{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1745 Esas<br>KARAR NO: 2025/523 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2018/1249 Esas - 2022/368 Karar  <br>TARİH: 18/05/2022<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirket yetkilisinin internet bankacılığı sözleşmesi düzenlenerek internet bankacılığı şifresi alınarak işlem yapıldığını, müvekkil şirket yetkilisi internet bankacılığı işlemlerinin gerçekleştirildiği telefon hattı davalı ... A.Ş Pendik Şubesi aracılığı ile kapatılarak yeni telefon hattı alındıını, alınan yeni hat üzerinden davalı banka nezdinde mevcut hesaplar ile yetkili bilgileri değiştirilmek suretiyle yeni internet şifresi alındığını, alınan yeni hat üzerinden yeni şifre ile müvekkil şirkete ait hesaptan 21.000,00 TL nin önce şirket yetkilisi hesabına daha sonra başka hesaplara dağıtıldığını, banka gerekli güvenlik sistemini oluşturmadığı için müvekkile karşı sorumlu olduğunu, internet bankacılığı yoluyla yapılan işlemlerde gerekli önlemleri almayan davalı banka kural olarak özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalı iletişim kimlik fotokopisi üzerine hat değişikliği yaptığı, üstelik davalı şubesine ibraz edilen kimlik fotokopisi ile müvekkile ait asıl kimlikle çelişen bilgiler içermesine rağmen gerekli itinayı ve özeni göstermeyerek hattı kapatarak yeni bir hat verilmek şeklindeki kusurlu hareketi sebebiyle müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, beyanla davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;  Dava konusu olayın dava dışı 3.kişi internet korsanları tarafından ele geçirilen davacıya ait çok gizli bilgilerin ele geçirilmesiyle, internet bankacılığı kullanılarak gerçekleştirildiğini, davacının kişisel bilgilerini korumak için gerekli önlemleri almadığını, diğer davalı bankanın internet bankacılığı kullanmaya teşvik ettiği müşterisi davacıya etkili güvenlik önlemlerini zorunlu kullanım olarak sunmayarak güvensiz bir ortamda internet bankacılığı işlemleri yapmasına neden olduğunu, davacı ile diğer davalı banka arasındaki bankacılık ilişkisinde herhangi bir güvenlik yükümlülüğü olmayan müvekkili şirkete açılmış davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, iddia edilen zarar ve zararlandırıcı olayın internet bankacılığı dolandırıcılığı olduğunu, diğer davalı ... Bankası A.Ş.’nin müşterisine ait kişisel bilgi ve işlem güvenliğinin sağlanması gerektiğini, internet bankacılığından en önemli sorun güvenliğinin sağlanması sorunu olduğunu, internet bankacılığı işlemlerinin güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın, bankanın yerine geçerek güvenlik sağlamak zorundaymış gibi, yasal, sözleşmesel hiçbir yükümlülüğü bulunmayan müvekkili <br>şirketten talepte bulunulmasının haksızlık olduğunu, dava konusu olayda davacı şirketin GSM hattı değil, şirket sahibi şahsın şahsi hattının kullanıldığını, dolandırılan banka hesabının sahibi dahi olmayan şahsa ait GSM hat nedeniyle illiyet bağının kurulamayacağını, GSM hattının sahibi olmayan şirketin tazminat talebinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, dava dilekçesindeki beyanlardan internet ortamında yapılan bankacılık işlemlerinde bankanın güvenliği sağlayacak etkili güvenlik önlemlerinden hiçbirini, özellikle kimlik tespiti konusunda en güvenli yöntem olan güvenli elektronik imzayı zorunlu kullanım şeklinde davacıya sunmamış olduğunu, internet üzerinden bankacılık hizmetinin güvenle yapılması konusunda yükümlülüğün kendisine teslim edilen mevduatı özenle korumak ve istenildiği zaman müşterisine teslim etmek zorunda olan bankaya ait olduğunu, GSM hat satışı ve SIM kart değişikliği işlemlerinin müvekkili şirket tarafında değil, ayrı tüzel kişilikleri haiz şirketler tarafından yapıldığını, dava konusu olayda da SIM kart değişikliği işleminin diğer davalı şirket tarafından yapıldığını, müvekkili şirketten ayrı gerçek ve tüzel kişiler tarafından ve kimlik ibrazı ile gerçekleştirilen SIM kart değişikliklerinden dolayı müvekkili şirkete herhangi bir kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceğini, dava konusuna ilişkin emsal nitelikte internet dolandırıcılığı olaylarında bankalar aleyhine verilmiş ve Yargıtay incelemesinden geçerek onanmış kararlar olduğunu belirterek;  davanın müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, Haksız ve mesnetsiz davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... Bankası TAO. ve ... A.Ş.'ye usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/05/2022 tarih ve 2018/1249 Esas - 2022/368 Karar  sayılı kararında; \" Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava  hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup, Mahkememizce  16/02/2021 tarihli  duruşmada verilen  ara kararı uyarınca;  dosyanın  bankacı bilirkişi ve yazılım/bilişim konusunda uzman bilirkişiye  tevdine karar verilerek dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle düzenlenen denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak, davacı önceki telefon numarası üzerinde internet bankacılığı kayıtlıdır. Yani internet bankacılığının kendisine uygulanmasını talep etmiştir. Sahte kimlikle yeni bir telefon numarası alınıp evvelkinin kapatılıp internet bankacılığının yeni alınan telefon üzerinden girilmesinde bankanın alabileceği  bir tedbir yoktur. Bunun tamamen sahte kimliği farketmeyip işlemi yaptıran ...  A.Ş. olmuştur. Onun sorumlulu TBK'nın, ... Anonim Şirketinin sorumluluğu ise adam çalıştıranın sorumluluğundan (... A.Ş. bayi olarak çalıştırdığından) kaynaklanmaktadır. Bankanın sorumluluğu internet bankacılığındaki  sistemi korumak dışarıdan girişleri engellemektir. Olayda dışarıdan giriş yoktur. Davacı üzerinden yapılan diğer davalıların kusuru ile dahil oldukları işlem söz konusudur. Aksinin kabulü internet bankacılığını banka yönünden çekilmez hale getireceği, davacı firma yetkilisi ...'a ait noterden onaylı  kimlik bilgileriyle davalı ... A.Ş. Firmasına SIM kart değişikliği için verilen kimlik bilgilerinde, kimliklerde yer alan fotoğraflar, kimlik seri numarası, medeni durumu, ilçe, mahalle, sıra no, verildiği yer, kayıt no veriliş tarihi bilgilerinin farklı olduğu Sunulan kimlik fotokopisi ile ... A.Ş firmasına verilen kimlik fotokopisinin farklı olduğu, sim kart değişikliğinin sahte kimlik ibrazı ile yapılmış olduğu,  Davacının ... kredi kartından 20.000  TL 'lik nakit avans kullanımı ile davacı şirket yetkilisi ... hesabına havale işlemi yapıldığı, ...'ın hesabından; 10.000 TL 'sinin 27/05/2017 tarihinde saat 11:55 te ... (...) numaralı hesaba, 9.750 TL 'sinin 27/05/2017 tarihinde saat 01:07 de ... (...) numaralı hesaba aktarıldığı kanaatine varılarak, Davanın ... Bankası yönünden reddine, Davanın diğer davalılar ... A.Ş. Yönünden ve ... A.Ş. Yönünden kısmen kabulü ile, 19.750,00 TL'nin davalılar ... A.Ş. İle ... A.Ş. 'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı verilmesine, bu tahsilat yapılırken bu bedele havale işleminin yapıldığı tarih olan 27/05/2017 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''1- Davanın ... Bankası yönünden REDDİNE, 2-Davanın diğer davalılar ... A.Ş. Yönünden ve ... A.Ş. Yönünden KISMEN KABULÜ ile, 19.750,00 TL'nin davalılar ... A.Ş. İle ... A.Ş. 'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı verilmesine, bu tahsilat yapılırken bu bedele 27/05/2017 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı  ... Paz. A.Ş. vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Mam. Paz. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen 18.05.2022 tarihli kararla; davanın davalı banka yönünden reddine, diğer davalılar ... A.Ş. ve ...ell A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verildiğini; işbu kararın hatalı olup, kendi içinde dahi çelişen kararın bozulması gerektiğini, Yargılama neticesinde sabit olduğu üzere; Davacı firma yetkilisi ... adına düzenlenen sahte kimlik ile müvekkili firmaya sim kart değişikliği başvurusu yapıldığını, değişikliğin ardından internet bankacılığı kullanılarak davacının hesabında bulunan para başka hesaplara aktarıldığını, Yerel Mahkeme tarafından yapılan yargılama sürecinde dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan kök ve ek raporda davalı bankanın kusurlu olduğu kanaati bildirildiğini; buna rağmen Yerel Mahkeme tarafından haksız gerekçeler ile tam kusurlu sayılan davalı banka yönünden davanın reddine karar verilerek, müvekkili ile diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Sim kart değişikliğinde müvekkilin kusuru olmadığını, bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere; davacı firma yetkilisi adına müvekkili firmadan sim kart değişikliği yapıldığını, başvuru esnasında sahte kimlik kullanıldığını; müvekkili firmanın (... A.Ş.) diğer davalı ... A.Ş.nin bayii olarak faaliyet göstermekte olup, ...'in yetkilendirdiği işlemleri yapmakla mükelleftir. Bu mükellefiyet yerine getirilirken yine ...'in belirlediği şekil ve şartlarda çalışılmakta, kullanılan sistemin el verdiği ölçülerde denetleme yapabilmekte olduğunu, müvekkili firma personelinin, yapılan başvuruları ...in ve mevzuatın belirlediği şartlara uygun bir şekilde yapmak zorunda olup, davaya konu olayda bir ihmali ya da kusuru bulunmadığını; İğfal kabiliyetine sahip sahte evrakların (kimlik vs) tespiti için teknik bir donanıma sahip olmayan müvekkili firmanın, evrakın doğruluğunu (gerçekliğini) teyit edebileceği bir sistem de bulunmamakta olduğunu, sim kart değişikliği için sorulması ve alınması gerekli tüm evraklar başvurucudan talep edildiğini, sunulan bilgi ve evrakın sisteme girişi yapıldığını ve herhangi bir uyarı ile karşılaşılmadığından işlem gerçekleştirilerek yeni sim kart başvurucuya teslim edilmiştir. Dolandırıcılık ve davacının uğradığı zarar ile ilişkili müvekkil firmanın tek eylemi bundan ibarettir. İşlemin yapılabilmesi için tüm gerekleri yerine getiren müvekkil firmanın dolandırıcılık hadisesinden sorumlu tutulması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Bankanın sim kart değişikliği nedeniyle bloke işlemi uygulamadığını, davalı banka mevduatı sahteciliklere karşı korumak için gerekli tedbirleri yeteri kadar almamış olup, hükme elverişli bilirkişi raporlarında da bu husus tespit edildiğini; Sim kart değişikliklerinde bankaların şifre gönderim işlemlerini bloke etmesi güvenlik açısından zaruri olup, davacı firma yetkilisinin (adına sim kart değişikliği yapılan) bankaya durumu bilgilendirmesine rağmen banka tarafından dolandırıcılığın yapılmasına engel olunamadığını,  Sabit olduğu üzere; internet bankacılığı üzerinden yapılan dolandırıcılık işlemleri 27.05.2017 günü, saat 01:07 ile 01:55 saatlerinde gerçekleştirildiğini,  Davalı banka tarafından mahkemeye sunulan 21.10.2021 havale tarihli \"Bilirkişi raporuna itiraz ve beyan\" dilekçesinden de görüleceği gibi; sim kartı değiştirilen şirket yetkilisi tarafından davalı bankanın çağrı merkezi aranarak (kayıp çalıntı menüsünden) sim kartının kopyalandığının bildirildiği, diğer banka hesaplarının boşaltıldığından bahisle aynı problemin yaşanmaması amacıyla internet bankacılığının bloke edilmesin talep edildiğinin görülmekte olduğunu, Bankaya bu bilgi dolandırıcılık hadisesinden 2 saat kadar önce, yani 26.05.2017 saat 23:03'te verildiğini, banka tarafından bu talebe istinaden hesap ve kartlara bloke konmadan sadece ticari internet bankacılığı bloke edildiğini, Müşterinin bilgilendirmesi neticesinde dolandırıcılar tarafından müşterinin diğer bankalarda bulunan hesaplarının boşaltıldığının öğrenilmesine rağmen davalı banka gerekli özeni göstermeyerek sonrasında yaşanan talihsizliklere engel olmadığını,  Müşterisinin sim kartının kopyalandığı ve diğer bankalardaki hesaplarının boşaltıldığı bilgisine sahip banka, gerekli diğer önlemleri de alması gerekirken 27.05.2017 günü saat 00:58'de, kopyalandığı söylenen numaradan (...) yapılan çağrı ile blokeleri kaldırarak havalelerin yapılmasını sağladığını, davalı banka işlemlerden önce sim kartın kopyalandığı ve dolandırıcıların müşterinin paralarını çekmeye çalıştığı bilgisine sahip olmasına karşın, gecenin bir yarısında kopyalanan numaradan yapılan arama ile konulan blokeyi kaldırarak işlem yapılmasını sağlamıştır. Buna rağmen Sayın Yerel Mahkeme davalı bankayı değil de sahte kimlikle yapılan başvuru neticesinde sim kart değişikliğini yapan, müşterisi ya da davalı banka ile hiçbir güvenlik protokolü bulunmayan ... ve bayiini sorumlu tuttuğunu, Gerekçenin çelişkili ve hatalı olduğunu, Sayın Yerel Mahkemenin verdiği karara gerekçe olarak sunduğu hususlar kendi içinde çelişkiler içermekte olup, hatalı değerlendirmeler neticesinde işbu hatalı hüküm kurulduğunu, Gerekçeli kararda alınan bilirkişi raporunun mahkemece de benimsendiği ve hükme esas alındığı belirtilmesine rağmen raporda kusurlu bulunan taraf kusursuz sayılarak diğer iki davalının kusurlu ve sorumlu olduğu kanaatine varıldığını, Mahkeme kararında; \"sahte kimlikle yeni bir telefon numarası alınıp, evvelkinin kapatılıp, internet bankacılığının yeni alınan telefon üzerinden girilmesinde bankanın alabileceği bir tedbir yoktur\" denmekte olduğunu,  Yeni bir telefon numarası alınması tespiti doğru olmadığını; Müşteri adına sahte kimlikle yeni bir numara alınmadığını , bilakis bankada da kayıtlı olan numaranın sim kart değişikliği yapıldığını; numaranın aynı olduğunu; müşteri tarafından dolandırıcılık hadisesinden önce bankaya bilgi verilmesine karşın banka aynı numara üzerinden işlem yapmaya devam etmiştir. Kopyalandığı bildirilen numaradan yapılacak her türlü işlemin, o dakikadan sonra şüpheli olarak değerlendirilmesi ve ona göre muamelede bulunulması gerekirken, gecenin bir yarısında arayan şahsa hiç şüphelenilmeden her türlü bilgi verilmiş, her işlemi gerçekleştirildiğini, yine gerekçeli kararda bankanın sorumluluğunun internet bankacılığındaki sistemi korumak ve dışarıdan girişleri engellemek olduğunun belirtildiğini; güven kurumu olan bankanın sadece dışarıdan yapılacak girişleri (hack) engellemekle mesul olduğu düşüncesinin ise takdirini dairemize bıraktıklarını,  Banka bankacılk kanunu gereği müşterisinin mevduatını saklamakla ve akdin sonunda ödünç verilen parayı iadeye mecbur olduğundan gerekli önlemleri bizzat almakla sorumlu olduğunu ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2014/5215E. 2014/11429K. 16.06.2014 tarihli kararı), Gerek Bankacılık Kanunu gerekse Yargıtay yerleşik içtihatları ile de sabit olduğu üzere bu işten kazanç elde eden ve bir güven kurumu olan bankalar, müşterilerinin mevduatını korumak ve gerekli güvenlik önlemlerini bizzat almakla yükümlü olduklarını; müvekkili şirketin banka ile ya da banka müşterisi ile herhangi bir sözleşmesel ilişkisi bulunmadığı gibi, banka tarafından güvenlik önlemiymiş gibi gösterilen “SMS onayı” ile işlem gerçekleştirilmesi hususunda GSM şirketi olan müvekkilinin hiçbir suretle haberdar edilmediği gibi onayı da alınmadığını, Müvekkili şirketin eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, Bir zararla fiil arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu kabul edebilmek için hayat tecrübelerine göre olayların normal akışında fiilin bu zararı meydana getirebileceği sonucuna varılması gerektiğini; zarara sebebiyet veren olayın banka müşterisinin bilgilerini, kimliğini ele geçirerek dolandırıcılık eylemine gerçekleştiren şahsın fiili olduğunu,  Bu bakımdan mevcut olayda zarara sebebiyet veren eylemin, müvekkil şitketten dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren şahıs tarafından (müvekkil şirketin de aldatılarak) yapılan başvuru işleminin değil, bizzat dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren şahsın eylemi olduğunu, hal böyleyken müvekkili şirket eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğundan söz edilemeyeceğini, Söz konusu olayda müvekkil şirketin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının olduğu kabul edilse dahi, dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren 3. şahsın fiili müvekkil şirketin eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmekte olduğunu, Haksız fiilden kaynaklanan zararlarda üçüncü kişinin ağır kusuru zarar ile fiil arasındaki illiyet bağını kesmekte olduğunu; söz konusu olayda bir an için müvekkil firmanın sorumlu olduğu düşünülse dahi dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren ve sahte evrak ve belgelerle müvekkil firma çalışanları aldatarak sim kart değişikliğini yaptıran 3. kişinin eylemi müvekkil firmanın eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmekte olduğunu; yine bu nedenle davanın müvekkil şirket bakımından reddi gerektiğini, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 2011/9563E.2012/11025K. 21.06.2012 tarihli kararında; “…Somut olayda, sahte sürücü belgesi kullanılarak noterde satış işlemi yapılmıştır. Bu belgenin aldatma yeteneğinin bulunması durumunda, 3. kişinin suç oluşturan bu eylemi nedensellik bağını keseceğinden, işlemi yapan noter kusursuz olarak da sorumlu tutulamaz…” Bahse konu Yargıtay kararında noterlerin kusursuz sorumluluğu bulunmasına rağmen işlemde kullanılan sahte sürücü belgesinin aldatma yeteneğinin bulunması durumunda noterin sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, olayımızda müvekkil şirketin ne banka müşterisi Davacıya, ne de diğer Davalı Bankaya karşı kusursuz sorumluluğu söz konusu olmamakla birlikte, işlemde kullanılan kimliğin aldatma kabiliyetinin bulunması sebebiyle müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, <br>İleri sürerek, yukarıda izah edilen tüm bu nedenlerle; Yerel Mahkemenin müvekkili firma hakkında verdiği kısmi kabul  kararının ORTADAN KALDIRILMASINI ve davanın müvekkil adına REDDİNE ve icranın geri bırakılmasına karar verilerek, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla talep ve istirham ettiklerini, Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararının oldukça özensiz bir şekilde ve çelişkili olarak hazırlandığını; kararda hem dava dosyasıyla ilgisiz ibareler geçmektiğini, hem de hükme esas alındığı söylenen raporun tam aksi yönde bir karar verildiğini, Kararın 4. sayfasında \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava hukuki niteliği itibarıyla icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. Maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup\" şeklinde bir ibare geçmekle birlikte işbu dava itirazın iptali davası olmadığını, aynı sayfada mahkemenin 16.02.2021 tarihli ara karar uyarınca alınan bilirkişi raporunun denetime uygun ve hükme esas alındığının belirtildiğini; söz konusu raporda açıkça davalı bankanın sim kart değişikliklerinde şifre gönderimlerini bloke edecek şekilde düzenleme yapması gerektiği, mevduatı sahteciliğe karşı korumada gerekli tedbirleri almadığının belirtildiğini; mahkemenin bu raporu hükme esas aldığını belirtmişse de bu raporla çelişen gerekçelerle, bankanın alabileceği bir tedbirin olmadığı, tüm sorumluluğun müvekkil şirket bayisi ve müvekkili şirketten kaynaklandığı şeklinde bir hüküm kurduğunu, dolayısıyla mahkemenin kararı hatalı ve hukuka aykırı olmakla birlikte kendi içinde çelişkili olduğunu ve gerekçesinin de yetersiz olduğunu, Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca davacı banka, müşterisinin müvekkili şirketten talepte bulunması ve müvekkili şirkete husumet yöneltmesinin mümkün olmadığını, davacı, banka ile aralarındaki sözleşme gereğince hesabında bulunan parayı bankaya usulsüz vedia sözleşmesi ile tevdi etmekte, paranın mülkiyeti bankaya geçmekte olduğunu; paranın mülkiyeti bankada olup davacının bankadan sözleşmeden kaynaklı bir alacak hakkı bulunduğunu; davacının bankadan olan alacağının baki olduğunu; dolayısıyla gerçekte malvarlığında bir eksilme olmadığını; davacının bu nedenlerle talebini ancak bankaya yöneltebileceğini, müvekkili şirketin haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu olduğu düşünülüyorsa, davacının bankadan alacak hakkı devam ettiğinden, alacak hakkı malvarlığının aktifinde yer aldığından ve malvarlığında eksilme meydana gelen kişi davacı değil banka olduğundan, haksız fiil sorumluluğun doğması için gerekli zarar unsuru gerçekleşmediğini; bu nedenle davacının müvekkili şirketten istemde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3227 E. 2019/4917 K. sayılı kararıyla onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2017/1014 E. 2018/157 K. sayılı kararında banka müşterisinin hesabından para çekildiği olayda dolandırıcılık eyleminin bankaya karşı işlendiği, banka müşterisinin talebini yalnızca bankaya karşı ileri sürebileceği ve gsm şirketlerine husumet yönetilemeyeceğinin açıklandığını, aynı şekilde Yargıtay banka müşterisi ile gsm şirketi arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmamasından dolayı banka müşterisinin talebini ancak bankaya yöneltebileceği görüşünde olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/16010 Esas, 2014/632 Karar, 13.1.2014 Tarih, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6795 Esas, 2014/14418 Karar, 24.09.2014, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17520 Esas, 2014/1279 Karar, 21.01.2014 Tarih, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2107 Esas, 2014/9458 Karar, 21.05.2014 Tarih), dolandırıcılık eylemleri sonucu her ne kadar davacının hesabından para çekilmiş olsa da, bir güven kurumu olan bankaların, kendisine tevdi edilen emanet paraları istenildiğinde müşterilerine iade etmekle yükümlü olduklarını; bu sebeple dolandırıcılık olayında zarar görenin müşteri değil banka olduğunu; bu davaya konu olayda da müvekkili şirketin bir dahli olamayacağını; davacı da emanet ettiği parasını da müvekkili şirketten değil davacı bankadan isteyebileceğini; dolayısıyla müvekkili şirkete işbu uyuşmazlıkta husumet düşmediğini, Mahkeme tarafından özel ve teknik bilgi gerektiren bir alanda bilirkişi raporu alınmasına rağmen bu bilirkişi raporlarındaki tespitler görmezden gelinerek soyut gerekçelerle bilirkişi raporunun tam aksi yönünde karar verildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında yer alan \"Sahte kimlikle yeni bir telefon numarası alınıp evvelkinin kapatılıp internet bankacılığının yeni alınan telefon üzerinden girilmesinde bankanın alabileceği bir tedbir yoktur.\", \"Bankanın sorumluluğu internet bankacılığındaki sistemi korumak dışarıdan girişleri engellemektir. Olayda dışarıdan giriş yoktur.\", \"Aksinin kabulü internet bankacılığını banka yönünden çekilmez hale getireceği…\" şeklindeki gerekçeleri, somut olayla, dava konusu olayın yaşandığı tarihteki regülasyonlarla ve teknolojik uygulamalarla bağdaşmadığını, bankanın alabileceği bir tedbir olup olmadığı özel ve teknik bilgi gerektiren bir konu olduğunu; zaten aksi durumda dosya bilgisayar mühendisi ve bankacı bilirkişilere tevdii edilmeyeceğini; Bilirkişi delili takdiri bir delil olmakla birlikte hakimin özel ve teknik bir konudaki bilirkişi raporuna aykırı kararının somut bir gerekçeye dayanması gerekli olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2480 E., 2021/657 K. 01.06.2021 T.,) konunun teknik bir bilgiyi içerdiği düşünülerek bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği konularda hakimin bilirkişi raporlarını eksik görüyorsa yine bir bilirkişi raporu alması gerektiğini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/152 E., 2019/356 K. 26.03.2019 T.),Yerel mahkeme, bankanın alması gereken tedbirleri alıp almadığı konusunda bilirkişi raporu aldığını ve bilirkişiler bankanın kusurlu olduğunu, internet bankacılığı sisteminin güvenliğini sağlayamadığını belirtmişken, soyut ifadelerle bankayı kusursuz, müvekkil şirketi kusurlu bulması hukuka aykırı olduğunu; ayrıca mahkemece bir de bilirkişi raporunun hükme elverişli denetime uygun olduğunun belirtildiğini,  mahkeme kararında somut olayda davalı bankanın alabileceği bir tedbirin olmadığı belirtilmişse de bu husus gerçeği yansıtmamakta olduğunu; olayda davacının zararının doğmasına bizzat davalı banka tek başına sebebiyet verdiğini, Diğer davalı, ... Bankası T.A.Onun 25.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde olayın gelişimini aşağıdaki şekilde anlattığını, \"26.05.2017 tarihinde saat 23.03'te davacı şirket yetkilisi, bankayı arayarak sim kartının kopyalandığını, diğer banka hesaplarındaki paraların boşaltıldığını beyan etmiş, aynı mağduriyetin ... hesabında da yaşanmaması için durumu bankaya bildirmiştir. Banka da davacıya ait internet bankacılığı hesabını bloke etmiştir.27.05.2017 tarihinde saat 00.58'de, davacı yetkilisinin ihbarından 2 saat sonra sim kart değişikliği yapılan telefon olan ... numaralı telefondan banka müşteri hizmetleri aranmıştır. ... numaralı yani davacının sim kartının üçüncü kişilerin eline geçtiğini bildirmiş olduğu cep telefonundan yapılan arama ile telefon bankacılığı yoluyla 10.000 TL nakit avans çekilmiştir. 9.750 TL'sinin havale yoluyla ... isimli kişiye gönderilmesi talep edilmiştir. Bankaca havalenin onaylanması için 0532 347 40 39 numaralı telefona onay SMSi gönderilmek istenmiş ancak sim kart değişikliği yapılmış olduğu için SMS gönderilememiş, çünkü sistem sim kart değişikliğini algılamış ve sahtecilik olaylarına karşı SMS gönderimini bloke etmiştir. Müşteri temsilcisi sim kart blokesini telefon üzerinden kaldırmıştır. Bloke kaldırıldığı için SMS ile şifre gönderilmiş, bu şifre ile havale işlemi onaylanmıştır.Aynı gün 01.45te banka aynı numaradan tekrar aranmıştır. Arayan kişi 10.000 TL daha nakit avans çekmiştir. Çekilen nakit avans ... isimli kişiye havale edilmiştir. Bu işlem de SMS ile gönderilen şifreye dayanılarak yapılmıştır. \" Somut olayda davacı sim kartının üçüncü kişilerce kopyalandığını belirterek bankayı aradıktan iki saat sonra, sanki davacı hiçbir bildirimde bulunmamış gibi, sim kartının kopyalandığını söylediği telefon hattından yapılan arama ile telefon bankacılığı işlemleri yapılmış, sim kart blokesi kaldırılmış, saat gece 1de taksitli nakit avans çekildiğini, nakit avans ile çekilen bu para daha önce hiç işlem yapılmamış ve muhtemelen sadece dolandırıcılık için açılmış bir hesaba aktarılmış, tüm bu işlemler ... numaralı hatta gönderilen SMS şifreleri vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Yani banka bu sim kart değişikliğini bilmesine karşın sim kart değişikliği yapılan telefon hattından yapılan tüm işlem taleplerini onaylayarak bu zararın doğmasına tek başına ve ağır kusuruyla sebebiyet verdiğini, Mahkeme kararında geçen bankanın alabileceği bir tedbir yoktur ifadesi son derece hatalı olduğunu; öncelikle bankanın zaten sim kart değişikliği yapıldığını bilmekte olduğunu; Sim kart değişikliği yapıldığı banka sistemlerine yansımakta ve sim kart değişikliği yapılan telefon numarasına şifre içeren SMSlerin gönderilmesi bloke edilmekte olduğunu; somut olayda da davalı bankanın beyanına göre bu şekilde bir bloke işlemi uygulandığını; bankanın blokeyi uygulaması ile sim kart değişikliği ile dolandırıcılık eylemleri arasındaki illiyet bağının koptuğunu; Banka güvenlik zaafiyeti gösterip blokeyi hatalı olarak kaldırmış ve zarara tek başına sebebiyet verdiğini, kaldı ki işlemin yapıldığı tarihte bu tür dolandırıcılıkların yapıldığı, SMS şifresi ile kimlik doğrulamanın riskleri bilindiği için bankalar sistemlerini SİM kart değişikliği olması halinde SMS gönderimini bloke edecek şekilde ayarladıklarını; bankanın mevcut uygulamayı gerçekleştirmeyerek olması gereken güvenlik altyapısını oluşturmamasının bankanın ağır kusurlu olduğunu göstereceğini, diğer yandan davacının zaten bankaya sim kart değişikliğinin rızası dışında yapıldığını bildirdiğini; dolayısıyla basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan ve ayrıca bir güven kurumu olan bankanın yapması gerekenin yüz yüze bir kimlik doğrulaması yapmadan ve şirket yetkilisinin söz konusu sim kart değişikliğini kendisinin yapıp yapmadığını, sim kartın aktif olarak şirket yetkilisinin elinde olup olmadığını doğrulamadan telefon bankacılığı işlemlerine izin vermemek ve sim kart blokesini kaldırmamak olması gerektiğini, una aykırı işlemler yabpan bankanın sorumluluğunun bulunmadığı şeklindeki karar somut olaya hiçbir şekilde uygun düşmediğini; mahkeme kararında olayın oluş şekline ilişkin detaylara yer verilmeyerek tamamen soyut bir şekilde bankanın alabileceği bir tedbir olmadığı, sahte kimlikle işlem yapanın müvekkil şirket bayisinin ve müvekkil şirketin sorumlu olduğu şeklindeki tespitler yanlış ve hatalı olduğunu,  somut olayda tedbir alması gereken taraf diğer davalı banka olduğunu; Sim kart değişikliği sırasında bloke işlemi uygulandığını, banka üçüncü kişiler tarafından yetkisiz erişim olmasın diye uyguladığı blokeyi telefon bankacılığı üzerinden yetersiz bir kimlik kontrolü ile kaldırdığını ve zarara bizzat kendi kusurlu fiiliyle sebebiyet verdiğini, BDDKnın dosyada mübrez 11.04.2016 tarihli basın açıklamasında da belirttiği üzere olayın gerçekleştiği 2017 tarihinde BDDK talimatı gereği müşterinin sim kart değişikliği gerçekleştirdiği durumda bankaların sim kart değişikliği gerçekleşen mobil hatta kimlik doğrulaması yapmadan onay SMSi göndermemesi gerektiğini, bankaların düzenleyici ve denetleyici kurumu olan BDDK, müşterilerin sim kart değişikliklerinde sim kart değişikliğinin müşteri tarafından yapılıp yapılmadığının banka tarafından doğrulanması gerektiğini belirtmekte olduğunu; dolayısıyla mahkeme kararında belirtilenin aksine davalı bankanın alabileceği tedbirler mevcut olduğunu, diğer taraftan davalı banka sms blokesini kaldırma işlemini de usulüne uygun ve güvenli bir şekilde yaptığını ispat edememiştir. Dosyada telefon bankacılığı ile yapılan işlemlere ilişkin ses kayıtları mevcut değildir. Davacı sim kart blokesini kaldırmak için yalnızca davacı şirket yetkilisinin bilebileceği bir güvenlik sorusu dahi sorduğunu ispat edememiştir. Bu bloke telefon üzerinden ve güvenlik sorusu sorulmadan kaldırılabiliyorsa bloke uygulayıp uygulamamak arasında bir fark kalmamaktadır. Ayrıca bloke uyguladığını iddia eden banka, bu blokeyi usulüne uygun şekilde kaldırdığını ispat yükü altındadır. Bu nedenle zarara yol açan olayda zararı doğuran eylemin bizzat davalı banka kaynaklı olduğu ve davalı bankanın kusurlu eyleminden kaynaklandığı görülmekte olduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki somut olayda sim kart değişikliği sonucunda sim kart değişikliğinin yetkili kişi tarafından yapılıp yapılmadığı doğrulanmadan gsm hattına şifre ile SMS gönderilmediğini; Kimlik doğrulaması ise bizzat diğer davalı banka tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla sim kart değişikliği ile işlem yapılmasına ilişkin şifrenin üçüncü kişilerin eline geçmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmamaktadır. Varsa bile olan illiyet bağı davalı bankanın ağır kusuru ile kesildiğini,  SMS yoluyla şifre göndermek suretiyle kimlik doğrulaması yapılması diğer davalı bankanın tercih ettiği bir yöntemdir. Banka bu sistemi risklerini bile bile kullanmakta olduğunu, Banka 2005 yılından beri hem teknik hem de hukuki altyapısı olan Güvenli Elektronik İmza uygulamasının kullanılmasını zorunlu kılsaydı söz konusu zarar meydana gelmeyeceğini; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun ekte sunduğumuz 15.01.2010 tarihli, görüşünü bildiren B.62.0.BTK.0.10.249/3715-1720 sayılı görüş yazısında da internet bankacılığı sisteminin güvenliğinin korunması için bankaların mobil imza uygulamasını tercih etmesi gerektiğinin açıklandığını,28.09.2021 tarihli ve 18.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda \"Davalı bankanın davacının sahte kimlik ile sim kart değişikliğinde şifre gönderimini bloke edecek şekilde düzenlenmesi gerektiği\" ve \"Davalı bankanın mevduatı sahtecilere karşı korumada gerekli tedbirleri yeteri kadar almadığı bu yönü ile kusurlu olduğu\" belirtilmiştir. Dosyaya ibraz ettiğimiz benzer olaylarda düzenlenen bilirkişi raporlarında \"SIM blokesinin mesafeli işlem niteliğindeki internet bankacılığı veya çağrı merkezi üzerinden kaldırılmasına izin vermelerinin kimlik belirleme bakımından zafiyet içerdiği\" belirtildiğini; Sim kart değişikliğinin gerçek yetkili tarafından yapılıp yapılmadığını yine o telefondan yapılan arama üzerine doğrulamanın mantıklı bir güvenlik önlemi olmadığı izahtan vareste olduğunu, İşlemin sahte kimlik ile yapılmış olması halinde sahte kimliğin iğfal kabiliyeti olduğu dikkate alınması gerektiğini, Somut olayda sim kart değişikliği sırasında kullanılan kimliğin sahte olduğu belirtilmekte olduğunu; Sim kart değişikliği formunun sahte evrak ile düzenlendiğinin kabulü halinde müvekkil şirket veya bayisinin kusurundan söz edebilmek için belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmaması gerektiğini, Belgenin iğfal kabiliyetinin bulunması halinde müvekkil şirket veya bayisinin herhangi ihmal veya kast derecesinde hafif veya ağır bir kusurunun bulunduğu söylenemeyecektir. Bu halde müvekkil şirket veya bayisine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı gibi belgeyi düzenleyen ve ibraz eden kişinin ağır kusuru da zararla müvekkil şirkete atfedilen fiil arasındaki illiyet bağını keseceğini, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/2002 E., 2020/5494 K.),Görüleceği üzere müvekkili şirket bayilerine noterlerden dahi beklenemeyecek bir dikkat ve özen yükümlülüğü yüklemek yerleşik Yargıtay içtihatlarına da aykırı olacağını; bir kamu kurumu olan, düzenlediği belgeler resmi belge olan ve sahteliği ispat olunana kadar geçerli bir belge niteliğinde olan resmi belgeler düzenleyen noterlerin kusursuz sorumluluğu kanun gereği olmasına karşın belgenin iğfal kabiliyeti olması halinde ortada illiyet bağı olmadığı kabul edilirken müvekkili şirket veya bayisinin sorumluluğunu hele ki kusursuz sorumluluğunu düzenleyen hiçbir yasa hükmü veya sözleşme olmamasına karşın müvekkil şirketin sorumluluğundan bahsetmek hukuka aykırı olacağını, Diğer yandan karşılaştırılan iki kimliğin de veriliş tarihleri farklı olup kimliğin bu esnada yenilenmesi mümkündür. Kimlik üzerindeki kişi ve aileye ilişkin bilgiler de birbirlerini tutmakta olduğunu; dolayısıyla kimliğin iğfal kabiliyeti olduğunu; İğfal kabiliyeti olan kimliğin kullanılmasında müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceğini,Müvekkili şirket ile diğer davalı ... arasında adam çalıştıran ilişkisi bulunmadığını, Mahkeme kararında müvekkili şirketin adam çalıştıranın sorumluluğundan dolayı sorumlu olduğu belirtilmişse de bu tespitin de hukuka aykırı olduğunu; bayilerle müvekkili şirket arasındaki ilişki TBK.nın 66. Maddesinde açıklanan \"adam çalıştıran/çalışan\" ilişkisi olmadığını; bayilerin müvekkili şirketten bağımsız hareket eden/ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişiler olduğunu; müvekkili şirket ile bayiler arasından \"istihdam eden/müstahdem ilişkisi\" bulunmadığından bayinin hukuka aykırı eylemlerinden müvekkil şirketin kusursuz sorumlu olmasının hukuken mümkün olmadığını; müvekkili şirketin ancak kendi kusuru varsa sorumlu tutulabileceğini, ancak somut olayda sim kart değişikliği diğer davalı bayi tarafından yapıldığını, kimlik bayiye ibraz edilmiş, aslı görülen kimliğin fotokopisi alındığını; müvekkili şirketin fotokopi kimlik üzerinden sahtecilik incelemesi yapmasının kendisinden beklenemeyeceğini,  bilirkişiler dahi fotokopi evrak üzerinden sahtecilik incelemesi yapmadığını, İleri sürerek, izah edilen sebeplerden ötürü İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1249 E. 2022/368 K. Sayılı 18/05/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın müvekkili şirket yönünden reddine, hükmün icrasının karar kesinleşene kadar durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı banka hesabından, sahte kimlik ile simkart değişikliği ve bankacılık şifresi değiştirilerek çekildiği iddia olunan paranın davalılardan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davalı bankaya karşı açılan davanın reddine, diğer davalılara karşı açılan davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı aleyhine hüküm verilen davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davacı şirketin davalı banka ile yaptığı internet bankacılığı sözleşmesinde davacı şirket yetkilisine ait ... cep telefonu numarasının belirtildiğini ve internet bankacılığında da bu hat üzerinden alınan şifre ve mobil şifreler ile işlem yapıldığını, 26/05/2017 tarihinde bu hatta ait simkartın sahte kimlik ile davalı ... bayisi diğer davalı ... A.Ş.'nin Pendik Şubesi aracılığı ile kapatılarak yeni simkart alındığını, bu simkart üzerinden davacı şirketin davalı banka nezdindeki internet bankacılığı şifresinin değiştirildiğini, ardından davacının davalı banka nezdindeki hesabından 21.000,00-TL'nin önce davacı şirket yetkilisinin hesabına, oradan da üçüncü kişilerin hesabına aktarıldığını, meydana gelen zarardan her üç şirketin de sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu tutarın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... tarafından; davada pasif husumetlerinin bulunmadığını, davacının kişisel bilgilerini korumak için gerekli önlemleri almadığı, kusurun internet bankacılığında gereken güvenlik önlemlerini almayan diğer davalı bankaya ait olduğu, zarar ile simkart değişikliği arasında illiyet bağı bulunmadığı davanın reddi gerektiği yönündedir. Mahkemece; davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesap hareketleri, hesabına para aktarılan dava dışı şüpheliler aleyhine yürütülen soruşturma kapsamında açılan ve İstanbul 21 Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde derdest olan ceza davası dosyası celbedilerek, dosya bir bilişim uzmanı ve bir bankacıdan oluşan heyete tevdii edilerek rapor alınmış,rapora yapılan itirazlar  üzerine ek rapor alınmış, akabinde davanın itirazın iptali davası olduğu, dosyanın tevdii edildiği bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu mahkemece de benimsendiği,  sahte kimlikle yeni bir telefon numarası alınıp evvelkinin kapatılıp internet bankacılığına yeni alınan telefon üzerinden girilmesinde bankanın alabileceği  bir tedbir  bulunmadığı, bu duruma sahte kimliği farketmeyip işlemi yaptıran ... A.Ş.'nin sebep olduğu, ... Anonim Şirketinin sorumluluğunun ise adam çalıştıranın sorumluluğu olduğu,  bankanın sorumluluğununun internet bankacılığındaki  sistemi korumak ve dışarıdan girişleri engellemek olduğu, olayda dışarıdan giriş  olduğu, aksinin kabulünün internet bankacılığını banka yönünden çekilmez hale getireceği, davacı firma yetkilisi ...'a ait noterden onaylı  kimlik bilgileriyle davalı ... A.Ş. firmasına SIM kart değişikliği için verilen kimlik bilgilerinde, kimliklerde yer alan fotoğraflar, kimlik seri numarası, medeni durum, ilçe, mahalle, sıra no, verildiği yer, kayıt no veriliş tarihi bilgilerinin farklı olduğu, sunulan kimlik fotokopisi ile ... A.Ş firmasına verilen kimlik fotokopisinin farklı olduğu, sim kart değişikliğinin sahte kimlik ibrazı ile yapılmış olduğu gerekçeleri ile davanın davalı banka yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarında; davacının  sahte kimlikle sim kart değişikliği ile internet dolandırıcılığı kapsamında; 26.05.2017 tarihinde davacı firma yetkilisi ...’ın başvurusu doğrultusunda yapıldığı belirtilen sim kart değişikliği ne ilişkin dava dilekçesine ekli ihtarname ekindeki  abone genel bilgileri, sair işlem formu ve kimlik fotokopisi incelendiğinde, davacı firma yetkilisi ...'a ait noterden onaylı kimlik bilgileriyle davalı ... A.Ş. firmasına SIM kart değişikliği için verilen kimlik bilgilerinde, kimliklerde yer alan fotoğrafların, kimlik seri numarasının, medeni durumun, ilçe, mahalle, sıra no, verildiği yer, kayıt no ve veriliş tarihi bilgilerinin farklı olduğu, dava dosyasında yapılan incelemelerde tek kullanımlık SMS mesajları, bilgilendirme mesajları veya SMS log kayıtlarına dair herhangi bir belgenin yer almadığı, somut olayda; çağrı merkezi kullanılarak; davacının business kredi Kartından 20.000 TI'lik nakit avans kullanımı ile davacı şirket yetkilisi ... hesabına havale işlemi yapıldığı, ...'ın hesabından, 10.000,00-TL'sinin 27/05/2017 tarihinde saat 01:55 te ...'ye ait hesaba, 9.750,00-TL'sinin 27/05/2017 tarihinde saat 01:07 de Yamaç Sarp Hoşöz hesabına aktarıldığı, davalı bankanın, davacının sahte kimlik ile sim kart değişikliğinde şifre gönderimini bloke edecek şekilde düzenlenmesi gerektiği, bankanın, mevduatı sahtecilere karşı korumada gerekli tedbirleri yeteri kadar almadığından kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekili tarafından kök rapora karşı sunulan itiraz dilekçesinde; davaya konu olayın ne şekilde gerçekletiğine dair açıklama yapılmış olup; banka vekili tarafından;  26/05/2017 saat 23:03 tarihinde  ... numaralı telefondan davalı bankanın çağrı merkezinin arandığı, ... ticari müşteri numarasına davacı şirket bilgileri ile kayıp çalıntı menüsünden müşteri temsilcisine bağlanıldığı, müşteri temsilcisine bağlanan şahsın, sim kartının kopyalandığı ve diğer bankalardaki hesaplarının boşaltıldığı gerekçesi ile aynı mağduriyetin davalı banka hesaplarında da için internet bankacılığının bloke edilmesini talep ettiği, müşteri temsilcisi tarafından kart/hesaplarına bloke konulmadan sadece ticari internet bankacılığının bloke edildiği, 27/05/2017 saat 00:58 tarihinde bu kez ... numaralı bankaya kayıtlı telefondan çağrı merkezinin arandığı,  yapılan aramada sesli yanıt sisteminde öncelikli olarak ... TC Kimlik Numaralı ...' a ait ... bireysel müşteri numarası tuşlanarak müşteri temsilcisine bağlanıldığı, müşteri temsilcisine bağlanan şahsın kendisini ... olarak tanıttığı, yalnızca kredi kartının limitini öğrenmek istdiği, müşteri temsilcisi tarafından ... numaralı kredi kart şifresinin tuşlanması için ilgili menüye aktarıldığı ve başarılı şifre girişi yapıldığı, ilgili görüşmede müşteri numarası ve karta ait şifre girilerek kimlik doğrulaması yapılmış olmasına rağmen; banka güvenlik uygulaması gereği, arayan kişiden annesinin evlenmeden önceki soysim bilgisinin istenen harflerinin söylenmesinin talep edildiği ve doğru bilginin teyit edildiği, bu bilgiler teyit edildikten sonra kart limit bilgileri ve taksitli nakit avans bilgilerinin paylaşıldığı,  ... numaralı kredi kartından 10.000,00-TL taksitli nakit avans işleminin işlemi ... numaralı vadesiz hesaba aktarıldığı, hesaba aktarılan tutarın 9.750,00-TL'sinin ... hesabına havale edildiği,  ilgili havalenin tamamlanması için 01:04:44- 01:05:39   saatlerinde gönderilen tek kullanımlık şifre aktivasyon işlemi yapılmadığı için önce gönderim yapılamadığı, bu sürecin ardından müşteri temsilcisinin sim kart blokesini kaldırarak 01 saatinde telefon bankacılığı aracılığı ile yapılacak 9.750,00 TL tutarındaki havale işlemine ait SMS şifresini giriş yaparak işlemin tamamlandığı, 27.05.2017 saat 01:45 tarihinde  ... numaralı bankaya kayıtlı telefondan çağrı merkezine arama yapıldığı, sesli yanıt sisteminden müşteri numarasının tuşlandığı ve müşteri temsilcisine bağlanıldığı, müşteri temsilcisine bağlanan şahsın, kendisini ... olarak tanıttığı, hesabına 25.000 TL havale gelip gelmediğini öğrenmek istediği ve kredi kartından nakit avans çekip çekemeyeceğini sorguladığı, müşteri temsilcisi tarafından 5472440150446025 numaralı kredi kartı şifresinin tuşlanması için ilgili menüye aktarıldığı ve başarılı şifre girişi yapıldığı, ilgili görüşmede de, müşteri numarası ve kartına ait şifre girilerek kimlik doğrulaması yapılmış olmasına rağmen; banka güvenlik uygulaması gereği, arayan kişiden anne evlenmeden önceki soy isim bilgisinin istenen harflerinin söylenmesinin talep edildiği ve doğru bilginin teyit edildiği, bu bilgiler teyit edildikten sonra hesap bilgileri ve taksitli nakit avans bilgilerinin paylaşıldığı,  ... numaralı kredi kartından 10.000,00-TL taksitli nakit avans işleminin ... numaralı vadesiz hesaba aktarıldığı, hesaba aktarılan tutarın, görüşmedeki talep üzerine ... hesabına transfer edildiği, ilgili havalenin tamamlanması için müşterinin bankada kayıtlı olan ... numaralı cep telefonuna tek kullanımlık şifre gönderildiği ve müşteri temsilcisinin havale işlemine ait SMS şifresini giriş yaparak işlemin tamamlandığı, 27/05/2017 saat 02:21'de ... numaralı bankamızda kayıtlı telefondan çağrı merkezinin arandığı, sesli yanıt sisteminden müşteri numarasının tuşlandığı ve müşteri temsilcisine bağlanıldığı, müşteri temsilcisine bağlanan şahsın, kendisini ... olarak tanıttığı ve ınternet bankacılığı şifresini öğrenmek istediğini ilettiği,  ... numaralı kredi kartı şifresinin tuşlanması için ilgili menüye aktarıldığı ve başarılı şifre girişi yapıldığı,  ilgili görüşmede de, müşteri numarası ve kartına ait şifre girilerek kimlik doğrulaması yapılmış olmasına rağmen; banka güvenlik uygulaması gereği, arayan kişiden anne evlenmeden önceki soy isim bilgisinin istenen harflerinin söylenmesinin talep edildiği ve doğru bilginin teyit edildiği, bu bilgiler teyit edildikten sonra müşteri temsilcisi tarafından ... numaralı telefona SMS ile Internet Bankacılığı şifresi gönderildiği, müşterinin bireysel internet bankacılığında bloke bulunmadığı, bankanın her türlü güvenlik önlemini aldığı, bankanın kimlik doğrulaması yaparken müşterinin bankaya bilgilerini bildiridiği sistemde kayıtlı telefon numarasını kullanarak yaptığı, davacının hesap bilgilerinin, şifrelerinin ve telefon bilgilerinin bilgisi dışında 3. kişilerin eline geçmiş olmasının, davacının gerekli güvenlik önlemini almadığının göstergesi olduğu, hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece dosyaya log kayıtları, çağrı merkezi ile yapılan görüşmelere ilişkin kayıtlar celbedilmediği gibi, hesabına para aktarılan dava dışı üçüncü kişilere karşı İstanbul 21 Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde devam eden ceza dava dosyasında da bu kayıtların mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından raporlara karşı sunulan beyan dilekçelerinde zarar ile bu davalıların eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı savunulmuştur. Davalı banka vekilinin az yukarıda içeriği belirtilen bilirkişi raporunda itiraz dilekçesindeki beyanından, davacı şirket temsilcisi tarafından sim kartının rızası dışında değiştirildiği bilgisinin, üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen tajsitli nakit avans kullanma ve bu tutarların başka hesaplara transferini sağlama işlemlerinin gerçekleştirildiği tarihten önce bankaya bildirildiği ve internet baknacılığı hesabına bloke konulduğu, daha sonra yine bankanın çağrı merkezi üzerinden taksitli nakit avans kullanımı işlemi gerçekleştirildiği ve bu avansın üçüncü kişiye havalesi işleminin sim kart değişikliği nedeniyle onaylanmadığı, bunun üzerine müşteri temsilcisinin sim kart üzerindeki bloke işlemini kaldırdığı ve ilk havale işlemini gerçekleştirdiği, ikinci taksili nakit avans kullanımı ve tutarın havalesi işleminin ise internet bankacılığı blokesi kaldırıldığından çağrı merkezi üzerinden müşteri temsilcisi vasıtası ile kolaylıkla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Şu halde mahkemece yapılması gereken iş davalı bankadan dava konusu olaya ilişkin tüm çağrı merkezi görüşme, sms ve log kayıtlarını getirterek, yine ceza dava dosyasının akıbeti araştırılıp, orada sim kart değişikliğinde kullanıldığı belirtilen sahte kimlik belgesinin iğfal kabiliyetine ilişkin bilirkişi raporlar da celbedilerek gerekli görülmesi halinde ek rapor alınmak suretiyle, davalılar ... ve ...'in eylemi ile davacı zararı arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bağı mevcut ise, davalı bankanın kendisine gelen rıza dışı sim kart değişikliği bilgisine ve internet bankacılığı blokesine rağmen, daha sonra çağrı merkezi aracılığı ile bu blokenin kaldırılmış olmasının illiyet bağını kesip kesmediği hususunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik delil ve yetersiz inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde olmamış, davalıların bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur. Kabule göre de; dava sözleşmeye aykırılık ve haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin olmasına gerekçeli kararda davanın itirazın iptali davası olduğunun belirtilmesi, yine gerekçede dosyaya alınan bilirkişi heyet raporlarının hükme esas alındığı belirtilmesine ve raporlarda bankaya kusur izafe edilmesine rağmen, bankanın kusuru bulunmadığı belirtilerek kendi içerisinde çelişkili gerekçe yazılması yerinde olmamış, davalıların buna yönelik istinaf sebepleri de yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan sebepler doğrultusunda kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalılar  ... A.Ş. ve ... Mam. Paz. A.Ş.vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2022 tarih ve  2018/1249 Esas ve 2022/368 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde istinaf eden davalılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8812111a5131566","SID":"3099ef2c65720c6c"}}