{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1757 Esas<br>KARAR NO: 2025/595<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/06/2022<br>NUMARASI: 2021/46 E. - 2022/499 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından gönderilen malların antrepoya konulduğunu, davalı şirkete ait ... tescil sayılı antrepo beyannamesi kapsamında 783 kaptan oluşan ... ticari ünvanlı tekstil ürünlerinin 25.09.2018 tarihinde depoya konulduğunu, davalı şirket ürünlerin depoya konulduğu 25.09.2018 tarihinden itibaren antrepo ücretlerini kesilen faturalar rağmen ödememiş olduğunu, davalı şirketin iş bu antrepo bedellerinin ödenmemesi sebebiyle İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ödenmeyen 4.000 TL 17 adet olmak üzere toplam 68.000 TL için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itiraz ettiğini, takibe konu bedelleri ödemediği gibi devam eden dönemleri de ödemediğini, Ekim ve Kasım 2020 dönemini kapsayan 8.000 TL tutarlı 30.11.2020 tarihli faturayı da ödemediğini, halen depoda mevcut olan davalı şirkete ait dava konusu mallara ilişkin daha önce de ardiye bedellerinin ödenmesi için İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...  Esas sayılı dosyası ile icra takibine itiraz nedeniyle açmış olduğu İstanbul 19 ATM 2019/279 E. sayılı ve 2020/392 Esas sayılı dosyasında açmış olduğu davada İtirazın iptaline ve takibin devamına tazminata karar verildiğini, haksız ve kötü niyetli davalının itiraz ettiğini beyanla itirazın iptalini, ödenmeyen 1 adet faturanın da dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini, davalının takip konusu alacağın % 20den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,  karar  verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Yapılan açıklamalar karşısında; Gümrük Kanunun 101/1., 177/1-g., 178.; Tasfiye Yönetmeliğinin 30/1-6., Gümrük Yönetmeliğinin 346/1-3. ve Gümrük Müsteşarlığının 2010/41 sayılı Genelgesi uyarınca, malların antrepoda kalması gereken yasal süre için ancak davacı antrepo işleticisinin ücret isteyebileceği, aşan kısımla ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tasfiye işlemlerini başlatması gerektiği halde, bu şekilde davranmayarak malların depoda kalmasına kendisi neden olduğundan bu sürede geçecek ücreti artık davalıdan talep edemeyeceği, zira hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak karşı taraftan bir hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, tasfiye sürecinin başlatılmasının açık yasal düzenlemeler uyarınca davacı antrepo işleticisinin sorumluluğunda bulunduğu, bu kapsamda davacı antrepo işleticisinin ancak tasfiye sürecine kadar geçecek yasal süre için davalıdan antrepo ücreti isteyebileceği, bu miktarın 11/04/2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda gerekçeli, tablolu ve denetime elverişli şekilde ifade edildiği üzere 33.519,16 TL olarak hesaplandığı, ancak bu tutarın içinde yer alan ve öncesinde İstanbul 19. ATM' nin 2019/279 Esas sayılı dosyası ile kesinleşen 28.000,00 TL antrepo ücretinin mahsup edilmesi gerektiği, neticede talep edilebilecek bakiye antrepo ücretinin 5.599,16 TL olduğu anlaşılmakla, bilirkişi kurulunun 11/04/2022 tarihli ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı dava dilekçesinin talep sonucunda hem itirazın iptali hem de alacak davasına ilişkin taleplerini objektif dava yığılması şeklinde birlikte talep ettiğinden her iki talep yönünden ayrı ayrı infaza elverişli hüküm kurulması zorunluluğu karşısında; itirazın iptali davası bakımından takibin 5.599,16 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, ayrıca itirazın iptali davası bakımından alacağın faturaya dayanması, davalının daha öncesinde aynı antrepo ücretinden dolayı kesinleşen mahkeme ilamı nedeniyle alacak tutarını bilmesi, nitekim aylık antrepo ücreti miktarı noktasında taraflar arasında ihtilaf olmaması da gözetilerek davalı açısından alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle yasal koşullar oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiş, ancak alacak davası yönünden davacının başkaca antrepo ücreti bulunmadığından alacak davasına ilişkin taleplerinin tümden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 5.599,16 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla asıl alacağın (5.599,16 TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Davacının alacak davasına ilişkin taleplerinin tümden REDDİNE,, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin delillerin taktirinde ve hukuki nitelendirmede hataya düştüğünü, takip konusu faturaların Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde değerlendirme yapılması ve dosyada alınmış olan 1.bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken kesilen faturaların esasına girmek suretiyle 2.raporun istenilmesinin hatalı olup bu yönüyle 2.bilirkişi raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelere dayanarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirkete karşı aynı mallara ilişkin olarak İstanbul 19. Asliye Ticaret mahkemesinin 2019/279 E. Ve 2020/392 K. Sayılı dosyası ile daha önce açmış oldukları davalarının kabul edilerek kararın kesinleştiğini, kararın gerekçesinde davanın fatura bağlamında değerlendirilmesi gerektiğinin vurgulandığını,  verilen karar ile kötü niyetli davalının korunduğunu, iyi niyetli müvekkili şirketin mağdur edildiğini,  davalı şirketin açmış oldukları icra takiplerine kötün niyetli olarak itirazda bulunduğunu, göndermiş oldukları ihtara tebliğden sonra cevap vermediğini, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nün göndermiş oldukları 17.04.2019 tarihli yazıya cevap vermediklerini, malların tasfiyesi ile ilgili bir karar almadığını ve bilgi vermediğini, müvekkili şirketin davalı şirket tasarrufundaki ticari mallarına 25.09.2018 tarihinden dava tarihine ve halen de deposunda ardiye hizmeti vermekte olduğunu, bu malların sorumluluğunu üzerinde taşıdığını, müvekkili şirkete ardiye bedelleri ile ilgili bugüne kadar hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin bu durumda ardiye bedellerini alamaması, kullanılan bu alanı kiraya verememesi sebebiyle devam eden maddi kayıpları olduğunu, bu malların müvekkili şirkete ait olmadığını, davalı şirketin tasarrufunda ve gümrük işlemlerini tamamlama yükümlülüğünde olduğunu, karara dayanak yapılan 2.raporda bilirkişinin mallar için sadece 25.09.2018 tarihinden 04.06.2019 tarihine kadar 252 gün olarak belirlenip hesap edilen 33.599,16 TL'nin hatalı olup rapor içeriğini kabul etmediklerini, müvekkilinin davalı şirkete antrepoda bulunan mallar için malların antrepoya alındığını, 25.09.2018 tarihinden itibaren ve devam eden aylar için biriken ardiye bedellerini talep etme hakkı olduğunu, dava konusu alacaklar her ne kadar ardiye bedeli temelinde olsa da fatura alacağı olduğunu, dava konusu faturalara ilişkin 1.bilirkişi raporuna itibar edilerek değerlendirilmesi gerektiğini, davalı tarafın fatura içeriklerine itiraz edip faturaları iade etme imkanı varken bunu yapmamasının fatura içeriklerinin kabulü manasında olduğunu, kesinleşmiş faturalara itibar ederek bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ödenmeyen ardiye bedellerinin tahsili noktasında gerek gümrük mevzuatı kapsamında gerekse Ticaret Kanunu ve icra mevzuatı kapsamında seçimlik hakkını kullanma hakkına da tabi olarak sahip olduğunu, karar içeriği ve gerekçesinde davalı tarafın yapması gerekenin gümrük mevzuatı kapsamındaki sorumluluğun depo sahibi müvekkiline yüklenilmesinin hatalı olduğunu, karara dayanak olan 2.bilirkişi raporunun gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, her iki tarafın tacir olup sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ardiye sözleşmesini akdettiklerini, tacir olarak her iki tarafın da kendi iş ve işlemlerinde sorumlu olup edimini ifa etmekle yükümlü olduğunu, davalı tarafın tüm aşamalarda edimini yerine getirmeyerek kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu,  malların davalı tarafça ithal edilmeyerek millileştirilmemesinin davalı tarafın kendi kusur ve sorumluluğu olduğunu, bilirkişi raporunda tasfiye süreci ile birlikte davalının ardiye sorumluluğu olmayacağı nevinde gerekçe belirtilmesinin doğru olmadığını, malların tasfiye süreci sebebiyle ardiye ücretinin davalıdan çıkıp idareye verilmişse de idarenin müvekkiline karşı böyle bir sorumluluğu olmadığını, malların kaçak olmadığı gibi ithalatına engel bir durum olmadığını, malların idare tarafında müvekkiline teslim edilmemiş olmakla ardiye borcu da doğamayacağını, idare tarafından ödeme kriterinin ancak malların satılması ve satış bedelinin üzerinde %15 tutarında bir bedel ödeme imkanı olabileceğini, malların ne kadar bir ekonomik değeri olduğu bilinmediği gibi yıllarca müvekkilinin antreposu işgal edilerek bozuk veya herhangi bir ekonomik  değeri  olmaması  halinde   müvekkilinin sözleşme ile   hak ettiği  bir  kira  alacağının  bertaraf edilmesinin   hukuki  bir  gerekçesi  olamayacağını, tarafların tacir olup özgür  irade ile   düzenledikleri    ardiye sözleşmesi   gereği  müvekkilinin edimini yerine getirdiği müddetçe davalıdan edimini yerine getirmesini beklemesinin yasal olduğunu, bilirkişinin hukuki gerekçeden uzak tasfiye süreci gerekçesiyle davalının edimini ortadan kaldırmasının kabul edilemeyeceğini, tehiri icra kararı verilmesini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf talebinin reddi gerektiğini, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2010/41 sayılı genelgesi ile  6 ayı aşan süreyle gümrük gözetimi ve denetimi altında genel antrepolarda bulunan eşyalar hakkında uygulanacak usul ve esasların belirlendiğini,  sahipleri veya kanuni temsilcileri veya kanuni mirasçıları tarafından işlemleri takip edilmeyen, herhangi bir adli veya idari yargılamaya konu olmayan eşyaya yeni bir gümrükçe onaylanmış işlem veya kullanıma tabi tutulması amacıyla 30 günlük süre verildiği yönünde, antreponun işleticisi tarafından sahibine veya kanuni temsilcisine veya kanuni mirasçısına tebligatta bulunulması gerektiğini, davacının müvekkili şirkete ihtarname ile 30 günlük süre verildiğini, ihtarnamenin keşidesinden sonra davacının ardiyesinde bulunan eşyalar hakkında tasfiye işlemleri başlatması gerektiğini, tasfiye yönetmeliğine göre en geç 10 gün içinde tasfiye listesinin hazırlanması ve gümrük birimi ile tasfiye idaresine gönderilmesi gerektiğini, davacı şirketin eşyaların tasfiyesi konusunda kanundan ve yönetmelikten kaynaklı yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiğini, bu süreçteki aksamadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını,  tasfiye edilecek eşya statüsünün başladığı tarihten sonra doğan ardiye ücretlerinden müvekkilinin sorumlu olmayacağını, süreci başlatma yükümlülüğünün davacıya olduğunu, davacı şirketin şirket  mevzuattan  kaynaklanan yükümlüklüklerine aykırı davranarak tasfiye sürecini başlatmadığı gibi   devam eden aylar için müvekkil şirkete ardiye faturası düzenlemeye devam ettiğini, müvekkili tarafından davacı şirketin devam eden aylara ilişkin kestiği faturaların tümünün iade edildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafın 31.10.2018-06.05.2019 dönemine ilişkin başlattığı icra takibine itiraz etmeyerek kabul ettiğini, çünkü sadece bu dönem ardiye ödeme borcu olduğunu, davacının ise mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirip eşyaların tasfiyesini sağlamak yerine müvekkiline fatura kesmeye devam ettiğini, bu durumda müvekkili şirketin icra takibine itiraz ettiğini, davacı şirketin üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etmek istediğini, davacı şirketin eşyaların tasfiyesini sağlamış olsaydı eşyaların satışından gelen para ile ardiye ücretini karşılayacaklarını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, antrepo sözleşmesinden kaynaklanan antrepo ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine  İİK 67 maddeye dayalı itirazın iptali ve ayrıca Ekim ve Kasım 2020 aylarına ilişkin toplam 8.000,00 TL. alacak davası istemine ilişkindir. İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine antrepo ücretine yönelik olarak kesilen 4.000,00 TL bedelli 17 adet fatura alacağı toplam 68.000,00, TL'nin  tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Borçlu vekili itiraz dilekçesinde, icra takibinin haksız olup borcun bulunmadığını belirterek borcun tamamına, işlemiş faize ve  yetkiye itiraz etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali Müşavir ve  Gümrük Antrepoları Kaçakçılık ve Dış Ticaret Uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen  11/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ve sonuç olarak; \"... Raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, daha önce tanzim edilen ticari defter ve belgelere ilişkin hazırlanan kök rapor ve dosya üzerinde yapılan iş bu ek inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Heyete katılan Gümrük Uzmanı tarafından; Davacının eşyaların antrepoya alındığı 25.09.2018 tarihinden 04.06.2019 tarihi aralığındaki 252 günlük ardiye ücreti olarak hesaplanan 33.599,16 TL'yi talep edebileceği sonucuna ulaşılması sebebiyle mali olarak daha önce yapılan tespitlerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, daha önce 2019/279 E. Sayılı dosyaya konu 28.000 TL'lik kısım hariç 5.599,16 TL “nin iş bu davaya konu edilebilecek tutar olarak malen hesaplanacağı, ticari kayıtlardaki tespit edilen alacağın iş bu ek rapordaki tespitler kapsamında nihai takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı, tarafların, faiz inkar tazminatı ve sair taleplerinin değerlendirmesi Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu...\"  belirtilmiştir. Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 19/09/2018 tarihli antrepo beyannamesinden davalı şirkete ait malların davalı tarafından davacının sahibi olduğu antrepoya 25/09/2018 tarihinde boşaltıldığı ve dosya arasında bulunan Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nin 08/05/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinden de görüleceği üzere malların halen davacıya ait antrepoda bulunduğu sabittir. Gümrük Tasfiye Yönetmeliğinin Tasfiye Edilecek Eşyanın Tespiti ve Teslimi başlıklı 30/1-6. Maddesi \"Eşyanın tasfiyelik hale geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde her özet beyan veya transit beyannamesi ya da yerine geçen belge için ayrı ayrı konşimento, CMR, CIM ve CIV numaraları gösterilmek ve antrepo beyannameleri, ambar giriş listeleri, hasar tutanakları, giriş ve çıkış kayıtları ve diğer belgeler göz önünde bulundurulmak suretiyle geçici depolama ve antrepo işleticileri tarafından tasfiye listesi düzenlenir.... Gümrük müdürlüğünce tasfiye listeleri içeriği eşyanın tasfiyelik hale gelip gelmediği kontrol edilir. Gümrük idaresi tarafından tasfiyelik hale geldiği tespit edilen eşya bulunduğu yerde görülerek tespit ve tahakkuk belgesi düzenlenir ve eşyanın tasfiyelik hale geldiği tarihi izleyen en geç otuz gün içinde varsa eşya hakkında ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte işletme müdürlüklerine gönderilir.\" Gümrük Yönetmeliğinin Eşyanın Antrepoda Kalabileceği Süre başlıklı 346/1-3. maddesinde \"Eşyanın antrepo rejimi altında kalış süresi sınırsızdır. Müsteşarlık, özellikle beklemek suretiyle bozulabilecek eşya da dahil olmak üzere eşyanın antrepoda kalabileceği süre konusunda belirleme yapabilir.\" Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrük Genel Müdürlüğünün 2010/41 sayılı Genelgesinde \"...6 ayı asan süreyle gümrük gözetimi ve denetimi altında genel antrepolarda bulunan ancak sahipleri veya kanuni temsilcileri veya kanuni mirasçıları tarafından islemleri takip edilmeyen, herhangi bir adli veya idari yargılamaya konu olmayan esyaya yeni bir gümrükçe onaylanmıs islem veya kullanıma tabi tutulması amacıyla 30 günlük süre verildigi yönünde, antreponun isleticisi tarafından sahibine veya kanuni temsilcisine veya kanuni mirasçısına tebligatta bulunulacaktır. 4458 sayılı Gümrük Kanununun 101/1 fıkrası geregince gümrük idarelerince tayin edilen 30 günlük süre içerisinde gümrükçe onaylanmıs bir işlem veya kullanıma tabi tutulmayan veya sahip, kanuni temsilcisi yada kanuni mirasçıları tarafından antrepoda kalmaya devam etmesini istedikleri yönünde talepte bulunulmayan esyanın Gümrük Kanununun 177 nci maddesinin (g) bendi uyarınca tasfiye edilmesi uygundur.\" şeklinde düzenlenmiştir. Bahsi geçen mevzuat hükümleri uyarınca, gümrüklü bir eşyanın genel antrepolarda kalış süresi Gümrük Kanunu 101/1. maddesi uyarınca kural olarak sınırsız olmakla birlikte, Gümrük Müsteşarlığının 2010/41 sayılı Genelgesi ile bu sürenin sınırlandırılarak şarta bağlandığı, buna göre antrepo işleticisi depoladığı eşya hakkında her 6 ayda bir eşya sahibine, eşyanın depolama sürecinin devam edip etmediği tebligat yapmak suretiyle sorduktan sonra şayet eşya sahibinden 30 gün içerisinde depolanması yönünde herhangi bir onay gelmemesi halinde bu sefer 30 günün bitimine müteakip 10 gün içinde tasfiye listesini düzenleyerek bağlı bulunduğu ambarlı gümrük müdürlüğüne gönderecektir. Ambarlı Gümrük Müdürlüğü Gümrük Kanunu'nun 17/1-g 178 ve tasfiye yönetmeliğinin 30/6. Maddeleri uyarınca eşyanın tasfiye işlemlerini başlatacak, gümrük idaresi eşyanın tasfiye koşullarını oluştuğuna karar vermesi halinde 30 gün içerisinde tasfiyeye ilişkin tahakkuk belgesi düzenleyerek eşyanın tasfiyesini gerçekleştirecektir. Yargıtay 11. HD' nin 11/09/2023 gün,  2023/2071 Esas, 2023/4840 Karar sayılı kararında;\" Dairenin 06.01.2020 tarihli ve 2019/1619 E., 2020/82K. sayılı kararıyla 04.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere talep edilen ardiye ücreti 13.08.2010 tarihinde yayınlanan genelgeden sonraki döneme ilişkin olup davacı antrepo işleticisinin, sahibi tarafından alınmayan emtiaya ilişkin olarak durumu Gümrük İdaresine bildirim yükümlülüğü ve bu tür emtiayaya ilişkin tasfiye işlemleri başlatma ödevi bulunduğu hususu göz önünde bulundurmak suretiyle ve ayrıca 25.06.2013 tarihli Tasfiye Yönetmeliği'nin 30 uncu maddesindeki düzenlemeler gereğince de tasfiye işlemleri nedeniyle eşyanın antrepoda  kalacağı  süreler ve davacı antrepo sahibinin  818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 44 üncü maddesi gereğince hakettiği ücretten bir indirim yapılması gerekip gerekmediği hususları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulduğu, Mahkeme  kararı ile davacı antrepo işleticisi tarafından Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından 13.08.2010 tarihinde yayınlanan 2010/41 sayılı Antrepolarda Uzun Süre Bekleyen Eşyalara İlişkin Genelge ile 6 ayı aşan süreyle gümrük gözetme ve genel denetimi altında olan ve genel antrepolarda bulunan ancak sahipleri tarafından işlemleri takip edilmeyen eşyaya antrepo işleticisine emtianın sahibine tebligatta bulunma ve gümrük idarelerine bildirme yükümlülüğünün getirildiği, davacı işletmenin genelgeye göre bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesi gereğince hak ettiği ücretten indirim yapılması gerektiği, buna göre 08.02.2019 tarihinde hüküm altına alınan ve bilirkişi raporu ile belirlenen alacak bedeli olan 95.555,05 TL üzerinden %30 oranında indirim yapılmak suretiyle 66.888,53 TL'nin belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı yapılan karar düzeltme talebinin reddine\" karar verilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından icra takibine itirazın iptali ve ödenmeyen Ekim Kasım 2020 aylarına ilişkin antrepo alacağının tahsilini talep ve dava ettiği, taraflar arasında önceki dönemlere ilişkin olarak başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına itiraz üzerine açılan İstanbul 19 ATM 'nin 2019/279 Esas, 2020/392 Karar sayılı kararı ile itirazın iptaline karar verildiği, eşyaların davacıya ait antrepoya 25/09/2018 tarihinde girişinin yapıldığı, dava konusu olan icra takibine konu faturaların önceki takipten farklı faturalar olduğu, davacı antrepo işleticisinin, sahibi tarafından alınmayan emtiaya ilişkin olarak durumu Gümrük İdaresine bildirim yükümlülüğü ve bu tür emtiayaya ilişkin tasfiye işlemleri başlatma ödevi bulunduğu hususu göz önünde bulundurmak suretiyle ve ayrıca 25.06.2013 tarihli Tasfiye Yönetmeliği'nin 30 uncu maddesindeki düzenlemeler gereğince de tasfiye işlemleri nedeniyle eşyanın antrepoda  kalacağı  süreler ve davacı antrepo sahibinin  818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 44 üncü maddesi gereğince hakettiği ücretten bir indirim yapılması gerektiği olayın oluş şekli dikkate alındığında dairemizce takdiren %20 hakkaniyet indirimi yapılarak itirazın kısmen iptaline ve alacak davasının kısmen kabulüne, ayrıca hakkaniyet indirimi yapılması sebebi ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, itirazın kısmen iptaline alacak davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I- Davacının istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, II- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/06/2022 tarih, 2021/46 E., 2022/499 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, III- Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 1-Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 54.400,00 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranında 10.880,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Davacının alacak davasının Kısmen kabulüne, -6.400,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.961,98 TL karar harcından peşin alınan 1.297,89‬ TL'nin mahsubu  ile 2.664,09‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yatırılan 1.297,89 TL peşin harç, 130,00 TL posta, tebligat, 900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.327,89 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%71,58 kabul) 1.666,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4/c-Davalı tarafından yatırılan 1.250,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 355,25‬ TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre İtirazın iptali davası  yönünden 30.000,00  TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(2). maddesine göre alacak davası yönünden 6.400,00  TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Hakkaniyet indirimi yapılmış olmakla davalı lehine itirazın iptali ve alacak davası yönünden vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 4/f-6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre; -944,85 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, -375,15‬ TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 112,5‬0 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 333,2‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6baebed3686aa4fd","SID":"d02a9cd12e90b1bd"}}