{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1764 Esas<br>KARAR NO: 2025/596<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/09/2022<br>NUMARASI: 2021/270 E. - 2022/180 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın 19.06.2019 tarihinde \"...\" ibareli marka bakımından 38. Sınıfta marka başvurusunda bulunduğunu ve davalı yanın başvurusunun 17/01/2020 tarihinde tesciline karar verildiğini, dava konusu \"... TV\" markası ile müvekkilinin \"... TV\" ve \"... TV RADYO YAYINCILIK\" markalarının birebir benzer olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresi bakımından gerçek hak sahibi olduğunu ve 1993 yılından bu yana ilgili ibareyi kullandığını, müvekkiline ait markaların asli ve ayırt edici unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkiline ait RTÜK yayın lisansı göz önüne alındığında, davalı markasının tescilli olduğu sınıfta hizmet veremeyeceğini, davalı tarafın müvekkiline ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amaçlı dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 28 yıldır sanat camiasında \"... mahlası ile tanındığını, davacının geçmiş zamanda Kars Belediye Başkanı olarak görev yapmış olmasının ve bürokratik bir çevreye sahip olmasının işlerini zora soktuğunu, her yönüyle uydudan yayın yapmaya hazır olan ... Tv logolu televizyonunun RTÜK'ten alınan lisansıyla beraber 2.000.000,00 TL sermaye konularak kurulmuş bir tesis olduğunu, davacı tarafından hedef alınanın bir tek kendisi olmadığını, davacının art niyetli olduğunu, davacının daha evvel kullanmış olduğu \"www...com\" adlı haber sitesine bakıldığında, yıllık yenileme yapılmadığından bu alan adının başka kişilerce alındığını, davacının Türksat ya da dijital yayın yapma yetkileri ve lisansının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Tüm dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; önceki tarihli ... tescil nolu \"... RADYO YAYINCILIK\" ibareli markanın 38. Sınıfta \"radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri(internet servis hizmetleri dahil.) . Haber ajansı hizmetleri.\" sınıfında davacı adına tescilli olduğu, sonraki tarihli ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın aynı emtia sınıfında davalı adına tescilli olduğu, davacı tarafça delil olarak sunulan ve bilirkişi raporunun 4-5 maddelerinde değerlendirilen davalının marka başvurusundan çok önceki davacı kullanımını gösteren belgeye göre, davacı tarafın \"... TV \" ibaresini radyo televizyon yayıncılığı konusunda markasal olarak kullandığı ve söz konusu delillerin marufiyet  şartını sağlamaya yeterli olduğu, bu nedenle davacının \"...\" asli unsurlu ibare bakımından 38. Sınıfta gerçek hak sahibi olduğu, bu çerçevede SMK 6/3 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yine SMK 6/1 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede her iki taraf markasının asli unsurunun \"...\" ibaresi olup, markalar arasında görsel işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu gibi tescil sınıfları da aynıdır. Bu itibarla SMK 6/1 maddesi anlamında da hükümsüzlük koşulları oluşmuştur. Yine, \"..com.tr\" uzantılı alan adı 18/10/2010 yılından itibaren davacı adına tescilli olup, SMK 6/6 maddesi çerçevesinde davalı adına tescilli dava konusu markanın davacı tarafça birebir unsur mahiyetinde alan adı olarak tescil edilmesi ve kullanılması karşısında dokuz yıl sonraki davalı marka başvurusu yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının SMK 6/9 maddesi kapsamındaki iddiası yönünden yapılan değerlendirmede, taraf beyanlarından da kabul edildiği üzere davalının davacı tarafın 1993 yılından bu yana \"...\" asli unsuru ile yayın faaliyeti yaptığını bildiği veya bilmesi gerektiği, kamuya yayın yapan organları işletme iradesinde olan davalının davacının yayın yaptığı marka ile iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer marka tercihinin kötü niyetli olarak değerlendirilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.\" şeklindeki gerekçeleri ile, Davacının davasının kabulüne, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, , şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı asil istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ile verildiğini, davacının davalının markasına yayım tarihinden itibaren geçen yasal 2 aylık sürede itirazda bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, marka yayım tarihinden önce Türk Patent Kurumu tarafından şekli ve uzmanlık incelemesinden geçtiğini, benzerlik olsaydı kurum tarafından ret kararı verilmiş olacağını, davacıya ait olduğu öne sürülen \"... Radyo Yayıncılık\" ibareli ... kod numaralı marka başvurusunun Patent Kurumu tarafından 14.12.2021 tarihinde tescil edildiğini, bu durumun dosyaya sunulan bilirkişi raporunda 2015 yılında tescilli olarak gösterilerek göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunun hatalı ve eksik düzenlendiğini, davacı tarafın önceye ilişkin kullanımlarının \"... markası üzerine olup, \"...\" markası üzerinde herhangi bir kullanımı bulunmadığını, sadece ...com adresli web sayfasının kullanıldığını, onun da davacı tarafın tescile tabi markası kapsamı dışında olduğunu, davacı tarafın bu gerekçeye dayanarak marka ihlali olduğunu ileri sürmesinin kötüye kullanım teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmede davacı tarafın markaısı ile asli unsur, işitsel ve renk unsuru yönünden yapılan değerlendirmelerin hepsine benzer ve kısmen benzer ibareleri kullanılmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, marka ihlali yapılması için markalar arasında şekil, tasarım ve kullanım bakımından da diğer markanın kullanımını engellemek amacı olması gerektiğini ancak kendisinin böyle bir amacı olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığını, gerekçeli kararın kanuna ve dosya kapsamına uygun olduğunu, müvekkili markasının yerel bir marka olmasına rağmen internetten de hizmet verdiği için tüm Türkiye genelinde tüketiciye ulaştığını, mahkemece davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dosya kapsamına alınan 22.02.2022 tarihli bilirkişi raporu ile davalı yana ait dava konusu ... kod numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun tespit edildiğini, davalının müvekkiline ait 1993'ten itibaren kullanılan markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı taşıdığını, davalıya ait markanın müvekkiline ait RTÜK yayın lisansı göz önünde bulundurulduğunda yayın hizmeti veremeyeceğinden tescilinin bir anlam ifade etmediğini, RTÜK tarafından davalıya müvekkili şirketin kanal adına ve lisansına rağmen ... Tv ibaresini kullanması nedeniyle 38.000,00 TL ceza kesindiğini, davalının kötü niyetli davrandığını, marka korumasının tescil yoluyla elde edildiğini, bir markayı ilk defa kullanan ve ona ayırt edicilik niteliği kazandıran kişinin gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili firmaya ait markaların asli ve ayırt edici unsurunun ... ibaresi olduğunu, davalının ... TV ibareli markayı seçmesinin haklı bir sebebi de bulunmadığını, müvekkili markasından yararlanma amacı taşıdığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalı yana ait 2019/58375 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini taleplidir. TPMK kaydına göre; ... tescil numaralı marka, 19/06/2019 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Marka vekili tarafından düzenlenen 06/05/2022 havale tarihli raporda özetle;\" asli unsurları birebir mahiyette olan davacıya ait marka ile davalı yana ait markanın, nihai tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzerliğin bulunduğu ve karşılaştırmaya tabi markalar benzer oldukları gibi tescilli oldukları sınıfların da benzer olduğu, bu çerçevede çifte benzerlik kaidesinin gerçekleştiği ve davalı yana ait dava konusu ... tescil nolu markanın SMK'nın 6/1, 6/3, 6/6, 6/9 hükümleri kapsamında tümden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu\" belirtilmiştir. Markaların karıştırılma ihtimali bulunması 6769 sayılı SMK'nun 25. maddesinde hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır. Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde,  davacı tarafından davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği, Davacı yana ait ... kod numaralı marka, Mal ve Hizmet sınıflandırmasına İlişkin Tebliğin 38. Sınıfında Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. şeklindeki hizmetler bakımından tescilli iken; Davalı yana ait ... kod numaralı marka ise, Mal ve Hizmet sınıflandırmasına İlişkin Tebliğin 38. Sınıfında “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. şeklindeki mal ve hizmetler bakımından tescilli olduğu,  markaların aynı sınıfta tescilli ve benzer olduğu, SMK 6/1 şartının gerçekleştiği, SMK 6/6 hükmü çerçevesinde davalı yan adına tescilli dava konusu markanın davacı yan tarafından birebir unsur mahiyetinde alan adı olarak adına kayıt ettirilmesi ve kullanıma konu edilmesinden 9 yıl sonra başvuru ve tescil edilmesi karşısında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.Ancak Mahkemece kötüniyetli olduğu gerekçesi de kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, başkasına ait olduğunu bildiği yahut bilmesi gerektiği bir markadan haksız bir şekilde yararlanma amacıyla yapılmış tescil kötüniyetli olup, \"Tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı bir şekilde kullanılması yoluyla, başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuru ve tescilleri kötüniyetli marka tescili olarak kabul edilmelidir.\"(Y.11.H.D. 01.12.2011 T, 2010/4126 e. 2011/16279 k.). Yargıtay 11. HD'nin 13/02/2019 gün 2017/3943 E, 2019/1154 Karar sayılı kararında; \"...Kabule göre, Mahkemece davalı marka başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmiş ise de; bir markanın kötü niyetle tescil ettirilmesi hali, mülga 556 sayılı KHK’da açıkça bir hükümsüzlük sebebi olarak sayılmamış ise de, MK 2. maddesinden hareketle, Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda kötü niyetle marka başvurusu bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmektedir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte,  genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. Ayrıca buna gerek ve ihtiyaç da bulunmamaktadır. Bu bağlamda, KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca önceye dayalı hakkın ihlali, KHK’nın 8/4.maddesi veya Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötü niyetli başvuru olarak görülemez. Oysa somut olayda, mahkemece, kötü niyete ilişkin her hangi bir objektif delil ve emare gösterilmeksizin, sırf tanınmış markanın benzerinin tescil başvurusunda bulunulmasının kötü niyetli başvuru olarak kabulü de doğru bulunmamış ve bu sebeple de hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.\" denilmektedir. Davacının tescilli markasının aynısı/benzerinin tescil edilmesinin tek başına davalının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporundaki hatalı görüş esas alınarak kötüniyetli tescil olduğuna yönelik gerekçenin yerinde olmadığı, Davacı markalarının ayırt edici olduğu, ortalama tüketici nezdinde davalı markalarının davacı markalarının serisi, devamı gibi algılanacağı,  tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, tescilli sınıflarda  ürünlerin hedef kitlelerinin ve dağıtım kanallarının aynı olması nedeniyle ortalama tüketicide karışıklık tehlikesi yaratacağından, işletmesel bağlantı kurulabileceğinden  davanın kabulüne karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı ancak, davalı vekilinin kötüniyetli tescile yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince Kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalının istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/09/2022 tarih, 2021/270 E., 2022/180 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davacının davasının kabulüne, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 118,60 TL dava ilk masrafı, 178,60 TL tebligat-tezkere masrafı ve 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.797,20 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 105,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 326,2‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0bc802082dcaf8e","SID":"9cf0e354754a11b9"}}