{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/487 <br>KARAR NO: 2025/704<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/12/2021<br>NUMARASI: 2020/100 E. -  2021/974 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının otomotiv yedek parça ithalat ve ihracat işiyle iştigal ettiğini,  davalının,  Çin'de bulunan  davacı şirket yetkilileriyle görüştüğünü, bir kısım mal alım satımı konusunda anlaştıklarını, buna ilişkin taraflar arasında elektronik ortamda gerçekleşen whatsapp ve email yazışmaları bulunduğunu, davacının  davalıdan mal almak için davalının banka hesabına 5.750 USD gönderdiğini, ancak davalının davacıya anlaşma konusu malı göndermediği gibi davacı tarafından gönderilen parayı da iade etmediğini, bunun neticesinde ilgili paranın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını,  davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; arabuluculuk davet mektubunun davalıya ulaşmadığını,   arabuluculuk davet mektubu gönderilmişse de usulüne uygun tebliğ edilmediğini,  davalının arabuluculuk başvurusundan, dava dilekçesinin kendisine tebliği ile haberdar olduğunu, kaldı ki dava konusu icra dosyasında borçlu davalının vekili olarak sundukları vekaletname mevcut olup arabulucu tarafından kendilerine bilgi verilerek, davet tutanağı tebliğ edilerek arabuluculuk görüşmesine katılmalarının sağlanması gerektiğini, icra dosyasında ve daha önce usulden reddedilen iki dava dosyasında da davalının  vekilliğini üstlendiklerini, davacı tarafça bilindiğinden arabuluculuk başvurusu sırasında müvekkilinin vekili olarak kendilerinin gösterilmesi gerektiğini, ancak davacı yanca arabuluculuk başvuru formunda bu bilgilere yer verilmediğini, arabulucu tarafından da resen araştırma yapılmadığını, Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 24/2-3 maddesinde arabuluculuk bürosunun tarafların iletişim bilgilerini ilgili kurumlardan talep edebileceği ve arabulucunun da resen araştırma yapabileceğinin belirtildiğini,  Hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 24/3 maddesinde; ''Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir. ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder. ' denildiğini, aynı  Yönetmeliğin 25/8 maddesinde de arabulucunun taraflara ulaşamaması halinde arabuluculuk faaliyetinin sona erdirileceğinin belirtildiğini,  bu nedenlerle öncelikle arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olup olmadığının tespiti açısından arabuluculuk dosyasının ilgili Arabulucudan ve/veya ilgili Arabuluculuk Bürosu'ndan celp edilmesini arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olmadığının tespiti halinde davanın usulden reddini, aksi durumda söz konusu usulsüzlüklerin giderilmesi adına dosyanın tekrardan arabulucuya gönderilmesini talep ettiklerini,  davacı yabancı kişi olup teminat yatırması gerektiğini, davacının ekte sunmuş olduğu tüm iletişim araçlarının (whatsapp, mail vs.) müvekkiline ait olduğunu ve içeriklerinin davalı tarafından oluşturulmuş olduğunu ispat etmesi gerektiğini, yine yapıldığı iddia edilen söz konusu ödemenin davacının iddia ettiği gibi mal alımı için mi yapıldığı yoksa başka bir ilişkiye istinaden mi yapıldığının, dekont açıklamasında ödemenin mal alımına istinaden yapıldığına dair açıklama olduğu hususunu ispat etmesi gerektiğini, kaldı ki Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre dekont açıklamasında herhangi bir açıklamanın olmaması durumunda yapılan ödemenin borç ödemesi olarak yapıldığının kabul edildiğini, söz konusu hususların ispat edilmiş olması ihtimalinde dahi peşin ödemeli satışlarda malın teslim alındığının kanuni karine olup malın teslim alınmadığı hususunun davacı yanca yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-819 Esas,  2018/871 Karar sayılı kararında da ''Peşin satışta mal ve bedel aynı anda ödenir ve 818 sayılı BK'nın 182. maddesine göre aslolan da peşin satıştır. Bir başka anlatımla, alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir.'' denildiğini, peşin satışlarda malın teslim alındığının kanuni karine olduğu kabul edildiğini savunarak, davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Taraflar arasında ki uyuşmazlığın temelini davacı tarafından davalı yana 07.08.2018 tarihinde \" yağ enjektörü teknik yönlendirme bedeli \" açıklaması ile gönderilen 5.750 USD'nin davacı yana iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı, davalının aralarında yapılan anlaşmaya ve gönderilen bedele rağmen ürünün teslim edilmediğini iddia etmekte, davalı ise asıl olanın peşin satış olduğunu, davacının dava konusu bedeli mal alımı için gönderdiğini ispat etmesi gerektiğini asıl olanın borç ödemesi için havale yapıldığının kabulü gerektiğini  savunmaktadır. Dava konusu paranın gönderilmiş olması taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Kural olarak 6098 sayılı TBK'nun 555. ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtasıdır.  Havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini ileri süren havale eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Havale açıklamasında \" yağ enjektörü teknik yönlendirme bedeli \" ibaresi  bulunmakta olup , davalı tarafından gönderilen paranın hangi amaçla gönderildiğine dair  net ve açık bir savunma  yapılmamakla  birlikte asıl olanın borç ödemesi için havale yapıldığının kabul edilmesi gerektiği  beyan edilmektedir. Davacı açıklama bulunan dekonta dayanmakla paranın gönderilme amacını ispat etmiş, ancak davalı tarafından aksi durum ispat edilememiş olup, mahkememizce bu sebeple  davalı tarafın dava konusu bedeli iade etmesi gerekiği, davalı yanın icra takibine itiraz da  haksız olduğu kanaatine varılarak, itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir. 2004 sayılı  İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması , borçlunun itirazında haksız olması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur (Y.3HD'nin 09/10/2019tarih 2019/4054E-2019/7659K sayılı ilamı). Davacı isteminin  likit olduğu ve davalı yanın icra takibine itiraz da haksız olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiş uyuşmazlığın bütünü hakkında aşağıda ki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir.\"  gerekçesiyle, davanın kabulü ile  davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline takibin devamına, hüküm altına alınan alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 6.289,00 TL icra inkâr tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arabuluculuk sürecinin hukuka aykırı olarak işletildiğini,arabuluculuk davet mektubunun davalıya ulaşmadığını,  arabuluculuk davet mektubu gönderilmişse de usulüne uygun tebliğ edilmediğini,  davalının arabuluculuk başvurusundan, dava dilekçesinin kendisine tebliği ile haberdar olduğunu, kaldı ki dava konusu icra dosyasında borçlu davalının vekili olarak sundukları vekaletname mevcut olup arabulucu tarafından kendilerine bilgi verilerek, davet tutanağı tebliğ edilerek arabuluculuk görüşmesine katılmalarının sağlanması gerektiğini, icra dosyasında ve daha önce usulden reddedilen iki dava dosyasında da davalının  vekilliğini üstlendiklerini, davacı tarafça bilindiğinden arabuluculuk başvurusu sırasında müvekkilinin vekili olarak kendilerinin gösterilmesi gerektiğini, ancak davacı yanca arabuluculuk başvuru formunda bu bilgilere yer verilmediğini, arabulucu tarafından da resen araştırma yapılmadığını,  peşin satışlarda malın teslim edilmiş sayılacağını,  teslim alınmadığını ispat yükünün davacıda olduğunu,  peşin ödemeli satışlarda malın teslim alındığının kanuni karine olup malın teslim alınmadığı hususunun davacı yanca yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, malları teslim almadığı yönündeki iddiasını davacının ispat edemediğini,  dekont açıklamasında bir mal alınacağına ilişkin ifadenin yer almadığını, açıklama kısmında \"yağ enjektörü teknik yönlendirme bedeli\" yazdığını, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere dekont açıklamasında bir mal bedeli değil yağ enjektörü teknik yönlendirme bedeli yazdığını, dolayısıyla davacının mal almak için ödeme gönderdiği iddiasını dahi ispatlayamadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan tüm iletişim araçlarının (whatsapp, mail vs.) müvekkiline ait olduğunu ve içeriklerinin müvekkili tarafından oluşturulmuş olduğunu ispat etmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından satın alınan mal karşılığında avans olarak ödendiği ileri sürülen satım bedelinin  malın teslim edilmemesi amacıyla iadesi için  başlatılan ilamsız  icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 5.750,00 USD asıl alacak yönünden  icra takibi başlatılmış olup, davacı, davalıdan  mal satın alındığını, bedelinin davalının banka hesabına gönderildiğini,  ancak malların teslim edilmediğini, bu konuda  email ve whatsapp yazışmaları bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise,  arabuluculuğun usulüne uygun yerine getirilmediğini,  peşin satışın esas olduğunu, davacının malı teslim almadığını ispatla yükümlü olduğunu, yazışmaların kendisine ait olduğunun ispatı gerektiğini savunmuştur.  Davacının ticaret şirketi, davalının da Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre gerçek kişi tacir olduğu ve davanın nispi ticari dava olduğu anlaşılmakta olup dava açılmadan önce davacı yanca arbuluculuk yoluna başvurulmuştur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A(7)  gerekse  ... Yönetmeliği'nin 24 maddesi uyarınca dava şartı arabuluculuk için karşı tarafın daveti şarttır. Arabulucunun taraflara ulaşmak için tüm yolları denemesi ve bunu belgelendirmesi gerekir. Ancak buna rağmen ulaşılmadığında, bu husus belgeye bağlanmalıdır. Başka bir ifadeyle, mevcut yasal düzenleme karşısında arabulucu ya taraflara ulaşmalı ve bunu tutanağa bağlamalı ya da taraflara ulaşmama durumunu hangi yolları kullandığını da belirterek tutanağa bağlamalı ve bu hususu son tutanağa yazmalıdır. Dosya kapsamına göre; davacı tarafça dava açılmadan önce Konya Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya numaralı, ... arabuluculuk numaralı dosyası ile  arabuluculuk yoluna başvurulduğu, buna ilişkin son tutanağı dosya kapsamında bulunduğu, 17.01.2020 tarihli son tutanağın incelenmesinde;  tutanakta davalıya  ilk oturumda davet mektubunun Yurtiçi kargo yoluyla  10.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği,  ilk oturumun 17.01.2020'de yapılacağının bildirildiği,  17.01.2020 tarihli ilk toplantıya davacı vekilinin toplantıya telekonferans ile  katıldığı, ancak  davalının  \"toplantıya katılamadığı\" bilgisinin yer aldığı, davalının ilk oturama katılmaması ve müzakerenin başlatılamaması sebebiyle görüşme yapılmadan anlaşmama ile sürecin sona erdiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davalının arabuluculuk görüşmelerine davet edilmesine rağmen katılmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen ve iadesi istenen havale dekontu açıklamasında \"yağ enjektörü teknik yönlendirme bedeli\" ibaresi  bulunmakta olup  davalı tarafından gönderilen paranın hangi amaçla gönderildiğine dair  net bir savunmada bulunulmamış ancak, gerek cevap dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde peşin satışlarda malın teslim edilmiş sayılacağı, malın teslim alınmadığını ispat yükünün davacıda olduğu,  peşin ödemeli satışlarda malın teslim alındığının kanuni karine olup malın teslim alınmadığı hususunun davacı yanca yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği savunulmuştur. TBK'nın 207/2 maddesi uyarınca, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Satım konusu malın alıcıya teslim edilmesi, satış bedelinin peşin alındığına karine teşkil eder. Aynı şekilde paranın peşin olarak ödenmesi de  malın teslim edildiği anlamına gelir. Satıcı, satış bedelinden alacaklı olduğunu iddia ediyorsa, bedeli sonradan ödenmek üzere malın teslim edildiğini ispat etmesi gerekir. Yine parayı  peşin ödemesine rağmen malın teslim edilmediğini ileri süren de malın teslim edilmediğini ispat etmelidir. Her ne kadar somut olayda  satış bedelinin peşin alınması satım konusu malın alıcıya teslim edildiğini göstermekte ise de, bu karineye dayanan davalının malı teslim ettiğini savunmadığı nazara alındığında, davacının malı  teslim almadığını ispatla yükümlü olmadığı anlaşıldığından, davacının davasını ispatladığı ve davalının bu bedeli davacıya iade ile yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır.  Kaldı ki satışın ihraç yoluyla yapılacağı dikkate alındığında, HMK'nın 29.maddesinde düzenlenen dürüst davranma yükümlülüğü uyarınca, davalının mal teslimini  açıkça ileri sürüp belgeleri de sunması gerekirdi. Mahkemece yukarıda yazılı bu gerekçe ile davanın kabulü gerekirken, somut olay uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33 ve 355.maddeleri uyarınca Dairemizce resen yapılan inceleme  sonunda, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmesi gerekmiştir. Dairemizce resen düzeltme yapıldığından, ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretleri aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan  bu  gerekçelerle,  davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri  yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi düzeltilmek üzere resen kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu karar gerekçesinin resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına,  davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçeyle Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile  davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, 2-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20 ' si oranında hesaplanan 6.289,00 TL icra inkâr tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,3-Alınması gereken 2.148,00TL karar ve ilam harcından, 589,76 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.558,24 TL  harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan  651,96 TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 849,25-TL olmak üzere toplam 1.501,21 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 5.100,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,6-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak  maliyeye gelir kaydına, 8- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından  yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"832368c7eb8afff8","SID":"568d3830314df687"}}