{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2107 <br>KARAR NO:2025/846<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:07/09/2021<br>NUMARASI:2019/238 Esas -  2021/549 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 20/12/2017 tarihli satım sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşme uyarınca davacı davalı borçluya sözleşme konusu ürünlerin satımını, eksiksiz ve noksansız olarak teslim edip montajını yapmayı üslendiğini, söz konusu sözleşmeden doğan yükümlülüklerin tamamını gereği gibi eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete borcun ödenmesi hususu yazılı ve sözlü olarak hatırlatıldığını, müvekkili şirket Beşiktaş 19. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide ettiğini bu ihtarnamede borcun kaynağı sözleşme ve ilgili maddeleri belirtildiğini, önceden gönderilen e-fatura ve cari hesap ekstresinin borçluya gönderildiğini, müvekkili şirkete davalı borçlu tarafın borcunu ödememesi üzerine ...sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafın icra takibine itirazda bulunulduğunu, takip tarihi olan 04/02/2019 tarihinde sonra olan 11/02/2019 tarihinde davalı borçlu müvekkili şirkete 4.060,59-TL ödeme yaptığını, bu durumun icra dosyasına bildirildiğini, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 5. Maddesinin a fıkrasında 123.940,00-USD' nin davalı tarafından ödeneceği taahhüt edildiğini, sözleşmenin 6. Maddesinin b fıkrasında ve ek-4 3.madde b fıkrasında ödemenin TL çekleri ile yapılması durumunda ödeme günü kuru ile  ödenmesi gereken tutar arasında bir fark olması durumunda aradaki farkın davalıya yansılatacağı belirtildiğini, sözleşme uyarınca çekler TL olarak düzenlendiğini,kur farkı faturası düzenleneceği açıkça kararlaştırıldığını, davalı borçlunun faturalarda yer alan kur farkı ödemelerine itirazının haksız olduğunu, davalının ödeme emrine itirazı haksız olduğunu, itirazın kaldırılması gerektiğini, uyuşmazlığın çözülebilmesi amacıyla 04/03/2019 tarihinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, sonucunda anlaşamaya varılamadığını, bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilerek %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket İstanbul Şişli Osmanbey' de bulunan ... otelini işlettiğini, otelin spor salonunda kullanmak için bir takım fitness-spor aletlerine ihtiyaç duyulduğunu, bu aletleri davacı şirketten 20/12/2017 tarihli menkul satış sözleşmesi kapsamında 123.940,00-USD bedel karşılığında satın aldığını, sözleşme imzalandıktan sonra müvekkili şirket satış bedeli olan 123.940,00-USD karşılığını TL olarak tamamen davalı şirkete çek ve nakit olarak ödediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.maddesinin a ve b bendinde ödemelerin TL olarak yapılması durumunda ilgili ödemeleri muhasebe kayıtlarına ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası alış kurundan değerlendirilerek satıcı tarafından alıcının cari hesap kayıtlarına yansıtılacağını, hükümleri mevcut ise de değişen mevzuat uyarınca davacı şirketin müvekkili şirketten kur farkı adı altında alacak talep edebilmesi imkansız hale geldiğini, 12 Eylül 2018 tarihli resmi gazete 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlandığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki sözleşme 20/12/2017 tarihli olduğunu, anılan kararnamenin yayımlanmasından önce imzalandığını, sözleşme bedeli olan 123.940,00-USD' nin tamamı da davalı tarafa TL cinsinden ödendiğini, anılan kararname gereğince döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacak şayet kararlaştırılmış ise de Türk parası olarak yeniden belirlenmesi gereken bir sözleşme olduğunu, davacı şirket tüm bu yasal düzenlemelere rağmen açıkça yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceği belirtilmiş tebliğleri geriye yürürlüklü olarak yorumladığını, müvekkil şirketten haksız bedeller talep ettiğini, yasal düzenlemeler ışığında davcı şirkete borcun bulunmadığını, Beşiktaş 14. Noterliğinin 10/01/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Beşiktaş 14. Noterliğinin 29/01/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ihtar ve izah edildiğini bu nedenlerle fazlaya dair her türlü dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"Tarafların defter incelemesini yapan SMMM ... tarafından mahkememize sunulan 08/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davacı tarafın davalıdan ticari defterlerine yansıyan cari hesap bakiyesi yönüyle bir alacağı bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde icra takip tarihi itibariyle 4.060,59 TL tutarında davacının alacağı bulunduğu belirlenmişse de huzurdaki davada icra takibine konu edilen ancak huzurdaki itirazın iptali davasına takip tarihinden sonra gerçekleşen ödeme olgusu nedeniyle konu edilmemiştir. Bu yönüyle davacının cari hesap bakiyesi yönüyle davalıdan icra takip tarihi itibariyle 4.060,59 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra ödeme olgusu nedeniyle de dava konusu edilmeyen bu kalemden ayrı bir cari bakiye alacağı bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı tarafından takibe dayanak yapılan bir diğer kalem ise kur farkı alacağı açıklamalı 120.658,26 TL bedelli fatura alacağıdır. Bu faturanın dayanağı taraflar arasındaki davacı tarafça davalıya teslim edildiği iddia edilen ürün bedellerine ilişkin olmayıp, kur farkına ilişkindir. Bu haliyle sözleşme konusu taşınır ürünlerin davalı yana teslim edilmediği yönünde bir savunma olmadığı gibi, davacı yanca da davalıya sözleşme konusu olarak teslim edilen ürünlerin bedellerine ilişkin bir  alacak kaleminden ziyade oluşan kur farkından kaynaklı bir fatura tanzim edildiği anlaşılmaktadır.Taraflarca inkar edilmeyen 20/12/2017 tarihli satım sözleşmesinin 6.maddesinin b bendinde de \"b) TL ödeme sonucu oluşacak kur farkları, TC Merkez Bankası alış kurundan değerlendirilerek SATICI tarafından, ALICI'nın cari hesap kayıtlarına yansıtılacaktır.\" şeklindeki sözleşme hükmü ile oluşması muhtemel kur farkının cari hesaba yansıtılacağı kararlaştırılmış görünmektedir.Dosya kapsamındaki bilirkişi rapor içeriğinden davacının cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bir alacağı bulunmadığı anlaşılmakla, davacının iddia ettiği kur farkı alacağı cari hesap kayıtlarına işlenmemiştir.  SMMM ... tarafından mahkememize sunulan 08/03/2021 tarihli bilirkişi raporunun 6.sayfasında yer verilen tablo içeriğinden de anlaşılacağı üzere, 22.11.2018 tarihli  kur farkı alacağı açıklamalı 120.658,26 TL bedelli faturanın davacı tarafça düzenlenip davalıya gönderildiği, davalı yanca 28.12.2018 tarihinde kur farkı iade faturasının düzenlenip davacı yana gönderildiği takibe dayanak yapılan faturanın da iade edilmiş bu fatura olduğu anlaşılmaktadır.Davalı tarafça kesilen iade faturasına karşı karşılıklı faturalaşma neticesinde icra takibine konu kur farkı faturası nedeniyle kaydi olarak herhangi bir alacağının kalmadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafça takip konusu edilen fatura ve cari hesap ilişkisi ile ilgili olarak davacının alacaklı olup olmadığı tespit edilecek konu icra takibine dayanak yapılan faturalardır, İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası,  takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olup alacağın var olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken tarih, takip tarihi olacağından takibe dayanak yapılan fatura ve cari bakiye yönünden davacının bir alacağı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususa ilişkin olmak kaydi ile davacı tarafça hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı 07.07.2021 tarihli beyan dilekçesinde davalı tarafında iade olunan kur farkı faturası yerine yeniden fatura tanzim edileceği de beyan edilmiş görünmektedir.Yukarıda zikredilen yüksek mahkeme içtihatları da dikkate alınarak takibe etkili itirazın iptali davasında ispat edilecek olan, takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olup,taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden ve 22.11.2018 tarihli kur farkı alacağı açıklamalı 120.658,26 TL bedelli faturadan dolayı herhangi bir alacağı bulunmadığına yönelik tespitler barındıran 08/03/2021 tarihli bilirkişi raporunun tarafların ticari  defterleri ve kayıtlarına yönelik değerlendirmelere itibar edilerek davacının davası sübut bulmadığından reddine, taraflar arasındaki cari ilişki de dikkate alınarak davacının kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında bir delilin bulunmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin tespitlerinin aksine taraflar arasında uyuşmazlığa konu malların teslimine ilişkin bir uyuşmazlık olmadığını, sözleşme serbestisi ve ahde vefa prensipleri çerçevesinde davamızın kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirdiğini,taraflar arasında imzalanan “satış sözleşmesinin” sözleşmenin sabit yükümlülükleri başlıklı 6/a maddesinde; “ödemelerin TL olarak yapılması durumunda ilgili ödemeler, muhasebe kayıtlarına, ödeme tarihindeki T.C. merkez bankası alış kurundan çevrilerek alınacaktır.” denildiğini,anılan sözleşmenin faturalama ve ödeme koşulları” başlıklı bölümünde; “sözleşmeye istinaden alınan çekler tl olarak alındığı taktirde bu çeklere karşılık tahsil günündeki oluşacak kur farkı merkez bankası alış kuru üzerinden değerlendirilecek olup, satıcı tarafından her yıl sonunda oluşacak kur farkları alıcının cari hesap kayıtlarına yansıtılacaktır.” denildiğini,davalı ürün satın almak için serbest iradesi ile söz konusu koşulları kabul etmiş, fakat menfaati sona erince, diğer bir ifade ile ürünleri teslim aldıktan sonra ve ülkedeki ekonomik koşullar değiştikten sonra sonra davacı aleyhine, onu zarara uğratacak şekilde cari hesabına yansıtılan kur farkını kabul etmediğini, söz konusu davalı iddiaları gerek hukuka gerekse hakkaniyete aykırı olduğunu, zira, dava konusu bedele ilişkin işlemler, sözleşme kaynaklı değil aynı zamanda yukarıda atıf yapılan yasa kaynaklı işlemler olduğunu, davalı tarafından takip sonrasında kötü niyetli olarak yapılan ödeme infaz aşamasında dikkate alınmadığını, davacının davalı şirketten yürürlükteki mevzuat gereği kur farkı talep etmesinin hukuka uygun olduğunu, her ne kadar 2. tebliğ’de 1. tebliğ’in yürürlükten kaldırıldığı açıkça belirtilmemiş olsa da, her iki tebliğ de 8’inci maddeye ilişkin olduğu ve maddeyi yeni baştan düzenlediği için 1.tebliğ düzenlemesinin yürürlükten kaldırıldığını söylemek mümkün olup <br>kanun metninde görüldüğü üzere 32 sayılı karar’ın 4’üncü maddesine (g) bendindeki düzenleme ile bazı sözleşmeler bakımından yabancı para üzerinden yahut yabancı paraya endeksli sözleşme yapma yasağı getirildiğini, bu sözleşmelerden bazıları için istisna tanınması yolunda Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verilen yetki tebliğ ile kullanılmış ve istisna listesi son olarak 2. tebliğ ile 32 sayılı karara eklenen yeni 8. maddesi ile şekillendiğini, davalı şirkete ait borç tutarı davalı adına tanzim edilip kendisine verilen faturalardan ödeme yapılan meblağ düşülmek suretiyle kolaylıkla belirlenebilir durumda olduğunu bu sebeple, takip konusu alacağın yargılamaya muhtaç olmamakla likit olduğunu, dolayısı ile kötü niyetli olarak sadece zaman kazanmak amacıyla yapılan itiraz nedeniyle davalının asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan ve kur farkından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.<br>İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kur farkı ödenmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı ve cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Taraflar arasında 20/12/2017 tarihli satış sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafından, davalıya 22/11/2018 tarih ve 120.658,26 TL bedelli faturayı kur farkı açıklaması ile düzenlemiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında,... sayılı takip dosyasında, \"08/01/2019 tarihli 120.658,26 TL tutarlı alacak, 04/02/2019 tarihli 1.123,72 USD tutarlı alacak\" sebebine dayalı olarak 120.658,26 TL asıl alacağın 1.896,65 TL işlemiş faiziyle birlikte ve  1.123,72 USD asıl alacağın tahsili istemiyle 04/02/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre,Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 5.930,81 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 4.060,59 TL borçlu görünmektedir. Ancak davalı tarafından davadan önce 11/02/2019 tarihinde 4.060,59 TL davacıya ödenmiştir. Buna göre, davacının dava tarihi itibariyle cari hesaptan kaynaklanan bir alacağı kalmamıştır.Davalı, davacının 22/11/2018 tarihli kur faturasını 22/11/2018 tarihinde kayıtlarına almış ancak 23/01/2019 tarihinde iade faturası düzenlemiştir. Davacı, davalın bu iade faturasını aynı tarihte kayıtlarına alarak bu kez 28/01/2019 tarihinde aynı faturayı düzenlemiştir. Davalı, davacının bu faturasını da 28/01/2019 tarihinde kayıtlarına almış ve aynı tarihte iade faturası düzenlemiştir. Davacı, davalının son iade faturasını da 28/01/2018 tarihinde kayıtlarına almıştır. Bu durumda davacı, davalının kur farkı faturasına karşı düzenlediği iade faturalarını ticari defterlerine kaydederek benimsemiş olup, kendi ticari defterlerindeki kaydın aksini, kayıt tarihinden sonraki bir yazılı delille de ispatlayamadığından davacının takibe konu kur farkı faturasına dayanarak alacak talep etmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3 Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"755aab7325c0303d","SID":"4c7c8429fac3c34b"}}