{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/31 <br>KARAR NO: 2025/154<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/06/2023<br>NUMARASI: 2022/473 (E) - 2023/477 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü Ön Hizmetler Bro Amirliğinde görevli motosikletli polis memuruyken, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin davalı sigorta şirketine başvuru yapmasının ardından 63.064 TL ödeme yapıldığını, zararının tam olarak karşılanmadığını, müvekkilinin davalının sigortalısına İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/4 (E) sayılı dosyasıyla dava açtığını, davalı sigorta şirketinin davaya davalı yanında feri müdahil olduğunu, işbu dosyadan alınan bilirkişi raporunda kazada yaralanan ve kusuru bulunmayan müvekkilinin tam iş göremezlik zararının 5.839,28 TL, sürekli iş gücü kaybı ve %9 maluliyet derecesine göre kısmi iş göremezlik zararının 137.101,99 TL olmak üzere toplam maddi zararının 142.941,27 TL olarak hesaplandığını, davalının işleteni ve sürücüsü olduğu aracın sigorta şirketinin müvekkiline yaptığı ödemenin hesap tarihine kadar yasal faiz oranı ile güncellenmiş tutarı ile birlikte tenzilden sonra davacının karşılanmamış maddi zararının 57.411,02 TL olarak hesaplandığını, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının sigortalısının 57.411,02 TL maddi tazminatın 19/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödemesine hükmedildiğini, davalı şirketin sigortalısı adına başlatılan takipten sonuç alınamadığını belirterek, 57.411,02 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın ... plakalı aracın trafik sigortacısı ... Sigorta AŞ'ye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin meydana gelen olayda kazaya karışan kusursuz üçüncü kişi olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından davalının sigortalısının kusuru oranında yaptığı ödeme ile sorumluluktan kurtulduğu gerekçesi ile verilen kararın hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, davalının sigortalısının %60 oranında kusuru olmasından bahisle bu oranda hesaplanan tazminattan sorumlu olduğuna kanaat getirilmesinin hiç bir yasal dayanağı olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 1. maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”, 163. maddesinde; “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.”  166/1. maddesinde ise; \"Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yasal düzenlemeler gereğince zarar gören davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 88/1. maddesinde bir motorlu aracın katıldığı kazada üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunların müteselsil olarak sorumlu tutulacağı düzenlemesine yer verilmiş olup, trafik kazasında zarara uğrayan kişiye karşı kazaya kusuruyla karışan tüm araç ilgililerinin zararın tamamından müteselsil sorumlu olması ilkesi benimsenmiştir. Anılan müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir müteselsil sorumluluk olup ancak hak sahibinin talebi halinde zarar sorumlularının kusur oranlarına göre sorumlulukları gündeme gelebilecektir.Dosya kapsamından davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce 63.064 TL ödeme yapıldığı, davalı sigorta şirketinin sigortalısına karşı İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile 57.411,02 TL tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.  Somut olayda; davacı tarafça dava dilekçesi ile müteselsil sorumluluktan vazgeçilmediği, aksine yargılama aşamasında tazminat hesap raporuna karşı süresi içerisinde sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde davalının müteselsil sorumluluk gereği tüm zarardan sorumlu olduğunu belirterek itirazda bulunduğu gözetildiğinde, davalı sigorta şirketinin bakiye zararın tamamından sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken kusur oranı dikkate alınarak sorumluluğunun kalmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece dava dışı araç sürücüsüne karşı İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava dosyası ile hükmedilen tazminat tutarı dikkate alınarak, yolcu konumunda olan davacının kusur oranı gözetilmeksizin, yapılan ödemelerin güncellenip hesaplanan tazminattan tenzil edilerek, bakiye tazminat alacağının olup olmadığının hesaplanması için, tazminat hesabında kullanılan verilerin de anlaşılır olduğu ve denetlenebilir nitelikte bilirkişi ek raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc64af5dfa9e4ef8","SID":"1b5f06602339d146"}}