{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2162 <br>KARAR NO:2025/864<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/09/2021<br>NUMARASI:2019/648 Esas -  2021/690 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan ZararNedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının hesabından davalı ... tarafından çekilen 90.000USDnin 50.000USD tutarındaki kısmının şirket hesabına geri ödendikten sonra, kalan bakiye 40.000USD'nin davacı şirkete geri ödenmediğinin tespit edilmesinin ardından, yapılan incelemelere gereği bu tutarın şirket hesabına iadesi talebine ve yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğunu,  davalının ... şirketinin eski ortaklarından olup, 14/06/2017 tarihinde kendi hisselerinin devrini şimdiki ortaklara yaparak şirket ortaklığından ayrıldığını, işbu ayrılma sonrasında davacının ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığını ve ...'un usulsüz olarak şirketten 24/02/2016 tarihinde 90.000USD aldığını, almış olduğu tutarın 50.000USD miktarındaki kısmını 21/04/2016 tarihinde iade ettiğini, geri kalan 40.000USD'nin akıbetinin bilinmediğinin tespit olunduğunu, şirket ortaklarının şirketten çekmiş olduğu tutarlardan dolayı şirkete karşı sorumluluklarının bulunduğunu, işbu çekmiş oldukları tutarları şirketin menfaatine harcamaları ve bu harcamaları ispatlamakla yükümlü olduğunu, çekilen bu tutarın şirketin menfaati doğrultusunda harcanmadı ise davalının geri ödemekle yükümlü olduğunu, davalı aleyhine...sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla,  borçlunun icra dairesine yapmış olduğu itirazının 8.000USD tutarının kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, 32.000USD üzerinden iptaline, davalı aleyhine %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı şirket ile ilişkisinin 2010 yılında başladığını, ...'nin o dönemde davalıdan internet sitesinin geliştirilmesine ilişkin olarak bordro kaydı olmaksızın, dışardan danışman olarak destek aldığını, ...'nin pay sahipleri ...  ve ... sahibi oldukları şirket paylarının tamamını, 04/09/2015 tarihinde şirket merkezi ABD'de bulunan International ...'ye devrettiğini, limited şirket olan ...'nin tek pay sahibi International  ... şirketi müdürünün, TTK uyarınca şirket müdürü olarak atanmış ve gerçek kişi temsilcisi olarak da ...'nin belirlendiğini, davalının bu süreçte ...'ye finansal raporları hazırlanması, proje geliştirme çalışmaları yürütülmesi ve çeşitli konularda destek sağladığını, davalının ...'yi 15/02/2016 tarihinde devralarak TTK hükümleri uyarınca tek pay sahibi olması nedeniyle şirket müdürü olarak atandığını, ...'de tür değişikliğine gidilerek anonim şirkete dönüştürüldüğünü ve davalının sınırsız imza yetkili tek yönetim kurul üyesi olarak atandığını, devir sırasında 3.000.000TL kayıtlı sermayesi olan ...'nin banka hesaplarında yaklaşık 200.000ABD dolar tutarında nakit mevcudiyeti bulunduğunu, davalının ...'nin ... Bankası AŞ nezdindeki hesabından ticari faaliyetleri ve şirketteki yapısal değişiklikler sebebiyle işçilik alacakları için gereken 90.000USD'yi yönetim kurulu üyesi sıfatıyla fiziki olarak çektiğini, davalının 50.000USD'yi kendi uhdesinde tuttuğunu, 40.000USD'yi şirket merkezinde bulunan şirket kasasına koyduğunu, davalının ...'nin ofisini ziyaret ettiğinde gerçekleştirdiği teftişte şirket kasasında 40.000USD olmasını beklerken sadece 8.000USD'nin bulunduğunu, 32.000USD'nin kayıp olduğunu gördüğünü, davalının daha büyük ölçekli bir muhasebesel tutarsızlığa yol açmamak adına şirket faaliyetleri için kullanmak üzere çektiği 90.000USD&nin kendi uhdesinde kalan 50.000USD&lik kısmını şirket hesabına geri yatırdığını, ...'nin o dönemdeki çalışanlarının 32.000USD'nin yanı sıra şirketin muhasebe kayıtlarının ticari defterlerinin ve birçok belgenin kayıp olduğunu görerek polise hırsızlık ihbarında bulunduklarını, davalının tüm bu yaşananlardan yıpranması nedeniyle ilki 09/06/2016, ikincisi 14/06/2017 tarihinde olmak üzere paylarını kademeli olarak nominal değeri karşılığında devrederek ...'den tamamen çıktığını ve şirket ile ilişiğinin kalmadığını, yönetim kurulu üyeliğinden de istifa ettiğini, davalının bahse konu pay devir bedellerini hiçbir zaman tahsil edemediğini, ancak kariyerine zarar vereceği endişesi ile hiçbir zaman hukuki yollara başvurmadığını, daha sonra davacı şirketin, şirket defterlerinin fiili durumu yansıtmayacak şekilde değiştirilmesi ve şirket hesabından çekilen 72.925,91USD'nin hala kendi uhdelerinde tutulduğu gerekçesiyle savcılığa şirketin muhasebecisi ve eski çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, şirket defterlerinde ortaklardan alacak olarak görünen 32.000USD'nin davalının rızası dışında yazıldığını,32.000USDnin ortaklardan alacaklar hesabına yazılması TTK uyarınca mümkün olmadığını, icraya konulan tutarın, ortaklar alacak hesabında yer alması gerektiğine kanaat getirilmesi halinde dahi hesap yönteminin hatalı olduğunu, dava konusu tutarın zaman aşımına uğradığını, davalının, davacı pay sahiplerine karşı satıcı sıfatıyla zarar oranında sorumlu olduğunu, ancak bu icra takibinin konusunun ...'nin mevcut pay sahiplerinin tazminat talebinin olmadığını, davanın haksız olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında apılan yargılama sonunda, \"Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, davalı tarafın 2016 yılı içerisinde davacı firma ticari defter kayıtlarında toplam olarak 354.208,06TL banka hesabından ve nakit olarak toplam 354.208,06TL aldığı, maaş ödemesi ve nakit iadesi olarak 210.756,52TL ödeme yaptığı, davalının davacı firmaya 143.451,54TL borçlu hale geldiği, davalı tarafa 24/02/2016 tarihinde davacı tarafın ... Bankası ... Şubesi hesabından \"... Ödenen TC:...\" açıklaması ile davaya konu 90.000USD'nin ödendiği, 21/04/2016 tarihinde davalı tarafından davacı taraf hesabına 50.000USD yatırıldığı, davalı tarafından davaya konu 90.000USD'nin çekildiği ve 50.000USD'nin ödendiğine dair davacı taraf ticari defterlerine 131.01.001 Ortaklardan Alacaklar Hesabına işlendiği, davalı tarafından davacı tarafa 40.000USD'nin ödendiğine dair herhangi bir kaydın olmadığı, davalının davacı tarafa 40.000USD tutarında borçlu bulunduğu, davacının dava dilekçesi ile, borçlunun icra dairesine yapmış olduğu itirazının 8.000USD tutarının kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 32.000USD üzerinden takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 32.000USD alacağının tahsiline yönelik başlattığı icra takibine davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varılmakla,  davacının davasının kabulü ile, davalı tarafından icra takip dosyasına yapılan itirazın 32.000USD üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren kamu bankalarının USD cinsine uyguladıkları en yüksek 1 yıllık mevduat faiz oranının uygulanmasına, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İİK 67/2 mad uyarınca hükmedilen bedelin takip tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı olan 183.305,60TL'nin %20'si oranında olmak üzere 36.661,10TL icra inkar tazminatına hükmedilmesini, bunun davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, yine davacının alacak iddiasının davalının davacı şirkette yönetici olarak bulunduğu dönemde bankadan çektiği paranın bir kısmının şirket hesaplarına aktarılmaması ve bu surette kendi uhdesinde tutması üzerine yöneticinin sorumluluğu sebebiyle tahsiline yönelik olduğu anlaşılmakla dosya heyete tevdi edilmiş ve heyet aracılığıyla davacının davasının kabulü ile, davalı tarafından ... sayılı dosyasına yapılan itirazın 32.000 USD üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren kamu bankalarının USD cinsine uyguladıkları en yüksek 1 yıllık mevduat faiz oranının uygulanmasına, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında iddia ve savunmalarının neden kabul görmediğine dair gerekçenin belirtmediğini, davalının dava konusu tutarı yönetim kurulu üyesi sıfatı ile çektiğini, yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna ilişkin davanın açılabilmesi için özel dava şartının yerine getirilmesi gerektiğini, davalının davacı şirket tarafından ibra edildiğini,  davalı aleyhine onayı olmaksızın ticari defterlerde borç kaydında bulunulduğunu,Davacı şirketin defterleri usule aykırı olarak tutulduğunu, bu durum bilirkişi raporunda da tespit edilmesine karşın yerel mahkeme kararında dayanak olarak kabul edildiğini, dava konusu borcun varlığının kabulünde dahi söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu alacağın Türk lirası üzerinden takibe konulması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, şirket ortağına verilen borcun tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu tutarın davalıya borç  olarak verilip verilmediği, söz konusu tutarın şirketin yararına kullanılıp kullanılmadığı, dava açma koşullarının bulunup bulunmadığı ve alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, \"şirketten çekilmiş olan ve şirkete iade edilmeyen denetçi raporu ile sabit ücrete ilişkindir\" sebebine dayalı olarak 40.000,00 USD asıl alacağın 9,86 USD işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 13/09/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 32.000,00 USD yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı cevap dilekçesinde, davalı ...'un, ...'yi 15.02.2016 tarihinde ...'den devraldığını, devir işlemini müteakip ...'de tür değişikliğine gidilerek limited şirketten anonim şirkete dönüştürüldüğünü, ve davalının sınırsız imza yetkili tek yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, devir sırasında 3.000.000,00 TL kayıtlı sermayesi olan ...'nin banka hesaplarında yaklaşık 200.000,00 ABD Doları tutarında nakit mevcudiyeti bulunduğunu, davalının, 24.02.2016 tarihinde ...'nin ... Bankası A.Ş. Nezdindeki hesabından ticari faaliyetleri ve şirketteki yapısal değişiklikler sebebiyle işçilik alacakları için gereken 90.000 ABD Doları'nı, yönetim kurulu üyesi (yetkili temsilci) sıfatıyla fiziki olarak çektiğini, daha sonrasında, davalının, 50.000 ABD Doları'nı kendi uhdesinde tutarak, 40.000 ABD Dolarını ise şirket merkezinde bulunan şirket kasasına koyduğunu, davalının ...'nin ofisini ziyaret ettiğinde gerçekleştirdiği teftişte şirket kasasında 40.000 ABD Doları olmasını beklerken sadece 8.000 ABD Doları'nın bulunduğunu, 32.000 ABD Doları'nın kayıp olduğunu, davalının daha büyük ölçekli bir muhasebesel tutarsızlığa yol açmamak adına, şirket faaliyetleri için kullanmak üzere çektiği 90.000 ABD Doları'nın, kendi uhdesinde kalan 50.000 ABD Dolarlık kısmını derhal şirket hesabına geri yatırdığını beyan etmiştir.Davalı, davacı şirkete 10/02/2016 tarih ve 5762 sayı ile onaylı genel kurul kararı ile onaylanan devir ile tek ortak olmuş ve şirket 30/05/2016 tarih ve 21598 sayı ile onaylanan  genel kurulda alınan kararla anonim şirkete dönüşmüştür.Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen davacı şirketin ticari defterlerinde, davalının 24/02/2016 tarihinde davacı şirketin ...bankası hesabından 264.951,00 TL çekmiş olduğu kayıtlıdır. 2016 yılı kapanışı itibariyle de, davacı şirket 143.451,54 TL alacaklı görünmektedir.Davaya konu para çekme işlemi davacı şirket henüz tür değiştirmeden önce gerçekleşmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 644/1-b maddesi uyarınca şirkete karşı borçlanma yasağına ilişkin 358 inci madde, limited şirketler hakkında da uygulanacak olup, TTK'nın 358. maddesine göre, pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.Davalının, davacı şirketten 24.02.2016 tarihinde 90.000,00 USD çektiği kendi beyanıyla sabit olup, bu işlem ödünç niteliğinde olup, davalıyı şirkete karşı borçlandırıcı niteliktedir.Dolayısıyla, ortaklık ilişkisinden kaynaklanan davada, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası hakkındaki genel kurul kararı aranması ve ibra hususlarının eldeki davada uygulama yeri bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 147/1-4 maddesine göre,  bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar, beş yılda zamanaşımına uğrar.<br>TBK'nın 82/1. Maddesine göre ise, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.Davacı şirket tarafından 13/06/2017 tarihinde YMM raporu alınmış ve bu raporda dava konusu tutara ilişkin olarak, 24/02/2016 tarihinde davalı ...'un hesabına banka kanalıyla 90.000,00 USD karşılığı 264.951,00 TL'nin 50.000,00 USD karşılığı 141.300,00 TL olarak 21/04/2016 tarihinde banka yoluyla şirket hesaplarına iade edildiği, kalan 40.000,00 USD karşılığı 123.651,00 TL yasal defterlerde ortaklardan alacaklar hesabında izlendiği tespit edilmiştir. Bu rapordan sonra davacı şirket tarafından 14/06/2017 tarihinde şikayet dilekçesi üzerine ... ve ... hakkında başlatılan soruşturmada 15/03/2018 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir. Davalı da cevap dilekçesinde, 40.000 ABD Dolarını ise şirket merkezinde bulunan şirket kasasına koyduğunu, davalının ...'nin ofisini ziyaret ettiğinde gerçekleştirdiği teftişte şirket kasasında 40.000 ABD Doları olmasını beklerken sadece 8.000 ABD Doları'nın bulunduğunu, beyan etmiş olması karşısında davacının geri isteme hakkı bulunduğunu 15/03/2018 tarihli takipsizlik kararı ile öğrendiğinin kabulü gerekir. Bu halde gerek TBK'nın 82/1. Maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi, gerek TBK'nın 147/1-4 maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davaya konu icra takibi başlatılmıştır. Bu nedenle, davalının zamanaşımı defi yerinde değildir.Ayrıca, davalı şirket hesabında USD cinsinde bulunan parayı çektiğinden alacağın Türk Lirası üzerinden takibe konulması gerektiği yönündeki davalı savunması da yerinde değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.189,70 TL harcın, alınması gerekli olan 12.521,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.331,9‬0 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bf5ada1edb0d9b9","SID":"61051e62a7f18a29"}}