundan “bilerek yararlanma ” kastının varlığının arandığı, somut olayda davalının davacının zor durumundan bilerek yararlanıp yararlanmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, Mahkemece (objektif ve subjektif koşulların da somut ihtilaf yönünden gerçekleştiği kanaatinde olunması haline ek olarak) zor durumda kalmanın dava ikame tarihine kadar devam ettiği kanaatinde olunması halinde davacının gabin koşullarının somut olayda oluştuğunun ifade edilebileceği; buna karşın Sayın Mahkemece zor durumda kalmanın taşınmazın devri anında ortadan kalktığı kanaatinde olunması halinde ise devir tarihi ile dava tarihi arasında bir yıldan fazla süre olduğu hususu nazara alındığında somut olayda gabin koşullarının sağlanmadığının ifade edilebileceği,Karşı dava yönünden;Taraflar arasında akdedilen 30.09.2015 tarihli sözleşmenin 5. maddesi gereği ... tarafından davalı şirkete 01.10.2014 tarihli “ruhsat süresi boyunca izin başvurusu servis avans bedeli” açıklamasıyla fatura düzenlediği; bu kapsamda ise davalının 08.10.2014 tarihinde davacıya KDV dahil 84.472,70-TL'lik ödemede bulunduğu; sözleşme hükmüne göre ifa sırası davacıda olup; buna göre davacı ...'in gereken tüm izinlerin alınabilmesi için resmi makamlara başvurması ve bu izinleri 2 ay içinde alması gerektiği, dosya münderecatından davacının, sözleşmede öngörülen sürede gerekli başvuruları yapmadığı ve fakat buna rağmen ücreti tahsil ettiğinin anlaşıldığı; bu noktada ...'in sebepsiz zenginleştiğinden anılan bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmekle yükümlü olduğu; Birleşen dava yönünden;Taraflar arasında akdedilen 30.09.2015 tarihli sözleşmenin 4. maddesi gereği asıl dosya davacının sözleşmenin 4. maddesi uyarınca ... markaların üzerindeki haczin kaldırılmasını taahhüt ettiği, ...'nın ise bunun için 30.000,00-Euro + KDV karşılığı olarak 101.704,20-TL'lik ödeme yaptığı, dosya münderecatından ise birleşen dosya davalısı ...'in markalar üzerindeki haciz ve takyidatın kaldırıldığını belgeleyen marka sertifikalarını sözleşmede öngörülen süre içinde birleşen dosya davalısına sunduğuna ilişkin herhangi bir evraka rastlanılamadığı; bu noktada davacı sebepsiz zenginleştiğinden anılan bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmekle yükümlü olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Alınan 03/05/2023 bilirkişi kurulu raporu gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun, itirazları cevaplar nitelikte ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, rapora yönelik itirazlar yerinde görülmemiş; mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen 03/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporları, toplanıp değerlendirilen delillere göre;Asıl dava yönünden yapılan yargılama sonrasında; Asıl davada davacıların istemi; maden sahasının devrine ilişkin 23/09/2013 tarihli sözleşmenin, gabin (aşırı yararlanma) hukuksal nedenine dayalı olarak iptali ile 30/09/2014 sözleşmenin feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemine ilişkin olup; Benimsenen 03/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere; davacı tarafın dayanmış olduğu TBK'nın 28.maddesinde düzenlenen \"Aşırı Yararlanma\" yönünden objektif ve subjektif unsurların bir arada gerçekleşmediği, öte yandan hakkın yasada öngörülen 1 ve 5 yıllık hak düşürücü sürede ileri sürülmediği anlaşıldığından, 23/09/2013 tarihli sözleşmenin geçersizliği yönündeki iddialar yerinde görülmemiştir. Davacı ... Ltd. Şti. adına tescilli markaların üretim, satış ve pazarlanmasına ilişkin 30/09/2014 tarihli taraflar arasında yapılmış işbirliği sözleşmesinde öngörülen sürede davacı tarafça, gerekli izinlerin alınması için resmi mercilere başvuru yapılmadığı bu nedenle, üretim için maden sahasında çalışmaların başlayamadığı ve akabinde sözleşmenin sonlandırıldığı ve hükümsüz hale geldiği, dolayısıyla davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesiyle sözleşmenin sona erdirilmesine sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, olumlu zarar niteliğindeki tazminat taleplerinin karşılanmasına yasal olanak bulunmayacağından, davacı tarafın tazminat istemi de yerinde görülmemiş ve açıklanan nedenlerle asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı dava yönünden yapılan yargılama sonrasında;Taraflar arasında yapılmış 30.09.2015 tarihli sözleşmenin 5. maddesi ile, davacı karşı davalı ...'in, davalı karşı davacı ...'nın maden alanında çalışabilmesi için gereken tüm izinleri alması için resmi makamlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunacağı, izinlerin alınmaması durumunda ödemenin yapılmayacağı kararlaştırılmış olup; işbu sözleşme gereğince davacı karşı davalı ... tarafından düzenlenen faturaya istinaden, davalı karşı davacı tarafça davacı karşı davalı tarafa 84.472,70 TL ödeme yapıldığı; benimsenen 03/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı birleşen davalı şirketin sözleşmede öngörülen sürede gerekli başvuruların yapılmadığı; ifa borcu kendisinde olan davacı karşı davalı tarafça edimin yerine getirildiğinin ispatlanamadığı, bu durumda ifa borcunu yerine getirmeyen karşı davalı tarafın temerrüdü nedeniyle TBK'nın 125/son maddesi gereğince kendisine yapılan 84.472,70 TL ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince karşı davacıya iadesinin gerektiği anlaşıldığından 84.472,70 TL'nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte  müştereken ve müteselsilen karşı davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Bunun yanında karşı davacı tarafça sözleşmenin haksız feshi iddiasıyla karşı davacı şirketin uğramış olduğu zararların tazmini de talep edilmiş ise de; karşı davacı tarafça az yukarıda açıklanan ve iadesine karar verilen ödeme dışında uğranıldığı iddia olunan zararlar ispatlanamadığından, karşı davacı tarafın bu yöndeki isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen dava yönünden yapılan yargılama sonrasında;Taraflar arasında yapılmış 30.09.2015 tarihli sözleşmenin 4. maddesi ile, markaların üzerindeki hacizlerin davalı tarafça kaldırılması için gerekli işlemlerin yapılacağının kararlaştırıldığı, buna karşılık davacı tarafça davalı tarafa 30.000,00-Euro + KDV karşılığı 101.704,20-TL ödeme yapıldığı ancak,  benimsenen 03/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı tarafça, markalar üzerindeki haciz ve takyidatın sözleşmede öngörülen sürede kaldırıldığının ispatlanamadığı; bu durumda ifa borcunu yerine getirmeyen davalı tarafın temerrüdü nedeniyle TBK'nın 125/son maddesi gereğince yapılan 101.704,20 TL ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davacıya iadesinin gerektiği anlaşıldığından 101.704,20 TL'nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir.\" Gerekçesi ile, ''1-Asıl Davanın REDDİNE,2-Asıl davaya karşı açılan Karşı Davanın KISMEN KABULÜ ile;a)84.472,70 TL'nin 05/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen karşı  davalılardan alınarak karşı davacıya ödenmesine, b)Karşı dava yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine,3-Birleşen İstanbul 7.ATM.nin 2015/698 Esas Sayılı Davasının Kabulü ile;a-101.704,20 TL'nin 30/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı/karşı ve birleşen davada davalılar vekili ve asıl davada davalı/karşı dava ve birleşen davada davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı/karşı ve birleşen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın başından beri hem mahkeme heyeti hem de bilirkişi heyetlerinin dosyaya yeterince hakim olamadığını, dosyanın bilirkişi heyetleri tarafından yeterince incelenmediğini, dosyada hüküm kurmak için elverişli rapor bulunmadığını, dosyada mevcut tüm bilirkişi raporları içerisinde Davalı-Birleşen davada Davacı ... şirketinin Sözleşmelerdeki edinimlerini yerine getirmediğini en net biçimde ortaya koyan sadece 2 bilirkişi heyeti raporunun mevcut olduğunu, işbu raporların 21/08/2020 ve 18/07/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu olduğunu, işbu bilirkişi raporlarında her ne kadar zarar miktarları belirlenememişse de davada edinimlerini yerie getirmeyen taraın açıkça belirtildiğini ve sebeplerin de açıkça sıralandığını, bu rapor dışındaki hiçbir raporun somut veri barındırmadığını, dosyada zarar miktarlarının belirlenmesi amacıyla ...'e defalarca müzekkere yazılarak davalı /karşı davacısının yıl içerisinde maden sahasından çıkardığı maden miktarları ile bildirmiş olduğu satış miktarlarının tespit edilmesi istenmişse de yerel mahkemenin işbu hususu yerine getirmeden eksik inceleme sonucunda tamamen yanlı karar oluşturduğunu, Davaya konu iki sözleşmi incelendiğinde sözleşmelerin neye dayalı düzenlendiği, hangi tarafın edinimlerini yerine getirdiği, hangi tarafın sözleşmenin hükümlerine uymadığı ve sözleşmeyi ihlal ettiğinin açıkça görüleceğini, taraflar arasındaki 1. sözleşmenin temel ilkelerinin, esasen müvekkilin sorumluluklarının olduğu sözleşme olduğunu, 1. sözleşme edinimleri yerine getirildikten sonra 2. sözleşmenin, yani işbirliği sözleşmesinin düzenleneceğinin taraflar arasında kararlaştırıldığını, müvekkil şirketler ... San. ve Tic. Ltd. Şti. İle ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin edinimlerini yerine getirdikten sonra taraflar arasındaki işbirliği ve maden sahası devir sözleşmesi (2. Sözleşme) yapıldığını, Taraflar arasında düzenlenen ve imzalanan 2. sözleşmeye göre ... LTD. ŞTİ'nin müvekkil şirketlere yılda 3.000 Ton kedi kumu vermesi yönünde taahhütleri bulunduğunu, bu vesile ile müvekkil şirketlerin pazarını kaybetmemesinin sağlanacağını, sözleşmenin 6.6. maddesinde, “...’nın paketlenmiş ürünleri Bentonit’e, 450 TRY/mt + KDV fiyatı üzerinden satacağı, bu fiyatın 2014 ve 2015 yılları için geçerli olacağı ve üretim ve paketleme maliyeti uyarınca yıllık olarak güncelleneceği”nin kararlaştırıldığını, müvekkil şirketlerin 1.Sözleşmede üzerine düşen tüm sorululukları yerine getirdiğini, zaten taraflar arasındaki anlaşma koşulunun müvekkil şirketlerin 1. sözleşmedeki sorumluluklarını yerine getirmesi halinde 2. sözleşmenin yani işbirliği ve maden sahası devir sözleşmesinin düzenleneceği olduğunu, 2. sözleşme taraflar arasında düzenlendiğine göre müvekkil şirketin 1. sözleşme gereği tüm sorumluluklarını yerine getirdiğinin anlaşıldığını, Bahse konu edilen kedi kumunun günümüz koşullarında Euro bazında satıldığını, mahkemece ...'e müzekkere yazılması durumunda Davalı ...’nın her yıl ...'e bildirmek zorunda olduğu mali mizan ve satış miktarlarında güncel kedi kumu ton fiyatının 1.700EURO+KDV olduğunun görüleceğini, ancak yerel mahkemenin bu yöndeki taleplerini yerine getirmekten imtina ettiğini ve bu haliyle dosyada eksik inceleme sonucunda tamamen yanlı karar tesis ettiğini, İşbu dosya incelendiğinde bilirkişilerin esasen dosyada zarar miktarlarını belirleyememesinin nedeninin ...'e müzekkere ile davalı ...’nın yıllık bildirdiği satış miktarlarının ve satış fiyatlarının sorulmamasından kaynaklandığını, bilirkişilerin zarar miktarını belirleyememe sebeplerine \"kedi kumu piyasasında ortalama hangi miktarlarda kedi kumu satıldığı\" hususlarını belirleyemedikleri ve işbu hususların uzmanlık alanlarına girmediğinden bahisle miktar konusunda bir görüş bildiremediklerini, mahkemece ...'e yazı yazılmadığından bilirkişi heyetlerinin işbu hususun kendi uzmanlık alanlarına girmediği hususunda fikir beyan etmek zorunda kaldıklarını, dosyanın başından beri tüm bilirkişi heyetlerinin aynı bahanelerle müvekkil şirketlerin zararını bir türlü belirleyemediklerini, mahkemece dosyada zarar miktarlarının belirlenmesini ısrarla bilirkişi heyetlerinden istendiğini, hatta bu hususların karşılanmaması sebebiyle defalarca bilirkişi heyeti değişikliğine gidildiğini ancak bir türlü zarar miktarlarına belirlenmesine ilişkin bir yol katedilemediğini, bu hususun ...'e yazı yazılarak aşılabileceğini, buna ilişkin taleplerine mahkemece cevap verilmemesinin sebebinin anlaşılamadığını, Müvekkil firmalara verileceği taahhüt edilen yıllık 3.000Ton Kedi paketlenmiş kumunun o yıl için fiyatının da 450TL+KDV olacağı hesaplandığında dosyada 9 yıllık bir zaman geçtiği de göz önünde bulundurulduğunda müvekkil şirketlerin 9 X 3.000TON/Yıl=27.000Ton/Yıl kaybının bulunduğunu, bunun da hesaplamasının 27.000TON X 450TL+KDV= 12.150.000,00TL + KDV (2014 yılı için) yaptığını, 2023 yılı  koşullarında TON fiyatı 1.700 EURO olduğu baz alındığında 27.000TON X 1.700EURO = 45.900.000 EURO+KDV yaptığını, ancak taraflar arasındaki sözleşmeler incelendiğinde müvekkilin 1. sözleşmedeki tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, işbu sözleşmedeki edinimleri eksiksiz yerine getirdiği için 2.Sözleşme olan iş birliği ve maden devir sözleşmesine geçildiği davalı ... Şirketinin taahhüt ettiği kedi kumunu bilinçli bir şekilde müvekkil şirketlere vermediğini, müvekkilin bu vesile ile zora düştüğünü, ... şirketinin müvekkilin zor durumundan yararlandığını,  bunu da müvekkilin 2. sözleşmeyi imzalaması için baskı aracı olarak kullandığını, ... Şirketinin müvekkilin pazar payını da ele geçirerek emeline ulaştığını, ... TİC. LTD. ŞTİ vekilinin müvekkilin sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiğinden bahsettiğini ancak müvekkilin ne şekilde sözleşmeyi fesih ettiğine dair bir belge sunamadığını, müvekkilin devrini yapmış olduğu bir maden sahasının varlığı ortadayken, sözleşmesini tek taraflı feshetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine ... TİC. LTD. ŞTİ'nin maden sahası devir işlemi sonrası vaat etmiş oldukları kedi kumu miktarlarını müvekkil firmalara vermemelerinin sebebini ihtarname ile müvekkile bildirdiklerini söylediklerini, bu husus üzerine mahkemece yapılan araştırmalarda bahse konu ihtarmaneye rastlanmadığını,  davalı ... TİC. LTD. ŞTİ'nin müvekkil şirketlerin ticari defterlerinin dosyaya sunulmadığını bahanesine sığındıklarını, ancak dosyanın temel konusunun sözleşme ihlaline ve müvekkil firmaların uğramış olduğu zararlar ile mahrum kaldığı karların tespitine ilişkin olduğunu, zaten davaya konu maden sahasının ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olduğunu, müvekkilin davalı ile anlaşmasının ... firmasının sahip olduğu maden sahasının devrine ilişkin olduğunu, ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin maden sahası sahibi olduğundan çıkarılan kedi kumu ham maddesini ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'e sattığın, ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin de ... Firmasından aldığı kedi kumunu ham mddesini işleyerek kedi kumu üretip satışını gerçekleştirdiğini, dolayısıyla ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin  ticari defterlerinin varlığının dosyada bir değişikliğe sebep olmayacağını, davalı vekilinin iş bu hususlara ilişkin beyanlar ile itirazlarının kendi kusurlarını örtbas etme çabasından ibaret olduğunu, ... vekili her ne kadar müvekkilin sözleşme gereği markalar üzerindeki rehinleri kaldıracağını taahhüt ettiği ancak iş bu tedbirleri kaldırmadığından bahisle üretime geçemedikleri bu sebeple de müvekkile vaat edilen kedi kumu miktarlarını bu sebeple sağlamadıklarını ileri sürmüşse de  markalar üzerinde rehilerin kaldırıldığına ilişkin evrakların ‘’..., ...“ markaları üzerinde Trabzon ... İcra Dairesi’nin ... Es. Sayılı dosyası üzerinde bulunan hacizlerin müvekkil şirket tarafından kaldırıldığını, hacizlerin kaldırıldığına ilişkin bilgilerin dosyada mevcut olduğunu, Müvekkil ... ile davalı ...  Şirketi arasında, Ekim 2012 tarihinden itibaren  yarı mamül kedi kumu ticaretiyle ilgili devam eden bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkil ...in EYLÜL  2013 tarihine kadar, yani ilk anlaşmanın imzalandığı tarihte davalı şirkete 170.000,00 Euro (170.000,00 * 2500 = 425.000.00 TL) borcunun bulunduğunu, müvekkilin ekonomik durumunun kötüleşmesi ve bu parayı ödemede zorlanması üzerine, bu borcun tasfiyesi için davalı şirketin talebi üzerine, sahip olduğu maden sahasını satmak üzere tarafların birçok kez bir araya gelerek sözlü olarak ve internet ortamında anlaştıklarını, Davalı şirketin, müvekkilin icralık borçları olmasını bildiği halde ve müvekkil şirketlerin bu borcu  ve davalı şirkete olan  borcunu ödeme durumunun olmadığını bilmesine rağmen müvekkil şirkete mal vermeye devam ettiğini, davalı şirketin asıl amacının müvekkil şirketi kendisine borçlandırarak sahip olduğu maden sahasına ederinin çok altında sahip olmak istemesi olduğunu, Müvekkil şirketin sahip olduğu maden sahasını ve Kedi Kumu Üretim tesisini bu sözleşme ile bedellerinden çok düşük fiyata davalı şirkete satmak zorunda bırakıldığını, Sözleşme Tarihinde Maden sahası Değeri: 5.000.000.00 ( 5 milyon TL ) Sözleşme Bedeli : 1.320.000.00( Bir milyon üç yüz yirmi bin  TL ) KEDİ KUMU ÜRETİM TESİSİ Değeri: 250.000 Tl ( İkiyüzellibin TL ) Sözleşme Bedeli: 101.704.20 Davalı şirketi maden sahasını devraldıktan ve ruhsat çıkarıp,  üretime başlamasına  ve ayrıca Kedi Kumu paketleme ve ambalaj tesisini  çalıştıracak ekonomik güce sahip olmamasına rağmen faaliyete geçirmediğini ve müvekkile kedi kumu teslimatı yapamadığını, müvekkil şirketlerin davaya konu olan ve artık geçersizo lan sözleşmeyi imzalamasının, sahip oluduğu maden sahası ile Kedi Kumu Üretim Tesisini yarı fiyatına satmak zorunda kalmasının tek amacının ticari faaliyetine devam etmek istemesi ve bu sözleşme ile davalı şirketin kendisine kedi kumu üretip uygun fiyata satacağına ilişkin sözleşmesel taahhütlerine olan inancı olduğunu, Davalı şirketin iş bu sözleşmeyi imzalarken asıl amacının ise; - Müvekkil şirketlerin sahip olduğu Maden sahasına - Kedi Kumu paketleme ve ambalaj Üretim Tesislerine sahip olmak -Müvekkil şirkete kedi kumu vermeyerek Müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini bitirmek -Müvekkil şirketin sahip olduğu Pazar payına sahip olmak istediğinin anlaşıldığını, Müvekkil şirketlerin iş bu sözleşmeye sadık kaldığını ve maden sahasını ve Kedi Kumu Paketleme ve Ambalaj Tesisini davalı şirkete devrettiğini, müvekkil şirketlerin davalı şirketin vermeyi vaat ettiği kedi kumlarını alamadığını, akabinde almış oludğu siparişleri yerine getiremez duruma geldiğini, siparişleri yerine getirmek için bazen piyasanın üzerinde fiyatla kedi kumu almak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle müvekkil şirketin elindeki pazarın %50'sini kaybetmiş olduğunu ve zarara uğradığını, müvekkil şirketlerin uğradığı zararın sebebinin ise davalı şirketin sözleşme şartlarını yerine getirmemesi olduğunu, akabininde müvekkil şirketlerin battığını ve  tüm pazar paylarına ... şirketinin sahip olduğunu, Davaya konu sözleşmenin 6. maddesinde ise müvekkil şirketlerin, davalı şirketin ürettiği mallardan başka, diğer sağlayıcıların ürünlerini satmasını, paketlemesini ve pazarlamasını yapmamasını talep ettiğini, müvekkil şirketlerin iş bu sözleşmeye aykırı hareket etmesi halinde ise müvekkil şirketler aleyhine 100.000,00 Euro cezai şart ödemesi kararlaştırıldığını, ancak sözleşmede davalı şirketin belirtilen sürede üretim yapmaması halinde uygulanacak bir cezai şart bulunmadığını, bu durumun bile müvekkil şirketlerin sözleşme imzalanırken gabin halinde bulunduğunun kanıtı olduğunu, Müvekkil şirket Kedi Kumu Üretim Tesisini davalı şirkete satıp teslim etmesine rağmen, davalı şirketin müvekkil şirketlerin siparişini teslim etmediğini, davalı şirketin üretimi yapacak ekonomik gücü olmasına rağmen bilerek ve isteyerek üretim yapmadığını, davalı şirket üretim yapmayarak ve müvekkil şirketlere sözleşme gereğince taahhüt ettiği kedi kumunu üretmeyerek, müvekkil şirketlerin ticari faaliyetlerinin bitmesini sağlamayı  amaçladığını, Sözleşme tamamı ile incelendiğinde devamlı suretle davalı şirketin hak ve menfaatlerini koruyucu maddeler ve cezai şartlar içerdiği, ancak müvekkil şirketin lehine ise tek bir cezai şartın olmadığını, müvekkil şirketlerin ise davalı şirkete olan borcundan ve ekonomik sıkıntısından dolayı işbu sözleşmeleri imzalamak zorunda kaldıklarını, Dosyaya sunulmuş 18/07/2022 tarihli rapor ile davalının %100 kusurlu olduğu, müvekkil davacı şirkete ise herhangi bir kusur izafe edilemediğinin tespit edildiğini, bu sebeple haklılıklarını teyit eder nitelikteki Bilirkişi Raporları, Heyet Raporu ve Ek Bilirkişi Raporu doğrultusunda karar oluşturularak  davanın kabulünün gerektiğini, Davalı her ne kadar davayı kötü niyetli uzatma maksadında bilirkişi heyet raporu ve ek raporlarına itiraz etmişse de, düzenlenen her 3 raporda da davacı müvekkil lehine; \"1-) 21/08/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu sonuç ve kanaat kısmının 3.maddesinden de anlaşılacağı üzere \"Davacıların sözleşme şartlarındaki edimleri yerine getirdikleri, buna karşılık davalı tarafın ağırlıklı olarak finansal sorunlar nedeni ile üretime geç başlaması dolayısıyla talep edilen ürünler ile ilgili olarak üretim yapmayarak davacıların taleplerini karşılayamadığı, buna bağlı olarak davacıların pazar paylarının dağılmasına ve dolayısıyla arz ve talep dengesinin bozulmasına neden olunduğu, davacıların zararlara uğradığı\" açıkça heyet raporuyla ifade edilmiş olup, dava dilekçesi ve diğer beyanlarımızda belirtmiş olduğumuz tüm hususlarımız işbu rapor ile doğrulanmıştır.2-)Yine 21/08/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu 4. Maddede \"davalının üretim yapmamasındaki belirtilen nedenlerin sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı, davacıların mevcut potansiyelinin devamı için zararlarının daha da büyümemesi için tekrar üretime geçebilmek adına akdedilen sözleşmenin FESHİNİN HAKLI KABUL EDİLECEĞİ\" ifade edilmiş olup,  aynı heyet raporunun 5. Maddede de \"davalının oluşan irfanın imkansızlığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmesi gerektiği, zararın artmaması için gerekli önlemleri almasının zorunlu olduğu, buna aykırı hareket ederse bundan doğan zararları gidermekle yükümlü olduğu (TBK Madde 136-137-138)\" Maddelerine istinaden dava konusunda esas gerekçemiz olan sözleşmenin feshi taleplerimiz ve zarara ilişkin tazminat taleplerimiz heyet tarafından da açıkça kabul edilip, doğrulanmıştır. 3-)15/04/2021 tarihli tarafımız lehine çıkan bilirkişi raporuna istinaden davalının itirazı üzerine yeniden ek bilirkişi raporu düzenlenmiş, düzenlenen işbu raporda da davalı \"... LTD. ŞTİ.'nin iddia ettiği gibi rezerv miktarının afaki olduğuna dair bir beyanda bulunmaktadır. Davacı-Karşı davalı ... LTD. ŞTİ.'nin şaha faydalı değilse teftiş esnasında buna itiraz ederek ve önceki izin sahasının iptalini talep ederek saha küçültmesine gitmesi beklenirdi\" beyanlarından da anlaşılacağı üzere davalının cevap dilekçelerinde iddia ettikleri rezerv miktarına istinaden izin sahasının iptalini talep etmeden saha küçültmesine gitmemesi ve dava öncesinde itiraz haklarını kullanıp, gerekli haklardan yararlanmadığı açıkça görülmektedir. Kaldı ki aynı bilirkişi raporunda daha önce kök raporda da belirtildiği gibi \"... LTD. ŞTİ.'nin sahanın çalışamaması ve maden üretimine geçilememesi konusunda ileri sürdüğü bir takım gerekçelerin doğru olmadığı görülmektedir. Ruhsat sahibinin sahada kanuna aykırı davranışları (itiraz dilekçesinde bu davranışların açık olmadığı) olduğu ve bunun sonucunda teminatın irad kaydedildiği, iş güvenliği tedbirlerinin alınmamış olduğu ve bunun ... heyetince tespit edilmiş olduğu... Bunların hiçbiri işletme izni alınmasına müteakip maden sahasında üretime geçmemek için yeterli değildir.\" 4-) 18/07/2022 tarihli son bilirkişi ek raporu -2-'de müvekkilim olan davacı firmaların uğramış olduğu zarar bedelleri tespit edilmiş olup,  sözleşmenin fesih edilmesine ilişkin tüm taleplerimiz diğer raporlarda da olduğu gibi yeniden heyetçe kabul edilmiştir. İşbu raporda 5. Sayfa, 6. Paragrafta açıkça \"davalı - karşı davacının ruhsatı devraldığı tarihten sonraki kısa bir dönemde önceki sahanın ekonomik olmadığı ve değersiz oluğunu tespit edecek nasıl bir teknik inceleme yaparak sonuca ulaştığı anlaşılamamıştır.\" beyanlarından da anlaşılacağı üzere davalının tüm iddiaları asılsız olup, yalnızca davayı reddettirme amaçlı kötü niyetle müvekkilimi zarara uğratmaya çalışmaktadır. Kaldı ki aynı sayfanın son paragrafında yine heyet ek -2- raporunda açıkça \"sahanın devrinden önce kendileri tarafından sahada bir takım inceleme ve tespitlerin yapıldığı ve izin sahanın ekonomik olmadığı anlaşılmışsa, o zamanda neden devirden sonra yapılan işletme izin düzenlemesinde bu sahanın işletme izin sınırlarından çıkarılmadığını açıklayıp ispat etmesi gerekmektedir. Kullanılmaz denilen işletme izin alanı tam 54 hektar büyüklüğündedir. (540.000m^2)\" açıkça ifade edilmiş olup, davalının yine kötü niyetle davaya konu saha hakkında tüm incelemelerin yapılmasına rağmen kullanıma elverişsizlik gibi bahanelerle müvekkilimi uğratmış oldukları zararların üstünü kapatmaya çalışmaktadırlar. Halbuki bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği gibi davalı-karşı davacı iddialarında haklı olsa idi teftiş esnasında önceki izin sahasının iptalini talep ederek saha küçültmesine gidebilirdi. Ayrıca bilirkişi ek raporu-2 de sonuç ve değerlendirme kısmının 2. Paragrafında \" Kök ve ek raporumuzda da belirttiğimiz üzere davalı-karşı davacı ... san...Ltd.Şti. Tarafından 4.999m2 alanlı maden sahasının 12/05/2016 tarihinde saha teslim tutanağı düzenlenmek sureti ile sahanın orman genel müdürlüğü ünye orman işletme şefliğine GERİ TERKİ GERÇEKLEŞMEMİŞTİR. (Mrk. Dosya No. ...)\" hususlarına kanaat getirildiğini, Ayrıca bilirkişi ek 2 raporunda \"sonuç olarak bu konuda söyleyeceğimiz: 29/05/2014 tarihinde düzenlenmiş ve eski izin sahasını da içeren 82.13 hektarlık bir işletme izin alanı vardır ve dava açılana kadar şirketin sahada yeterli ve ekonomik maden olmadığı iddiası ile ne ... nezlinde sahayı terk ettiği, ya da saha küçültmesini gittiğini ne de Orman Gn. Md.'ne önceki izin alanını terk ettiğine dair bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır.\" hususlarının yer aldığını, mahkemenin işbu hususları dikkate alması gerektiğini, Ayrıca en önemli hususlardan biri olan ve heyetin vurguladığı \"... LTD. ŞTİ. Yaklaşık 1,639.65 hektarlık bir sahayı devralmıştır. Bu kadar büyüklükte bir maden sahasına yapılacak sektörel yatırım, makine ve ekipman tedariki de o oranda büyük olacaktır. Bu nedenle hiçbir işletmenin böyle bir büyük bir yatırıma kalkışırken ön fizibilite yapmamış, sahada yeterli ve ekonomik maden rezervinin olup, olmadığını incelememiş, maden rezervinin tespitine dair sondajların olup, olmadığını kontrol etmemiş ve sahadan numune alıp, kendileri tarafından maden analizi yaptırmamış olmaları hayatın olağan akışına aykırı görülmektedir.\" hususları dikkate alındığında davanın başından beri ileri sürülen beyanlarının işbu husus doğruladığını,Yerel mahkemenin açıkça kendi içinde ve beyanı ile kararı arasında açık çelişki bulunduğunu, 25/01/2024 tarihli duruşmada davanın müvekkil firmalar açısından reddi sebebine her ne kadar 2. sözleşmenin hayatta olmamasını gerekçe göstermişse de dosyada verilen kararın 2. sözleşmede müvekkil şirketlerin sözde edinimlerini yerine getirmediğinden markalar üzerindeki hacizlerin müvekkil tarafından 2. sözleşmede taahhüt ettiği halde iş bu hacizleri kaldırmadığı gerekçesiyle karar oluşturduğunun açıkça görüldüğünü, Markaların müvekkil şirketlere ait olduğunu, müvekkilin davalı ... şirketiyle maden devir sözleşmesi ve maden devri sonrası işbirliği sözleşmesi yaptığını, müvekkil firmaların markalarını devir edeceğine dair sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığını, markalar üzerinde haciz bulunması sebebiyle tarafların anlaşmalarına göre 2. sözleşmeye konu edilen ve müvekkile taahhüt edilen paketlenmiş kedi kumunun müvekkile teslimi esnasında markalar üzerinde haciz bulunması sebebiyle herhangi bir aksama yaşanmaması için markalar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasının kararlaştırıldığını, işbu hususta davalı-karşı davacı ... şirketinin  zaten müvekkile taahhüt ettiği siparişleri vermediği için markalar üzerinde herhangi bir haczin bulunup bulunmamasının bir öneminin kalmadığını, ancak yerel mahkemenin kararında bu hususu bahane göstererek davanın reddine karar verdiğini, dolayısıyla yerel mahkemenin bu hususu görmezden gelerek eksik inceleme sonucu tamamen yanlı hukuka ve hakkaniyete aykırı karar verdiğini, Dosya kapsamında davacı ve davalı vekillerinin 23/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettikleri halde iş bu rapordaki bir takım rakamlar dikkate alınarak karar oluşturulduğunu, işbu son bilirkişi raporu incelendiğinde yerel mahkemenin birçok bilirkişi raporunu eksik görmesine sebep zarar miktarlarının olmadığından bahisle tekrar tekrar rapor istemişse de işbu raporda da yine ...'e müzekkere yazılmadığı ve zarar miktarlarının hesaplanmadığı halde bu haliyle eksik olan ve her iki tarafın da itiraz etmiş olduğu rapor doğrultusunda karar oluşturulduğunun görüleceğini, Dosyanın 2015 yılı dosyası olması kararın da 2024 yılında verilmesi göz önünde bulundurulduğunda aradan yaklaşık 10 yıl geçtiği mahkemenin defalarca kez dosyayı bilirkişiye gönderdiği ortadayken uydurma gerekçelerle gerçeklikle bağdaşmayan patentler üzerindeki hacizler gerekçe gösterilerek ve ticari defterlerin sunulmadığından bahisle müvekkil şirketler açısından davanın reddine karar verilebilecekken dosyanın 10 yıl boyunca sürüncemede bırakıldığını, 10 yıl boyunca zarar miktarlarının belirlenmediğinden bahisle yerel mahkemenin tekrar tekrar dosyayı bilirkişiye gönderdiğini, bilirkişilerin de zarar miktarlarını belirleyemediklerini, ...'e müzekkere yazılarak zarar miktarlarının açıkça ortaya çıkarılması yönündeki taleplerinin yerine getirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>ASIL DAVADA DAVALI/KARŞI DAVA VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; mahkemece karşı davalarının tam olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında karşı davanın tazminata ilişkin kısmının ispat edilemediğinin ifade edildiğini, taraflar arasında imzalanan 30.09.2014 tarihli sözleşmenin 6. maddesinde; davacılar – karşı davalılar ve birleşen dosya davalılarının sahibi oldukları markalara ilişkin ürünleri 6 yıl boyunca madde 6.6‘da belirtilen tutarlar  üzerinden müvekkil şirketten alacağının kararlaştırıldığını, bu kapsamda  müvekkil şirketin, en basit hali ile 6 yıllık ürün satışından elde edebileceği kardan mahrum kaldığını ve bu suretle de zarara uğradığını, müvekkil şirketin bu şekilde uğramış olduğu zararın tespiti açısından taraflarınca müvekkil şirketin ticari defter ve belgelerine dayanıldığını, bu anlamda  müvekkil şirketin kazanç kaybının; müvekkil şirketin ticari defter ve belgelerinde bulunan veriler dikkate alınarak maddi zararın tespitinde kullanılan somut veya  soyut yöntemlerden birinin uygulanması suretiyle  tespitinin mümkün olduğunu, aynı kapsamda müvekkil şirketin alımın yapılacağı taahhüt edilen yıllarda yıllık hangi oranda kar elde ettiğinin müvekkil şirketin ticari defter ve belgelerinden anlaşılabildiğini, bu anlamda da davacılar – karşı davalılar ve birleşen dosya davalılarının alması gereken  ürün tutarının sözleşmenin 6.6 maddesinde belirtilen fiyat ile çarpılması neticesinde ortaya çıkan toplam tutar üzerinden yıllık kar oranın orantılanması neticesinde müvekkil şirketin zararının tespitinin mümkün olduğunu, buna rağmen mahkemenin zararı tespit edemediklerinden bahisle karşı davalarındaki zarar taleplerinin reddine karar verilmesinin açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl davanın; taraflar arasındaki 23/09/2013 tarihli sözleşmeye konu davacı tarafça davalıya devredilen maden sahasının devrine ilişkin işlemin iptali ile davacı adına tesciline ve yine taraflar arasındaki 30/09/2014 tarihli sözleşme hükümlerinin davalı tarafından yerine getirilmediğinden dolayı feshi nedeniyle davacı tarafça uğranıldığı iddia olunan zarara ilişkin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsili istemine, Asıl davadaki karşı davanın; taraflar arasındaki 30/09/2014 tarihli sözleşmenin 5.maddesindeki yükümlülüğün davacı karşı davalı tarafça yerine getirilmemesine rağmen davalı-karşı davacıdan tahsil edildiği iddia olunan şimdilik 84.472,70 TL'nin davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile sözleşmenin davacı-karşı davalı tarafça haksız feshi nedeniyle davalı-karşı davacının uğradığı zararlara yönelik şimdilik 10.000,00 TL'nin davacı-karşı davalılardan tahsili istemine, Birleşen davanın ise; taraflar arasında yapıllmış 30/09/2014 tarihli sözleşmenin 4.maddesi ile davacı tarafa ait markalar üzerinde bulunduğu bildirilen hacizlerin kaldırılması için davacı tarafça davalıya yapılan 101.704,20 TL ödemenin, hacizlerin sözleşme tarihinden önce kaldırılmış olması nedeniyle davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı/karşı ve birleşen davada davalılar vekili ve asıl davada davalı/karşı dava ve birleşen davada davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>Mahkemece, taraf delilleri toplanıp bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle dosya kapsamına göre istinafa konu karar verilmiştir. Gabin, tarafların karşılıklı edimleri tayin edebilme konusundaki sözleşme özgürlüklerine getirilmiş olan bir sınırlamadır. Burada taraflardan birinin içinde bulunduğu olumsuz koşullardan yararlanmak suretiyle sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılmasının yani olumsuz koşullar içinde bulunan kişinin sömürülmesinin yaptırımı söz konusudur. Burada aslolan sözleşme özgürlüğü olduğu, ancak gabinin yasada öngörülen sıkı koşulların bulunduğu hallerde bu özgürlüğün istisnasının bulunduğundan söz etmek gerekir. YHGK'nın 30.09.1972 tarih ve 1972/229-765 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, \"gabin\" ancak, zaruret halinin ve mazeret sebeplerinin bulunduğu bazı durumlarda uygulanması gereken istisnai bir hüküm niteliği taşıması itibariyle TBK 28. maddeye dayanan davaların çok ciddi bir incelemeye tabi tutulması gereklidir. Herhangi bir düşünce ile sözleşme hükümlerini yerine getirmek ve yaptığı sözleşmelerden pişmanlık duyarak caymak isteyen kişilerin bu  hükümden  yararlanması  düşünülemez.  Sıkı  bir  incelemeye  tabi  tutulmadığı takdirde birçok sözleşmelerin gabin sebebine dayanılarak geçersiz sayılması ve sözleşmelerin serbestliğinden beklenilen amacın ortadan kaldırılması gibi istenilmeyen bir sonucun doğumuna yol açılmış olur.Gabinden söz edilebilmesi için şu üç koşulun bulunması gerekir:-Nesnel (objektif) koşul; edimler arasında açık bir oransızlık bulunması gerekir.-Öznel (subjektif) koşul; taraflardan biri zor durumda (müzayaka)  veya düşüncesizlik yahut deneyimsizlik içinde bulunmalıdır.-Karşı taraf, yukarıdaki nesnel ve öznel koşullardan bilerek ve isteyerek yararlanmalıdır. (Yargıtay  15.H.D. 2015/5863 Esas, 2016/5140 Karar sayılı emsal ilamı) Dava konusu sözleşmelerdeki edimler ve davacı tarafın iş tecrübesi ve tacir olduğu dikkate alındığında gabinin objektif ve subjektif unsurunun gerçekleştiği kabul edilemez. Asıl davada davacıların  müzayaka halinde olduğu veya düşüncesizlik veya deneyimsiz olduğuna ilişkin hiç bir kanıt bulunmadığı, gabin  iddiasının isbat edilemediği anlaşılmıştır.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir.  ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre  asıl davada davacı/karşı ve birleşen davada davalılar vekilinin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile  karar verildiğine yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, taraf vekilleri tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen  beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan raporlarda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne, yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, asıl davada davacı/karşı ve birleşen davada davalılar vekilinin asıl, karşı ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun  ve asıl davada davalı/karşı dava ve birleşen davada davacı vekilinin karşı davada kısmen ret edilen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada davacı/karşı ve birleşen davada davalıların ve asıl davada davalı/karşı dava ve birleşen davada davacının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Asıl dava yönünden;a-)Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Asıl davadaki karşı dava yönünden; a-)Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden karşı davacı ....Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin karşı davacı ....Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, b-)Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.770,33 TL istinaf karar harcından istinaf eden karşı davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.442,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.327,72‬ TL'nin karşı davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Birleşen dava yönünden;a-)Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.947,41 TL istinaf karar harcından istinaf eden birleşen davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 1.736,85 TL  harcın mahsubu ile bakiye 5.210,56‬ TL'nin birleşen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler  üzerinde bırakılmasına, 7-Karar kesinleştiğinde artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 03/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d4302dad63b4205","SID":"c198df9abdfe2d77"}}