{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2169 <br>KARAR NO:2025/865<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/11/2020<br>NUMARASI:2015/1014 Esas -  2020/651 Karar<br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.06.2006 tarihinde Esas ... Havayolları ile ..’e ait bir adet ... tipi uçak ...(uçak, ekip, sigorta ve bakım giderleri...’e, diğer giderleri ... Havayollarına ait olmak üzere) yöntemi ile kiralandığını, davalının diğer iki uçağı ise kendi kodu (...) ile uçurduğu ve ticari operasyonlarında kullandığını, ... 07/06/2006 tarihinde faaliyete geçtikten dokuz ay sonra... Hava Yolları ile birlikte çalışılmaya başladıklarını, bu çalışmanın, ilk olarak  yönetim danışmanlık hizmeti, hemen ardından da stratejik işbirliği adı altında yürütüldüğünü, ... Havayolları’nın...'e % 20 hisse ile ortak olup yönetimi devraldığını, 01.05.2007 tarihinde ... personeli ...’in ... genel müdürlüğüne getirildiğini, izleyen dönemlerde yapılan sermaye azaltışları ve artırımlarının sonucu davalının sermaye yapısı içinde çoğunluğu ele geçirdiğini, ...’i kuran kurucu ortakların hisse oranlarının yapılan sermaye operasyonları sonucu % 80’den % 1 seviyesine düşürüldüğünü, ...’in, ... tarafından yönetildiği son 8 yıl süresince sürekli zarar ettirildiğini, kuruluş misyonu ve amaçlarından uzaklaştırıldığı ve davalı tarafından hisse alım bedelinin dahi ödenmediğini, bedelin,...’in esasen yapmaması gereken bir ödemeden vazgeçilmesi ve...’in zaten olmayan bir borcunun silinmesi aracılığıyla ödendiğini, davalı tarafından...’in şirket hisselerinin ele geçirildiğini, davalının, hissedarı olduğu...’in toplamda ... payının, ... adedine sahip olduğunu, şirketin % 69.12 oranında sahibi olduğunu ve oy haklarının çoğunluğuna sahip olduğunu, ...’un hâkim şirket, ...’in ise bağlı şirket konumuna düştüğünü, hâkim şirket konumunda olan ...’un en geç 01.07.2014 tarihine kadar, bağlı şirketin kayıplarını denkleştirmesi gerektiği halde ... tarafından böyle bir denkleştirmenin yapılmadığını, ...’in en son yapılan 29.04.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında \"denkleştirme yapılıp yapılmadığı\" hususunun davacı tarafından şirket yönetimine sorulduğunu ve bu yöndeki sorumluya “böyle bir işlemin yapılmadığı” şeklinde cevap verildiğini, ... tarafından,...’e \"gerçek dışı meblağlar karşılığı danışmanlık ve başka isimler altında hizmetlerin verildiği\" iddiasıyla, son derece yüksek rakamlı faturalar kesildiğini, bazı yıllarda...'in toplam maliyetinin % 87’sinin ... tarafından kesilen faturalara ödendiğini,  ...’in tek faaliyetinin, ... tarafından verilen hizmetlerin bedelini ödemek halinde getirildiğini, diğer yandan, verildiği iddia edilen hizmetlerin, piyasa rayiçlerinin çok çok üzerinde olduğunu,...'in bu yüksek bedeller nedeniyle zarara uğratıldığını, Mayıs 2007-Mayıs 2011 döneminde, birçok küçük ortağı bulunan...’in tam 4.680.000 ABD Doları tutarındaki kaynağının ...’a aktarıldığını, arada yapılan sermaye artırımı ve azaltılması operasyonları ile davacı kurucu ortakların zarara uğratıldığını, ortakların hisselerinin dramatik bir şekilde değer kaybettiğini, bu sermaye hareketleri ile şirketin ... dışındaki diğer tüm ortaklarının hisselerinin hem oransal hem de değer olarak düşürüldüğünü ve şirketin tamamen ...’un hakimiyetine sokulduğunu, ...’e yaptığı her hizmeti faturalandıran ...'un, kullandığı...’e ait slot hakları için herhangi bir bedel ödemediğini, ...’in tarifeli sefer yapabilme hakkı için gerekli şartlar oluşmuşken ... Çağrı Kodunun (...) kullanılması nedeniyle gelirler üzerinden önce %9, daha sonra %7 komisyon almaya devam ettiğini, ...'un, bir havayolu için çok önemli olan .. Havalimanına... slotlarını kullanarak sefer yapabildiğini, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla, ... A.Ş’nin, davalıların TTK’nin 202 ve devamı maddelerinde belirtilen eylemleri nedeniyle oluşan zararlarının tespitine ve tespit edilen zararın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000 TL’lik kısmının davalılarca müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... Hava Taşımacılığı Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın taraf ehliyetinin bulunmadığını, kesin hüküm itirazında bulunduklarını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davalı şirketin 01/07/2012 tarihi öncesinde...'ın hakim şirketi olmadığını, bu nedenle pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin üye olma sıfatıyla sorumlulukları olmadığından bu kişilere husumet yöneltilemeyeceğini, huzurda haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın TTK 202. Madde hükümleri uyarınca incelenip sonuçlandırılması gerektiğini, hakim şirket ve bağlı şirket tanımlarının 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, davalı ...'un bu tarihten önce...'de pay sahibi olmadığını, bu nedenle ... yönetim kurulu üyelerine husumet düşmediğini, 2012 yılı öncesine ilişkin işlemler yönünden TTK'nin 202. Maddesi uyarınca zamanaşımı defiinde bulunduklarını,TTK 202/1-e bendi atfıyla TTK'nin 560 maddesi uyarınca davacıların zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğrudan fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bu nedenle 20/10/2010 tarihinden önceki işlemlerin zamanaşımına uğradığını, aynı konuda İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/419 esas, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/929 esas, İzmir 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/310 esas sayılı dosyalarında aynı iddiaların ileri sürüldüğünü, bu bakımdan iki yıllık zamanaşımı yönünden 20/10/2013 tarihinden önceki tüm işlemlerin zamanaşımına uğradığını, davaya konu hususlarla ilgili kesin hüküm bulunduğunu, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine, yargılama masraf ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"Yukarıda zamanaşımı ile inceleme kısmında anlatıldığı üzere, Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 18/1 uyarınca; \"Bir bağlı şirketin, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte, anılan Kanunun 202'nci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren kaybı veya kayıpları varsa bunlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde denkleştirilir veya ilgili şirkete kaybı veya kayıpları denkleştirecek istem hakları tanınır. Aksi hâlde, Türk Ticaret Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen dava hakları söz konusu sürenin bitmesiyle hemen kullanılabilir. Söz konusu 18/1 hükmü ile yürürlüğüne ilişkin düzenleme getirilen TTK m.202/1-a hükmü, verilen kayıpların aynı faaliyet yılı içerisinde denkleştirilmesi gerektiğini, aksi takdirde \"b\" bendinde düzenlenen davaların açılabileceğini ifade etmektedir. 6102 ve 6103 sayılı Kanunların yürürlük tarihi 01.07.2012’dir. Kanun koyucunun 18/1. Maddede sadece 2012 yılındaki kayıpları dikkate aldığını kabul etmemiz halinde, zaten var olan bir düzenlemede aynı faaliyet yılı denkleştirilmesi gereken kayıplar için 01.07.2014 tarihine kadar ek bir süre tanınmış olacaktır. Özetle 6 aylık dönem içinde gerçekleşen bağlı şirketin kayıplarının denkleştirilmesi için 2 yıllık bir süre tanınmış olmaktadır. Kaldı ki bu kayıpların denkleştirilmesi veya kayıpları denkleştirecek istem hakları tanınması için hâkim teşebbüsün 6 aylık bir süresi bulunmaktadır. Ancak Kanun metninde TTK yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde bağlı şirketin TTK m.202/1 kapsamında kaybı varsa ifadesini açık şekilde kullanmaktadır.Kanun kaybın zamanına ilişkin bir sınırlandırmada bulunmamıştır. Kanaatimizce kanun koyucunun Yürürlük Kanunu içerisinde genel düzenlemelerin yer aldığı 2. Madde dışında ayrı bir maddede getirdiği bu hüküm ile bağlı şirketin geçmiş yıllar içerisinde uğramış olduğu TTK m.202/1 kapsamındaki kayıpların denkleştirilmesi düzenlenmektedir. Bu sebeple somut olay kapsamında davacı tarafından iddia konusu kalemlere ilişkin denkleştirme yapılmamasından dolayı tazminat talebinde bulunulabileceği kanaatine varılmıştır.Yine belirtmek gerekir ki, dava TTK'nin 202. Maddesi uyarınca açılmış olup, hakim şirketin yönetim kurulu üyeleri de kanıtlanması halinde davalı şirketin eylemlerinden sorumlu olduğundan davalı yönetim kurulu üyelerinin pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Bu bakımdan, yine yukarıda belirtildiği üzere iki ayrı bilirkişi heyetince yaptırılan teknik incelemeler sonucunda, davacı tarafın iddiaları tek tek incelenmiş olup, davacılar, iddialarını kanıtlayamadıklarından davanın tümden reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hazırlanan gerekçeli kararın dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının kopyala- yapıştır yapılması suretiyle oluşturulduğunu öyle ki 19 sayfalık gerekçeli kararda davanın reddine ilişkin hukuki gerekçe sadece \"davacılar iddialarını kanıtlayamadıklarından davanın reddine karar vermek gerekmiştir\" şeklinde açıklandığını, gerek dava dilekçesi gerekse daha sonra ibraz ettiğimiz bütün dilekçeler ile bilirkişi raporlarında, somut veriler ile ortaya koyulan hususlarda yeterli, denetime ve hükme esas almaya elverişli bir bilirkişi raporu oluşturulamadığı, bu nedenle yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınmasının gerekliliği belirtilmiş bulunmakta olup mahkemece yapılacak incelemede de görüleceği üzere bilirkişiler sadece uzun kitabi açıklamalar yapmakla yetinmiş, fakat bu açıklamaların sonunda dava konusuna ilişkin hiçbir somut sonuca ulaşılmadığını, numaralandırılan çoğu maddenin sonucuna ulaşılmadan konunun geçiştirildiğini, mahkemece beyanlarının dikkate alınmadan hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, aşağıda açıklanan nedenlerle mahkeme yapılacak istinaf incelemesi sonucunda yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılması gerektiğini, hakim şirket konumunda olan davalı ... tarafından TTK'nın 202. maddesine aykırı hareket edilmiş ve şirket ortakları zararı uğratılmış olup davalı ..., davacının hissedarı olduğu ...’in, toplamda 59.000.000.000 payının 41.125.000.000 adedine sahip olup, şirketin % 69.12 oranında sahibi olduğunu ve oy haklarının çoğunluğuna sahip olduğunu, dolayısıyla TTK m. 195 anlamında;  ... hakim şirket, ... ise bağlı şirket konumunda olduğunu, ..., ... kendisi adına tarifeli uçak seferi yapma yetkisine kavuştuğu halde, ...’e tarifeli sefer yaptırmamış ve ...’i, yalnızca ...’a düşük fiyatla uçak temin eden bir şirket olmakla sınırlı bir hale getirdiğini, bu dört koşuldan esaslı olan, ilk iki koşulun sağlanması olup yani 5 adet uçak ve toplam 5 milyon usd sermaye koşulunun bulunması asıl olduğunu, (c) ve (d) bentlerinde yer alan koşullar zaten ilk iki koşulun bulunması halinde şirket tarafından yapılması gereken işlemlere ilişkin olduğunu dolayısıyla, burada bakılması gereken yalnızca 5 adet uçak ve 5 milyon usd sermaye koşulu olup ... 4. uçağı olan çeşme’yi nisan 2009, 5. uçağı foça’yı ise temmuz 2009’da filosuna katarak tarifeli havayolu olma koşulunu yerine getirmiş Temmuz 2009 tarihi itibariyle şirketin sermayesi 37 milyon tl olduğunu, temmuz 2019'da 1 usd, yaklaşık 1,55 tl değerinde olduğundan, o tarihte şirketin sermayesi yaklaşık olarak 23 milyon 870 bin dolar miktarında olup şirket sermayesinin temmuz 2009'da 37 milyon TL olduğu hususu bizzat bilirkişi raporunun 9. sayfasındaki tablo ile açıkça görüldüğünü, mahkemenin, bilirkişi raporunda bulunan bir bilgiyi dahi kullanmaktan imtina ettiğini, buna rağmen kararda...' in diğer üç koşulu sağlayıp sağlamadığına ilişkin bir dosyada bir bilgi bulunmadığından değerlendirme yapılamadığının belirtilmesi hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarife ve slotlar yönünden ...’in zarara uğratılması yönünden hiçbir sonuca ulaşmadan davanın reddine karar vermiş bu eksikliğini ... slotlarını kullanarak telafi etmiş, ...’e kullanılan bu slot hakları için herhangi bir bedel de ödenmemiş ve ...’in slotları ... tarafından “bedava” kullanılmış, slotlar bedava kullanıldığı gibi, üstüne bir de  izair kendi adına uçuş yapabileceği halde, ... çağrı kodunun (pgt) kullanılması nedeniyle, izair'in gelirleri üzerinden önce %9 ve daha sonra %7 komisyon almaya devam edilmiş olup bilirkişilerin somut delilleri ile beraber izah edilen hususları tek bir cümle ile kapatma yoluna gitmiş kararda ise bu konuya ilişkin olarak uzun açıklamalar yapılmış sonuca ulaşılması gereken son kısımda ise \"davalı... uçaklarının İ...Havalimanı ile... Havalimanı arasındaki uçuşlarına yönelik sadece 2008 yaz sezonu için aldığı slotları gönderebilmiş ve bu slotlar sektör bilirkişisi özlem çapan özeren tarafından incelenmiştir.\" denilmekle yetinildiğini, gerekçeli kararda slot hakkının kullandırılması konusunda, uzun uzun teknik açıklamalar yapılmış, ancak somut duruma ilişkin tek bir açıklama dahi yapılmadan, konu hiçbir sonuca bağlanmadan geçiştirildiğini, ... tarafından, ...’e gerçek dışı meblağlar karşılığı danışmanlık ve başka isimler altında hizmetlerin verildiği iddiasıyla, son derece yüksek rakamlı faturalar kesildiğini, öyle ki, bazı yıllarda ..., toplam maliyetinin % 87’sini, ... tarafından kesilen faturalar karşılığında ödediğini, 01.05.2007–01.05.2011 tarihleri arasında yönetim danışmanlık hizmeti adı altında, ilk yıl 150.000 abd doları/ay, izleyen 3 yıl 80.000 abd doları/ay olmak üzere toplam 4.680.000 abd doları, “iyileştirme bedeli” olarak ise toplam 4.100.000 abd doları olmak üzere; tespit edilebilen yaklaşık 9.000.000 abd doları menfaat sağlayan ...’un bunun dışında diğer ... uçaklarının (önce 2, 2009’da ise 4 adet) bilet satış hâsılatları üzerinden de % 9 gibi oldukça yüksek bir komisyon aldığı dikkate alındığında, bu işbirliğinden oldukça karlı çıktığı, kaybedenin ve sürekli zarar edenin ise ... olduğu gerçeği açıkça ortada olup  kararda wet lease kiralama anlaşmaları yönünden şirketin zarara uğratılması konusunda herhangi bir sonuca varılamadığını, mahkemece uçuş operasyınları nedeniyle şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığına ilşkin hiçbir inceleme yapılmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, hakim şirketin bağlı şirketi zarara uğratması nedeni ile, zararın bağlı şirkete ödenmesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hakim şirket olan davalı şirketin dava dışı bağlı şirket...A.Ş.'yi zarara uğratıp uğratmadığı ve TTK'nın 202/1. Maddesinin eldeki davada uygulanıp uygulanmayacağı noktasındadır.Dava dışı...A.Ş. kurularak 20/04/2005 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Daha sonra  ... Havayolları A.Ş. İle.../... arasında 25/02/2007 tarihinde stratejik ortaklık protokolü, 09/03/2007 tarihinde ise yönetim danışmanlığı hizmet sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeleri ... adına ... ve ...,  ... Havayolları A.Ş. adına ... ve ... imzalamıştır.Davacı tarafça, davalı ... ve onun yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalıların bağlı şirkete verdikleri zararın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalılar diğer savunmalarının yanı  sıra, TTK'nın 202. Maddesinin 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiği ve bu nedenle anılan tarihten öncesine uygulanmasının mümkün olmadığını savunmuşlardır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 202/1-a maddesi, \"Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın.\" şeklindedir. 202/1-b maddesi ise,\"Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 18/1. maddesi de, \"Bir bağlı şirketin, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte, anılan Kanunun 202 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren kaybı veya kayıpları varsa bunlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde denkleştirilir veya ilgili şirkete kaybı veya kayıpları denkleştirecek istem hakları tanınır. Aksi hâlde,Türk Ticaret Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen dava hakları söz konusu sürenin bitmesiyle hemen kullanılabilir.\" şeklindedir. Anılan maddenin gerekçesi ise,\"Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdiğinde, sermaye şirketleri arasında, anılan Kanunun 202 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren birçok bağlı şirketin bulunacağı şüphesizdir. Söz konusu hükmün hemen uygulanması uygun görülmemiş, böyle bir uygulamanın adil olmayacağı düşünülmüş, düzenlemenin kapsamı içindeki şirketlerin denkleştirmeyi yapabilmeleri için kendilerine iki yıl süre verilmesinin doğru ve sağlıklı bir hukuk politikasına uygun olacağı mütalâa edilmiştir. Bu süre içinde gerekli denkleştirme yapılmamış veya bağlı şirket lehine denkleştirici istem hakları tanınmamışsa, Türk Ticaret Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanacak ve anılan maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen dava hakları kullanılabilecektir.\" şeklinde açıklanmıştır.6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 18/1. Maddesindeki, \"bir bağlı şirketin,Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte, anılan Kanunun 202 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren kaybı veya kayıpları varsa\" şeklindeki ifade, maddenin gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önceki olaylara dayanan istemlerin TTK'nın yürürlük tarihinden iki yıl sonra davaya konu edilebileceği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince 16/10/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, ... A.Ş.'nin tarifeli uçuş ruhsatı alması için herhangi bir girişimde bulunulmadığı iddiasıyla ilgili olarak tarifeli sefer yapma hakkının kazanılmasının karlı-verimli çalışmanın bir ölçütü olmayacağı belirtilerek buna ilişkin örnekler verilmiştir. 2013-2014 ve 2015 yıllarının karla kapatıldığı, uçak kira bedellerinin sektör ortalamaları düzeyinde olduğu, uçakların günlük uçuş sürelerinin gelir getiren bir olgu olduğu, ... Hava Limanı(...) ile ilgili slotların ... lehine kullanıldığını ve davacı tarafın...'in ....'den aldığı ve ...'a devrettiği slottan bahsediyor ise bunu ispatlaması gerektiği, incelenen ticari defterlere göre sermayenin ödendiğinin kayıtlı olduğu anılan bilirkişi raporunda belirtilmiştir.05/06/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda...A.Ş.'nin tarifeli uçuş ruhsatı alması için 5 uçak şartı dışında diğer şartların bulunduğunu ispat edemediği, tazminat hesabı için değişkenlerin belirsiz olduğu, uçakların günlük uçuş sürelerinin bakım periyotlarını kısaltmakla birlikte elde edilen geliri arttırdığı, permin ve slotun günlük veya dönemsel olarak yetkilendirilen uçuşun gerçekleşmesi ile sona erdiği ve bu sebeple bu kalem bakımından bir zarar bulunmadığı, yapılan araştırmalara göre ... kiralamalardaki blok saat bedelinin 2.600,00-3.150,00 USD arasında değişiklik gösterdiği bunula birlikte davaya konu tarihlerdeki tutarlarla ilgili veri elde edilemediği, davacı tarafından yönetim danışmanlığı adı altında verilen ve fahiş olduğu iddia edilen hizmetlere ait fatura bedellerinin hangileri olduğu ve bunların rayiçlerinin hangi veriye dayanarak yüksek bulunduğu hakkında açıklama yapılması halinde detaylı araştırma yapılabileceği ifade edilmiştir.Davacı tarafça, ...'un, ...'in kendisi adına tarifeli uçak seferi yapma yetkisine kavuştuğu halde, ...’e tarifeli sefer yaptırmayarak ...’i, yalnızca ...’a düşük fiyatla uçak temin eden bir şirket olmakla sınırlı bir hale getirdiği iddia edilmiştir. Ancak, tarifeli sefer yapma hakkının kazanılması ile tarifeli sefere geçilmesinin bununla ilgili bilirkişi raporunda açıklanan havacılık maliyetleri nazara alındığında, mevcut durumda uçakların kiralanması suretiyle faaliyet gösterilmesinden daha karlı olacağına ilişkin somut bir veri sunulmamıştır. Bu kapsamda iddia edilen dönemlere ilişkin slotların sunulamamış olması ve bilirkişi raporunda slotların günlük veya dönemsel olarak yetkilendirilen uçuşun gerçekleşmesi ile sona erdiğinin tespit edilmiş olması karşısında söz konusu talepler yönünden  ... Havayolları A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası ispatlanamamıştır. Yine bilirkişilerce belirtildiği gibi uçakların uçuş süresi de şirketin zararına neden olacak nitelikte değildir. ... tarafından, ...’e yönetim danışmanlığı hizmeti verildiği iddiasıyla, son derece yüksek rakamlı faturalar kesildiği ve ...'un...A.Ş.'nin yönetimine girmesine rağmen yönetim hizmeti faturalarının kesilmeye devam ettiği iddia edilmiştir. Ancak yönetim danışmanlığı hizmeti, ... Havayolları A.Ş.'nin bağlı şirket haline gelmeden önceki dönemde imzalanan stratejik ortaklık protokolü ve yönetim danışmanlığı hizmet sözleşmesine dayanmakta olup, bu hizmetin verilme şekli olarak ...'un yönetim kuruluna girmesi yönteminin benimsenmiş olması sözleşme ile kararlaştırılan bu ücretin ödenmeyeceği anlamına gelmeyecektir.Sermaye artırımı ve azaltılması işlemleri genel kurul kararlarına dayalı olup, iddia edilen zarar ile arasında illiyet bağı bulunmamaktadır.... kiralama anlaşmaları yönünden şirketin zarara uğratılması iddiası yönünden ise 16/10/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, uçak kira bedellerinin sektör ortalamaları düzeyinde olduğu, 05/06/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise, ... kiralamalardaki blok saat bedelinin 2.600,00-3.150,00 USD arasında değişiklik gösterdiği, bununla birlikte davaya konu tarihlerdeki tutarlarla ilgili veri elde edilemediği yönündeki tespitler karşısında bu iddianın somutlaştırılmadığı da nazara alındığında söz konusu kiralama ücretlerinin...A.Ş.'yi zarara uğratacak nitelikte olduğu ispat edilememiştir. Sonuç olarak davacı tarafça iddiaları ispatlanamamış olup, bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştirHMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6dc9c84faa49a8c8","SID":"e1100fcee66857e4"}}