{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/415 <br>KARAR NO: 2025/522<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2024<br>NUMARASI: 2023/890 Esas - 2024/1007 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin Çanakkale İli Bozcaada İlçesinde bulunan ... Otel'in sahipleri olduğunu; otelin 2 kez yer kaymasına uğradığını, ilk yer kaymasında otelin ... Sigorta AŞ nezdinde \"otel paket sigorta poliçesi ile\" 14/12/2012 tarihine kadar sigortalı olduğunu; ilk yer kaymasının 10/04/2013 tarihinde meydana geldiğini, müvekkillerinin toprak kayması nedeniyle oluşan hasarı almak için ... Sigortaya başvurdaklarını, ancak talepleri kabul edilmediği için sigorta tahkim komisyonuna başvurduklarını, sigorta tahkim komisyonu kararı ile hasarın teminat poliçesi kapsamında kaldığının ortaya çıktığını, davacının bilahare kredi almak istediğini, ... Bankasına başvurduklarını, bankacılık işlemleri için yerin sigorta edilmesi gerektiğini, bunun üzerine davalı sigorta şirketi ile anlaştıklarını, 23/07/2013 ile 23/07/2014 arasında taraflar arasında \"otel paket sigortası\" düzenlendiğini, bir süre sonra yer üzerinde yeniden kayma meydana geldiğini, rezikonun gerçekleştiğini, 19/02/2014 tarihinde davalı sigorta şirketine bildirdiklerini, hasar dosyasının açıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından haksız bir şekilde ödeme yapılmadığını, gerekçe olarak da kendilerine sigorta poliçesi yapılırken gerekli bilgilerin verilmediği, binanın ruhsatına aykırı yapıldığı ve giderilmesi istenen hasarın evvelki kaymadan kaynaklandığı hususlarının gösterildiğini, bunların hiç birinin yerinde olmadığını belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik 400.000,00 TL zararlarının 30/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek (ekspertiz rapor tarihi) avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilince 26/02/2014 / 30/04/2014 ve 17/06/2017 tarihinde 3 kez ODTÜ'den birer kez rapor aldıklarını, davacının bir önce de ... Sigortadan 17/04/2013 tarihinde ... nolu bir hasar dosyası açtırdığını, orada ... Ekspertiz Şirketi tarafından hizmet verilip, toprak kaymasının ve verdiği hasarların fotoğraflandığını, fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere hasarların aynı olduğu, bu nedenle ilk toprak kaymasından sonra herhangi bir kaymanın meydana gelmediği, sözleşme anında zaten kaymanın meydana gelmiş ve rizikonun gerçekleşmiş olduğu, kaldı ki, sözleşme anında da davacı müşterinin evvelki toprak kaymasını bildirmediğini böylece poliçe gereği \"beyan yükümlülüğüne\" aykırı davrandığını, yine ayrıca sözleşme gereğince hasarın \"ayni ve beklenmedik\" şekilde gerçekleşmesi gerektiği, fakat çok kısa süre önce yerde toprak kayması meydana geldiğinden ve arada davacı yanca hiç bir tedbir alınmadığından artık yeniden meydana gelecek toprak kaymasının beklenmedik bir olay değil, tam tersine beklenen bir durum olduğunu, ilk toprak kaymasından sonrada şayet ikinci toprak kayması oluşmusa arada heyelana karşı davacının hiç bir tedbir almadığını, bu nedenle sigorta poliçesi gereğince  ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI Mahkemece, \"... Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre  toprak kayması nedeniyle mevcut hasarların ilk toprak kayması sonunda hazırlanan fotoğraflara uyduğu, ancak farklı bir toprak kaymasının gerçekleştiği ve davalımız ile imzalanan poliçeden sonra gerçekleştiği kabul edilse dahi, çok kısa bir süre önce meydana gelen heyelanın davalı tarafça davacı sigorta şirketine usulünce bildirilmediği, her ne kadar davalı taraf, sözlü olarak bu hususu bildirdiklerini son celsede ileriye sürmüş ise de, yazılı bir bildirimin bulunmadığı, davacı tarafında yemin deliline dava dilekçesi ile açıkça dayanmadığı nazara alınarak davacı sigortalının \"bildirim yükümlülüğüne\" uymadığı, bu nedenle hasar bedelini davalı sigortadan isteyemeyeceği, kaldı ki, gerçekten de sigorta poliçesinde riziko olarak teminat altına alınan zararların \"ani ve beklenmedik şekilde\" gerçekleşen olaylar nedeniyle ortaya çıkması gerektiği, otelin bulunduğu yerde çok kısa süre önce heyelan yaşanması ve bundan sonrada heyelanın engellenmesi için herhangi bir tedbirin alınmamış olması karşısında davalı ile imzalanan sigorta poliçesi esnasında yeniden heyelanın meydana gelme olasılığının yüksek olduğu; \"ani ve beklenmedik şekilde\" ortaya çıkan bir durum sayılamayacağı nazara alınarak davalı sigorta şirketinin poliçe gereğince ödeme yükümlülüğünden kurtulduğu kabul edildiği \" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararın davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 29/09/2021 tarih 2020/448 E. 2021/926 K. Sayılı ilamı ile \"...Davacının sigorta poliçesine dayanarak tazminat talebinde bulunabilmesi için  dain mürtehin dava dışı bankaların bu konuda açık muvafakatlarının olması gerekmektedir.  Rehin alacaklısının alacağı tamamen ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle rehin alacaklısı bankaya aittir. Ancak kredi borcundan artan kısım olursa davacı bunu istemesi mümkündür. Kredi borcunun poliçe teminatından daha düşük miktarda olduğu durumda ise kredi borcunun artan kısım için bankanın onayına ihtiyaç bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17/07/2020 tarihli 2019/4491 Esas 2020/4854 Karar sayılı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 09/07/2020 tarihli 2019/4871 Esas, 2020/4592 Karar sayılı  ilamları). Buna göre, öncelikle rehin alacaklısı bankaların açılan davaya muvafakat verip vermediği sorularak, muvafakat verilmemesi halinde dava tarihi itibariyle ilgili banka kayıtları getirtilerek varsa rehin alacaklısının alacağı tespit edildikten sonra  tazminat tutarından rehin alacaklısının alacak miktarı tenzil edilerek  artan miktar yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Kabule göre de; davaya konu hasarın sigorta poliçesi imzalanmadan önceki sigorta poliçesi zamanında oluşan toprak kaymasından meydana geldiği yönünde görüş bildiren inşaat bilirkişi ve sigorta uzmanı bilirkişinin müşterek raporu hükme esas alınmış ise de jeoloji mühendisi de dahil edilerek heyet halinde rapor alınması gerekirken bilirkişi raporunun bu haliyle denetimden uzak, hüküm kurmaya yetersiz olduğundan jeoloji mühendisi de dahil edilerek üçlü bilirkişi heyetinden alınacak rapor sonucuna göre işlem yapılması gerektiği \" gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece \"...Bölge Adliye Mahkemesinin kararı çerçevesinde öncelikle sigorta ettirenin dava hakkı yönünden yazışma yapılmış, rehin alacaklısı olan ... Bankası ... nolu poliçesi gereğince dain mürtehin sıfatıyla açılan bu davaya muvafakat verdiklerini mahkememize bildirmişlerdir. Rehin hak sahibi bankanın vermiş bulunduğu muvafakat yazısı çerçevesinde davacımızın aktif davacı sıfatının bulunduğu kabul edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararındaki diğer neden çerçevesinde önceki bilirkişi heyetine bu kez uzman bir jeoloji mühendisi katmak suretiyle yeniden rapor temini için bilirkişi heyeti oluşturulmuş, bilirkişi heyeti konuyu incelemiş ve oy birliğiyle dava konusu ... Otelin üzerinde bulunduğu yerin eski heyelan alanı olduğu ve kritik durumda bulunduğu sebebiyle gerekli önlemler alınmazsa, deprem, su, kazı gibi sebeplerle tetiklendiği zaman yeniden heyelanın meydana gelebileceği belirtilmiş; toplanan tüm delillere nazaran ilk toprak kaymasından sonra oluşan durumun \"beklenmeyen bir durum sayılamayacağı\", beklenen bir durum olduğu rapor edilmiştir. Bu sonuca varılmanın gerekçeleri de raporda tek tek açıklanmıştır. Oluşan bu durumdan sonra dosya mahkememizce yeniden değerlendirilmiş olup, otelin bulunduğu alanda 17/04/2013 tarihinde bir heyelanın meydana geldiği, o tarihte bir başka sigorta şirketi tarafından otel zararının karşılandığı; heyelanın otel sahipleri tarafından bilindiği, daha sonra 19/02/2014 tarihinde yani yaklaşık 10 ay sonra davaya konu olan heyelanın oluştuğu; artık iki heyelan arasında otelin faaliyetlerine devam ediyor olmasının, söz konusu ikinci heyelanı \"beklenmeyen bir durum\" konumuna sokamayacağı, hal böyle olunca, kaldırılan ve yukarıda yer verilen karardaki gerekçeler ile sigorta şirketinin esasen zarardan sorumluluğunun kalkmış bulunduğu, ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı kabul edilmek suretiyle\" davanın reddine karar verilmiştir.Verilen karar davacı vekilince tekrar istinaf edilmesi üzerine dairemizin 01/11/2023 tarih 2023/1893 E. 2023/1578 K. Sayılı ilamı ile ; \"...daha önceki ... Sigorta nezdindeki hasar dosyası kapsamındaki hasara ilişkin fotoğraflar ve ekspertiz raporu ile davaya konu poliçe dönemindeki hasar dosyası  kapsamındaki fotoğraflar ve ekspertiz raporu karşılaştırılarak talep edilen hasarın sonradan düzenlenen davaya konu poliçe döneminde meydana gelen  yer kaymalardan kaynaklı olduğu tespiti durumunda, hasarın giderilmesi ve eski hale getirilmesi için yapılacak masrafa göre tespit edilecek tazminatın, sigorta eksperine bildirildiği iddia olunan fiyat teklifleri de  irdelenerek, malzeme, işçilik vesaire fiyatlar da dahil olmak üzere dava tarihi itibariyle serbest piyasa rayicine göre belirlenerek, ardından sigortalının müterafik kusurunun tespiti halinde, kusurun ağırlığına göre indirim yapılması ve akabinde davalı sigortalının rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek  ihmali nedeniyle bildirim yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle TTK 1439/2 maddesi uyarınca ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılması hususunda ayrıntılı, denetime açık  bir rapor alındıktan sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Kabule göre de; davalı şirkete lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT 13 Maddesinin ikinci fıkrasında, maddi tazminat istemli davaların, tamamının reddi durumda, avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmesine rağmen, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.\"  gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece \"...Bölge Adliye Mahkemesinin kararı da nazara alınarak olaydan dolayı tadilat bedelinin 350.806,22 TL + KDV olduğunun tespit edildiği, böylece toplam tadilat bedelinin 403.427,15 TL olacağı bundan müterafık kusur nedeniyle nedeniyle %50, bildirim yükümlülüğünün doğru yapılmaması nedeniyle de %50 oranında indirim yapılarak KDV dahil toplam 108.856,67 TL'ye karar verilmesi uygun görülerek\" davanın kısmen kabulü ile takdir edilen indirimler nedeni ile 100.856,67 TL'nin 30/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; riziko sonrası müvekkil tarafından alınan önlemlerin yeterli olduğunu, dava konusu otelin ... Bankası nezdinde ipotek işlemleri sırasında tüm yapılar ve kayıtları incelendiğini, buna ilişkin 11.06.2013 tarihli ... Bankası A.Ş. Ekspertiz Raporu ile otelin hasarsız, eksiksiz mevzuata uygun ve faal olduğu tespit edildiğini, dava konusu otelin imar dosyasındaki bilgi kapsamında yapının imara uygun olduğu açıkça belirtildiğini, Bozcaada Belediye Başkanlığı Fen ve İmar Servisi tarafından dava dosyasına sunulan 11.04.2017 tarihli yazıda, davaya konu otelin bulunduğu alanın eski heyelan bölgesinde kaldığına dair imar planı ve imar plan notlarında herhangi bir bilgi bulunmadığı, davaya konu otel yapılmadan önceki imar planına göre de bu bölgenin imara uygun olduğu ve otel yapımından önce veya sonra imar planında bir değişiklik yaşanmadığı tespit edildiğini, davaya konu sigorta poliçesinin tanziminden önce davalı sigorta şirketi/ acentesi ve iştiraki banka tarafından düzenlenmiş olan 11.06.2013 tarihli ... Bankası A.Ş. Ekspertiz raporunda da davaya konu otelin şartlara uygun olduğu tespiti ile sigortalandığını, sigortalı Otel'in bulunduğu Bozcaada küçük bir yer olup banka/acente eksper birbirlerinden haberdar olduklarını, otelin bulunduğu alanın daha önce yer kayması yaşandığını bilebilecek durumda olduklarını, Bildirim yükümlülüğünün doğru yapılmaması nedeniyle de %50 oranında indirim yapılmasını gerektirir hiç bir durum söz konusu olmadığını, müterafik kusur nedeniyle nedeniyle %50, bildirim yükümlülüğünün doğru yapılmaması nedeniyle de %50 oranında indirim yapılarak toplam hasar/alacak miktarının neredeyse 1/4'ü tutarında hakkaniyete  aykırı şekilde tazminata hükmedildiğini, Hasar miktarı bakımından da yeterli bir inceleme yapılmadığını, teknik bilirkişi olarak hasarın tüm boyutları ile fotoğraflar/ekspertiz raporları hasar giderimine ilişkin teklifler esas alınarak hasarın net olarak tespiti mümkün olduğunu, sigorta eksperlik firması tarafından düzenlenen raporda müvekkilin yer kayması sebebi ile uğramış olduğu gerçek zararın değerlendirilmediği açık olup müvekkil bir çok farklı firmadan bahse konu hasarın giderilmesi bakımından doğacak masrafla ilgili teklifler aldığını, bu teklifler sigorta eksperine de bildirildiğini, tekliflerden biri de ... San. Tic. Ltd. Şti tarafından verilmiş olup 818.000,00 TL olduğunu ancak davalı sigorta şirketi teklifleri yeteri kadar ve gereği gibi incelemeyerek tekliflerden en düşük olanı dikkate aldığını, bilirkişi raporunda birim değer araştırması yapmadığını, metraj için mahallinde inceleme gerekse de zarar hesabında birim değerlerle ilgili emsal fiyatlar ortaya konulmadığını, havuz içi ve arıtma tesisinde hasar meydana geldiği açık olup buna ilişkin hasar görselleri ve hasar onarımına ilişkin tamir masraflarının dahil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı sigorta şirketi vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin ikinci kaldırma kararından sonra bir kez daha bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve alınan rapor diğer önceki tüm raporlara aynı yönde olmakla davacının sigorta poliçesi korumasından faydalanamayacağı, müterafik kusur da olamayacağı teknik bilirkişi raporu ile tespit olunduğunu, son olarak alınan rapor ve sonrasında itiraz üzerine alınan ek rapor ayrıntılı ve hüküm vermeye elverişli olarak tamamen müvekkil lehine düzenlendiğini, davacı sigortalının sigorta poliçesi düzenlenmesinden hemen önce meydana gelen hasarı bildirmediğini, sözleşme öncesi ve sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, dolayısıyla hasarın sigorta teminatı kapsamıında kabul edilemeyeceği kanaatini mahkemeye sunduklarını,  ek raporda müterafik kusuru yazmalarının nedeni; yerel mahkemenin bilirkişiye görev tevdi ettiği 04.04.2024 tarihli ara kararında \"sigortalının müterafik kusuru halinde\" ifadesi nedeniyle açıkça mahkeme talebinin varlığı olduğunu, eğer kaymanın meydana gelmesinde müvekkil şirkete atfedilecek bir kusur olsa idi o zaman müterafik kusuru tartışabileceğini, ancak bir ticaret şirketi olan müvekkilin heyelan meydana getirmeye veya önlemeye teknik olarak gücü bulunmadığını, kaldı ki, dosyaya sunulan ekspertiz raporundaki fotoğraflar ile ilk heyelan yaşandığında ... Sigorta'dan sigortalı olması nedeniyle o şirket tarafından alınan fotoğraflar karşılaştırıldığında, hasarların aynı çatlama noktalarından çizgi halinde tıpa tıp aynı olduğunu,  bu sigorta sözleşmesi imzalandığında riziko gerçekleşmiş olduğundan, menfaat ve riziko eksikliği nedeniyle TTK1458. Maddesi gereğince poliçenin batıl olduğunu, Müvekkil lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verirken \"takdiri indirimi\" gerekçe gösterildiğini, esas dava bakımından takdiri bir indirim değil müterafik kusurdan dolayı karar verildiğinden, takdiri indirim nedeniyle vekalet ücretine yer verilmediği hususu kendisi ile çeliştiğini, takdiri indirim nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, “ İşyeri Sigorta Poliçesi “ kapsamında hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre sigortalı ... ile davalı sigortacı arasında 23/07/2013- 23/07/2014 tarihli “... Otel Paket Sigorta Poliçesi\" ile 30/07/2014-23/07/2014 tarihli  “... Otel Paket Kombine Poliçe Eki\" imzalandığı, poliçede diğer davacı ... Tic. Ltd. şirketinin sigorta ettiren ve prim ödeyen, rehin alacaklısı olarak ... Bankası A.Ş. Altınoluk Şubesi, Kombine Poliçe Ekinde ise rehin alacaklısı olarak ...Bankası Çanakkale Şubesi gösterildiği, poliçe vadesi içerisinde davacının otelinin bulunduğu arazide tekrardan gerçekleşen yer kayması sebebi ile otel binası ve çevresinde oluşan hasarın tazmini için sigorta şirketine başvurulduğu, sigorta şirketince, ihbar edilen hasarın poliçenin yapılmasından önceki tarihlerde meydana gelen heyelanların sonucu olduğu, rizikonun poliçenin yapılmasından önce gerçekleştiği ve davacının sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle herhangi bir hasar ödemesi yapılmadığı için davacının iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinden alınan 15/06/2022 tarihli raporda özetle; \"... Mühendislik Müşavirlik tarafından Bozcaada Belediyesi’ne sunulmak üzere 23.01.2002 tarihinde hazırlanan Zemin Etüt Raporu verilerine göre; davaya konu otelin de bulunduğu etüt alanının Jeolojik Birim olarak; altta az tutturulmuş mil taşı, kumtaşı, kil taşı, çakıl taşı, üste, kumlu kireçtaşı, kil taşı, miltaşından oluştuğu, Hidrojeolojik olarak; bölgede yer altı suyu taşımaya elverişli alanlar olduğu, çalışma alanının bazı bölgelerinde yer altı suyunun yüzeye çıktığı,  çalışma alanı üst çevresi heyelan, kaya düşmesi, riski taşımakta olduğu, kaya temizliği ve teraslama yapılarak uygun projelendirilmiş istinat duvarları ile desteklenmesi gerektiğinin belirtildiği, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü ve İnşaat Mühendisliği bölümü tarafından hazırlanan Haziran 2014 Tarihli Proje raporunda; İnceleme alanı yakın çevresinde, en üstte killi kireçtaşı, daha alt kotlarda ise kil taşı-şeyl özellikli seviyeler mevcut olduğu, Kirazlı Formasyonunda türeyen farklı boyutta malzemeler eğim aşağıya doğru taşınarak, yamaç molozunu oluşturmakta,  yamaç molozu jeolojik dönemde hareket ettiği,  bu özeliği ile paleo-heyelan olduğu, ancak yamaç molozu günümüzde de yer yer hareketine devam ederek lokal olarak  aktif heyelan özeliğini taşıdığı, ... Otel yamaç molozu üzerinde yer aldığı, alan daha önce hareket etmiş paleo-heyelan üzerine kurulduğu, bu alanın denize yakın güney ucunda 2013 yılı başları veya daha öncesinde bir heyelan meydana geldiği,  bu tür heyelan üzerine inşaat yapılması riskli olup, mümkünse bu alana yapı yapılmaması, aksi takdirde tüm yapıların eski heyelan üzerine oturduğu bilinciyle detaylı hesap ve tasarımla önlemler alınması gerektiği, zaman içerisinde ... Otel’de görüldüğü gibi zeminde ilave heyelanlarla hareketlilik olması beklenilen bir durum olup  önlemler alınmazsa ileride de heyelanların devam etmesi beklenmekte olduğu, ... Sigortanın 07.05.2013 tarihinde yer kayması sonrası hazırladığı ekspertiz raporundan sonra ... Otel’de bazı yüzeysel onarımların yapıldığı, mevcut hasarla bu heyelan ile ilişkili olduğu, ancak yapılan onarımlar asıl problemi yaratan heyelanı önlemeye yönelik olmadığı, Otel ile yol arasında yapılan boru tamiratı ve sulama sistemi revizyonların deprem ya da heyelan kaynaklı olmadığı değerlendirildiği, deprem ya da heyelan kaynaklı olsa, zeminde çatlakların oluşmasının gerektiği, bu tür bir durumda dahi, otelin inşa edildiği alanın eski heyelan üzerinde olması sebebiyle yer seçiminin kusurlu olduğunun görüldüğü, su deposu yapısal zarar görmemiş olup, yerinde yatayda hareket ettiği ve yaklaşık 5 ila 20 derece arasında döndüğü, alanda ileride de (özellikle yağışlı kış ve ilkbahar döneminde) hareketlilik olabileceği değerlendirildiği, alanda su drenaj sisteminin bulunmadığı, heyelanın stabil kalması için su drenajının otel alanı ve paleo heyelanın üst kotundan başlayarak yakın çevresinde mutlaka yapılmasının gerektiği, heyelan alanı üzerine oturan otel için de çimen ve bitki sulamalarının minimum seviyede tutulması, havuzun suyu boşaltılacağı zaman zemine değil, doğrudan denize boruyla verilmeli ve havuzun su kaçırmamasına dikkat edilmesinin gerektiği, heyelan ile gerekli önlemler alınmadan havuzun su ile doldurulmamasının gerektiği, paleo heyelan alanı içinde ilave ağırlık yapacak başka bina inşaatından kaçınılmasının önerildiği, Meydana gelen aktif heyelan sebebiyle 2014 yılı içinde tasarlanan ve uygulamaya başlanılan kazıklı sitemin benzerinin, otel inşaatının başında zemin etüdü yapılıp, gerekli doğru tasarım ve uygulaması yapılsaydı, mevcut ilave heyelan hasarların önlenebileceği, fakat hasarın havuzun güneyinde bulunan bahçe duvarları ve yaya yolunda oluştuğunun görüldüğü, drenaj çalışmasının yeni yapılmakta olduğu gözlemlendiği, havuz suyunun zemine boşaltılması,   heyelan topuğunda kumsal açılması, yağmurlar, deprem vb. ilave heyelanları tetikleyebileceği, deprem ile ya da depremsiz eki bir heyelan üzerine önlem alınmadan kurulan bir otel ile hareketliliğe sebep olunması ve yeni heyelanlar oluşması beklenen bir durum olduğu,   hasarın asıl sebebi paleo heyelan üzerine önlem alınmadan otelin kurulmuş olmasının olduğu, ... Sigorta A.Ş. nezdindeki 30.06.2014 tarihli Ekspertiz Raporunda; 26.02.2014 tarihinde yapılan incelemelerde otelin Kuzeydoğudan Güney Batı’ya doğru (sahil kesimine) kaydığın tespit edildiği, meydana gelen hasarda yürüyüş yollarının kaydığı, yer yer çökmelerin olduğu, kayrak taşlarından yapılan yürüyüş yolarının ise altındaki toprağın boşaltılmasına bağlı olarak aralarına beton dökülerek bir birlerini tutmasını ağlayan kayrak taşlarının dağıldığının gözlemlendiği,  restoranın önünde bulunan ve bar olarak kullanılan zeminin restorana bağlı beton yoldan ayrılarak kaydığı, bitişiğinde bulunan istinat duvarının orada bombe yaptığının görüldüğü, meydana gelen topraktaki kaymaların istinat duvarlarında hasara yol açtığı ve yer yer istinat duvarlarında çatlamalar meydana geldiğinin görüldüğü, 26.02.2014 tarihlerinde Otel’in havuzunun ve arıtma tesisinin temelleri olmasından ötürü her hangi bir kaymanın gözlemlenmediği, Otel’in havuz ve deniz arasında kalan peyzaj alanında da toprakta çatlamalar olduğunun görüldüğü, meydana gelen yer kaymasının sadece otel alanı ile sınırlı kalmadığı, otelin sınırları dışında kalan alanlarda toprak kaymaları olduğunun görüldüğü, ... Otel’in içinde bulunduğu paleo-heyelan deprem ve/veya aşırı yağışlar sonucu ileride tekrar hareket etme olasılığının var olduğunun söylenebileceği, alanın güneyinde inşa edilen iki sıra kazık sistemi ise, tüm heyelanın değil, sadece bu alandaki lokal ve küçük heyelanın iyileştirmesine yardımcı olabileceği, Otel'in bir eski heyelan alanı üzerine kurulmuş olması riskli bir durum oluşturmakta ve inşaat aşamasından önce proje ve tasarım yapılırken bu durumun göz önünde bulundurularak ya hiç binaları yapılmaması, ya da hiç paleo-heyelanın üzerinde yapılacak yapılar sonrasında hareketlenmesini engelleyecek kazık, temel, istinat duvarları vb. önlemler alınmasının gerektiği, sahada yapılan gözlemlerde, bazı bölgelerde yer altı uyunun yüzeye çıktığının görüldüğü, bu durum alanda, zemin suyunun yüksek olduğunu ve heyelanlı bir alanda tercih edilmeyen durum oluşturduğunun gösterdiğini, ... Sigorta’nın 07.05.2013 tarihinde yer kayması sonrasında hazırladığı ekspertiz raporundan sonra hasarı gidermek için bazı çalışmaların yapıldığı, yapılan çalışmalar dikkate alındığında onarımların yüzeysel olduğu, asıl problem yaratan heyelan ile ilgili olmadığının anlaşıldığı, sadece havuz yakınındaki aktif heyelanı önlemek için tasarlanan kazıklı sistemin ise önceden bulunmadığı ve yeni yapılmakta olduğunun sahada tespit edildiği, Alan daha önce hareket etmiş paleo-heyelan üzerine kurulduğu, bu alanın denize yakın güney ucunda 2013 yılı başları veya daha öncesinde bir heyelan meydana geldiği, bu tür heyelan üzerinde inşaat yapılması  riskli olup, mümkün ise bu alan yapılmaması, aksi taktirde tüm yapıların eski heyelan üzerinde oturduğu bilinciyle detaylı hesap ve tasarımlarla önlemler alınması gerektiği, zaman içerisinde ... Otel’de de görüldüğü gibi zeminde ilave heyelanlarla hareketlilik olması beklenilen  bir durum olduğu ve önlemler alınmazsa ileride de devam etmesi beklenmekte olduğu, Otel binalarında, havuzda ve su deposunda heyelan ve/veya deprem sebebiyle hasar oluşmadığı, fakat hasarın havuzun güneyinde bulunan bahçe duvarları ve yaya oluştuğunun görüldüğü, drenaj çalışmasının yeni yapılmakta olduğunun gözlemlendiği, havuz suyunun zemine boşaltılması, heyelan topuğunda kumsal açılması, yağmur, deprem vb. ilave heyelanları tetikleyebileceği hususlarının belirtildiği, Yapılan inceleme ve değerlendirmede ; Bozcaada  Belediye Başkanlığı Fen ve İmar Servisi tarafından dava dosyasına sunulan, 11.04.2017 tarihli yazıda davaya konu otelin bulunduğu alanın eski heyelan bölgesinde kaldığına dair imar planı ve imar plan notlarında herhangi bir bilgi bulunmadığı, davaya konu otel yapılmadan önceki imar planına göre de bu bölgenin imara uygun olduğu ve otel yapımından önce veya sonra imar planında bir değişiklik yaşanmadığının tespit edildiği, 11.06.2013 tarihli ... Bankası A.Ş ekspertiz raporunun incelenmesinde de davaya konu otelin heyelan bölgesinde bulunduğunu belirtir bir bilginin bulunmadığı, ... Mühendislik Müşavirlik tarafından hazırlanan 23.01.2002 tarihli zemin etüt raporunda davaya konu otelin bulunduğu arazide heyelan riskinin bulunduğu belirtilmişse de davalı sigorta şirketinin bu zemin etüd raporuna, belediyeden özel bir talep olmadığı müddetçe ulaşmasının çok da olası olmadığı, ... Mühendislik Müşavirlik tarafından Bozcaada Belediyesi’ne sunulmak üzere 23.01.2002 tarihinde hazırlanan Zemin Etüt Raporu verilerine ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü ve İnşaat Mühendisliği bölümü tarafından hazırlanan Haziran 2014 Tarihli Proje raporuna göre; dava konusu ... Oteli’in üzerinde bulunduğu alanın ve çevresinin zemin yapısının yumuşak, gevşek ve zayıf tutturulmuş jeolojik özelliklerden oluşan birimlerden oluştuğu, ... Otel'in eski bir heyalan alanı üzerine inşa edilmiş olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu olan alanda yer altı suyunun yüzeye çok yakın olduğu gözetildiğinde  dava konusu alan ve çevresinde ilkbahar ve kış aylarında yağışın etkisi ile zayıf, gevsek ve su geçirimli özeliklerini bünyelerinde barındıran bu  jeolojik birim bünyesine yağış suyunu da alarak daha da doygun hale geldiği, şişme özeliklerini gösterdiği, sonuçta bu alanda heyelanlara sebep olduğu ve bu heyelanlar da süreklilik arz edebildiği, Sonuç olarak; dosya  muhteviyatındaki teknik raporların içeriğinde bulunan, dava konusu alanda ve çevresinde çekilen fotoğraflar ile söz konusu teknik raporlardaki  bilimsel bilgiler, saha çalışmaları ve saha araştırmaları detaylı olarak incelendiği, araştırıldığı, alanın jeolojik (yer yüzeyinin ve dava konusu alanın zemin yapısı ve özelikleri), hidrojeolojik (yer yüzeyinin ve dava konusu alanın yer üstü ve yer altı su durumu), jeomorfolojik (yeryüzünün ve dava konusu alanın engebelerini ve aşınma durumunu),  alandaki çatlak ve heyelan durumları da dikkate alınarak, dava konusu alanın zemin yapısının jeolojik özellikleri belirlenmiş olup, yapılan detaylı jeolojik araştırma, inceleme ve değerlendirme neticesinde, dava konusu ... Otel’in eski bir heyelan alanı (Paleo-Heyelan) üzerinde bulunduğu, alanın süreç içerisinde birden fazla heyelana maruz kaldığı, poliçe tarihleri olan 14.12.2012-2013 tarihleri içineki dönem olan 10.04. 2013 tarihinde, 2013 yılı başlarında ve öncesinde de heyelanların meydana geldiği, toprak kaymasının süreklilik arz ettiği,  dava Konusu ... Otel’in üzerine bulunduğu eski heyelanlı alanları  (paleo-heyelan)  kritik durumda durdukları için, gerekli önlemler alınmazsa, deprem, su, kazı vb. sebeplerle tetiklenerek zaman içerisinde tekrar hareket edebileceği ve yeni heyelanların meydana gelebileceği, Yapılan fiyat araştırması ve arşivlerimizde yer alan dönemin fiyat bilgilerine göre hasar ihbarı sonrası ..., ... Eks. Ltd. Şti.’nin görevlendirilmesiyle hazırlanmış olan 30.06.2014 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen, onarılması gereken imalat kalemlerinin tutarının 192.806,22 TL + KDV olarak belirlendiği, fiyatlandırma yapılırken, davaya konu oteli yerinde inceleme imkânımız  bulunmadığından, hasar ihbarı sonrası ..., ... Eks. Ltd. Şti.’nin görevlendirilmesiyle hazırlanmış olan 30.06.2014 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen metrajlara itibar edildiği, hasar ihbarı sonrası ..., ... Eks. Ltd. Şti.’nin görevlendirilmesiyle hazırlanmış olan 30.06.2014 tarihli ekspertiz raporunda; havuz içi ve arıtma tesisi için yapılacak düzeltme tamir ve masrafları için talep edilen tutarların havuzda ve atık su sisteminde zarar olmaması sebebiyle uygun görülmeyerek hesaplamaya dâhil edilmediği, hesaplamaya dahil edilmeyen kalemlerin tutarının 158.000,00 TL+ KDV olduğu, mahkemeniz tarafından havuz içi ve arıtma tesisi için yapılacak düzeltme tamir ve masrafları için talep edilen tutarların hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği yönünde karar verilmesi halinde toplam hasar bedelinin; 350.806,22 TL+ KDV, aksi yönde karara varılması halindeki toplam hasar bedelinin ise 192.806,22 TL + KDV olabileceği \" kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı uyarınca bilirkişi heyetinden alınan 03/09/2024 tarihli ek raporda özetle; \"Müterafik Kusur Yönünden; Bozcada bölgesinde deprem/heyelan/yer kayması açısından riskli bir bölge  olduğu bilindiği, bu risk bölgede inşaat yapılmasına engel olmamakla beraber, dikkat edilmesi gereken husus zeminin özelliklerine göre doğru bir zemin etüdü yaptırılıp, buna uygun statik proje çizilmesi olduğu, sigortalının alması gereken ilk önlem; aslında heyelanın ilk meydana geldiği dönemde (... Sigorta A.Ş poliçesi tarihlerinde) oluşan hasardan sonra yapının üzerine inşa edildiği zemine uygun  tasarlanıp tasalanmadığının ve zeminin bu yapıyı taşıyıp taşıyamadığının analiz edilmesi gerektiği, dava dosyasına sunulu projeler incelendiğinde bir performans analizi ya da güçlendirme projesine rastlanamadığı, ekspertiz raporları ve görseller incelendiğinde yapının basit tadilatlar ile onarılmasının mümkün olmadığı kanaati oluştuğu, çünkü ortaya çıkan hasarlar taşıyıcı sistemin  ciddi zarar aldığı hasarlar olup yapılar için güçlendirmenin gerektiği kanaati oluştuğu, aksi takdirde ilerleyen süreçlerde maddi kayıptan ziyade ciddi can kaybına sebep olacak tehlike oluşturma ihtimali bulunduğu, Sigortalının aldığı önlemin ise daha önceki ... Sigorta nezdindeki hasar dosyası kapsamındaki tadilatlardan ibaret olduğu görüldüğü, ...ürich Sigorta 07.05.2013 tarihinde yer kayması sonrası hazırladığı ekspertiz raporundan sonra ... Otel’de bazı yüzeysel onarımlar yapıldığı, mevcut hasarın bu heyelanla ilişkili olduğu, ancak yapılan onarımların asıl problemi yaratan heyelanı önlemeye yönelik olmadığı anlaşıldığı, alanın güneyinde inşa edilen iki sıra kazıklı sistemin ise tüm heyelanın değil sadece bu alandaki lokal heyelanın iyileştirilmesinde yardımcı olabileceği bilindiği, Dosya kapsamında sunulan projeler, ekspertiz raporları incelendiğinde dava konusu ... Otel’in eski bir heyelan alanı (Paleo-Heyelan) üzerinde bulunduğu, süreç içerisinde toprak kaymalarına maruz kaldığı, yukarıda yazılı gerekli teknik tedbirlerin alınmadığı, süreklilik arz ederek yeni heyelanların meydana gelebileceği, durumun davacı sigortalı tarafından bilindiği, zararın oluşmasında ve artmasında etken olduğu çünkü yapıya alınması gereken önlemler alınmadan kullanılmaya devam ettiği kanaati oluştuğu, hasarın sonuçlarının artması noktasında müterafik kusurun asli kusur olarak davacı sigortalıda % 75 oranında olması gerekeceği müşahade edildiği, Zarar Tespiti Yönünden; ... Sigorta A.Ş. nezdindeki ... Ltd. Şti. Firmasında ... tarafından gönderilen ve tesise ait 26.04.2013 tarihli fotoğraflar ile ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... Ltd. Şti. ne ait 26.02.2014 tarihli fotoğraflar incelendiğinde; Tesisin ön tarafında bulunan zeminin beton yoldan ayrılarak bitişiğinde bulunan istinat duvarına doğru kaydığı ve kaymaya bağlı olarak istinat duvarında çatlamaların, şişmenin oluştuğu, zemin, beton ve istinat duvarının hasara uğradığı, tesisin deniz tarafında bulunan kısımlarında kaymaların olduğu, yine tesis alanı içerisinde bulunan ve kayrak taşlarından inşa edilen ve kayrak taşlarının bağlantısını sağlayan betonun ayrıldığı, kayrak taşlarının altında bulunan toprağın boşaltılması ile beraber, kayrak taşlarının aralarında çatlamaların oluştuğu, yürüyüş yolunu oluşturan kayrak taşlarının birbirlerine ayrıldığı, deformasyona uğradığı ve bu kısımlarda hasarların oluştuğu, oluşan bu hasarlardan, beton duvardaki hasar ile yürüyüş yollarında bulunan kayrak taşlarının bir kısmının hasarlarının ve ayrılmaların ... Sigorta döneminde meydana gelen hasardan kaynaklı oluştuğu, ancak yukarıda açıklanan hasarların etkisinin ... Sigorta A.Ş. döneminde daha fazla arttığı ve daha fazla hasara sebebiyet verdiği kanaatine varıldığı, Eski hale getirilmesi için yapılacak masrafa göre tespit edilecek tazminat hususunun ve sigorta eksperine bildirildiği iddia olunan fiyat teklifleri de irdelenerek, malzeme, işçilik vesaire fiyatlar da dahil olmak üzere dava tarihi itibariyle serbest piyasa rayicine göre belirlenmesi hususunun değerlendirilmesinde; yapının kullanılmaya devam etmesi için gerekli ve sağlıklı yöntem statik performans analizlerinin yapılması, güçlendirme projesi çizilip uygulanması olduğu, mevcut da bir güçlendirme projesi olmaması sebebiyle maliyet hesabının yapımı mümkün olmadığı, aynı zamanda davaya konu oteli yerinde inceleme imkanımız da bulunmadığından 30.06.2014 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen onarılması gereken imalat kalemleri ve metrajları dikkate alınarak davacının tedarik ettiği onarım fiyat teklifleri incelendiğinde fiyat araştırması ve arşivlerimizde yer alan dönemin fiyat bilgileri incelenerek yapılan hesaplamada 15/06/2022 tarihli bilirkişi heyet raporundaki görüş ve kanaatlerimizi tekrar eder ve tadilat bedelinin dava tarihi itibariyle 350.806,22 TL+KDV  tutarının kadri maruf olduğu kanaati oluştuğu, Bilirkişi heyeti bir kesin hesap bürosu ya da ihale bürosu olmadığı, sunulan evraklar incelenip, ilgili döneme ait fiyat teklifleri, birim fiyatlar, piyasa rayiç değerleri, piyasadaki tecrübelerimiz ile beraber değerlendirilip görüş sunulduğu, davaya konu oteli yerinde inceleme imkanı bulunmadığından 30.06.2014 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen onarılması gereken imalat kalemleri ve metrajları dikkate alınarak davacının tedarik ettiği onarım fiyat teklifleri incelendiğinde fiyat araştırması ve arşivlerimizde yer alan dönemin fiyat bilgileri incelenerek yapılan hesaplamada 15/06/2022 tarihli bilirkişi heyet raporundaki görüş ve kanaatlerimi tekrar eder ve tadilat bedelinin dava tarihi itibariyle 350.806,22 TL+KDV olduğunu kanaati oluştuğu, bu bedele havuz içi ve arıtma tesisinde ki hasarın onarım bedeli dâhil edildiği,Her ne kadar hasara sebep olduğu iddia edilen iş bu huzurdaki dosyanın konusunu oluşturan yer kaymasının sigorta başlama ve bitiş tarihleri arasında olduğu tespit edilmiş olsa da, sigortalının öncesinde ... Sigortadan Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetinin 2015/E. 5648.51  Esas sayılı, 2015/K.10518 Karar sayılı dosyası ile  ... Oteli için 14.12.2012 - 14.12.2013 vadeli ... numaralı Otel Paket Sigorta poliçesi kapsamında hasarının giderildiği anlaşıldığı (yine bu dosyadan davacı tarafın bir önceki ... Sigorta Poliçesi kapsamında 10.04.2013 tarihinde , huzurdaki davanın davalısı Sigorta Şirketine yaptırılan poliçenin başlangıç tarihi 30.07.2013 ‘den sadece 3 ay 20 gün önceki hasarı ... Sigortadan giderdiği) bu somut gerçeklik karşısında, davacı tarafın huzurdaki davanın konusu poliçe imzalanmadan hemen önce meydana gelen hasarı sözleşme öncesi ve sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşıldığı, Dava konusu edilen hasarın sigorta şemsiyesi altında değerlendirilebilmesi için ani ve beklenmedik olarak gerçekleşmiş olmasının zorunlu olduğu, bölgede toprak kaymasının süreklilik arz ettiği ve heyelan olmasının beklenen/olağan bir durum olduğu anlaşıldığı, bu somut gerçeklik karşısında davacı tarafın huzurdaki davanın konusu poliçe imzalanmadan hemen önce meydana gelen hasarı sözleşme öncesi ve sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşıldığı,  ki bu durum davalı sigorta yönünden ödeme sorumluluğunu kaldıracak bir halin varlığının somut göstergesi olduğu, dolayısıyla sigorta teminatı içerisinde olamayacağı kanaati oluştuğu\" bildirilmiştir.Somut olay incelendiğinde; dairemizin önceki kaldırma kararında ifade edildiği üzere ... Müşavirlik tarafından Bozcaada Belediyesi’ne sunulmak üzere 23.01.2002 tarihinde hazırlanan Zemin Etüt Raporu verilerine ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü ve İnşaat Mühendisliği bölümü tarafından hazırlanan Haziran 2014 Tarihli Proje raporu ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporundaki tespitlerden anlaşıldığı üzere;  dava konusu ... Otel’in eski bir heyelan alanı (Paleo-Heyelan) üzerinde bulunduğu, alanın süreç içerisinde birden fazla heyelana maruz kaldığı, önceki poliçe dönemlerinde,  2013 yılı başlarında ve öncesinde de heyelanların meydana geldiği, davacı sigortalı şirketçe bu hususta bir kısım önlemler alsa da yetersiz kaldığı, toprak kaymasının süreklilik arz ettiği anlaşılmış ise de davacının iddia ettiği sonradan oluşan ve ekspertiz raporunda belirtilen hasarların, önceki poliçe döneminde meydana gelen ilk hasara ilişkin olduğu yönünde bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla, sonradan düzenlenen davaya konu poliçe döneminde meydana gelen  yer kaymalardan kaynaklı hasarın kural olarak poliçe teminat kapsamında karşılanması gerekmektedir. TBK'nın 52. Maddesinde, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzenlenmiştir. Yasada ifade edildiği gibi zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminin tatbik edilebilmesi için, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilmesi gerekir.  Buna göre; dava konusu ... Otel’in eski bir heyelan alanı (Paleo-Heyelan) üzerinde bulunduğu, süreç içerisinde toprak kaymalarına maruz kaldığı, gerekli tedbirlerin alınmaması halinde süreklilik arz ederek yeni heyelanların meydana gelebileceği davacı sigortalı tarafından bilindiği gözetilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı ifade edildiği üzere davacı sigortalı tarafından alınan tedbirlerin yetersiz kaldığı,  zararın oluşmasında veya artmasında  kusuru bulunmaktadır. Ancak mahkemece takdir edilen %50 oranında uygulanan müterafik kusur dairemizce fazla bulunmuş olup olayın özelliğine ve  hakkaniyete uygun %30 oranında  kusur indirimi cihetine gidilmesi hukuka uygun olacaktır. Diğer yandan; sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde, \"sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır\" hükmü düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. maddesinde \"(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.\" 1439/2. fıkrasında ise \"rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder\" şeklinde düzenlenmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya tekrar dönüldüğünde; davacı sigortalının söz konusu poliçenin düzenlenmesinden yaklaşık üç-dört ay önce  sigortalanan otelin bulunduğu alanın aynı şekilde heyalana  maruz kaldığını bilmesine rağmen tüm bu hususu davalı sigortacıya ihmali neticesinde bildirmemesi nedeniyle TTK 1435. Maddesinde düzenlenen bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığı görülmüştür. O halde, TTK'nun 1435. Maddesindeki düzenlemeye göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılacağı düzenlenmiştir. Mahkemece bu konuda %50 oranında indirim uygulanmış ise de bu oran da dairemiz fazla bulunmuş olup ihmalin derecesine göre takdiren %30 oranında tazminattan indirim yapılmasına karar verilmiştir.Sonuç olarak; bilirkişi tarafından belirlenen hasar bedelinin olaya uygun, kadri maruf ve işbu davaya konu olay nedeni ile oluşmuş hasarlar olduğu, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile saptandığı anlaşılmakla KDV dahil toplam 403.427,15 TL hasar bedeli üzerinden öncelikle davacıya atfedilen %30 oranında kusur indirimi mahsubu ile belirlenen 282.399,00 tazminat tutarından, davacının bildirim yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle TTK 1439 maddesinin tatbiki ile davacının ihmal derecesine göre takdir edilen %30 oranında indirim uygulanarak toplam tazminat alacağı 197.679,30 TL hesaplanmış olup hesaplanan bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Öte yandan  6102 sayılı TTK'nin \"Başkası Lehine Sigorta\" başlıklı 1454.maddesinde \"(1) Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. (2) Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda, tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin, üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil, kendi adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği kabul edilir. (3) Sözleşmede, sigortanın kimin menfaati için yaptırıldığı açık da bırakılabilir. “Kimin olacaksa onun lehine” yapılan böyle bir sigortanın, üçüncü kişi lehine yaptırıldığı anlaşılırsa, ikinci fıkra hükmü uygulanır.\" hükmüne yer verilmiştir. Madde hükmünden de anlaşılacağı gibi aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya aittir. Bu itibarla  huzurdaki dava sigorta ettiren ... Tic. Ltd. Şirketi ile sigortalı ... tarafından birlikte açılmış ise de sigorta sözleşmesinden doğan haklar davacı sigortalı ...'a ait olduğu, aksi sözleşmede belirtilmediğinden sigorta tazminatını talep etme hakkı sigortalıda bulunduğundan sigorta ettiren  davacı ... Tic. Ltd. Şirketi yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken sanki  davanın, tek bir davacı tarafından açılmış gibi yazılı şekilde takdir edilen tazminatın \"davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Her ne kadar bu konuda davalı tarafın istinafı bulunmasa da bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan dairemizce resen dikkate alınarak hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.Diğer yandan, mahkemece, takdiri indirim uygulandığı gerekçesiyle reddedilen kısım  yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de takdiri indirimi uygulanmasının, davacının oluşan zarardaki müterafik kusuru ile sigorta poliçesi düzenlenirken bildirim yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklandığı, takdiri indirim uygulanmasını gerektiren her iki duruma da davacının kusurlu davranışları sebebiyet verdiğinden reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olduğundan, hükmün bu yönüyle de düzeltilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davacı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ... ile davalı ... Sigorta vekilinin istinaf başvurularının HMK 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin aykırılıklar da dikkate alınarak kabulü ile HMK 353/1.b-2 maddesi uyarınca kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/12/2024 tarihli ve 2023/890 Esas 2024/1007 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 3-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE a- 197.679,30 TL sigorta tazminatının 30/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a  ödenmesine, fazlaya dair talebin REDDİNE b-Davacı ... Ticaret Ltd. şirketinin açmış olduğu tazminat davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 4-Alınması gereken 13.503,47 TL karar ilam harcından peşin alınan 6.831,00 TL  harcının mahsubu ile noksan kalan 6.672,47 TL'nin  davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5- Davacı ... tarafından yatırılan  6.860,20 TL başvuru harcı ve peşin ilam harcının tamamı ile 37.000,00 TL bilirkişi ücreti, 507,20 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 37.507,20 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre (% 49,21) 18.457,30 TL'nin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı ... kendisini vekil ile tayin ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihindeki AAÜT 13/1 maddesi  uyarınca hesap ve takdir olunan 31.628,69 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a  verilmesine, 7-Davalı ... Sigorta A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihindeki AAÜT 13/3 maddesi uyarınca takdir olunan 31.628,69 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, red gerekçesi farklı olduğundan AAÜT 3/2 ve 13/4 maddeleri gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ... Ticaret Ltd. Şirketi'nden alınarak davalıya verilmesine 8-Taraflarca yatırılan ve tahsil edilmeyen gider ve delil avansından bakiye kalan kısmın ilgili yatırana iadesine, <br>İstinaf giderleri yönünden; 1-Harçlar Kanunu gereğince davacılar ile davalıdan alınan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı hazineye gelir kaydına, 2-Davacılar ile davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan 615,40'er TL istinaf karar harçlarının mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3.a- Davacı ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 2.298,5‬0 TL (1.683,10 TL başvuru harcı + 615,40 TL karar harcı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, b-Davalı sigorta şirketi tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 2.468,5‬0 TL (1.683,10 TL başvuru harcı + 615,40 TL karar harcı + 170,00 TL posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93f59acb1b28e50e","SID":"63fdb8d2e26dc0bd"}}