{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t                Esas-Karar No: 2019/442 Esas - 2024/630<br>                   T.C.<br>\t ANKARA \t                                                             \"TÜRK MİLLETİ ADINA \"<br>\t             14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t                     GEREKÇELİ KARAR\t    <br>\t<br><br>ESAS NO\t: 2019/442 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/630<br><br><br>DAVA\t: Tazminat (Destekten Yoksun Kalma Tazminatı)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/03/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2024<br>KARAR YAZMA TARİHİ\t: 07/10/2024<br>Mahkememizce  verilen 06/04/2016 tarihli 2015/232 Esas, 2016/210 Karar sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10/04/2019 tarih ve 2016/11604  Esas, 2019/4509 Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak mahkememize gönderilmek ile mahkememizin yeni esas numarasına  kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t;<br>DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davacı desteği Muzaffer Dönmez’in idaresinde bulunan araç ile 23.01.2015 tarihinde yaptığı tek taraflı iş kazasında vefat ettiğini, davalının aracın (ZMMS)  zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, davacının eşinin ölümü ile eşinin sağladığı maddi ve manevi destekten mahrum kaldığını belirterek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı eş için 5.000,00.TL Destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili  06.11.2015 tarihli dilekçesi ile talebini  80.152,44.TL olarak ıslah etmiştir.  <br>CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davalı Axa  Sigorta  A.Ş vekili cevap süresinden sonra vermiş olduğu beyan dilekçesinde; davacı desteği idaresinde bulunan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin davalı şirket tarafından düzenlendiğini, hazırlık soruşturma evraklarına göre kazanın trafik iş kazası olduğunu, davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, olayın meydana geldiği yerin karayolu dışında şantiyede meydana gelmesi nedeniyle poliçe teminat kapsamında olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>Dava konusu kaza;  23.01.2015 tarihinde Karabük- ... Karayolu yol yapım sahası olduğu, destek Muzaffer Dönmez’in idaresinde bulunan kamyon ile dolgu malzemesi boşaltmak için kenara yanaştığı, kamyonda bulunan yükü boşaltmak için damperi kaldırdığı sırada yükten dolayı kamyonunu ön tarafının yükseldiği sırada sürücü Muzaffer Dönmez’in araçtan atlayarak yaralandığı  anlaşılmıştır. <br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 2/a maddesinde; Bu kanun karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa; karayolu dışındaki alanlarda kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve   akaryakıt   istasyonlarında  karayolu taşıt trafiği için ayrılan yerler ile bu kanun hükümleri uygulanır düzenlemesi karşısında davaya konu kaza karayolu üzerinde gerçekleşmemiş ise de karayolu yol inşaat alanı içerisinde araç trafiğinin olduğu yolda ve motorlu aracın işletilmesi esnasında gerçekleşmiş olup kamuya açık bir alan olması nedeniyle, 2918 Sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi   gerekmiştir. Davalı tarafından olayın trafik iş kazası olduğu, iş mahkemesinini görevli olduğu iddia edilmiş ise de  İş akdinden doğan davaların İş Mahkemelerinde görülmesi 4857 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddesi hükümleri gereğidir. Dava konusu olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık işçi işveren ilişkisine dayanmadığından uyuşmazlığın İş Mahkemesinin görev alanına  girmediği  anlaşıldığından davalı sigorta vekilinin görev itirazı red edilmiştir.<br>Davalı sigorta şirket tarafından düzenlenen sigorta poliçesine göre sigortalının Özkardeşler İnş. Har.Nak. San ve Tic. Ltd. Şti. Olduğu, ZMMS poliçenin 11.08.2014-11.08.2015  tarihlerini kapsadığı, teminat limitinin ölüm halinde şahıs başına 268.000,00.TL. olduğu  tespit edilmiştir. <br>Sosyal Güvenlik Kurumu’na yazılan yazı cevabı ile .... .... .... ....  Ştinden maaş bordroları getirilerek dosya içerisine alınmıştır.<br> Deliller toplandıktan sonra dosya kapsamına göre Aktüerya Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 26/10/2015 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; Desteğin kaza tarihinde 59 yaşında olduğunu, bakiye ömür süresinin belirlendiği, aktif dönem için maaş bordrosunda belirtilen gelirin esas alındığı, pasif dönme için asgari geçim indirimi uygulanmamış asgari ücreti üzerinden kabul edilerek yapılan hesaplama sonunda, davacının 80.152,44.TL.  destekten yoksun kalma zararının olduğu.  SGK tarafından bağlanan aylık rücuya tabi ise ilk peşin sermaye değerinin bu zarardan mahsubu gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. <br>Davacı vekili tarafından sunulan 06/11/2015 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; ıslah dilekçelerinin kabulü ile davacı lehine hesaplanan 80.152,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 10/03/2015 tarihinden itibaren faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.  Islah dilekçe davalı sigorta şirketine tebliğ edilmiştir.<br>  DELİLLER TOPLANDIKTAN SONRA MAHKEMEMİZCE VERİLEN  06/04/2016 TARİHLİ 2015/232 ESAS 2016/210 KARAR SAYILI KARARI İLE : \"...  (23.01.2015 tarihli trafik kazası nedeniyle) davacının  destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya  yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı ilamlarına göre kabul edildiğinden,... Davanın kabulü ile; davacı Leyla Dönmez’in eşi Muzaffer Dönmez’in ölümü nedeniyle 80.152,44.TL. destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden  tahsili ile davacıya ödenmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkememizin bu kararı davalı sigorta  vekili tarafından temyiz edilmiş olup temyiz sonucu Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, Mahkememizin kararının bozulmasına karar vermiştir.<br>  \tYargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10/04/2019 tarihli  2016/11604 Esas,  2016/4509 karar sayılı BOZMA  ilamı ile  \"... SGK'nın 17/03/2016 tarihli cevabi yazısında, destek Muzaffer Dönmez'in iş kazası sonucu vefat ettiği,\t hak sahiplerine iş kazası ölüm aylığı bağlanacağı ancak tahsis siteminden kaynaklı sorunlar nedeniyle iş kazası ölüm aylığı henüz bağlanmadığından peşin sermaye tablolarının oluşturulmadığı belirtilmiş, ekindeki tahkikat raporuna göre desteğin de gerçekleşen kazada kusuru olduğu SGK teftiş raporuyla tespit edilmiştir.  Davacıya SGK tarafından yapılmış ödeme bulunması halinde, 5510 sayılı yasanın 21. Madde hükmüne göre ödenen bedelin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi olması halinde rücu davasının açılıp açılmadığı davacının talep edebileceği tazminat miktarının doğru biçimde saptanmasında önem arz etmektedir.  İfade olunan hususlar karşısında; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle davacıya iş kazası nedeniyle ödeme yapılmış ise rücuya tabi olup olmadığı; davacıya bağlanan rücuya tabi ödeme var ise ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu ve rücu davasının açılıp açılmadığı hususları sorularak yapılan ödeme rücuya  tabi ise, 5510 sayılı yasa uyarınca, tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına.\" karar vermiştir.<br>Mahkememizce verilen  kararının Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  bozma ilamı üzerine dosya mahkememize gönderilmek ile  yeni esasına numarasına kaydı ayıplımıştır.  Mahkememizin 18/12/2019 tarihli duruşmadaki ara karar ile usul ve yasaya uygun bulunan  Yargıtay 17. HD'nin 10/04/2019 tarihli 2016/11604 Esas, 2016/4509 karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. <br>Yargıtay bozma ilamı kapsamında, SGK Başkanlığına müzekkere yazılarak 23/01/2015 tarihinde gerçekleşen iş kazası neticesinde ölen Muzaffer Dönmez'in yakını Leyla Dönmez'e iş kazası nedeniyle herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise rucuya tabi olup olmadığı, davacıya bağlanan rucuya bağlı ödeme var ise ilk peşin sermaya değerinin ne olduğu ve rucu davasının açılıp açılmadığı hususları sorularak ilgili belgelerin gönderilmesinin istenilmiş, bu kapsamda  ... SGK olduğu bilgisi ile mahkememize cevap gönderildiği, ... Sosyal İl Müdürlüğünün 28 Haziran 2021 tarihli yazısında ise ... 3 . ACM 'nin 2015/1137 esas sayılı dosyasının halen kesinleşmediğinden davanın sonucuna göre alacağın rücuya tabi olup olmadığının karar verileceği, rücuya tabi ise dava açılacağının belirtildiği görüldü.  Uyap üzerinden ... 3. ACM'nin 2015/1137 Esas, 2019/313 Karar sayılı dosyasında ... hakkında 07/05/2019  mahkumiyet kararı verildiği, dosyanın istinaf aşamasında olup Ankara BAM 26. Ceza Dairesinin  arşivinde bulunduğu tespit edilmiş ayrıca  ... İş Mahkemesi  2021/302  Esas numarası ile SGK tarafından rücu davası açılmış olduğu tespit edilmiştir.<br>... İş Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dosyası mahkememiz tarafından bekletici mesele yapılmış olup  mahkemenin 2021/302 Esas sayılı dosyası ile beraber kararın kesinleşme suretinin UYAP üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup ... İş Mahkemesinin 2021/302 Esas 2023/194 Karar sayılı kararı ile; \"...davalı tarafın dava açıldıktan sonra tüm alacağı kuruma ödemesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde hüküm oluşturmuştur. İş Mahkemesi kararının  taraflarca süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığından hükmün  01/11/2023 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.<br>Yargıtay bozma ilamı kapsamında alınan Aktüerya bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 16/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda ; Davacının 52.064,57.TL destekten yoksun kalma zararının olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Davacı vekili tarafından güncel asgari ücret üzerinden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiği yönündeki  İtiraz üzerine alınan Aktüerya bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 22/02/2024  tarihli bilirkişi raporunda ; davacının 547.027,55.TL destekten yoksun kalma zararının olduğu sonucuna varılmıştır. <br>İtiraz üzerine Aktüerya bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 14/05/2024  tarihli bilirkişi ek raporunda ;  Kök raporundaki kusur indiriminin mahkeme kararına dayandığı için görüşünün devam ettiğini,  desteğin kusurunun tüm hesaplamalarda indirildiği bu açıdan maddi hata bulunmadığını,  Eşe ayrılan payda %50 kabul edildiğinden maddi hata bulunmadığını, 5510 Sayıl Kanun uyarınca ancak 3. Kişilerin kusur oranına isabet edilen bedelin yarısının rücu edilebileceğini, işveren açısından kusura isabet eden miktarın tamamının rücuya tabi olduğunu,  Usulü kazanılmış hak doğup doğmadığının takdirinin  Mahkemeye ait olduğunu, Kök rapor tarihindeki asgari ücret verileri esas alındığında rücu edilen aylığın peşin sermaye değerinin mahsubu halinde bakiye zarar bulunmadığını, güncel asgari ücret esas alındığında ise  547.021,18.TL bakiye destekleten yoksun kalma zararı bulunduğu görüş ve kanaati belirtilmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili 04/06/2024 tarihli beyan  dilekçesinde; Temyiz başvurularının kabul edilmesinin  tarafları lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğundan ve davacı  tarafın Teymiz talebi bulunmayıp, hesaplamaya herhangi bir itirazı bulunmadığından bilirkişinin TRH-2010 yaşam tablosu kullanılarak 2024 yılı verilerine göre hesaplama yapılması kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.<br>Yargıtay HGK'nun 12/11/2019 tarihli ve 2016/21-1528 Esas, 2019/1169 Karar sayılı kararında ''...Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücrette artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Hâkim, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmaz (Çelik, A.Ç.: Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksunluk, 2. Baskı, Ankara 2016, s. 223) \" şeklinde karar vermiştir.<br>Asgari ücret kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemece  re'sen araştırılması gerekmektedir. Ancak istisnai olduğu durum bulunmaktadır. Kamu düzenine aykırılık usuli kazanılmış hakkın istisnalarındandır. Bu kapsamda, hukuk yargılamasında taleple bağlılık ilkesinin istisnaları bulunmakta olup bunlardan bir tanesi de asgari ücrettir. Asgari ücret kamu düzeninden olduğundan talep olmasa dahi re'sen göz önüne alınmalıdır. Vücut bütünlüğüne karşı işlenen haksız fiil nedeniyle maddi tazminat talep edilen davanın yargılaması sırasında asgari ücrette artış meydana geldiyse bunun Mahkemece resen gözetilmesi ve yeniden zarar hesaplaması yapılması gereklidir. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16/05/2016 tarihli  2015/15725 Esas, 2016/5957 Karar sayılı ilamı)  <br>Kamu düzenine aykırılık usuli kazanılmış hakkın istisnalarındandır. Kamu düzeninden sayılan bir husus ile usuli kazanılmış hak çelişiyorsa bu halde kamu düzeninden sayılan hal usuli kazanılmış hakkın önüne geçecektir. ( Yargıtay HGK'nun 07/06/2023 tarihli  2022/50 Esas, 2023/566 Karar sayılı kararı)<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2019/3767 Esas,  2019/12040 Karar  sayılı ilamında:  \".... Yargıtayca bozulmasına karar verilen hususlar yönünden yeniden yapılan yargılamada, kesinleşen kısımlar hakkında hüküm kurulamaz. Yalnızca bozulan kısımlar hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşur ve bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi gerekir.\" diye belirtilmiştir. Bu kapsamda  bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “usulü kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK içtihatı)<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davacı tarafa ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminatının varlığı ve miktarı olduğu tespit edildi. <br>Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda da belirtildiği üzere mahkememizce  verilen ilk karara yönelik davacı vekilinin maddi tazminatın hesabı noktasında bir temyiz itirazının bulunmadığı, davalı sigorta şirketi vekilinin ise tazminat hesaplamasında, SGK tarafından bağlanan aylık rücuya tabi ise ilk peşin sermaye değerinin bu zarardan mahsubu gerektiğine yönelik temyiz itirazlarının bulunduğu, Yargıtay 17.H.D'sinin   yönünden davalılar lehine kararın bozulduğu, bozma kararında  SGK tarafından bağlanan aylık rücuya tabi ise ilk peşin sermaye değerinin düşülmesi ile ilgili yapılacak araştırma sonucuna göre maddi tazminat miktarının tespit edilmesi gerektiği belirtilmekle birlikte, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin bozma kararı kapsamında araştırma yapılarak SGK yazılan müzekkere cevabı kapsamında  rücuya tabi olarak açılan ... İş Mahkemesi  2021/302  Esas numarasının sonucu beklenmiş dosya kapsamında Aktüerya bilirkişisi ... tarafından alınan 14/05/2024  tarihli ek bilirkişi raporunda;  Usulü kazanılmış hak doğup doğmadığının takdirinin  Mahkemeye ait olduğunu, Kök rapor tarihindeki asgari ücret verileri esas alındığında rücu edilen aylığın peşin sermaye değerinin mahsubu halinde bakiye zarar bulunmadığı belirtilmiş olup  bu kapsamda taraflar lehine oluşan usulî kazanılmış hakların gözetilmesi gerektiğinden,  bu itibarla davalılar lehine oluşan usulî kazanılmış hak kapsamında önceki kararda hükmedilen maddi tazminat miktarının maddi tazminat zarar tavanını oluşturduğu, bu tavanın aşılmasının mümkün olmadığı, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle davalı taraf lehine oluşan usulî kazanılmış hak kurumu gözönünde bulundurulmuş olup  davacı tarafın destekten yoksun kalma tazminat davasını temyiz etmediği dikkate alındığında kendi temyizi nedeniyle aleyhine durum meydana getirecek şekilde bozma sonrası ilk karardakinden daha fazla maddi tazminata hükmedilemeyeceğinden ( Yargıtay  HGK'nun   08.02.2022 tarihli 2021/21-188 Esas, 2022/87 Kararı) buna göre, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin  10/04/2019 tarihli  2016/11604 Esas, 2019/4509 Karar tarihli kararı ile temyiz eden davalı sigorta şirketinin usulü kazanılmış hakları da dikkate alınarak,  davanın reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K  Ü M\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,<br>1) Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin  10/04/2019 tarihli  2016/11604 Esas, 2019/4509 Karar tarihli kararı ile temyiz eden davalı sigorta şirketinin usulü kazanılmış hakları da dikkate alınarak,  davanın REDDİNE,<br>2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60.TL karar ve ilam harcının  dava açılışında davacıdan alınan 27,70.TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 256,70.TL ıslah harcı olmak üzere toplam 284,40.TL harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 143,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>3) Mahkememizce verilen 06/04/2016 tarihli 2015/232 Esas, 2016/210 Karar sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  kararı ile  kaldırılmadan önce ilgili karara göre yazılan  27/06/2016 tarihli 2016/36 Harç Tahsil müzekkeresinde belirtilen 5.190,81.TL harç tahsil edilmemiş ise harç tahsil müzekkeresinin iadesi için ancak tahsil edilmiş ise davalı sigorta şirketi tarafından istemi halinde  davalı sigorta şirketine tüm ferileri ile birlikte iadesi için ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına,<br>4) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5) Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,<br>Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin her ikisinin e-duruşmada yüzüne karşı olmak üzere, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 373/4. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ   kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/10/2024 <br><br><br><br><br>           ¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"74916b450daf0ab9","SID":"11ec63fc1d07c4fb"}}